İçindekiler
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, iki ya da daha fazla kişi arasındaki iletişimin gizliliğinin hukuka aykırı biçimde bozulmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 132. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Telefon görüşmelerinin gizlice dinlenmesi, başkasına ait mesajların izinsiz okunması, bir yazışmanın içeriğinin rıza dışında üçüncü kişilerle paylaşılması gibi günlük hayatta sıkça karşılaşılan fiiller, çoğu zaman bu suç kapsamında değerlendirilir.
Akıllı telefonların, anlık mesajlaşma uygulamalarının ve e-posta trafiğinin hayatımızın merkezine yerleştiği günümüzde, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu giderek daha sık karşımıza çıkmaktadır. Bu yazıda; haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun tanımını, unsurlarını, cezasını, nitelikli hallerini, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve bu suça ilişkin merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Haberleşme Kavramı ve Korunan Hukuki Değer
Bu suçu doğru anlamak için öncelikle “haberleşme” kavramının kapsamını netleştirmek gerekir. Hukuki anlamda haberleşme, belirli kişiler arasında gerçekleşen ve içeriğinin yalnızca taraflara ait olması beklenen her türlü iletişimi ifade eder. Burada korunan temel değer, kişinin başkalarıyla kurduğu iletişimin gizli kalması ve üçüncü kişilerce öğrenilmemesidir.
Haberleşme hürriyeti ve gizliliği, Anayasa’nın 22. maddesinde açıkça güvence altına alınmıştır. Devlet, bireylerin birbirleriyle kurduğu iletişimin gizliliğini korumakla yükümlüdür ve TCK m.132 de bu anayasal güvencenin ceza hukuku alanındaki karşılığıdır.
Hangi İletişim Türleri Kapsama Girer?
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, iletişimin yapıldığı araçtan bağımsız olarak geniş bir alanı kapsar. Bu kapsama;
- Telefon görüşmeleri ve sesli aramalar,
- SMS ve anlık mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar (WhatsApp, Telegram vb.),
- E-posta yazışmaları,
- Mektup, faks ve benzeri yazılı iletişim araçları
dahildir. Önemli olan, iletişimin belirli kişiler arasında ve gizli kalması beklentisiyle gerçekleşmesidir. Herkese açık bir platformda yapılan, aleni nitelikteki paylaşımlar ise bu suçun konusunu oluşturmaz.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Unsurları
Bir fiilin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Maddi Unsur (Fiil)
Suçun maddi unsuru, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesidir. Bu ihlal farklı biçimlerde gerçekleşebilir: Bir başkasının telefon görüşmesini dinlemek, mesajlarını izinsiz okumak ya da haberleşme içeriğini hukuka aykırı olarak öğrenmek bu kapsamdadır. Fiilin, iletişimin taraflarından olmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi tipik durumdur.
Manevi Unsur (Kast)
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu yalnızca kasten işlenebilir. Yani failin, gizliliği ihlal ettiğinin bilincinde olarak ve bunu isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle, yani dikkatsizlik veya tedbirsizlikle bu suçun işlenmesi mümkün değildir. Örneğin yanlışlıkla başkasına ait bir mesajı görmek, tek başına bu suçu oluşturmaz; failin gizliliği ihlal etme yönünde bir iradesinin bulunması aranır.
Fail ve Mağdur
Suçun temel halinde fail, herkes olabilir; yani bu yönüyle genel bir suçtur. Ancak maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen “kendisiyle yapılan haberleşmenin ifşası” bakımından fail, yalnızca haberleşmenin taraflarından biri olabilir. Bu yönüyle söz konusu fıkra, özgü (mahsus) suç niteliği taşır. Mağdur ise haberleşmenin gizliliği ihlal edilen kişi ya da kişilerdir.
Hukuka Aykırılık ve Rıza
Suçun oluşabilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Tarafların rızasıyla gerçekleştirilen ya da kanunun açıkça izin verdiği hallerde yapılan müdahaleler hukuka uygun olabilir. Örneğin yetkili merciin usulüne uygun kararıyla yapılan iletişimin denetlenmesi, hukuka uygunluk nedeni teşkil eder. Rıza ve hukuka uygunluk meselesine aşağıda ayrıntılı olarak değineceğiz.
Suçun Şekilleri ve Cezaları
TCK 132, haberleşmenin gizliliğine yönelik farklı fiilleri ayrı ayrı düzenlemiş ve her biri için farklı cezalar öngörmüştür.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (Temel Hal)
Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu, suçun temel görünümüdür ve örneğin başkasının yazışmalarını izinsiz okumak bu kapsamdadır.
Kayıt Suretiyle İhlal
Gizlilik ihlalinin, haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Yani iletişim içeriğinin yalnızca öğrenilmesiyle yetinilmeyip ses kaydı, ekran görüntüsü veya benzeri yollarla kayıt altına alınması, cezayı ağırlaştıran bir durumdur. Bunun nedeni, kaydın ihlali kalıcı hale getirmesi ve mağdur açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabilmesidir.
Haberleşme İçeriğinin İfşası
Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa, içeriğin başkalarına açıklanması, yayılması veya üçüncü kişilerin erişimine sunulması anlamına gelir. Görüldüğü üzere kanun, içeriği öğrenmeyi değil, bunu başkalarına yaymayı daha ağır biçimde cezalandırmaktadır.
Kendisiyle Yapılan Haberleşmenin İfşası
Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini, diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ifşayı yapan kişinin iletişimin taraflarından biri olmasıdır. Yani kendisiyle yapılan bir yazışmayı, karşı tarafın izni olmadan herkese açık biçimde paylaşmak da suç oluşturabilir. Bu fıkrada cezalandırılan, “aleni” ifşadır; yani içeriğin belirsiz sayıda kişinin öğrenebileceği şekilde açıklanmasıdır.
Basın ve Yayın Yoluyla Yayımlama
İfşa edilen içeriklerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezalara hükmolunur. Yani bir haberleşme içeriğinin gazete, televizyon, internet sitesi ya da sosyal medya gibi mecralarda yayımlanması, cezayı azaltan değil; aynı ağırlıkta yaptırıma tabi tutulan bir durumdur.
Nitelikli Haller (TCK 137)
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, TCK 137’de düzenlenen ortak nitelikli hallerden birinin varlığı durumunda daha ağır cezayı gerektirir. Buna göre suç;
- bir kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, ya da
- belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle
işlenirse, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Örneğin bir telekomünikasyon çalışanının, mesleğinin sağladığı imkânı kötüye kullanarak müşterilere ait iletişim içeriklerine ulaşması, bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilir.
Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Rızanın Önemi
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda en çok tartışılan konulardan biri, fiilin hangi durumlarda hukuka uygun sayılacağıdır. Çünkü bu suç, ancak fiil hukuka aykırı olduğunda oluşur.
Rıza
İlgili kişinin geçerli rızasının bulunması, fiili hukuka uygun hale getirebilir. Örneğin bir kişi, kendisine ait yazışmaların paylaşılmasına açıkça izin vermişse, ortada ihlal edilen bir gizlilikten söz edilemez. Ancak rızanın geçerli olabilmesi için özgür iradeyle ve açıkça verilmiş olması gerekir.
Haber Verme Hakkı ve Basın Özgürlüğü
Basın yoluyla yapılan açıklamalarda, haber verme hakkının sınırları önem kazanır. Bir içeriğin kamuoyunu ilgilendirmesi, gerçek ve güncel olması, kamu yararı taşıması ve haberle açıklanan konu arasında düşünsel bağlantı bulunması gibi ölçütler, haber verme hakkının hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilmesinde rol oynar. Bununla birlikte, kişilerin özel haberleşme içeriklerinin haber adı altında yayımlanması her zaman hukuka uygun kabul edilmez; bu değerlendirme, somut olayın koşullarına göre yapılır.
Delil Elde Etme Amacıyla Yapılan Kayıtlar
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, kişinin kendi hakkını korumak amacıyla bir iletişim içeriğini kaydetmesidir. Ani gelişen ve bir daha kanıtlanması mümkün olmayan bir olayda, kişinin kendisine yöneltilen haksız bir saldırıyı ya da tehdidi ispatlamak için yaptığı kayıtlar, koşullarına göre hukuka uygun kabul edilebilmektedir. Ancak bu durum oldukça dar yorumlanır ve her kayıt bu kapsamda değerlendirilmez. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız, kaydın hukuka uygun olup olmadığını mutlaka avukatınıza danışarak değerlendirmelisiniz.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Dava Zamanaşımı
Şikâyet Süresi
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, şikâyete bağlı bir suçtur (TCK 139). Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun şikâyette bulunması gerekir. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre içinde şikâyette bulunulmazsa dava açma hakkı düşer. Ayrıca şikâyetten vazgeçme, davanın düşmesi sonucunu doğurabilir.
Uzlaştırma
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu da şikâyete bağlı olduğundan, dava açılmadan önce taraflar arasında uzlaştırma sürecinin işletilmesi gündeme gelir. Uzlaştırma, tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya varması halinde ceza davasının açılmaması ya da düşmesi sonucunu doğurabilen önemli bir kurumdur.
Dava Zamanaşımı
Bu suçta dava zamanaşımı süresi, genel hükümler çerçevesinde belirlenir. Suçun işlendiği tarihten itibaren öngörülen zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açılması mümkün olmaz. Somut sürelerin hesabı, suçun hangi fıkra kapsamında işlendiğine göre değişebileceğinden, bu konuda bir avukattan destek alınması yerinde olur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Suç için öngörülen ceza miktarları ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemelerinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs, Etkin Pişmanlık ve İçtima
Teşebbüs
Fail, suçu işlemek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Örneğin haberleşme içeriğini ele geçirmeye çalışırken engellenen kişi bakımından teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Etkin Pişmanlık
Kanun, bu suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörmemiştir. Bu nedenle malvarlığına karşı bazı suçlarda olduğu gibi, zararın giderilmesine bağlı özel bir ceza indirimi bu suç için doğrudan uygulanmaz. Ancak failin pişmanlık göstermesi, diğer lehe hükümlerin (örneğin takdiri indirim nedenleri) uygulanmasında değerlendirilebilir.
Zincirleme Suç ve İçtima
Failin, aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez haberleşmenin gizliliğini ihlal etmesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır. Ayrıca tek bir fiille birden fazla kişinin haberleşmesinin gizliliği ihlal edilmişse, içtima kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılır.
Cezayı Etkileyen ve Hafifleten Kurumlar
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Sanık hakkında verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. HAGB halinde, sanık belirli bir denetim süresini sorunsuz geçirirse hüküm hiçbir sonuç doğurmadan ortadan kalkar. Bu kurumun uygulanıp uygulanmayacağı, verilecek cezanın miktarına ve sanığın durumuna bağlıdır.
Adli Para Cezası
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun temel hali için kanunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiş; hapis cezası düzenlenmiştir. Ancak koşulları oluştuğunda, sonuç olarak hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gündeme gelebilir. Bu, hâkimin takdirine ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.
Cezanın Ertelenmesi
İki yıl veya altındaki hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı halinde cezanın ertelenmesine karar verilebilir. Erteleme halinde mahkûm, hapse girmeden belirli bir denetim süresine tabi tutulur ve bu süreyi iyi halli geçirmesi durumunda ceza infaz edilmiş sayılır.
Ön Ödeme
Ön ödeme kurumu, yalnızca adli para cezasını ya da üst sınırı belirli bir süreyi aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun öngörülen ceza miktarları bu kapsamın dışında kaldığından, bu suç bakımından ön ödeme uygulanmaz.
KVKK ile İlişkisi
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişisel verilerin korunması mevzuatıyla (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu – KVKK) yakından ilişkilidir. Bir kişinin haberleşme içeriği aynı zamanda onun kişisel verisi niteliği taşıyabilir. Bu nedenle aynı fiil, hem TCK kapsamında suç oluşturabilir hem de KVKK kapsamında idari yaptırımlara konu olabilir. Özellikle haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi ve ifşası söz konusu olduğunda, kişisel verilere ilişkin TCK 135 ve 136. madde hükümleriyle de bağlantı kurulabilir. Hangi hükmün uygulanacağı, fiilin somut görünümüne göre belirlenir.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Telefon Konuşmasının Belirli Sayıdaki Aile Bireylerine Dinletilmesi Aleniyet Unsuru Oluşmadığından Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/7829 E. – 2026/2716 K., 23.03.2026 T.
Kararın Özeti
Sanığın, kardeşi olan katılan ile yaptığı ve bilirkişi raporlarına göre içeriği özel hayat kapsamında bulunmayan telefon konuşmasını rıza dışında kaydederek diğer kardeşleri olan üç kişiye dinlettiği iddia edilmiştir. İlk derece mahkemesinin beraat, bölge adliye mahkemesinin ise bozma öncesi mahkûmiyet kararlarının ardından, Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmuş ve bölge adliye mahkemesince yeniden duruşma açılarak sanık hakkında beraat hükmü kurulmuştur. Katılan vekilinin, eylemin suç teşkil ettiği ve sanığın cezalandırılması gerektiği yönündeki temyiz istemi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin beraat kararını hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Bölge adliye mahkemesi tarafından Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada, sanığın katılan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi kayıtlarını yalnızca ortak kardeşleri olan üç kişiye dinlettiği saptanmıştır. Yargıtay, söz konusu kayıtların belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkânı bulunan aleni bir ortamda ifşa edilmediğini tespit etmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132/3. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun ifşa yönünden aradığı aleniyet unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği gerekçesiyle beraat hükmü onanmıştır.
“…içeriği özel hayat kapsamında olmayan telefon konuşmasını kaydedip, kardeşleri olan …,…ve …e dinleten sanığın eyleminin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa edilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmadığı…”
Değerlendirme
Bu karar, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun “ifşa” biçimindeki seçimlik hareketinin cezalandırılabilmesi için gerekli olan “aleniyet” sınırının çizilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, rıza dışı kaydedilen bir haberleşme içeriğinin başkalarına aktarılması eyleminde, paylaşılan kişilerin kimliği ve sayısını ölçü almıştır. Kaydın belirli ve sınırlı sayıda aile bireyine (kardeşlere) dinletilmesi, kamunun veya belirsiz sayıda kişinin erişebileceği bir yayma iradesi taşımadığı için aleni bir ifşa olarak kabul edilmemiştir. Ayrıca bilirkişi raporuyla konuşma içeriğinin özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte olmadığının saptanması da ceza hukuku sorumluluğunun dışlanmasında belirleyici olmuştur. Karar, aile içi meselelerde veya dar bir çevre içinde gerçekleşen paylaşımların, suçun kanuni tanımındaki “aleniyet” unsuru oluşmadığı müddetçe ceza yaptırımına tabi tutulamayacağını net bir biçimde ortaya koymaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/7829 E. – 2026/2716 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/515 E., 2025/1723 K.
SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal ve kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda, CMK’nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK’nın 132/3, 43/1, 53/1-2-3, 51/1-3-6-7-8. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteğine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 16.12.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan, CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı
verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın katılan ile yapmış olduğu telefon konuşmasını katılanın rıza dışında kaydedip üçüncü kişilere dinletmek ve göndermek suretiyle ifşa ettiğine, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; kardeşi olan katılan ile yapmış olduğu, 18.04.20 18… .05.2018 tarihli bilirkişi raporlarına göre içeriği özel hayat kapsamında olmayan telefon konuşmasını kaydedip, kardeşleri olan …,…ve …e dinleten sanığın eyleminin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa edilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmadığı gerekçesi ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2026 tarihinde karar verildi.
Tazminat Davasında Kendini Savunma Amacıyla İletişim Kayıtlarının Sunulması Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/5281 E. – 2025/8492 K., 02.12.2025 T.
Kararın Özeti
Katılanın üçüncü kişilerle yapmış olduğu telefon görüşmelerine ait tape dökümlerini, katılanın kendisine karşı açmış olduğu tazminat davasına delil olarak sunan sanık hakkında ilk derece mahkemesince haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, sanığın bu içerikleri başkalarına yayma kastı taşımadığını, amacının tazminat davasında kendisini savunmak olduğunu ve hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını belirterek mahkûmiyet hükmünü kaldırmış ve beraat kararı vermiştir. Katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin beraat kararını hukuka uygun bularak onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Bölge adliye mahkemesi tarafından bozma sonrası duruşmalı olarak yapılan incelemede, sanığın katılan tarafından kendisine karşı açılan tazminat davasında kendini savunmak amacıyla bu belgeleri sunduğu tespit edilmiştir. Sanığın katılanın yapmış olduğu telefon görüşmelerine ait içerikleri başkalarına yayma kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşıldığından, eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararı hukuka uygun bulunmuştur. Yargıtay, usul ve kanuna uygun olan bu beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin esastan reddine karar vermiştir.
“…kendisine karşı açılmış olan tazminat davasına kendini savunmak amacıyla sunmuş olduğu belgeler ile katılanın yapmış olduğu telefon görüşmelerine ait içerikleri başkalarına yayma kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği gerekçeleri ile sanık hakkında… beraatine…”
Değerlendirme
Bu karar, hukuk mahkemelerindeki iddia ve savunma hakkının sınırları ile ceza hukukundaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu arasındaki hassas dengeyi ele alan bir nitelik taşımaktadır. Yargıtay, bir kimsenin kendisine karşı açılan bir tazminat davasında kendisini savunabilmek ve haklılığını ortaya koyabilmek adına üçüncü kişilerle yapılan haberleşme kayıtlarını mahkemeye sunmasını, suçun manevi unsuru yönünden değerlendirmiştir. Kararda, verilerin genel bir ifşa veya yayma kastı güdülmeden, sadece yargı mercileri önündeki savunma hakkı kapsamında kullanılmasının hukuka aykırı hareket etme bilincini (kastı) ortadan kaldırdığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla, adil yargılanma ve savunma hakkının meşru sınırları içinde kalan ve yayma amacı gütmeyen bu tür hamlelerin ceza yaptırımına tabi tutulamayacağı tespiti, yargılama pratiğinde savunma dokunulmazlığı açısından kritik bir güvence sağlamaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/5281 E. – 2025/8492 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2756 E., 2025/1204 K.
SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 132/2 ve 53. maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; duruşma açmaksızın İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanık hakkında beraat kararı verilmiş, Dairemizin 03.06.2024 tarihli ilamı ile “…5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi…” hukuka aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde “…yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanık …’un atılı suçtan CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE…” karar verilmiş, Bölge Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmasına rağmen sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan vekilinin suçun yasal unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, sanığın eyleminin TCK’nın 136. maddesi kapsamında suç olarak değerlendirilmesi gerektiğine, kararın gerekçesinin yetersiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; katılanın üçüncü kişilerle yapmış olduğu telefon görüşmelerine ait tape dökümlerini katılanın sanığa karşı açmış olduğu tazminat davasına delil olarak sunarak başkalarının bilgi ve görgüsüne sunarak ifşa ettiği olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 132/2. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanığın kendisine karşı açılmış olan tazminat davasına kendini savunmak amacıyla sunmuş olduğu belgeler ile katılanın yapmış olduğu telefon görüşmelerine ait içerikleri başkalarına yayma kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği gerekçeleri ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Boşanma Davasında Delil Amacıyla Eşin Konuşma ve Görüntülerinin Kaydedilmesi Suç Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024/1472 E. – 2025/8683 K., 08.12.2025 T.
Kararın Özeti
Kendisini aldattığından şüphelendiği eşinin müşterek konutuna gizli kameralar yerleştiren, aracına ses kayıt cihazı koyan ve telefonuna casus program yükleyerek ses, görüntü ve haberleşme kayıtları alan sanık hakkında ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, sanığın bu kayıtları üçüncü kişilerle paylaşmadığını, amacının boşanma davasında sadakatsizlik iddiasını kanıtlamak olduğunu ve hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını belirterek mahkûmiyet hükmünü kaldırmış ve beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin beraat kararını hukuka uygun bularak onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşmalı olarak yapılan incelemede, aldatıldığını düşünen sanığın eşine ait telefon, araç ve müşterek konuttan elde ettiği kayıtları çoğaltarak başkalarına dağıttığına ya da üçüncü kişilerle paylaştığına dair bir delil elde edilememiştir. Sanığın, boşanma davasında katılan eşinin kendisini aldattığını kanıtlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden, yüklenen suçların unsurları oluşmamıştır. Yargıtay, eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesinin kabul edildiğini saptayarak beraat kararını onamıştır.
“…boşanma davasında katılanın kendisini aldattığını kanıtlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden sanığa yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı…”
Değerlendirme
Bu karar, eşler arasındaki ceza hukuku sorumluluğu ile aile mahkemelerindeki delil sunma pratiği arasındaki sınırları çizen önemli bir içtihattır. Yargıtay, boşanma davasında sadakatsizlik vakıasını ispat etmek amacıyla, ani gelişen durumlar dışında planlı ve sistematik şekilde (casus program, gizli kamera vb.) veri toplanmasını dahi, üçüncü kişilerle paylaşılmaması ve sadece mahkemeye sunulma amacı taşıması kaydıyla ceza hukuku anlamında suçun unsurları yönünden koruma alanı içine almıştır. Karar, sanığın “hukuka aykırı hareket etme bilincinin (kastın)” bulunmadığı tespitiyle beraat hükmünü onamıştır. Ancak doktrinde ve geçmiş yargısal uygulamalarda, bu derece yoğun ve teknolojik araçlarla yapılan takibin özel hayatın çekirdek alanını yok ettiği ve meşru delil yaratma sınırını aştığı yönünde ciddi tartışmalar ve aksi yönde kararlar bulunduğu da göz önüne alınmalıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1472 E. – 2025/8683 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1778 E., 2023/2326 K.
SUÇLAR : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, Kişiler arasındaki konuşmaları dinlenmesi ve kayda alınması, Özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 132/1-1, 132/1-2. 43/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan, TCK’nın 133/3, 43/2, 62/1, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 2.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, TCK’nın 134/1-1, 134/1-2, 43/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin hükümlerinin kaldırılarak sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararıı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; atılı suçların unsurlarının oluştuğuna, sanığın planlı ve uzun süre kayıt yaparak delil oluşturma amacıyla hareket ettiğine, kayıtların üçüncü kişilere dinletildiğine, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; katılanın izni ve bilgisi dışında olmak üzere müşterek konutlarının mutfak, oturma odası, yatak odası gibi muhtelif yerlerine gizli kameralar yerleştirerek ses ve görüntü kaydı aldığı, katılanın aracına ses kayıt cihazı koyarak katılanın araçta birlikte seyahat ettiği kişilerle olan aleni olmayan konuşmalarını ses kaydı aldığı ve katılanın telefona casus program yükleyerek başkaları ile yaptığı telefon görüşmelerini kaydeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 132/1-2. cümlesindeki, 133/3. maddesindeki ve 134/1-2. cümlesindeki kaydetmek suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ve görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararları verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme sonunda, kendisini aldattığından şüphelenen sanığın müşterek ikametlerine, katılanın aracına ve telefonuna yerleştirdiği ses ve görüntü alma cihazı ve casus program ile kayda aldığı konuşmaları, haberleşme içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ve/veya kayıtları çoğaltarak başkalarına dağıttığına ilişkin dosya kapsamına göre bir delil bulunmayan sanığın, boşanma davasında katılanın kendisini aldattığını kanıtlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden sanığa yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak İlk derece mahkemesinin mahkumiyete ilişkin hükmünün kaldırılarak sanığına atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri kabul edildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Eşimin telefonundaki mesajları okumak suç mudur?
Bir kişinin, eşi dahil olmak üzere başka birinin yazışmalarını rızası olmadan okuması, kural olarak haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Evlilik birliği, otomatik olarak bir hukuka uygunluk nedeni sağlamaz. Somut durumun değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önemlidir.
WhatsApp yazışmalarının ekran görüntüsünü paylaşmak suç mudur?
Kişiler arasındaki yazışmaların içeriğinin, tarafların rızası dışında hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi suç oluşturabilir. Ekran görüntüsünün alenen paylaşılması, koşullarına göre ifşa kapsamında değerlendirilebilir.
Kendi yaptığım konuşmayı paylaşmam suç olur mu?
Kendinizle yapılan bir haberleşmenin içeriğini, karşı tarafın rızası olmadan alenen ifşa etmeniz halinde TCK 132/3 kapsamında sorumluluğunuz doğabilir. Yani “ben de taraftım” demek, her durumda paylaşımı hukuka uygun kılmaz.
Bu suçtan şikâyetçi olmak için süre var mı?
Evet. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlı olduğundan, fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmanız gerekir.
Değerlendirme ve Sonuç
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, dijital iletişimin yoğunlaştığı günümüzde hem mağdurlar hem de hakkında suçlama yöneltilen kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir suç tipidir. Bir telefon görüşmesinin dinlenmesinden, bir yazışmanın izinsiz paylaşılmasına kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu fiiller, ihlalin biçimine göre bir yıldan beş yıla kadar değişen hapis cezalarını gerektirebilir.
Bu suçla ilgili sürecin doğru yönetilmesi; şikâyet süresinin kaçırılmaması, hukuka uygunluk nedenlerinin doğru değerlendirilmesi ve uzlaştırma gibi imkânların zamanında gündeme getirilmesi açısından büyük önem taşır. Unutmayın ki burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer mahremiyet suçları hakkında genel bilgi almak için Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum