|

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu (TCK-115)

İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu Nedir? (TCK 115)

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu, bir kişiyi cebir veya tehditle inançlarını açıklamaya, değiştirmeye ya da bunları açıklamaktan vazgeçmeye zorlamak; dini ibadetini engellemek veya inancından kaynaklanan yaşam tarzına müdahale etmektir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 115. maddesinde düzenlenen bu suç, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan en temel özgürlüklerden birini korur. Hakkınızda inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, eylemin gerçekten bu suçu mu yoksa başka bir suçu mu oluşturduğu büyük önem taşır; bu nedenle bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını ve nitelikli hâllerini sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Yasal Düzenleme ve Üç Ayrı Fıkra

TCK 115, biri 2005’ten beri yürürlükte olan, ikisi 2014 yılında 6529 sayılı Kanun’la eklenen üç ayrı fıkra içerir. Her üç fıkrada da öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Birinci fıkra (TCK 115/1): Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlamak ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men etmek.

İkinci fıkra (TCK 115/2): Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet ya da ayinlerin bireysel veya toplu olarak yapılmasının; cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi.

Üçüncü fıkra (TCK 115/3): Cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etmek veya bunları değiştirmeye zorlamak.

Görüldüğü gibi birinci fıkrada suçun yalnızca cebir veya tehditle işlenebilmesine karşılık, ikinci ve üçüncü fıkralarda “hukuka aykırı başka bir davranış” da suçun işleniş biçimleri arasına alınmıştır.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu ile Korunan Değer

Maddenin her fıkrası kısmen farklı bir değeri korur: Birinci fıkra kişinin inanç, düşünce ve kanaat özgürlüğünü; ikinci fıkra din ve vicdan özgürlüğü ile ibadet hakkını; üçüncü fıkra ise kişinin inancından kaynaklanan yaşam tarzına saygı gösterilmesini güvence altına alır.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçunun Unsurları

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; kanun fail bakımından özel bir nitelik aramaz, bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise inanç, düşünce veya kanaat özgürlüğüne müdahale edilen gerçek kişidir.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç seçimlik hareketli bir suçtur; maddede sayılan davranışlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Birinci fıkra bakımından suçun cebir veya tehditle işlenmesi şarttır; bu unsurlar yoksa suç oluşmaz. İkinci ve üçüncü fıkralarda ise cebir veya tehdidin yanı sıra “hukuka aykırı başka bir davranış” da yeterlidir. Bu suç bir zarar suçudur; kişinin iradesinin baskı altına alınmasıyla zarar gerçekleşmiş sayılır. İbadetin veya inancın gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesi gibi bazı seçimlik hareketler, engelleme devam ettiği sürece süren (mütemadi/kesintisiz) suç niteliği taşır.

Manevi Unsur (Kast)

Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, mağdurun inanç, düşünce veya kanaat özgürlüğüne yönelik müdahalede bulunduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)

Suçun her fıkrası bakımından ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Alt sınır bir yıl olduğundan, alt sınırdan ceza verilen hâllerde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gündeme gelebilir. Ayrıca hükmolunan ceza iki yıl veya altında ise, koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi mümkündür. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlıdır.

Nitelikli Halleri (TCK 119 Ortak Hüküm)

TCK 115’te ayrı bir nitelikli hâl düzenlenmemiştir; cezayı artıran hâller ortak hüküm olan TCK 119’da yer alır. Buna göre suçun;

  • silahla,
  • kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  • birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak,
  • kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle

işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Yaralama ile İlişki

Bu suç çoğu zaman cebirle iç içe işlendiğinden, yaralama ile ilişkisi önem taşır. Suçun işlenmesi sırasında meydana gelen basit yaralama (TCK 86 kapsamında kalan yaralama), suçun unsuru olan cebir içinde değerlendirilir ve faile ayrıca yaralamadan ceza verilmez. Buna karşılık TCK 119/2 uyarınca, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri (TCK 87) gerçekleşmişse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizi

Alkollü Şekilde Camide Taşkınlık Yapmak “İnanç Hürriyetini Engelleme” Suçunu Oluşturmaz

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 2015/13711 E. – 2015/2550 K., 15.06.2015 T.

Kararın Özeti

Somut olayda sanık, alkollü bir vaziyette köy camisine girmiş ve namaz kılmak istediğini söylemiştir. Cami imamı ve cemaatten bir vatandaş, sanığın sarhoş olduğunu fark ederek namaz kılamayacağını belirtmiş ve müdahale etmek istemiştir. Bunun üzerine sanık öfkelenerek; “Ben namaz kılmaya geldim, bu camide namaz kılamazsam kimseye kıldırtmam, hepinizin kitabını sinkaf ederim, beş vakit ezan okunmayacak, beni rahatsız ediyor” şeklinde ağır hakaret ve tehditlerde bulunmuş, camiden çıkmamak için direnmiş ve gelen jandarmayı da tehdit etmiştir. Ayrıca sanığın olaydan bir ay önce cami minaresine tüfekle ateş edip floresan lambayı kırdığı tespit edilmiştir. Yerel mahkeme sanığı birçok suçun yanı sıra “İnanç hürriyetinin engellenmesi” ve “Kamu malına zarar verme” suçlarından da mahkûm etmiştir. Yargıtay, hakaret ve direnme suçlarını onarken, inanç hürriyetinin engellenmesi ve mala zarar verme yönünden hükümleri oy birliğiyle bozmuştur.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Engellenmesi Suçu (TCK m.115) Bakımından Analiz

Yargıtay, sanığın cemaati tehdit eden ve dini değerlere söven sözlerine rağmen, TCK m.115 kapsamında cezalandırılamayacağını hükme bağlamıştır. Bu tespitin arkasındaki hukuki mantık şu şekildedir:

  • Suçun Başlangıç Noktası ve Kastın Belirlenmesi: TCK m.115/2 maddesindeki suçun oluşması için failin, başkalarının dini inançlarının gereğini (somut olayda toplu namaz kılmayı) engellemek amacıyla doğrudan ve özel bir engelleme kastıyla cebir veya tehdit kullanması gerekir.
  • Reaktif (Tepkisel) Saldırı – Kastın Dönüşümü: Vakaya bakıldığında sanık camiye “ibadetleri baltalamak” için gelmemiştir; aksine kendisi de namaz kılmak istediğini beyan etmiştir. Kavga ve taşkınlık, imam ve cemaatin sanığın alkollü olması sebebiyle ona müdahale etmesiyle (yani dışarı çıkarmak istemesiyle) başlamıştır. Sanığın “Kimseye namaz kıldırtmam” sözü, inanç özgürlüğünü sistematik olarak hedef alan bir irade değil, alkolün etkisiyle kendisine yapılan müdahaleye gösterilen reaktif (tepkisel), kontrolsüz bir öfke patlamasıdır.
  • İçtima Kuralları ve Doğru Suç Vasfı: Sanığın kutsal kitaba küfretmesi, ezanın okunmamasını istemesi gibi eylemleri inanç hürriyetini engellemez ancak toplumun dini duygularını ve katılanların inançlarını aşağılar. Nitekim Yargıtay, yerel mahkemenin sanığa “Dini değerlerden bahisle hakaret” (TCK m.125/3-c) ve jandarmaya karşı “Görevi yaptırmamak için direnme” (TCK m.265) suçlarından verdiği cezaları isabetli bularak ONAMIŞTIR. Aynı eylemden dolayı hem hakaret hem de inanç engelleme cezası verilmesi mükerrer cezalandırma yasağına da aykırıdır.

Mala Zarar Verme ve Usul Yönünden Diğer Bozma Gerekçeleri

Kararda, TCK m.115 dışındaki diğer bozma gerekçeleri de ceza tekniği açısından ders niteliğindedir:

  • İbadethanelere Zarar Verme Suçu (TCK m.153): Sanığın cami minaresine tüfekle ateş edip lambayı kırması eylemi, yerel mahkemece genel nitelikteki “Kamu malına zarar verme” (TCK m.152/1-a) suçundan cezalandırılmıştır. Yargıtay ise ceza hukukundaki “özel norm-genel norm” ilişkisini hatırlatarak, zarar verilen yerin bir ibadethane olması nedeniyle sanığın daha özel bir düzenleme olan ve daha ağır yaptırım öngören TCK m.153 (İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme) suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir.
  • Hükmün Karıştırılması (Hesap Hatası): Yerel mahkeme sanığa kamu malına zarar vermeden 6.000 TL adli para cezası vermiş, ancak taksitlendirme kısmında bu rakamı yanlışlıkla 7.000 TL olarak yazmıştır. Yargıtay bu fahiş yazım hatasını da usulden bozma gerekçesi yapmıştır.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, uygulamada sıklıkla karıştırılan “Dini değerlere saygısızlık/hakaret” ile “Dini inancın yaşanmasını engelleme” olgularını birbirinden bıçak gibi ayırmıştır. Sanığın cami içerisinde sergilediği rezalet haksızlık içeriği itibariyle çok yüksektir; nitekim Yargıtay bu rezaleti cezasız bırakmamış, “Kutsal değerlere hakaret” ve “Devlet görevlisine direnme” suçlarından verilen hapis cezalarını onayarak kesinleştirmiştir. Ancak sırf sanığın fiili çirkin ve infial yaratıcı diye, unsurları oluşmayan TCK m.115 (İnanç hürriyetini engelleme) suçundan da fazladan cezalandırılmasına geçit vermemiştir. Ceza hukukunda amaç sanığı “ne bulunursa onunla” cezalandırmak değil, eylemine uyan tam hukuki kalıbı giydirmektir.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/13711 E. – 2015/2550 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü ikamet ettiği köyün camisine giderek içeriye giren sanığın, cemaatin namaz kılmasını bekledikten sonra namaz kılmak istediğini söylemesi üzerine, cami imamı katılan … ve cemaatte bulunan vatandaş katılan …’ın, alkollü olmasından dolayı namaz kılamayacağını belirterek kendisine müdahale etmek istedikleri sırada; ”ben namaz kılmaya geldim, bu camiide namaz kılamazsam kimseye kıldırtmam, hepinizin kitabını sinkaf ederim, beş vakit ezan okunmayacak, beni rahatsız ediyor” şeklinde sözler söyleyip camiden çıkmamak için direnmesi üzerine, olay yerine gelen Jandarma ekibinde görevli asker şikayetçi …’in, duruma müdahale etmek istemesi üzerine, ”sen bana karışamazsın, sen kimsin lan, zor kullan da bak neler oluyor, lan seni buradan sürdürüm, seni bitiririm” şeklinde tehdit sözleri söylemek suretiyle kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direndiği, tanık ifadelerine göre de, olay gününden bir ay öncesinde sanığın, cami minaresine tüfek ile ateş ederek minarede bulunan floresan lambasını kırdığının iddia edildiği olayda;
1-Katılanlar … ve …’e yönelik gerçekleşen kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçundan verilen hükümler ile mağdur …’ye yönelik gerçekleşen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Katılanlar … ve …’a yönelik gerçekleştirdiği inanç,düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan verilen hüküm ile kamu malına zarar verme suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a-Olay günü ikamet ettiği köyün camisine giderek içeriye giren sanığın, cemaatin namaz kılmasını bekledikten sonra kendisi de namaz kılmak istediğini söylemesi üzerine, cami imamı katılan … ve cemaatte bulunan vatandaş katılan …’ın, alkollü olmasından dolayı namaz kılamayacağını belirterek kendisine müdahale etmek istediklerinde kendilerine küfür edip camiden çıkmamak için direnmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminde; sanığın, unsurları oluşmayan inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b-Sanığın, cami minaresine tüfek ile ateş ederek minarede bulunan floresan lambasını kırması şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin; 5237 sayılı TCK’nın 153. maddesinde öngörülen ibadethanelere zarar verme suçunu oluşturacağı ve bu suç ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasıfında yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde kamu malına zarar verme suçundan hüküm kurulması,
c- Kabule göre de; kamu malına zarar verme suçundan verilen 6.000 TL adli cezasının taksit miktarı belirlenirken, verilen adli para cezasının 7.000 TL olarak yanlış yazılması suretiyle hükmün karıştırılması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu Bakımından Değerlendirme

Görüldüğü üzere inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu (TCK 115), üç ayrı fıkrasının farklı yapısı ve cebir, tehdit, hakaret gibi diğer suçlarla kesişmesi nedeniyle teknik bir alandır. Eylemin hangi fıkra kapsamında değerlendirileceği ve hangi suça gireceği, karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirebilir.

Ceza hukuku ile ilgili süreçlerinizde hukuki destek almak için Av. Sinan Karabacak ile ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir