|

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu (TCK-123)

kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, bir kimseyi sırf rahatsız etmek amacıyla ısrarla telefonla aramak, gürültü yapmak ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka davranışlarda bulunmaktır. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 123. maddesinde düzenlenen bu suç, bireyin iç huzurunu ve rahatsız edilmeden yaşama hakkını korur. Uygulamada en sık karşılaşılan suç tiplerinden biri olan bu düzenleme, 2022 yılında eklenen ısrarlı takip suçu (TCK 123/A) ile yakından ilişkilidir. Hakkınızda kişilerin huzur ve sükûnunu bozma ya da ısrarlı takip suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, eylemin hangi suça girdiği büyük önem taşır; bu nedenle bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda her iki suçun da unsurlarını, cezasını ve aralarındaki farkı sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

TCK 123’e göre, sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Suçla korunan değer, kişinin ruhsal sükûneti, iç huzuru ve özel hayatı bağlamında “rahatsız edilmeme hakkı”dır.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Unsurları (TCK 123)

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; kanun fail bakımından bir nitelik aramaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise huzur ve sükûnu bozulan belirli bir kişidir. Rahatsız edici davranışın belirli bir kişiye yönelmesi gerekir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için ceza hukukunda taraflar başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç seçimlik hareketli bir suçtur ve üç biçimde işlenebilir: ısrarla telefon etmek, ısrarla gürültü yapmak veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunmak. Burada belirleyici olan ısrar unsurudur; tek seferlik bir hareket kural olarak bu suçu oluşturmaz, davranışın tekrarlanması ve süreklilik göstermesi gerekir. Sosyal medya veya anlık mesajlaşma uygulamaları yoluyla peş peşe gönderilen içerikler de aynı çerçevede değerlendirilebilir. Bu suç, davranış devam ettiği sürece süren (mütemadi/kesintisiz) bir suç niteliği taşır.

Manevi Unsur (Özel Kast)

Suçun en kritik unsuru manevi unsurdur: Suç ancak “sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla” işlenebilir. Yani failin tek amacı mağduru rahatsız etmek olmalıdır. Bu özel kast yoksa suç oluşmaz. İşte bu unsur, davranışı sıradan gürültü fiillerinden ve Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari yaptırımlardan ayıran temel noktadır.

Kabahatten ve Diğer Düzenlemelerden Farkı

Her gürültü ya da rahatsızlık bu suçu oluşturmaz. Belirli bir kişiyi hedef almayan, genel nitelikteki gürültüler büyük ölçüde Kabahatler Kanunu kapsamında idari yaptırıma tabidir. TCK 123’ün uygulanabilmesi için davranışın belirli bir kişiye yönelmesi ve “sırf o kişinin huzurunu bozma” amacını taşıması gerekir. Bu ayrım, eylemin suç mu yoksa kabahat mi sayılacağını belirlediğinden son derece önemlidir.

Israrlı Takip Suçu (TCK 123/A)

2022 yılında 7406 sayılı Kanun‘la TCK’ya eklenen ısrarlı takip suçu, huzur bozma fiillerinin daha ağır ve tehlikeli bir biçimini ayrı bir suç olarak düzenlemiştir.

Israrlı Takibin Unsurları

TCK 123/A’ya göre; ısrarlı bir şekilde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle, bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kişinin kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Görüldüğü gibi bu suçta, sıradan bir rahatsızlığın ötesinde, mağdurun güvenlik endişesi duyması ya da ciddi bir huzursuzluk yaşaması aranır.

Nitelikli Halleri

Suçun aşağıdaki hâllerde işlenmesi cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapse yükseltir:

  • Suçun çocuğa ya da hakkında ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  • Mağdurun okulunu, iş yerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  • Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbiri kararı verilen fail tarafından işlenmesi.

Özellikle eşler arasındaki ve aile içi uyuşmazlıklarda bu nitelikli hâller sıkça gündeme gelir.

TCK 123 ile TCK 123/A Arasındaki Fark

İki suç birbirine benzese de aralarında belirleyici farklar vardır. TCK 123 (huzur ve sükûnu bozma), ısrarlı telefon, gürültü gibi rahatsız edici davranışları cezalandırırken; TCK 123/A (ısrarlı takip), fiziki takip ya da iletişim araçları veya üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurarak mağdurda güvenlik endişesi veya ciddi huzursuzluk yaratan, daha ağır bir suç tipidir. Eylemin hangi suça gireceği yalnızca ceza miktarını değil; birazdan değineceğimiz üzere uzlaştırma sürecini, adli kontrol ve tutuklama ihtimallerini de doğrudan etkiler. Bu nedenle doğru nitelendirme kritik önemdedir. Ayrıntılı bilgi için ceza avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Cezası (2026)

TCK 123’te ceza üç aydan bir yıla kadar hapis, TCK 123/A’da ise altı aydan iki yıla kadar (nitelikli hâlde bir yıldan üç yıla kadar) hapistir. Kısa süreli hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı hâlinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlı olduğundan, bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur. Belirtmek gerekir ki TCK 123’te ayrı bir nitelikli hâl bulunmaz; ısrarlı takip suçunda ise yukarıda sayılan nitelikli hâller cezayı artırır.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Bu başlıkta, iki suç arasında uygulamada en çok hata yapılan kritik bir fark bulunmaktadır.

Şikâyet

Hem kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (TCK 123) hem de ısrarlı takip suçu (TCK 123/A) şikâyete bağlıdır. Mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir; aksi hâlde şikâyet hakkı düşer.

Uzlaştırma (Kritik Fark)

Burada iki suç ayrışır. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (TCK 123) uzlaştırma kapsamındadır; dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir, taraflar anlaşırsa dava düşer. Buna karşılık ısrarlı takip suçu (TCK 123/A), şikâyete bağlı olmasına rağmen uzlaştırma kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca TCK 123 başka bir suçla (örneğin kasten yaralamayla) birlikte işlenmişse, uzlaştırma hükümleri uygulanmayabilir.

Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Her iki suçta da dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Aralarında Uzun Süre Bulunan Kopuk Eylemler “Israr” Unsurunu Oluşturmaz

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1878 E. – 2023/4236 K., 23.10.2023 T.

Kararın Özeti

Katılan, gece saatlerinde evinin kapısının şiddetle çalınması/yumruklanması üzerine kapıyı araladığında sanığı görmüş, sanık ise oradan uzaklaşmıştır. Bunun yanında, bu olaydan yaklaşık bir yıl önce sanığın katılanın ev telefonuna bir kutlama mesajı bıraktığı ileri sürülmüştür. Yerel mahkeme, ısrar unsuru oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.123’teki suçun maddi unsuru, sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasıdır. Somut olayda kapı yumruklama eylemi tek kalmış; yaklaşık bir yıl önceki mesaj ise hem zaman bakımından bu olaydan tamamen kopuk olduğundan ısrar kapsamında değerlendirilememiş hem de o eyleme ilişkin şikâyet süresi geçmiştir. Bu nedenle ısrar öğesi ve sırf huzur bozma saiki bulunmadığından suçun unsurları oluşmamıştır.

“…ısrar öğesinin ve sırf huzur ve sükununu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan…”

Değerlendirme

Bu karar, “ısrar” unsurunun zamansal boyutunu netleştirmesi bakımından öğreticidir. Israr, yalnızca eylemin birden fazla kez yapılmasını değil, bu eylemlerin birbirine zaman bakımından bağlı, süreklilik arz eden bir bütün oluşturmasını gerektirir. Birbirinden uzun süreyle (burada yaklaşık bir yıl) ayrılmış, kopuk ve münferit davranışlar, sayıca birden çok olsa dahi ısrar/süreklilik oluşturmaz. Karardan çıkan ölçütler:

  • Tek eylem yetmez: Gece kapı yumruklama gibi bir kez gerçekleşen davranış suçu oluşturmaz.
  • Zamansal kopukluk: Aralarında uzun süre bulunan eylemler tek bir “ısrarlı” bütün sayılamaz.
  • Şikâyet süresi: Çok önceki bir eyleme dayanılacaksa, o eylem için şikâyet süresinin geçmemiş olması gerekir.
  • Özel kast: Eylemlerin sırf huzur ve sükunu bozma saikiyle yapılması aranır.

Pratik sonuç olarak, geçmişte yaşanmış münferit bir olayı (örneğin bir yıl önceki bir mesaj) sonraki tek bir olayla birleştirerek “ısrar” oluşturmaya çalışmak hukuken sonuç doğurmaz. Müşteki/katılan açısından, huzur bozma iddiasının kabulü için eylemlerin belirli ve yakın bir zaman aralığında, tekrarlanarak ve süreklilik göstererek gerçekleştiğinin somut delillerle ortaya konması gerekir; aksi hâlde unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1878 E.  2023/4236 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1332 E., 2015/1500 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2015/1332 Esas, 2015/1500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.01.2021 tarihli ve 18-2016/30526 sayılı hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; huzur ve sükun bozma suçunun oluştuğu, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile sanığın … Mahallesinde ikamet ettikleri, katılanın suç tarihinde evde yalnız olduğu sırada saat 01:00 sularında evinin kapısının çok şiddetli bir şekilde çalındığını duyması üzerine kapıyı açtığında sanığı gördüğü, sanığın da katılanı görmesi üzerine oradan kaçtığı, daha öncede sanığın katılanın telefonuna mesaj atmak suretiyle rahatsız ettiği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemece; ”ısrarla hukuka aykırı davranışta bulunma” unsurunun gerçekleşmediği, sanığın eyleminin tek olduğu, suç tarihinden bir yıl önceki katılanın ev telefonuna mesaj bırakma eyleminin o tarihlerde şikayet konusu yapılmaması, şikayet edildiği tarih itibariyle şikayet süresinin geçirilmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda TCK’nın 123. madde kapsamında sanığın bir yıl önceki bu eyleminin “ısrar” unsuru içerisinde değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak, sanık hakkında yasal unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine verilmiştir.

3. Sanık aşamalardaki beyanlarında, havyancılıkla uğraştığını, olay günü çarşıdan hayvanların yanına gitmek için caddeden yoldan yürüdüğünü, müştekinin evinin de hemen yolun kenarında olduğunu, olay günü gecesi müştekiyi evin avlusunda gördüğünü, müştekinin kendisine laf attı, “terbiyesiz aile” dediğini, etrafta da kendisiyle ilgili dedikodu yaptığını duyduğunu, müştekiye “herşeyi yapıyorsun, sonra yağ gibi suyun üstüne çkıyorsun, Allah kahretmesin seni” dediğini ve oradan ayrıldığını, kesinlikle kapısına yumrukla vurmadığını, bu olaydan önce müştekinin ev telefonuna mesaj gönderdiği hususunu da kabul etmediğini, müştekinin araştırıp telefonun kendisine ait olduğunu söylediğini, ancak bunu kabul etmediğini savunmuştur.

4. Katılan aşamalardaki beyanlarında arkadaşının kapısının önünde oturduğu sırada yoldan sanığın geçtiğini, arkadaşlarının kendisini evine kadar bıraktıklarını, 15-20 dakika sonra kapısının yumruklandığını, kapıyı açmadığını, kapıda bulunan perdeyi araladığında sanığı gördüğünü, evin önünde durduğunu, hemen arkadaşı …’i arayarak, eşini yollamasını, sanık …’in evine kadar geldiğini söylediğini, telefonla konuştuğunu anlayan sanığın hemen oradan kaçıp gittiğini, bu olaydan yaklaşık 1 yıl önce sanığın evindeki sabit telefonuna “kandilin mübarek olsun …” şeklinde mesaj göndermiş olduğunu, bu mesajı oğlunun telefonu açtığında dinlediğini, araştırdıklarında da sanığa ait telefon olduğunun ortaya çıktığını, olay nedeniyle sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde, TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu gözetildiğinde; ısrar öğesinin ve sırf huzur ve sükununu bozma saikinin bulunmaması nedeniyle unsurları oluşmayan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan beraat kararı verilmesine dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2015/1332 Esas, 2015/1500 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.

Karşılıklı Diyaloğa Dönüşüp Kesilen Mesajlaşmada “Israr” Unsuru Oluşmaz; Beraat Doğru Kanun Bendine Oturtulmalıdır

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1800 E. – 2023/4234 K., 23.10.2023 T.

Kararın Özeti

Sanığın, sosyal paylaşım sitesindeki hesabından katılana iki gün içinde (23–24.12.2014) toplam beş mesaj gönderdiği; katılanın eşinin aynı hesaptan cevap vermesiyle kısa süreli karşılıklı bir mesajlaşma yaşandığı ve bu andan itibaren sanığın bir daha mesaj atmadığı belirlenmiştir. Yerel mahkeme, ısrar unsuru oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiş; Yargıtay sonucu doğru bulmakla birlikte, beraatin dayandığı kanun bendini düzelterek hükmü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.123’teki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte olup, oluşması için eylemin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekir. Suçun maddi unsuru bakımından, telefon etme, gürültü yapma veya aynı maksatla hukuka aykırı davranışın bir kez yapılması yeterli değildir; eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf huzur ve sükunu bozma saikiyle işlenmesi şarttır. Somut olayda mesajlaşma kısa sürede karşılıklı bir diyaloğa dönüşmüş ve sanık tarafından sonlandırılmıştır; bu nedenle ısrar unsuru gerçekleşmemiştir. Daire, suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatin CMK m.223/2-c yerine m.223/2-a uyarınca verilmesi gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onamıştır.

“…eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.”

Değerlendirme

Bu karar iki açıdan öğreticidir. Birincisi, mesajlaşma bağlamında ısrar değerlendirmesi: Sınırlı sayıda mesaj gönderilmesi ve özellikle iletişimin karşı tarafın da katıldığı karşılıklı bir diyaloğa dönüşmesi, ısrar/süreklilik unsurunu ortadan kaldırır. Fail, karşı tarafın tepkisi üzerine iletişimi kendiliğinden sonlandırmışsa, “rahatsız etmekte ısrar” söz konusu olmaz. Bu nedenle birkaç mesajdan ibaret, kesintiye uğrayan veya çift yönlü hâle gelen yazışmalar bu suçu oluşturmaz. İkincisi, beraat gerekçesinin doğru kanun bendine oturtulması: Bir eylemin suç unsurlarının oluşmaması hâlinde verilecek beraat, “kast/taksir yokluğu” (m.223/2-c) gibi farklı bir bende değil, kanunda öngörülen doğru gerekçeye dayanmalıdır. Yargıtay, sonucu (beraati) değiştirmeden yalnızca dayanağı düzelterek hükmü onamış; bu durum, beraat kararlarında dahi hukuki gerekçenin doğru seçilmesinin önemini gösterir. Müşteki/katılan açısından çıkarım, huzur bozma iddialarında iletişimin tek yönlü, tekrarlayan ve süreklilik gösteren niteliğinin (mesaj/çağrı kayıtlarıyla) ortaya konmasının zorunlu olduğudur; karşılıklı yazışmalar bu suçun kapsamı dışındadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1800 E. – 2023/4234 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/251 E., 2016/25 K.
SUÇLAR : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/251 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.04.2021 tarihli ve 18-2016/212282 sayılı hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın Mahmut Khrmn (Mehmet Kara) ismiyle facebook hesabının olduğu, sanığın bu facebook hesabından 23.12.2014 ve 24.12.2014 tarihlerinde katılan …’nin kendi ismiyle açtığı facebook hesabına ısrarla birden fazla mesaj atarak kişinin huzur ve sukununu bozma suçunu işlediği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemece; sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki kendi hesabından katılana ait hesaba 23.12.2014 tarihi saat 17.19’dan 24.12.2014 tarihi saat 09.26 ya kadar farklı zaman diliminde 5 adet mesaj gönderdiği, katılanın eşi tarafından sanığa 24.12.2014 tarihi saat 16.31’de cevap verildiği, saat 16:38’e kadar karşılıklı mesajlaşmanın sürdüğü ve bu andan itibaren sanığın tekrar mesaj yazmadığının sosyal paylaşım sitesinin mesajlaşma çıktısından anlaşıldığı, madde metninde karşıdaki kişinin sırf huzur ve sükununu bozma amacıyla ısrarla telefon edilmesi veya başka bir hukuka aykırı davranışta bulunulmasının suç olarak düzenlendiği, davranışın ısrarla yapılması gerektiği, somut olay açısından yapılan değerlendirmede suçun yasal unsurlarından olan ısrarın gerçekleşmediğine kanaat getirildiği, iki gün içerisinde beş mesaj attıktan sonra katılanın eşinin aynı hesaptan sanık ile konuştuğu, bu konuşmadan sonra sanığın bir daha mesaj atmadığı, ısrar şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatine verilmiştir.

3. Sanık aşamalardaki beyanlarında, ”…’nin kız arkadaşı olduğunu, kendisi ile çıkarken başkası ile sözlendiğini, neden böyle birşey yaptığını sormak amacıyla mesaj gönderdiğini, daha sonra da mesaj göndermekten vazgeçtiğini, rahatsız etmek amacıyla yapmadığını” savunmuştur.

4. Katılan aşamalardaki beyanlarında, “sanıktan şikayetçi olduğunu, kamu davasına katılmak istediğini” beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılanın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç olup, bu suçun oluşması için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/251 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararına yönelik katılanın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının birinci paragrafında yer alan “5271 sayılı CMK’nın 223/2-c” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu, “Israr” Unsuru ve “Sırf Bozma Kastı” Olmadan Oluşmaz

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1540 E. – 2023/4366 K., 25.10.2023 T.

Kararın Özeti

Sanık, hareket hâlindeki katılanın aracının arka kapısına bir kez (iki tekme) vurmuştur; araçta herhangi bir zarar oluşmamıştır. Sanık, katılanın kendisiyle arkadaş olmak istemesi üzerine sinirlenerek tekme attığını savunmuştur. Yerel mahkeme, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan beraat kararı vermiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.123’teki suçun oluşması için iki unsur şarttır. Birincisi ısrar unsuru: Telefon etme, gürültü yapma veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışın süreklilik gösterecek biçimde, tekrarlanarak yapılması gerekir; tek seferlik bir eylem yeterli değildir. İkincisi özel kast: Failin “sırf huzur ve sükunu bozma” maksadıyla hareket etmesi gerekir. Somut olayda eylem bir kez gerçekleşmiş, ısrar unsuru oluşmamış; ayrıca sanığın sırf katılanı rahatsız etme kastıyla hareket ettiğine dair delil de elde edilememiştir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı isabetlidir.

“…sırf katılanı rahatsız etmek ve kişilerin huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket ettiğine ilişkin delil elde edilemediği…”

Değerlendirme

Bu karar, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun iki kurucu unsurunu net biçimde ortaya koyar ve her ikisinin de birlikte bulunması gerektiğini gösterir.

UnsurAnlamı
Israr (süreklilik)Eylemin tekrarlanması; tek seferlik davranış suçu oluşturmaz
Özel kast“Sırf huzur ve sükunu bozma” maksadı; genel kast yeterli değil
Belirli kişiye yönelmeEylem belli bir kişiyi hedeflemeli
Hareket türüTelefon, gürültü veya aynı maksatla hukuka aykırı başka davranış

Pratik sonuçlar açısından iki nokta öne çıkar. Birincisi, ısrar/süreklilik belirleyicidir: Bir kişiye yönelik tek bir rahatsız edici eylem (burada araca bir kez tekme atma), ne kadar uygunsuz olursa olsun, bu suçu oluşturmaz; eylemin tekrar tekrar, süreklilik arz edecek biçimde yapılması aranır. İkincisi, saik (özel kast) şarttır: Fail başka bir nedenle (öfke, anlık tepki, tartışma) hareket etmişse, “sırf huzuru bozma” maksadı bulunmadığından suç oluşmaz. Bu iki süzgeç, gündelik anlaşmazlıkların veya tek seferlik tepkilerin bu suç kapsamına alınmasını önler. Failin kastının kesin biçimde ispatlanamadığı durumlarda, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilir. Müşteki/katılan açısından çıkarım, eylemlerin tekrarını ve sürekliliğini (mesaj/çağrı kayıtları, tanık, tutanak gibi delillerle) ve failin özel kastını ortaya koyan olguları dosyaya kazandırmanın belirleyici olduğudur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/1540 E. – 2023/4366 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/629 E., 2016/49 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2015/629 Esas, 2016/49 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraat kararı karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.03.2021 tarihli ve 2016/107285 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz İsteği; eksik incelemeye, sanığın ceza almamasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın müvekkiline karşı atılı suçu işlediğine, bu nedenle beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Olay günü saat 19:15 sıralarında … Mahallesi … Caddesi … Pasajı No:14 sayılı yerde meydana geldiği iddia olunan kişilerin huzur ve sükunun bozma suçu ile ilgili olarak başlatılan soruşturma kapsamında, katılanın alınan ifadesinde, kendisine ait aracı ile tek başına hareket halinde iken sol arka kapısından iki kez aracına tekme atılarak darbe atıldığını anladığını, arka kapısında ayak izleri gördüğünü, aracında herhangi bir zarar ziyanın olmadığını, aracına tekme atan şahıstan şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği iddiasıyla hakkında “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.

2.Sanığın atılı suçlamaları kabul ettiği ve yargılama aşamasında alınan savunmasında;
“Olay tarihinde katılanın aracına bir tekme attım çünkü beni tahrik etmişti benimle arkadaş olmak istedi ben de bunu kabul etmedim sinirlendim ve aracına tekme attım araca başka tekme atan olup olmadığını görmedim öncelikle beraatimi talep ederim bu mümkün değil ise hakkımda Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ni talep ederim.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.

3.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve yargılama aşamasında alınan ifadesinde;
“Ben sanık hakkında şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum,olay tarihinde aracım ile dolaşmaya çıkmıştım,… önüme atladı,birisi aracı- ma iki kez tekme attı ancak ben kimin attığını görmedim daha sonra sanık … kendisinin tekme attığını kabul etmiş,benim asıl huzur ve sükunumu bozan …’dur … sürekli önüme çıkıp aracımın önüne atlamaktadır,ancak … suçlamaları kabul etmediği için hakkında Takipsizlik kararı verilmiştir aracımda zarar yoktur soruşturma aşamasında alınan beyanlarda gerek tanık gerekse sanık … benim değişik facebook adreslerimin olduğunu ve kendilerine yönelik değişik yaklaşımlarım olduğunda asılsız iftirada bulunmuşlardır haklarındaki ek takipsizlik kararı kesinleşmiş ise haklarında İftiradan suç duyrusunda bulunulmasını istiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece 27.01.2016 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği belirlenmiştir.

4.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
“…Sanık hakkında TCK’nın 123.maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 123.maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükunu bozma suçunun hareket unsuru, ısrarla telefon edilmesi veya gürültü yapılması ve hukuka aykırı başka davranışlarda bulunulmasıdır. Bu suçun oluşması için öncelikle bir kişiye karşı telefon edilmesi,gürültü yapılması veya aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması gerekir.Ayrıca bu suçun oluşumu için yukarıda sayılan telefon etme,gürültü yapma yada aynı maksatla hukuka aykırı başa bir davranışta bulunmanın bir defalığına yapılmış olması yeterli değildir.Madde metninde de belirtildiği üzere, ısrarla bu hareketlerin yapılması gerekir.Israr kendi bünyesinde sürekliliği içerir. Bu suçun oluşması için failin ısrarla bir kimseye telefon etmesi,gürültü yapması veya hukuka aykırı davranışta bulunması yeterli değildir.Bu eylemi sırf huzur ve sükunu bozmak maksadıyla bir kimseye karşı yapması gerekir.Bu husustan çıkarılacak ilk husus bu eylemin belirli bir kişiye yönelmesidir.Belli bir kişiye yönelmeyen hareketler,TCK’nın 123.maddesinde düzenlenen suçu oluşturmayacaktır.Ayrıca bir kimseye yönelen hareketin sırf onun huzur ve sükununu bozmak maksadıyla yapılmış olması gerekir.Burada mağdurun huzur ve sükununu bozma amacı olmadan yapılan davranışlar iş bu suçu oluşturmaz.

Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin 2010/17877-Esas,2013/9800-Karar sayılı ilamı özetle;’Ancak;Sanığın olay günü saaat 02.00 sıralarında katılanın evine giderek kapıya vurup aç diye bağırdığı,aynı gün saat 22.30 sıralarında tekrar giderek hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinin anlaşılması karşısında,TCK’nın 123.maddesindeki suçun ısrar unsurunun gerçekleşmediği gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması…’ şeklindedir.

Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 2013/6180-Esas,2014/12896-Karar sayılı ilamı özetle; Bir kimseye telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması eylemlerinin ısrarla yapılması halinde,TCK’nın 123.maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturacağı gözetilmeden,sanığın,kayınpederi olan katılanın evine saat 22.00 sıralarında gelerek kapı zilini çalması ve açılmayınca ertesi gün tekrar sabah saatlerinde gelerek kapı zilini çalması şeklinde gerçekleşen eyleminde,suçun ısrar unsurunun ne şekilde oluştuğu açıklanmadan yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi…’ şeklindedir.

Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 2013/4785-Esas,2014/14006-Karar sayılı ilamı özetle;
Bir kimseye telefon edilmesi,gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması eylemlerinin ısrarla yapılması halinde kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşacak olması,evli ve çocuklu olan sanığın telefon numarasını yazdığı not kağıdını yine evli ve çocuklu olan şikayetçiye verme şeklindeki eylemini bir kez gerçekleştirmesi karşısında, TCK’nın 123.maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun ısrar öğesinin o- luşmadığı gözetilmeden ve TCK’nın 105.maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunun oluşup oluş -madığı da tartışılmadan,yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması…’ şeklindedir.

İddia, sanık savunması,katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından katılanın 38 TL 014 plakalı aracı ile tek başına hareket halinde iken sol arka kapısından iki kez aracına tekme atılarak darbe atıldığını anladığını,arka kapısında ayak izleri gördüğünü,aracında herhangi bir zarar ziya -nın olmadığını,aracına tekme atan şahıstan şikayetçi olduğunu beyan etmiş olup,sanık … soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında …’ nın aracına tekme attığını kabul ettiği anlaşılmıştır.Katılanın da beyanlarında kendisinin asıl huzur ve sükunumu bozan kişinin … olduğunu …’nun sürekli önüne çıkıp ara- cın önüne atladığını beyan etmiştir.Katılan aracında zarar meydana gelmediğinden mala zarar ver- me suçu oluşmayacaktır.Yine sanık katılanın aracına sadece 1 keresinde 2 defa tekme attığından kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden ısrar unsurunun da oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..” gerekçeleri ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.

5. Tanık Ö.K.’nın anlatımı, görgü tespit tutanağı, genel adli muayene raporları, olay ve yakalama tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.

6. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanın aracı ile tek başına hareket halinde iken sol arka kapısından iki kez aracına tekme atılarak darbe atıldığını anladığını, arka kapısında ayak izleri gördüğünü,aracında herhangi bir zarar ziyanın olmadığını,aracına tekme atan şahıstan şikayetçi olduğunu beyanla atılı suçu işlediği iddiası ile sanıktan şikayetçi olduğu olayda; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşması için failin ”sırf huzur ve sükunu bozma” kastıyla hareket etmesi gerektiği, sanığın savunmasının aksine sırf katılanı rahatsız etmek ve kişilerin huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket ettiğine ilişkin delil elde edilemediği dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından sanık hakkında beraat hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiş olup, yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın beraatine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; katılan vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2015/629 Esas, 2016/49 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.10.2023 tarihinde karar verildi.

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (TCK 123) ve onunla yakından bağlantılı ısrarlı takip suçu (TCK 123/A); özel kast şartı, “ısrar” unsuru ve birbirinden farklı uzlaştırma kuralları bakımından teknik bir alandır. Eylemin huzur bozma mı yoksa ısrarlı takip mi sayılacağı, şikâyet süresinin kaçırılıp kaçırılmadığı ve uzlaştırma imkânının doğru değerlendirilip değerlendirilmediği, davanın sonucunu belirleyebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir