|

Dava ve Cezanın Düşmesi Nedenleri (TCK 64-75)

dava ve cezanın düşmesi

Dava ve cezanın düşmesi, bir suç işlenmiş olsa bile, belirli nedenlerin ortaya çıkmasıyla kamu davasının sürdürülememesi ya da hükmedilen cezanın infaz edilememesi hâlidir. Türk Ceza Kanunu bu nedenleri 64 ilâ 75. maddeler arasında düzenlemiştir: sanığın veya hükümlünün ölümü, af, dava zamanaşımı, ceza zamanaşımı, şikâyetten vazgeçme ve önödeme başlıca düşme nedenleridir. Bu rehber, dava ve cezanın düşmesi nedenlerini genel hatlarıyla tanıtır ve her biri için hazırladığımız ayrıntılı incelemelere yönlendirir. Konu, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümler kısmında yer alır.

Dava ve Cezanın Düşmesi Nedir?

Ceza yargılamasında bir fiilin suç oluşturması, her zaman failin cezalandırılmasıyla sonuçlanmaz. Bazı hukuki nedenler, ya açılmış bir kamu davasının düşmesine ya da kesinleşmiş bir cezanın infaz edilememesine yol açar. Bu nedenler, davayı veya cezayı ortadan kaldırdıkları için “düşme nedenleri” olarak adlandırılır. Önemli olan, bu nedenlerin çoğunun failin suçlu olup olmadığından bağımsız işlemesidir; yani düşme, bir beraat kararı değildir, yalnızca davanın veya cezanın hukuki sebeplerle sona ermesidir.

Düşme Nedenleri

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen başlıca dava ve ceza düşme nedenleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

NedenMaddeEtkisi
ÖlümTCK 64Dava düşer; hükümlünün ölümü cezayı ortadan kaldırır
AfTCK 65Genel af davayı ve cezayı; özel af infazı etkiler
Dava zamanaşımıTCK 66-67Süre dolunca kamu davası düşer
Ceza zamanaşımıTCK 68-72Süre dolunca ceza infaz edilemez
Şikâyetten vazgeçmeTCK 73Şikâyete bağlı suçlarda davayı düşürür
ÖnödemeTCK 75Bedelin ödenmesiyle dava açılmaz/düşer

Sanığın ve Hükümlünün Ölümü (TCK 64)

Ceza sorumluluğu şahsi olduğundan, ölüm bu sorumluluğu sona erdirir. TCK 64’e göre sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmedilebilir. Hükümlünün ölümü ise hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır; buna karşılık müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm infaz olunur. Böylece ölüm, kişiye bağlı cezaları sonlandırırken malvarlığına ilişkin bazı sonuçları etkilemez.

Af: Genel Af ve Özel Af (TCK 65)

Af, TCK 65’te iki türde düzenlenmiştir. Genel af hâlinde kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkar; yani genel af, cezanın varlığını tümüyle silen en geniş kapsamlı düşme nedenidir. Özel af ile ise hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir, süresi kısaltılabilir ya da ceza adli para cezasına çevrilebilir. Önemli bir fark, cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının, özel affa rağmen etkisini sürdürmesidir. Af yetkisi anayasal sınırlar içinde kullanılır ve bireysel bir hak olarak talep edilemez.

Dava Zamanaşımı (TCK 66-67)

Dava zamanaşımı, suçun işlenmesinden itibaren kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle kamu davasının düşmesidir. Süre, suçun cezasının ağırlığına göre değişir ve belirli işlemlerle durabilir veya kesilebilir. Dava zamanaşımı, kesinleşmiş bir hüküm bulunmadan, yani yargılama aşamasında işleyen bir düşme nedenidir. Ayrıntılar için Dava Zamanaşımı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Ceza Zamanaşımı (TCK 68-72)

Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün, kanunda öngörülen süre içinde infaz edilememesi hâlinde cezanın infazından vazgeçilmesidir. Dava zamanaşımından farklı olarak burada ortada kesinleşmiş bir ceza vardır; ancak süre dolduğu için artık infaz edilemez. Ceza zamanaşımı süreleri, dava zamanaşımına göre daha uzundur. Ayrıntılar için Ceza Zamanaşımı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Şikâyetten Vazgeçme, Uzlaştırma ve Önödeme

Bazı düşme nedenleri, tarafların iradesine veya belirli edimlerin yerine getirilmesine bağlıdır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, suçtan zarar görenin şikâyetten vazgeçmesi kural olarak davayı düşürür. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda tarafların anlaşması, ön ödeme kapsamındaki suçlarda ise belirli bir bedelin ödenmesi, kamu davasının açılmamasına ya da düşmesine yol açar. Bu kurumlar, ceza yargısının iş yükünü azaltırken tarafları da erken aşamada çözüme kavuşturur.

Düşme Kararının Sonuçları ve Şahsi Haklar

Dava veya cezanın düşmesi, ceza yargısını sona erdirse de mağdurun tüm haklarını ortadan kaldırmaz. Genel af, özel af ve şikâyetten vazgeçme; müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Ayrıca kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak (tazminat) davasını etkilemez. Yani ceza davası düşse bile, mağdur uğradığı zarar için hukuk mahkemesinde tazminat talep edebilir.

Bununla birlikte önemli bir istisna vardır: şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesi hâlinde, suçtan zarar gören kişi vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini açıkça belirtmişse, artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. Bu nedenle şikâyetten vazgeçilirken şahsi hakların da kapsanıp kapsanmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Konu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Güveni Kötüye Kullanma Suçunda Şikayetten Vazgeçme ve Sanığın Vazgeçmeyi Zımnen Kabul Etmesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas: 2017/11317 – Karar: 2019/1581, Tarih: 28.02.2019

Kararın Özeti

Sanığın, dava açmak amacıyla avukat arayan müştekiye yardımcı olacağını belirterek masraf adı altında aldığı 1.500 TL parayı avukata teslim etmeyip kendi uhdesine geçirdiği iddia edilmiştir. Bu eylem nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının kovuşturma aşamasında müşteki, şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiştir. Yerel mahkeme (Sulh Ceza Mahkemesi), şikayete tabi olan bu suç yönünden vazgeçme gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermiştir. O yer Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir kanun yoluna başvurmayan sanığın şikayetten vazgeçmeyi zımnen kabul ettiğine yönelik Ceza Genel Kurulu içtihadını esas alarak, yerel mahkemenin düşme hükmünü hukuka uygun bulmuş ve oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın onama gerekçesi, suçun hukuki niteliği ve ceza muhakemesinde şikayetten vazgeçmenin sanık tarafından kabulü usulüne dayanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesinde düzenlenen “basit güveni kötüye kullanma” suçu, kanun koyucu tarafından soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar arasında sayılmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine göre şikayetten vazgeçmenin davayı düşürebilmesi için sanığın bu vazgeçmeye karşı çıkmaması, yani vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik emsal kararına atıfta bulunarak; müştekinin vazgeçmesi üzerine verilen düşme kararının sanığa tebliğ edilmesine rağmen sanığın karara itiraz etmemesini veya temyiz yoluna gitmemesini “şikayetten vazgeçmenin zımnen (örtülü olarak) kabulü” olarak nitelendirmiştir. Bu durum karşısında davanın düşürülmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

“Mağdurenin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle düşmesine dair gerekçeli kararın sanığa tebliğ edildiği, söz konusu karara karşı herhangi bir kanun yoluna müracaat etmeyen sanığın şikayetten vazgeçmeyi zımni olarak kabul ettiği yönündeki kararı dikkate alınarak, mahkemenin şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme hükmünde isabetsizlik bulunmamıştır.”

Değerlendirme

Bu karar, ceza muhakemesinde irade beyanlarının ve sessiz kalmanın (sükutun) doğurduğu hukuki sonuçları göstermesi bakımından pratik bir öneme sahiptir. Normal şartlarda ceza yargılamasında sanık, şikayetten vazgeçmeyi reddederek hakkında yargılamaya devam edilmesini ve neticede beraat kararı verilmesini talep edebilir; çünkü beraat kararı fail için hukuki açıdan düşme kararından daha temiz bir sicil anlamına gelir. Ancak mahkemelerin iş yükü ve uygulamadaki işleyiş pratikleri göz önüne alındığında, her düşme kararı için sanığın mahkemeye çağrılıp açıkça “vazgeçmeyi kabul ediyor musun?” diye sorulması usul ekonomisine aykırı durumlara yol açabilmektedir. Yargıtay bu kararla, usul kurallarını esnetmeden makul bir denge kurmuştur: Sanığa karar tebliğ edilir, eğer sanık beraat etmek iddiasındaysa kararı temyiz ederek vazgeçmeyi reddettiğini ortaya koymalıdır. Hak tanınmasına rağmen sessiz kalan ve kanun yoluna başvurmayan sanığın bu tutumu, davanın sonlanmasını onayladığı şeklinde yorumlanır. Karar, yargılamanın uzamasını engelleyen şeffaf ve pratik bir usul mekanizmasını teyit etmektedir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas: 2017/11317 – Karar: 2019/1581, Tarih: 28.02.2019 Tam Metni

“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Düşme

Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme hükmü, O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanığın dava açmak için avukat arayışında bulunan müştekiye avukat bulup masraf adı altında avukata verilmek üzere katılan tarafından kendisine gönderilen 1.500 TL’yi avukata vermeyerek uhdesine geçirip, güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanığa yüklenen ve TCK 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olması ve müştekinin kovuşturma aşamasında alınan beyanında şikayetten vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, 15/12/2015 tarihli Ceza Genel Kurulu 2013/3-481 E, 2015/519 K sayılı kararında, “mağdurenin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle düşmesine dair gerekçeli kararın sanığa tebliğ edildiği, söz konusu karara karşı herhangi bir kanun yoluna müracaat etmeyen sanığın şikayetten vazgeçmeyi zımni olarak kabul ettiği” yönündeki kararı dikkate alınarak, mahkemenin şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme hükmünde isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, şikayetten vazgeçme gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle, şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin hükmün ONANMASINA, 28/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

15 Yaşından Büyük Mağdurun Şikayetten Vazgeçme Beyanı Şahsa Sıkı Sıkıya Bağlı Haktır; Veli Beyanıyla Davanın Düşürülmesi Bozma Nedenidir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2012/12655 – Karar: 2012/17409, Tarih: 11.07.2012

Kararın Özeti

Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında açılan kamu davasında, mağdurun annesinin şikayetten vazgeçtiğine dair sunduğu dilekçe esas alınarak yerel mahkemece davanın düşmesine karar verilmiştir. Kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi dosyayı incelemiştir. Yargıtay, suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun bizzat beyanı alınmadan, yalnızca yasal temsilcisi olan annesinin iradesine dayanarak düşme kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Dosyada annenin zararların giderildiğini belirten bir dilekçesi bulunsa da ayırt etme gücüne sahip mağdur çocuğun mahkemece yeniden çağrılması, zararının karşılanıp karşılanmadığının ve vazgeçmeye katılıp katılmadığının bizzat kendisine sorulması gerektiğini vurgulayan Daire, yerel mahkemenin düşme hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın bozma gerekçesi, ceza muhakemesi ve medeni hukuk ilkeleri uyarınca “şikayet ve şikayetten vazgeçme” haklarının hukuki niteliğine dayanmaktadır. Ceza hukukunda şikayet ve bundan vazgeçme hakkı, niteliği gereği “şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar” arasında yer alır. Kişi ayırt etme gücüne sahipse (temyiz kudreti varsa), yasal temsilcisi olsa dahi bu hakkı beraat ya da mahkûmiyet yönünde bizzat kullanma yetkisine sahiptir. Yargısal uygulamalarda 15 yaşını doldurmuş olan çocukların, kural olarak ceza yargılamasında şikayet yönünden ayırt etme gücüne sahip oldukları kabul edilir. Dolayısıyla, suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun kendi özgür iradesi ve beyanı, annesinin iradesine üstündür. Mahkemenin, mağduru devre dışı bırakarak annenin dilekçesiyle yetinmesi ve mağdurun zararının tazmin edilip edilmediğini bizzat ona doğrulatmaması usul güvencelerinin ihlali niteliğindedir.

“Suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun şahsa sıkı sıkıya bağlı şikayetten vazgeçme hakkı konusunda kendi beyanının geçerli olması gerekeceğinden… yaşı küçük mağdurun tekrar çağrılarak sanık tarafından zararının tazmin edilip edilmediği hususunun kendisinden sorularak sonucuna göre hüküm kurulması yerine yazılı şekilde düşme kararı verilmesi…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza yargılamasında çocukların hak ehliyeti ve irade özerkliğini koruyan son derece kritik bir hukuki yaklaşımı yansıtmaktadır. Pratik yargılamada mahkemeler, ailelerin sunduğu feragat veya vazgeçme dilekçelerini “taraflar anlaştı” kolaycılığıyla kabul edip dosyayı kapatma eğilimi gösterebilmektedir. Ancak Yargıtay, 15 yaş üstü çocukların ceza adalet sisteminde edilgen birer nesne değil, hak sahibi bağımsız birer süje olduklarını hatırlatmaktadır. Suçun doğrudan mağduru olan çocuk, ailesinden farklı bir iradeye sahip olabilir; nitekim uğradığı taksirle yaralanmanın fiziki veya manevi sonuçlarını bizzat yaşayan kendisidir. Mahkemenin görevi, velinin beyanıyla yetinmeyip, çocuğun iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığını ve iddia edilen maddi zarar tazminatının çocuğa ulaşıp ulaşmadığını bizzat yüz yüzelik ilkesi uyarınca denetlemektir. Karar, şahsa sıkı sıkıya bağlı hakların devredilemezliğini ve çocuk haklarının korunmasını yargılama usulünün merkezine koyması bakımından emsal teşkil eder.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2012/12655 – Karar: 2012/17409, Tarih: 11.07.2012 Tam Metni

“İçtihat Metni” Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Uygulama : Şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme
Tebliğname Düşünce : Ret

Taksirle yaralama suçundan, sanık hakkındaki davanın düşmesine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurun annesinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle, katılanın davaya katılmasına dair verilen kararın hükümsüz kalacağına ilişkin tebliğnamedeki görüşe, suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun şahsa sıkı sıkıya bağlı şikayetten vazgeçme hakkı konusunda kendi beyanının geçerli olması gerekeceğinden iştirak edilmemiştir.
Suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun şahsa sıkı sıkıya bağlı şikayetten vazgeçme hakkı konusunda beyanı alınmaksızın, annesinin şikayetten vazgeçme dilekçesine dayanılarak düşme kararı verilmiş ise de; 08.10.2008 tarihli celsede katılanın annesi olan müştekinin, sanık tarafından zararların giderildiğine ilişkin şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiğinin belirtilmesi ve buna ilişkin dosya içerisinde 27.03.2008 tarihli dilekçenin bulunması karşısında, yaşı küçük mağdurun tekrar çağrılarak sanık tarafından zararının tazmin edilip edilmediği hususunun kendisinden sorularak sonucuna göre hüküm kurulması yerine yazılı şekilde düşme karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,11.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Dava düşmesi ile beraat aynı şey midir?

Hayır. Beraat, sanığın suçu işlemediğinin veya fiilin suç oluşturmadığının belirlenmesidir. Dava düşmesi ise ölüm, af veya zamanaşımı gibi hukuki nedenlerle davanın sona ermesidir; sanığın suçlu olup olmadığı hakkında bir belirleme içermez.

Sanığın ölümü halinde ne olur?

Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler bakımından davaya devam edilerek müsadereye hükmedilebilir. Hükümlünün ölümü ise hapis ve infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır.

Af ile zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Genel af, cezanın varlığını tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırır. Ceza zamanaşımı ise cezayı ortadan kaldırmaz, yalnızca sürenin geçmesi nedeniyle infazını engeller. Yani af cezayı siler, zamanaşımı sadece infazı durdurur.

Dava ve cezanın düşmesi nedenlerinin doğru değerlendirilmesi, bazen yıllarca sürmüş bir davanın sonucunu belirler. İstanbul’da yürüttüğümüz ceza davalarına ilişkin daha fazla bilgi için Av. Sinan Karabacak ceza hukuku sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir