İçindekiler
Soykırım suçu, milli, etnik, ırki veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla, bir planın icrası suretiyle işlenen ve Türk Ceza Kanunu’nun 76. maddesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılan; hem ulusal hem de uluslararası hukukta “suçların suçu” (crimen criminum) olarak nitelendirilen en ağır suç tipidir. Suçun işlenmesi sırasında birden fazla kişi öldürülmüş veya yaralanmışsa, TCK 76/2 uyarınca gerçek içtima hükümleri uygulanır ve fail, mağdur sayısınca ayrı ayrı cezalandırılır; ayrıca TCK 76/4 gereği bu suçta dava ve ceza zamanaşımı işlemez.
Bu yazıda soykırım suçunun maddi ve manevi unsurları, korunan gruplar, ispat sorunları, ceza miktarı, zamanaşımı istisnası, insanlığa karşı suçlardan (TCK 77) farkı, uluslararası hukuktaki konumu ve yargılama usulü ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Soykırım ve insanlığa karşı suçların bir arada değerlendirildiği geniş kapsamlı içerik için Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK 76-78) yazımızı inceleyebilirsiniz. Suçun kanuni dayanağı olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Soykırım Suçu Nedir? (TCK 76)
Soykırım suçu, TCK 76/1’de “bir plânın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla” işlenen belirli fiiller olarak tanımlanmıştır. Madde metninde beş seçimlik hareket sayılmıştır: kasten öldürme, grup üyelerinin bedensel veya ruhsal bütünlüğüne ağır zarar verme, grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullara bilerek tabi kılma, grup içinde doğumları engellemeye yönelik tedbirler alma ve gruba ait çocukları zorla bir başka gruba nakletme. TCK 76’nın hukuki kaynağı 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’dir; madde metni bu sözleşmedeki tanımı büyük ölçüde takip etmekte, ayrıca “bir planın icrası” ibaresiyle sözleşmeden farklılaşan bir unsura yer vermektedir.
Soykırım Suçunun Hukuki Niteliği ve Korunan Değer
Soykırım suçu, TCK’nın “Uluslararası Suçlar” başlıklı Dördüncü Kısmının ilk maddesinde, kanunun en ağır suç tipi olarak düzenlenmiştir. Korunan hukuki değer, tek başına mağdurların yaşam veya vücut bütünlüğü değil; milli, etnik, ırki veya dini bir grubun varlığını sürdürme hakkıdır. Bu nedenle soykırım suçu, aynı zamanda bireysel mağduriyetlere karşı işlenen adam öldürme (kasten öldürme suçu TCK-81) gibi klasik suç tiplerinden yapısal olarak ayrılır: soykırımda fail, tek tek bireyleri değil, o bireylerin mensup olduğu grubu hedef almaktadır. Suç, çok failli ve özgü nitelikte olmayan, herkes tarafından işlenebilecek bir suçtur; bu kavramın genel çerçevesi için özgü suç nedir yazımıza bakılabilir.
Soykırım Suçunun Unsurları
Soykırım suçunun oluşabilmesi için doktrinde ve uygulamada aranan unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
- Kanunda sayılan seçimlik fiillerden birinin gerçekleştirilmiş olması (maddi unsur).
- Bu fiillerin milli, etnik, ırki veya dini bir gruba yönelik olması.
- Fiillerin “bir planın icrası” çerçevesinde, yani organize ve sistematik biçimde işlenmesi.
- Failde grubu tamamen veya kısmen yok etme amacına yönelik özel kastın (dolus specialis) bulunması.
Bu dört unsurdan herhangi birinin eksik olması halinde fiil, somut duruma göre kasten öldürme, kasten yaralama veya ancak varsa TCK 77’de düzenlenen insanlığa karşı suç olarak nitelendirilebilir; soykırım suçu oluşmaz.
Maddi Unsur: Kanunda Sayılan Fiiller
TCK 76/1’de sayılan fiiller sınırlı sayıdadır (numerus clausus) ve şu şekildedir:
- Grup üyelerinin kasten öldürülmesi.
- Grup üyelerinin bedensel veya ruhsal bütünlüğüne ağır zarar verilmesi.
- Grubun, tamamen veya kısmen fiziki varlığının yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullara bilerek tabi kılınması (örneğin açlığa, susuzluğa veya barınaksız bırakmaya zorlama).
- Grup içinde doğumları engellemeye yönelik tedbirlerin alınması.
- Gruba ait çocukların zorla bir başka gruba nakledilmesi.
Bu fiillerden yalnızca birinin gerçekleştirilmiş olması, diğer unsurların (özellikle özel kastın) da varlığı koşuluyla soykırım suçunun oluşması için yeterlidir; failin tüm seçimlik hareketleri birlikte gerçekleştirmiş olması aranmaz. Uygulamada “bedensel veya ruhsal bütünlüğe ağır zarar verme” fiili, grup üyelerine karşı sistematik biçimde işlenen cinsel saldırı suçu (TCK-102) niteliğindeki eylemleri de kapsayabilir; uluslararası ceza hukuku içtihadında cinsel şiddetin bir grubu hedef alan sistematik bir soykırım aracı olarak kullanılabildiği kabul edilmektedir.
Manevi Unsur: Grubu Yok Etme Özel Kastı (Dolus Specialis)
Soykırım suçunun manevi unsuru, doğrudan kasttır; taksirle soykırım suçu işlenemez. Ancak burada aranan kast, sıradan bir öldürme veya yaralama kastından farklı, öğretide dolus specialis (özel kast) olarak adlandırılan nitelikli bir kasttır. Genel kastta fail, fiilin sonucunu bilip istemekle sorumlu tutulurken; özel kastta bundan daha fazlası aranır: failin, işlediği fiille birlikte, o fiilin ait olduğu grubu bir grup olarak tamamen veya kısmen yok etme amacını taşıması gerekir.
Bu ayrım kritik önemdedir çünkü sonuca (ölüm, ağır yaralanma) bakılarak özel kastın varlığı otomatik olarak çıkarılamaz; mağdurların salt bir gruba mensup oldukları için hedef alınmış olması ve failin bu mensubiyeti bilerek grubu imha etme amacıyla hareket etmiş olması ayrıca ortaya konmalıdır. TCK’daki genel kusurluluk rejimi ile bu özel kast kavramı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kast ve taksir yazımıza bakılabilir.
“Bir Planın İcrası” Unsuru
TCK 76’yı 1948 Sözleşmesi’ndeki tanımdan ayıran temel özellik, “bir planın icrası suretiyle” ibaresidir. Bu ibare, kanun koyucu tarafından soykırım suçunun tek başına, plansız ve münferit bir fiille işlenemeyeceğini; fiillerin organize, sistematik ve önceden tasarlanmış bir yapı içinde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamak amacıyla eklenmiştir. Uygulamada bu unsur, failin bireysel saikiyle işlediği tekil bir öldürme veya yaralama fiilini soykırım suçunun kapsamı dışında tutan bir filtre işlevi görür; planın varlığı, olay bazında fiilin işleniş biçimi, organizasyon derecesi ve hedef seçiminin sistematikliği üzerinden değerlendirilir.
Korunan Gruplar: Milli, Etnik, Irki veya Dini Grup
TCK 76 uyarınca soykırım suçunun mağduru olabilecek gruplar sınırlı sayıda dört kategoriyle belirlenmiştir: milli (ulusal), etnik, ırki ve dini gruplar. Bu sayım tahdididir; kanun koyucu, siyasi görüş, sosyal sınıf, cinsiyet veya ekonomik statü gibi diğer ayırt edici özelliklere sahip toplulukları madde kapsamına dahil etmemiştir. Bunun sonucu olarak, örneğin salt siyasi kimliği nedeniyle hedef alınan bir topluluğa yönelik sistematik saldırılar, ağır sonuçlar doğursa dahi TCK 76 anlamında soykırım suçunu oluşturmaz; böyle bir fiil, somut koşullara göre ancak TCK 77’de düzenlenen insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilebilir. Bu dört grup kategorisi doğrudan 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesinden alınmıştır ve gerek Türk hukukunda gerek uluslararası ceza hukukunda dar ve sınırlayıcı biçimde yorumlanır.
“Tamamen veya Kısmen Yok Etme” Kavramı
Kanun metnindeki “tamamen veya kısmen yok etme” ifadesi, soykırım suçunun oluşması için grubun tüm üyelerinin yok edilmesinin şart olmadığını, grubun önemli bir bölümünün hedef alınmasının yeterli olabileceğini gösterir. “Kısmen yok etme” ifadesinin sınırları uluslararası ceza hukukunda tartışmalı bir alandır; genel kabul gören yaklaşıma göre, hedef alınan kısmın grubun sayısal veya niteliksel (örneğin grubun liderleri, aydınları gibi belirleyici bir kesimi) açıdan önemli/belirleyici bir parçası olması gerekir. Yalnızca birkaç bireyin öldürülmesi, bu kişiler bir grubu temsil eden belirleyici bir kesim oluşturmadıkça, tek başına “kısmen yok etme” eşiğine ulaşmaz.
Soykırım Suçunda Özel Kastın İspatı
Uygulamada soykırım suçunun ispatındaki en büyük güçlük, özel kastın (dolus specialis) ortaya konmasıdır. Fail açıkça “bu grubu yok etmek istiyorum” şeklinde bir beyanda bulunmadıkça, özel kastın varlığı çoğunlukla dolaylı delillerden çıkarılmak zorundadır. Uluslararası ceza mahkemeleri içtihadında ve doktrinde özel kastın ispatında dikkate alınan başlıca ölçütler şunlardır:
- Saldırının ölçeği ve sistematikliği (rastgele mi, organize mi işlendiği).
- Hedef seçiminin münhasıran belirli bir gruba mensubiyet üzerinden yapılıp yapılmadığı.
- Failin kullandığı söylem, talimat veya belgelerde grubu imha etmeye yönelik ifadelerin bulunup bulunmadığı.
- Saldırının tekrarlanan, süreklilik arz eden niteliği.
- Grubun yaşam koşullarını ağırlaştıran ek tedbirlerin (barınma, gıda, sağlık hizmetlerinden mahrum bırakma gibi) eşlik edip etmediği.
Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir; mahkeme, somut olayın bütününü değerlendirerek özel kastın makul şüpheden uzak biçimde ispatlanıp ispatlanmadığına karar verir.
Soykırım Suçunun Cezası: Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis
TCK 76/2 uyarınca soykırım suçunu işleyen fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, Türk Ceza Kanunu’ndaki en ağır hapis cezası türüdür ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 25. maddesi uyarınca özel infaz rejimine tabidir (tek kişilik odada infaz, sıkı güvenlik tedbirleri gibi). Aynı fıkra uyarınca, soykırım kapsamında kasten öldürme veya kasten yaralama fiilleri de işlenmişse, bu fiiller nedeniyle ayrıca gerçek içtima hükümleri uygulanır; yani fail, soykırım suçunun cezasının yanında, öldürdüğü veya yaraladığı her bir mağdur için ayrı ayrı cezalandırılır.
Ağırlaştırılmış Müebbet, Müebbet ve Süreli Hapis Farkı
Türk ceza hukukunda üç temel hapis cezası türü bulunur: süreli hapis cezası (belirli bir yıl aralığında), müebbet hapis cezası (fail hayatı boyunca hapis cezasını çeker, ancak koşullu salıverilme imkânı vardır) ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapisten infaz rejimi bakımından daha ağırdır; koşullu salıverilme için aranan infaz süresi daha uzundur ve infaz sırasında sıkı güvenlik tedbirleri uygulanır. Soykırım suçu, kanun koyucu tarafından bilinçli olarak bu en ağır ceza kategorisine yerleştirilmiştir; bu tercih, suçun “suçların suçu” olarak nitelendirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Ceza türleri arasındaki genel ayrım ve infaz esasları hakkında ayrıntılı bilgi için ceza türleri ve yaptırımlar yazımız incelenebilir.
Gerçek İçtima ve Mağdur Sayısınca Ceza
TCK 76/2’nin ikinci cümlesi, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama fiilleri bakımından gerçek içtima kuralını açıkça öngörür. Bu, ceza hukukunun genel ilkelerinden bir istisna niteliğindedir; normal şartlarda aynı suç işleme kararıyla birden fazla kişiye karşı işlenen fiiller zincirleme suç (TCK 43) kapsamında tek cezayla değerlendirilebilirken, soykırım suçunda kanun koyucu her bir mağdur için ayrı ayrı ceza tayinini zorunlu kılmıştır. Böylece fail, soykırım suçundan aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanında, öldürdüğü veya yaraladığı her mağdur için de ayrıca cezalandırılır. Suçların içtimaına ilişkin genel esaslar için suçların içtimaı yazımıza bakılabilir.
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri
TCK 76/3 uyarınca, soykırım suçunun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Türk hukukunda tüzel kişiler doğrudan cezai sorumluluk taşımaz (ceza, gerçek kişi failler hakkında uygulanır); ancak TCK m. 60 çerçevesinde ruhsatın iptali veya müsadere gibi güvenlik tedbirleri, suçun işlenmesinde araç olarak kullanılan tüzel kişi hakkında ayrıca uygulanabilir. Bu düzenleme, özellikle soykırım fiillerinin bir kurum, dernek veya şirket yapısı içinde organize edilmesi ihtimaline karşı caydırıcılık amacı taşır.
Soykırım Suçunda Teşebbüs ve İştirak
Soykırım suçu, doğası gereği tek bir failin değil, çoğu zaman organize bir yapının işlediği bir suçtur; bu nedenle iştirak kuralları (TCK m. 37-41) uygulama alanı bulur. Suça azmettiren, yardım eden veya birlikte işleyenlerin sorumluluğu genel iştirak hükümlerine göre belirlenir; bu konudaki temel ayrımlar için şeriklik nedir yazımız incelenebilir. Soykırım suçu, elverişli hareketlerle icraya başlanıp da failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması halinde teşebbüs (TCK m. 35) hükümlerine tabidir; teşebbüsün genel şartları için teşebbüs (TCK-35) yazımıza bakılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, planın icrasına başlanmış olmasının tek başına yeterli olmadığı; failin özel kastının da icra hareketlerine yansımış olması gerektiğidir.
Soykırım Suçunda Zamanaşımının İşlememesi (TCK 76/4)
TCK 76/4 açık bir şekilde “bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez” hükmünü içerir. Bu düzenleme, hem dava zamanaşımını hem de ceza zamanaşımını kapsar; yani soykırım suçu ne belirli bir süre soruşturulmadığı için düşer, ne de kesinleşen bir mahkumiyet kararı belirli bir süre infaz edilmediği için ortadan kalkar. Bu istisna, soykırım suçunun uluslararası hukuktaki statüsüyle (jus cogens norm ihlali sayılması) doğrudan bağlantılıdır; failler, aradan geçen yıllara bakılmaksızın her zaman yargılanabilir ve cezalandırılabilir.
TCK 66’daki Genel Dava Zamanaşımı ile Farkı
TCK m. 66’da düzenlenen genel dava zamanaşımı rejiminde, işlenen suçun ağırlığına göre 8 ile 20 yıl arasında değişen sürelerin dolmasıyla kamu davası açma hakkı düşer. Soykırım suçu, TCK 76/4 ile bu genel rejimin açık bir istisnası olarak düzenlenmiştir; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren diğer bazı suçlarda dahi (örneğin nitelikli kasten öldürme) genel zamanaşımı süreleri işlerken, soykırım suçunda hiçbir süre sınırı yoktur. Dava ve ceza zamanaşımı kurumlarının genel işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi için dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı yazılarımıza başvurulabilir.
Soykırım Suçu ile İnsanlığa Karşı Suç (TCK 77) Arasındaki Fark
Soykırım suçu (TCK 76) ile insanlığa karşı suçlar (TCK 77), her ikisi de TCK’nın “Uluslararası Suçlar” kısmında düzenlenmiş, sivil nüfusa yönelik sistematik saldırıları cezalandıran suç tipleridir; ancak aralarında yapısal farklar bulunur. Bu farkları netleştirmek amacıyla aşağıdaki karşılaştırma tablosu hazırlanmıştır:
| Kriter | Soykırım Suçu (TCK 76) | İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK 77) |
|---|---|---|
| Manevi unsur | Grubu yok etme özel kastı (dolus specialis) aranır | Özel kast aranmaz, sistematik saldırı bilinciyle işlenmesi yeterlidir |
| Mağdur/hedef | Yalnızca milli, etnik, ırki veya dini grup üyeleri | Herhangi bir sivil topluluk (siyasi, sosyal gruplar dahil) |
| Fiillerin kapsamı | Kanunda sayılan 5 seçimlik fiille sınırlı | Daha geniş bir fiil listesi (işkence, köleleştirme, zorla göç ettirme vb.) |
| Ceza | Ağırlaştırılmış müebbet hapis | Ağırlaştırılmış müebbet hapis (bazı fiillerde süreli hapis) |
| Zamanaşımı | İşlemez (TCK 76/4) | İşlemez (TCK 77/2 atfıyla) |
Bu tablodan da görüleceği üzere, bir fiilin soykırım mı yoksa insanlığa karşı suç mu olarak nitelendirileceği büyük ölçüde failin manevi unsuruna (özel kastının varlığına) ve mağdur kitlesinin niteliğine bağlıdır. Aynı fiiller, failde grubu yok etme özel kastı yoksa, ancak sistematik bir saldırı bilinciyle işlenmişse TCK 77 kapsamında değerlendirilir. Bu ayrımın ayrıntılı incelemesi için İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK 77) yazımıza bakılabilir.
Soykırım Suçunun Uluslararası Hukuktaki Yeri
Soykırım suçu, uluslararası hukukta jus cogens (emredici) norm ihlali olarak kabul edilir ve devletlerin uluslararası toplum karşısındaki erga omnes (herkese karşı) yükümlülüklerinden birini oluşturur. Bu statü, soykırım suçunun evrensel yargı yetkisine konu olabilmesine ve failleri hakkında af, zamanaşımı gibi kurumların uygulanamamasına gerekçe oluşturur.
1948 Soykırım Sözleşmesi
Soykırım suçunun uluslararası hukuktaki temel kaynağı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 9 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme’dir. Sözleşmenin 2. maddesinde yer alan tanım, TCK 76’daki tanımın doğrudan kaynağını oluşturur; Türkiye bu sözleşmeye taraftır ve iç hukukunu bu yükümlülük doğrultusunda düzenlemiştir. Sözleşmenin 1. maddesi, soykırımın barış zamanında da savaş zamanında da işlenebilecek uluslararası hukuka aykırı bir suç olduğunu; taraf devletlerin bu suçu önleme ve cezalandırma yükümlülüğü altında olduğunu açıkça belirtir.
Roma Statüsü ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)
1998 tarihli Roma Statüsü ile kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), soykırım suçunu, insanlığa karşı suçları, savaş suçlarını ve saldırı suçunu yargılama yetkisine sahiptir. Roma Statüsü’nün 6. maddesinde yer alan soykırım tanımı, 1948 Sözleşmesi’ndeki tanımla neredeyse birebir aynıdır ve dolus specialis şartını aynı şekilde korur. Türkiye, Roma Statüsü’ne taraf değildir; bu nedenle UCM’nin Türkiye vatandaşları veya Türkiye toprakları üzerinde işlenen fiiller bakımından doğrudan yargı yetkisi bulunmamaktadır. Türkiye’de işlenen veya Türk vatandaşlarınca işlenen soykırım suçlarının yargılanması, TCK 76 kapsamında Türk mahkemeleri tarafından gerçekleştirilir.
Uluslararası Ceza Mahkemelerinin İçtihadı
Soykırım suçunun unsurlarının, özellikle dolus specialis kavramının somutlaştırılmasında en belirleyici içtihat, Ruanda için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICTR) 1998 tarihli Prosecutor v. Akayesu kararıdır. Bu kararda mahkeme, ilk kez bir uluslararası mahkeme tarafından soykırım suçundan mahkumiyet vermiş ve özel kastın doğrudan ikrar olmaksızın da olayın bütününden (saldırının sistematikliği, hedef seçimi, kullanılan söylem gibi) çıkarılabileceği ilkesini ortaya koymuştur. Benzer şekilde eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) de çeşitli kararlarında, “kısmen yok etme” ifadesinin grubun coğrafi olarak sınırlı ama niteliksel açıdan önemli bir kesimini kapsayabileceğini kabul etmiştir. Bu içtihatlar, Türk hukukunda TCK 76’nın yorumlanmasında da doktrin tarafından referans olarak kullanılmaktadır.
Soykırım Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme, Yargılama Usulü
Soykırım suçunun yargılanmasında görevli mahkeme, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesidir; bu konudaki genel esaslar için ağır ceza mahkemesi yazımıza bakılabilir. Yetkili mahkeme ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesindeki genel kural uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Soykırım suçu, takibi şikâyete bağlı suçlardan değildir; Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen (kendiliğinden) soruşturulur ve kovuşturulur; bu nedenle mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi kovuşturmayı etkilemez. Şikâyete bağlı suçlarla re’sen soruşturulan suçlar arasındaki genel ayrım için şikâyet nedir yazımız incelenebilir. Suçun ağırlığı ve kamu düzenine ilişkin niteliği nedeniyle, uzlaştırma kapsamına giren suçlar arasında yer almaz; uzlaştırma kurumunun genel kapsamı için uzlaştırma kurumu yazımıza başvurulabilir.
Soykırım Suçu ve Örgüt Kurma (TCK 78’e Kısa Bakış)
TCK 78, soykırım suçunu veya insanlığa karşı suçları işlemek amacıyla örgüt kuran veya yöneten kişilerin 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını, örgüte üye olanların ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını düzenler. Bu madde, soykırım fiillerine henüz başlanmamış olsa bile, salt bu amaçla örgüt kurma veya örgüte katılma eylemini bağımsız bir suç olarak cezalandırarak hazırlık aşamasında caydırıcılık sağlamayı amaçlar. Örgütün fiilen soykırım suçunu işlemesi halinde, TCK 78 kapsamındaki ceza, TCK 76 kapsamındaki cezayla içtima kurallarına göre birlikte değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Soykırım suçunun cezası nedir?
TCK 76/2 uyarınca soykırım suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Suç kapsamında kasten öldürme veya kasten yaralama fiilleri de işlenmişse, gerçek içtima kuralları gereği fail her mağdur için ayrıca cezalandırılır.
Soykırım suçunda zamanaşımı var mıdır?
Hayır. TCK 76/4 uyarınca soykırım suçunda dava zamanaşımı da ceza zamanaşımı da işlemez; fail aradan geçen süreye bakılmaksızın her zaman yargılanabilir ve cezası infaz edilebilir.
Soykırım ile insanlığa karşı suç aynı şey midir?
Hayır. Soykırım suçu (TCK 76), failde grubu yok etme özel kastının (dolus specialis) bulunmasını ve mağdurların milli, etnik, ırki veya dini bir gruba mensup olmasını gerektirirken; insanlığa karşı suçlarda (TCK 77) böyle bir özel kast aranmaz ve hedef kitle daha geniştir.
Siyasi bir gruba yönelik saldırı soykırım mıdır?
Hayır. TCK 76’da korunan gruplar milli, etnik, ırki ve dini gruplarla sınırlıdır; siyasi görüş veya sosyal sınıf temelli topluluklara yönelik sistematik saldırılar TCK 76 kapsamında soykırım suçunu oluşturmaz, ancak somut duruma göre TCK 77 kapsamında insanlığa karşı suç olarak değerlendirilebilir.
Soykırım suçuna teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Elverişli icra hareketlerine başlanıp failin elinde olmayan nedenlerle sonuç gerçekleşmemesi halinde TCK m. 35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanır; ancak failin özel kastının icra hareketlerine yansımış olması gerekir.
Soykırım suçunda dava şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Soykırım suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir; Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur ve kovuşturulur, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi kovuşturmayı etkilemez.
Soykırım suçunu kim yargılar, görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Soykırım suçunda “özel kast” ne anlama gelir?
Özel kast (dolus specialis), failin yalnızca fiilin sonucunu bilip istemesini değil, ayrıca o fiille birlikte hedef aldığı milli, etnik, ırki veya dini grubu bir grup olarak tamamen veya kısmen yok etme amacını taşımasını ifade eder. Bu amaç ortaya konmadıkça soykırım suçu oluşmaz.
Tek bir kişinin öldürülmesi soykırım suçu oluşturur mu?
Genel kural olarak hayır. Soykırım suçunun oluşması için hedef alınan kısmın, grubu sayısal veya niteliksel açıdan temsil eden belirleyici bir kesim olması gerekir; tek bir bireye yönelik izole bir fiil, diğer unsurlar (özellikle özel kast ve planın icrası) yönünden de yetersiz kalacağından soykırım suçunu oluşturmaz.
Tüzel kişiler soykırım suçundan dolayı cezalandırılabilir mi?
Tüzel kişiler doğrudan cezai sorumluluk taşımaz; ceza gerçek kişi faillere uygulanır. Ancak TCK 76/3 uyarınca, suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde bu tüzel kişi hakkında ayrıca güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Soykırım suçu ile örgüt kurma suçu (TCK 78) birlikte mi uygulanır?
Soykırım işlemek amacıyla örgüt kurma, TCK 78 kapsamında bağımsız bir suçtur ve 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Örgüt fiilen soykırım suçunu işlerse, TCK 78 ve TCK 76 kapsamındaki cezalar içtima kurallarına göre birlikte değerlendirilir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Türkiye’de işlenen soykırım suçunu yargılayabilir mi?
Türkiye, UCM’yi kuran Roma Statüsü’ne taraf değildir; bu nedenle UCM’nin Türkiye vatandaşları veya Türkiye topraklarında işlenen fiiller bakımından doğrudan yargı yetkisi yoktur. Bu suçların yargılanması TCK 76 kapsamında Türk ağır ceza mahkemeleri tarafından yürütülür.
İstanbul’da yürüttüğümüz ceza davaları ve hukuki danışmanlık hizmetleri hakkında daha fazla bilgi için Av. Sinan Karabacak ceza hukuku sayfası incelenebilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


2 Yorumlar