|

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu (TCK-118)

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bir kişiyi sendikal haklarını kullanmaya veya kullanmamaya cebir ya da tehditle zorlamak; ya da bir sendikanın faaliyetlerini engellemektir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 118. maddesinde düzenlenen bu suç, Anayasa’nın 51. maddesiyle güvence altına alınan sendika özgürlüğünü korur. Bir kişiyi sendikaya üye olmaya zorlamaktan, bir sendikanın faaliyetlerini baskıyla durdurmaya kadar geniş bir alanı kapsar. Hakkınızda sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, eylemin gerçekten bu suçu mu yoksa başka bir suçu mu oluşturduğu büyük önem taşır; bu nedenle bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını ve usul kurallarını sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu: Yasal Düzenleme ve İki Ayrı Fıkra

TCK 118 suçu iki ayrı fıkrada düzenler:

Birinci fıkra (TCK 118/1): Bir kimseyi; bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan ya da sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İkinci fıkra (TCK 118/2): Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ile Korunan Değer

Maddenin iki fıkrası farklı boyutları korur: Birinci fıkra bireysel sendika özgürlüğünü (kişinin sendikaya girme, çıkma, faaliyetlere katılma serbestisini); ikinci fıkra ise kolektif sendika özgürlüğünü (sendikanın tüzel kişilik olarak faaliyetlerini sürdürme hakkını) güvence altına alır.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Dolayısıyla yalnızca işverenler değil, bir işçinin sendikal haklarını engellemeye çalışan başka işçiler de bu suçun faili olabilir. Mağdur bakımından iki fıkrayı ayrı değerlendirmek gerekir: Birinci fıkranın mağduru, sendikaya üye olma veya sendikal faaliyete katılma hakkına sahip kişidir; sendikaya girme hakkı bulunmayan kişi bu fıkranın mağduru olamaz. İkinci fıkranın mağduru ise faaliyeti engellenen sendikadır.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç seçimlik hareketli bir suçtur. Birinci fıkra bakımından maddede sayılan seçeneklerden birine yönelik cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Bu fıkra bir tehlike suçu niteliğinde olduğundan, bir netice aranmaz; yani mağdurun gerçekten sendikadan ayrılması ya da üye olması şart değildir. Zorlama amacıyla cebir veya tehdidin kullanılması suçun tamamlanması için yeterlidir. İkinci fıkrada ise cebir veya tehdidin yanı sıra “hukuka aykırı başka bir davranış” da suçun işleniş biçimleri arasındadır ve sendika faaliyetinin fiilen engellenmiş olması aranır.

Manevi Unsur (Kast ve Özel Amaç)

Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Birinci fıkra bakımından failin yalnızca bilerek ve isteyerek hareket etmesi yetmez; cebir veya tehdidi, kişiyi sendikal hakkını kullanmaya ya da kullanmamaya zorlama amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

Sendikal Hakların Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası, birinci fıkrada altı aydan iki yıla kadar, ikinci fıkrada bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Alt sınırın görece düşük olması nedeniyle, koşulların varlığı hâlinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, TCK 118’de bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmemiştir.

TCK 119 Ortak Hüküm Bu Suça Uygulanır mı?

Önemli bir ayrıntı: “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki birçok suç için cezayı bir kat artıran ortak hüküm (TCK 119), sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu kapsamaz. Çünkü TCK 119’da sayılan suçlar arasında bu suç yer almaz. Bu nedenle, örneğin suçun birden fazla kişiyle birlikte veya silahla işlenmesi, bu suç bakımından otomatik bir “bir kat artırım” sebebi oluşturmaz. Bu durum, sendikal hakların engellenmesi suçunu, kendisine yapı olarak çok benzeyen siyasi hakların engellenmesi suçundan (TCK 114) ayıran kayda değer bir farktır.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Grev Kararı Asmak İsteyen Sendika Temsilcisinin Fabrikaya Alınmaması Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunu Oluşturur

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/17265 E. – 2023/24683 K., Karar Tarihi: 23.11.2023

Kararın Özeti

Bir plastik fabrikasının genel müdürü olan sanık hakkında, alınan grev kararını fabrikaya asmak isteyen sendika şube müdürü katılanı içeri almaması ve bu kararın asılmasına izin vermemesi gerekçesiyle kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, sanığın eylemini sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu kapsamında değerlendirerek TCK m. 118/2, m. 62 ve m. 51 uyarınca 10 ay erteli hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Sanık müdafiinin, grev uygulama tarihi ilanının tebliğ edilmesinden önce bu suçun oluşamayacağı yönündeki temyiz itirazlarını inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin suç nitelendirmesini ve kararını hukuka uygun bularak mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü şu yasal ve maddi gerekçelere dayandırmıştır:

  • Katılanın beyanı, tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte incelendiğinde; sanığın genel müdür olarak görev yaptığı fabrikada sendikal faaliyetin parçası olan grev kararının asılmasını engellediği ve katılanı içeri almadığı sübuta ermiştir.
  • Sanık müdafiinin, suçun oluşabilmesi için grev uygulama tarihinin ilanının tebliğ edilmiş olması gerektiği yönündeki savunması yasal olarak yerinde görülmemiştir.
  • Yargılama sürecinin kanuna uygun yürütülen bir duruşma ile saptandığı, iddia ve savunmaların temyiz denetimine imkan tanıyacak şekilde eksiksiz sergilenerek tartışıldığı, ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandığı belirlenmiştir.
  • Sanığa yüklenen eylemin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve ceza uygulamasının kanuni bağlamda eksiksiz yapıldığı saptanmıştır.
“Sanığa yükletilen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı… Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu… anlaşılmıştır.”

Değerlendirme

Bu karar, işçi sendikalarının en temel yasal haklarından biri olan grev kararının ilan edilmesi ve işyerinde duyurulması hakkının ceza hukuku güvencesi altında olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, sendikal faaliyetlerin yürütülmesini teknik veya şekli süreçlerin (tebligat zamanı vb.) arkasına sığınarak fiilen engelleyen işveren veya yönetici pozisyonundaki kişilerin eylemlerini TCK’nın 118. maddesi kapsamında doğrudan yaptırıma tabi tutmuştur. Karar, sendikal hakların serbestçe kullanılması ilkesinin korunması ve işyerlerinde anayasal hakların engellenmesinin önüne geçilmesi bakımından güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/17265 E. – 2023/24683 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/851 E., 2016/567 K.
SUÇ : Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 118 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, grev uygulama tarihinin ilanının tebliğ edilmesinden sonra bu suçun oluşabileceğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, … Plastik isimli fabrikanın genel müdürü olduğu, katılanın ise … İş Sendikası’nın … Şube Müdürü olduğu, katılanın alınan grev kararını asmak için fabrikaya gittiği, sanık izin vermediği için içeri alınmadığı, sendikal hakların kullanılmasının enegellenmesi suçunun işlendiği, Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Katılan beyanı, tanık anlatımı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu işlediğine dair Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sair Yönlerden;
Sanığa yükletilen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın Kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.

Sendikal Hakların Engellenmesi Suçunda Sendikanın Doğrudan Katılma Hakkı Yoktur; Zamanaşımı Süresi Dolan Dava Düşürülmelidir

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2022/1955 E. – 2024/17107 K., Karar Tarihi: 17.12.2024

Kararın Özeti

Sanık hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan açılan kamu davasında yerel mahkeme düşme kararı vermiştir. Bu karar hem ilgili sendika vekili hem de katılanlar tarafından temyiz edilmiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sendikanın suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma ve hükmü temyiz etme yetkisinin bulunmadığına hükmederek sendika vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek kararı onamıştır. Katılanların temyiz istemi yönünden ise suçun tabi olduğu 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit eden Daire, yerel mahkeme hükmünü bozmuş ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bozma ve düşme kararını iki ana hukuki temele dayandırmıştır:

  • Katılma Yetkisi Yönünden: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237/1. maddesi uyarınca, bir tüzel kişinin veya kurumun davaya katılabilmesi için suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olması gerekir. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda sendika doğrudan zarar gören sıfatına haiz olmadığından, davaya katılma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle yerel mahkemenin sendika vekilinin temyiz istemini reddeden ek kararı hukuka uygundur.
  • Dava Zamanaşımı Yönünden: Sanığa yüklenen eylemin mülga veya yürürlükteki TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçunu oluşturduğu, bu suçun ceza türü ve üst haddine göre TCK m. 66/1-e uyarınca 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir. Zamanaşımını kesen en son işlem sanığın sorgusunun yapıldığı 10.11.2015 tarihidir. Bu tarihten itibaren temyiz incelemesinin yapıldığı 17.12.2024 tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresi tamamen dolmuştur.
“Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan Sendika vekilinin temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararda hukuka aykırılık görülmediğinden… sanığın sorgusunun yapıldığı 10.11.2015 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.”

Değerlendirme

Bu karar, ceza muhakemesinde “suçtan doğrudan zarar görme” kavramı ile “dava zamanaşımı” müessesesinin kamu düzenini ilgilendiren mutlak niteliğini göz önüne sermektedir. Yargıtay, sendikal hakların engellenmesi durumunda doğrudan mağdur olan işçilerin/bireylerin aksine, sendika tüzel kişiliğinin davaya müdahil olmasını usulen reddederek suçun mağdur çevresini dar yorumlamıştır. Diğer yandan, yargılama sürecinin uzaması sebebiyle sorgu tarihinden itibaren geçen 9 yılı aşkın süre, suçun esasına girilmesini engellemiş ve kanunun emredici zamanaşımı hükümleri uyarınca davanın düşürülmesini zorunlu kılmıştır. Karar, ceza usul hukukunda hak arama hürriyetinin ve usulü sürelerin takibinin önemini bir kez daha teyit etmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/1955 E. – 2024/17107 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan kurulan hükmün ve temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma … bulunmayan Sendika vekilinin temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 315/1. maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
2. Katılanların Temyiz İstemleri Yönünden;
Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı öngörüldüğü anlaşılmış, 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımını son kesen işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 10.11.2015 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle katılanların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.12.2024 tarihinde karar verildi.

Sendika Üyeliğinden İstifaya Zorlama Amacıyla Yapılan Baskı ve Görev Değişiklikleri Zincirleme Suç Oluşturur; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Önceliklidir

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/18574 E. – 2023/26354 K., Karar Tarihi: 26.12.2023

Kararın Özeti

Süt kooperatifinde müdür olan sanığın, çalışanların sendika üyeliğinden çıkmalarını sağlamak amacıyla işten çıkarma tehdidinde bulunduğu, aleyhlerine tutanak düzenlediği ve bölümlerini sıklıkla değiştirdiği iddia edilmiştir. Yerel mahkemece eylemler sabit görülerek bir sanık hakkında adli para cezası, müdür olan diğer sanık hakkında ise zincirleme şekilde sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan 4 kez adli para cezası verilmiştir. Sanıklar müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suçun sübutuna yönelik mahkeme takdirini yerinde bulmakla birlikte; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesinin hatalı gerekçeyle uygulanmaması, basit yargılama usulünün yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu ve sanıklardan birinin vefat etmiş olması nedenleriyle yerel mahkeme kararlarını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bozma kararında hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin şu gerekçelere yer vermiştir:

  • Sübut ve Esas Yönünden: Sanık savunması, katılan anlatımları, tanık beyanları, bakanlık yazışmaları ve mahkeme kararları doğrultusunda, çalışanların sendikadan ayrılmalarını sağlamak üzere yapılan sistematik baskı, tehdit ve işyeri değişiklikleri nedeniyle sendikal hakların engellenmesi suçunun oluştuğu yönündeki yerel mahkeme kabulü hukuka uygun bulunmuştur.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Yönünden: Yerel mahkemenin, hapis cezasını adli para cezasına çevirdiği gerekçesiyle HAGB uygulanmasına yer olmadığına karar vermesi kanuni bulunmamıştır. HAGB koşullarının mevcut olup olmadığının, diğer tüm kişiselleştirme kurumlarından önce ve talep aranmaksızın mahkemece öncelikle değerlendirilmesi gerektiği hatırlatılmıştır.
  • Basit Yargılama Usulü Yönünden: Hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin basit yargılama usulüne dair verdiği iptal kararı uyarınca, TCK m. 7 ve CMK m. 251 kapsamında sanığın hukuki durumunun yeniden ele alınması yasal bir zorunluluktur.
  • Sanığın Ölümü Yönünden: Sanıklardan birinin hüküm tarihinden sonra vefat ettiğinin UYAP nüfus kaydından anlaşılması karşısında, TCK m. 64/1 uyarınca kamu davasının düşürülmesi hususunun yerel mahkemece değerlendirilmesi gerekir.
blockquote>”Öncelikle lehe olduğundan kuşku duyulmayan ve diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce Yargıç tarafından isteme bağlı olmaksızın değerlendirilmesi zorunluluğu bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır.”

Değerlendirme

Bu karar, işveren veya yönetici temsilcilerinin, çalışanların anayasal sendika seçme hürriyetini baskı, mobbing, sık görev yeri değişikliği ve haksız tutanaklarla kısıtlamaya çalışması TCK m. 118 kapsamında açıkça cezalandırılmıştır. Bununla birlikte Yargıtay, suçun sübutuna hak verse de sanığın usuli haklarının (HAGB ve Basit Yargılama Usulü gibi lehe olan kurumların) eksik veya hatalı gerekçelerle bertaraf edilmesini kanunilik ilkesine aykırı bularak yargılamanın usul güvencelerini tahkim etmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/18574 E. – 2023/26354 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/38 E., 2016/10 K.
SUÇ : Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile,
1. Sanık …’nın sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 118 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Sanık …’nun sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 118 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca 4 kez 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz isteği, işyerinin özelliği gereği işçi işveren ilişki olmadığına, tehdit içeren sözlerin söylendiğine yönelik delil olmadığına ve şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’nun katılanların işçi olarak çalıştığı … Süt Kooperatifinde müdür olarak görev yaptığı, katılanların … Sendikasına üye oldukları, sanığın katılanların üye oldukları sendikadan çıkmalarını sağlamak amacıyla, suç tarihi öncesinde değişik günlerde baskı yaptığı, sendika üyeliğinden istifa etmedikleri takdirde işten çıkarılacaklarını onlara söylediği, ayrıca katılanların çalıştığı bölümleri sık sık değiştirip aleyhlerine tutanaklar düzenledikleri, buna rağmen katılanların sendika üyeliklerinden çıkmadıkları ancak baskılar nedeniyle katılan … A., … Ç. ve … A.’nın işten ayrılmak zorunda kaldığı, … K.’nin ise işten çıkarıldığı Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak, sanık savunması, katılan anlatımları, tanık İ.A.’nın anlatımları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yazı cevapları, … Sendikası üye kayıt bilgileri, Tonya Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.08.2015 tarihli 2015/23 Esas 2015/36 Karar sayılı kararı karşısında, Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz istekleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiş;
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel mahkumiyeti bulunmayan sanığın bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşması sebebiyle hükmolunan kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2008/2-149-2008/163 sayılı kararında belirttiği; “Öncelikle lehe olduğundan kuşku duyulmayan ve diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce Yargıç tarafından isteme bağlı olmaksızın değerlendirilmesi zorunluluğu bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki kararı karşısında, “hükmedilen kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilmiş olduğundan; 5271 sayılı Kanun’un 231/7 nci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğinden yasal zorunluluk gereği” biçimindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 18.03.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK 118), iki fıkrasının farklı yapısı, mağdur bakımından aradığı koşullar ve ortak hüküm olan TCK 119’un kapsamı dışında kalması gibi kendine özgü yönleriyle teknik bir alandır. Eylemin birinci fıkra mı yoksa ikinci fıkra kapsamında mı değerlendirileceği ve hangi suça gireceği, karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirebilir. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için İstanbul Ceza Davası Avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir