İçindekiler
Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen ve patlayıcı, yakıcı, zehirleyici, nükleer, radyoaktif, kimyasal veya biyolojik maddelerin yetkili makamların izni olmaksızın imal edilmesini, taşınmasını, saklanmasını, alınıp satılmasını cezalandıran bir genel tehlike suçudur. Bu maddeler doğaları gereği çok sayıda insanın hayatını ve sağlığını aynı anda tehlikeye atabildiğinden, kanun koyucu bunların dolaşımını sıkı bir izin rejimine bağlamış ve bu rejime aykırı davranışları ağır yaptırımlarla karşılamıştır. Bu yazıda tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçunun unsurlarını, seçimlik hareketlerini, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesini, istisnasını, cezasını ve yargılama usulünü ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Nedir?
Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçu, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Maddenin birinci fıkrasına göre; yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal veya biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Görüldüğü gibi suç, bu maddelerin yaşam döngüsünün neredeyse tüm aşamalarını kapsayacak biçimde geniş tutulmuştur. Amaç, tehlikeli maddelerin devletin denetimi dışında dolaşıma girmesini en baştan engellemektir. Çünkü bir kez kontrolsüz biçimde dolaşıma giren bu maddeler, çok sayıda kişinin güvenliğini tehdit eden ağır olaylara zemin hazırlayabilir. Bu yönüyle madde, henüz somut bir zarar doğmadan önce, tehlikenin kaynağına yönelik önleyici bir koruma sağlar.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçu ile Korunan Hukuki Değer
Bu suçla korunan hukuki değer, kamunun güvenliği ve dolaylı olarak kişilerin hayatı ile sağlığıdır. Tehlikeli maddelerin denetimsiz dolaşımı, belirli bir kişiyi değil, toplumu oluşturan belirsiz sayıda kişiyi tehdit ettiğinden, suç genel tehlike yaratan suçlar arasında düzenlenmiştir. Kanun koyucu, bu maddelerin taşıdığı yüksek zarar potansiyelini gözeterek, korumayı zararın doğduğu ana değil, tehlikenin ortaya çıktığı ilk aşamaya taşımıştır.
Suç, öğretide genellikle bir tehlike suçu olarak nitelendirilir; burada aranan, maddelerin izinsiz olarak imal edilmesi veya el değiştirmesiyle ortaya çıkan soyut ya da somut tehlikedir. Yani failin bu maddelerle fiilen bir zarara yol açmış olması aranmaz; izin rejimine aykırı olarak bu maddeleri elinde bulundurması ya da dolaşıma sokması, suçun oluşması için kural olarak yeterlidir. Bu da suçun, önleyici karakterini güçlendiren bir özelliktir.
Bu önleyici yaklaşım, modern ceza hukukunun tehlikeli teknolojiler ve maddeler karşısında geliştirdiği koruma anlayışının bir yansımasıdır. Toplum, sanayileşme ve teknolojik gelişmeyle birlikte giderek daha fazla tehlikeli madde ile iç içe yaşamaktadır. Bu maddelerin meşru ve yararlı kullanım alanları bulunmakla birlikte, denetimsiz kaldıklarında doğurabilecekleri zarar da o denli büyüktür. Kanun koyucu, bu ikilemi izin rejimi aracılığıyla dengelemekte; meşru kullanımı serbest bırakırken, denetim dışı dolaşımı ağır yaptırımlarla engellemektedir. Böylece hem toplumsal ihtiyaçların karşılanması hem de kamu güvenliğinin korunması amaçlanır.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Konusu: Tehlikeli Maddeler
Suçun konusunu, maddede tek tek sayılan tehlikeli maddeler oluşturur. Bunlar; patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı nitelikteki nükleer, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik maddelerdir. Bu tanım oldukça geniştir ve farklı tehlike biçimlerini bir araya getirir: kimileri ani ve yıkıcı bir etki (patlayıcılar), kimileri ise sinsi ve uzun vadeli bir zarar (radyoaktif veya sürekli hastalığa yol açıcı maddeler) potansiyeli taşır.
Bir maddenin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, taşıdığı niteliğe ve tehlike potansiyeline göre belirlenir. Uygulamada bu belirleme çoğu zaman teknik bir incelemeyi ve bilirkişi değerlendirmesini gerektirir; çünkü bir maddenin patlayıcı, zehirleyici ya da radyoaktif niteliğinin ve bunun düzeyinin ortaya konması uzmanlık ister. Bu değerlendirme, hem suçun konusunun oluşup oluşmadığını hem de olayda hangi fıkranın uygulanacağını etkileyebilir.
Maddede sayılan nitelikler (patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı) bir maddenin ne şekilde tehlike doğurabileceğini gösterir. Bu niteliklerin nükleer, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik madde kategorileriyle birlikte anılması, kanunun günümüzün en ciddi tehlike kaynaklarını kapsayacak biçimde tasarlandığını ortaya koyar. Özellikle kimyasal ve biyolojik maddeler bakımından, bir maddenin küçük bir miktarının dahi geniş bir alanda ve çok sayıda kişi üzerinde ağır etkiler doğurabilmesi, bu suçun neden ağır yaptırımlara bağlandığını açıklar. Somut olayda maddenin hangi kategoriye girdiğinin belirlenmesi, hem suçun niteliğini hem de olası ceza miktarını etkiler.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunda Seçimlik Hareketler
Suç, seçimlik hareketli olarak düzenlenmiştir; yani kanunda sayılan davranışlardan herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Bu hareketler, tehlikeli maddelerin dolaşımının farklı aşamalarını kapsar:
- İmal etmek: Tehlikeli maddeyi üretmek, meydana getirmek.
- İthal veya ihraç etmek: Ülkeye sokmak ya da ülkeden çıkarmak.
- Nakletmek: Ülke içinde bir yerden diğerine taşımak.
- Muhafaza etmek: Saklamak, depolamak, elinde bulundurmak.
- Satmak veya satın almak: Bedel karşılığı el değiştirmesini sağlamak.
- İşlemek: Madde üzerinde dönüştürücü bir faaliyette bulunmak.
Bu hareketlerin ortak yönü, tehlikeli maddenin izinsiz olarak üretim, dolaşım veya saklama sürecine sokulmasıdır. Failin bu hareketlerden birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterli olup, birden fazlasını birlikte yapması halinde de kural olarak tek bir suç oluşur; ancak somut olayın niteliğine göre bu değerlendirme değişebilir.
Malzeme ve Teçhizat Temini
Maddenin birinci fıkrası, yalnızca tehlikeli maddelerin kendisini değil, bunların imali, işlenmesi veya kullanılması için gerekli olan malzeme ve teçhizatın izinsiz temin edilmesini de aynı ceza kapsamına almıştır. Buna göre; yetkili makamların izni olmaksızın, bu maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.
Bu düzenleme, suçun koruma alanını bir adım daha öne çeker. Kanun koyucu, tehlikeli maddelerin yalnızca son ürün olarak değil, üretim ve kullanım sürecinde ihtiyaç duyulan araç ve gereçler bakımından da denetim altında tutulmasını amaçlamıştır. Böylece tehlikeli maddelerin ortaya çıkışına giden yol daha baştan yaptırım altına alınmış olur. Ancak bu hareketlerin cezalandırılması için, malzeme ve teçhizatın tehlikeli maddelerin imali, işlenmesi veya kullanılması amacına yönelik olması gerekir.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunda “İzin Unsuru”
Suçun oluşması için belirleyici unsurlardan biri, hareketlerin “yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın” gerçekleştirilmesidir. Tehlikeli maddelerin imali, dolaşımı ve kullanımı bütünüyle yasak değildir; sanayi, sağlık, madencilik ve savunma gibi pek çok alanda bu maddelere ihtiyaç duyulur. Bu nedenle kanun, bu faaliyetleri tümüyle yasaklamak yerine bir izin rejimine bağlamıştır. Suçu oluşturan, bu maddelerin bizzat kendisi değil, gerekli izin alınmaksızın bunlarla ilgili işlemlerin yapılmasıdır.
Dolayısıyla gerekli izinlere sahip olarak, mevzuatın öngördüğü koşullar çerçevesinde bu maddelerle faaliyet yürüten kişiler bakımından bu suç oluşmaz. Buna karşılık iznin hiç alınmamış olması, iznin kapsamının aşılması ya da iznin geçerliliğini yitirmiş olması gibi durumlarda, somut olayın koşullarına göre suç gündeme gelebilir. İznin varlığı ve kapsamı, uygulamada dosyanın en önemli değerlendirme noktalarından biridir.
İzin unsuru, aynı zamanda suçun sınırlarını çizen belirleyici bir ölçüttür. Failin, gerçekleştirdiği işlem için gerekli iznin bulunup bulunmadığı; iznin hangi maddeleri, hangi miktarları ve hangi faaliyetleri kapsadığı; iznin süresinin dolup dolmadığı gibi hususlar, olayın hukuki niteliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle savunma açısından, iznin kapsamına ve geçerliliğine ilişkin belgelerin dikkatle incelenmesi önem taşır. İzin belgelerinin ve ilgili idari kayıtların doğru değerlendirilmesi, kimi durumlarda fiilin bu suç kapsamında olup olmadığını belirleyebilir.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Maddi Unsurları
Suçun faili kural olarak herkes olabilir; kanun failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Mağdur ise, tehlikeli maddelerin denetimsiz dolaşımından etkilenen belirsiz sayıda kişiden oluşan toplumdur. Suçun konusu, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan tehlikeli maddeler ile bunların imali, işlenmesi veya kullanılmasına yarayan malzeme ve teçhizattır. Fiil ise, izinsiz olarak gerçekleştirilen imal, ithal, ihraç, nakil, muhafaza, satış, satın alma veya işleme hareketlerinden herhangi biridir.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Manevi Unsur: Kast
Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, elinde bulundurduğu ya da dolaşıma soktuğu maddenin tehlikeli niteliğini ve bu işlemler için gerekli iznin bulunmadığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Failin, maddenin tehlikeli niteliğini bilmediği ya da geçerli bir izne dayandığını düşündüğü hallerde, hataya ilişkin genel kuralların uygulanıp uygulanmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.
Bu suç taksirle işlenemez; yani yalnızca dikkatsizlik veya özensizlik sonucu tehlikeli bir maddenin izinsiz bulundurulması, bu madde kapsamında cezalandırılmaz. Kast unsurunun bulunup bulunmadığı, failin maddeye ne şekilde ulaştığı, saklama biçimi ve olayın bütünsel koşulları dikkate alınarak belirlenir. Kast ve taksir arasındaki ayrımın ayrıntıları için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenmesi (TCK 174/2)
Maddenin ikinci fıkrası, bir nitelikli hal öngörür. Buna göre, birinci fıkrada tanımlanan fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Bu ağırlaştırmanın nedeni açıktır: Tehlikeli maddelerin bir suç örgütünün faaliyeti kapsamında dolaşıma sokulması, hem daha sistemli ve süreklilik taşıyan bir tehlike yaratır hem de bu maddelerin daha ağır suçlarda kullanılma riskini artırır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme halinin, örgüt kurma suçuyla (TCK 220) olan ilişkisidir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak, TCK 220’de ayrı ve bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Tehlikeli maddelere ilişkin fiillerin bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde, hem bu nitelikli hal (174/2) hem de koşulları varsa örgüt suçu (TCK 220) ayrı ayrı gündeme gelebilir. Yani örgüt üyeliğinden doğan sorumluluk ile tehlikeli madde suçundan doğan sorumluluk, birbirinden farklı temellere dayanır ve olayın niteliğine göre birlikte değerlendirilebilir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, TCK 220 anlamında bir suç örgütünün varlığının ve fiilin bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin ortaya konması gerekir. Örgütün varlığı; hiyerarşik bir yapı, süreklilik ve suç işleme amacı gibi ölçütlere göre belirlenir. Failin örgütle bağının niteliği (kurucu, yönetici, üye ya da örgüt adına faaliyette bulunan kişi olması) de sorumluluğun kapsamını etkiler. Bu değerlendirme, dosyadaki delillerin bütünü üzerinden yapılır ve çoğu zaman ayrı bir araştırma konusu oluşturur; çünkü örgütün varlığının ispatı, tek başına tehlikeli madde bulundurma fiilinin ispatından farklı bir inceleme gerektirir.
Önemsiz Tür ve Miktarda Patlayıcı (TCK 174/3)
Maddenin üçüncü fıkrası, cezada önemli bir indirim öngören özel bir hal düzenler. Buna göre, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkra, ana fıkradaki dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına kıyasla çok daha hafif bir ceza rejimi getirir.
Bu hafifletici düzenlemenin uygulanabilmesi için iki koşul öne çıkar: Öncelikle patlayıcı maddenin hem tür hem de miktar bakımından “önemsiz” olması gerekir; büyük miktarda ya da yüksek tahrip gücüne sahip maddeler bu fıkra kapsamına girmez. İkinci olarak, kanun hâkime maddenin “kullanılış amacını” gözetme görevi yükler. Örneğin günlük hayatta rastlanabilecek düzeydeki, zararsız amaçlarla bulundurulan çok küçük miktarlar bakımından bu fıkra uygulama alanı bulabilir. Bu değerlendirme, somut olayın tüm koşulları birlikte ele alınarak yapılır.
Bu fıkra, ceza hukukunun ölçülülük ilkesinin somut bir yansımasıdır. Aynı hareket, konusu olan patlayıcı maddenin tür ve miktarına göre çok farklı bir ceza rejimine tabi olabilir. Kanun koyucu, ciddi bir tehlike doğurmayan, sınırlı ve zararsız amaçlarla ilişkilendirilebilecek küçük miktarlar bakımından ağır cezayı orantısız bulmuş ve hâkime, maddenin kullanılış amacını da gözeterek daha hafif bir ceza uygulama olanağı tanımıştır. Bununla birlikte, “önemsiz” ölçütünün somut olayda gerçekten karşılanıp karşılanmadığı titizlikle değerlendirilir; miktarın veya türün önemsiz sayılamayacağı hallerde bu hafifletici hüküm uygulanmaz. Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, ağır ceza öngören ve teknik değerlendirme gerektiren bir suçtur. Böyle bir isnatla karşılaşmanız halinde, sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatından hukuki destek almanız büyük önem taşır.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs: Suç, hareketin niteliğine göre teşebbüse elverişli olabilir. Örneğin tehlikeli maddeyi ithal etmeye yönelik icra hareketlerine başlanmış ancak madde elde edilemeden süreç kesilmişse, teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Buna karşılık muhafaza etme gibi süreklilik gösteren hareketlerde teşebbüsün sınırları farklı değerlendirilir.
İştirak: Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir; azmettirme ve yardım etme mümkündür. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz. Ayrıca fiilin bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, yukarıda açıklanan nitelikli hali gündeme getirir.
İçtima: Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, çoğu zaman başka suçlarla birlikte ortaya çıkabilir. Örneğin bu maddelerle fiilen bir patlamaya veya zarara yol açılması halinde, suçların içtimaı kuralları çerçevesinde birden fazla suçtan sorumluluk doğabilir.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunun Diğer Suçlarla İlişkisi
Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçu, genel tehlike yaratan diğer suçlarla yakın ilişki içindedir. Bu maddelerle bir patlamaya ve önemli tehlikeye yol açılması halinde atom enerjisi ile patlamaya sebebiyet verme (TCK 173) ya da radyasyon yayma (TCK 172) gibi suçlar; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması bakımından ise TCK 170 gündeme gelebilir.
Ayrıca ateşli silahlar, mühimmat ve bıçaklar gibi belirli araçlar bakımından, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun gibi özel düzenlemeler bulunur. Somut olayda hangi hükmün uygulanacağı, maddenin niteliğine ve özel kanun–genel kanun ilişkisine göre belirlenir. Bu nedenle tehlikeli madde isnadı içeren dosyalarda, olayın hangi mevzuat kapsamında değerlendirileceğinin doğru saptanması büyük önem taşır.
Bu ilişki ağı, genel tehlike yaratan suçların birbirini tamamlayan bir sistem oluşturduğunu bir kez daha gösterir. Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, çoğu zaman bu maddelerle işlenebilecek daha ağır suçların bir ön aşamasıdır; kanun koyucu, tehlikenin kaynağını daha baştan kontrol altına alarak sonraki zararları önlemeyi amaçlar. Somut bir olayda birden fazla suçun bir arada bulunması halinde, bunların ayrı ayrı mı yoksa içtima kuralları çerçevesinde mi değerlendirileceği, fiillerin niteliğine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenir. Bu değerlendirmenin doğru yapılması, hem isnadın kapsamı hem de olası ceza bakımından belirleyicidir.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçunda Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma
Suçun temel şeklinde öngörülen ceza, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Burada hapis cezasının yanına ayrıca adli para cezasının da eklenmiş olması dikkat çekicidir; yani ceza, hem hürriyeti bağlayıcı hem de mali bir yaptırımı bir arada içerir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza bir kat artırılırken, önemsiz tür ve miktarda patlayıcıya ilişkin halde ceza bir yıla kadar hapse iner. Adli para cezasının hesaplanışı hakkında adli para cezası yazımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında, temel şekli bakımından görevli mahkeme ağır ceza mahkemesi olabilir; hafifletici hal bakımından ise asliye ceza mahkemesi görevli olabilir. Görevli mahkeme, isnat edilen fıkraya ve öngörülen cezaya göre belirlenir. Suçun kanuni metni için mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz.
Bu tür dosyalarda maddenin tehlikeli niteliğinin, tür ve miktarının ve iznin bulunup bulunmadığının doğru saptanması, hem suçun oluşup oluşmadığı hem de uygulanacak fıkra bakımından belirleyicidir. Bu nedenle böyle bir isnatla karşılaşılması halinde, dosyanın teknik ve hukuki yönleriyle birlikte bir ceza avukatınca değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Soruşturma aşamasında genellikle ele geçirilen maddelere ilişkin ekspertiz ve bilirkişi raporları düzenlenir; bu raporlar maddenin tehlikeli niteliğini, türünü ve miktarını ortaya koyar. Toplanan delillere göre savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir ya da iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Kovuşturma aşamasında mahkeme, hem suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını hem de hangi fıkranın uygulanacağını değerlendirir. Bu süreçte iznin varlığına, maddenin tür ve miktarına ve failin kastına ilişkin savunmaların doğru ve zamanında ileri sürülmesi, sürecin sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir. Ele geçirme işleminin hukuka uygunluğu ve delillerin usulüne uygun toplanıp toplanmadığı da dosyanın seyri bakımından ayrıca önem taşır.
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Analizleri
Av Tüfeği Fişeklerinin Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması Suçu Kapsamında Değerlendirilemeyeceği ve Tipiklik Şartı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas: 2012/35826 – Karar: 2013/25862, Tarih: 31.10.2012
Kararın Özeti
İlk derece mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) tarafından sanıklar hakkında “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” ve bir sanık hakkında ayrıca “resmi belgede sahtecilik” suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Hükümlerin sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından incelenmiştir. Daire, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde hak yoksunluklarına ilişkin teknik bir düzeltme yaparak hükmü onamıştır. Ancak, iki sanık hakkında “tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü esastan hatalı bulmuştur. Sanıklarda ele geçirilen av tüfeği fişeklerinin TCK’nın 174/1. maddesinde sayılan tehlikeli maddelerden olmadığını belirten Daire, unsurları oluşmayan suçtan verilen mahkûmiyet kararını oy birliğiyle bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay’ın bozma gerekçesi, ceza hukukunun en temel ögelerinden biri olan “tipiklik” (fiilin kanundaki suç tanımına uygunluğu) ilkesine dayanmaktadır. TCK’nın 174/1. maddesinde düzenlenen tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirilmesi suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlardan izin alınmaksızın patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal ya da biyolojik maddelerin imal, ithal, ihraç edilmesi, nakledilmesi, muhafaza edilmesi veya satılması gerekir. Daire, sanıkların üzerinde veya zilyetliğinde bulunan “av tüfeği fişeklerinin” bu maddede sınırlı (tahdidi) olarak sayılan yüksek tehlikeli ve kitle imha/terör nitelikli kimyasal-biyolojik veya askeri sınıftaki patlayıcı maddeler kapsamında değerlendirilemeyeceğini saptamıştır. Bu tür av malzemelerinin hukuki rejiminin, 6551 sayılı Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan “Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük” hükümleri (özellikle tüzüğün 37, 82, 93, 94, 129 ve 130. maddeleri) çerçevesinde idari veya özel cezai sorumluluk doğurup doğurmadığı yönünden incelenmesi gerekirken, genel tehlike yaratan ağır bir suçtan hüküm kurulması yasaya aykırı bulunmuştur.
“TCK.nun 174/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddenin… muhafaza edilmesi, satılması, satın alınması gerekli olup, sanıklarda yakalanan av tüfeği fişeklerinin yasa kapsamında belirtilen maddelerden olmadığı…”
Değerlendirme
Bu karar, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ve genişletici yorum/kıyas yasağının ceza yargılamasındaki hayati önemini gösteren emsal bir denetim ürünüdür. İlk derece mahkemeleri, av tüfeği fişeklerinin barut içermesi ve patlayıcı mekanizmaya sahip olması yönünden yanılgıya düşerek bu malzemeleri TCK m. 174 kapsamında “patlayıcı madde” olarak sınıflandırma hatası yapabilmektedir. Ancak kanun koyucunun TCK m. 174 ile korumak istediği hukuki yarar, kamu güvenliğini kitlesel ya da olağanüstü düzeyde tehdit eden nükleer, kimyasal veya askeri nitelikteki tehlikeli bileşenlerdir. Gündelik yaşamda ve avcılık faaliyetlerinde yaygın olarak kullanılan, ruhsatlandırma ve denetimi özel bir tüzüğe (Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddeler Tüzüğü) bağlanmış olan av fişeklerinin bu kapsama alınması, suçun sınırlarını belirsizleştirir ve ölçüsüz bir cezalandırmaya yol açar. Yargıtay, normlar hiyerarşisini ve özel mevzuat hükümlerini hatırlatarak, her patlayıcı reaksiyon gösteren nesnenin TCK anlamında “tehlikeli madde” sayılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas: 2012/35826 – Karar: 2013/25862, Tarih: 31.10.2012 Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, suçun sübuta erme- diğine yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
5237 sayılı TCK.nun 53/3. madde ve fıkrası uyarınca sanığın yalnızca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar kısıtlama uygulanabilecek iken, kendi altsoyu dışındakiler üzerindeki yetkilerini de kapsayacak şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine
“TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün oybirliğiyle (DÜZELTİLEREK ONANMASINA),
II- Sanıklar … ve … hakkında “tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyizine gelince;
TCK.nun 174/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için yetkili makam- lardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddenin imal, ithal veya ihraç edilmesi, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakledilmesi, muhafaza edilmesi, satılması, satın alınması gerekli olup, sanıklarda yakalanan av tüfeği fişeklerinin yasa kapsamında belirtilen maddelerden olmadığı, sanıkların eylemlerinin 6551 sayılı Kanuna istinaden çıkartılan 14/12028 sayılı “Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük’ün 37, 82, 93, 94, 129 ve 130. maddeleri gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken, unsurları oluşmayan suçtan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi.
Yasaya aykırı, sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 31.10.2012 gününde oy- birliğiyle karar verildi.
Sıkça Sorulan Sorular
Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçunun cezası nedir?
Suçun temel şeklinde ceza, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Fiilin bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır. Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeye ilişkin halde ise ceza, kullanılış amacı gözetilerek bir yıla kadar hapse iner.
Bu suç yalnızca patlayıcı maddeleri mi kapsar?
Hayır. Suçun konusu yalnızca patlayıcılar değildir; yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik maddeler de kapsam içindedir. Ayrıca bu maddelerin imali, işlenmesi veya kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizatın izinsiz temini de aynı ceza kapsamındadır.
İzinli olarak tehlikeli madde bulundurmak suç mudur?
Hayır. Suçu oluşturan, bu maddelerin bizzat kendisi değil, yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın bunlarla ilgili işlemlerin yapılmasıdır. Gerekli izinlere sahip olarak ve mevzuatın öngördüğü koşullar çerçevesinde faaliyet yürütülmesi halinde bu suç oluşmaz.
Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ne sonuç doğurur?
Fiilin, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca koşulları varsa, örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu (TCK 220) da ayrıca gündeme gelebilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95
