İçindekiler
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, aleni olmayan, yani herkese açık olmayan konuşmaların ilgililerin rızası dışında bir cihazla dinlenmesini veya kaydedilmesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 133. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Bir restoranda yapılan özel bir görüşmenin gizlice ses kayıt cihazıyla kaydedilmesi, bir toplantıdaki konuşmaların izinsiz dinlenmesi ya da kişinin katıldığı bir söyleşiyi diğerlerinin haberi olmadan kaydetmesi gibi durumlar bu suç kapsamında değerlendirilir.
Akıllı telefonların her an kayıt yapabilecek bir araç haline gelmesiyle birlikte, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu uygulamada giderek daha sık karşımıza çıkmaktadır. Bu yazıda; suçun tanımını, “aleni olmama” unsurunu, konuşma ile söyleşi ayrımını, suçun farklı şekillerini, cezalarını, nitelikli hallerini, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve sıkça merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu ile Korunan Hukuki Değer ve “Aleni Olmama” Unsuru
Bu suçta korunan temel değer, kişilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmaların gizliliği ve mahremiyetidir. İnsanlar, yüz yüze ya da bir ortamda yaptıkları özel konuşmalarının üçüncü kişilerce dinlenmeyeceği ve kaydedilmeyeceği güvenini taşır. TCK 133 de tam olarak bu güveni korur.
Konuşmanın “Aleni Olmaması” Ne Demektir?
Bu suçun en kritik unsuru, konuşmanın aleni olmamasıdır. Aleni olmayan konuşma, yalnızca belirli kişilerin duyabileceği, herkesin katılımına veya dinlemesine açık olmayan konuşmadır. Konuşmanın yapıldığı yer tek başına belirleyici değildir; önemli olan, konuşmanın belirsiz sayıda kişi tarafından duyulabilecek nitelikte olup olmadığıdır.
Örneğin bir kafede iki kişinin alçak sesle yaptığı özel görüşme, fiziksel olarak kamuya açık bir mekânda gerçekleşse de aleni değildir. Buna karşılık bir mitingde yüksek sesle yapılan, herkesin duyabileceği bir konuşma alenidir ve bu suçun konusunu oluşturmaz. Dolayısıyla bir konuşmanın bu suç kapsamında değerlendirilebilmesi için, tarafların onu gizli tutma yönünde makul bir beklentisinin bulunması gerekir.
Konuşma ve Söyleşi Ayrımı
TCK 133, iki farklı durumu birbirinden ayırarak düzenler ve bu ayrım cezanın belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Konuşma (Üçüncü Kişinin Dinlemesi/Kaydetmesi)
Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen “konuşma”, kural olarak konuşmanın taraflarından olmayan üçüncü bir kişinin bu konuşmayı dinlemesi veya kaydetmesi durumunu kapsar. Yani konuşmaya dışarıdan müdahale eden, ona taraf olmayan biri söz konusudur.
Söyleşi (Katılanın Kaydetmesi)
Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen “söyleşi” ise, konuşmaya katılan kişinin durumunu ilgilendirir. Burada fail, konuşmanın dışında değil, içindedir; ancak diğer konuşanların rızası olmadan söyleşiyi kaydetmektedir. Bu ayrımın önemi şudur: Konuşmaya taraf olan kişinin yaptığı kayıt, üçüncü kişinin yaptığı kayda göre daha hafif cezalandırılır. Çünkü kanun koyucu, konuşmaya zaten katılan kişinin durumunu, dışarıdan müdahale eden kişiden farklı değerlendirmiştir.
Suçun Şekilleri ve Cezaları
TCK 133, konuşmaların dinlenmesi ve kaydına ilişkin farklı fiilleri ayrı ayrı düzenlemiş ve her biri için farklı ceza öngörmüştür.
Aleni Olmayan Konuşmanın Dinlenmesi veya Kaydedilmesi (Temel Hal)
Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu, suçun temel ve en ağır cezayı gerektiren halidir. Örneğin iki kişinin özel görüşmesini gizlice dinleyen ya da kayda alan üçüncü bir kişi bu kapsamda değerlendirilir.
Katıldığı Söyleşiyi Kayda Alma
Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi, konuşmaya katılan kişinin yaptığı kayıt için öngörülen ceza, üçüncü kişinin yaptığı kayda göre daha hafiftir ve burada hâkim, hapis cezası yerine adli para cezasına da hükmedebilir.
Kayıtların İfşası
Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Burada hem hapis hem de adli para cezası birlikte öngörülmüştür. Bu, kanun koyucunun gizlice kaydedilen konuşmaların yayılmasını ne kadar ağır gördüğünü gösterir.
Basın ve Yayın Yoluyla Yayımlama
İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Yani gizlice kaydedilen bir konuşmanın gazete, televizyon ya da sosyal medyada yayımlanması, ifşa fiilinden ayrı ve daha hafif bir muameleye tabi tutulmaz; aynı ağırlıkta cezalandırılır.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Nitelikli Haller (TCK 137)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, TCK 137’de düzenlenen ortak nitelikli hallerden birinin bulunması durumunda daha ağır cezayı gerektirir. Buna göre suç;
- bir kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, ya da
- belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle
işlenirse, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Örneğin görevinin sağladığı teknik imkânları kötüye kullanarak vatandaşların özel konuşmalarını kaydeden bir kamu görevlisi bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Delil Amaçlı Kayıtlar
Bu suçta belki de en çok tartışılan konu, hangi kayıtların hukuka uygun sayılacağıdır. Çünkü suç ancak fiil hukuka aykırı olduğunda oluşur.
Rıza
Konuşmaya katılan tüm tarafların rızasıyla yapılan kayıtlar hukuka uygundur. Burada belirleyici olan, rızanın özgür iradeyle ve açıkça verilmiş olmasıdır. Taraflardan birinin bile rızasının bulunmaması, kaydın hukuka aykırı hale gelmesine yol açabilir.
Yetkili Merci Kararıyla Yapılan Dinlemeler
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen koşullar çerçevesinde, yetkili merciin usulüne uygun kararıyla yapılan iletişimin tespiti ve dinlenmesi hukuka uygundur. Bu tür dinlemeler, kanunun açıkça izin verdiği ve sıkı koşullara bağladığı istisnai hallerdir.
Kendi Hukukunu Korumak İçin Yapılan Kayıtlar
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, bir kişinin kendisine yöneltilen haksız bir saldırıyı, tehdidi veya şantajı ispatlamak amacıyla konuşmayı kaydetmesidir. Yerleşik anlayışa göre, ani gelişen ve bir daha kanıtlanması mümkün olmayan bir olayda, kişinin kaybolma ihtimali bulunan bir delili muhafaza etmek için yaptığı kayıt, koşullarına göre hukuka uygun kabul edilebilir. Ancak bu durum oldukça dar yorumlanır: Planlı şekilde, tuzak kurarcasına ve sistematik biçimde yapılan kayıtlar genellikle bu kapsamda değerlendirilmez. Böyle bir kaydınız varsa, hukuka uygun olup olmadığını mutlaka avukatınıza danışarak değerlendirmelisiniz.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma ve Dava Zamanaşımı
Şikâyet Süresi
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, şikâyete bağlı suçtur (TCK 139). Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun şikâyette bulunması gerekir. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre kaçırılırsa dava açma hakkı düşer. Ayrıca şikâyetten vazgeçme, davanın düşmesine yol açabilir.
Uzlaştırma
Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Bu suç da şikâyete bağlı olduğundan, kamu davası açılmadan önce taraflar arasında uzlaştırma sürecinin işletilmesi gündeme gelir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde, ceza davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir. Bu nedenle uzlaştırma, hem mağdur hem de şüpheli açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir kurumdur.
Dava Zamanaşımı
Bu suçta dava zamanaşımı, genel hükümlere göre belirlenir. Suçun işlendiği tarihten itibaren öngörülen süre geçtikten sonra dava açılamaz. Sürelerin hesabı, suçun hangi fıkra kapsamında işlendiğine göre değişebileceğinden, bu konuda bir avukattan destek alınması yerinde olur.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu suça ilişkin davalar kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarları ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemelerinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs, Etkin Pişmanlık ve İçtima
Teşebbüs
Fail, konuşmayı dinlemek veya kaydetmek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Etkin Pişmanlık
Kanun, bu suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörmemiştir. Bu nedenle bazı malvarlığı suçlarındaki gibi zararın giderilmesine bağlı özel bir indirim doğrudan uygulanmaz. Ancak failin pişmanlığı, takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmesinde rol oynayabilir.
Zincirleme Suç ve İçtima
Failin aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez konuşmayı kaydetmesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Ayrıca aynı fiille hem dinleme/kayıt hem de ifşa söz konusuysa, fiillerin birbirinden bağımsız değerlendirilip değerlendirilmeyeceği içtima kuralları çerçevesinde belirlenir.
Cezayı Etkileyen ve Hafifleten Kurumlar
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Özellikle ikinci fıkradaki söyleşi kaydetme fiili bakımından, öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında HAGB uygulanma ihtimali daha yüksektir. Temel halde ise verilecek cezanın miktarına bağlı olarak HAGB gündeme gelebilir.
Adli Para Cezası
İkinci fıkrada, hapis cezasının yanı sıra doğrudan adli para cezası seçeneği de öngörülmüştür; hâkim somut olaya göre bu seçeneği tercih edebilir. Diğer fıkralarda ise sonuç olarak hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gündeme gelebilir.
Cezanın Ertelenmesi
İki yıl veya altındaki hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı halinde cezanın ertelenmesine karar verilebilir. Erteleme halinde mahkûm, belirli bir denetim süresine tabi tutulur ve bu süreyi iyi halli geçirmesi durumunda ceza infaz edilmiş sayılır.
Ön Ödeme
Ön ödeme kurumu, uzlaştırma kapsamındaki suçlar bakımından uygulanmaz. Bu suç şikâyete bağlı ve uzlaştırma kapsamında olduğundan, ön ödeme bu suç için söz konusu olmaz.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçunun KVKK ile İlişkisi
Kişiler arasındaki konuşmaların kaydedilmesi, aynı zamanda kişisel verilerin işlenmesi boyutuyla 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile de ilişkilidir. Bir kişinin sesi ve konuşma içeriği, onun kişisel verisi niteliği taşıyabilir. Bu nedenle aynı fiil, hem TCK kapsamında suç oluşturabilir hem de KVKK kapsamında idari yaptırımlara konu olabilir. Özellikle kayıtların başkalarına aktarılması veya yayılması söz konusu olduğunda, kişisel verilere ilişkin TCK 135 ve 136. madde hükümleriyle de bağlantı kurulabilir. Hangi hükmün uygulanacağı, fiilin somut görünümüne göre belirlenir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu Hakkında Yargıtay Kararları
Meşru Hakları Korumak ve İftira İddialarını Çürütmek Amacıyla Yapılan Gizli Ses Kayıtları Suç Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/640 E. – 2020/6960 K., 09.12.2020 T.
Kararın Özeti
Bir işletmede yaşanan açık ve güveni kötüye kullanma iddiaları doğrultusunda, tarafların zarar miktarı ve ödeme planı hususunda yaptıkları görüşmeler mağaza sahibi sanığın talimatıyla veya bizzat kendisi tarafından cep telefonu ile gizlice kayıt altına alınmıştır. Katılanların daha sonra sanık hakkında yağma, bedelsiz senedi kullanma ve iftira gibi suçlardan şikâyetçi olması üzerine sanık, bu ses kayıtlarını adli makamlara delil olarak sunmuştur. Katılanların şikâyetiyle sanıklar hakkında açılan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile bu suça azmettirme davasında ilk derece mahkemesi, eylemlerin hukuka aykırılık bilinciyle yapılmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Katılanlar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay, bu beraat kararlarını hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, sanıkların gerçekleştirdiği gizli kayıt eylemlerinin, katılanların kendilerine yönelik asılsız suç isnatlarını (yağma, iftira vb.) çürütmek ve uğradıkları iddia edilen zarara ilişkin kanıtları muhafaza etmek amacını taşıdığını saptamıştır. Sanıkların başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin elde edilmesini sağladıkları ve bu süreçte hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle (suç kastıyla) davranmadıkları kabul edilmiştir. Yargıtay, yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesiyle yerel mahkemece verilen beraat hükmünü mevzuata uygun bularak katılan vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiştir.
“…sanıkların, başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayarak, katılanların kendilerine isnat ettikleri eylemlerin doğru olmayıp, suç işleyenin katılan … olduğuna dair iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davranmadıkları gerekçesiyle beraat kararı verildiği…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza hukukunda ses ve görüntü kayıtlarının rıza dışı alınmasının suç oluşturup oluşturmayacağına dair sınırları “meşru savunma/delil yaratma zorunluluğu” çerçevesinde çizen temel içtihatlardan biridir. Yargıtay, taraflar arasındaki ticari veya hukuki ihtilaflarda, bir tarafın kendisine yönelik ağır adli ithamlar (yağma, iftira gibi) karşısında haksızlığa uğramasını engellemek adına anlık durumları kaydetmesini hukuka aykırı bulmamıştır. Kararın temel dayanağı, sanıkların bu kayıtları genel bir ifşa veya şantaj amacıyla değil, münhasıran adli makamlar önünde kendi haklılıklarını kanıtlamak ve kaybolma riski olan delilleri güvenceye almak amacıyla kullanmış olmalarıdır. Dolayısıyla, suçun manevi unsuru yönünden “hukuka aykırılık bilincinin” bulunmadığı tespitiyle, adalet arayışı içindeki bireyin kendisini koruma refleksi hukuki güvence altına alınmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/640 E. – 2020/6960 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi ..
Suçlar : 1-Sanık … hakkında: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
2-Sanık … hakkında: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna azmettirme ile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hükümler : Sanıklar hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanıklar …ve …’ın, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna azmettirme suçundan sanık …’ın beraatlerine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 15.01.2020 tarihli tevdi kararı uyarınca, sanık … hakkında 17.08.2013 tarihinde işlediği iddia olunan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna azmettirme ile 24.08.2013 tarihinde işlediği iddia olunan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılanlar vekilinin temyizi ile ilgili olarak görüş içeren ek tebliğnamenin düzenlendiği belirlenerek yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
Sanık …’ın … ve … ilçelerinde şubeleri olan bir halı mağazasının sahibi olduğu, katılan …’in kızı olan diğer katılan …’in ise sanık …’a ait mağazanın … Şubesi’nde satış sorumlusu olarak çalıştığı, diğer sanık …’in de aynı mağazanın … Şubesi’nde çalıştığı, bu sanığın aynı zamanda mağazanın müdürü olup, muhasebesinden ve kayıtlarından sorumlu olduğu,
2013 yılı Ağustos ayı içerisinde söz konusu işyerindeki hesaplarda ve mal sayımında yapılan kontrolde, katılan … tarafından perakende ve taksitli olarak müşteriye satılan halılardan alınan bir kısım paraların işletme kasasına konulmayıp, mal edinildiği iddialarına dayalı olarak taraflar arasında ihtilaf oluştuğu,
Bu kapsamda, sanık …’ın, katılan … ile babası olan katılan …’i 17.08.2013 tarihinde mağazanın … Şubesi’ne çağırdığı, burada olaya ilişkin yapacağı konuşmayı kayıt altına almasını sanık …’den istediği, sanıklar … ve …ile katılanlar … ve …’in yanısıra …’deki şubenin diğer çalışanı tanık Sevgi’nin katıldığı 17.08.2013 tarihli görüşmede, oluşan zarar miktarı ve bunun ödeme planı hakkındaki konuşmaların sanık …’ın talimatıyla diğer sanık … tarafından cep telefonu ile gizlice kaydedildiği, bu görüşmeden sonra katılanların bu kez 24.08.2013 günü sanık … tarafından mağazanın … Şubesi’ne çağrıldıkları, bu görüşmeye de katılanlar … ve … ile sanıklar …, …ve şube çalışanı tanık Esra’nın katıldığı, taraflar arasındaki konuşmanın bu kez bizzat sanık … tarafından cep telefonu ile gizlice kayıt altına alındığı, bu görüşmede de tarafların sanık …’ın oluşan zarar miktarı ve bunun ödenmesi hususunda anlaşmaya çalıştıkları,
Bir süre sonra sanık …’ın katılanlardan aldığı senetleri icraya koymasını müteakip, katılanlar tarafından sanık … hakkında başkasını bir malı teslimi veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak suretiyle yağma, bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması, iftira suçlarından suç duyurusunda bulunulduğu, sanık …’ın da güveni kötüye kullanma suçundan şikayetçi olup, delil olarak söz konusu kayıtları Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu, sanık … hakkında isnat edilen suçlardan takipsizlik kararı verilip, katılan … hakkında ise güveni kötüye kullanma suçundan dava açıldığı,
Bu defa söz konusu kayıtlardan dolayı yapılan şikayet üzerine, 17.08.2013 tarihli görüşmeyi kaydeden sanık … ile bu görüşmenin kayda alınmasına onu azmettiren sanık …’ın ve 24.08.2013 tarihli görüşmeyi bizzat kaydeden sanık …’ın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna azmettirme suçlarını işlediği iddialarıyla açılan davaların yapılan yargılaması sonunda,
Yerel mahkemece; sanıkların, başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayarak, katılanların kendilerine isnat ettikleri eylemlerin doğru olmayıp, suç işleyenin katılan … olduğuna dair iddialarını ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davranmadıkları gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmakla,
Sanık …’in kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, sanık …’ın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna azmettirme ile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından dolayı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanıklara yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanıkların beraatlerine karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 09.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İdari İşlemin İptali Davasında İddiaları İspatlamak Amacıyla Sunulan Konuşma Kayıtları Suç Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/772 E. – 2025/6086 K., 07.07.2025 T.
Kararın Özeti
İntörn doktor olan sanığın, staj tekrarına karar verilmesi üzerine katılan ile yüz yüze yapmış olduğu konuşmayı gizlice kaydedip, idare mahkemesinde açtığı idari işlemin iptali davasına delil olarak sunması nedeniyle ilk derece mahkemesince kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, Yargıtay’ın usuli bozma ilamına uyarak gerçekleştirdiği duruşmalı yargılama neticesinde; sanığın kayıtları üçüncü kişilerle paylaşmadığını, amacının idari davadaki iddialarını ispatlamak olduğunu ve hukuka aykırı hareket etme bilinci taşımadığını belirterek mahkûmiyet hükmünü kaldırmış ve beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin beraat kararını hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Bölge adliye mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yapılan duruşmalı incelemede, sanığın kendisinin de tarafı olduğu konuşma içeriklerini sadece açtığı idari işlemin iptali davasına delil olarak sunduğu, söz konusu kayıtları üçüncü kişilerle paylaştığına veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı saptanmıştır. Sanığın iptal davasındaki iddialarını kanıtlama amacı taşıyan eyleminde hukuka aykırı hareket etme bilinciyle (suç kastıyla) davranmadığı, dolayısıyla yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesiyle CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat kararı Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
“…Katılanın tarafı olduğu konuşma içeriklerini, açtığı idari işlemin iptali davasına delil olarak sunması dışında üçüncü kişilerle paylaştığı veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın iptal davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gerekçesiyle sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, kişilerin idari merciler veya mahkemeler önünde hak arama özgürlüklerini korurken, ceza hukukundaki hak ihlali sınırlarını somutlaştıran önemli bir örnektir. Yargıtay, intörn doktor olan sanığın geleceğini doğrudan etkileyen “staj tekrarı” gibi bir idari karara karşı açtığı iptal davasında, haklılığını ispat edebilmek amacıyla gerçekleştirdiği rıza dışı ses kaydı eylemini koruma altına almıştır. Kararda, suçun manevi unsurlarından olan “hukuka aykırılık bilinci” ile eylemin “meşru amacı” arasındaki ilişki gözetilmiştir. Kaydedilen verilerin kamusal alana taşınmaması, üçüncü şahıslara dağıtılmaması ve yalnızca bir hak arama aracı olarak idari yargı merciine sunulması, ceza hukuku anlamında tipikliğin ve suç kastının oluşmasını engellemiştir. Karar, bireylerin idari haksızlıklara karşı kendilerini savunabilmek adına elde ettikleri anlık kayıtları yargı merciine sunmalarının cezai bir sorumluluk doğurmayacağını tescil etmesi bakımından adil yargılanma hakkına katkı sunmaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/772 E. – 2025/6086 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KARAR TARİHİ : 26.11.2024
SAYISI : 2024/1517 E., 2024/2262 K.
SUÇ : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 133/3, 62/1, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmasızın sanığın beraatine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.06.2024 tarihli, 2021/6382 Esas, 2024/3126 Karar sayılı ilamıyla duruşma açılarak inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan katılanın ve sanığın tarafı olduğu konuşma kayıtlarının sanığın açmış olduğu idare mahkemesindeki iptal davasında delil olarak kullanılması eyleminin hukuka aykırılık unsurunu oluşturmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın müsnet suçu işlediğinin sabit olduğuna, cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, eksik araştırma sonucunda hüküm kurulduğuna, beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; intern doktor olan sanığın staj tekrarına karar verilmesi üzerine katılan ile yüz yüze yapmış olduğu konuşmayı kaydedip idare mahkemesinde açmış olduğu davaya delil olarak sunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 133/3. Maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak Katılanın tarafı olduğu konuşma içeriklerini, açtığı idari işlemin iptali davasına delil olarak sunması dışında üçüncü kişilerle paylaştığı veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın iptal davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gerekçesiyle sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/1. maddesi uyarınca .. 2. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise .. Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dava Zamanaşımı Süresinin Dolması Durumunda Yargılamaya Devam Edilerek Beraat Hükmü Kurulamaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/2041 E. – 2025/8857 K., 15.12.2025 T.
Kararın Özeti
Sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan kamu davasında, Yargıtay’ın bozma ilamı sonrasında yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın beraatine karar verilmiştir. Sanık müdafiinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, suçun tabi olduğu 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin yerel mahkemenin karar tarihinden önce dolduğunu saptamıştır. Derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir halin de bulunmadığını belirten Yargıtay, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuş ve yerel mahkeme hükmünü bozarak kamu davasının düşürülmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, sanığa yüklenen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133/3. maddesinde düzenlenen “kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu suçun TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımını kesen son işlemin 16.06.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu saptanmıştır. Bu kesintiden itibaren başlayan 8 yıllık sürenin, yerel mahkemenin karar tarihi olan 25.02.2025’ten önce dolduğu açıkça anlaşılmıştır. CMK’nın 223/9. maddesi anlamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir bir durumun da mevcut olmaması karşısında, davanın CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesi gerekirken esasa girilerek beraat kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
“…zamanaşımı son kesen işlemin 16.06.2016 tarihli mahkumiyet kararı olduğu, bu tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımının karar tarihi olan 25.02.2025 tarihinden önce dolduğu gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin bulunmadığı da dikkate alınarak, sanık hakkındaki kamu davalarının CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza muhakemesi hukukunda bir usul engeli ve tasfiye hali olan “dava zamanaşımı” ile “beraat kararı” arasındaki hiyerarşik ilişkiyi netleştiren çok önemli bir usul hukuku içtihadıdır. Ceza muhakemesinde aslolan, sanık hakkında maddi gerçeğe ulaşarak bir karar vermektir; ancak kanunun öngördüğü zamanaşımı süreleri dolduğunda devletin cezalandırma hakkı ortadan kalkar. Yargıtay bu kararında, zamanaşımı süresi dolduktan sonra mahkemenin artık işin esasına girerek delil değerlendirmesi yapamayacağını ve beraat dahi olsa esasa ilişkin bir hüküm kuramayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. İstisna teşkil eden CMK m. 223/9 anlamındaki “derhâl beraat kararı verilmesi gereken haller” (yani dosyanın mevcut durumuna göre hiçbir araştırma yapılmaksızın ilk bakışta suçun oluşmadığının anlaşılması hali) mevcut değilse, mahkeme yargılamayı sonlandırmalı ve düşme kararı vermelidir. Karar, usul ekonomisi ve sanık haklarının hukuk güvenliği sınırları içinde korunması bakımından teorik kuralların pratikteki katı uygulamasını sergilemektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2041 E. – 2025/8857 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR TARİHİ : 25.02.2025
SAYISI : 2024/666 E., 2025/169 K.
SUÇ : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükümlerin; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemlerin 5237 sayılı TCK’nın 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturduğu, anılan suç, aynı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımına tabi olduğu, aynı Kanun’un 67/2-d maddesi gereğince zamanaşımı son kesen işlemin 16.06.2016 tarihli mahkumiyet kararı olduğu, bu tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımının karar tarihi olan 25.02.2025 tarihinden önce dolduğu gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin bulunmadığı da dikkate alınarak, sanık hakkındaki kamu davalarının CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla 25.02.2025 tarihli duruşma sonunda yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Karşımdakinin haberi olmadan konuşmayı kaydetmek suç mudur?
Aleni olmayan bir konuşmayı, tarafların rızası olmadan kaydetmek kural olarak suç oluşturabilir. Ancak kendinize yöneltilen ani ve haksız bir saldırıyı ispatlamak için, kaybolma ihtimali bulunan bir delili korumak amacıyla yapılan kayıtlar koşullarına göre hukuka uygun sayılabilir. Bu değerlendirme somut olaya göre yapılır.
Telefon görüşmesini kaydetmek bu suç kapsamında mıdır?
Telefon görüşmeleri çoğunlukla haberleşme niteliği taşıdığından, üçüncü kişinin müdahalesi söz konusu olduğunda TCK 132 (haberleşmenin gizliliğini ihlal) hükümleri de gündeme gelebilir. Fiilin hangi madde kapsamında değerlendirileceği, somut duruma göre belirlenir.
Kaydettiğim konuşmayı mahkemeye delil olarak sunabilir miyim?
Hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtlar kural olarak delil olarak kullanılamaz. Ancak kendi hukukunu korumak için ani gelişen olayda yapılan kayıtlar bakımından istisnai değerlendirmeler söz konusu olabilir. Bu nedenle kaydı kullanmadan önce mutlaka bir avukata danışmanız önemlidir.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Evet. Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu şikâyete bağlıdır. Fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmanız gerekir.
Değerlendirme ve Sonuç
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu, mahremiyetin en hassas alanlarından birini koruyan ve hem mağdurlar hem de hakkında suçlama yöneltilen kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir suç tipidir. Üçüncü bir kişinin gizlice yaptığı kayıttan, kişinin katıldığı bir söyleşiyi izinsiz kaydetmesine kadar farklı görünümleri olan bu suç, fiilin biçimine göre altı aydan beş yıla kadar değişen hapis cezalarını ve adli para cezasını gerektirebilir.
Bu suçla ilgili süreçte; konuşmanın aleni olup olmadığı, kaydın hukuka uygun bir amaçla yapılıp yapılmadığı ve şikâyet süresinin kaçırılmaması gibi hususlar belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul savunma avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer mahremiyet suçları hakkında genel bilgi almak için Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum