|

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu (TCK-121)

dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu, kişinin belli bir hakkını kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin, hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesidir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 121. maddesinde düzenlenen bu suç, Anayasa’nın 74. maddesiyle güvence altına alınan dilekçe hakkını korur. Bir vatandaşın idareye verdiği başvurunun keyfî biçimde geri çevrilmesi durumunda gündeme gelir. Hakkınızda dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçundan bir işlem yapılıyorsa ya da verdiğiniz dilekçe haksız yere kabul edilmediyse, sürecin doğru değerlendirilmesi için bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunun unsurlarını, cezasını ve usul kurallarını sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

TCK 121’e göre, kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi hâlinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçla korunan değer, Anayasa düzeyinde güvence altına alınmış olan dilekçe (başvuru) hakkıdır. Bu hak, bireyin idare karşısında talepte bulunabilmesinin ve hakkını arayabilmesinin temel araçlarından biridir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

Fail: Yetkili Kamu Görevlisi (Özgü Suç)

Maddede dilekçenin “yetkili kamu makamlarına” verildiğinden söz edildiği için, bu suçun faili kural olarak dilekçeyi kabule yetkili kamu görevlisidir. Yani bu bir “özgü suç“tur. Üstelik herhangi bir kamu görevlisinin varlığı yeterli değildir; dilekçeyi almaya görevli ve yetkili kamu görevlisinin, hukuki bir neden olmaksızın dilekçeyi reddetmesi aranır.

Mağdur

Mağdur, yetkili makama dilekçe veren kişidir. Kanun mağdur bakımından bir sınırlama getirmemiştir; bir vatandaş, yabancı ya da tutuklu dahil, dilekçe hakkına sahip herkes bu suçun mağduru olabilir.

Maddi Unsur (Fiil)

Suçun maddi unsuru, yazılı dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesidir. Burada birkaç ayrıntı önemlidir. Birincisi, başvurunun yazılı olması gerekir; salt sözlü bir başvurunun kabul edilmemesi bu suçu oluşturmaz (sözlü ihbar veya şikâyetin tutanağa geçirilmesi ayrı bir konudur). İkincisi, dilekçenin ilgili mevzuatta öngörülen unsurları (ad-soyad, imza, adres gibi) taşıması ve görevli-yetkili mercie verilmiş olması gerekir. Süreli bir işlemde, dilekçe süresinde verilmesine rağmen kabulünün geciktirilmesi de bu suçu oluşturabilir.

Manevi Unsur (Kast)

Suç yalnızca kasten işlenebilir; failin, dilekçeyi haklı bir hukuki neden bulunmadığını bilerek reddetmesi gerekir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Hangi Hallerde Ret Hukuka Uygundur?

Her dilekçe reddi suç oluşturmaz; reddin “hukuki bir neden olmaksızın” yapılmış olması şarttır. Dilekçenin konusunun idarenin yetki alanı dışında kalması, başvurunun yanlış (yetkisiz) bir mercie yapılması ya da dilekçenin yetkisiz kişi tarafından imzalanması gibi durumlarda, dilekçenin reddedilmesi hukuka uygundur ve suç oluşmaz. Bu nedenle her olayda, ret gerekçesinin gerçekten hukuka uygun olup olmadığı somut biçimde değerlendirilmelidir.

Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Ayrım

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, bu suç ile görevi kötüye kullanma suçu (TCK 257) arasındaki ayrımdır. Temel ölçüt şudur: Dilekçenin hiç kabul edilmemesi (alınmaması, geri çevrilmesi ya da yırtılması) dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturur. Buna karşılık dilekçe alınıp kaydedildikten sonra hakkında işlem yapılmaması veya cevapsız bırakılması, koşullara göre görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilir. Bu ayrım, eylemin doğru nitelendirilmesi açısından belirleyicidir.

Dilekçe Hakkının Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası altı aya kadar hapistir. TCK 121’de cezayı artıran ya da azaltan özel bir nitelikli hâl düzenlenmemiştir; bu suç ortak hüküm olan TCK 119’un kapsamında da yer almaz. Ceza altı ayı geçmediğinden, koşulların varlığı hâlinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı diğer şartlara da bağlı olduğundan, bir savunma avukatına danışmanız yerinde olur.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

İspat: Mağdur Ne Yapmalı?

Bu suçta en kritik mesele ispattır. Dilekçenizin kabul edilmediğini ortaya koyabilmek için, başvurunuzu mümkün olduğunca belgelendirmeniz önemlidir. Dilekçenin bir örneğini saklamak, mümkünse kayıt (havale) numarası almak, başvuruyu iadeli taahhütlü posta ya da KEP gibi izlenebilir yollarla yapmak ve reddin gerekçesini yazılı olarak talep etmek, sürecin ispatı açısından değer taşır. Bu adımların somut olayınıza nasıl uyarlanacağını bir avukatla değerlendirmeniz faydalı olacaktır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Üyelik Dilekçesini Talimatla Kabul Ettirmeyen Oda Başkanı, Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçundan Sorumludur

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2012/28459 E. – 2013/4036 K., 13.02.2013 T.

Kararın Özeti

Yakınan, Ziraat Odası Başkanlığına üye olmak amacıyla bir dilekçe yazmış ve bunu posta yoluyla göndermiştir. Oda Başkanı olan sanık, kendi talimatıyla bu posta gönderisinin kabul edilmemesini sağlamıştır. Yerel mahkeme sanığı dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi (TCK m.121) suçundan mahkûm etmiş; Yargıtay, tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmayarak hükmü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturur. Sanık, dilekçeyi bizzat kendisi almamış olsa da, kabul edilmemesi yönünde talimat vererek eylemi gerçekleştirmiştir. TCK m.24/3 uyarınca, “konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.” Bu nedenle suçun unsurları emri veren sanık yönünden oluşmuştur.

“…konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.”

Değerlendirme

Bu karar iki temel noktayı ortaya koyar. Birincisi, suçun maddi unsuru: Bir kişinin hakkını kullanmak için yetkili makama verdiği dilekçenin, hukuki bir gerekçe gösterilmeksizin kabul edilmemesi başlı başına suçtur; dilekçenin esastan reddi değil, kabul dahi edilmemesi cezalandırılmaktadır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (ziraat odası gibi) da bu kapsamdadır. İkincisi, emir-sorumluluk ilişkisi: “Ben sadece talimat verdim, fiilen reddeden başka kişi” savunması sanığı kurtarmaz. Konusu suç teşkil eden bir emir hukuka uygunluk sebebi sayılamaz; bu durumda hem emri veren hem de yerine getiren sorumlu olur. Amir konumundaki kişi, hukuka aykırı bir talimatla işlenen suçtan, eylemi bizzat yapmasa dahi sorumludur. Pratik sonuç olarak, kişilerin dilekçelerini “üst düzeyden gelen talimat” gerekçesiyle işleme almamak, hem talimatı uygulayan görevliyi hem de talimatı veren amiri cezai sorumluluk altına sokar.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28459 E. – 2013/4036 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Sanığa yükletilen dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
TCK’nın 24/3. maddesinin “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur” hükmü gereğince, yakınanın Ziraat Odası Başkanlığına üye olmak amacıyla yazdığı dilekçeyi içeren posta gönderisini Oda Başkanı olan sanığın talimatı ile kabul etmeme şeklindeki eylemde, atılı suçun unsurları sanık yönünden mevcut olmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilemeyeceği,
Anlaşıldığından sanık …’nun ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 13/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ruhsat Talepli Dilekçeyi Kabul Edip Kayda Almamak Görevi Kötüye Kullanma Değil, Dilekçe Hakkının Engellenmesi Suçunu Oluşturur

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2013/7283 E. – 2015/11885 K., 26.05.2015 T.

Kararın Özeti

Belediye Başkanı olan sanığın talimatıyla, maiyetindeki memur, katılanların avukatları tarafından verilen akaryakıt istasyonu işletme ruhsatı talepli dilekçe ve eklerini kabul edip kayda almamıştır. Yerel mahkeme, görevi kötüye kullanma suçundan her iki sanığın da beraatine karar vermiş; Yargıtay, eylemin görevi kötüye kullanma değil, dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi (TCK m.121/1) suçunu oluşturduğunu belirterek beraat hükümlerini bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.257’de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu; genel, tali ve tamamlayıcı nitelikte bir hükümdür. Bu suçun oluşabilmesi için, eylemin kanunda ayrıca özel bir suç olarak tanımlanmamış olması gerekir. Somut olayda sanıkların eylemi, TCK m.121/1’de “kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi” şeklinde özel olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla eylem, genel norm olan görevi kötüye kullanma değil, özel norm olan dilekçe hakkının engellenmesi suçunu oluşturur.

“…TCK’nın 257. maddesinin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup … eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği…”

Değerlendirme

Bu karar iki önemli ilkeyi ortaya koyar. Birincisi, normların yarışması (içtima) ve tali normun ikincilliği: Görevi kötüye kullanma, ancak failin görevine aykırı eylemi başka hiçbir özel suç tipine uymadığında devreye girer. Eğer eylem TCK m.121 gibi özel bir hükümde tanımlanmışsa, “özel norm genel normu bertaraf eder” ilkesi uyarınca o özel suçtan ceza verilir; m.257 uygulanmaz. Bu, suç vasfının doğru belirlenmesi bakımından temel bir ayrımdır ve doğru maddeden mahkûmiyeti gerektirir. İkincisi, suçun maddi unsuru: Bir hakkı kullanmak için (burada ruhsat talebi) yetkili makama verilen dilekçenin hukuki gerekçe olmaksızın kabul edilmemesi ya da kayda alınmaması başlı başına suçtur. Dilekçenin esastan reddedilmesi değil, işleme dahi alınmaması cezalandırılmaktadır. Bu nedenle, yetkili makamların kendilerine ulaşan talepleri hukuki bir dayanak göstermeksizin kayıt dışı bırakması, beraatle değil, özel suç tipinden mahkûmiyetle sonuçlanmalıdır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/7283 E. – 2015/11885 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Tebliğname No : 5 – 2012/253868
MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/06/2012
NUMARASI : 2009/574 Esas, 2012/887 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Belediye Başkanı olarak görev yapan sanık H.. Z..’in talimatıyla maiyetinde memur olan sanık S.. Ö..’ün, suç tarihinde katılanlar adına avukatları tarafından verilen akaryakıt istasyonu işletme ruhsatı talebi içerikli dilekçe ve eklerini kabul edip kayda almadığının dosya kapsamıyla sübuta erdiği, ancak TCK’nın 257. maddesinin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği, sanıkların eylemlerinin ise TCK’nın 121/1. maddesinde ”kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi” şeklinde tanımlanan dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı ve dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şikâyet Dilekçesini “Adli Soruşturma Sonucunu Bekleme” Gerekçesiyle İşleme Koymamak Dilekçe Hakkının Engellenmesi Açısından Tartışılmalıdır

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2018/9242 E. – 2019/9702 K., 15.10.2019 T.

Kararın Özeti

Kaymakam olarak görev yapan sanık; katılanın, mesai saatleri içinde büroda bir memur tarafından darp edilmesi olayına ilişkin şikâyet dilekçesini, “adli soruşturmanın sonucunu bekleyeceğini” ileri sürerek işleme koymamış, ayrıca darptan haberdar olmasına rağmen ilgili memur hakkında disiplin soruşturması da başlatmamıştır. Sanık ihmali davranışla görevi kötüye kullanmadan yargılanmış ve yerel mahkemece beraatine karar verilmiştir. Yargıtay, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe nedeniyle beraat hükmünü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Mahkeme, hukuki durumu belirlemeden önce iki hususu araştırmalıdır. Birincisi, ilgili memur hakkında disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığı ilgili yerlerden sorulmalı, yapılmamışsa zamanaşımına uğrayıp uğramadığı saptanmalıdır. İkincisi, sanığın şikâyet dilekçesini işleme koymama eyleminin, TCK m.121’de düzenlenen dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılmalıdır. Bu araştırmalar yapılmadan ve gerekçe oluşturulmadan beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

“…eyleminin TCK’nın 121. maddesinde düzenlenen dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılmak suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği…”

Değerlendirme

Bu karar iki bakımdan öğreticidir. Birincisi, dilekçe hakkının engellenmesi suçunun yalnızca dilekçeyi “kabul etmeme” ile sınırlı olmadığı; geçersiz bir gerekçeyle işleme koymama biçiminde de gündeme gelebileceği vurgulanmaktadır. “Adli soruşturmanın sonucunu bekleme” iddiası, bir şikâyet dilekçesini işleme almamak için tek başına hukuki/geçerli bir neden oluşturmayabilir; çünkü disiplin süreci adli süreçten bağımsız işler ve birinin diğerini beklemesi kural değildir. İkincisi, kamu görevlisinin ihmali davranışı, hem dilekçeyi işleme koymama (dilekçe hakkının engellenmesi) hem de görevi gereği başlatması gereken disiplin soruşturmasını açmama (görevi kötüye kullanma) açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Önemli bir usul ilkesi de şudur: Mahkeme, bu olasılıkları araştırıp tartışmadan, eksik gerekçeyle beraat kararı veremez; aksi hâlde karar bozulur. Vatandaşın hakkını korumak için verdiği şikâyet dilekçesini soyut gerekçelerle işlemsiz bırakmak, kamu görevlisi yönünden cezai sorumluluk doğurabilir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/9242 E. – 2019/9702 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde Havsa Kaymakamı olarak görev yapan sanığın, katılanın 2010 yılı Ocak ayında Havsa Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü … tarafından mesai saatleri içerisinde büroda darp edilmesi olayı ile ilgili bu şahıs hakkında şikayeti içeren ve katılan tarafından getirilen dilekçeyi, adli soruşturmanın sonucunu bekleyeceğini ileri sürerek işleme koymadığı ve darp olayından haberdar olmasına rağmen disiplin soruşturması da başlatmayarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; adı geçen hakkında disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığının ilgili yerlerden sorulması ve yapılmamış ise zamanaşımına uğrayıp uğramadığı da araştırıldıktan sonra neticesine göre eyleminin TCK’nın 121. maddesinde düzenlenen dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılmak suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 15/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK 121), failinin yalnızca yetkili kamu görevlisi olabilmesi, reddin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve görevi kötüye kullanma suçuyla sınırı bakımından teknik bir alandır. Eylemin bu suçu mu yoksa görevi kötüye kullanmayı mı oluşturduğu ve reddin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı, sürecin sonucunu belirleyebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir