|

Haksız Arama Suçu (TCK-120)

haksız arama suçu

Haksız arama suçu, bir kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını aramasıdır. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 120. maddesinde düzenlenen bu suç, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen özel bir suç tipidir ve bireyin özel hayatına, bedensel dokunulmazlığına ve kişisel güvenliğine yönelik keyfi müdahaleleri cezalandırır. Bir polis memurunun, kolluk görevlisinin veya başka bir kamu görevlisinin arama yetkisinin sınırlarını aşması durumunda gündeme gelir. Hakkınızda haksız arama suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya hukuka aykırı bir aramaya maruz kaldıysanız, sürecin doğru yönetilmesi için bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda haksız arama suçunun unsurlarını, cezasını ve usul kurallarını sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Haksız Arama Suçu Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

TCK 120’ye göre, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Suçla korunan değer, kişinin özel hayatının gizliliği ile maddi ve manevi varlığıdır. Kanun koyucu, arama yetkisinin yalnızca belirli koşullarda ve ölçülü biçimde kullanılmasını güvence altına almak istemiştir.

Haksız Arama Suçunun Unsurları

Fail: Yalnızca Kamu Görevlisi (Özgü Suç)

Bu suçun en belirgin özelliği, failinin yalnızca kamu görevlisi olabilmesidir; yani haksız arama bir “özgü suç“tur. Kamu görevlisi sıfatı taşımayan bir kişinin başkasının üstünü veya eşyasını hukuka aykırı biçimde araması bu suçu değil; koşullara göre özel hayatın gizliliğini ihlal, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi başka suçları oluşturur. Bu suçun azmettireni veya yardım edeni konumundaki kişilerin ise kamu görevlisi olması gerekmez.

Mağdur

Mağdur, üstü veya eşyası hukuka aykırı biçimde aranan kişidir. Kanun mağdur bakımından herhangi bir sınırlama getirmemiştir; herkes bu suçun mağduru olabilir.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç iki seçimlik hareketle işlenebilir: bir kimsenin üstünün hukuka aykırı aranması veya eşyasının hukuka aykırı aranması. Burada “eşya” kavramı geniştir; kişinin cepleri, el çantası, bavulu ya da özel otomobili bu kapsamda değerlendirilebilir. Suçun oluşması için aramanın hukuka aykırı olması şarttır; usulüne uygun yapılan bir arama suç oluşturmaz.

Manevi Unsur (Kast)

Suç yalnızca kasten işlenebilir. Kastın varlığı, kamu görevlisinin arama yapmaya yetkisi olmadığını veya yetki sınırlarını aştığını bilerek mağdurun üstünü ya da eşyasını araması hâlinde söz konusu olur.

Hangi Aramalar Hukuka Uygundur?

Bir aramanın hukuka uygun sayılabilmesi için kural olarak usulüne uygun bir arama kararına veya yetkili merciin yazılı emrine dayanması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, soruşturma aşamasında hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı; savcıya ulaşılamayan hâllerde de kolluk amiri yazılı emirle arama kararı verebilir. Bu süreç işletilmeden ya da kararın sınırları aşılarak yapılan aramalar hukuka aykırı hâle gelir. Örneğin arama kararında gösterilen adres dışında arama yapılması, yalnızca şüpheliye yönelik kararla başka kişilerin de aranması ya da görev yeri dışında keyfî biçimde arama yapılması, suçun oluşmasına yol açabilir. Buna karşılık, gerçekleşmesi muhakkak bir saldırıyı orantılı biçimde önlemek amacıyla yapılan arama gibi hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu hâllerde suç oluşmaz.

Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile İlişki

Haksız arama, aslında bir tür görevi kötüye kullanma teşkil eder. Ancak görevi kötüye kullanma (TCK 257) kamu görevlilerine ilişkin genel bir suç tipi iken, haksız arama bunun özel bir görünümüdür. Özel hüküm-genel hüküm ilişkisi gereği, koşulları oluştuğunda fail yalnızca özel hüküm olan haksız arama suçundan (TCK 120) cezalandırılır; ayrıca görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez. Buna karşılık arama sırasında yaralama veya konut dokunulmazlığının ihlali gibi ayrı bir suç da işlenmişse, bu suçlardan ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir. Konuyla ilişkili olarak Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116) yazımıza göz atabilirsiniz.

Haksız Arama Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Verilecek ceza bir yıl veya altında olabileceğinden, koşulların varlığı hâlinde TCK 50 uyarınca hapis cezasının adli para cezası gibi seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi de gündeme gelebilir. Ancak suçun kasten ve keyfî biçimde işlendiği hâllerde, mahkemeler bu imkânları uygulamakta daha çekingen davranabilir. Somut dosyanızda hangi seçeneklerin gündeme gelebileceğini bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Haksız Arama Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Haksız arama suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Haksız Arama Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Suç Şüphesi ve Adli Arama Kararı Olmaksızın Yapılan Kolluk Araması Haksız Arama Suçunu Oluşturur

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2016/3496 E. – 2018/10186 K., Karar Tarihi: 02.10.2018

Kararın Özeti

Kolluk görevlisi olan sanık hakkında, katılanın üzerinde usulüne uygun bir adli arama kararı olmaksızın arama işlemi gerçekleştirdiği gerekçesiyle haksız arama suçundan kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, sanığın beraatine hükmetmiştir. Katılan vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi; arama işlemine dayanak gösterilen suçlara ilişkin makul bir şüphe bulunmadığını ve usulüne uygun verilmiş bir adli arama kararının olmadığını saptamıştır. Kolluk görevlisinin kendisine verilen talimatın hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerektiği vurgulanarak, suçun sabit olduğu gözetilmeden dosya kapsamına uymayan gerekçeyle verilen beraat kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, haksız arama suçunun sübut bulduğuna yönelik bozma kararını şu yasal ve maddi gerekçelere dayandırmıştır:

  • Arama işleminin gerçekleştirilmesi için yasal olarak bulunması gereken unsurlardan ilki, somut bir suç şüphesidir. İnceleme konusu olayda, aramanın dayanağı olarak gösterilen ruhsatsız silah taşıma ve uyuşturucu madde bulundurma iddialarına yönelik katılan aleyhine herhangi bir suç şüphesi mevcut değildir.
  • Kişilerin üst veya eşya aramasının yapılabilmesi için yetkili mercilerce usulüne uygun olarak verilmiş bir “adli arama kararı” ya da yazılı emir bulunmalıdır; somut olayda böyle bir yasal kararın bulunmadığı tespit edilmiştir.
  • Kolluk görevlisi olan sanık, kamu görevinin niteliği gereği yasal dayanağı, kararı ve makul şüphesi bulunmayan bir talimatın hukuka aykırı olduğunu bilmekle veya en azından bilmesi gerekmesiyle yükümlüdür. Buna rağmen katılanın aranmış olması, atılı haksız arama suçunun maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte sabit olduğunu gösterir.
“Arama işleminin dayanağı olarak gösterilen ruhsatsız silah taşıma ve uyuşturucu madde bulundurma suçları ile ilgili herhangi bir suç şüphesi bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak bir adli arama kararı da bulunmaması karşısında kolluk görevlisi olan sanığın kendisine verilen talimatın hukuka aykırı olduğunu bilerek ya da bilmesi gerekli iken katılanı aramak suretiyle üzerine atılı haksız arama suçunu işlediği sabit olduğu halde…”

Değerlendirme

Bu karar, bireylerin anayasal koruma altında olan özel hayatın gizliliği ve vücut dokunulmazlığı haklarının kolluk kuvvetlerine karşı korunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, kamu görevlilerinin “talimat aldım” savunmasının arkasına sığınamayacağını, açıkça hukuka aykırı olan veya yasal usul şartlarını (adli arama kararı ve suç şüphesi) taşımayan emirlerin yerine getirilmesinin haksız arama suçunu oluşturacağını net bir biçimde cezai müeyyideye bağlamıştır. Karar, ceza muhakemesinde koruma tedbirlerinin sıkı şekil şartlarına bağlı olduğunu ve bu kuralları ihlal eden kamu görevlilerinin şahsi ceza sorumluluklarının doğacağını gösteren emsal bir nitelik taşımaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/3496 E. – 2018/10186 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, işkence, cinsel taciz, haksız arama, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan, sanık … ,… hakkında görevi kötüye kullanma, hakaret, cinsel taciz, işkence yapma,kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından,sanık … hakkında ise görevi kötüye kullanma, hakaret, cinsel taciz, işkence yapma, haksız arama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan katılan vekilinin, sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … …. hakkında haksız arama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde ise;
Arama işleminin dayanağı olarak gösterilen ruhsatsız silah taşıma ve uyuşturucu madde bulundurma suçları ile ilgili herhangi bir suç şüphesi bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak bir adli arama kararı da bulunmaması karşısında kolluk görevlisi olan sanığın kendisine verilen talimatın hukuka aykırı olduğunu bilerek ya da bilmesi gerekli iken katılanı aramak suretiyle üzerine atılı haksız arama suçunu işlediği sabit olduğu halde dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile ve yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Alınmadan ve Suçüstü Hali Olmadan Yapılan Araç Araması Haksız Arama ve Suçu Bildirmeme Suçlarını Oluşturur

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2019/15659 E. – 2021/15838 K., Karar Tarihi: 10.06.2021

Kararın Özeti

Polis memuru olan sanık hakkında, bir ihbar üzerine yolda durdurduğu müştekinin aracının bagajını yasal bir karar veya emir olmaksızın arayarak 11 karton kaçak sigara ele geçirdiği ve bu durumu yetkili mercilere bildirmeyip sigaraları götürdüğü gerekçesiyle kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi sanığın “haksız arama” ve “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçlarından beraatine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, görünürde bir suçüstü halinin bulunmadığı ve usulüne uygun bir arama yetkisinin olmadığı durumlarda yapılan bu işlemin suç teşkil ettiğini belirterek yerel mahkemenin beraat hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bozma kararını şu yasal ve maddi gerekçelere dayandırmıştır:

  • Polis memuru olan sanığın, müşteki hakkındaki kaçakçılık ihbarını aldıktan sonra bunu kolluk amirine bildirerek talimat doğrultusunda hareket etmesi yasal zorunluluktur. Buna aykırı olarak tek başına hareket etmesi hukuka aykırıdır.
  • Mahkemeden alınmış bir arama kararı, Cumhuriyet savcısının verdiği bir arama izni veya kolluk amirinin yazılı arama emri bulunmamaktadır. Görünürde bir suçüstü hali de olmadığı için sanığın müştekinin araç bagajını açtırıp arama yapması “haksız arama” suçunun sabit olduğunu gösterir.
  • Sanık, ele geçirdiği kaçak sigaraların suç teşkil ettiğini mesleği gereği bilmektedir. Buna rağmen durumu çalıştığı emniyet amirliğine bildirmeyip sigaraları götürmesi, TCK’nın 279/2. maddesinde düzenlenen “kamu görevlisinin öğrendiği suçu bildirmemesi” suçunun unsurlarını eksiksiz oluşturmuştur.
“Sanığın mahkemeden alınmış bir arama kararı, Cumhuriyet Savcısının verdiği bir arama izni veya kolluk amirin verdiği bir arama emri olmadan ve suç üstü halinin bulunmadığı bir durumda müştekinin aracında kaçak sigara bulmak için arama işlemi gerçekleştirilmesi… suçu bildirmemesi suçunu işlediği sabit olduğu cihetle atılı suçlardan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır.”

Değerlendirme

Bu karar, adli koruma tedbirlerinden olan arama işleminin idari veya keyfi kararlarla değil, mutlak surette anayasal ve yasal sınırlar dahilinde (hakim kararı, savcı izni veya amir emriyle) yapılması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, bir kolluk görevlisinin geçmişteki suç profillerine veya anlık ihbarlara dayanarak tek başına adli merci gibi hareket edemeyeceğini vurgulamıştır. Ayrıca delil elde edildikten sonra dahi resmi prosedürlerin işletilmemesinin ve adli makamlardan gizlenmesinin kamu görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak olduğunu belirterek, usul hukukunun emredici kurallarına uymayan kamu görevlilerinin şahsi cezai sorumluluğunu keskin bir şekilde çizmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/15659 E. – 2021/15838 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, haksız arama
HÜKÜMLER : Beraat

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz dilekçisi içeriğinden Cumhuriyet Savcısının kamu görevilisinin suçu bildirmemesi ve haksız arama suçlarından verilen beraat hükümlerini temyiz ettiği değerlendirilmiş ve bu hükümlerle sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Polis memuru olan sanığın, daha öncesinde sigara kaçakçılığı yaptığını bildiği ve hakkında soruşturma da yaptığı müşteki hakkında yine aynı yönde ihbar yapılması sonrasında ihbarı kolluk amirine bildirip onun talimatına uygun hareket etmesi gerektiği halde, yolda gördüğü müştekinin aracını durdurup görünürde bir suç üstü hali de bulunmadığı halde aracın bagajını açtırıp burada bulunan 11 karton kaçak sigarayı alıp götürdüğü, bu hususu çalıştığı emniyet amirliğine bildirmediği, olayın sonradan emniyete intikal etmesi üzerine sanığın aldığı 11 karton kaçak sigarayı teslim ettiği; sanığın mahkemeden alınmış bir arama kararı, Cumhuriyet Savcısının verdiği bir arama izni veya kolluk amirin verdiği bir arama emri olmadan ve suç üstü halinin bulunmadığı bir durumda müştekinin aracında kaçak sigara bulmak için arama işlemi gerçekleştirmek suretiyle üzerine atılı haksız arama suçunu ve ele geçirmiş olduğu kaçak sigaraların suç oluşturduğunu mesleği gereği bildiği halde bu durumu yetkili mercilere bildirmemek suretiyle TCK’nın 279/2. maddesindeki kamu görevlisinin öğrendiği suçu bildirmemesi suçunu işlediği sabit olduğu cihetle atılı suçlardan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, cumhuriyet savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Haksız Arama Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere haksız arama suçu (TCK 120), failinin yalnızca kamu görevlisi olabilmesi, hukuka uygun arama ile hukuka aykırı arama arasındaki ince çizgi ve görevi kötüye kullanma suçuyla ilişkisi bakımından teknik bir alandır. Bir kamu görevlisi olarak hakkınızda bu suçtan işlem yapılıyorsa ya da hukuka aykırı bir aramanın mağduruysanız; aramanın hukuka uygun olup olmadığının doğru değerlendirilmesi, sürecin sonucunu belirleyebilir. Sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için Ceza Dava Avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir