|

Ceza Türleri ve Kısa Süreli Hapse Seçenek Yaptırımlar (TCK 45-50)

ceza türleri

Ceza türleri, Türk Ceza Kanunu’nun bir suç karşılığında öngördüğü yaptırımların neler olduğunu ve bunların nasıl uygulanacağını belirler. Kanuna göre cezalar temelde hapis ve adli para cezası olmak üzere ikiye ayrılır; hapis cezası ise ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve süreli hapis olarak üç türe bölünür. Ayrıca kanun, kısa süreli hapis cezalarının cezaevinde infazı yerine uygulanabilecek çeşitli seçenek (alternatif) yaptırımlar öngörmüştür. Bu rehberde ceza türlerini tek tek inceliyor, özellikle uygulamada büyük önem taşıyan kısa süreli hapse seçenek yaptırımları ayrıntılı biçimde ele alıyoruz. Konu, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümler kısmında düzenlenmiştir.

Türk Ceza Hukukunda Cezalar (TCK 45)

Türk Ceza Kanunu‘nun 45. maddesine göre, suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar hapis ve adli para cezalarıdır. Bunun dışında kanunda ayrıca güvenlik tedbirleri düzenlenmiştir; ancak güvenlik tedbirleri teknik olarak “ceza” değildir, farklı bir yaptırım türüdür. Cezaların yanında uygulanan güvenlik tedbirleri, kusur yeteneği bulunmayan kişiler ile suçta kullanılan eşya ve kazanç bakımından devreye girer. Bu rehberin konusu, dar anlamda cezalar, yani hapis ve para cezalarıdır.

Hapis Cezasının Türleri (TCK 46)

TCK 46’ya göre hapis cezaları üç türdür: ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası. Bu üç tür, ağırlığına ve infaz rejimine göre birbirinden ayrılır. Aşağıdaki tablo hapis cezası türlerini özetlemektedir.

Hapis türüMaddeSüre / Nitelik
Ağırlaştırılmış müebbet hapisTCK 47Hayat boyu; sıkı güvenlik rejimi
Müebbet hapisTCK 48Hayat boyu
Süreli hapisTCK 49Kural olarak 1 ay–20 yıl

Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası (TCK 47)

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nun öngördüğü en ağır yaptırımdır ve idam cezasının kaldırılmasının ardından onun yerini almıştır. Bu ceza, hükümlünün hayatı boyunca devam eder ve kanun ile Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre infaz edilir. Uygulamada en çok kasten öldürmenin nitelikli hâlleri (tasarlayarak öldürme, canavarca hisle öldürme gibi) bu cezayı gerektirir. Ağırlaştırılmış müebbet hapiste koşullu salıverilme için gereken süre, müebbet hapse göre daha uzundur.

Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verilen suçlara ait tablo aşağıdadır.

Suç AdıMadde NumarasıCezası
Soykırım SuçuTCK-76Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
İnsanlığa Karşı SuçlarTCK-77/1-aAğırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Kasten Öldürmenin Nitelikli HalleriTCK-82Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkenceTCK-95/4Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Cinsel Saldırı SuçuTCK-102/5Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Çocukların Cinsel İstismarıTCK-103/6Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü BozmakTCK-302Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Düşmanla İşbirliği YapmakTCK-303Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Askerî Tesisleri Tahrip ve Düşman Askerî Hareketleri Yararına AnlaşmaTCK- 307/2-b ve 307/5Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Anayasayı İhlalTCK-309Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiilî SaldırıTCK-310Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Yasama Organına Karşı SuçTCK-311Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Hükûmete Karşı SuçTCK-312Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silâhlı İsyanTCK-313Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Siyasal veya Askerî CasuslukTCK-328/2Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Gizli Kalması Gereken Bilgileri AçıklamaTCK-330/2Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Yasaklanan Bilgilerin Casusluk Maksadıyla TeminiTCK-335/2Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Yasaklanan Bilgileri Siyasal Veya Askerî Casusluk Maksadıyla AçıklamaTCK-337/2Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası
Yabancı Devlet Başkanına Karşı SuçTCK-340Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası

Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasının İnfazı

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz şekli, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 25. maddesinde gösterilmiştir. Söz konusu maddeye göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar şunlardır:

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı

Madde 25- (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir:

a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

b) Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır.

c) Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği gayret ve iyi hâle göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi uzatılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan hükümlülerle temasta bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.

d) Hükümlü, yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare kurulunun uygun göreceği bir sanat veya meslek etkinliğini yürütebilir.

e) Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir.

f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.

g) Hükümlü hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamaz ve kendisine izin verilmez.

h) Hükümlü, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor ve iyileştirme faaliyetine katılamaz.

ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbî tetkik ve zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.

Müebbet Hapis Cezası (TCK 48)

Müebbet hapis cezası da hükümlünün hayatı boyunca devam eder; ancak ağırlaştırılmış müebbetten farklı olarak sıkı güvenlik rejimine tabi değildir ve koşullu salıverilme koşulları görece daha erken gerçekleşir. Müebbet hapis, ağırlaştırılmış müebbeti gerektirmeyen ağır suçların karşılığıdır; örneğin kasten öldürmenin temel şekli müebbet hapis cezasını gerektirir. Her iki müebbet türünde de ceza süresiz olmakla birlikte, infaz mevzuatındaki koşulların yerine gelmesiyle koşullu salıverilme mümkün olabilir.

Müebbet Hapis Cezasının Özellikleri ve İnfaz Rejimi

Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca (ölünceye kadar) devam eder. Koşullu salıverilme için, ceza infaz kurumunda geçirilecek süre, yirmi dört yıldır (CGTİHK m. 107/2). Ancak, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet halinde, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanların, otuz yılını ceza infaz kurumunda çekmeleri halinde, koşullu salıverilmeden yararlanmaları mümkündür (CGTİHK m. 107/4).

Tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olunan müebbet hapis cezasının otuz üç yılının, infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir (CGTİHK m. 108/1-b). Görüldüğü gibi, müebbet hapis cezası bakımından, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında olduğu gibi özel bir infaz rejimi öngörülmemiştir. Koşullu salıverme süresi de daha az olarak düzenlenmiştir.

Süreli Hapis ve Kısa Süreli Hapis (TCK 49)

Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz. Uygulamada suçların büyük çoğunluğu süreli hapis cezasını gerektirir ve cezanın miktarı, suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınırlar arasında belirlenir. Süreli hapis içinde özel bir kategori de kısa süreli hapistir: TCK 49/2’ye göre hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası sayılır. Bu ayrım büyük önem taşır; çünkü kısa süreli hapis cezaları, aşağıda açıklanan seçenek yaptırımlara çevrilebilir ve çoğu zaman fail cezaevine hiç girmez.

Kısa Süreli Hapse Seçenek Yaptırımlar (TCK 50)

TCK 50, kısa süreli hapis cezasının; suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işleniş özelliklerine göre çeşitli seçenek yaptırımlara çevrilebileceğini düzenler. Başlıca seçenek yaptırımlar şunlardır:

  • Adli para cezası — kısa süreli hapsin, gün üzerinden hesaplanan bir adli para cezasına çevrilmesi.
  • Zararın giderilmesi — mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesi.
  • Eğitim kurumuna devam — en az iki yıl süreyle bir meslek veya sanat edindiren bir eğitim kurumuna devam etme.
  • Belirli yerlere gitme veya belirli etkinlik yasağı — mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle belirli yer veya etkinliklerden yasaklanma.
  • Ehliyet/ruhsat geri alınması veya meslek yasağı — hak ve yetkinin kötüye kullanılması ya da özen yükümlülüğüne aykırılıkla suç işlenmesi hâlinde ilgili belgelerin geri alınması veya meslekten yasaklanma.
  • Kamuya yararlı işte çalışma — gönüllü olmak koşuluyla, belirli süreyle kamuya yararlı bir işte çalıştırılma.

Suç tanımında hapis ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapse hükmedilmişse, bu ceza artık ayrıca adli para cezasına çevrilemez.

Seçenek Yaptırımların İnfaz Usulü

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51’inci Maddesinde Seçenek Yaptırımlara uygulanacak infaz rejimini ve usulünü düzenlemektedir.

Kısa Süreli Hapis Cezası Yerine Hükmedilen Adlî Para Cezasının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/1’inci maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesine göre hapis cezasına seçenek olarak mahkemece belirlenen adlî para cezası, hükümde yer alan para miktarı Devlet Hazinesine ödenerek yerine getirilir,

b) Kesinleşen adlî para cezasını içeren ilâm, Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı hapis cezasından çevrilen adlî para cezasının otuz gün içinde ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emri tebliğ eder,

c) Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, otuz günlük süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine imkan sağlanır. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, durum mahkemeye bildirilir. Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkemece, kısa süreli hapis cezasının kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhâl infaz edilir,

d) Hükümde adlî para cezası takside bağlanmış ise kararda belirtilen süreye göre infaz edilir. Otuz gün içinde ilk taksidin ödenmemiş olması hâlinde, durum mahkemeye bildirilir, kararda yer almamış olsa bile Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hükmü veren mahkemece kısa süreli hapis cezasının tamamen infazına, sonraki bir taksitin ödenmemiş olması hâlinde ise kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhâl infaz edilir,

e) Bu fıkra hükümlerine göre hapis cezasından adlî para cezasına çevrilip de ödenmeyen adlî para cezasının mahkemece hapis cezasına dönüştürülmesi hâlinde bu cezanın infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanır,

f) Bu fıkra hükümlerine göre çocuklar hakkında hapis cezasından adlî para cezasına çevrilen ancak ödenmeyen adlî para cezaları yeniden hapse dönüştürülemez. Bu cezalara ilişkin ilâm, tahsili için mahallin en büyük mal müdürlüğüne gönderilir. Bu makamlarca, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre adlî para cezası tahsil edilir. İlâmın gönderme tarihi esas alınmak suretiyle Cumhuriyet başsavcılığınca infaz defterindeki kayıt kapatılır ve mahkemesine bildirilir,

g) 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezalarının adlî para cezasına çevrilmesi hâlinde, bu cezanın infazı hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.

Mağdurun veya Kamunun Uğradığı Zararın Giderilmesi Yaptırımının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/2’nci maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi, suç nedeniyle uğranılan zararın aynen iade edilmesi, suçtan önceki hâle getirilmesi veya tazmin edilmesi suretiyle tamamen giderilmesi şeklinde yerine getirilir,

1. Zararın aynen iade edilmesi; hükümlünün işlediği suç nedeniyle haksız olarak ele geçirdiği şeyi aynen ya da satın almak suretiyle suçtan zarar görene iade etmesidir.

2. Suçtan önceki hâle getirme; suç nedeniyle verilen zararın, hükümlü tarafından ya da başkası aracılığıyla çalışmak, çalıştırılmak, tamir etmek veya buna benzer faaliyetlerle giderilmesidir.

3. Zararın tazmin edilmesi; suç nedeniyle verilen zararın bedelinin suçtan zarar görene ödenerek tazmin edilmesidir.

b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın miktarı, mahkemece kararda belirtilmemiş ise, 5275 sayılı Kanunun 98 inci maddesine göre Cumhuriyet savcısının talebi ile uğranılan zararın tespiti mahkemeden istenir,

c) Mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesini içeren kesinleşmiş ilâm, Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı, zararın otuz gün içinde tamamen giderilmesini hükümlüye tebliğ eder, d) Hükümlü adresine yapılan bu tebligatta gösterilen zararı, otuz günlük süre içinde tamamen gidermezse Cumhuriyet başsavcılığınca, durum hükmü veren mahkemeye bildirilir.

Bir Eğitim Kurumuna Devam Etme Yaptırımının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/3’üncü maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) Bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkanı da bulunan eğitim kurumunda eğitime tabi tutulması suretiyle yerine getirilir,

b) Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosu, ilgili kurumlarla işbirliği yaparak, bölgelerinde bulunan eğitim kurumlarını belirler ve mahkemelere verir,

c) Kesinleşen bir eğitim kurumuna devam etme yaptırımını içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne ya da bürosuna gönderilir. Bu birimlerce yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvuru halinde hükümlüye eğitim kurumuna devam etme yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.

Belirli Yerlere Gitmekten veya Belirli Etkinlikleri Yapmaktan Yasaklanma Yaptırımının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/4’ncü maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla mahkum olduğu hapis cezasının yarısından, bir katına kadar süreyle belirli yerlere gitmekten ya da belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanması şeklinde yerine getirilir,

b) Kesinleşen mahkeme kararında gösterilen belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinliklere katılmaktan yasaklanma yaptırımı içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından, yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvurması halinde hükümlüye belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinliklere katılmaktan yasaklanma yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.

Ehliyet ve Ruhsat Belgelerinin Geri Alınması, Belli Bir Meslek ve Sanatı Yapmaktan Yasaklanma Yaptırımının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/5’inci maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) Ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ile belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, hükümlünün ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanması şeklinde yerine getirilir,

b) Kesinleşen ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımını içeren ilâm, Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca, ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvurması halinde hükümlüye belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.

Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırma Yaptırımının İnfazı

Ceza İnfaz Kurumları’nın Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri’nin İnfazı Hakkında Tüzük 51/6’ıncı maddesi aşağıdaki şekildedir.

a) Kamuya yararlı bir işte çalıştırma; hükümlünün, bir kamu kurumu veya kuruluşunda belirli hizmetlerde, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla ücretsiz olarak çalıştırılmasıdır,

b) Denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosu, bölgesinde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında hükümlülerin ne suretle çalıştırabileceklerine ilişkin olarak bilgi alırlar ve hizmetler listesini oluştururlar. Bu listeler mahkemeye verilir. Mahkeme bu listelerden uygun gördüğü hizmeti ve süresini hükümlüye önerir ve bunu reddetme hakkına sahip olduğunu hatırlatır,

c) Diğer bir hapis cezasına hükmedildiğinde kamu yararına çalıştırma kararı verilemez,

d) İki yıl veya daha az süre ile hapis cezasına mahkûm olanlardan, hükümlülük süresinin yarısını iyi hâlle geçirenlerin, istekleri bulunmak koşuluyla kendilerinin veya yasal temsilcilerinin veya Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmiyet sürelerinin geriye kalan yarısını kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına mahkemece karar verilebilir,

e) Çalışma süresinin hesabında hükümlünün çalıştığı kurumun bu konudaki mevzuatı esas alınır, f) Kesinleşen kamuya yararlı bir işte çalışma yaptırımını içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından, yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.

Seçenek Yaptırımların Zorunlu Olduğu Haller

Bazı hâllerde seçenek yaptırıma çevirme mahkemenin takdirinde değil, zorunludur. Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla; hükmedilen otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, seçenek yaptırımlardan birine çevrilir. Ayrıca taksirli suçlardan verilen hapis cezası uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığında adli para cezasına çevrilebilir; ancak bu, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. Bu düzenlemeler, kısa süreli hapsin cezaevinde infazının çoğu zaman fayda yerine zarar getirdiği düşüncesine dayanır.

Adli Para Cezası ve Diğer Kurumlarla İlişkisi

Ceza türleri, tek başına değil, cezanın bireyselleştirilmesini sağlayan diğer kurumlarla birlikte değerlendirilir. Kısa süreli hapse seçenek yaptırımlar; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi ile karıştırılmamalıdır. Seçenek yaptırımda mahkûmiyet, çevrilen yaptırım (örneğin para cezası) olarak infaz edilir; HAGB’de hüküm açıklanmaz; ertelemede ise hapis cezasının infazı ertelenir. Bu kurumların hangisinin uygulanacağı, sanığın alacağı sonucu doğrudan belirlediğinden, sürecin İstanbul’da müdafilik hizmeti alınarak yürütülmesi önemlidir.

Hapis Cezasının İnfazı ve Koşullu Salıverilme

Bir hapis cezasına hükmedilmesi, hükümlünün bu cezanın tamamını cezaevinde geçireceği anlamına gelmez. Hapis cezalarının infazı, ayrı bir kanun olan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre yürütülür ve belirli koşulların yerine gelmesiyle koşullu salıverilme, denetimli serbestlik gibi kurumlar devreye girer. Süreli hapis cezalarında hükümlü, cezasının kanunda öngörülen bir kısmını iyi hâlle geçirdikten sonra koşullu salıverilmeden yararlanabilir; kalan süre ise denetim altında geçirilir.

Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında da koşullu salıverilme mümkündür; ancak bu cezalarda infaz kurumunda geçirilmesi gereken asgari süreler, süreli hapse göre çok daha uzundur. Cezanın türü, bu nedenle yalnızca hükümde değil, infaz aşamasında da hükümlünün ne kadar süre cezaevinde kalacağını doğrudan etkiler.

Konu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Hapis Cezasının Kamuya Yararlı İşte Çalıştırmaya Çevrilmesinde Gönüllülük Şartı, Süre Sınırı ve Tekerrür Yasağı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas: 2011/26561 – Karar: 2013/2698, Tarih: 23.01.2013

Kararın Özeti

İlk derece mahkemesi (Sulh Ceza Mahkemesi) tarafından yargılanan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş ve verilen hapis cezası kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek yaptırımına çevrilmiştir. Mahkeme ayrıca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına da karar vermiştir. Kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi dosyada üç temel hukuki hata tespit etmiştir: Sanığın gönüllülüğü sorulmadan seçenek yaptırım uygulanması, seçenek yaptırım süresinin yasal sınırı aşarak hapis cezasından fazla belirlenmesi ve hapis cezası seçenek yaptırıma çevrildiği halde tekerrür maddesinin uygulanarak çelişki yaratılması. Daire, bu nedenlerle yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın bozma gerekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinde düzenlenen “kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” ile tekerrür kurumunun uygulama koşullarına dayanmaktadır. İlk olarak, TCK m. 50/1-f uyarınca failin kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilebilmesi için kişinin bu hususta “gönüllü” olması şarttır; rızası alınmadan zorla çalıştırma tedbiri uygulanamaz. İkinci olarak, bu tedbirin süresi belirlenirken yasal bir matematiksel sınır mevcuttur: Seçenek yaptırımın süresi, hükmedilen hapis cezasının yarısından az, bir katından (hapis cezası süresinden) fazla olamaz. Mahkemenin hapis süresini aşan bir çalıştırma takvimi belirlemesi açık bir kanun ihlalidir. Son ve en nitelikli gerekçe ise tekerrür ilkesidir. Ceza adaletinde tekerrür hükümleri (cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi), yalnızca fiilen hapis cezasına hükmedilmesi durumunda uygulama alanı bulur. Mahkemenin hapis cezasını ortadan kaldırıp tedbire çevirmesine rağmen sanığı hâlâ mükerrir sayması, kendi içinde hukuki bir tezat ve çelişki doğurmaktadır.

“1) Sanığa, kamuya yararlı işte çalıştırma seçenek yaptırımı uygulanırken gönüllü olup olmadığının sorulmadan seçenek yaptırımın uygulanması, 2) … süresinin, hapis cezasının yarısından bir katına (hapis cezası süresini geçmeyecek) kadar olması gerekirken hapis cezasından fazla süreyle seçenek yaptırıma karar verilmesi, 3) Tekerrür hükümlerinin hapis cezasına hükmedilmesi halinde uygulanması mümkün olduğu ve sanığa verilen hapis cezası seçenek yaptırıma çevrildiği halde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına da karar verilerek çelişki yaratılması…”

Değerlendirme

Bu karar, kısa süreli hapis cezalarının alternatifi olan seçenek yaptırımların uygulanmasında mahkemelerin düştüğü pratik metodoloji hatalarını ve ölçüsüzlükleri net bir şekilde tasfiye etmektedir. Kanun koyucu, hapis cezasının topluma kazandırıcı tedbirlere çevrilmesini teşvik ederken bu tedbirlerin birer gizli işkenceye veya yasal sınırları aşan angaryalara dönüşmesini engellemek istemiştir. Sanığa rızasının sorulmaması, adil yargılanma ve şahsiyet haklarına aykırıdır. Süre sınırının aşılması ise ceza infaz dengesini bozar. Kararın en önemli katkısı, tekerrür konusundaki katı ve net duruşudur: Mahkemeler bazen sanığın sabıkalı geçmişine odaklanarak hem cezayı seçenek yaptırıma çevirme leheciliğini göstermekte hem de tekerrür uygulayarak aleyhe bir durum yaratmaktadır. Yargıtay bu kararla, ceza hukukunun şeffaflık ve tutarlılık ilkelerini korumuş; mahkemenin aynı hüküm fıkrası içinde hem “hapis cezasını kaldırdım” deyip hem de “hapis cezasının infaz rejimini zorlaştırıyorum” diyemeyeceğini hüküm altına almıştır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas: 2011/26561 – Karar: 2013/2698, Tarih: 23.01.2013 Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığa, kamuya yararlı işte çalıştırma seçenek yaptırımı uygulanırken gönüllü olup olmadığının sorulmadan seçenek yaptırımın uygulanması,
2) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 50/1-f. maddesi gereğince kamuya yararlı işte çalıştırma seçenek yaptırımı uygulanırken süresinin, hapis cezasının yarısından bir katına (hapis cezası süresini geçmeyecek) kadar olması gerekirken hapis cezasından fazla süreyle seçenek yaptırıma karar verilmesi,
3) Tekerrür hükümlerinin hapis cezasına hükmedilmesi halinde uygulanması mümkün olduğu ve sanığa verilen hapis cezası seçenek yaptırıma çevrildiği halde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına da karar verilerek çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.01.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Seçenek Yaptırımlarda İnfazı Kısıtlama Yasağı ile Hak Yoksunluğu ve Tekerrür Uygulanamayacağı Kuralı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas: 2011/26136 – Karar: 2012/40023, Tarih: 27.11.2012

Kararın Özeti

İlk derece mahkemesi (Sulh Ceza Mahkemesi), yargıladığı sanık hakkında mahkûmiyet kararı vermiş ve bu kapsamdaki kısa süreli hapis cezasını TCK’nin 50/1-f maddesi uyarınca kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek yaptırımına çevirmiştir. Ancak yerel mahkeme, bu çevirme işlemini yaparken tedbiri “ağaç dikimi ve bakım işleri hizmeti sınıfında” şeklinde spesifik olarak sınırlandırmış; ayrıca sanık hakkında TCK’nin 53/1. maddesindeki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile TCK’nin 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi; seçenek yaptırımın infazı kısıtlayacak şekilde daraltılmasını, hapis cezası seçenek yaptırıma çevrildiği halde hak yoksunluğu ve tekerrür hükümlerine yer verilmesini kanuna aykırı bulmuştur. Daire, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hataları bizzat düzelterek hükmü düzeltilerek onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın bozma gerekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 50, 53 ve 58. maddelerinin birbirleriyle olan ilişkisine ve ceza infaz hukukunun esnekliğine dayanmaktadır. İlk olarak, hakim hapis cezasını kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek yaptırımına çevirirken infaz aşamasındaki denetimli serbestlik müdürlüklerinin yetki alanına müdahale etmemeli, kararda doğrudan belirli bir iş kolu (ağaç dikimi gibi) belirterek infazı kısıtlamamalıdır. İkinci ve en temel maddi hukuk gerekçesi ise yaptırımların niteliğidir. TCK’nin 53. maddesinde düzenlenen “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” (hak mahrumiyeti), kanunun açık lafzı gereği ancak failin “kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu” olarak uygulanabilir. Benzer şekilde, TCK’nin 58. maddesindeki tekerrür hükümleri de yalnızca hapis cezalarının varlığı halinde mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması amacıyla hüküm altına alınır. Hapis cezası seçenek yaptırıma dönüştürüldüğü andan itibaren ortada fiilen çektirilecek bir hapis cezası kalmadığından, bu cezaya bağlı yan yaptırımların ve tekerrür gibi aleyhe rejimlerin uygulanması hukuken imkansız hale gelir.

“1) Hükümde kısa süreli hapis cezası TCK’nin 50/1-f maddesindeki seçenek yaptırıma çevrilirken infazı kısıtlayıcı şekilde “ağaç dikimi ve bakım işleri hizmeti sınıfında” şeklinde seçenek yaptırıma çevrilmesi, 2) Hapis cezasının, seçenek yaptırıma çevrilmesi sebebiyle hükmedilen seçenek yaptırımda 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 3) Hapis cezasının, seçenek yaptırıma çevrilmesi sebebiyle 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza muhakemesinde “hüküm kurma tekniği” ile “infaz hukuku yetki paylaşımı” arasındaki sınırları net bir şekilde çizen emsal nitelikte bir denetim örneğidir. Yerel mahkemeler bazen sanığa çevre bilinci kazandırmak gibi iyi niyetli motivasyonlarla doğrudan “ağaç diksin” şeklinde hüküm kurabilmektedir. Ancak mahkemenin görevi yaptırımın türünü (kamuya yararlı işte çalışma) belirlemekle sınırlıdır; sanığın hangi somut işte, hangi kurumda çalışacağını belirlemek infaz aşamasındaki uzman idari birimlerin yetkisindedir. Kararın maddi ceza hukuku açısından en büyük faydası ise mahkemelerin “hem hapis cezasını seçenek yaptırıma çevirip faili hapisten kurtarma hem de hapis cezasının en ağır yan sonuçları olan hak mahrumiyeti ve tekerrürü uygulama” şeklindeki çelişkili uygulamalarına set çekmesidir. Yargıtay, seçenek yaptırımın seçildiği senaryoda hapis cezasının tüm aleyhe gölgelerinin (hak yoksunluğu ve tekerrürün) silinmesi gerektiğini hatırlatarak ceza hukukunun tutarlılık ve belirlilik ilkelerini korumuştur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Esas: 2011/26136 – Karar: 2012/40023, Tarih: 27.11.2012 Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair,

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1) Hükümde kısa süreli hapis cezası TCK’nin 50/1-f maddesindeki seçenek yaptırıma çevrilirken infazı kısıtlayıcı şekilde “ağaç dikimi ve bakım işleri hizmeti sınıfında” şeklinde seçenek yaptırıma çevrilmesi,
2) Hapis cezasının, seçenek yaptırıma çevrilmesi sebebiyle hükmedilen seçenek yaptırımda 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3) Hapis cezasının, seçenek yaptırıma çevrilmesi sebebiyle 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince hükmün 5. bendindeki “ağaç dikimi ve bakım işleri hizmeti sınıfında” ibaresi çıkartılarak yerine “kamuya yararlı bir işte çalışma” ibaresinin eklenmek suretiyle ve hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nin 53 ve 58. maddelerinin uygulanmasına dair kısımların çıkarılması ve diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sürücü Belgesi TCK m. 50/1-e Kapsamındaki Ehliyet ve Ruhsat Belgelerinden Sayılamaz; Hapis Cezası Bu Maddeye Göre Seçenek Yaptırıma Çevrilemez

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2013/4789 – Karar: 2013/26889, Tarih: 26.11.2013

Kararın Özeti

Taksirle yaralama suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesince (Sulh Ceza Mahkemesi) TCK’nın 89/1, 89/2-b ve 62. maddeleri uyarınca neticeten hapis cezasına hükmedilmiştir. Mahkeme, bu kısa süreli hapis cezasını TCK’nın 50/1-e maddesi kapsamında “ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması” seçenek yaptırımına çevirmiştir. Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sürücü belgesinin TCK’nın 50/1-e maddesinde bahsedilen “bir meslek ve sanatın icrasına yetki veren ehliyet ve ruhsatlar” kapsamında değerlendirilemeyeceğini saptamıştır. Yerel mahkemenin hapis cezasını bu bent yerine TCK’nın 50/1. maddesindeki diğer uygun seçenek yaptırımlardan birine çevirmesi gerektiğini belirten Daire, mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın bozma gerekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-e maddesindeki seçenek yaptırımın hukuki tanımı ile kanunun 53/6. maddesindeki sürücü belgesinin geri alınması kurumunun niteliksel ayrımına dayanmaktadır. TCK’nın 50/1-e maddesinde düzenlenen tedbir, failin sahip olduğu ve kendisine bir meslek veya sanatı icra etme yetkisi veren ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasını ifade eder. Bu tedbirin uygulanabilmesi için işlenen suçun, söz konusu meslek, sanat, ehliyet veya ruhsatla doğrudan bağlantılı olması şarttır. Sürücü belgesi (ehliyet) ise genel nitelikte bir idari izin belgesi olup, TCK’nın 53/6. maddesinde taksirli suçlar yönünden “belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması” başlığı altında müstakil bir güvenlik tedbiri olarak ayrıca düzenlenmiştir. Daire, kanun koyucunun sistematiğini gözeterek, sürücü belgesinin TCK’nın 50/1-e maddesi kapsamında mütalaa edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kısa süreli hapis cezasının bu bende dayanılarak sürücü belgesinin geri alınması şeklinde bir tedbire dönüştürülemeyeceğini hüküm altına almıştır.

“TCK’nın 50/1-e maddesinde düzenlenen ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına dair seçenek yaptırımın atılı suçun ehliyet veya ruhsatla ya da meslek ve sanatın icrasıyla bağlantılı olması halinde uygulanabileceği, ayrıca bu maddede yazılı olan ehliyet ve ruhsatın bir meslek veya sanatı yapmaya yetki veren belge anlamında değerlendirilmesi gerektiği, sürücü belgesinin ise aynı Kanunun 53/6. maddesi de nazara alınarak bu belgelerden kabul edilemeyeceği…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza hukukunda “kanunilik” ve “terim birliği” ilkelerinin yargı pratiğindeki yansımasını net bir şekilde ortaya koyan çok önemli bir kavramsal sınır çizgisidir. Günlük dilde “ehliyet” kelimesi doğrudan “sürücü belgesi” anlamında kullanıldığı için, ilk derece mahkemeleri bu kelime benzerliğinden yola çıkarak taksirli trafik kazalarında hapis cezasını TCK m. 50/1-e uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasına çevirme hatasına düşebilmektedir. Ancak Yargıtay bu kararla, ceza kanunundaki kavramların teknik anlamda yorumlanması gerektiğini hatırlatmıştır. TCK m. 50/1-e’deki ehliyet; silah taşıma ruhsatı, eczacılık diploması, avukatlık ruhsatnamesi gibi belirli bir mesleki uzmanlığı ve kamu denetimini içeren izinleri kapsar. Sürücü belgesi için ise kanun koyucu zaten TCK m. 53/6’da ayrı bir yaptırım rejimi öngörmüştür. Mahkemenin iki farklı müesseseyi birbirine karıştırması, yaptırımların yasallığı ilkesini zedeler. Karar, ceza normlarının yorumlanmasında lafzi ve sistematik bağlılığın önemini vurgulaması açısından emsal teşkil eder.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2013/4789 – Karar: 2013/26889, Tarih: 26.11.2013 Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62, 50/1-e. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 50/1-e maddesinde düzenlenen ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına dair seçenek yaptırımın atılı suçun ehliyet veya ruhsatla ya da meslek ve sanatın icrasıyla bağlantılı olması halinde uygulanabileceği, ayrıca bu maddede yazılı olan ehliyet ve ruhsatın bir meslek veya sanatı yapmaya yetki veren belge anlamında değerlendirilmesi gerektiği, sürücü belgesinin ise aynı Kanunun 53/6. maddesi de nazara alınarak bu belgelerden kabul edilemeyeceği gözetilmeden sanık hakkındaki cezanın TCK’nın 50/1. maddesinde sayılan diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Kısa süreli hapis cezası nedir?

Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası sayılır. Bu cezalar, koşulların varlığında adli para cezası, kamuya yararlı işte çalışma gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir ve çoğu zaman fail cezaevine girmeden yaptırım infaz edilir.

Hapis cezası hangi hallerde paraya çevrilir?

Kısa süreli hapis cezaları (bir yıl veya daha az) TCK 50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Ayrıca 30 gün ve daha az hapis ile 18 yaş altı veya 65 yaş üstü kişilerin bir yıl veya daha az cezaları zorunlu olarak seçenek yaptırıma çevrilir. Taksirli suçlarda uzun süreli hapis de paraya çevrilebilir; bilinçli taksir hariç.

Ağırlaştırılmış müebbet ile müebbet hapis arasındaki fark nedir?

İkisi de hayat boyu sürer, ancak ağırlaştırılmış müebbet sıkı güvenlik rejimine göre infaz edilir ve koşullu salıverilme için gereken süre daha uzundur. Ağırlaştırılmış müebbet, TCK’daki en ağır yaptırımdır ve idamın yerini almıştır.

Ceza türlerinin ve seçenek yaptırımların somut olayda doğru uygulanması, çoğu zaman sanığın cezaevine girip girmemesini belirler.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir