Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu (TCK 244)

Sistemi Engelleme Bozma Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu

İçindekiler

TCK 244 Nedir?

Kısa cevap: Türk Ceza Kanunu 244, bir bilişim sistemine veya sistemdeki verilere yönelik zararlı müdahaleleri cezalandırır. Ceza, fiilin niteliğine göre altı aydan başlayıp haksız çıkar sağlanması hâlinde altı yıla kadar çıkabilen hapis cezasıdır:

  • Fıkra 1 – sistemi engelleme/bozma: 1 – 5 yıl hapis
  • Fıkra 2 – verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma: 6 ay – 3 yıl hapis
  • Fıkra 3 – banka, kredi kurumu veya kamu sistemi: ceza yarı oranında artırılır
  • Fıkra 4 – haksız çıkar sağlama (başka suç oluşmuyorsa): 2 – 6 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası

Bu suç hem verilerine erişemeyen ya da sistemi bozulan bireyleri ve işletmeleri hem de böyle bir fiille suçlanan kişileri ilgilendirir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, verilerinin bozulması veya erişilemez kılınması sonucunda ciddi zararlarla karşılaşabilir; SGK‘ya sahte işe giriş bildirgesi düzenlenmesinden eski bir iş ortağının sisteme müdahalesine kadar uygulamada sık karşılaşılan senaryolar aşağıda ayrı başlıklarda ele alınmıştır. Suçun bölümdeki diğer suçlarla ilişkisi için bilişim alanında suçlar başlıklı genel rehberimize de bakabilirsiniz.

Kanun Metni ve Korunan Hukuki Değer

TCK 244, bilişim sistemine girme suçundan (TCK 243) farklı olarak salt erişimi değil; sisteme veya verilere yönelen zararlı müdahaleyi cezalandırır. Fiiller iki yöne ayrılır: sistemin işleyişini engellemek veya bozmak; ya da sistemdeki verileri bozmak, yok etmek, değiştirmek, erişilmez kılmak, sisteme veri yerleştirmek veya var olan verileri başka bir yere göndermek.

Korunan hukuki değer, bilişim sistemlerinin kesintisiz ve doğru işleyişi ile verilerin bütünlüğü, güvenilirliği ve erişilebilirliğidir. TCK 243’te esas olan sistemin gizliliği iken, TCK 244’te esas olan sistemin ve verilerin bütünlüğü ve kullanılabilirliğidir. Doktrinde bu suç, kanunun sonucu göstermekle yetindiği ve hareketin niteliğini sınırlamadığı için serbest hareketli bir suç olarak nitelendirilir; sonucu doğurmaya elverişli herhangi bir hareketle işlenebilir.

Madde dört fıkradan oluşur:

  • Fıkra 1: Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Fıkra 2: Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Fıkra 3: Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Fıkra 4: Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Suçun Konusu: Bilişim Sistemi ve Veri Kavramı

Bilişim sistemi, verileri toplayan, yerleştiren, işleyen ve otomatik işleme tabi tutan sistemleri ifade eder; bu kapsama bilgisayarlar ve sunucuların yanında akıllı telefonlar, tabletler, sunucu ağları ve bunlar üzerinde çalışan uygulamalar da girer. Veri ise bu sistemlerde saklanan, işlenen ve aktarılan her türlü değer, bilgi veya kayıttır.

TCK 244’ü, fiziksel eşyaya yönelik mala zarar verme suçundan ayırmak gerekir. Bir bilgisayarın ekranını kırmak mala zarar verme kapsamındayken, o bilgisayardaki verileri uzaktan silmek TCK 244 kapsamındadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi de bir ATM’ye yerleştirilen sahte aparat olayında bu ayrımın somut olayda ayrıca tartışılması gerektiğine işaret etmiştir:

Sanığın eyleminin “bilişim sistemini engelleme veya bozmak”, “mala zarar vermek” veya “hırsızlık” suçlarından hangisini oluşturduğu, ATM’nin kısa süreliğine de olsa çalışmasına engel teşkil edip etmediği ayrıca tespit edilmeden hüküm kurulamaz.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2011/2816, K. 2013/4065, T. 13.03.2013

İki Farklı Seçimlik Hareket Grubu: Sisteme ve Veriye Yönelik Fiiller

İlk iki fıkra, aynı madde içinde birbirinden farklı iki seçimlik hareket grubu oluşturur; bu iki grup hem hedefledikleri değer hem de öngördükleri ceza bakımından ayrışır.

Fıkra 1: Sistemin İşleyişine Yönelik Fiiller

Birinci fıkra doğrudan sistemin işleyişini hedef alır. Yargıtay, “engelleme” ve “bozma” kavramlarını şu şekilde ayrıştırmıştır:

  • Engelleme: bilişim sisteminin verimli çalışmasının önlenmesi, kapasitesinin müdahaleyle sınırlandırılması, yavaşlatılması ya da tamamen kilitlenme noktasına getirilmesi.
  • Bozma: sisteme dahil bir parçanın veya yazılımın özgülendiği işlevi yapamaz hâle getirilmesi; sistemin çökertilmesi, zarara uğratılması, işlemez hâle getirilmesi ya da fiziki olarak zarar görmesi.

Buradaki ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir; çünkü sistemin bütünüyle işlevsiz kalması, tek bir veriye yönelik müdahaleye göre daha geniş bir zarar doğurabilir.

Fıkra 2: Verilere Yönelik Fiiller

İkinci fıkra doğrudan verileri hedef alan fiilleri sayar: verileri bozmak, yok etmek, değiştirmek, erişilmez kılmak, sisteme veri yerleştirmek ve var olan verileri başka bir yere göndermek. Buradaki ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir.

Fıkra 1 mi Fıkra 2 mi? Şifre Değiştirme Örneği

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, hesap ele geçirme olaylarının yanlış fıkradan nitelendirilmesidir. Yargıtay, bir başkasının e-posta hesabına girip şifresini değiştiren ve hesabı kullanan failin eyleminin, sistemin genel işleyişini değil hesaba ait verilerin erişilebilirliğini hedef aldığını, dolayısıyla TCK 244/2 kapsamında kaldığını vurgulamıştır:

Katılana ait hotmail adresinin şifresini tespit ederek bu adrese giren ve yeni şifre oluşturarak e-posta adresini uzun süre kullanan sanığın eyleminin TCK 244/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, TCK 244/1. maddesinden hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2012/32866, K. 2013/18872, T. 24.06.2013

Aynı ilke, farklı bir platform üzerinden de teyit edilmiştir. Bir sosyal medya hesabına izinsiz girilip giriş şifresinin değiştirilmesi olayında Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/4084 E., 2022/6387 K. sayılı 25.04.2022 tarihli kararında, sanığın eyleminin TCK 244/2’de tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Kısacası: bir hesabın şifresini değiştirip erişimi engellemek, sistemin tamamını çökertmek değildir — bu, verinin (hesabın) erişilmez kılınmasıdır ve TCK 244/2 kapsamına girer.

Nitelikli Hâl: Banka, Kredi Kurumu veya Kamu Sistemleri (f.3)

Üçüncü fıkra, ilk iki fıkradaki fiillerin bir banka, kredi kurumu ya da kamu kurum veya kuruluşuna ait bir bilişim sistemi üzerinde işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını öngörür. Yargıtay bu ağırlaştırıcı nedeni uygulamada sıkı tutmaktadır; iki örnek:

  • Bir eczacının, SGK’nın bilişim sistemine eczane şifresiyle girerek reçete bilgilerini silmesi olayında, SGK’nın kamu kurumu olması nedeniyle TCK 244/3’ün uygulanması gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2013/9376, K. 2014/10958, T. 29.04.2014)
  • Bir üniversite öğrencisinin, okulun bilişim sistemindeki kendi ders notlarını yükseltmesi olayında da, üniversitenin kamu kurumu olması nedeniyle TCK 244/3’ün uygulanmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2012/33044, K. 2014/236, T. 08.01.2014)

Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, hedef alınan sistemin gerçekten bir banka, kredi kurumu ya da kamu kurum veya kuruluşuna ait olması, somut olayda ayrıca tespit edilmesi gereken bir husustur.

Tekrarlanan Müdahaleler: Zincirleme Suç (TCK 43)

Aynı fail, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı sisteme veya kişiye karşı birden fazla kez müdahale ederse, TCK 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri devreye girer: tek bir cezaya hükmedilir, ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

Yukarıda anılan üniversite kararında Yargıtay, öğrencinin dört farklı tarihte dört ayrı ders notunu değiştirmiş olmasına rağmen cezanın TCK 43 gereğince artırılmadan belirlenmesini de ayrı bir bozma nedeni saymıştır. Bu, işletmeler açısından önemli bir pratik sonuç doğurur: aynı failin sisteme tekrar tekrar sızdığı olaylarda, her müdahale ayrı ayrı değil zincirleme suç kapsamında ama artırılmış bir cezayla değerlendirilir.

SGK’ya Sahte İşe Giriş Bildirgesi (e-Bildirge): TCK 244/2-3 mü, TCK 204 mü?

Uygulamada kamu kurumuna ait sistem üzerinden işlenen en sık TCK 244 uyuşmazlığı, işverenlerin gerçekte çalışmayan kişileri Sosyal Güvenlik Kurumu’nun e-bildirge sistemi üzerinden sigortalı gösterdiği olaylardır. Bu senaryoda, işverene veya yetkili kıldığı kişiye kurumca verilen kullanıcı kodu ve şifresiyle sisteme gerçeğe aykırı işe giriş bildirgesi girilmektedir; sorun, bu eylemin TCK 244/2-3’teki kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu mu, yoksa TCK 204/1’deki resmî belgede sahtecilik suçunu mu oluşturduğudur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/6289 E., 2024/7555 K. sayılı 09.10.2024 tarihli kararında, işyeri sahibinin gerçekte çalışmayan kişileri kurumdan aldığı şifreyle e-bildirge üzerinden sigortalı gösterdiği bir olayda, eylemin TCK 204/1’de düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan TCK 244’ün ikinci ve üçüncü fıkrasındaki kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Aynı ilke, benzer bir olguda Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/43 E., 2024/7554 K. sayılı 09.10.2024 tarihli kararında da teyit edilmiştir.

Her iki kararda da bu sonuca ulaşılırken Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2020 tarihli, 2017/11-1122 E., 2020/381 K. sayılı kararına dayanılmıştır. Bu içtihada göre, 244/2 ile 204/1 arasındaki ilişkinin çözümü şu adımlarla belirlenir:

  1. Elektronik ortamda düzenlenen belgenin, ilgili özel kanunda (somut olayda 5510 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası) resmi belge sayılıp sayılmadığı tespit edilir.
  2. Böyle bir özel düzenleme varsa, TCK 244/2’nin elektronik belgelerde işlenen bu tür sahtecilik eylemlerine ilişkin özel norm niteliğinde olduğu kabul edilir.
  3. “Özel normun önceliği” ilkesi gereğince, genel norm olan TCK 204 değil, özel norm olan TCK 244/2-3 uygulanır.
  4. Sisteme veri yerleştirme fiilinin oluşması için, sistemin maliki veya ilgilisinin rızası alınmaksızın sisteme gerçeğe aykırı şekilde veri girişi yapılmış olması gerekir.

Bu içtihadın karşısında, her iki kararda da yer alan karşı oy gerekçesi dikkat çekicidir: azınlık görüşü, 5510 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının elektronik belgeyi otomatik olarak “resmi belge” saydığını, bu nedenle eylemin doğrudan TCK 204/1 kapsamında memur olmayanın resmî belgede sahteciliği suçunu oluşturması gerektiğini savunmaktadır. Yani bu konuda Yargıtay içinde de doktriner bir tartışma sürmektedir; somut bir SGK e-bildirge uyuşmazlığında hangi görüşün uygulanacağı dosyanın özelliklerine göre değişebilir.

SGK’ya yapılan bildirimlerde sorun her zaman sahte veri girişi olmayabilir; bazı olaylarda tartışma, var olan bir sigortalılık ilişkisinin sona eriş kodunun (örneğin istifa/03 kodu) doğru girilip girilmediğine ilişkindir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/24011 E., 2025/3483 K. sayılı 30.04.2025 tarihli kararında, işçinin emeklilik nedeniyle işten çıkarılması gerekirken işveren tarafından “istifa” kodu ile bildirimde bulunulduğu iddiasına ilişkin bir kovuşturmaya yer olmadığı kararını, hizmet dökümlerinin ve gerçek çıkış nedeninin araştırılmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozmuştur.

Bu karar, bu tür şikâyetlerde soruşturma makamlarının salt “unsur oluşmadı” değerlendirmesiyle yetinemeyeceğini, kurumdan hizmet dökümü istenmesi ve ilgili kişilerin ifadelerinin alınması gerektiğini göstermektedir.

En Kritik Nokta: Haksız Çıkar Sağlama (f.4) ve TCK 158/1-f ile Farkı

Maddenin en çok karıştırılan fıkrası dördüncü fıkradır. Bu fıkra, ilk fıkralardaki fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisi veya başkası yararına haksız bir çıkar sağlaması hâlini düzenler ve iki yıldan altı yıla kadar hapis ile beşbin güne kadar adli para cezası öngörür.

“Başka Bir Suç Oluşturmaması” Kaydı (Tamamlayıcılık)

TCK 244/4 yalnızca bu fiilin “başka bir suç oluşturmaması hâlinde” uygulanır. Söz konusu haksız çıkar sağlama fiili, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu (örneğin nitelikli dolandırıcılığı) oluşturuyorsa TCK 244/4 değil o ağır suça ilişkin hüküm uygulanır. Bu nedenle 244/4, âdeta bir “boşluk doldurucu” olarak işlev görür.

TCK 244/4 mü, TCK 158/1-f mi? Belirleyici Ölçüt: Aldatma

İki hüküm arasındaki ayrımın anahtarı, ortada bir insanın aldatılması olup olmadığıdır. Fail hileli davranışlarla bir insanı aldatmış ve bu süreçte bilişim sistemini ya da banka/kredi kurumunu araç olarak kullanmışsa, fiil TCK 158/1-f’yi oluşturur. Aldatma yoksa, fail doğrudan sisteme veya veriye müdahale ederek haksız çıkar sağlamışsa TCK 244/4 uygulanır.

ÖlçütTCK 244/4TCK 158/1-f
Bir insanın aldatılmasıYokVar
Ceza2-6 yıl hapis + adli paraDaha ağır (nitelikli dolandırıcılık)
Görevli mahkemeAsliye ceza mahkemesiAğır ceza mahkemesi
Uygulama önceliğiBaşka suç oluşmuyorsaAldatma varsa öncelikli

Bu ayrımın uygulamada önemli bir usul sonucu vardır: somut olayda failin eyleminin TCK 158/1-f’yi oluşturup oluşturmadığı tartışmalıysa, bu değerlendirmeyi yapma yetkisi münhasıran ağır ceza mahkemesine aittir. Asliye ceza mahkemesi kendiliğinden “bu dolandırıcılık değil, TCK 244’tür” diyerek hüküm kuramaz; görevsizlik kararı vermesi gerekir.

Bir MSN hesabının şifresini kırıp mağdurun arkadaşlarından kontör isteyen olayda, yerel mahkemenin TCK 158/1-f’nin oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirmeyi kendisi yaparak hüküm kurması, bu yetkinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2014/11427, K. 2016/1067, T. 28.01.2016

TCK 244/4 mü, Bilişim Yoluyla Hırsızlık (TCK 142/2-e) mü?

TCK 244/4 ile karıştırılan bir diğer hüküm, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen nitelikli hırsızlık suçudur (TCK 142/2-e). Buradaki ayrımın ölçütü aldatma değil, failin amacının ne olduğudur: fail, verinin temsil ettiği ve ekonomik bir değeri olan, bir bedel karşılığında elde edilebilen taşınır bir malı (para, kontör, hisse senedi gibi) kendi veya başkasının hakimiyetine geçirmeyi amaçlıyorsa fiil hırsızlık suçunu oluşturur; amaç yalnızca veriyi bozmak, yok etmek veya başka yere göndermekse TCK 244 uygulanır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/9478 E., 2020/15892 K. sayılı 23.09.2020 tarihli kararında, failin bir internet kontör satış sayfasının şifresini kırarak ele geçirdiği kontörü kendi kullandığı GSM hatlarına aktardığı olayda, sanığın amacının var olan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade bu verinin temsil ettiği ekonomik değeri (kontörü) mal edinmek olduğunu, bu nedenle eylemin TCK 142/2-e’de düzenlenen zincirleme bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğunu, TCK 244/4 uyarınca mahkumiyet kurulmasının suç vasfında yanılgı olduğunu belirtmiştir.

Kararda, internet bankacılığı şifreleri ele geçirilerek başka bir hesaba para aktarılması ve oradan çekilmesi şeklindeki eylemlerin de aynı gerekçeyle bilişim yoluyla hırsızlık suçunu oluşturduğuna işaret eden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.11.2009 tarihli, 193-268 sayılı kararına atıf yapılmıştır.

Farklı Mağdurlara Karşı Birlikte İşlenmesi: Gerçek İçtima

TCK 244/2 ve TCK 158/1-f, aynı olay örgüsü içinde ama farklı mağdurlara karşı birlikte işlenebilir; bu ihtimalde iki suç birbirini tüketmez, gerçek içtima uygulanır ve her suç için ayrı dava açılması gerekir.

Sanığın, katılana ait sosyal medya hesabının şifresini kırıp değiştirerek ele geçirmesi (TCK 244/2) ile bu hesap üzerinden katılanmış gibi davranarak katılanın yakınlarından para tahsil etmesi (TCK 158/1-f, üçüncü kişilere karşı) iki ayrı suç oluşturur. Savcılık yalnızca TCK 244/2’den iddianame düzenlemişse, mahkeme kendiliğinden iddianamede yer almayan TCK 158/1-f’den hüküm kuramaz.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/22225, K. 2020/5517, T. 11.06.2020

Verilerin Satılması veya Aktarılması: TCK 136 ile Birlikte İşlenme

TCK 244 kapsamındaki bir müdahale, çoğu zaman kişisel verilerin ele geçirilmesiyle iç içe geçer. Fail sisteme sızıp verileri kopyaladıktan sonra bu verileri bir başkasına satar veya aktarırsa, tek bir olay örgüsünden iki ayrı suç doğabilir: sistemin/verinin bozulması TCK 244 kapsamında, verilerin hukuka aykırı biçimde bir başkasına verilmesi ise ayrıca TCK 136 kapsamındadır (iki yıldan dört yıla kadar hapis). Yargıtay, kamu kurumunun sistemine giren ve ele geçirdiği verileri satarak haksız menfaat elde eden failler bakımından bu iki hükmün birlikte uygulanabileceğini kabul etmiştir.

Aynı şekilde, ele geçirilen verinin niteliğine göre özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da gerçek içtima kapsamında birlikte gündeme gelebilir. İşletmeler açısından pratik sonuç şudur: verileri çalınan bir şirket, yalnızca sistemin bozulmasını değil, verilerin üçüncü kişilere aktarılıp aktarılmadığını da ayrıca araştırmalı ve şikâyetini buna göre genişletmelidir.

Fidye Yazılımı Senaryolarının Hukuki Nitelendirmesi

Son yıllarda sıkça gündeme gelen fidye yazılımı (ransomware) benzeri olaylar, TCK 244 bakımından yalnızca hukuki nitelendirme düzeyinde ele alınmalıdır. Bu yazıda bu tür saldırıların nasıl gerçekleştirildiğine dair hiçbir teknik veya operasyonel bilgi verilmemekte; yalnızca ortaya çıkan fiilin hangi hükümler kapsamında değerlendirilebileceği açıklanmaktadır.

Bir kişinin veya kurumun verilerinin erişilemez kılınması TCK 244/2’deki fiili gündeme getirebilir. Bu erişilemezlik üzerinden bir menfaat talep edilmesi hâlinde, olayın niteliğine göre TCK 244/4’teki haksız çıkar sağlama unsuru ya da koşulları varsa daha ağır cezayı gerektiren başka suçlar tartışılabilir.

Fidye talebi, olayın niteliğine göre ayrıca şantaj (TCK 107) suçuyla da örtüşebilir. Verileri erişilmez kılıp “ödemezsen geri vermem” ya da “ödemezsen verilerini yayınlarım” şeklindeki bir tehdit bu tanımla örtüşebilir; bu durumda verilere yönelik müdahale (TCK 244/1-2) ile şantaj (TCK 107) fiillerinin gerçek içtima ilişkisi içinde birlikte değerlendirilmesi, TCK 244/4’ün ise ayrıca uygulanmaması savunulabilir.

Sistem Sahibinin Rızası: Ne Zaman Suç Oluşmaz? (TCK 26/2)

TCK 244, hukuka aykırı bir müdahaleyi cezalandırır. Sistem üzerinde yetkili olan kişinin gerçek ve geçerli rızası varsa, hukuka aykırılık unsuru baştan ortadan kalkar ve suç oluşmaz. TCK 26/2 uyarınca, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı ceza verilmez.

Pratikte ne anlama gelir? Bir şirketin bilgi işlem çalışanının, yöneticinin talimatıyla bir sunucudaki eski kayıtları silmesi ya da bir sistem yöneticisinin, sahibinin izniyle bir hesabı devre dışı bırakması TCK 244 kapsamında suç oluşturmaz. Bu savunma özellikle “eski ortak”, “danışman” veya “eski çalışan” statüsündeki kişilerin sisteme müdahalesinin tartışıldığı olaylarda kritik önem taşır: müdahalenin yetki süresi içinde ve rızaya dayalı olup olmadığı, uyuşmazlığın kaderini belirler.

Eşin Telefonuna Casus Program Yükleme: TCK 132 ile İçtima ve Kast Tartışması

Uygulamada karşılaşılan bir diğer özgün senaryo, boşanma sürecindeki eşlerden birinin, diğerinin sadakatinden şüphelenerek onun cep telefonuna gizlice casus (izleme) programı yüklemesi ve bu program aracılığıyla telefon görüşmelerini, mesajlarını veya konum bilgilerini kaydetmesidir. Bu eylem hem TCK 244/2’deki sisteme veri yerleştirme/verilere erişim sağlama fiilini hem de TCK 132/1’deki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu ilgilendirir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/5470 E., 2021/3094 K. sayılı 24.03.2021 tarihli kararında, resmî nikâhlı eşinin sadakatinden kuşkulanan sanığın, açacağı boşanma davasındaki iddialarını delillendirmek amacıyla eşinin telefonuna casus program yüklediği ve bu yolla telefon görüşmelerini kayda aldığı bir olayda önemli tespitler yapmıştır:

  1. Katılanın haberleşme içeriklerini üçüncü kişilerle paylaşmadığı sabit olan sanığın, kendisine ve aile birliğine yönelen bir haksız saldırı karşısında, başkaca ispatlanması mümkün olmayan delilleri muhafaza edip boşanma davasında kullanma amacıyla hareket etmesi, hukuka aykırılık bilinciyle davranmadığını gösterir.
  2. Bu nedenle sanık hakkında TCK 244/2 ve TCK 132/1’den değil, doğrudan beraat hükmü kurulması gerekir.
  3. Sanığın telefona casus program yüklemesi, bu programla mesaj/arama geçmişine erişmesi ve görüşmeleri kaydetmesi eylemleri, TCK 44’teki fikri içtima anlamında “tek bir fiil” sayılmaz; bu nedenle en ağır cezayı gerektiren suçtan (haberleşmenin gizliliğini ihlal) tek ceza verilmesi hatalıdır.
  4. TCK 132/1 uzlaştırma kapsamında bir suç olduğundan, TCK 244 ile birlikte işlendiği iddiasıyla açılan davalarda dahi, uzlaştırma kapsamındaki suç yönünden usulüne uygun uzlaştırma işlemleri ayrıca tamamlanmadan yargılamaya devam edilip mahkûmiyet kurulamaz.

Bu karar, “delil toplama amacı” savunmasının tek başına hukuka uygunluk nedeni olmadığını, ancak somut olayın koşullarına göre kastın manevi unsuru bakımından değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir; her boşanma davasında aynı sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez, dosyanın özellikleri belirleyicidir.

TCK 243 ile İlişkisi: Ardışık İşlenme

Uygulamada TCK 244 kapsamındaki fiiller çoğu zaman bilişim sistemine girme suçunun (TCK 243) ardından işlenir: fail önce sisteme hukuka aykırı olarak girer, ardından o sistemdeki verileri bozar, siler veya sistemin işleyişini engeller.

Önemli bir ayrım şudur: fail yalnızca sisteme girmiş ve bu girme fiili nedeniyle veriler istem dışı yok olmuş veya değişmişse, TCK 243/3’teki ağırlaştırıcı hâl gündeme gelir. Fail sisteme girdikten sonra verileri kasten bozmuş, silmiş veya değiştirmişse, TCK 244 kapsamında ayrı bir suç oluşur. Her iki suçun birlikte oluşup oluşmadığı suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir.

TCK 245/A ile İlişkisi: Yasak Araçların Kullanılması

TCK 244 kapsamındaki bir suç, çoğu zaman bu amaçla hazırlanmış bir araç, program veya kod kullanılarak işlenir. Böyle bir aracın münhasıran bu tür suçların işlenmesi için yapılmış olması hâlinde, aracın imal edilmesi, bulundurulması veya ticareti başlı başına yasak cihaz veya programlar suçunu (TCK 245/A) oluşturur. TCK 245/A esas itibarıyla bir hazırlık suçudur; yasak aracın fiilen TCK 244 (veya 243) kapsamında bir suçu işlemek için kullanılması hâlinde, hazırlık niteliğindeki 245/A’nın esas suç içinde erimesi tartışılabilir.

Suçun Manevi Unsuru: Kast

TCK 244 kapsamındaki suçlar yalnızca kasten işlenebilir. Failin, bir bilişim sisteminin işleyişine veya verilerine müdahale ettiğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Suçun taksirle, yani dikkatsizlik veya tedbirsizlikle işlenmesi mümkün değildir.

Örnek: Bir şirketin bilgi işlem sorumlusunun, rutin bir bakım işlemi sırasında yanlışlıkla hatalı bir komutla canlı veri kaydını silmesi ile aynı kişinin bu kaydı bilerek ve isteyerek silmesi arasında hukuki bakımdan temel bir fark vardır. İlk durumda kast bulunmadığından TCK 244 uygulanmaz; olay iş hukuku veya borçlar hukuku (tazminat) boyutuyla değerlendirilir.

İştirak ve Teşebbüs

TCK 244 kapsamındaki fiiller tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi birden fazla kişinin katılımıyla da işlenebilir. Bir kişinin müdahaleyi fiilen gerçekleştirmesi, bir başkasının buna zemin hazırlaması veya yardımda bulunması hâlinde iştirak hükümleri uygulanır.

Suç teşebbüse de elverişlidir. Fail elverişli hareketlerle icraya başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle sonucu gerçekleştirememişse, teşebbüs hükümleri gündeme gelir ve cezada kanunda öngörülen oranlarda indirim yapılır.

Görevli Mahkeme, Yetkili Mahkeme, Zamanaşımı ve Yargılama Usulü

Görevli mahkeme: TCK 244’ün tüm fıkraları bakımından, dördüncü fıkra dahil, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Buna karşılık aldatma içeren nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) 2025 Aralık tarihinden önce ağır ceza mahkemesinde görülürken kanun koyucu tarafından 7571 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle nitelikli dolandırıcılık suçu da asliye ceza mahkemesinde görülmesi gereken suçlar olarak kararlaştırılmıştır.

Yetkili mahkeme: TCK 8 uyarınca, fiilin kısmen veya tamamen işlendiği ya da neticenin gerçekleştiği yer, suçun işlendiği yer sayılır. Bilişim suçlarında bu genellikle failin müdahaleyi gerçekleştirdiği yer ile zararın ortaya çıktığı yerin (örneğin mağdur şirketin merkezinin) çakışmadığı durumlar doğurabilir; böyle bir ihtimalde her iki yerin mahkemesi de yetkili olabilir.

Dava zamanaşımı: Ceza üst sınırı beş yılı aşmayan birinci fıkra (üst sınır 5 yıl) ve ikinci fıkra (üst sınır 3 yıl) bakımından zamanaşımı TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıldır. Üst sınırı altı yıl olan dördüncü fıkra bakımından süre TCK 66/1-d uyarınca on beş yıla çıkar. Üçüncü fıkradaki ağırlaştırıcı hâlde ise süre, artırımın uygulandığı temel fıkraya bağlı olarak değişir.

Soruşturma usulü: Suç resen soruşturulur; başlaması için şikâyet aranmaz ve TCK 244 kapsamındaki fiiller uzlaştırma kapsamında değildir. Buna karşılık, yukarıda anlatıldığı üzere TCK 244 ile birlikte, uzlaştırma kapsamına giren başka bir suç (örneğin TCK 132) işlenmişse, bu ikinci suç yönünden uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun tamamlanması ayrıca gözetilmelidir. Daha düşük cezalı hâllerde, somut ceza miktarına bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi kurumlarının koşulları ayrıca değerlendirilir.

Tüzel Kişiler Bakımından: TCK 246

TCK 244 kapsamındaki bir suçun bir tüzel kişinin yararına ve faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde TCK 246 gündeme gelebilir. Bu madde bağımsız bir suç öngörmez; bu bölümdeki suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunmasını düzenler.

Verileri Bozulan İşletmeler Ne Yapmalı?

Verileri bozulan, silinen veya erişilemez kılınan işletmeler, özellikle küçük ve orta ölçekli olanlar, hem operasyonel hem hukuki açıdan zor bir durumla karşılaşır. Sık karşılaşılan senaryolar arasında eski bir çalışanın ayrılırken müşteri kayıtlarını silmesi, bir iş ortağının erişim yetkisini aşarak verileri değiştirmesi veya dışarıdan bir saldırganın sistemi erişilemez hâle getirmesi sayılabilir.

Ticari ilişkinin sona ermesinin ardından eski bir yazılım/bakım firmasının sisteme erişimini sürdürmesi de uygulamada karşılaşılan bir örnektir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/25462 E., 2025/3484 K. sayılı 30.04.2025 tarihli kararında, bilgisayar sistemleri bakım hizmeti veren bir firmayla ticari ilişkisi sona eren bir şirketin sunucularında bu tarihten sonra veri kayıpları yaşandığı, eski hizmet sağlayıcının yazılımının sistemde kalmaya devam ettiği ve olay günlüğü (log) kayıtlarının veri kaybına dair iz taşıdığı bir şikâyette, savcılığın yalnızca “tahmine dayalı isnat” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesini kanun yararına bozmuştur.

Karara göre şüphelinin ifadesi alınmadan, sistemdeki şüpheli yazılımlar ve ekran görüntüleri incelenmeden, dijital veri incelemesi ile bilirkişi raporu alınmadan verilen bu tür kararlar eksik soruşturmaya dayanır. Hakkınızda bu suç ile ilgili bir ceza soruşturması ya da ceza davası yürütülüyorsa bilişim suçlarında deneyimli bir ceza avukatından destek almanız önerilir.

Bu karardan çıkan pratik ders, işletmelerin şikâyet dilekçesini yalnızca iddiadan ibaret bırakmaması, aksine somut dijital delili baştan sunmasıdır. Genel çerçevede atılabilecek adımlar şunlardır:

  • Durumu belgeleyin: sistemin veya verilerin ne zaman ve ne şekilde etkilendiğine ilişkin kayıtları, ekran görüntülerini ve özellikle sistem/olay günlüğü (log) kayıtlarını koruyun; loglar failin sisteme erişim zamanını ve yaptığı işlemleri gösteren en güçlü delil kaynağıdır.
  • Delil bütünlüğünü bozmamaya özen gösterin; müdahale ederken mevcut durumu değiştirebilecek işlemlerden kaçınarak uzman desteği alın, mümkünse etkilenen sistemin adli imajını (bit-bit kopyasını) aldırın.
  • Sisteme kimlerin, hangi kullanıcı bilgileriyle ve ne zaman eriştiğine dair yetkilendirme kayıtlarını (kullanıcı adı/şifre teslim tutanakları, protokoller) toplayın; SGK örneğinde görüldüğü gibi bu kayıtlar failin yetkisinin sınırını ve fiilin kamu kurumu sistemine yönelip yönelmediğini ispatlar.
  • Cumhuriyet başsavcılığına veya siber suçlarla mücadele birimlerine suç duyurusunda bulunun.
  • CMK 237 uyarınca, soruşturma kamu davasına dönüştüğünde mağdur sıfatıyla davaya katılan olarak girmeyi değerlendirin; bu, dosyayı doğrudan takip etme ve tazminat talebinizi aynı süreçte ileri sürme imkânı sağlar.
  • Olay bir kişisel veri ihlaline de yol açmışsa, ilgili mevzuat kapsamındaki bildirim yükümlülüklerinizi ayrıca değerlendirin.
  • Sürecin en başında bir avukata danışarak hem ceza soruşturması hem de olası zararın tazmini bakımından izlenecek yolu belirleyin.

Sıkça Sorulan Sorular

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunun cezası nedir?

Sistemin işleyişini engelleme veya bozma hâlinde (f.1) ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme veya var olan verileri başka yere gönderme hâlinde (f.2) ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. Fiil banka, kredi kurumu veya kamu sistemi üzerinde işlenirse ceza yarı oranında artırılır (f.3). Fiil yoluyla haksız çıkar sağlanması ve bunun başka bir suç oluşturmaması hâlinde ise ceza iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır (f.4).

TCK 244/4 ile bilişim yoluyla dolandırıcılık (TCK 158/1-f) arasındaki fark nedir?

Belirleyici ölçüt, bir insanın aldatılıp aldatılmadığıdır. Fail hileli davranışlarla bir insanı aldatarak ve bilişim sistemini araç kılarak menfaat sağlamışsa fiil bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) olur ve ağır ceza mahkemesinde görülür. Ortada bir insanın aldatılması yoksa, fail doğrudan sisteme veya veriye müdahale ederek haksız çıkar sağlamışsa TCK 244/4 uygulanır ve asliye ceza mahkemesinde görülür. TCK 244/4 yalnızca fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığında uygulanan tamamlayıcı bir hükümdür.

Fidye yazılımı saldırısı hangi suçu oluşturur?

Fidye yazılımı benzeri olaylarda verilerin erişilemez kılınması, TCK 244/2’deki erişilmez kılma fiilini gündeme getirebilir. Bu erişilemezlik üzerinden menfaat talep edilmesi hâlinde ise olayın niteliğine göre TCK 244/4 veya koşulları varsa daha ağır cezayı gerektiren başka suçlar tartışılabilir. Her olay kendi ayrıntılarıyla değerlendirilmelidir; bu değerlendirme yalnızca hukuki nitelendirme düzeyinde yapılır.

Bu suç hangi mahkemede görülür?

TCK 244’ün tüm fıkraları bakımından, dördüncü fıkra dahil olmak üzere görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Benzer görünen ancak aldatma içeren nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) ise ağır ceza mahkemesinde görülür; bu ayrım karıştırılmamalıdır.

Asliye ceza mahkemesi, olayda dolandırıcılık ihtimali varsa kendisi karar verip TCK 244’ten hüküm kurabilir mi?

Hayır. Somut olayda failin eyleminin TCK 158/1-f’yi (bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık) oluşturup oluşturmadığı tartışmalıysa, bu değerlendirmeyi yapma yetkisi münhasıran ağır ceza mahkemesine aittir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.01.2016 tarihli ve 2014/11427 E., 2016/1067 K. sayılı kararında, asliye ceza mahkemesinin bu değerlendirmeyi kendisi yaparak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Hesabımı ele geçirip başkalarından benim adıma para isteyen kişi kaç suç işlemiş olur?

Genellikle iki ayrı suç oluşur. Hesap sahibine karşı işlenen şifre değiştirme/erişilmez kılma fiili TCK 244/2 kapsamındadır; hesap üzerinden üçüncü kişileri aldatarak para elde etme fiili ise bu kişilere karşı TCK 158/1-f (bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık) kapsamındadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.06.2020 tarihli ve 2017/22225 E., 2020/5517 K. sayılı kararı, bu iki suçun gerçek içtima ilişkisi içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi ve her biri için usulüne uygun dava açılması gerektiğini teyit etmiştir.

Fidye yazılımı ile verilerim şifrelenip fidye istendi, bu şantaj mı sayılır?

Verilerin şifrelenip “ödemezsen geri vermem” şeklinde bir tehditle haksız çıkar talep edilmesi, TCK 107’deki şantaj suçunun tanımıyla örtüşebilir. Bu durumda doktrinsel olarak, verilere yönelik müdahalenin (TCK 244/1-2) şantaj (TCK 107) ile birlikte, TCK 244/4’ün ayrıca uygulanmadığı bir içtima ilişkisi içinde değerlendirilmesi savunulabilir. Ancak bu konuda doğrudan bir Yargıtay kararına ulaşılamamıştır; somut olayın nitelendirilmesi mutlaka bir avukatla değerlendirilmelidir.

Birinin e-posta veya sosyal medya şifresini değiştirmek hangi suçu oluşturur?

Yargıtay’a göre bu fiil TCK 244/2 kapsamındadır; çünkü hedeflenen, sistemin genel işleyişi değil, hesaba ait verilerin erişilemez kılınmasıdır. Aynı fiilin TCK 244/1’den (sistemi bozma) nitelendirilmesi, suç vasfında yanılgı sayılır.

Sisteme müdahale, sahibinin izniyle yapılmışsa suç oluşur mu?

Hayır. TCK 26/2 uyarınca kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden ceza verilmez. Sistem sahibinin veya yetkilinin gerçek ve geçerli rızası varsa hukuka aykırılık unsuru oluşmaz.

Aynı sisteme değişik tarihlerde birden fazla kez müdahale edilirse ceza nasıl belirlenir?

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı kişiye veya sisteme karşı değişik zamanlarda birden fazla müdahale, TCK 43 uyarınca zincirleme suç sayılır. Tek bir cezaya hükmedilir, ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

Verileri bozulan bir işletme ceza davasına katılabilir mi?

Evet. CMK 237 uyarınca suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler, ilk derece mahkemesindeki kovuşturmanın her aşamasında şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılan sıfatıyla girebilir. Bu, dosyayı takip etme ve tazminat talebinizi aynı süreçte ileri sürme imkânı sağlar.

İşe giriş bildirgesini (e-bildirge) SGK sistemine gerçeğe aykırı doldurmak hangi suçu oluşturur?

Gerçekte çalışmayan bir kişinin SGK’nın e-bildirge sistemi üzerinden sigortalı gösterilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/11-1122 E., 2020/381 K. sayılı kararına dayanılarak, resmî belgede sahtecilik suçuna (TCK 204/1) göre özel norm niteliğinde kabul edilen TCK 244/2-3’teki kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturur. Bu içtihat Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/6289 E., 2024/7555 K. ve 2023/43 E., 2024/7554 K. sayılı kararlarında da uygulanmıştır; ancak her iki kararda yer alan karşı oyda bu eylemin doğrudan TCK 204/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur.

Bilişim yoluyla hırsızlık (TCK 142/2-e) ile TCK 244/4 arasındaki fark nedir?

Ölçüt, failin amacıdır. Fail, verinin temsil ettiği ekonomik değeri (para, kontör, hisse senedi gibi bir bedel karşılığında elde edilebilen taşınır malı) kendi veya başkasının hakimiyetine geçirmeyi amaçlıyorsa eylem TCK 142/2-e’deki bilişim yoluyla nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Amaç yalnızca veriyi bozmak, yok etmek, değiştirmek veya başka bir yere göndermekse ve bu yolla haksız çıkar sağlanmışsa TCK 244/4 uygulanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2019/9478 E., 2020/15892 K. sayılı kararı, internet üzerinden ele geçirilen kontörün başka bir hatta aktarılması olayında bu ayrımı somutlaştırmıştır.

Bu suç uzlaştırma kapsamında mıdır?

Hayır, TCK 244 kapsamındaki fiiller uzlaştırma kapsamında değildir ve resen soruşturulur; başlaması için şikâyet aranmaz. Ancak aynı olayda TCK 244 ile birlikte uzlaştırma kapsamına giren başka bir suç (örneğin haberleşmenin gizliliğini ihlal, TCK 132) işlenmişse, bu ikinci suç yönünden uzlaştırma işlemlerinin ayrıca ve usulüne uygun tamamlanması gerekir; aksi hâlde kurulan mahkûmiyet hükmü bozma nedenidir.

Eşin telefonuna gizlice casus program yüklemek suç mudur?

Kural olarak evet; eşin telefonuna izinsiz erişim sağlanması ve içeriğine ulaşılması TCK 244/2 ve TCK 132/1 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/5470 E., 2021/3094 K. sayılı kararında, boşanma davasında delil toplama amacıyla hareket eden ve elde ettiği verileri üçüncü kişilerle paylaşmayan sanığın hukuka aykırılık bilinciyle davranmadığı gerekçesiyle beraat etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Aynı kararda, TCK 132 uzlaştırma kapsamında bir suç olduğundan bu suç yönünden uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması gerektiği de vurgulanmıştır. Sonuç, somut olayın koşullarına göre değişir; her davada aynı beraat sonucuna ulaşılacağı varsayılmamalıdır.

Sonuç

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu (TCK 244), bilişim sistemlerinin işleyişini ve verilerin bütünlüğünü koruyan, dört fıkrada farklı ağırlıkta hâller içeren bir suçtur. Maddenin en kritik yönü, haksız çıkar sağlama hâlinin (f.4) yalnızca fiil başka bir suç oluşturmadığında uygulanan tamamlayıcı bir hüküm olması ve aldatma içeren nitelikli dolandırıcılıktan (TCK 158/1-f) hem ceza hem de görevli mahkeme bakımından ayrılmasıdır. Zincirleme suç, rıza ve TCK 136 ile birlikte işlenme ihtimalleri, dosyanın gerçek kapsamını belirlemede sıklıkla gözden kaçan ama sonucu doğrudan değiştiren noktalardır.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir