İçindekiler
Nefret ve ayırımcılık suçu, bir kişinin dili, ırkı, dini, cinsiyeti veya engelliliği gibi özelliklerinden kaynaklanan nefret nedeniyle; o kişinin bir maldan, hizmetten, işten ya da ekonomik etkinlikten yararlanmasının engellenmesidir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 122. maddesinde düzenlenen ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren bu suç, eşitlik ilkesini ve ayrımcılık yasağını koruma altına alır. 2014 yılında yapılan önemli bir değişiklikle suçun “nefret saikiyle” işlenmesi zorunlu hâle getirilmiştir; bu nedenle her ayrımcı davranış otomatik olarak bu suçu oluşturmaz.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve somut olayınıza ilişkin bir avukata danışmanız önerilir. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.
Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Yasal Düzenleme ve 2014 Değişikliği
TCK 122’ye göre; dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle, bir kişinin maddede sayılan haklardan yararlanmasını engelleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddenin başlığı, 2014 yılında 6529 sayılı Kanun’la “Ayırımcılık”tan “Nefret ve Ayırımcılık” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklikle suçun yalnızca ayrımcı bir eylemle değil, bu eylemin nefret saikiyle işlenmesi hâlinde oluşacağı vurgulanmıştır. Burada altını çizmek gerekir: TCK, bağımsız bir “nefret suçu” düzenlememiş; sadece nefret saikiyle işlenen ayırımcılık eylemlerini cezalandırmıştır.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/11263 E., 2023/19698 K. sayılı ve 12.06.2023 tarihli kararında, madde 122’nin başlığı “Nefret ve Ayrımcılık” olmakla birlikte bağımsız bir nefret suçu düzenlenmediğini, yalnızca nefret saikiyle işlenen ayrımcılık eylemlerinin suç sayıldığını açıkça vurgulamıştır.
Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Korunan Değer ve “Nefret Saiki” Şartı
Suçla korunan değer, insanlar arasında keyfî ayrım yapılmasının önlenmesi ve kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden yoksun bırakılmamasıdır. Düzenlemenin temelinde toplumsal barışın korunması yatar. Suçun olmazsa olmaz koşulu, ayrımcı davranışın maddede sayılan farklılıklardan (dil, din, ırk, cinsiyet gibi) kaynaklanan bir nefretten doğmuş olmasıdır. Bu saik bulunmuyorsa, eylem başka bir hukuka aykırılık oluştursa bile TCK 122 kapsamında değerlendirilemez.
Bu noktada üç kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Nefret suçu, failin önyargı saikiyle mağduru bir gruba aidiyeti nedeniyle seçerek işlediği bir fiildir; Türk hukukunda bu anlamda bağımsız, ayrı bir “nefret suçu” kategorisi düzenlenmemiştir.
Nefret söylemi, hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan veya teşvik eden ifade biçimidir ve ifade özgürlüğüyle gerilim içinde ayrı bir tartışma konusudur.
Ayrımcılık ise kişilere aidiyetleri nedeniyle farklı veya olumsuz davranılmasıdır; TCK 122 bu üç kavramdan yalnızca ayrımcılığın, üstelik yalnızca maddede sayılan somut görünümlerini cezalandırır.
Nefret ve Ayırımcılık Suçunun Unsurları
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun fail bakımından özel bir nitelik aramaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise ayrımcılığa maruz kalan gerçek kişidir; tüzel kişiler bu suçun mağduru olamaz, kanunda mağdur yönünden başka bir sınırlama da bulunmamaktadır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için ceza hukukunda taraflar başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Maddi Unsur (Fiil)
Suç, maddede sayılan dört seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesiyle oluşur:
- Bir kişiye, kamuya arz edilmiş bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasının, devrinin ya da kiraya verilmesinin engellenmesi. Örneğin bir emlakçının, kiracı adayını yalnızca mezhebi nedeniyle daireyi kiralamaktan vazgeçirmesi bu kapsamdadır.
- Bir kişinin, kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasının engellenmesi. Örneğin bir işletmenin, müşteriyi etnik kökeni nedeniyle hizmet dışı bırakması.
- Bir kişinin işe alınmasının engellenmesi. Örneğin bir işverenin, adayı siyasi görüşü nedeniyle mülakat aşamasından elemesi.
- Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasının engellenmesi. Örneğin bir esnaf odasının, üyeyi dini inancı nedeniyle mesleğini icra etmekten alıkoyması.
Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleşmesi suçun maddi unsuru bakımından yeterlidir; ayrıca bir zarar doğması aranmaz. Maddede sayılan bu eylemler dışında kalan davranışlar (örneğin yalnızca sözlü ifadeler) bu madde kapsamında değildir. Nitekim Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/26353 E., 2016/6373 K. sayılı ve 30.03.2016 tarihli kararında, sanığın eyleminin madde 122’de sayılan seçimlik hareketlerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle beraat kararını onamış; suç ve cezada kanunilik ilkesi gereği maddenin dar yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Manevi Unsur (Doğrudan Kast ve Nefret Saiki)
Suç ancak doğrudan kastla ve nefret saikiyle işlenebilir; taksirle, ihmalle ya da olası kastla işlenmesi mümkün değildir. Failin, maddede sayılan farklılıklardan kaynaklanan bir nefretle hareket ettiğinin somut olgularla ortaya konması gerekir; varsayıma dayalı bir kabul yeterli değildir. Bu saikin ispatı, uygulamada davanın en kritik ve en çok tartışılan noktasıdır. Tartışmalı noktaların doğru tahlili için İstanbul’da ceza hukuku danışmanlığı hizmeti alınmalıdır.
Yargıtay Kararları Işığında Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Oluşması İçin Aranan Şartlar
Konuya ilişkin Yargıtay Kararları incelendiğinde, nefret ve ayrımcılık suçunun oluşması için içtihatlarla bazı kriterler ortaya konulmuştur. Maddeler halinde saymak gerekirse nefret ve ayrımcılık suçunun oluşması için;
- Failin, madde 122’de sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilen on koruma grubundan (dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep) birine yönelik bir nefret saikiyle hareket etmesi,
- Failin gerçekleştirdiği davranışın, maddede tek tek sayılan dört seçimlik hareketten (mal satışı/devri/kirası engeli, hizmetten yararlanma engeli, işe alınma engeli, olağan ekonomik etkinlik engeli) birine birebir uyması,
- Eylemin, mağdurun ilgili hakkını fiilen ve somut biçimde engelleyici bir ağırlığa ulaşması; soyut beyanların veya etkisiz kalan davranışların yeterli görülmemesi,
- Failin doğrudan kastla hareket etmesi ve nefret saikinin varsayıma değil somut olgulara dayandırılması,
gerekmektedir. Bu dört şarttan herhangi biri eksikse, davranış toplumsal olarak ne kadar kınanabilir olursa olsun TCK 122 kapsamında bir mahkûmiyete konu edilemez; kanunilik ilkesi gereği madde 122 dar ve sıkı biçimde yorumlanır.
Nefret Söylemi Bu Madde Kapsamında mıdır?
Sık karşılaşılan bir yanılgı, her türlü “nefret söyleminin” TCK 122 kapsamında cezalandırıldığının düşünülmesidir. Oysa bu madde, yalnızca maddede sayılan dört somut ayrımcı eylemi cezalandırır. Belirli bir gruba yönelik nefreti yayan veya teşvik eden ifadeler tek başına bu suçu oluşturmaz; bu tür ifadeler koşullara göre halkı kin ve düşmanlığa tahrik (TCK 216) gibi başka hükümler kapsamında değerlendirilebilir.
Pozitif Ayrımcılık Suç mudur?
Her farklı muamele ayrımcılık sayılmaz. Fiilî eşitsizlikleri gidermek veya dengelemek amacıyla getirilen ayrımlar ile farklı gruplara farklı statüler tanınması (örneğin dezavantajlı gruplar lehine getirilen pozitif tedbirler), eşitlik ilkesine aykırı ve keyfî bir ayrımcılık olarak kabul edilmez. Bu nedenle her olayda, yapılan ayrımın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.
Kilo, Dış Görünüş veya Yaş Gibi Nedenlerle Yapılan Ayrımcılık TCK 122 Kapsamında mıdır?
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ama gözden kaçan bir nokta, madde 122’de sayılan on koruma grubunun sınırlı sayıda (numerus clausus) olmasıdır. Kilo, boy, yaş, fiziksel görünüş, cinsel yönelim gibi maddede açıkça sayılmayan bir özellik nedeniyle yapılan dışlayıcı davranış, nefret saikiyle işlense dahi TCK 122 kapsamında değerlendirilemez; kanunilik ilkesi bu genişletici yoruma izin vermez.
Bu ayrımın somut bir görünümü Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/33746 E., 2023/15593 K. sayılı ve 01.03.2023 tarihli kararında yer almaktadır. Kararda, bir dolmuş şoförünün, dolmuş bekleyen katılanı fazla kilolu olduğunu işaret ederek dolmuşa almadığı iddiasıyla hakaret suçundan yargılandığı; yerel mahkemenin beraat kararı verdiği ve Yargıtayın bu kararı onadığı görülmektedir. Kararın gerekçesinde, madde 122’nin başlığının “nefret ve ayrımcılık” olmasına karşın yalnızca nefret saikiyle işlenen ayrımcılık eylemlerinin suç sayıldığı, sanığın ise madde 122’de sayılan bir fiilinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bu karar, kilo gibi maddede yer almayan bir özelliğe dayalı dışlayıcı davranışın TCK 122’yi değil, somut olayın koşullarına göre hakaret gibi başka hükümleri gündeme getirebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Nefret ve ayrımcılık suçu sırf hareket (tehlike) suçudur; maddede sayılan engelleme hareketinin gerçekleşmesi yeterlidir, mağdurun ayrıca bir zarara uğraması aranmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/11263 E., 2023/19698 K. sayılı kararında bu niteliği açıkça vurgulamış ve hareketin parçalara bölünebildiği istisnai haller dışında bu suça teşebbüs hükümlerinin uygulanamayacağını belirtmiştir. Aynı kararda, birden fazla mağdura karşı işlenen ayrımcılık eylemlerinde zincirleme suç hükmünün (TCK m.43/2) uygulanması gerektiği de ifade edilmiştir.
Suça iştirakin tüm şekilleri (azmettirme, yardım etme, müşterek faillik) mümkündür; genel iştirak hükümleri uygulanır. İçtima bakımından ise eylem, tek başına kaldığı sürece yalnızca TCK 122 kapsamında değerlendirilir; ancak fail aynı fiil sırasında mağduru tehdit veya cebir kullanarak engellemişse tehdit ve cebir suçlarıyla (TCK 106-108), hakaret içeren sözler sarf etmişse hakaret suçuyla, eylem işçi-işveren ilişkisi bağlamında gerçekleşip iş ve çalışma hürriyetini de ihlal ediyorsa TCK 117/1 ile gerçek içtima kuralları çerçevesinde birlikte değerlendirilir.
Nefret ve Ayırımcılık Suçunun Cezası (2026)
Suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Maddede adli para cezası bağımsız bir seçenek olarak öngörülmemiş, yalnızca hapis cezasına yer verilmiştir. Bununla birlikte, faile alt sınırdan (bir yıl) ceza verilmesi hâlinde, koşulların varlığında bu hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi de gündeme gelebilir. TCK 122’de cezayı artıran özel bir nitelikli hâl düzenlenmemiştir ve bu suç, ortak hüküm olan TCK 119’un kapsamında da yer almaz.
| Ceza | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Manevi Unsur | Doğrudan kast + nefret saiki (genel/olası kast yetmez) |
| Koruma Grubu Sayısı | 10 (dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep) |
| Seçimlik Hareket Sayısı | 4 (mal satışı/devri/kirası, hizmetten yararlanma, işe alınma, ekonomik etkinlik engeli) |
| Teşebbüs | Kural olarak mümkün değil (sırf hareket suçu) |
| Şikâyete Bağlı mı? | Hayır, resen soruşturulur |
| Uzlaştırma | Kapsam dışı |
| Zamanaşımı | 8 yıl |
| Görevli Mahkeme | Asliye Ceza Mahkemesi |
Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Şikâyet: Nefret ve ayırımcılık suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir.
Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Nefret ve Ayırımcılık Suçunda Hukuk Davası (Manevi Tazminat) Açılabilir mi?
Ceza davası ile birlikte veya ondan bağımsız olarak, ayrımcılığa maruz kalan kişi, uğradığı kişilik hakkı ihlali nedeniyle haksız fiil hükümlerine dayalı bir manevi tazminat davası da açabilir. Ceza mahkemesinde verilen mahkûmiyet kararı, hukuk hâkimini bağlayan güçlü bir delil niteliği taşır; ancak ceza davasının sonucu beklenmeden de ayrı bir hukuk davası açılması mümkündür. Bu iki dava türü birbirinden bağımsız yürür ve farklı ispat standartlarına tabidir.
Sonuç
Nefret ve ayırımcılık suçu (TCK 122), görüldüğü üzere teknik ve sınırları sıkı çizilmiş bir suç tipidir: cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis olup, oluşması için hem maddede sayılan on koruma grubundan birine yönelik nefret saikinin hem de dört seçimlik hareketten birinin somut biçimde gerçekleşmesi aranır. Bu iki şarttan biri eksikse -örneğin ayrımcılığa konu özellik maddede sayılmıyorsa ya da davranış listelenen dört fiile uymuyorsa- kanunilik ilkesi gereği mahkûmiyet mümkün değildir. Bir eylemin gerçekten nefret saikiyle işlenip işlenmediği ve maddede sayılan fiillerden birini oluşturup oluşturmadığı, davanın sonucunu doğrudan belirler.
Sık Sorulan Sorular
Nefret ve ayırımcılık suçunun cezası nedir?
Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür. Maddede bağımsız bir adli para cezası seçeneği yer almaz, ancak alt sınırdan ceza verilen hâllerde seçenek yaptırımlara çevrilme, HAGB veya erteleme gündeme gelebilir.
Nefret suçu ile ayrımcılık suçu aynı şey midir?
Hayır. Türk hukukunda bağımsız bir “nefret suçu” düzenlenmemiştir; TCK 122 yalnızca nefret saikiyle işlenen ayrımcılık eylemlerini cezalandırır. Nefret saiki bulunmayan bir ayrımcı davranış bu madde kapsamında değerlendirilemez.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde resen soruşturma başlatır.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır, nefret ve ayırımcılık suçu uzlaştırma kapsamında değildir.
Hangi davranışlar bu suçu oluşturur?
Kamuya arz edilmiş bir malın satışının/devrinin/kirasının engellenmesi, kamuya arz edilmiş bir hizmetten yararlanmanın engellenmesi, işe alınmanın engellenmesi ve olağan bir ekonomik etkinliğin engellenmesi olmak üzere dört seçimlik hareketten biri gerekir; bunların dışındaki davranışlar (örneğin yalnızca sözlü ifadeler) madde kapsamında değildir.
Hangi gruplara yönelik nefret bu suç kapsamındadır?
Kanun on koruma grubu saymıştır: dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep. Kanunilik ilkesi gereği bu grupların dışındaki bir ayrımcılık, nefret saikiyle işlense dahi bu suçu oluşturmaz.
Irkçı veya ayrımcı söylemler (nefret söylemi) TCK 122 kapsamında cezalandırılır mı?
Hayır, tek başına değil. TCK 122 yalnızca maddede sayılan dört somut ayrımcı eylemi cezalandırır. Belirli bir gruba yönelik nefreti yayan ifadeler, koşullara göre halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK 216) gibi başka hükümler kapsamında değerlendirilebilir.
Ekonomik etkinliği engellemeye teşebbüs eden ama başarısız olan kişi cezalandırılır mı?
Kural olarak hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/11263 E. – 2023/19698 K. sayılı kararına göre bu suç sırf hareket (tehlike) suçudur; engelleme hareketinin gerçekleşmesi yeterlidir ve zarar aranmaz, bu nedenle hareketin parçalara bölünebildiği istisnai hâller dışında teşebbüs hükümleri uygulanamaz.
Madde 122’de sayılan dört harekete uymayan bir davranış suç oluşturur mu?
Hayır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2015/26353 E. – 2016/6373 K. sayılı kararında, sanığın eylemi maddede sayılan seçimlik hareketlerden hiçbirine uymadığından beraat kararı isabetli bulunmuştur; suç ve cezada kanunilik ilkesi gereği madde dar yorumlanır.
Kilo, yaş veya dış görünüş nedeniyle yapılan ayrımcılık bu suç kapsamında mıdır?
Hayır. Madde 122’de sayılan on koruma grubu sınırlıdır (dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep); kilo, yaş veya dış görünüş bu grupların dışındadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/33746 E., 2023/15593 K. sayılı kararında, kilosu nedeniyle dolmuşa alınmayan kişiye ilişkin olayda sanığın madde 122’de sayılan bir fiilinin bulunmadığı, bu tür davranışların somut olayın koşullarına göre başka hükümler (örneğin hakaret) kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır.
Bu suça iştirak (birlikte işleme) mümkün müdür?
Evet. Nefret ve ayırımcılık suçuna azmettirme, yardım etme ve müşterek faillik dâhil tüm iştirak şekilleriyle katılmak mümkündür; bu durumda TCK’nın genel iştirak hükümleri uygulanır.
Aynı eylemde hem hakaret hem ayrımcılık varsa ne olur?
Fail, ayrımcı davranışı gerçekleştirirken mağdura hakaret de etmişse, eylem tek bir fiil olmaktan çıkar ve gerçek içtima kuralları uyarınca hem TCK 122 hem hakaret suçundan ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilebilir; aynı ilke tehdit, cebir kullanılması veya iş ve çalışma hürriyetinin ihlali gibi durumlar için de geçerlidir.
Mağdur, ceza davasının yanında tazminat davası da açabilir mi?
Evet. Ayrımcılığa maruz kalan kişi, kişilik hakkı ihlali nedeniyle haksız fiil hükümlerine dayalı bir manevi tazminat davası açabilir; bu dava ceza davasından bağımsız yürür ve ceza davasının sonuçlanması beklenmeden de açılabilir.
Bu suç adli para cezasına çevrilebilir mi?
Madde 122’de bağımsız bir adli para cezası seçeneği yoktur; ancak hükmedilen hapis cezası alt sınırdan (bir yıl) verildiğinde, koşulların varlığı hâlinde bu ceza seçenek yaptırımlar kapsamında adli para cezasına çevrilebilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum