İçindekiler
Kanunlara uymamaya tahrik suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 217. maddesinde kamu barışına karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Madde, halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik etmeyi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması şartıyla altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırır.
Maddenin ayırt edici yönü, çağrının konusudur: burada halk doğrudan bir suç işlemeye değil, suç teşkil etmeyen kanuni ya da idari yükümlülüklere uymamaya çağrılır. Bu yönüyle madde, suç işlemeye tahrik suçundan ayrılır. Bu yazıda suçun unsurlarını, “elverişlilik” şartının anlamını, TCK 214 ile arasındaki sınırı, cezasını ve yargılama sürecini ele alıyoruz.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçu Nedir?
TCK 217’ye göre; halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Korunan hukuki değer kamu barışıdır. Hukuk düzeninin işleyebilmesi, kuralların genel olarak uyulan kurallar olmasına bağlıdır. Halkın topluca kurallara uymamaya çağrılması, tek tek ihlallerin ötesinde hukuk düzenine duyulan güveni ve toplumsal işleyişi zedeleyebilir. Madde bu riski cezalandırır.
Bununla birlikte kanun koyucu, hükmün her türlü muhalefet söylemini kapsamasını önlemek için maddeye bir sınırlayıcı ölçüt eklemiştir: tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması gerekir. Bu şart, maddeyi TCK 214‘ten ayıran önemli bir farktır; TCK 214’ün metninde böyle bir ölçüt yer almaz.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunun Maddi Unsurları
Hareket: Alenen Tahrik Etmek
Suçun hareket unsuru, halkı kanunlara uymamaya tahrik etmektir. Tahrik, muhatapları belirli bir davranışa yöneltmeye elverişli bir çağrıdır. Açık bir çağrı biçiminde yapılabileceği gibi, bağlamından bu anlamı taşıdığı anlaşılan ifadelerle de gerçekleştirilebilir. Yazılı, sözlü, görsel veya işitsel her türlü araç suçun işlenme aracı olabilir.
Önemli olan, ifadenin muhatapları eyleme yöneltme işlevi kazanmış olmasıdır. Bir kuralın eleştirilmesi, hukuka aykırı bulunduğunun ileri sürülmesi, değiştirilmesinin savunulması ya da uygulamasının tartışılması tahrik değildir. Bu ayrım, maddenin uygulama alanını belirleyen ilk süzgeçtir.
Tahrikin Konusu: Kanunlara Uymamak
Tahrikin konusu, kanunlara uymamaktır. Burada kastedilen, kanunun ve buna dayanan düzenlemelerin öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir: bir bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, bir idari yükümlülüğün göz ardı edilmesi, bir izin veya kayıt şartına uyulmaması gibi.
Kritik nokta şudur: tahrikin konusunu oluşturan davranış suç teşkil etmemelidir. Eğer halk doğrudan kanunda suç olarak tanımlanmış bir fiili işlemeye çağrılıyorsa, uygulanacak hüküm TCK 217 değil TCK 214’tür. Bu nedenle uygulamada ilk yapılması gereken, çağrının konusunu oluşturan davranışın hukuki niteliğini belirlemektir: suç mu, yoksa yalnızca idari yaptırıma bağlanmış ya da hiçbir yaptırım öngörülmemiş bir yükümlülük ihlali mi?
Kabahatler ve İdari Yaptırımlarla İlişkisi
Tahrikin konusunu oluşturan yükümlülüğün ihlali çoğu zaman idari bir yaptırıma, örneğin idari para cezasına bağlanmış olabilir. Böyle bir ihlalin kabahat niteliği taşıması, tahrik edenin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; TCK 217 bakımından önemli olan, çağrının konusunun kanunda suç olarak tanımlanmamış olmasıdır. Kabahat oluşturan davranışlara yönelik aleni çağrılar, elverişlilik şartı da gerçekleştiğinde bu madde kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık, çağrıya uyan kişilerin durumu ile tahrik edenin durumu birbirinden ayrıdır. Çağrıya uyarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiler hakkında ilgili mevzuatta öngörülen idari yaptırımlar uygulanır; tahrik eden ise kendi fiili nedeniyle bu madde kapsamında sorumlu olur. İki sorumluluk birbirinden bağımsızdır ve biri diğerinin şartı değildir.
Aleniyet
Madde, tahrikin “alenen” yapılmasını arar. Aleniyet, fiilin belirsiz sayıda ve önceden belirlenmemiş kişilerin duyabileceği, görebileceği veya öğrenebileceği biçimde gerçekleşmesini ifade eder. Kamuya açık alanlardaki konuşmalar, yayınlar ve herkese açık internet paylaşımları kural olarak bu unsuru karşılar; kapalı bir ortamda sınırlı sayıda belirli kişiye yöneltilen sözler karşılamaz.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun failde özel bir sıfat aramaz. Bununla birlikte, dini görevi bulunan kişilerin bu sıfatlarından yararlanarak halkı kanunlara veya hükümet emirlerini yerine getirmeye karşı itaatsizliğe tahrik etmeleri hâli, aynı bölümde yer alan TCK 219‘da ayrıca ve daha ağır biçimde düzenlenmiştir. Mağdur ise toplumun kendisidir.
Kamu Barışını Bozmaya Elverişlilik Şartı
Maddenin en belirleyici unsuru budur. Kanun, aleni tahrikin cezalandırılabilmesi için tahrikin “kamu barışını bozmaya elverişli olması” şartını arar.
Elverişlilik, somut bir neticenin gerçekleşmesi anlamına gelmez. Kamu barışının gerçekten bozulması, halkın topluca kurallara uymaması ya da bir kargaşa yaşanması aranmaz. Aranan, tahrikin niteliği itibarıyla böyle bir sonuca yol açabilecek özellikte olmasıdır. Bu yönüyle şart, TCK 215 ve TCK 216/1’deki “açık ve yakın tehlike” ölçütünden daha esnek, ancak hiçbir şart aramayan bir düzenlemeden daha sınırlayıcıdır.
Elverişlilik değerlendirmesinde; tahrikin yöneldiği yükümlülüğün toplumsal önemi, çağrının ulaştığı kitlenin büyüklüğü, kullanılan aracın yaygınlığı, ifadenin yoğunluğu ve yapıldığı ortam birlikte gözetilir. Etkisi son derece dar kalan, muhatap bulması ihtimali bulunmayan ya da içeriği itibarıyla ciddiye alınamayacak nitelikteki çağrılar bu şartı karşılamaz.
Bu şartın hukuki niteliği öğretide tartışılmıştır. Bir görüşe göre elverişlilik, suçun tipiklik unsurunun bir parçasıdır ve tahrikin bu niteliği taşımadığı hallerde fiil zaten tipik değildir. Diğer görüşe göre ise objektif cezalandırılabilirlik koşulu niteliğindedir. Her iki kabulde de sonuç aynı yöne çıkar: elverişlilik ortaya konamıyorsa mahkûmiyet kararı verilemez.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Manevi Unsur: Kast
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, ifadesinin halkı kanunlara uymamaya yönelten bir çağrı niteliği taşıdığını bilmesi ve bunu istemesi gerekir.
Madde, TCK 213 ve TCK 217/A’dan farklı olarak özel bir amaç veya saik aramaz. Failin halkta korku yaratmak, bir siyasi sonuca ulaşmak ya da kişisel çıkar sağlamak gibi bir amacı bulunması gerekmez; tahrik kastının varlığı yeterlidir. Kast kavramının genel çerçevesi için kast ve taksir yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunun Cezası
Suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Buradaki “veya” ifadesi, cezanın seçimlik olarak öngörüldüğünü gösterir: hâkim, somut olayın koşullarına göre hapis cezası ya da adli para cezası verilmesine karar verebilir. Bu, bölümdeki maddeler arasında yalnızca TCK 217 ve TCK 219’da bulunan bir özelliktir.
Seçimlik yaptırım, uygulamada önemli sonuçlar doğurur. Hâkimin doğrudan adli para cezasına hükmetmesi halinde hapis cezasına bağlı sonuçlar gündeme gelmez. Hapis cezasına hükmedilmesi halinde ise sonuç cezanın miktarına göre seçenek yaptırımlar ayrıca değerlendirilebilir.
| Hâl | Yaptırım |
|---|---|
| Temel şekil | 6 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası |
| Basın-yayın yoluyla işlenmesi (md. 218) | Yarı oranına kadar artırım (takdiri) |
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi ve Eleştiri İstisnası (TCK 218)
TCK 218, md. 213 ila 217/A arasındaki suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılmasını öngörür; artırım takdiridir. TCK 217 bu kapsamdadır.
Hükmün ikinci cümlesi bu maddede özellikle önemlidir: haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bir kanunun ya da idari düzenlemenin eleştirilmesi, hukuka aykırı bulunduğunun ileri sürülmesi, yürürlükten kaldırılmasının veya değiştirilmesinin savunulması, kamuoyunun bu yönde ikna edilmeye çalışılması, muhatapları doğrudan yükümlülüklerini yerine getirmemeye yöneltmediği sürece bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Bu ayrım, demokratik tartışmanın alanı ile ceza normunun alanını birbirinden ayırır. Bir kuralın yanlış olduğunu söylemek ile o kurala uyulmamasını istemek hukuken farklı şeylerdir; ilki kural olarak düşünce açıklama özgürlüğü kapsamındadır.
TCK 214 (Suç İşlemeye Tahrik) ile Farkı
İki madde de aleni tahriki cezalandırır; ayrım, çağrının konusundadır. TCK 214’te çağrı doğrudan kanunda suç olarak tanımlanmış bir fiile yöneliktir. TCK 217’de ise çağrı, suç teşkil etmeyen kanuni ya da idari yükümlülüklere uymamaya ilişkindir.
Bu temel farkın yanında üç ayrım daha vardır. Birincisi, TCK 217 tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını arar; TCK 214’ün metninde böyle bir şart yoktur. İkincisi, TCK 217’de seçimlik adli para cezası öngörülmüşken TCK 214’te böyle bir imkân bulunmaz. Üçüncüsü, TCK 214/3 tahrik konusu suçun işlenmesi halinde failin azmettiren sıfatıyla cezalandırılmasını öngörür; TCK 217’de buna karşılık gelen bir hüküm yoktur, çünkü çağrının konusu zaten suç değildir.
| Ölçüt | TCK 214 | TCK 217 |
|---|---|---|
| Çağrının konusu | Suç teşkil eden fiil | Suç teşkil etmeyen yükümlülük |
| Ek şart | Metinde yok | Kamu barışını bozmaya elverişlilik |
| Yaptırım | 6 ay-5 yıl hapis | 6 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası |
| Sonuç doğması | Azmettiren sıfatıyla sorumluluk (f.3) | Karşılık gelen hüküm yok |
TCK 217/A ile Ortak Elverişlilik Ölçütü
TCK 217 ile hemen ardından gelen TCK 217/A (halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma) arasında dikkat çekici bir yapısal paralellik vardır: her iki madde de fiilin “kamu barışını bozmaya elverişli” olmasını arar. Kanun koyucu 2022 yılında TCK 217/A’yı eklerken, kendisinden hemen önceki maddede kullandığı ölçütü tekrarlamıştır.
Bu paralellik, iki maddenin elverişlilik şartının benzer ölçütlerle değerlendirilmesini beraberinde getirir. Ancak maddeler arasındaki farklar da açıktır: TCK 217’de fiil bir tahrik iken, TCK 217/A’da gerçeğe aykırı bir bilginin yayılmasıdır. Ayrıca TCK 217/A, failin “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle” hareket etmesini arar; TCK 217’de böyle bir özel saik aranmaz. Ceza bakımından da TCK 217/A daha ağırdır ve seçimlik adli para cezası içermez.
Sivil İtaatsizlik ve Toplantı Hakkı Bağlamında Sınır
Bu madde, hukuk öğretisinde “sivil itaatsizlik” olarak adlandırılan tartışmayla kesişir. Kavram, bir kuralın adaletsiz olduğu düşüncesiyle bilinçli ve aleni biçimde ihlal edilmesini ifade eder ve hukuk felsefesinde uzun süredir tartışılmaktadır.
Ceza hukuku bakımından tabloyu sadeleştirmek gerekirse: yürürlükteki hukuk, bir kuralın adaletsiz bulunmasını tek başına o kurala uymama hakkı doğuran bir neden olarak kabul etmez. Bir kuralın eleştirilmesi, değiştirilmesinin savunulması ve bu yönde kamuoyu oluşturulması düşünce açıklama özgürlüğü kapsamındadır; buna karşılık halkın topluca o kurala uymamaya çağrılması, elverişlilik şartı da gerçekleştiğinde TCK 217 kapsamında değerlendirilebilir. Ayrım, kuralın tartışılması ile kurala uyulmamasının istenmesi arasındadır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımı bakımından da benzer bir çerçeve geçerlidir. Bir toplantıda dile getirilen talepler, eleştiriler ve savunulan görüşler kendiliğinden bu madde kapsamına girmez; değerlendirme, ifadenin muhatapları belirli yükümlülükleri yerine getirmemeye yöneltip yöneltmediğine ve elverişlilik şartının bulunup bulunmadığına göre yapılır. Toplantıların düzenine ilişkin kurallara aykırılıklar ise kendi mevzuatı çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bir toplantıya katılmış olmak da tek başına bu suçun faili sayılmayı gerektirmez; sorumluluk, kişinin kendi ifadesine ve fiiline göre bireysel olarak belirlenir.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs. Suç, tahrik beyanının aleni hale gelmesiyle tamamlanır; muhatapların bundan etkilenmesi aranmaz. Bu nedenle teşebbüse elverişliliği tartışmalıdır. Hazırlanan içeriğin failin iradesi dışında yayımlanamaması gibi hareketin bölünebildiği hallerde teşebbüsün mümkün olabileceği savunulmaktadır.
İştirak. Genel hükümlere tabidir. Tahrik içeren içeriği birlikte hazırlayıp yayan kişiler müşterek fail; yayılmasına katkı sunanlar duruma göre yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Ayrıntılar için şeriklik yazımıza bakabilirsiniz.
İçtima. Aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda tekrarlanan çağrılar, koşulları varsa zincirleme suç hükümlerine tabi olabilir. Aynı beyanın hem suç teşkil eden hem de suç teşkil etmeyen davranışlara çağrı içerdiği hallerde TCK 214 ile TCK 217 arasındaki ilişki içtima kuralları çerçevesinde belirlenir.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar
Cezanın üst sınırının iki yıl olması ve seçimlik adli para cezası öngörülmesi, bu maddeyi hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi kurumlarının sıkça gündeme geldiği hükümlerden biri haline getirir. Her iki kurum için de kanunda aranan diğer şartların bulunması gerekir. Buna karşılık, hapis cezasının üst sınırı altı ayı aştığından suç ön ödeme kapsamında değildir; ayrıca uzlaştırma kapsamına da girmez.
Temel cezanın belirlenmesinde TCK 61 uyarınca tahrikin yöneldiği yükümlülüğün önemi, çağrının ulaştığı kitle, kullanılan aracın yaygınlığı ve failin kastının yoğunluğu gözetilir. Failin geçmişte benzer bir suçtan mahkûm olması halinde tekerrür hükümleri uygulanabilir; somut olayın koşullarına göre ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler ile hukuka uygunluk nedenleri de değerlendirilir.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Suç şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet Başsavcılığı fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Şikâyet kurumunun genel işleyişi için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Fail on sekiz yaşından küçükse yargılama çocuk mahkemesinde yapılır. Dava zamanaşımı süresi TCK 66 uyarınca sekiz yıldır; mahkûmiyet halinde ceza zamanaşımı süreleri TCK 68’e göre belirlenir. Süre, tahrik beyanının aleni hale geldiği andan itibaren işlemeye başlar.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Sürecin İşleyişi ve Savunma
Bu tür soruşturmalar çoğunlukla bir konuşma, açıklama, yayın ya da sosyal medya paylaşımı üzerine başlar. Dosyanın merkezinde ifadenin içeriği bulunduğundan, içeriğin tam metninin ve bağlamının doğru biçimde ortaya konması belirleyicidir.
Savunmada öne çıkan başlıklar genellikle şunlardır: ifadenin gerçekten bir tahrik niteliği taşıyıp taşımadığı, yoksa eleştiri, değerlendirme veya bir düzenlemenin değiştirilmesi talebi düzeyinde mi kaldığı; çağrının konusunu oluşturan davranışın hukuki niteliği (suç mu, yoksa suç teşkil etmeyen bir yükümlülük ihlali mi — bu tespit doğrudan hangi maddenin uygulanacağını belirler); fiilin aleni sayılıp sayılamayacağı; kamu barışını bozmaya elverişlilik şartının somut olayda gerçekten bulunup bulunmadığı; ve TCK 218’deki haber verme ile eleştiri istisnasının uygulanıp uygulanmayacağı.
Bu başlıkların her biri dosyanın somut içeriğine göre değişir. Böyle bir isnatla karşılaştığınızda ilk ifadeden önce bir avukatla görüşmeniz sürecin doğru yönetilmesi bakımından önem taşır; ceza yargılamasında sunduğumuz savunma hizmetleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Yargılamanın genel işleyişi için ceza mahkemeleri yazımıza bakabilirsiniz.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçu Hakkında Yargıtay Kararları Analizleri
Toplumsal Tepkilerde Duygu Yoğunluğu, Eleştiri Sınırı ve Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçunda Somut Tehlike Ölçütü
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2011/9105 E. – 2012/36192 K., 28.11.2012 T.
Kararın Özeti
Sanık hakkında, yakın komşusunun çocuğuna yönelik gerçekleştirilen nitelikli cinsel saldırı eylemi sonrasında adliye önünde toplanan kalabalığa hitap eden İlçe Kaymakamına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle “kanunlara uymamaya tahrik” suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Sanık tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi; sanığın ifadelerinin somut tehlike içermediğini, kamu görevlilerine ve kolluk uygulamalarına yönelik eleştiri sınırları içinde kaldığını ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek yerel mahkemenin mahkûmiyet kararını bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararında, kanunlara uymamaya tahrik suçunun oluşabilmesi için eylemin kamu barışını bozmaya elverişli somut bir tehlike içermesi gerektiğini vurgulamıştır. Kararda; sanığın komşusunun çocuğuna karşı işlenen ağır bir suçun yarattığı hiddet ve duygusal etkinin altında hareket ettiği, kolluk kuvvetlerinin tutumunu ve adli süreçteki aksaklıkları dile getiren beyanlarının halkı suça veya kanunsuzluğa teşvik eden ifadeden ziyade bir serzeniş ve eleştiri niteliğinde olduğu ifade edilmiştir. Somut tehlike oluşturmayan bu ifadeler nedeniyle suçun unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
“…konuşmasında halkı tahrik edecek somut tehlike niteliğinde bir ifadenin bulunmadığı, konuşmasının eleştiri sınırını aşmadığı ve olayda yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi…”
Değerlendirme
Bu karar, toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu kriz anlarında vatandaşların gösterdiği tepkiler ile ceza sorumluluğu arasındaki sınırın çizilmesi bakımından kritik öneme sahiptir.
Kanunlara uymamaya tahrik suçu (TCK m. 217), kamu düzenini korumayı amaçlayan bir tehlike suçudur. Ancak kişilerin idari veya adli mekanizmaların işleyişine ilişkin hoşnutsuzluklarını dile getirmeleri, sert de olsa eleştiri sınırları içinde kalan serzenişlerde bulunmaları tek başına cezai sorumluluk doğurmaz. Yargıtay, eylemin gerçekleştiği psikolojik ve sosyolojik arka planı (infial yaratan suç olayını) dikkate alarak; kanunsuzluğa açık bir çağrı içermeyen, yalnızca süreçteki aksaklıkları eleştiren beyanların “somut tehlike” kriterini karşılamadığını teyit etmiştir.
Seçim Güvenliğini İhlal Eden Şiddet Eylemlerine Doğrudan Müdahale ve Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçu
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2022/3133 E. – 2024/9203 K., 02.12.2024 T.
Kararın Özeti
Sanık hakkında, Mahalli İdareler Seçimi sırasında sandıkların kırılması, oy pusulalarının dağıtılması ve emniyet mensuplarına yönelik taşlı sopalı saldırıların gerçekleştiği esnada eylemcilere “saldırın” şeklinde bağırarak şiddet olaylarını yönlendirdiği gerekçesiyle “kanunlara uymamaya tahrik” suçundan dava açılmıştır. Yerel mahkemece verilen mahkûmiyet kararı, itiraz ve kanun yolları süreçlerinin ardından yeniden kurulan hükümle teyit edilmiştir. Cumhuriyet savcısının suç vasfına (suç işlemeye tahrik TCK m. 214 yönünden) ve sanığın beraat talebine ilişkin temyiz başvurularını inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi; suçun sübuta erdiğini, suç vasfının doğru belirlendiğini ve eylemin kamu barışını bozmaya elverişli somut bir tehlike yarattığını belirterek mahkûmiyet hükmünü onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararında, olayın gerçekleştiği somut koşulları, eylemlerin şiddet boyutunu ve tanık beyanlarını esas almıştır. Kararda; seçim sandıklarına, kamu bina ve araçlarına zararın verildiği ve polis memurlarının yaralandığı fiili bir saldırı ortamında sanığın eylemcileri “saldırın” diyerek yönlendirmesinin, seçim mevzuatına ve kamu düzenine uyulmasını engellemeye yönelik somut ve doğrudan bir tahrik oluşturduğu kabul edilmiştir. Yargıtay, olay tutanakları ve tarafsız tanık ifadeleriyle sabit olan bu eylemin kamu barışını açıkça tehlikeye düşürdüğünü, vicdani kanaatin dosya kapsamındaki delillerle tam bir uyum içinde olduğunu vurgulayarak mahkûmiyet kararını hukuka uygun bulmuştur.
“…yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından…”
Değerlendirme
Bu karar, kanunlara uymamaya tahrik suçunda (TCK m. 217) “kamu barışını bozmaya elverişlilik” ile “söylemin fiili şiddet eylemleriyle birleştiği anlardaki etkisi” arasındaki bağlamı göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
Soyut söylem düzeyinde kalan veya eleştiri niteliğindeki ifadeler ceza sorumluluğu doğurmazken; kamu düzeninin ve seçim güvenliğinin fiilen ihlal edildiği kriz anlarında eylemcileri kamu görevlilerine ve seçim materyallerine saldırmaya yönelten doğrudan çağrılar soyut bir ifade olmaktan çıkar. Seçim sandıklarının tahrip edildiği ve fiziki şiddetin yaşandığı bir olay esnasında sarf edilen “saldırın” ifadesi, halihazırda var olan kamu düzeni ihlalini tırmandırıcı ve kamu barışını somut biçimde zedeleyici bir güce sahiptir. Yargıtay bu kararıyla, fiziki şiddet ortamında kanunların uygulanmasını engellemeye yönelik aktif kışkırtmaların TCK m. 217 kapsamındaki tehlike kriterini tam olarak karşıladığını ortaya koymuştur.
Sıkça Sorulan Sorular
Kanunlara uymamaya tahrik suçunun cezası nedir?
TCK 217 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Ceza seçimlik olduğundan hâkim, somut olayın koşullarına göre doğrudan adli para cezasına da hükmedebilir. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde TCK 218 uyarınca ceza yarı oranına kadar artırılabilir.
TCK 214 ile TCK 217 arasındaki fark nedir?
Fark, çağrının konusundadır. TCK 214’te halk doğrudan kanunda suç olarak tanımlanmış bir fiili işlemeye çağrılır. TCK 217’de ise çağrı, suç teşkil etmeyen kanuni veya idari yükümlülüklere uymamaya ilişkindir. Ayrıca TCK 217 tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını arar ve seçimlik adli para cezası öngörür.
Elverişlilik şartı ne anlama gelir?
Kamu barışının gerçekten bozulmuş olması aranmaz; tahrikin niteliği itibarıyla böyle bir sonuca yol açabilecek özellikte olması yeterlidir. Değerlendirmede çağrının ulaştığı kitle, kullanılan aracın yaygınlığı, ifadenin yoğunluğu ve yapıldığı ortam gözetilir. Etkisi son derece dar kalan ya da ciddiye alınamayacak nitelikteki çağrılar bu şartı karşılamaz.
Bir kanunun değiştirilmesini savunmak suç mudur?
Hayır. Bir kanunun eleştirilmesi, hukuka veya adalete aykırı bulunduğunun ileri sürülmesi, yürürlükten kaldırılmasının ya da değiştirilmesinin savunulması düşünce açıklama özgürlüğü kapsamındadır. TCK 218 uyarınca da haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Madde, kuralın tartışılmasını değil, halkın o kurala uymamaya çağrılmasını cezalandırır.
Bu suçta adli para cezası verilebilir mi?
Evet. Madde, hapis cezası ile adli para cezasını seçimlik olarak öngörmüştür; hâkim doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Bu özellik, kamu barışına karşı suçlar bölümünde yalnızca TCK 217 ve TCK 219’da bulunur. Hapis cezasına hükmedilmesi halinde ise sonuç cezanın miktarına göre seçenek yaptırımlar ayrıca değerlendirilebilir.
Bu suç şikâyete tabi midir, hangi mahkeme bakar?
Suç şikâyete tabi değildir; savcılık fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve suç uzlaştırma kapsamında da değildir. Cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçu Bakımından Sonuç
Kanunlara uymamaya tahrik suçu (TCK 217), halkın suç teşkil etmeyen kanuni yükümlülüklere uymamaya alenen çağrılmasını, çağrının kamu barışını bozmaya elverişli olması şartıyla altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırır. Maddenin sınırlarını belirleyen iki ölçüt öne çıkar: çağrının konusunu oluşturan davranışın suç teşkil etmemesi ve tahrikin elverişlilik şartını karşılaması. Bir kuralın eleştirilmesi ile o kurala uyulmamasının istenmesi arasındaki fark ise, hükmün düşünce açıklama özgürlüğü karşısındaki sınırını çizer.
Bölümdeki diğer suç tiplerine genel bir bakış için kamu barışına karşı suçlar rehberimizi, benzer yapıdaki maddeler için suç işlemeye tahrik (TCK 214) ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (TCK 216) yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum