Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu (TCK-118)

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi

İçindekiler

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bir kişiyi sendikal haklarını kullanmaya veya kullanmamaya cebir ya da tehditle zorlamak; ya da bir sendikanın faaliyetlerini engellemektir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 118. maddesinde düzenlenen bu suç, bireysel hâlde altı aydan iki yıla, sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir ve Anayasa’nın 51. maddesiyle güvence altına alınan sendika özgürlüğünü korur. Bir kişiyi sendikaya üye olmaya zorlamaktan, bir sendikanın faaliyetlerini baskıyla durdurmaya kadar geniş bir alanı kapsar.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu: Yasal Düzenleme ve İki Ayrı Fıkra

TCK 118 suçu iki ayrı fıkrada düzenler:

Birinci fıkra (TCK 118/1): Bir kimseyi; bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan ya da sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İkinci fıkra (TCK 118/2): Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ile Korunan Değer

Maddenin iki fıkrası farklı boyutları korur: Birinci fıkra bireysel sendika özgürlüğünü (kişinin sendikaya girme, çıkma, faaliyetlere katılma serbestisini); ikinci fıkra ise kolektif sendika özgürlüğünü (sendikanın tüzel kişilik olarak faaliyetlerini sürdürme hakkını) güvence altına alır.

Sendika hakkı yalnızca iç hukukun değil, uluslararası hukukun da güvencesi altındadır. Anayasa’nın 51. maddesi hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağını hükme bağlarken; ILO’nun 87 No.lu Sendika Özgürlüğü Sözleşmesi, 98 No.lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11. maddesi de aynı özgürlüğü uluslararası düzeyde korur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/285 E., 2019/554 K. sayılı kararında da bu çerçeveye geniş yer verilmiş; AİHM’in Karaçay/Türkiye (B. No: 6615/03) ve Kaya ve Seyhan/Türkiye (B. No: 30946/04) kararlarına atıfla, bir kamu görevlisine sırf sendikal eyleme katıldığı için verilen disiplin cezasının bile — ceza ne kadar hafif olursa olsun — sendika üyelerini meşru eylemlere katılmaktan caydıracak nitelikte olduğu ve “demokratik toplumda gerekli olma” ölçütünü karşılamadığı vurgulanmıştır. Aynı kararda, AİHM’in bu özgürlükçü yaklaşımının sendikal hakka yönelik müdahalelerle ilgili ceza soruşturma ve kovuşturmalarına da yansıtılması gerektiği, delillerin sendika hakkının demokratik bir toplum açısından taşıdığı önem gözetilerek toplanıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Dolayısıyla yalnızca işverenler değil, bir işçinin sendikal haklarını engellemeye çalışan başka işçiler de bu suçun faili olabilir. Mağdur bakımından iki fıkrayı ayrı değerlendirmek gerekir: Birinci fıkranın mağduru, sendikaya üye olma veya sendikal faaliyete katılma hakkına sahip kişidir; sendikaya girme hakkı bulunmayan kişi bu fıkranın mağduru olamaz. İkinci fıkranın mağduru ise faaliyeti engellenen sendikadır.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç seçimlik hareketli bir suçtur. Birinci fıkra bakımından maddede sayılan seçeneklerden birine yönelik cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Bu fıkra bir tehlike suçu niteliğinde olduğundan, bir netice aranmaz; yani mağdurun gerçekten sendikadan ayrılması ya da üye olması şart değildir. Zorlama amacıyla cebir veya tehdidin kullanılması suçun tamamlanması için yeterlidir. İkinci fıkrada ise cebir veya tehdidin yanı sıra “hukuka aykırı başka bir davranış” da suçun işleniş biçimleri arasındadır ve sendika faaliyetinin fiilen engellenmiş olması aranır.

Tehdidin somut olarak neye benzediği uygulamada önemli bir tartışma konusudur; soyut bir rahatsızlık değil, mağduru gerçekten iradesini kullanmaktan alıkoyacak nitelikte bir kötülük bildirimi aranır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/15058 E., 2023/23551 K. sayılı kararına konu olayda, bir tekstil işçisini telefonla arayan sanığın “sendika üyeliğinden vazgeç, sonra işsiz kalıp mağdur olursun” sözleriyle katılanı sendikadan ayrılmaya yönlendirmeye çalıştığı iddia edilmiş; ancak katılanın soyut beyanı dışında bu sözlerin sarf edildiğine ilişkin tanık anlatımı veya başka bir delil bulunmadığından yerel mahkemenin verdiği beraat kararı Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu karar, tehdidin varlığının soyut iddiayla değil, dosyadaki somut ve doğrulanabilir delille ispatlanması gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Manevi Unsur (Kast ve Özel Amaç)

Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Birinci fıkra bakımından failin yalnızca bilerek ve isteyerek hareket etmesi yetmez; cebir veya tehdidi, kişiyi sendikal hakkını kullanmaya ya da kullanmamaya zorlama amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

TCK 118/1 ile TCK 118/2 Arasındaki Sınır Nasıl Çizilir?

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, bir işçinin sendikal nedenle işten çıkarılması gibi olaylarda hangi fıkranın uygulanacağıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/285 E., 2019/554 K. sayılı kararında bu ayrım net biçimde ortaya konulmuştur: Salt bireylerin sendikal haklarına yönelik cebir veya tehdit içeren eylemler TCK’nın 118. maddesinin birinci fıkrası kapsamında; buna karşılık salt sendika tüzel kişiliğinin yasal faaliyetlerinin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi ise aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir.

Kararda, bir işçinin iş akdinin sendikaya üye olması nedeniyle feshedilmesinin, sendikanın bir kısım faaliyetini dolaylı olarak etkilese bile, tek başına ikinci fıkra kapsamında “sendikaya yönelik hukuka aykırı bir davranış” sayılamayacağı; böyle bir feshin ancak cebir veya tehdit unsuru da varsa birinci fıkra kapsamında suç oluşturabileceği vurgulanmıştır. Aynı kararda, sırf bireysel ve kolektif sendika özgürlüklerinin iç içe geçmiş olması gerekçesiyle her bireysel müdahalenin otomatik olarak ikinci fıkra kapsamında (daha ağır cezayla) değerlendirilmesinin, birinci fıkranın uygulama alanını fiilen ortadan kaldıracağı ve kanun koyucunun amacını aşacağı belirtilmiştir.

İkinci fıkradaki “hukuka aykırı başka bir davranış” kavramının sınırlarını gösteren bir başka örnek, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/22297 E., 2024/3969 K. sayılı kararıdır. Bu kararda, sendikanın şube başkanlığı görevinden disiplin yoluyla uzaklaştırılan bir kişinin, mülkiyeti sendikaya ait şubenin kilitlerini değiştirerek diğer sendika görevlilerini içeri almaması nedeniyle mahkûm edildiği olayda; Yargıtay, bu davranışın hangi somut sendikal faaliyetin gerçekleştirilmesini engellediğinin, bu faaliyetin sendika açısından ne önem taşıdığının ve sendika ile üyelerinin bu engelleme nedeniyle nasıl etkilendiğinin mahkemece açıklanıp tartışılmadan hükümlülük kararı verildiğini belirterek kararı bozmuştur.

Bu karar, ikinci fıkranın uygulanabilmesi için salt bir sendika içi anlaşmazlığın yeterli olmadığını, engellenen somut faaliyetin ve bu faaliyetin sendika bakımından taşıdığı önemin gerekçede ortaya konması gerektiğini göstermektedir.

Grev Hakkının veya Toplu İş Sözleşmesi Sürecinin Engellenmesi

TCK 118/2 kapsamındaki “sendikanın faaliyetleri” kavramı, en somut biçimde grev ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde karşımıza çıkar. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/17265 E., 2023/24683 K. sayılı kararına konu olayda, bir fabrikanın genel müdürü olan sanığın, alınan grev kararını işyerine asmak isteyen sendika şube müdürünü içeri almadığı ve kararın asılmasına izin vermediği gerekçesiyle mahkûm edildiği hüküm; sanığın “grev uygulama tarihi ilanı tebliğ edilmeden bu suçun oluşamayacağı” yönündeki savunmasına rağmen Yargıtay tarafından onanmıştır.

Bu karar, grev kararının işyerinde duyurulmasının da sendikal faaliyetin bir parçası olduğunu ve bu duyurunun teknik/şekli bir gerekçeyle engellenmesinin dahi TCK 118/2 kapsamında cezalandırılabileceğini göstermektedir.

Grevin fiilen kırılması iddiaları da bu madde kapsamında gündeme gelebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/20150 E., 2024/290 K. sayılı kararına konu olayda, işletmesinde çalışan işçilerin grev kararı almasına rağmen üretime devam edilmesi, hammadde kabulü yapılması ve mavi yakalı personelin üretimde çalıştırılması suretiyle sendikal hakların engellendiği iddia edilmiştir.

Yerel mahkeme, sanık savunması, katılan vekili beyanları, tanık anlatımları ve bilirkişi raporunu birlikte değerlendirerek eylemlerin suç oluşturmadığı ve cezalandırma için yeterli delil bulunmadığı sonucuna varmış, bu beraat kararı Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu karar, grev sırasında üretimin sürdürülmesinin tek başına otomatik olarak suç oluşturmadığını; her somut olayda cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışın varlığının ayrıca ve somut delille ispatlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sendika Temsilciliği Güvencesi ve İstifaya Zorlama Amaçlı Sistematik Baskı

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu‘nun işyeri sendika temsilcilerine tanıdığı iş güvencesi ile TCK 118’in sağladığı cezai koruma birbirini tamamlayan, ayrı iki güvence katmanıdır: temsilcinin haksız yere işten çıkarılması veya nedensiz görev/yer değişikliğine tabi tutulması hem iş hukuku anlamında geçersiz işlem sayılabilir hem de ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/18574 E., 2023/26354 K. sayılı kararına konu olayda, bir kooperatifte müdür olan sanığın, çalışanların sendika üyeliğinden çıkmalarını sağlamak amacıyla işten çıkarma tehdidinde bulunduğu, aleyhlerine tutanak düzenlediği ve bölümlerini sıklıkla değiştirdiği sabit görülerek zincirleme şekilde sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan mahkûmiyet kurulmuştur.

Yargıtay, suçun sübutuna ilişkin mahkeme takdirini yerinde bulmakla birlikte, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hatalı bir gerekçeyle uygulanmamış olması nedeniyle kararı bozmuş; hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının, talep aranmaksızın ve diğer tüm kişiselleştirme kurumlarından önce mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Bu karar, tek bir tehdit eyleminden değil, tekrarlanan baskı, tutanak ve görev değişikliği gibi araçlarla sürdürülen sistematik bir sendikasızlaştırma stratejisinden de zincirleme suç hükümleri çerçevesinde sorumluluk doğabileceğini göstermektedir.

Kamu Görevlileri (Memur) Sendikaları TCK 118 Kapsamında mıdır?

TCK 118, fail ve mağdur bakımından işçi-işveren ilişkisiyle sınırlı değildir; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde örgütlenen memur sendikaları ve üyeleri de bu korumadan yararlanır.

Uygulamada memur sendikacılığına yönelik müdahaleler çoğunlukla cebir veya tehditten çok, disiplin cezası biçiminde karşımıza çıkar; ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/285 E., 2019/554 K. sayılı kararında atıfta bulunulan AİHM Karaçay/Türkiye ve Kaya ve Seyhan/Türkiye kararlarında da vurgulandığı üzere, bir kamu görevlisine sendikal bir eyleme katıldığı için verilen disiplin cezası “demokratik toplumda gerekli olma” ölçütünü karşılamıyorsa AİHS’nin 11. maddesini ihlal eder. Bu çerçeve, memur sendikacılığına yönelik baskıların yalnızca idari/disiplin hukuku değil, somut olayda cebir veya tehdit unsuru bulunması hâlinde TCK 118 kapsamında ceza hukuku boyutunun da gündeme gelebileceğini göstermektedir.

İşe İade Davasının Kazanılmış Olması Ceza Davasında Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Sendikal nedenle işten çıkarılan işçiler genellikle hem iş mahkemesinde işe iade davası açar hem de failler hakkında şikâyette bulunur; ancak bu iki yargılamanın ispat standardı aynı değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/285 E., 2019/554 K. sayılı kararına konu olayda, katılan işçilerin iş akitlerinin sendikal nedenlerle feshedildiği kabulüyle işe iadelerine karar verilmiş ve bu kararlar Yargıtay Hukuk Dairelerince onanarak kesinleşmiş olmasına rağmen; aynı olay nedeniyle açılan ceza davasında, sanıkların katılanlara cebir veya tehdit kullandıklarına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve bu karar onanmıştır.

Bunun nedeni, iş mahkemesinin feshin geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığını (ve sendikal ayrımcılık karinesini) hukuk yargılamasının ispat kurallarıyla değerlendirmesine karşılık, ceza yargılamasının “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil” ölçütünü aramasıdır. Dolayısıyla işe iade davasının kazanılmış ve kesinleşmiş olması, tek başına ceza davasında mahkûmiyet için yeterli sayılmaz; cebir veya tehdidin ayrıca ceza yargılamasının delil standardıyla ispatlanması gerekir.

Aynı kararda ayrıca, sendikanın bu suçtan doğrudan değil ancak dolaylı olarak zarar görebileceği (üye kaybı, aidat kaybı, toplu iş sözleşmesi yetkisini kaybetme gibi) gerekçesiyle, TCK 118/1 kapsamındaki suçlarda ilgili sendikanın kamu davasına katılma hakkının bulunmadığına hükmedilmiştir — üç üyenin karşı oyuna rağmen ulaşılan bu sonuç, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/1955 E., 2024/17107 K. sayılı kararında da aynen benimsenmiş; anılan kararda sendika vekilinin, doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle davaya katılma ve temyiz hakkının bulunmadığına hükmedilmiş, katılanların temyizi yönünden ise sanığın sorgusunun yapıldığı tarihten temyiz incelemesine kadar TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen sekiz yıllık olağan dava zamanaşımının dolduğu tespit edilerek kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

İspat Sorunu ve Azmettirme

Bu suçun ispatı, mağdurun soyut beyanı ile yetinilemeyecek kadar sıkı bir standarda tabidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/11927 E., 2023/20101 K. sayılı kararında, bir sendikaya üye olan katılana başka bir sendikaya geçmesi için baskı yapıldığı ve “bizim sendikaya geçmezsen seni işten çıkaracaklar” tarzında sözler söylendiği iddia edilmiş; ancak katılanın soyut iddiası dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararı onanmıştır.

Azmettirme yoluyla işlenen olaylarda da aynı katı ispat standardı aranır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/13672 E., 2017/10255 K. sayılı kararında, sanıklardan birinin sendikal faaliyette bulunan işçilerin tespitine yönelik talimat verdiği ve bu talimat doğrultusunda diğer sanıkların işçileri tespit edip işverene bildirdiği bir olayda mahkûmiyet hükmü onanırken; bir başka sanık yönünden ise azmettirmenin esas unsuru olan “azmettirilenin iradesi üzerinde suç işleme konusunda kesin etki yaratma” hususunun kanıtlara dayalı olarak gösterilmeden, yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

Bu karar, azmettirme iddiasında da sanığın diğer failin suç işleme kararını somut olarak nasıl oluşturduğunun ayrıca ortaya konması gerektiğini göstermektedir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu ile Nefret ve Ayırımcılık Suçu (TCK 122) Arasındaki Fark

Sendika üyeliği nedeniyle bir kişiye kötü davranılması her zaman TCK 118 kapsamına girmez; failin eylemi cebir veya tehdit (ya da ikinci fıkra bakımından hukuka aykırı başka bir davranış) düzeyine ulaşmıyorsa, sırf sendika üyeliği temelinde bir kişiye mal veya hizmet sunulmaması, işe alınmaması ya da olağan bir ekonomik faaliyetin engellenmesi gibi ayrımcı muameleler Nefret ve Ayırımcılık Suçu (TCK 122) kapsamında değerlendirilebilir.

Kısaca, TCK 118’in ağırlık merkezinde cebir veya tehditle bir sendikal iradeyi kırma amacı bulunurken, TCK 122’de ayrımcı bir muamelenin salt sendika üyeliği gibi bir sebebe dayanması yeterlidir; iki suç arasındaki bu ayrım, somut olayda failin hangi araçla ve hangi amaçla hareket ettiğine bakılarak çözülür.

Sendikal Hakların Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası, birinci fıkrada altı aydan iki yıla kadar, ikinci fıkrada bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Alt sınırın görece düşük olması nedeniyle, koşulların varlığı hâlinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, TCK 118’de bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmemiştir.

Fiilin NiteliğiMaddeCeza
Sendikaya üye olma/olmama, faaliyetlere katılma/katılmama veya görevden ayrılmaya cebir/tehditle zorlamaTCK 118/16 aydan 2 yıla kadar hapis
Cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışla sendikanın faaliyetlerinin engellenmesiTCK 118/21 yıldan 3 yıla kadar hapis
Silahla, birden fazla kişiyle veya diğer TCK 119 hâlleriyle işlenmesiTCK 119 (ortak hüküm)Uygulanmaz — TCK 118 bu maddenin kapsamı dışındadır

TCK 119 Ortak Hüküm Bu Suça Uygulanır mı?

Önemli bir ayrıntı: “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümündeki birçok suç için cezayı bir kat artıran ortak hüküm (TCK 119), sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu kapsamaz. Çünkü TCK 119’da sayılan suçlar arasında bu suç yer almaz. Bu nedenle, örneğin suçun birden fazla kişiyle birlikte veya silahla işlenmesi, bu suç bakımından otomatik bir “bir kat artırım” sebebi oluşturmaz. Bu durum, sendikal hakların engellenmesi suçunu, kendisine yapı olarak çok benzeyen siyasi hakların engellenmesi suçundan (TCK 114) ayıran kayda değer bir farktır.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/1955 E., 2024/17107 K. sayılı kararında somut olarak görüldüğü üzere, sorgu gibi zamanaşımını kesen son işlemden itibaren bu sürenin dolması hâlinde, suçun sübutu tartışılmaksızın kamu davasının düşmesine karar verilir.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK 118), iki fıkrasının farklı yapısı, mağdur bakımından aradığı koşullar ve ortak hüküm olan TCK 119’un kapsamı dışında kalması gibi kendine özgü yönleriyle teknik bir alandır.

Eylemin birinci fıkra mı yoksa ikinci fıkra kapsamında mı değerlendirileceği, sendikanın davaya katılıp katılamayacağı, işe iade davasının kazanılmış olmasının ceza davasını otomatik olarak etkilemeyeceği ve grev/toplu iş sözleşmesi sürecindeki müdahalelerin somut delille ispat edilmesi gerektiği gibi noktalar, karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirebilir. Bu suça istinaden hakkınızda ceza soruşturma ya da dava süreci yürütülüyorsa sendikal suçlarda uzman bir ceza avukatı ile sürecinizi yürütmeniz sağlıklı olacaktır.

Sık Sorulan Sorular

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun cezası nedir?

Bireysel hâlde (TCK 118/1) altı aydan iki yıla, sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde (TCK 118/2) bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür.

Bu suç şikâyete tabi midir?

Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?

Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu uzlaştırma kapsamında değildir.

TCK 119 ortak hükmü bu suça uygulanır mı?

Hayır. TCK 119’da sayılan suçlar arasında TCK 118 yer almadığından, suçun silahla veya birden fazla kişiyle işlenmesi bu suç bakımından otomatik bir ceza artırımı sebebi oluşturmaz. Bu, yapı olarak benzer olan siyasi hakların engellenmesi suçundan (TCK 114) ayıran önemli bir farktır.

Grev kararını asmak isteyen sendika temsilcisinin işyerine alınmaması bu suçu oluşturur mu?

Evet. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/17265 E. – 2023/24683 K. sayılı kararında, grev kararının asılmasını engelleyen ve sendika temsilcisini içeri almayan işveren/yönetici TCK 118/2 kapsamında mahkûm edilmiş, bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Sendika, bu suçtan dolayı davaya katılma hakkına sahip midir?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2022/1955 E. – 2024/17107 K. sayılı kararına göre sendika suçtan doğrudan zarar görmediğinden davaya katılma ve hükmü temyiz etme yetkisi bulunmamaktadır; bu hak doğrudan mağdur olan bireylere aittir.

Sendika üyeliğinden istifaya zorlamak amacıyla yapılan sistematik baskı ve görev değişiklikleri nasıl değerlendirilir?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/18574 E. – 2023/26354 K. sayılı kararında, çalışanların sendikadan ayrılmasını sağlamak için yapılan tekrarlanan baskı, tehdit ve görev değişiklikleri zincirleme suç kapsamında değerlendirilmiş; ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının (HAGB) diğer kurumlardan önce ve talep aranmaksızın değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü var mı?

Hayır, TCK 118’de bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmemiştir.

Bu suçta görevli mahkeme hangisidir?

Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Memur sendikaları da TCK 118’in koruması kapsamında mıdır?

Evet. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde örgütlenen memur sendikaları ve üyeleri de TCK 118’in koruması kapsamındadır; somut olayda cebir veya tehdit unsuru varsa, müdahale disiplin hukuku dışında ayrıca ceza sorumluluğu da doğurabilir.

İşe iade davasını kazanmış olmak, sendikal hakların engellenmesi suçundan mahkûmiyet için tek başına yeterli midir?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/285 E., 2019/554 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, işe iade davasının kazanılıp kesinleşmiş olması ceza davasını bağlamaz; ceza mahkemesi cebir veya tehdidin varlığını kendi delil standardıyla (her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil) ayrıca değerlendirir.

Grev sırasında işverenin üretime devam etmesi tek başına bu suçu oluşturur mu?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/20150 E., 2024/290 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, grev kararına rağmen üretimin sürdürülmesi iddiası tek başına yeterli değildir; cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışın somut delille ayrıca ispatlanması gerekir.

Sendikal hakların engellenmesi suçu ile nefret ve ayırımcılık suçu (TCK 122) arasındaki fark nedir?

TCK 118’de failin amacı cebir veya tehditle bir sendikal iradeyi kırmaktır; TCK 122 kapsamındaki nefret ve ayırımcılık suçunda ise cebir veya tehdit aranmaz, sendika üyeliği gibi bir sebebe dayanan ayrımcı bir muamelenin (işe almama, hizmet vermeme gibi) varlığı yeterlidir.

Bu suça azmettirme mümkün müdür?

Evet, ancak Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2016/13672 E., 2017/10255 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, azmettirenin diğer failin suç işleme kararını nasıl oluşturduğunun somut delillerle ayrıca ortaya konması gerekir; bu husus kanıtlanmadan salt talimat verildiği iddiasıyla mahkûmiyete gidilemez.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir