Zehirli Madde Katma Suçu ve Cezası (TCK-185)

zehirli madde katma

Zehirli madde katma, Türk Ceza Kanunu‘nun 185. maddesinde düzenlenen ve kasten işlenmesi halinde iki yıldan on beş yıla kadar hapis, taksirle işlenmesi halinde ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektiren, kamunun sağlığına karşı suçlar arasında yer alan bir tehlike suçudur. Kısaca; içilecek sulara veya yenilecek, içilecek ya da kullanılacak her türlü şeye zehir katarak ya da başka bir suretle bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürmeyi cezalandırır. Suçun temelinde, geniş bir kesimin tüketimine sunulan madde ve nesnelerin güvenliğinin korunması yatar.

Zehirli Madde Katma Suçu (TCK 185) Nedir?

Zehirli madde katma suçu, iki farklı hareketle işlenebilir: bir maddeye zehir katmak veya bir maddeyi başka bir suretle bozmak. Her iki halde de fiilin konusu, insanların tüketimine ya da kullanımına yönelik olan şeylerdir: içme suları, yiyecekler, içecekler ve kullanılacak diğer maddeler. Failin bu fiili gerçekleştirmesiyle, söz konusu maddeleri tüketebilecek belirsiz sayıda kişinin hayatı ve sağlığı tehlikeye sokulmuş olur.

Suçun oluşması için aranan temel şartları şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Failin, içme suyuna veya yenilecek/içilecek/kullanılacak bir maddeye zehir katması ya da maddeyi başka bir suretle bozması gerekir.
  2. Fiilin konusu, insanların tüketimine veya kullanımına sunulan (ya da sunulacak) bir madde olmalıdır.
  3. Fiil sonucunda, belirsiz sayıda kişinin hayatı veya sağlığı bakımından somut bir tehlike doğmalıdır.
  4. Fail, bu tehlikeyi bilerek ve isteyerek (kast) ya da gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek (taksir) meydana getirmiş olmalıdır.
  5. Fiilin hukuka uygun hale getiren bir nedenle (rıza, kanunun emrini yerine getirme gibi) işlenmemiş olması gerekir.

Suçun korunan hukuki değeri kamu sağlığıdır. Bu nedenle suç, belirli bir kişiye yönelmese dahi, toplumun sağlığını tehlikeye düşürdüğü için cezalandırılır ve herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Cezasının üst sınırının yüksekliği (kasten işlenmesi halinde on beş yıla kadar hapis), bu suçun ne kadar ciddiye alındığını gösterir.

Suçun Bölümdeki Yeri

TCK 185, kamunun sağlığına karşı suçlar bölümü içinde, gıda ve ilaç güvenliğine ilişkin suçların başında gelir. Bu suç, zehir katma veya bozma fiilinin bizzat gerçekleştirilmesini cezalandırırken; hemen ardından gelen bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ve ilaçların ticareti (TCK 186) zaten bozulmuş olan şeyin satışa sunulmasını hedef alır. Bu iki madde arasındaki ilişki, aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır. Yalnızca ilaçla sınırlı olan ve doğrudan tehlikeli ilaç üretimi/satışını düzenleyen tehlikeli ilaç yapma veya satma (TCK 187) suçu da aynı grup içinde yer alır. Bölümün bütününe genel bir bakış için kamunun sağlığına karşı suçlar rehberimizden yararlanabilirsiniz.

Bu suç, hem klasik bir “zehirleme” fiilini hem de gıda ve içeceklerin sağlığa zarar verecek biçimde bozulmasını kapsayacak kadar geniştir. Uygulamada; kasten zehir katma gibi ağır olaylardan, üretim veya saklama süreçlerindeki ağır ihmallere kadar farklı görünümlerde karşımıza çıkabilir. Bu geniş kapsam, suçun doğru anlaşılabilmesi için unsurlarının ve özellikle manevi unsurunun (kasıt veya taksir) dikkatle incelenmesini gerektirir.

TCK 185 Suçunun Unsurları

Fail

Suçun faili herhangi bir kişi olabilir; TCK 185 bakımından failin belirli bir sıfat (meslek, unvan) taşıması aranmaz. Bu yönüyle suç, herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Fiili işleyenin bir gıda üreticisi, bir işletme çalışanı ya da tamamen dışarıdan bir kişi olması, suçun oluşması bakımından fark yaratmaz; önemli olan, zehir katma veya bozma fiilinin gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Mağdur

Korunan değer kamu sağlığı olduğundan, suçun mağduru toplumun bütünüdür; belirli, önceden bilinen bir kişi değildir. Zaten suçun tipik özelliği, tehlikenin belirsiz sayıda kişiye yönelmesidir. Örneğin bir şebeke suyuna veya toplu tüketime sunulan bir yiyeceğe zehir katıldığında, potansiyel olarak çok sayıda kişi tehlikeye maruz kalır. Bu nedenle suç, bireysel bir mağdura karşı işlenen suçlardan farklı bir mantıkla değerlendirilir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, içilecek sular ile yenilecek, içilecek veya kullanılacak her türlü şeydir. Bu, oldukça geniş bir kapsamdır: içme suyu kaynakları ve şebekeleri, her tür gıda ve içecek, hatta insanların kullanımına sunulan diğer maddeler bu kapsama girebilir. Önemli olan, söz konusu şeyin insanların tüketimine veya kullanımına yönelik olması ve zehir katma ya da bozma yoluyla tehlikeli hale getirilmesidir. Bu yazının, zehirleme veya bozma fiillerinin nasıl gerçekleştirileceğine dair hiçbir bilgi içermediğini, yalnızca fiilin hukuki tanımını açıkladığını belirtmek gerekir.

Fiil

Suç, iki seçimlik hareketle işlenebilir: zehir katmak veya başka bir suretle bozmak. “Zehir katma”, maddeye doğrudan zehirli bir unsurun eklenmesidir; failin dışarıdan, insan sağlığını tehlikeye düşürecek yabancı bir maddeyi bilerek ve isteyerek eklemesini, yani aktif bir icrai davranışı gerektirir. “Başka suretle bozma” ise, maddenin sağlığa zarar verecek biçimde niteliğinin değiştirilmesini kapsayan daha geniş bir ifadedir. Bu ikinci ifade sayesinde, klasik anlamda “zehir” katılmasa dahi, bir gıdanın veya suyun sağlığı tehlikeye düşürecek şekilde bozulması da suç kapsamına girebilir gibi görünse de, uygulamada bu ayrımın sınırı Yargıtay içtihadıyla belirlenmiştir.

Nitekim Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6110 Esas ve 2017/7310 Karar sayılı, 26.12.2017 tarihli kararında, bir ekmek fırınında üretilen ekmeklerden alınan numunelerde yasal kriterlerin üzerinde küf tespit edilmesi ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre bu durumun sağlığa az veya çok zarar verebilecek derecede bozulma niteliği taşıması üzerine, yerel mahkemenin olayı TCK 185 kapsamında değerlendirmesini bozmuştur; Daireye göre üretim sürecinde içeriğe doğrudan “zehir katma” olarak nitelendirilecek harici bir kimyasal veya biyolojik müdahale kanıtlanamadığından, eylem TCK 186/1 maddesindeki bozulmuş gıda ticareti suçunu oluşturur.

Bu karar, “bozma” ifadesinin, gıdanın kendi doğasında zamana veya saklama koşullarına bağlı olarak kendiliğinden meydana gelen organik bozulmayı değil, failin dışarıdan müdahalesiyle ortaya çıkan bir bozulmayı kapsadığını göstermesi bakımından önemlidir; fiillerden herhangi birinin (zehir katma veya bu anlamda aktif bozma) gerçekleştirilmesi, suçun oluşması için yeterlidir.

Hukuka Aykırılık ve Kusurluluk

Fiilin suç oluşturması için hukuka aykırı olması ve failin kusurlu sayılabilmesi gerekir. Uygulamada, zehir katma veya bozma fiilini hukuka uygun hale getiren bir nedenin bulunması istisnaidir. Kusurluluk bakımından ise, yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı gibi ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin somut olayda bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu değerlendirmeler, fiilin gerçekleştiği koşulların ve failin durumunun bütünüyle incelenmesini gerektirir.

Manevi Unsur: Kasıt-Taksir Ayrımı

TCK 185, hem kasten hem de taksirle işlenebilen bir suçtur ve bu iki hal arasında çok büyük bir ceza farkı bulunur. Kast ve taksir ayrımı, bu suçta cezanın belirlenmesindeki en kritik noktadır.

Kasten işlenme (TCK 185/1): Fail, zehir katma veya bozma fiilini bilerek ve isteyerek gerçekleştirir; yani sonucun (kişilerin hayat ve sağlığının tehlikeye düşmesi) meydana gelebileceğini bilerek hareket eder. Bu halde ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.

Taksirle işlenme (TCK 185/2): Fail, gerekli dikkat ve özeni göstermediği için, istemeden maddeye zarar verir veya onu bozar. Örneğin bir üretim veya saklama sürecinde ağır bir ihmalle gıdanın bozulmasına yol açmak bu kapsamda değerlendirilebilir. Taksirle işlenmesi halinde ceza üç aydan bir yıla kadar hapse iner.

Kasıt ile taksir arasındaki bu devasa fark, failin iç dünyasının (bilerek mi, ihmalle mi hareket ettiğinin) somut olayda titizlikle belirlenmesini zorunlu kılar; çünkü aynı sonuç, failin kastına göre çok farklı cezalara yol açar. Uygulamada bu ayrım, çoğu zaman doğrudan itirafla değil, olayın koşullarından (failin bilgisi, davranışın niteliği, kullanılan maddenin özellikleri, olayın gelişimi, üretim ve saklama süreçlerine ilişkin bilirkişi tespitleri) çıkarılan sonuçlarla belirlenir. Bir olayın kasıtlı bir zehir katma mı, yoksa ağır bir ihmalin ürünü mü olduğu, bazen soruşturmanın en tartışmalı noktası olur. Bu nedenle, isnat edilen fiilin doğru nitelendirilmesi savunmanın merkezinde yer alır.

TCK 185 Cezası

Suçun cezası, işleniş biçimine göre değişir:

  • Kasten işlenmesi (TCK 185/1): İki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası.
  • Taksirle işlenmesi (TCK 185/2): Üç aydan bir yıla kadar hapis cezası.

Mahkeme, cezayı bu alt ve üst sınırlar arasında belirlerken; fiilin işleniş biçimini, ortaya çıkan tehlikenin ağırlığını, zehir katılan veya bozulan maddenin ne kadar geniş bir kesime ulaşabileceğini ve failin kusurunun yoğunluğunu dikkate alır. Koşulları uygunsa, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi veya diğer seçenek yaptırımlara başvurulması, özellikle taksirli hal gibi daha hafif cezalı durumlarda gündeme gelebilir.

Kasten işlenen halin (TCK 185/1) iki yıldan on beş yıla kadar uzanan geniş ceza aralığı, somut olayın koşullarına göre çok farklı sonuçlara imkân tanır. Örneğin son derece sınırlı bir tehlike doğuran bir fiil ile çok sayıda kişiyi ciddi biçimde tehlikeye atan bir fiil, aynı madde kapsamında olsa da farklı cezalarla karşılanır. Bu geniş takdir alanı, hem lehe hem aleyhe unsurların dosyaya doğru biçimde yansıtılmasını önemli kılar; cezanın belirlenmesinde etkili olabilecek her hususun savunmada dile getirilmesi gerekir.

TCK 185, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Bunun nedeni hem korunan hukuki değerin bireysel değil toplumsal (kamu sağlığı) nitelikte olması hem de mağdurun belirli, önceden bilinen bir kişi olmamasıdır; dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma aşamalarında uzlaştırma prosedürü işletilmez.

Bir Tehlike Suçu: Zararın Doğması Şart Değil

Zehirli madde katma suçu, bir tehlike suçudur. Bu, suçun tamamlanması için somut bir zararın (bir kişinin fiilen zehirlenmesi, hastalanması veya ölmesi) doğmasının gerekmediği anlamına gelir. Kanun, maddeye zehir katılması veya maddenin bozulmasıyla ortaya çıkan tehlikeyi cezalandırır. Dolayısıyla, zehir katılan gıdayı hiç kimse tüketmemiş olsa bile, fiil gerçekleştiğinde suç oluşur.

Doktrinde bu suç, soyut değil somut bir tehlike suçu olarak nitelendirilir. Aradaki fark önemlidir: soyut tehlike suçlarında, kanunda tarif edilen fiilin gerçekleştirilmesi kendiliğinden yeterli sayılırken, somut tehlike suçlarında mahkemenin, fiilin gerçekten hayat veya sağlık bakımından ciddi bir tehlike doğurup doğurmadığını her somut olayda ayrıca ve fiilen tespit etmesi gerekir.

TCK 185 bakımından bu tespit, çoğunlukla numune incelemesi, laboratuvar analizi ve Adli Tıp Kurumu ya da ilgili bilirkişi kurumlarının raporlarıyla yapılır; nitekim yukarıda aktarılan Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6110 Esas, 2017/7310 Karar sayılı kararında da tehlikenin varlığı, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’nun küf oranına ilişkin raporuna dayandırılmıştır. Bu nedenle, salt “zehir katıldığı” iddiası tek başına yeterli olmayıp, bu iddianın somut, teknik verilerle desteklenmesi beklenir.

Buna karşılık, fiil sonucunda gerçekten bir kişi yaralanır veya ölürse, durum farklıdır. Bu halde, yalnızca TCK 185 değil, aynı zamanda kasten veya taksirle yaralama ya da öldürme suçları da gündeme gelebilir. Böyle bir durumda, tek bir fiille birden fazla suçun oluşup oluşmadığı ve failin nasıl cezalandırılacağı suçların içtimaı (özellikle fikri içtima) kurallarına göre değerlendirilir. Bu değerlendirme, sonucun ağırlığına ve failin kastına göre önemli farklar doğurabilir.

Tehlike suçu niteliği, aynı zamanda suçun ne zaman tamamlandığını da belirler. Zehir katma veya bozma fiili gerçekleştiği anda suç oluştuğundan, sonucun (bir kişinin zarar görmesi) beklenmesine gerek yoktur. Bu özellik, hem soruşturmanın odağını (zarardan çok, tehlikeli fiilin varlığını) hem de suçun zamanaşımının başlangıcını etkiler. Failin fiili gerçekleştirdiği ancak henüz kimsenin zarar görmediği aşamada dahi suç tamamlanmış sayılır.

TCK 185 ile TCK 186 Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri, TCK 185 (zehirli madde katma) ile TCK 186 (bozulmuş veya değiştirilmiş gıda/ilaç ticareti) arasındaki ayrımdır. Temel fark, failin fiilin hangi aşamasında yer aldığıdır:

ÖlçütTCK 185TCK 186
FiilMaddeye zehir katma veya bozmaZaten bozulmuş/değiştirilmiş şeyin ticareti
Failin rolüBizzat bozma fiilini gerçekleştirirBozulmuş malı satar/tedarik eder/bulundurur
Kasten cezaİki yıldan on beş yıla kadar hapisBir yıldan beş yıla kadar hapis + adli para

Kısaca, TCK 185’te fail zehir katarak veya bozarak aktif bir bozma fiili gerçekleştirirken; TCK 186’da zaten bozulmuş veya değiştirilmiş olan şeyin ticaretine odaklanılır. Bu ayrımın pratikteki en somut örneği, yukarıda aktarılan Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6110 Esas, 2017/7310 Karar sayılı kararıdır: gıdanın kendi doğasında, saklama koşulları veya zamana bağlı olarak kendiliğinden bozulması (örneğin küflenme), failin dışarıdan bilinçli bir müdahalesi kanıtlanamadığı sürece TCK 185 değil, TCK 186 kapsamında değerlendirilir. Aynı kişinin hem maddeyi bozup hem de sattığı durumlarda, iki fiil arasındaki ilişki ve hangi hükmün ya da hükümlerin uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu ayrım pratikte önemlidir; çünkü iki madde farklı ceza rejimlerine tabidir ve bir olayın hangi madde kapsamında değerlendirileceği doğrudan sonucu etkiler. Örneğin bir ürünü bilerek bozan kişi ile yalnızca bozuk olduğunu bilerek satan kişi, farklı hükümler çerçevesinde sorumlu olur. Somut olayda failin fiilin hangi aşamasında yer aldığının delillerle ortaya konması, doğru nitelendirmenin anahtarıdır.

Toplu Zehirlenme Olaylarında Uygulama ve Gıda Güvenliği Mevzuatı ile İlişkisi

TCK 185, özellikle geniş bir kesimin ortak tüketimine sunulan gıda ve suların söz konusu olduğu durumlarda önem kazanır. İşyeri yemekhaneleri, okul kantinleri, toplu etkinliklerde sunulan yiyecekler veya bir şebeke suyu gibi ortamlarda ortaya çıkan zehirlenme olayları, bu suçun tipik uygulama alanlarındandır. Bu tür olaylarda, tehlikenin çok sayıda kişiye yönelmiş olması, suçun ağırlığını ve soruşturmanın kapsamını da etkiler.

Ancak önemle vurgulamak gerekir ki, her toplu zehirlenme olayı otomatik olarak TCK 185 kapsamında kasten işlenmiş bir suç anlamına gelmez. Olayın; bir kastın ürünü mü, yoksa bir ihmalin (taksirin) sonucu mu olduğu, hatta hiçbir kusurun bulunmadığı bir durum mu olduğu, ancak somut delillerin (bilirkişi raporları, üretim ve saklama koşulları, numune analizleri) değerlendirilmesiyle belirlenebilir. Bu nedenle, böyle bir olayla ilgili bir soruşturmada, fiilin niteliğinin ve failin kusurunun doğru saptanması, savunmanın en kritik unsurudur.

Bu tür olaylarda, gıda güvenliği mevzuatı kapsamında uygulanan idari yaptırımlar (para cezaları, işletme kapatma gibi) ile TCK 185 kapsamındaki ceza yargılamasının birbirinden farklı süreçler olduğunu da unutmamak gerekir. Gıda üretim, işleme ve satış faaliyetleri, esas itibarıyla 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile ilgili gıda mevzuatı çerçevesinde denetlenir ve bu mevzuata aykırılıklar öncelikle idari para cezası, faaliyetin durdurulması gibi idari tedbirlerle karşılanır.

Ancak tespit edilen bozukluk veya kirlilik, gıdayı tüketen veya tüketebilecek kişilerin hayat ve sağlığını somut biçimde tehlikeye düşürecek ağırlıkta ise, aynı olay hem idari yaptırıma hem de TCK 185 (veya duruma göre TCK 186) kapsamında ceza soruşturmasına konu olabilir; bu iki süreç birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan ayrı hukuki yollardır. İşletme sahibi veya sorumlusu konumundaysanız, sürecin her iki boyutunu birlikte değerlendirmek ve baştan itibaren bir ceza hukuku alanında hukuki destek almak önem taşır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Zehirli madde katma suçunda suça teşebbüsün (TCK 35) mümkün olup olmadığı, fiilin niteliğine göre tartışılır. Suç bir tehlike suçu olduğundan ve zehir katma/bozma fiilinin tamamlanmasıyla oluştuğundan, teşebbüs alanı sınırlıdır. Bununla birlikte, zehir katma amacıyla başlanan icra hareketlerinin, failin elinde olmayan bir nedenle yarıda kalması gibi durumlarda teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Teşebbüs halinde, meydana gelen tehlikenin derecesine göre cezada indirim yapılır.

İştirak ve İçtima

Suça birden fazla kişinin katılması halinde şeriklik (iştirak) kuralları uygulanır ve her bir kişinin fiildeki rolü ayrı ayrı belirlenir. İçtima bakımından ise, yukarıda değinildiği gibi, fiil sonucunda bir kişinin yaralanması veya ölmesi halinde TCK 185 ile yaralama/öldürme suçları arasındaki ilişki fikri içtima kuralları çerçevesinde ele alınır. Aynı fiille birden fazla kişinin tehlikeye düşürülmesi de içtima açısından ayrıca değerlendirilir.

Özellikle bir işletme veya üretim zinciri içinde gerçekleşen olaylarda, kimin fail, kimin azmettiren veya yardım eden olduğunun belirlenmesi karmaşık olabilir. Üretimden dağıtıma kadar farklı aşamalarda görev alan kişilerin sorumluluğu, her birinin fiile katkısına ve kusuruna göre ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle, çok kişili olaylarda herkesin aynı sıfatla ve aynı ölçüde sorumlu tutulması gerekmez; sorumluluğun bireyselleştirilmesi esastır.

Yaptırım, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Zehirli madde katma suçuna ilişkin soruşturmalar, çoğu zaman olay yeri incelemesi, numune alımı, bilirkişi ve kriminal analiz gibi teknik adımlarla yürütülür. Bu tür delillerin usulüne uygun toplanmış olması, sonucun geçerliliği açısından belirleyicidir; hukuka aykırı elde edilen deliller yargılamada kullanılamaz. Özellikle taksir-kasıt ayrımının tartışmalı olduğu olaylarda, bilirkişi raporlarının ve teknik tespitlerin dikkatle değerlendirilmesi savunmanın önemli bir parçasıdır.

Görevli mahkeme, suçun işleniş biçimine ve öngörülen cezaya göre belirlenir. Suçun kasten işlenmiş hali (TCK 185/1) on beş yıla kadar hapis cezası gerektirdiğinden, kural olarak ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer. Taksirli hal (TCK 185/2) gibi daha hafif cezalı durumlar ise asliye ceza mahkemesinde görülür. Soruşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Dava zamanaşımı süresi, TCK 66. maddede öngörülen ve suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına göre kademelendirilmiş genel kurallara göre belirlenir. TCK 185/1’de öngörülen cezanın üst sınırı on beş yıl olduğundan, kasten işlenen zehirli madde katma suçunda dava zamanaşımı on beş yıldır. TCK 185/2’de öngörülen cezanın üst sınırı bir yıl olduğundan, taksirle işlenen halde ise bu süre sekiz yıla iner. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer. Zamanaşımı, özellikle geçmişte gerçekleşmiş olaylarda sürecin akıbetini belirleyebilecek teknik bir konudur ve her aşamada ayrıca değerlendirilmelidir. Suçun tehlike suçu niteliği nedeniyle, zamanaşımının başlangıcı bakımından esas alınan an da (zararın değil, tehlikeli fiilin gerçekleştiği an) dikkatle belirlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Zehirli madde katma suçunun cezası nedir?

Suçun kasten işlenmesi halinde ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir (TCK 185/1). Aynı fiilin taksirle, yani dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde işlenmesi halinde ise ceza üç aydan bir yıla kadar hapse iner (TCK 185/2).

Kimse zehirlenmezse yine de suç oluşur mu?

Evet. Zehirli madde katma bir tehlike suçudur; suçun oluşması için somut bir zararın (bir kişinin fiilen zehirlenmesi veya ölmesi) doğması gerekmez. Maddeye zehir katılması veya maddenin bozulmasıyla ortaya çıkan tehlike, suçun tamamlanması için yeterlidir.

Suç taksirle işlenirse ceza değişir mi?

Evet, çok büyük ölçüde değişir. Kasten işlenen halde ceza iki yıldan on beş yıla kadar iken, taksirle (ihmalle) işlenen halde ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir. Bu nedenle failin bilerek mi yoksa ihmalle mi hareket ettiğinin belirlenmesi kritik önem taşır.

TCK 185 ile TCK 186 arasındaki fark nedir?

TCK 185’te fail bir maddeye bizzat zehir katarak veya onu bozarak aktif bir fiil gerçekleştirir. TCK 186’da ise zaten bozulmuş veya değiştirilmiş olan gıda ya da ilacın satılması, tedarik edilmesi veya bulundurulması, yani ticareti cezalandırılır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/6110 Esas, 2017/7310 Karar sayılı kararında, gıdanın kendiliğinden (örneğin saklama koşulları nedeniyle küflenerek) bozulmasının, dışarıdan bilinçli bir müdahale kanıtlanamadığı sürece TCK 186 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Zehir katma sonucu biri yaralanır veya ölürse ne olur?

Bu halde yalnızca TCK 185 değil, aynı zamanda kasten veya taksirle yaralama ya da öldürme suçları da gündeme gelebilir. Tek bir fiille birden fazla suçun oluştuğu bu durumlarda, failin nasıl cezalandırılacağı suçların içtimaı (fikri içtima) kurallarına göre belirlenir.

Zehirli madde katma suçuna hangi mahkeme bakar?

Suçun kasten işlenmiş hali on beş yıla kadar hapis gerektirdiğinden kural olarak ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer. Taksirli hal gibi daha hafif cezalı durumlar ise asliye ceza mahkemesinde görülür.

Zehirli madde katma suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Korunan hukuki değer kamu sağlığı olduğundan ve mağdur belirli bir kişi olmadığından, suç şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet Başsavcılığı, fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatmakla yükümlüdür.

TCK 185 uzlaştırma kapsamında mıdır?

Hayır. TCK 185, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz; bu nedenle soruşturma ve kovuşturma sürecinde uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.

Zehirli madde katma suçunun zamanaşımı süresi kaç yıldır?

TCK 66’daki genel kurallar uyarınca, kasten işlenen halde (üst sınırı on beş yıl olan TCK 185/1) dava zamanaşımı on beş yıl, taksirle işlenen halde (üst sınırı bir yıl olan TCK 185/2) ise sekiz yıldır. Süre, tehlikeli fiilin gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar.

Zehirli madde katma suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme uygulanabilir mi?

Mahkemece belirlenen ceza miktarı ve failin durumu, yasal koşulları taşıması kaydıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi gibi kurumların uygulanmasına imkân tanıyabilir. Ancak bu, somut olayın koşullarına, verilen cezanın miktarına ve failin geçmişine bağlı bir değerlendirmedir; otomatik bir sonuç değildir.

Bir işletmede toplu zehirlenmeye yol açan olayda hem idari para cezası hem de ceza davası aynı anda uygulanabilir mi?

Evet. Gıda güvenliği mevzuatına aykırılık nedeniyle uygulanan idari yaptırımlar (para cezası, faaliyet durdurma gibi) ile TCK 185 kapsamındaki ceza soruşturması, birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki süreçtir. Tespit edilen bozukluk, tüketicilerin hayat ve sağlığını somut biçimde tehlikeye düşürecek ağırlıkta ise, aynı olay her iki sürece de konu olabilir.

Zehirli Madde Katma Suçu Bakımından Sonuç

Zehirli madde katma (TCK 185), toplumun ortak tüketimine sunulan su, gıda ve diğer maddelerin güvenliğini koruyan bir tehlike suçudur. Suçun kasten mi yoksa taksirle mi işlendiği, cezayı belirleyen en önemli ayrımdır; iki hal arasındaki büyük ceza farkı, failin iradesinin doğru değerlendirilmesini zorunlu kılar. Ayrıca bu suç, TCK 186 ile karıştırılmamalı ve fiil sonucunda bir zarar doğması halinde yaralama veya öldürme suçlarıyla ilişkisi ayrıca ele alınmalıdır. Tehlike suçu niteliği, geniş fail kapsamı ve idari yaptırımlarla olan ilişkisi, bu suçu ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık kılar; bu nedenle her olay kendi delilleri ışığında ayrıca değerlendirilmelidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

4 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir