Tehdit Suçu (TCK 106): Cezası, Unsurları ve Şikâyet Süreci [2026 Güncel]

tehdit suçu

İçindekiler

Giriş

Tehdit suçu, bir kişinin, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahsederek bir başkasını korkutması hâlinde oluşan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir; basit hâli altı aydan iki yıla kadar hapis, silahla veya birden fazla kişiyle işlenen nitelikli hâlleri ise iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz; malvarlığına yönelik veya sair bir kötülük bildirilerek işlenen tehditte ise mağdurun şikâyeti üzerine iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

Tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenen ve uygulamada en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Bu yazıda tehdit suçunun unsurlarını, nitelikli hâllerini, cezasını, şikâyet ve uzlaşma rejimini; ayrıca 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun ile getirilen güncel değişiklikleri İstanbul’da ceza hukuku alanında çalışan bir avukatın bakış açısıyla ele alıyoruz.

TCK Madde 106 – Tehdit

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

(Kaynak: mevzuat.gov.tr)

Önemli: Maddenin 2. fıkrasındaki nitelikli hâllerin cezası, 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile “iki yıldan beş yıla” iken “iki yıldan yedi yıla” kadar hapse yükseltilmiştir; aynı kanunla malvarlığı/sair kötülük tehdidinin cezasına da alt sınır (iki ay) eklenmiştir. Kadına karşı işlenen tehditte alt sınırın dokuz aydan az olamayacağına ilişkin cümle ise daha önce, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile eklenmiştir. Bu iki tarih birbirine karıştırılmamalıdır; 27.05.2022’den önce işlenen tehdit fiillerine kadına karşı tehdit alt sınırı, 04.06.2025’ten önce işlenen nitelikli tehdit fiillerine ise beş yıllık üst sınır uygulanmaya devam eder (TCK m.7/2 uyarınca lehe kanun ilkesi).

Tehdit Suçu Nedir?

Tehdit, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’ne göre “gözdağı verme” anlamına gelir ve bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.11.2015 tarihli, 2014/172 E., 2015/387 K. sayılı kararına göre, TCK 106. maddede yer alan “bahisle” kelimesi yalnızca sözlü anlatımları değil, fiili davranışları da kapsar; bu nedenle tehdit suçu söz, yazı, resim, şekil veya işaretle de işlenebilen bir suçtur ve önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır.

Kanunun gerekçesinde açıklandığı üzere, tehdit suçuyla korunan hukuki değer kişilerin huzur ve sükûnudur; madde, kişilerde güvensizlik duygusunun oluşmasını engellemeyi, esas olarak da kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetini korumayı amaçlar. Aynı Ceza Genel Kurulu kararına göre tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe meydana getirmeye objektif olarak elverişli olması yeterlidir; mağdurun gerçekten korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur, önemli olan failin fiili “korkutmak amacıyla” gerçekleştirmiş olmasıdır.

Tehdit suçunun mağduru herkes olabilir; ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun aynı kararında belirtildiği gibi, suçun oluşabilmesi için mağdurun belirli bir kişi ya da kişiler olması gerekir — belirsiz bir kitleye yönelik genel korkutma ifadeleri tehdit suçunu oluşturmaz.

Tehdit Suçunun Unsurları

Yargıtay içtihatlarıyla tehdit suçunun oluşması için bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 30.03.2015 tarihli, 2014/7793 E., 2015/22634 K. sayılı kararı ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 08.11.2022 tarihli, 2020/21332 E., 2022/22054 K. sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, tehdit suçunun oluşması için aranan şartları maddeler hâlinde saymak gerekirse:

  1. Failin, mağdura veya yakınına yönelik gelecekte gerçekleşecek bir kötülüğün (hayata, vücut/cinsel dokunulmazlığa, malvarlığına veya sair bir değere yönelik) gerçekleştirileceğini bildirmesi.
  2. Bu kötülüğün gerçekleşmesinin failin iradesine bağlı olarak gösterilmesi — yani failin bizzat gerçekleştireceği bir haksızlık olarak sunulması.
  3. Bildirilen zararın haksız olması ve failin bu bildirimi bilerek ve isteyerek, yani korkutmak amacıyla yapması.
  4. Fiilin, mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlayacak, iç huzurunu bozacak ve onu endişeye düşürecek nitelikte, objektif olarak elverişli olması.
  5. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük ve ciddiyet unsurunun somut olarak var olması; şaka, latife veya kavga sırasında öfkeyle söylenmiş, ciddiyetten yoksun sözlerde tehdit kastından söz edilemez.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 30.03.2015 tarihli 2014/7793 E., 2015/22634 K. sayılı kararına göre, tehdit suçunun bu unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli; fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar birlikte nazara alınmalıdır. Nitekim aynı kararda, sanığın eşi olan müştekiyle tartıştıktan sonra ona yönelik olarak “seni öldürürüm” demesi, tanık beyanıyla da doğrulanınca tehdit suçunun oluştuğu kabul edilmiştir.

Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru, kötülüğün mağdura ulaştırılmasıdır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 12.05.2014 tarihli, 2014/9573 E., 2014/9290 K. sayılı kararına konu olayda sanıklardan biri, katılanı telefonla arayarak “çocuklarının birileri tarafından kaçırılabileceğini” söylemiş; bir başka sanık ise yine telefon ve mesaj yoluyla “sen şansını zorluyorsun, senin karını Allah bile kurtaramaz” ifadesiyle birden fazla kez tehditte bulunmuştur. Bu karar, tehdidin yüz yüze söylenmesinin şart olmadığını, telefon görüşmesi veya kısa mesaj yoluyla da işlenebileceğini somut biçimde göstermektedir.

Manevi Unsur

Tehdit suçu kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 30.03.2015 tarihli 2014/7793 E., 2015/22634 K. sayılı kararına göre failin, verileceğini söylediği zararın haksız olduğunu bilmesi ve mağduru korkutma amacıyla hareket etmesi yeterlidir; ayrıca mağdurun gerçekten zarar göreceğine inanmış olması aranmaz.

Tehdit Suçunun Cezası

TCK 106. maddede öngörülen ceza aralıkları, suçun işleniş biçimine göre farklılık gösterir:

Tehdit TürüKanun MaddesiCeza
Basit tehdit (hayat, vücut, cinsel dokunulmazlığa yönelik)TCK 106/1-1. cümle6 ay – 2 yıl hapis
Kadına karşı işlenen tehditTCK 106/1-2. cümleAlt sınır 9 aydan az olamaz (üst sınır 2 yıl)
Malvarlığına/sair kötülüğe yönelik tehditTCK 106/1-3. cümle2 ay – 6 ay hapis veya adli para cezası (şikâyete tabi)
Nitelikli tehdit (silahla, kimlik gizleyerek, birden fazla kişiyle, örgüt gücünden yararlanarak)TCK 106/2 (a-d)2 yıl – 7 yıl hapis

Kadına karşı tehdit hükmünün ve nitelikli hâllerdeki 7 yıllık üst sınırın yalnızca yürürlük tarihlerinden sonra işlenen fiillere uygulanacağı, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 18.11.2024 tarihli, 2024/4120 E., 2024/12054 K. sayılı kararıyla teyit edilmiştir. Bu kararda, sanığın 27.12.2018 tarihinde işlediği tehdit suçuna, henüz yürürlükte olmayan “kadına karşı tehdit” alt sınırının uygulanması hatalı bulunmuş; TCK m.7/2’de düzenlenen “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” ilkesi hatırlatılarak, sanık lehine olan eski (2022 öncesi) hükmün uygulanması gerektiğine karar verilmiştir.

Tehdit Suçunun Nitelikli Hâlleri (TCK 106/2)

Silahla Tehdit (TCK 106/2-a)

Silahla tehdit, uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli hâldir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.11.2015 tarihli, 2014/172 E., 2015/387 K. sayılı kararına göre, tehdidin silahla işlenmesi; mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırması, eylemin icrasını kolaylaştırması, tehdidin ciddiliğini göstermesi ve faile cesaret vermesi nedenleriyle kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Aynı kararda Yargıtay, suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin yalnızca silahlı olmasının yeterli olmadığını, tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın fiilen kullanılmış ya da korkutucu gücünden bir şekilde yararlanılmış olması gerektiğini vurgulamıştır; bu, failin silahı mağdura doğrultması şeklinde olabileceği gibi, belindeki silahı göstermesi şeklinde de gerçekleşebilir.

Somut olayda, hırsızlık amacıyla girdiği binada kendisinden şüphelenen müştekiyle karşılaşan sanık, müştekinin “kim olduğunu” sorması üzerine belinden bir ekmek bıçağı çıkarıp göstermiştir. Yerel mahkeme bu eylemi hafifletilmiş biçimde “sair tehdit” olarak nitelendirmişse de Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bıçağın müştekiyi korkutmak amacıyla gösterilmiş olmasının silahla tehdit suçunu oluşturduğuna hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Kimliğini Gizleyerek, İmzasız Mektupla veya Özel İşaretlerle Tehdit (TCK 106/2-b)

Failin kendisini tanınmayacak hâle getirmesi (maske takması, sesini değiştirmesi vb.), imzasız mektup göndermesi veya özel işaretler kullanması, mağdurun kim tarafından tehdit edildiğini bilememesi nedeniyle savunmasını ve korunma imkânını zayıflattığından kanunda ayrıca nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Tehdit (TCK 106/2-c)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2019 tarihli, 2016/237 E., 2019/501 K. sayılı kararına göre, tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin nitelikli hâl sayılmasının nedeni, tehdidin kapsadığı korkutma gücünün ciddiliği ve yoğunluğu ile mağdurda ciddi kaygılar meydana getirmeye elverişli oluşudur. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için icra hareketlerini gerçekleştiren kişi sayısının birden fazla olması ve bu kişilerin birlikte hareket etmesi gerekir; failin yalnızca bir kişiyi azmettirmek suretiyle katıldığı tehdit eyleminde bu nitelikli hâl uygulanamaz. Buna karşılık aynı kararda, azmettirilen en az iki kişinin birlikte mağduru tehdit etmesi hâlinde, azmettirenin de işlenen suçtan TCK 38/1 uyarınca sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir.

Somut olayda, bir bina müteahhidi, sattığı dairenin başka birine kiralanmasını engellemek amacıyla dört-beş kişilik bir grubu talimatla göndermiş; bu kişiler katılana “Bu daireyi kiraya verecek ya da satın alacak kişinin ölümü göze alması lazım” diyerek tehditte bulunmuştur. Sanık olay yerinde bizzat bulunmamasına rağmen, azmettirme yoluyla birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen tehdit suçuna iştirak ettiği kabul edilerek TCK 106/2-c uyarınca cezalandırılması gerektiğine hükmedilmiştir.

Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanarak Tehdit (TCK 106/2-d)

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 08.11.2022 tarihli, 2020/21332 E., 2022/22054 K. sayılı kararına göre, bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için failin var olan veya var sayılan bir suç örgütüne üye ya da yöneticisi olması gerekmediği gibi, söz konusu örgütün TCK 220. madde veya 3713 sayılı Kanun kapsamında hukuken “örgüt” olarak tespit edilmiş olması da şart değildir. Aynı kararda Yargıtay, bu ağırlaştırıcı nedenin gerekçesini; tehdidin kaynağının organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleşme olasılığının yüksek olması, tehlikenin ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi ve buna bağlı olarak korunma ya da savunma yapmanın zorluğu olarak açıklamıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 20.10.2021 tarihli, 2019/1942 E., 2021/25013 K. sayılı kararında da aynı ilke tekrarlanmış; ayrıca zincirleme suç hükmünün (TCK 43/1) uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşılırken somut gerekçe gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Mağdurun bireysel bir tehdide göre daha yoğun korku ve kaygıya maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin suç örgütüyle dolaylı da olsa bir bağlantısı bulunduğuna ya da bulunabileceğine mağduru inandıracak makul nedenlerin varlığı aranır; bu nedenle her iki kararda da yerel mahkemenin, sanığın eyleminin örgütün korkutucu gücünden ne şekilde yararlanıldığını tartışmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır. Tehdit suçu hakkında ayrıntılı bilgi için tehdit suçunda deneyimli bir ceza avukatı ile iletişime geçmeniz önemlidir.

Tehdit Amacıyla İşlenen Diğer Suçlar (TCK 106/3)

TCK 106/3 uyarınca, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçu işlenirse, fail ayrıca bu suçlardan da cezalandırılır. Bu hüküm, TCK 44. maddede düzenlenen fikri içtima kuralının kanunda açıkça öngörülmüş bir istisnasıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/1247 E., 2022/7605 K. sayılı kararına konu olayda, sanıklar katılanın aracına ateş ederek zarar vermek suretiyle tehdit eylemini gerçekleştirmiştir. Yerel mahkeme, TCK 44’ün fikri içtima hükmünü uygulayarak yalnızca tehdit suçundan hüküm kurmuş ve mala zarar verme suçundan ayrıca ceza tayin etmemiştir.

Yargıtay bu uygulamayı, TCK 106/3’ün fikri içtimanın istisnasını oluşturduğunu belirterek bozmuş; mala zarar verme suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, aracına, evine veya eşyasına zarar verilerek yapılan tehditlerde failin hem tehdit hem de mala zarar verme suçundan iki kez cezalandırılacağını somut biçimde göstermektedir.

Sağlık Personeline Karşı Tehdit ve Şikâyet Şartı

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin arttığı gerekçesiyle, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek 12. madde, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını ve TCK 51’de düzenlenen cezanın ertelenmesi hükmünün uygulanmamasını öngörmektedir.

Ancak sair tehdidin (TCK 106/1-3. cümle) sağlık personeline karşı işlenmesi hâlinde bu suçun şikâyete tabi olup olmadığı tartışmalıydı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.10.2024 tarihli, 2024/231 E., 2024/325 K. sayılı kararına konu olayda, bir hastanın yakını olan sanık, muayene ücretine itiraz ederek doktor olan mağdura “Adam mı soyuyorsunuz? Seninle dışarıda görüşeceğiz, göstereceğim sana. Si*tir git lan!” diyerek tehditte bulunmuştur. Mağdur soruşturma aşamasında şikâyetçi olmuş, ancak kovuşturmada şikâyetinden vazgeçmiştir. Yerel mahkeme yine de mahkûmiyet kararı vermiştir.

Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, “bir suçun temel şeklinin şikâyete tabi olması, aynı suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete tabi olduğu anlamına gelmez” ilkesinden hareketle, kanun koyucunun sağlık personeline karşı işlenen sair tehdit suçunun resen mi yoksa şikâyete bağlı mı takip edileceğine ilişkin iradesini açık ya da zımni biçimde ortaya koyabileceğini belirtmiş ve somut olayda bu suçun da mağdurun şikâyetine bağlı olduğuna karar vererek kamu davasının düşmesine hükmetmiştir. Kararda altı üyenin karşı oyu bulunmaktadır; karşı oy yazısında, sağlık personeline karşı işlenen tehdidin TCK 106’nın nitelikli hâlini oluşturduğu ve bu nitelikli hâlin şikâyete tabi olduğunun kanunda açıkça düzenlenmediği gerekçesiyle resen takip edilmesi gerektiği savunulmuştur. Bu karar, doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarına yönelik “sair kötülük” içerikli tehditlerde mağdurun şikâyetten vazgeçmesi hâlinde davanın düşebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Tehdit Suçu Şikâyete Tabi mi?

Tehdit suçunun tabi olduğu takip usulü, işleniş biçimine göre değişir:

  • Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit (TCK 106/1-1 ve 2. cümle): Şikâyete tabi değildir, savcılık resen soruşturma başlatır.
  • Malvarlığına veya sair bir kötülüğe yönelik tehdit (TCK 106/1-3. cümle): Mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.10.2024 tarihli, 2024/231 E., 2024/325 K. sayılı kararına göre bu kural, sağlık personeline karşı işlenen sair tehdit için de geçerlidir.
  • Nitelikli hâller (TCK 106/2): Şikâyete tabi değildir, resen soruşturulur.

Şikâyete tabi hâllerde şikâyet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır (TCK 73). Bu süre geçirildiğinde şikâyet hakkı düşer.

Dava ve Ceza Zamanaşımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.12.2021 tarihli, 2021/140 E., 2021/602 K. sayılı kararına göre, TCK 106/1’in ikinci (malvarlığı/sair kötülük) cümlesinde öngörülen ceza üst sınırı esas alındığında, bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıl, TCK 67/4 gereğince kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır. Bu kararda ayrıca, sanığın gazete çalışanı olan katılana gönderdiği ve “…adam nasıl tehdit edilir görürsün…” ifadesini içeren mesajın, katılanın iç huzurunu bozmaya ve korku yaratmaya objektif olarak elverişli olduğu, dolayısıyla tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilmiş; ancak inceleme tarihinde 8 yıllık dava zamanaşımı süresi dolduğundan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Nitelikli tehdit hâllerinde (TCK 106/2) üst sınır ceza daha yüksek olduğundan, dava zamanaşımı süresi de buna bağlı olarak uzayabilir.

Uzlaşma

TCK 106/1’de düzenlenen basit tehdit suçu (hem hayat/vücut dokunulmazlığına yönelik hem de malvarlığına/sair kötülüğe yönelik hâli), Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasındadır. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir, taraflara uzlaşma teklif edilir; uzlaşma sağlanamazsa yargılamaya devam edilir. TCK 106/2’de düzenlenen nitelikli tehdit hâlleri ise uzlaşma kapsamı dışındadır.

Tehdit Suçu ile Karıştırılan Suçlar

  • Şantaj (TCK 107): Tehditte fail yalnızca bir kötülük yapacağını bildirirken, şantajda fail bu tehdidi bir şeyi yaptırmak veya yaptırmamak, ya da haksız bir menfaat elde etmek amacıyla kullanır. Şantajın ayırt edici unsuru, tehdide eklenen bu haksız istemdir.
  • Hakaret (TCK 125): Hakarette failin amacı mağdurun onur, şeref ve saygınlığını incitmektir; tehditte ise amaç mağduru korkutmaktır. Aynı olayda her iki suç bir arada işlenebilir ve ayrı ayrı cezalandırılabilir — nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 12.05.2014 tarihli kararına konu olayda tehdit ve hakaret suçları birlikte değerlendirilmiştir.
  • Cebir (TCK 108): Cebirde fail, mağdura karşı doğrudan fiziksel güç kullanır; tehditte ise gelecekte gerçekleşecek bir kötülüğün bildirilmesi söz konusudur, fiziksel temas aranmaz.

HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası

Basit tehdit suçunda hükmedilen hapis cezası, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması hâlinde ertelenebilir veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilebilir. TCK 106/1-3. cümledeki malvarlığı/sair kötülük tehdidinde hâkim, somut olayın özelliklerine göre hapis cezası yerine adli para cezasına da hükmedebilir. Sağlık personeline karşı işlenen tehdit suçlarında ise, 3359 sayılı Kanun’un ek 12. maddesi gereğince erteleme hükmü (TCK 51) uygulanmaz.

Görevli Mahkeme

Tehdit suçunda görevli mahkeme, suçun basit veya nitelikli hâlde işlenmiş olmasına bakılmaksızın Asliye Ceza Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Sonuç

Tehdit suçu, TCK 106. maddede düzenlenen ve mağdurun iç huzurunu, karar verme ve hareket etme özgürlüğünü koruyan bir suç tipidir. Basit hâli 6 ay ile 2 yıl arasında hapis cezası gerektirirken, silahla, kimlik gizleyerek, birden fazla kişiyle veya suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenen nitelikli hâllerinde ceza 2 yıldan 7 yıla kadar çıkabilir. Yargıtay içtihatları, tehdidin sözle olduğu kadar davranışla, telefonla, mesajla veya yazıyla da işlenebileceğini; önemli olanın mağdurun iç huzurunu bozmaya objektif olarak elverişli, ciddi bir korkutma iradesinin varlığı olduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Somut olayınızda tehdit suçunun oluşup oluşmadığının, hangi nitelikli hâlin uygulanacağının ve şikâyet/uzlaşma sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiğinin doğru tespiti için bir ceza avukatından destek almanız, hem mağdur hem sanık sıfatıyla haklarınızın korunması açısından önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tehdit suçunun cezası nedir? 

TCK 106/1 uyarınca basit tehdit suçunun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Kadına karşı işlenen tehditte alt sınır 9 aydan az olamaz. Malvarlığına veya sair bir kötülüğe yönelik tehditte ceza, mağdurun şikâyeti üzerine 2 aydan 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Silahla, kimlik gizleyerek, birden fazla kişiyle veya suç örgütü gücünden yararlanılarak işlenen nitelikli tehditte ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapistir.

Mesajla veya WhatsApp üzerinden tehdit suçu oluşur mu?

Evet. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 12.05.2014 tarihli, 2014/9573 E., 2014/9290 K. sayılı kararında, telefonla arama ve mesaj yoluyla yapılan tehditler suç kabul edilmiştir. Tehdit suçu bakımından belirleyici olan iletişim aracı değil, ifadenin mağdurda korku yaratmaya objektif olarak elverişli olup olmadığıdır.

Silahla tehdit suçunun cezası ne kadardır?

TCK 106/2-a uyarınca silahla tehdit suçunun cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapistir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.11.2015 tarihli, 2014/172 E., 2015/387 K. sayılı kararına göre, failin silahı fiilen kullanması veya korkutucu gücünden yararlanması yeterlidir; silahı mağdura göstermesi de bu kapsamdadır.

Tehdit suçu şikâyete tabi midir?

Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile nitelikli tehdit hâlleri şikâyete tabi değildir, resen soruşturulur. Malvarlığına veya sair bir kötülüğe yönelik tehdit ise mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur ve şikâyet süresi 6 aydır.

Tehdit suçunda dava zamanaşımı süresi nedir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.12.2021 tarihli, 2021/140 E., 2021/602 K. sayılı kararına göre, TCK 106/1’in üst sınırı esas alındığında asli dava zamanaşımı süresi 8 yıl, kesintili dava zamanaşımı süresi ise 12 yıldır.

Tehdit suçu uzlaşmaya tabi midir?

TCK 106/1’de düzenlenen basit tehdit suçu (hayat/vücut dokunulmazlığına yönelik ve malvarlığına/sair kötülüğe yönelik hâlleri dahil) uzlaştırmaya tabidir. TCK 106/2’de düzenlenen nitelikli tehdit hâlleri ise uzlaşma kapsamı dışındadır.

Birden fazla kişi tarafından tehdit suçunda azmettiren de nitelikli halden mi cezalandırılır?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2019 tarihli, 2016/237 E., 2019/501 K. sayılı kararına göre, tek bir kişiyi azmettiren fail bu nitelikli hâlden sorumlu tutulamaz; ancak azmettirilen en az iki kişi birlikte mağduru tehdit ederse, azmettiren de TCK 38/1 uyarınca birden fazla kişi tarafından işlenen tehdit suçundan sorumlu olur.

Sağlık çalışanına yönelik tehditte mağdur şikâyetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.10.2024 tarihli, 2024/231 E., 2024/325 K. sayılı kararına göre, sağlık personeline karşı işlenen sair (malvarlığı/sair kötülük) tehdit suçu da mağdurun şikâyetine bağlıdır; mağdur şikâyetinden vazgeçerse kamu davası düşer. Kararda altı üyenin karşı oyu bulunmaktadır.

Kadına karşı tehdit suçunun cezası her zaman 9 aydan mı başlar?

Hayır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 18.11.2024 tarihli, 2024/4120 E., 2024/12054 K. sayılı kararına göre, 9 aylık alt sınır yalnızca 27.05.2022 tarihinden sonra işlenen fiillere uygulanır; bu tarihten önce işlenen tehdit fiillerinde TCK m.7/2 uyarınca sanığın lehine olan eski hüküm (6 ay alt sınır) uygulanır.

Tehdit ederek bir kişinin aracına veya evine zarar verilirse fail hem tehdit hem mala zarar vermeden mi cezalandırılır?

Evet. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/1247 E., 2022/7605 K. sayılı kararına göre, TCK 106/3 fikri içtima kuralının kanunda öngörülen istisnasıdır; tehdit amacıyla mala zarar verilmesi hâlinde fail hem tehdit hem de mala zarar verme suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.

“Seninle görüşeceğim” veya benzer üstü kapalı sözler tehdit suçu oluşturur mu?

Bu tarz sözlerin tehdit suçu oluşturup oluşturmadığı, söylendiği bağlama göre değerlendirilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 30.03.2015 tarihli kararına göre, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve koşullar birlikte değerlendirilmeli; sözde korkutuculuk, ürkütücülük ve ciddiyet unsuru yoksa tehdit kastından söz edilemez.

Tehdit suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanır mı?

Basit tehdit suçunda, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve kanuni diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde HAGB uygulanabilir. Ancak sağlık personeline karşı işlenen tehditte, 3359 sayılı Kanun’un ek 12. maddesi gereğince cezanın ertelenmesi hükmü (TCK 51) uygulanmaz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir