Haksız Arama Suçu (TCK-120)

haksız arama suçu

İçindekiler

Haksız arama suçu, bir kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını aramasıdır ve Türk Ceza Kanunu’nun 120. maddesinde düzenlenerek üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alan bu suç, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen özel bir suç tipidir (özgü suç) ve bireyin özel hayatına, bedensel dokunulmazlığına ve kişisel güvenliğine yönelik keyfi müdahaleleri cezalandırır.

Bu suç, bir polis memurunun, jandarma personelinin veya arama yapmaya yetkili başka bir kamu görevlisinin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) arama ve elkoymaya ilişkin usul kurallarını hiçe sayarak keyfi biçimde arama yapması durumunda gündeme gelir. Somut olayınızda yapılan aramanın hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, sürecin sonucunu doğrudan belirleyebileceğinden bir ceza avukatına danışmanız önerilir. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Haksız Arama Suçu Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

Türk Ceza Kanunu‘nun 120. maddesine göre, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Suçla korunan hukuki değer, kişinin özel hayatının gizliliği ile maddi ve manevi varlığıdır; Anayasa’nın 20. ve 21. maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakları, TCK 120 ile ceza hukuku düzleminde de korunmaktadır. Kanun koyucu, arama yetkisinin yalnızca kanunda öngörülen koşullarda, usulüne uygun bir kararla ve ölçülü biçimde kullanılmasını güvence altına almak istemiştir.

TCK 120’nin CMK’daki Arama Hükümleriyle İlişkisi

Haksız arama suçunun oluşup oluşmadığının tespiti, doğrudan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116 ila 134. maddelerinde düzenlenen arama ve elkoyma hükümlerine bağlıdır. TCK 120 bağımsız bir yetki normu getirmez; bir aramanın “hukuka aykırı” sayılıp sayılmayacağı, CMK’nın koruma tedbirlerine ilişkin usul kurallarına göre belirlenir. Bu nedenle haksız arama suçu, ceza muhakemesi hukukunun usul kurallarının maddi ceza hukukuyla iç içe geçtiği tipik bir suçtur.

Adli Arama ile Önleme Araması Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça karıştırılan bir nokta, adli arama ile önleme (idari) araması arasındaki ayrımdır.

Adli arama, işlenmiş bir suçun delillerini elde etmek veya şüpheliyi yakalamak amacıyla CMK hükümlerine göre yapılır ve hâkim kararı ya da CMK 119 uyarınca yetkili merciin yazılı emrini gerektirir.

Önleme araması ise henüz işlenmemiş bir suçun önlenmesi amacıyla 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ve Önleme Aramaları Yönetmeliği çerçevesinde, mülki amirin genel emriyle yapılır. Bir kamu görevlisi, önleme araması yetkisine dayanarak fiilen adli amaçlı bir arama yapar ve bu işlem CMK’nın aradığı şekil şartlarını (karar veya yazılı emir) taşımazsa, TCK 120 anlamında haksız arama suçu oluşabilir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, uygulamada en sık karşılaşılan hukuka aykırılık nedenlerinden biridir.

Arama Kararının Şekil Şartları (CMK 119)

CMK 119 uyarınca arama, kural olarak hâkim kararı üzerine yapılabilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, savcıya ulaşılamadığı durumlarda ise kolluk amiri yazılı emirle arama yapılmasına karar verebilir.

Ancak konutta, işyerinde ve diğer kapalı alanlarda yapılacak aramalarda kolluk amirinin yazılı emri yeterli değildir; bu yerlerde arama ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.

Arama kararında aranacak yer, arama sebebi ve aranacak kişi ya da eşya açıkça belirtilmelidir; kararın kapsamını aşan, örneğin belirtilen adres dışında yapılan ya da yalnızca bir şüpheliye yönelik kararla üçüncü kişilerin de arandığı işlemler hukuka aykırı hâle gelir.

Gece Vakti Arama Yasağı (CMK 118)

CMK 118 uyarınca konutta, işyerinde veya diğer kapalı alanlarda gece vaktinde arama yapılamaz. Bu yasağın iki istisnası vardır: suçüstü hâli veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile tutuklama kararının ya da yakalama emrinin yerine getirilmesi. Bu istisnalar dışında gece vakti yapılan bir konut araması, hukuka aykırılık nedeniyle hem elde edilen delilleri sakatlar hem de aramayı gerçekleştiren kamu görevlisi bakımından haksız arama suçunu gündeme getirebilir.

Avukat Bürosunda Arama (CMK 130)

CMK 130, avukat büroları bakımından genel arama usulüne göre daha sıkı bir güvence öngörür: avukat bürosu ancak hâkim kararıyla ve baro başkanı ya da onun görevlendireceği bir avukatın hazır bulunmasıyla aranabilir; ilgili baro başkanının veya temsilcisinin arama sırasında hazır bulunması olmazsa olmaz bir şekil şartıdır.

Ayrıca aramanın konusu, kararda belirtilen olayla sınırlı olmalı ve müvekkillere ait olup savunmayla ilgisi bulunmayan belgeler el konulan evrak arasına dâhil edilmemelidir. Bu usule aykırı olarak, örneğin baro temsilcisi olmaksızın veya savcının yazılı emriyle yapılan bir avukat bürosu araması, hem savunma hakkını hem meslek sırrını zedeler ve TCK 120 kapsamında değerlendirilebilecek bir hukuka aykırılık oluşturur.

GBT Kontrolü ve Kimlik Sorma ile Arama Arasındaki Fark

Uygulamada sık karşılaşılan bir diğer karışıklık, kolluğun kimlik sorması veya genel bilgi taraması (GBT) yapmasıyla arama işlemi arasındaki farktır. Bir kişinin kimliğinin sorulması, üzerinin kolluk tarafından yalnızca gözle kontrol edilmesi ya da GBT sorgulaması yapılması, kişinin üstüne veya eşyasına fiziki temasla el konulmadığı sürece TCK 120 anlamında arama sayılmaz; bu işlemler PVSK’nın kimlik sorma ve genel kolluk yetkilerine dayanır.

Buna karşılık kolluğun, kimlik sorma veya GBT kontrolü sırasında herhangi bir arama kararı ya da yazılı emir olmaksızın kişinin üzerini fiilen yoklaması, ceplerini araması veya çantasını açtırması, kimlik sorma yetkisinin sınırını aşarak fiilen bir arama işlemine dönüşür ve usul şartları taşınmadığı sürece haksız arama suçunu oluşturabilir.

Haksız Arama Suçunun Unsurları

Fail: Yalnızca Kamu Görevlisi (Özgü Suç)

Bu suçun en belirgin özelliği, failinin yalnızca kamu görevlisi olabilmesidir; yani haksız arama bir özgü suçtur. Kamu görevlisi sıfatı taşımayan bir kişinin başkasının üstünü veya eşyasını hukuka aykırı biçimde araması bu suçu değil; koşullara göre özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi başka suçları oluşturur.

Suça iştirak bakımından ise özgü suç niteliği farklı sonuçlar doğurur: TCK 40/2 uyarınca özgü suçlarda ancak kanunda belirtilen nitelikteki kişiler fail olabileceğinden, kamu görevlisi olmayan bir kişi haksız arama suçunun faili olamaz; ancak bu kişi, kamu görevlisi failin işlediği suça azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilir. Örneğin bir kamu görevlisini belirli bir kişinin üstünü hukuka aykırı biçimde aratmaya azmettiren özel kişi, azmettiren sıfatıyla TCK 120’den sorumlu tutulabilir.

Mağdur

Mağdur, üstü veya eşyası hukuka aykırı biçimde aranan kişidir. Kanun mağdur bakımından herhangi bir sınırlama getirmemiştir; herkes bu suçun mağduru olabilir. Ancak yargılamaya katılma (müdahillik) hakkı yalnızca doğrudan zarar gören kişiye tanınır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2017/1717 E. sayılı ve 2019/6963 K. sayılı kararında, haksız arama suçundan doğrudan zarar görmeyen bir kişinin bu suç bakımından davaya katılma hakkının bulunmadığını ve bu yönde verilen katılma kararının kendisine temyiz hakkı vermeyeceğini vurgulamıştır. Bu karar, davaya kimlerin taraf olabileceğinin belirlenmesinde mağdur kavramının dar yorumlanması gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç iki seçimlik hareketle işlenebilir: bir kimsenin üstünün hukuka aykırı aranması veya eşyasının hukuka aykırı aranması. Burada “eşya” kavramı geniştir; kişinin cepleri, el çantası, bavulu, aracı ya da konutundaki eşyaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Suçun oluşması için aramanın hukuka aykırı olması şarttır; usulüne uygun yapılan bir arama suç oluşturmaz.

Üst araması bakımından uygulamada önem taşıyan bir diğer nokta, arama yapan görevli ile aranan kişi arasındaki cinsiyet uyumudur. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği gereği, kadınların üst araması ancak kadın görevli tarafından yapılabilir; bu kurala aykırı olarak yapılan bir üst araması da hukuka aykırılık taşır.

Ayrıca yüzeysel bir üst kontrolü ile beden mahremiyetine daha ağır müdahale niteliğindeki detaylı/çıplak arama arasındaki sınırın da usulüne uygun biçimde, ölçülülük ilkesi gözetilerek çizilmesi gerekir; ölçüsüz ve gerekçesiz biçimde yapılan detaylı bir arama, hem hukuka aykırılık hem de kişilik haklarına müdahale bakımından ayrıca değerlendirmeye tabi tutulabilir.

Manevi Unsur (Kast)

Suç yalnızca kasten işlenebilir. Kastın varlığı, kamu görevlisinin arama yapmaya yetkisi olmadığını veya yetki sınırlarını aştığını bilerek mağdurun üstünü ya da eşyasını araması hâlinde söz konusu olur. Kamu görevlisinin kendisine verilen bir talimatı yerine getirdiğini ileri sürmesi, talimatın açıkça hukuka aykırı olduğu durumlarda kastı ortadan kaldırmaz; zira kolluk görevlisi, mesleğinin gereği olarak kendisine verilen bir emrin yasal dayanağının bulunup bulunmadığını değerlendirmekle yükümlüdür.

Hangi Aramalar Hukuka Uygundur?

Bir aramanın hukuka uygun sayılabilmesi için kural olarak CMK 119 uyarınca usulüne uygun bir arama kararına veya yetkili merciin yazılı emrine dayanması gerekir. Bu süreç işletilmeden ya da kararın sınırları aşılarak yapılan aramalar hukuka aykırı hâle gelir. Buna karşılık, gerçekleşmesi muhakkak bir saldırıyı orantılı biçimde önlemek amacıyla yapılan arama gibi hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu hâllerde suç oluşmaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 02.10.2018 tarihli ve 2016/3496 E., 2018/10186 K. sayılı kararında, kolluk görevlisi olan sanığın katılan hakkında herhangi bir suç şüphesi bulunmadığı ve usulüne uygun bir adli arama kararı da mevcut olmadığı hâlde arama işlemi gerçekleştirdiğini; arama işleminin dayanağı gösterilen ruhsatsız silah taşıma ve uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin makul bir şüphenin bulunmadığını tespit ederek, kolluk görevlisinin kendisine verilen talimatın hukuka aykırı olduğunu bilmesi veya bilmesi gerektiği gerekçesiyle beraat kararını bozmuştur.

Yüksek Daire bu kararında, arama işleminin hukuka uygunluğu için aranması gereken iki temel unsurun somut bir suç şüphesi ile usulüne uygun bir arama kararı veya yazılı emir olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 10.06.2021 tarihli ve 2019/15659 E., 2021/15838 K. sayılı kararında, bir ihbar üzerine durdurulan aracın bagajının yasal bir karar veya emir olmaksızın ve suçüstü hâli de bulunmaksızın arandığı, bu şekilde ele geçirilen kaçak sigaraların yetkili mercilere bildirilmeyip görevli tarafından götürüldüğü bir olayda, mahkemenin haksız arama ve suçu bildirmeme suçlarından verdiği beraat kararını bozmuştur.

Kararda, mahkemeden alınmış bir arama kararı, Cumhuriyet savcısının verdiği bir arama izni veya kolluk amirinin yazılı arama emri bulunmadan ve suçüstü hâli de mevcut değilken yapılan aracın aranmasının haksız arama suçunu oluşturacağı vurgulanmıştır.

Maddeler halinde saymak gerekirse, Yargıtay içtihatlarına göre bir aramanın hukuka uygun kabul edilebilmesi için;

  1. Arama işleminin dayanağı olarak gösterilen suça ilişkin somut ve makul bir şüphenin bulunması,
  2. Usulüne uygun olarak verilmiş bir hâkim kararının veya CMK 119 uyarınca yetkili merciin yazılı emrinin mevcut olması,
  3. Konut, işyeri veya kapalı alanlarda arama söz konusuysa gece vakti arama yasağına (CMK 118) uyulmuş olması,
  4. Arama kararının kapsamının (yer, kişi, sebep) aşılmamış olması,
  5. Suçüstü hâli gibi ayrık bir hukuka uygunluk nedeninin somut olayda gerçekten mevcut olması,

gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, aramayı hukuka aykırı hâle getirerek TCK 120 kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir.

Hukuka Aykırı Aramada Elde Edilen Delillerin Durumu

Haksız arama suçunun cezai sonucundan bağımsız olarak, hukuka aykırı bir arama sonucunda elde edilen deliller de ayrı bir hukuki sorun doğurur. CMK 206/2-a ve 217/2 maddeleri uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz; bu kural, Anayasa’nın 38. maddesindeki “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez” ilkesinin ceza muhakemesindeki yansımasıdır.

Dolayısıyla arama işlemi TCK 120 anlamında haksız arama suçunu oluşturacak nitelikteyse, bu arama sonucunda ele geçirilen madde veya belgeler de kural olarak “zehirli ağacın meyvesi” niteliğinde sayılarak asıl soruşturma veya kovuşturmada delil olarak kullanılamaz. Bu durum, uygulamada haksız arama iddiasının yalnızca kamu görevlisinin cezai sorumluluğu açısından değil, esas soruşturma konusu suçun ispatı açısından da belirleyici bir savunma zemini oluşturmasına yol açar.

Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile İlişki

Haksız arama, aslında bir tür görevi kötüye kullanma teşkil eder. Ancak görevi kötüye kullanma (TCK 257) kamu görevlilerine ilişkin genel bir suç tipi iken, haksız arama bunun özel bir görünümüdür. Özel hüküm-genel hüküm ilişkisi gereği, koşulları oluştuğunda fail yalnızca özel hüküm olan haksız arama suçundan (TCK 120) cezalandırılır; ayrıca görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez.

Bu ayrımın sınırlarını Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.02.2023 tarihli ve 2022/47 E., 2023/80 K. sayılı kararında ayrıntılı biçimde ele almıştır. Kararda, yerel mahkemenin sanık kolluk görevlilerinin eylemini “usulüne uygun arama emri olmadan, yetki sınırları çerçevesi dışında haksız bir şekilde arama yapılması” olarak nitelendirip resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kurduğu; ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, sanıkların bir aracı ilin sınırları dışında durdurup incelemeden getirerek il içinde usulüne uygun bir arama kararına dayanarak arama yaptıkları ve düzenledikleri tutanağın maddi gerçeğe aykırı olmadığı, sahte belge düzenleme kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle eylemi TCK 257/1 uyarınca görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirdiği görülmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında ayrıca, TCK 204/2’de düzenlenen kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun, TCK 257/1’de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçuna göre asli norm niteliğinde olduğunu; asli-tali norm ilişkisinde asli normun uygulanacağını, tali normun ancak asli normun koşulları oluşmadığında devreye gireceğini vurgulamıştır. Aynı asli-tali norm mantığı, TCK 120 ile TCK 257 arasındaki ilişki için de geçerlidir: arama fiili somut olayda TCK 120’nin tüm unsurlarını taşıyorsa asli norm olan haksız arama suçu uygulanır; unsurlar tam oluşmamışsa tamamlayıcı norm olan görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir.

Buna karşılık arama sırasında yaralama veya konut dokunulmazlığının ihlali gibi ayrı bir suç da işlenmişse, bu suçlardan ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir. Konuyla ilişkili olarak Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116) yazımıza göz atabilirsiniz.

Teşebbüs ve İştirak

Haksız arama suçu, üstün veya eşyanın fiilen aranmaya başlanmasıyla tamamlanır; ancak arama işlemine başlanıp da elde olmayan nedenlerle (örneğin mağdurun direnmesi, üçüncü bir kişinin araya girmesi veya amirin işlemi durdurması) tamamlanamaması hâlinde suç teşebbüs aşamasında kalabilir. Örneğin bir kolluk görevlisinin, herhangi bir arama kararı olmaksızın bir kişiyi duvara dayayıp ceplerini aramaya başladığı ancak amirinin araya girip işlemi durdurduğu bir olayda, arama fiilen tamamlanmamış olsa da icra hareketlerine başlanmış olması nedeniyle teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.

İştirak bakımından ise özgü suç niteliği belirleyicidir: TCK 40/2 uyarınca haksız arama suçunun faili ancak kamu görevlisi olabilir. Kamu görevlisi olmayan bir kişi bu suçu bizzat işleyemez; ancak kamu görevlisini hukuka aykırı arama yapmaya azmettiren veya arama sırasında ona fiilen yardım eden (örneğin kapıyı açarak veya mağduru tutarak arama işlemine kolaylık sağlayan) özel kişi, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla TCK 120’den sorumlu tutulabilir.

Birden fazla kamu görevlisinin birlikte, işbölümü hâlinde hukuka aykırı arama gerçekleştirdiği hâllerde ise TCK 37 uyarınca müşterek faillik hükümleri uygulanır ve her bir kamu görevlisi kendi kusuru oranında sorumlu tutulur.

Diğer Suçlarla İçtima

Uygulamada haksız arama suçu, tek başına değil çoğunlukla başka suçlarla birlikte, gerçek içtima kuralları çerçevesinde işlenmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 12.07.2023 tarihli ve 2021/2150 E., 2023/5163 K. sayılı kararında, silahlı terör örgütü yönetme, zincirleme şekilde resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve haksız arama suçlarından ayrı ayrı kurulan mahkûmiyet hükümlerini, her bir suçun kendi unsurları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirerek onamıştır; bu kararda haksız arama suçundan TCK 120/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunmuştur.

Aynı yönde, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12.07.2023 tarihli ve 2021/2330 E., 2023/5164 K. sayılı kararında da, silahlı terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarıyla birlikte işlenen haksız arama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Bu iki karar, haksız arama suçunun özellikle usulsüz gerçekleştirilen geniş çaplı arama operasyonlarında konut dokunulmazlığının ihlali, resmî belgede sahtecilik veya haberleşmenin gizliliğini ihlal gibi suçlarla birlikte, her suçun kendi cezasıyla ayrı ayrı değerlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Haksız Arama Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Verilecek ceza bir yıl veya altında olabileceğinden, koşulların varlığı hâlinde TCK 50 uyarınca hapis cezasının adli para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi de gündeme gelebilir. Ancak suçun kasten ve keyfî biçimde işlendiği hâllerde, mahkemeler bu imkânları uygulamakta daha çekingen davranabilir. Somut dosyanızda hangi seçeneklerin gündeme gelebileceğini bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Haksız Arama Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Haksız arama suçu şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç, uzlaştırma kapsamında değildir; zira suçla korunan hukuki değer kamu düzeni ve bireyin temel hak ve özgürlükleri olup, tarafların iradesiyle ortadan kaldırılabilecek nitelikte değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi, TCK 66/1-e uyarınca kural olarak sekiz yıldır. Ancak haksız arama suçu çoğunlukla görevi kötüye kullanma, resmî belgede sahtecilik gibi daha ağır cezayı gerektiren suçlarla birlikte işlendiğinden, bu suçların kendi zamanaşımı süreleri ayrı ayrı hesaplanır.

Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2017/1717 E., 2019/6963 K. sayılı kararında, aynı olayda yargılanan icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun üst sınırı itibarıyla TCK 66/1-e ve 67/4 maddeleri gereğince on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve bu sürenin dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir; bu karar, kamu görevlisi suçlarında birden fazla suç tipinin bir arada yargılandığı davalarda her suçun zamanaşımı süresinin bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ancak haksız arama suçu, terör örgütü faaliyeti kapsamında veya ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka suçlarla birlikte işlenmişse, bağlantı nedeniyle yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilebilir.

Ceza3 aydan 1 yıla kadar hapis
FailYalnızca kamu görevlisi (özgü suç)
Şikâyete Bağlı mı?Hayır, resen soruşturulur
UzlaştırmaKapsam dışı
Zamanaşımı8 yıl (TCK 66/1-e)
Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesi
Davaya KatılmaYalnızca doğrudan zarar gören mağdura tanınır

Haksız Aramaya Maruz Kalanların Tazminat Hakkı

Haksız arama suçunun faili hakkında ceza soruşturması yürütülmesi, mağdurun uğradığı zararın tazmini talebini ortadan kaldırmaz. Arama işlemi bir koruma tedbiri niteliğinde uygulanmışsa ve hukuka aykırılığı sonradan tespit edilmişse, mağdur CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açabilir.

Arama, herhangi bir koruma tedbiri kararına dayanmaksızın tamamen keyfi biçimde gerçekleştirilmişse, mağdurun Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri çerçevesinde genel mahkemelerde tazminat talep etmesi de mümkündür; kamu görevlisinin görevi sırasında verdiği zararlar bakımından Anayasa’nın 129. maddesi uyarınca doğrudan idareye karşı dava açılması gerektiği de unutulmamalıdır.

Ayrıca haksız arama iddiası, kamu görevlisi hakkında ceza soruşturmasından bağımsız olarak bir disiplin soruşturmasını da tetikleyebilir. Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması birbirinden bağımsız usullerdir; ceza davasında beraat kararı verilmiş olması, disiplin soruşturmasında idari yaptırım uygulanmasına engel değildir ve aynı şekilde disiplin cezası almamış olmak da ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Haksız Arama Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere haksız arama suçu (TCK 120), failinin yalnızca kamu görevlisi olabilmesi, adli arama ile önleme araması arasındaki ince çizgi, CMK’nın arama usulüne ilişkin şekil şartları ve görevi kötüye kullanma suçuyla ilişkisi bakımından teknik bir alandır. Sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için haksız arama suçunda uzman bir ceza dava avukatı ile sürecinizi yürütmeniz sağlıklı olacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Haksız arama suçunun cezası nedir?

Üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Ceza, koşulların varlığı hâlinde adli para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir.

Bu suçun faili kim olabilir?

Yalnızca kamu görevlisi. Bu suç bir özgü suçtur; kamu görevlisi sıfatı taşımayan bir kişinin hukuka aykırı arama yapması bu suçu değil, koşullara göre başka suçları (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal) oluşturur. Kamu görevlisi olmayan kişiler ise ancak azmettiren veya yardım eden sıfatıyla bu suça iştirak edebilir.

Bu suç şikâyete tabi midir?

Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?

Dava zamanaşımı süresi TCK 66/1-e uyarınca kural olarak sekiz yıldır. Haksız arama başka suçlarla (örneğin görevi kötüye kullanma) birlikte işlenmişse, o suçların zamanaşımı süresi ayrıca ve bağımsız olarak hesaplanır.

Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır, haksız arama suçu uzlaştırma kapsamında değildir.

Hangi aramalar hukuka uygun sayılır?

Kural olarak CMK 119 uyarınca usulüne uygun bir arama kararına veya yetkili merciin yazılı emrine dayanan, arama kararının kapsamını aşmayan ve konut/işyeri gibi kapalı alanlarda gece vakti arama yasağına (CMK 118) uyulan aramalar hukuka uygundur.

Adli arama kararı veya suç şüphesi olmadan yapılan arama suç oluşturur mu?

Evet. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2016/3496 E. – 2018/10186 K. sayılı kararında, somut bir suç şüphesi ve usulüne uygun arama kararı bulunmadan yapılan kolluk aramasının haksız arama suçunu oluşturduğu ve kolluk görevlisinin talimatın hukuka aykırılığını bilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Suçüstü hâli olmadan yapılan araç araması ne sonuç doğurur?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2019/15659 E. – 2021/15838 K. sayılı kararına göre, arama kararı veya izni olmadan ve suçüstü hâli bulunmadan yapılan araç araması haksız arama suçunu oluşturur; ayrıca ele geçirilen suç unsurunun yetkili mercilere bildirilmemesi TCK 279/2’deki kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu da oluşturabilir.

Haksız arama suçu ile görevi kötüye kullanma (TCK 257) arasındaki ilişki nedir?

Haksız arama, görevi kötüye kullanmanın özel bir görünümüdür. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2022/47 E., 2023/80 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, özel hüküm-genel hüküm ilişkisi gereği koşulları oluştuğunda fail yalnızca TCK 120’den cezalandırılır; ayrıca TCK 257’den ceza verilmez. Arama sırasında yaralama veya konut dokunulmazlığının ihlali gibi ayrı bir suç işlenmişse bu suçlardan ayrıca sorumluluk doğabilir.

Bu suçta görevli mahkeme hangisidir?

 Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; ancak terör örgütü faaliyeti gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla bağlantılı işlenmişse yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilebilir.

Adli arama ile önleme araması arasındaki fark nedir?

Adli arama, işlenmiş bir suçun delillerini elde etmek amacıyla CMK hükümlerine göre hâkim kararı veya yazılı emirle yapılır. Önleme araması ise henüz işlenmemiş bir suçu önlemek amacıyla PVSK ve ilgili yönetmelik çerçevesinde mülki amirin genel emrine dayanır. Önleme araması yetkisiyle fiilen adli amaçlı arama yapılması, usul şartları taşınmadığı için haksız arama suçunu oluşturabilir.

Hukuka aykırı aramada ele geçirilen deliller kullanılabilir mi?

Hayır, kural olarak kullanılamaz. CMK 206/2-a ve 217/2 maddeleri uyarınca hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz; haksız arama suçunu oluşturan bir işlem sonucunda ele geçirilen madde veya belgeler de asıl soruşturma konusu suçun ispatında delil olarak değerlendirilemez.

Haksız arama nedeniyle tazminat talep edilebilir mi?

Evet. Arama bir koruma tedbiri kararına dayanıyorsa ve hukuka aykırılığı sonradan tespit edilmişse mağdur CMK 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat davası açabilir; arama tamamen keyfi biçimde yapılmışsa Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine veya kamu görevlisinin fiilinin niteliğine göre idareye karşı dava yoluna başvurulabilir.

Haksız arama suçundan kim davaya katılabilir?

Yalnızca doğrudan zarar gören mağdur davaya katılma (müdahillik) hakkına sahiptir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/1717 E., 2019/6963 K. sayılı kararında, suçtan doğrudan zarar görmeyen kişilerin davaya katılma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.

Avukat bürosunda arama nasıl yapılmalıdır?

CMK 130 uyarınca avukat büroları ancak hâkim kararıyla ve baro başkanının ya da onun görevlendireceği bir avukatın hazır bulunmasıyla aranabilir. Bu güvence olmadan, örneğin baro temsilcisi bulunmaksızın yapılan bir avukat bürosu araması usule aykırıdır ve haksız arama suçu bakımından değerlendirmeye tabi tutulabilir.

Polisin kimlik sorması veya GBT’ye bakması arama sayılır mı?

Hayır. Kimlik sorma ve GBT kontrolü, kişinin üstüne veya eşyasına fiziki temasla el konulmadığı sürece arama sayılmaz. Ancak kolluk bu işlemler sırasında yetkisini aşarak kişinin üzerini veya eşyasını fiilen yoklarsa, usul şartları taşınmadığında bu fiili müdahale haksız arama suçunu oluşturabilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir