Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu (TCK 156) Nedir?

bedelsiz senedi kullanma suçu

İçindekiler

Bedelsiz senedi kullanma suçu, borcu ödendiği veya başka bir nedenle geçerliliğini yitirdiği hâlde elde tutulan bir senedin, sanki hâlâ tahsil edilebilir bir alacağı temsil ediyormuş gibi kullanılmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 156. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Kanun, bu fiili işleyen kişiye şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörmektedir. Borcunu ödediği hâlde senedini geri alamayan bir kişiye karşı o senedin yeniden icraya konulması veya tahsile çalışılması, uygulamada en sık karşılaşılan tipik görünüm biçimidir.

Bu yazıda; bedelsiz senedi kullanma suçunun tanımını, “bedelsiz senet” kavramını, suçun unsurlarını (maddi ve manevi unsur), ispat yükünün nasıl dağıldığını, kambiyo senetlerine özgü sorunları, benzer suçlardan (TCK 209, TCK 204, TCK 157, TCK 155) farkını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma sürecini, görevli mahkemeyi ve Yargıtay’ın konuya ilişkin güncel içtihadını ayrıntılı biçimde ele alacağız.

“Bedelsiz Senet” Ne Demektir?

Bu suçu anlamak için öncelikle “bedelsiz senet” kavramını netleştirmek gerekir. Senet, bir borcun veya alacağın varlığını gösteren yazılı bir belgedir; bono (emre yazılı senet), çek ve poliçe gibi kambiyo senetleri bunun en yaygın örnekleridir. Bir senet, dayandığı borç ödendiğinde ya da başka bir nedenle ortadan kalktığında bedelsiz hâle gelir; yani artık geçerli bir alacağı temsil etmez.

Ancak senet fiziken hâlâ alacaklının elinde olabilir. İşte bu durumda, borcu ödenmiş ve dolayısıyla bedelsiz kalmış olan senedin, sanki hâlâ geçerli bir borcu temsil ediyormuş gibi kullanılması bu suçu oluşturur.

TCK 156’nın uygulama alanını doğru çizebilmek için, senedin hangi hâlde teslim edildiği kritik önem taşır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15. Ceza Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2017/29712 Esas, 2019/4752 Karar sayılı ilamında da benimsenen ayrımı şöyle netleştirmiştir: senet tamamen dolu olarak verilmiş ve bedeli sonradan ödenmişse, ödendikten sonra kullanılması TCK 156 kapsamındaki bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur; buna karşılık senet verildiği anda kısmen veya tamamen boş ise ve doldurulması “veriliş amacından farklı” biçimde gerçekleşmişse, bu artık TCK 209’da düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu kapsamına girer. Bu ayrım, aşağıdaki “Benzer Suçlardan Farkı” başlığında karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Korunan Hukuki Değer

Bedelsiz senedi kullanma suçunda korunan temel değer, kişinin malvarlığıdır. Borcunu ödeyen kişi, ödediği borç nedeniyle yeniden bir ödeme yapmak zorunda bırakılma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu suç, bedelsiz kalmış senedin kullanılması yoluyla kişinin haksız biçimde mal varlığı kaybına uğramasını önlemeyi amaçlar.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Unsurları

Bir fiilin bedelsiz senedi kullanma suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.

Fail

Bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Uygulamada fail, çoğunlukla senedi elinde bulunduran ve borcun ödendiğini bildiği hâlde senedi kullanan kişidir. Ancak failin her zaman senedin ilk alacaklısı olması gerekmez; senet ciro yoluyla devredilmişse, senedi devralan (hamil) kişi de belirli koşullarda bu suçun faili olabilir.

Burada önem taşıyan husus, kambiyo hukukundaki “mücerretlik” (soyutluk) ilkesidir: bono, çek ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde senet metninde borcun kaynağı (sebebi) genellikle yer almaz; senet, temel ilişkiden bağımsız, soyut bir ödeme vaadi niteliği taşır. Bu durum, senedi icraya koyan kişinin gerçekten bedelsiz kaldığını bilip bilmediğinin (kastının) tespitini uygulamada güçleştirir ve bu nedenle kastın ispatı, aşağıda ayrıca ele alınan somut delillere dayanmak zorundadır.

Mağdur

Suçun mağduru, borcunu ödemiş veya senedin bedelsiz kalmasına yol açan kişidir; yani senedin yeniden kullanılması hâlinde haksız biçimde zarara uğrayacak olan borçludur.

Suçun Konusu

Suçun konusu, bedelsiz kalmış bir senettir. Senedin geçerli bir borcu temsil etmekten çıkmış olması, bu suçun temel koşuludur. Eğer senet hâlâ geçerli bir borcu temsil ediyorsa, ortada bedelsiz bir senet ve dolayısıyla bu suç söz konusu olmaz.

Maddi Unsur (Hareket)

Suçun maddi unsuru, bedelsiz kalmış senedin kullanılmasıdır. Kullanma; senedi icraya koymak, tahsil amacıyla ibraz etmek, bir başkasına devretmek ya da senede dayanarak hak iddia etmek gibi davranışları kapsar. Senedin bu şekilde kullanılması suçun oluşması için gereklidir.

Kullanma fiilinin kısmi ödeme hâlinde de gerçekleşebileceği yerleşik içtihatla sabittir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 08.06.2020 tarihli ve 2017/31201 Esas, 2020/5056 Karar sayılı kararında, bir taşımacılık şirketinin servis şoförü olarak çalışan katılandan işe girişte alınan 10.000 TL bedelli teminat senedinin, katılanın araca verdiği gerçek zarar (2.000 TL) yerine 9.000 TL üzerinden icraya konulduğu olayda, senedin gerçek borcu aşan kısmının bedelsiz kaldığını ve bu kısım için yapılan takibin bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturduğunu belirtmiştir.

Kararda “senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır” ifadesiyle, kısmi bedelsizlik hâlinin de suçun kapsamında olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Aynı ilke, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 07.05.2013 tarihli ve 2011/24477 Esas, 2013/8477 Karar sayılı kararında da somutlaşmıştır: kefalet nedeniyle düzenlenen 1.200 TL’lik bonodan sanığın 300 TL’sini elden aldığını kabul etmesine rağmen bononun tamamı üzerinden icra takibi yapması, kısmi ödeme hâlinde dahi suçun oluştuğuna örnek gösterilmiştir.

Bu iki karardan çıkan pratik sonuç şudur: teminat senedi, yalnızca gerçekleşen ve ispatlanan zarar veya borç kadar kullanılabilir; senedin üzerindeki yazılı bedel yüksek olsa bile, gerçek borcu aşan kısım için yapılan icra takibi bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur. Uygulamada iki tipik görünüm biçimi öne çıkar:

DurumSonuç
Borcun tamamı ödendiği hâlde senet iade edilmeyip takibe konulmasıBedelsiz senedi kullanma
Borcun bir kısmı ödenmişken / gerçek borç senetten azken, senedin tamamı veya kalandan fazlası için takibe konulmasıBedelsiz senedi kullanma (fazla kısım yönünden)

Mağdur (senet borçlusu) açısından, senedin teminat amaçlı verildiğini ve gerçek borcun daha düşük olduğunu ortaya koyan deliller (sözleşme, zarar tutanağı, ödeme belgeleri) belirleyicidir.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Manevi Unsur (Kast)

Bedelsiz senedi kullanma yalnızca kasten işlenebilir. Failin, senedin bedelsiz kaldığını, yani dayandığı borcun ortadan kalktığını bilerek bu senedi kullanması gerekir. Senedin bedelsiz kaldığını bilmeden kullanan kişi bakımından bu suçun manevi unsuru oluşmaz.

İspat Sorunu: Bedelsizlik Yazılı Delille mi Kanıtlanmalı?

TCK 156 davalarında en çok tartışılan ve mağdur/şüpheli açısından sonucu belirleyen mesele, senedin bedelsiz kaldığının (borcun ödendiğinin) hangi delille ispatlanabileceğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 05.02.2013 tarihli ve 2012/11-1086 Esas, 2013/40 Karar sayılı kararında bu konuyu temelden ele almıştır. 60.000 EURO bedelli bir senedin bedelinin ödendiği iddiasının yalnızca tanık beyanıyla ispatlanıp ispatlanamayacağının tartışıldığı olayda Ceza Genel Kurulu, ceza muhakemesinde geçerli olan serbest delil ilkesinin sınırsız olmadığını, senede bağlı bir borcun ödendiği iddiasının o dönemki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki (bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesindeki karşılığı) senetle ispat kuralına tabi olduğunu belirtmiştir.

Karara göre “tanıkla ispat konusunda ceza mahkemesinin hukuk mahkemesinin bağlı olduğu usul kurallarını uygulaması gerekmektedir.” Başka bir ifadeyle, sanığın kastı ve senedi fiilen kullanıp kullanmadığı gibi diğer unsurlar serbest delille (tanık dâhil) ispatlanabilirken, “ödemenin yapıldığı” iddiası mutlaka yazılı bir delille (dekont, makbuz, ibraname, banka kaydı gibi) desteklenmelidir.

Aynı ilke, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.01.2014 tarihli ve 2013/31206 Esas, 2014/831 Karar sayılı kararında da teyit edilmiştir. Kardeşler arasındaki bir senet uyuşmazlığında Daire, “katılan tarafından imzalanıp verilen suça konu açığa imzalı senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve bedelsiz kalan senedin kullanıldığı iddiasının yazılı belge ile ispatı zorunlu olup” ifadesiyle, borcun bulunmadığına ilişkin yazılı belge sunulamaması nedeniyle verilen beraat kararını onamıştır.

Bu içtihat çizgisinin pratik sonucu nettir: bir borcu senet karşılığında ödeyen kişinin, ödeme sırasında senedini mutlaka geri alması; bu mümkün olmadıysa ödemeyi banka dekontu, EFT/havale açıklaması, imzalı makbuz veya noter ihtarnamesi gibi yazılı bir belgeyle kayıt altına alması, ileride hem hukuk hem ceza yargılamasında belirleyici olacaktır.

Bedelsiz Senet Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?

Bir senedin bedelsiz hâle gelmesi çeşitli şekillerde gerçekleşebilir. En sık karşılaşılan durum, senede konu borcun ödenmiş olmasına rağmen senedin alacaklıda kalmasıdır. Bunun yanında, taraflar arasındaki ilişkinin sona ermesi, senedin teminat amacıyla verilip teminat ihtiyacının ortadan kalkması ya da borcun başka bir biçimde sona ermesi gibi durumlarda da senet bedelsiz kalabilir. Bu gibi hâllerde, borcunu ödeyen veya yükümlülüğü sona eren kişinin senedini geri alması büyük önem taşır.

Uygulamada özellikle teminat senedi olarak verilen bonolar bu suçun en yaygın görünüm biçimini oluşturur. İş ilişkisinde işverenin çalışandan olası zararlara karşılık aldığı senet, kira sözleşmelerinde kiracıdan alınan güvence senedi veya ticari ilişkilerde karşılıklı güven ortamında verilen boş ya da kısmen dolu senetler, teminat konusu ortadan kalktığında ya da gerçek zarar/borç tutarı belirginleştiğinde bedelsiz hâle gelir. Böyle bir senedin, gerçek borç tutarını aşan bir bedelle veya teminat ihtiyacı sona erdiği hâlde icraya konulması, yukarıda aktarılan Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.01.2014 tarihli ve 2013/31206 Esas, 2014/831 Karar sayılı içtihatta olduğu gibi TCK 156 kapsamında değerlendirilir.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu ile Benzer Suçların Farkı

Bedelsiz senedi kullanma suçu, görünüş itibarıyla bazı diğer suçlarla karıştırılabilir. Bu ayrımlar, özellikle şikâyet dilekçesinin doğru suç tipine göre hazırlanması ve savunmanın buna göre kurulması açısından belirleyicidir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılmasından (TCK 209) ve Resmî Belgede Sahtecilikten (TCK 204) Farkı

Uygulamada en sık karışıklığa yol açan ayrım budur ve doğrudan senedin teslim edildiği andaki hâline bağlıdır.

TCK 156’da senet gerçektir ve suç anında da tamamen dolu, geçerli bir belgedir; sorun, senedin sahteliği değil, dayandığı borcun sonradan ortadan kalkmış (bedelsiz kalmış) olmasına rağmen kullanılmasıdır. Buna karşılık TCK 209’un birinci fıkrasında düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, “belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi”yi cezalandırır; burada senet, teslim edildiği anda boş veya eksiktir ve sonradan anlaşmaya aykırı biçimde doldurulmuştur.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 06.05.2019 tarihli ve 2017/29712 Esas, 2019/4752 Karar sayılı kararında bu ayrımı şu formülle netleştirmiştir: “söz konusu senedin verilme nedeninden farklı şekilde doldurulduğunun belirlenmesi hâlinde, eylemin, TCK’nın 209/1. maddesi kapsamında … açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu; tamamen dolu olarak verilen senedin bedelsiz kalmasına rağmen kullanılması durumunda ise, aynı Kanun’un 156. maddesi kapsamında … bedelsiz senedi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı” kabul edilmelidir. Her iki suç da uzlaştırma kapsamındadır, ancak nitelendirme hatası doğrudan yargılamanın usulünü ve delil değerlendirmesini etkiler.

Konu, boş senedin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi hâlinde ayrı bir boyut kazanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.12.2021 tarihli ve 2020/237 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararında, araç kiralama sözleşmesi ekinde teminat amacıyla imzalatılan boş bir bononun, sözleşmeye taraf olmayan üçüncü bir kişi tarafından ele geçirilip doldurularak icraya konulduğu olayı incelemiştir.

Karara göre “borçlusunca ödenmiş ve bir şekilde elde kalmış senedi, kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi kullanan, örneğin ödenmesi için icraya başvuran veya başkasına devreden kimse cezalandırılmakta olup, senedin borçlusu tarafından ödenmiş olması suçun unsurlarındandır” — somut olayda senet hiç doldurulmamış, yani ödenmiş bir borç da bulunmadığından, eylem TCK 156’yı değil, TCK 209’un ikinci fıkrası uyarınca TCK 210 maddesi yollamasıyla TCK 204’ün birinci fıkrasında düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturmuştur. Ceza Genel Kurulu bu sonuca varırken, kambiyo senedi niteliğindeki bononun TCK 210 gereği resmî belge hükmünde sayılacağını ve mahkemenin, senedin aldatıcılık özelliği bulunup bulunmadığını gerekirse bilirkişi incelemesiyle araştırması gerektiğini de vurgulamıştır.

Aynı hukuki çerçeve, aynı gün karara bağlanan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.12.2021 tarihli ve 2020/272 Esas, 2021/683 Karar sayılı kararında da uygulanmıştır. Gayrimenkul satışında teminat amacıyla verilen, meblağ ve tarih kısımları boş bırakılan bir senedin sonradan doldurularak icraya konulduğu olayda Ceza Genel Kurulu, eylemin TCK 156 değil TCK 209/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiş; ayrıca yerel mahkemede yapılan uzlaştırma teklifinin usulüne uygun olmadığını da tespit etmiştir.

Ele geçirilen boş kâğıdın işlenmesi konusunda, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27.11.2023 tarihli ve 2022/9688 Esas, 2023/8750 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı ayrıca dikkat çekicidir. Şirket ortaklığından kalan bir senedin, ortaklık sona erdikten sonra ortaklardan biri tarafından üçüncü bir kişiye devredilip icraya konulduğu olayda savcılık, bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş ve itiraz da reddedilmiştir. Yargıtay bu ret kararını kanun yararına bozarak, olayda TCK 156 değil, TCK 209/2 üzerinden TCK 204/1’in yanı sıra icra takibi yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-d) yönünden de yeterli şüphe bulunduğunu, eksik soruşturma ile itirazın reddedilmesinin isabetsiz olduğunu belirtmiştir.

Aşağıdaki tablo, bu üç suç arasındaki temel ayrımı özetlemektedir:

KriterTCK 156 (Bedelsiz Senedi Kullanma)TCK 209/1 (Açığa İmza)TCK 209/2 + TCK 204 (Sahtecilik)
Senedin teslim anındaki hâliTamamen dolu, geçerliKısmen/tamamen boş, rızayla teslimKısmen/tamamen boş, hukuka aykırı ele geçirilmiş
Sorunun kaynağıBorç sonradan ortadan kalkmışDoldurma, veriliş amacına aykırıKâğıt, imza sahibinin rızası dışında ele geçirilmiş
Failin senetle ilişkisiGenellikle asıl alacaklı/hamilKendisine teslim edilen kişiSenede hiçbir hukuki hakkı olmayan kişi
Öngörülen ceza6 ay – 2 yıl hapis + adli para3 ay – 1 yıl hapisResmî belgede sahtecilik hükümleri (2-5 yıl, kambiyo senedi ise TCK 210 yollamasıyla)

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Dolandırıcılıktan (TCK 157) Farkı

Dolandırıcılıkta fail, hileli davranışlarla mağduru aldatarak yarar sağlar. Bedelsiz senedi kullanmada ise kanun, bu özel fiili ayrıca düzenlemiştir. Somut olayın özelliklerine göre fiilin hangi suç kapsamında değerlendirileceği değişebilir; nitelendirme hatası, doğrudan bozma sebebi olabilir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 02.04.2019 tarihli ve 2017/13193 Esas, 2019/3260 Karar sayılı kararında, sanığın ciro zincirinde kendi imzası bulunmayan, katılanlar tarafından ödenen bir senedi üçüncü kişiye devretmesi olayında gerçek suç vasfının TCK 156/TCK 209 değil, TCK 157 (dolandırıcılık) ve TCK 204/1 (resmî belgede sahtecilik) olduğuna karar vererek suç vasfında yanılgı bulunduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

Aynı kararda Daire, “kabule göre de” ifadesiyle önemli bir usul ilkesine de değinmiştir: bedeli ödenmiş, boş kalan kısımları doldurulup kullanılan bir senette aynı anda hem TCK 156 hem TCK 209’dan mahkûmiyet kurulamayacağını, iki suç tipinin birbirini dışlayan (seçimlik) nitelikte olduğunu vurgulamıştır. Dolandırıcılık hakkında ayrıntılı bilgi için dolandırıcılık suçu makalemizi inceleyebilirsiniz.

Güveni Kötüye Kullanmadan (TCK 155) Farkı

Güveni kötüye kullanmada, faile rızayla teslim edilmiş bir mal üzerinde haksız tasarrufta bulunulur. Bedelsiz senedi kullanmada ise konu, faile teslim edilmiş herhangi bir mal değil; bedelsiz kalmış özel bir belgenin kullanılmasıdır. Güveni kötüye kullanma hakkında ayrıntılı bilgi için güveni kötüye kullanma suçu makalemize bakabilirsiniz.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunun Cezası

Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir. Görüldüğü gibi bu suç şikâyete bağlıdır ve hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür.

Yargılama sürecinde adli para cezasının miktarının gerekçesiz biçimde alt sınırın üzerinde belirlenmesi, uygulamada sıkça karşılaşılan ve bozma sebebi olan bir hatadır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 19.02.2015 tarihli ve 2013/8337 Esas, 2015/21015 Karar sayılı kararında, borç karşılığı düzenlenen üç senedin bedeli ödendiği hâlde icraya konulup katılanın aracına haciz konulması olayında mahkûmiyet kararının unsurlar yönünden isabetli olduğunu, ancak adli para cezasının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı içtihadına aykırı biçimde gerekçesiz olarak gün sayısının üzerinde belirlenmesi nedeniyle düzeltilerek onanması gerektiğini belirtmiştir.

Aynı düzeltme gerekçesi, yukarıda aktarılan 2011/24477 Esas, 2013/8477 Karar sayılı kararda da uygulanmıştır. Bu içtihat, adli para cezası hesabında hâkimin takdir yetkisini kullanırken somut gerekçe göstermesi gerektiğini, aksi hâlde kararın bu yönden bozulabileceğini göstermektedir.

Bedelsiz Senedi Kullanma Suçunda Şikâyet ve Uzlaştırma

Bedelsiz senedi kullanma suçu şikâyete bağlıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Bu süre kaçırılırsa dava açma hakkı düşer; şikâyetten vazgeçme ise davanın düşmesine yol açabilir.

Suç, aynı zamanda uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilir. Uzlaştırmanın sağlanması hâlinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkündür. Ancak uzlaştırma sürecinin usulüne uygun yürütülmesi, mahkûmiyet kararının geçerliliği açısından kritik önem taşır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/272 Esas, 2021/683 Karar sayılı kararında, uzlaştırma teklifinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin beşinci fıkrasına ve Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde yapılmadığı tespit edilerek, bu eksiklik ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.

Aynı doğrultuda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/237 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararda da soruşturma ve kovuşturma evrelerinde sanığa ve katılana uzlaşma hususunun hiç sorulmadığı, dosyada usulüne uygun düzenlenmiş imzalı bir uzlaşma teklif formunun bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu içtihatlar, uzlaştırmacının görevlendirilmesinden teklif formunun içeriğine kadar sürecin her aşamasının, salt şeklî bir işlem değil, yargılamanın esasını etkileyen bir usul güvencesi olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Akrabalar Arası: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)

Bu suçun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi hâlinde, malvarlığına karşı suçlara ilişkin şahsi cezasızlık sebebi gündeme gelebilir. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalarda ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir.

Zararın Giderilmesi

Malvarlığına karşı suçlarda öngörülen etkin pişmanlık düzenlemesi (TCK 168), açıkça sayılan suçlar bakımından uygulanır. Bedelsiz senedi kullanma suçu bu düzenlemede ayrıca sayılmadığından, etkin pişmanlık hükümlerinin doğrudan uygulanması öngörülmemiştir. Bununla birlikte, failin senedi iade etmesi, kullanımdan vazgeçmesi ve doğan zararı gidermesi, cezanın belirlenmesinde lehe bir unsur olarak değerlendirilebilir.

Zamanaşımı

Bedelsiz senedi kullanma suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK’nın 66. maddesi uyarınca sekiz yıldır. Uygulamada tartışmalı olan nokta, zamanaşımı süresinin başlangıç anıdır: süre, senedin icraya konulduğu (kullanma fiilinin gerçekleştiği) tarihten mi, yoksa icra takibinin kesinleştiği veya mağdurun fiili öğrendiği tarihten mi işlemeye başlar?

TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince zamanaşımı, kural olarak suçun işlendiği tarihten, yani senedin bedelsiz olduğu bilinerek kullanıldığı (icraya konulduğu veya ibraz edildiği) tarihten itibaren işlemeye başlar. Şikâyet süresinin ayrı olarak, mağdurun fiili ve faili öğrendiği andan itibaren altı ay olduğu unutulmamalıdır; şikâyet süresi ile dava zamanaşımı süresi birbirinden bağımsız, farklı kurumlardır ve karıştırılmamalıdır.

Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Fail, bedelsiz senedi kullanmak üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs hâlinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla kez bedelsiz senet kullanması hâlinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür. Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Uygulamada, HAGB kararı verilirken mahkemelerin sıklıkla mağdurun zararının giderilip giderilmediğini gözettiği, zarar giderilmeden verilen HAGB kararlarına yönelik itirazların bu gerekçeyle reddedildiği görülmektedir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

Borcumu ödediğim halde senedimin icraya konulması hangi suçtur?

Borcu ödenmiş, yani bedelsiz kalmış bir senedin yeniden kullanılması (örneğin icraya konulması) bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturabilir. Bu suç şikâyete bağlıdır ve altı aydan iki yıla kadar hapis ile adli para cezasını gerektirir.

Senet sahte değilse yine de suç oluşur mu?

Evet. Bu suçta senedin sahte olması gerekmez; senet gerçektir, ancak dayandığı borç ödendiği için bedelsiz kalmıştır. Sorun, gerçek ama bedelsiz senedin kullanılmasıdır.

Borcumu öderken nelere dikkat etmeliyim?

Bir borcu senet karşılığında ödediğinizde, ödeme sırasında senedinizi geri almanız büyük önem taşır. Senedi geri alamadıysanız, ödemeyi belgeleyen kayıtları (dekont, makbuz vb.) saklamanız ileride hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir; zira Yargıtay içtihadına göre bedelsizlik iddiası tanık beyanıyla değil, yazılı delille ispatlanmak zorundadır.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Evet. Bedelsiz senedi kullanma suçu şikâyete bağlıdır; fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmanız gerekir.

Boş imzaladığım bir senet, sonradan yüksek bir bedelle doldurulup kullanılırsa hangi suç oluşur?

Bu durumda, senet teslim edildiği anda boş olduğundan bedelsiz senedi kullanma değil, TCK 209’da düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu; senet rızanız dışında ele geçirilmişse ve kambiyo senedi niteliğindeyse resmî belgede sahtecilik suçu gündeme gelir.

Teminat olarak verdiğim senedin, gerçek zararımdan fazla bir bedelle icraya konulması suç mudur?

Evet. Yargıtay içtihadına göre, teminat senedinin gerçek borç veya zarar tutarını aşan kısmı bedelsiz sayılır; bu fazlalık için yapılan icra takibi bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturur.

Bedelsiz senedi kullanma suçunda zamanaşımı süresi nedir?

Dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır ve kural olarak senedin bedelsiz olduğu bilinerek kullanıldığı (icraya konulduğu veya ibraz edildiği) tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu süre, altı aylık şikâyet süresinden farklı ve bağımsız bir kurumdur.

Senedimi geri alamadan borcumu ödedim, ne yapmalıyım?

Öncelikle ödemenizi gösteren yazılı delilleri (banka dekontu, EFT açıklaması, imzalı makbuz, ibraname) mutlaka saklayın. Senet yine de icraya konulursa, hem icra hukuku yönünden itiraz veya menfi tespit davası açma hem de bedelsiz senedi kullanma suçundan şikâyette bulunma yollarına başvurabilirsiniz.

Bedelsiz senedi kullanma suçunda uzlaştırma zorunlu mudur?

Suç uzlaştırma kapsamındadır; soruşturma aşamasında dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve tarafların usulüne uygun biçimde uzlaşmaya davet edilmesi gerekir. Yargıtay içtihadına göre bu sürecin usulüne uygun yürütülmemesi, tek başına bir bozma sebebidir.

Bedelsiz senedi kullanma suçunda HAGB veya cezanın ertelenmesi mümkün mü?

Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve kanundaki diğer şartlar sağlanıyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da cezanın ertelenmesi kararı verilebilir. Uygulamada mahkemeler, bu kararları verirken genellikle mağdurun zararının giderilip giderilmediğini de dikkate almaktadır.

Yakın akrabam olan borçlumun senedimi bedelsiz kalmasına rağmen kullanması hâlinde ceza uygulanır mı?

Suçun eşler, üstsoy-altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenmesi hâlinde TCK 167 uyarınca şahsi cezasızlık sebebi uygulanabilir ve ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalık ilişkilerinde ise ceza şikâyet üzerine yarı oranında indirilir.

Değerlendirme ve Sonuç

Bedelsiz senedi kullanma suçu, borcunu ödeyen ya da yükümlülüğü sona eren bir kişinin, geçerliliğini yitirmiş bir senet nedeniyle yeniden zarara uğratılmasını önleyen bir malvarlığı suçudur. Senet gerçek olsa bile, dayandığı borç ortadan kalktıktan sonra kullanılması bu suçu oluşturur ve altı aydan iki yıla kadar hapis ile adli para cezasını gerektirir.

Bu suçla ilgili süreçte; senedin gerçekten bedelsiz kalıp kalmadığı, ödemeyi gösteren belgelerin varlığı ve şikâyet süresi belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.

Bedelsiz senedi kullanma suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir senet suçlarında uzman bir ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir