Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçu (TCK-177)

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması

İçindekiler

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması, Türk Ceza Kanunu‘nun 177. maddesinde düzenlenen ve gözetimi altında bulunan bir hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan ya da kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişiyi altı aya kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandıran bir genel tehlike suçudur. Suç, somut tehlike suçu niteliğindedir; yani cezalandırma için hayvanın fiilen birini ısırması ya da yaralaması şart değildir, tehlikenin doğmuş olması yeterlidir.

Sahiplenilmiş veya gözetim altında tutulan hayvanların, çevredeki insanlar için bir tehlike kaynağına dönüşmemesi, onları gözetmekle yükümlü kişilerin sorumluluğundadır. Bu yazıda suçun iki farklı hareket biçimini, unsurlarını, bir kişinin zarar görmesi veya hayvanın başka bir mala zarar vermesi hâlinde ortaya çıkan hukuki tabloyu, tehlikeli ırk köpeklere ilişkin özel mevzuatı, tazminat boyutunu, cezasını ve yargılama usulünü Yargıtay’ın güncel içtihadı ışığında ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Nedir?

Bu suç, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Maddeye göre; gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun temelinde, bir hayvanın gözetiminden sorumlu kişinin, bu gözetimi gereği gibi yerine getirmemesi ve bunun sonucunda çevredeki insanlar için bir tehlikenin doğması vardır.

Gündelik hayatta hayvanlar, özellikle de saldırgan olabilecek veya belirli koşullarda tehlike yaratabilecek türden hayvanlar, gözetimsiz bırakıldıklarında çevredeki insanlar için ciddi bir risk oluşturabilir. Kanun koyucu, bu riski gözeterek, hayvanın gözetiminden sorumlu kişilere bir özen yükümlülüğü getirmiş ve bu yükümlülüğün, başkaları için tehlike doğuracak şekilde ihlal edilmesini bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir. Böylece, henüz bir zarar doğmadan, tehlike aşamasında dahi ceza hukuku devreye girebilir.

Bu düzenleme, hayvan sahipliğinin yalnızca bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu ortaya koyar. Bir hayvanı gözetimi altında bulunduran kişi, o hayvanın çevredeki insanlar için bir tehlike kaynağına dönüşmemesini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hayvanın türüne ve taşıdığı tehlike potansiyeline göre farklı düzeylerde bir özen gerektirebilir. Örneğin saldırgan olabilecek büyük bir hayvan söz konusu olduğunda, gözeticiden beklenen özen düzeyi de o ölçüde artar. Kanun koyucu, bu özen yükümlülüğünün ağır biçimde ihmalini, toplum güvenliği açısından bağımsız bir suç olarak değerlendirmiştir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bu maddeyle korunan hukuki değer, kişilerin hayatı ve sağlığı ile bunun uzantısı olan genel güvenliktir. Suç, belirli bir kişiyi değil, hayvanın yaratabileceği tehlikeden etkilenebilecek belirsiz sayıda kişiyi, yani toplumu korur. Nitekim maddede, hayvanın “başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde” serbest bırakılmasından söz edilmektedir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta, maddenin koruma alanının kişilerin hayatı ve sağlığı ile sınırlı olmasıdır; malvarlığına yönelik tehlike, bu maddenin doğrudan konusu değildir. Bu yönüyle madde, genel tehlike yaratan diğer bazı suçlardan ayrılır. Suç, bir tehlike suçu niteliğinde olduğundan, cezalandırma için bir kişinin fiilen ısırılması veya yaralanması gerekmez; hayvanın, insanların hayatı veya sağlığı bakımından somut bir tehlike doğuracak şekilde serbest bırakılması ya da kontrolünün ihmal edilmesi yeterlidir.

Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 01.07.2021 tarihli ve 2020/9845 Esas, 2021/17248 Karar sayılı kararında, sitede bağsız dolaşan büyük bir köpeğin motosikletle geçen müştekinin arkasından koşarak kovalamasını, kimseyi ısırmamış olmasına rağmen tehlike unsurunun gerçekleşmesi için yeterli görmüş; ilk derece mahkemesinin bu olguyu gözetmeden verdiği beraat kararını, “suçun oluşumu için bir zararın meydana gelmiş olmasının gerekmediği” gerekçesiyle bozmuştur.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun İki Hareket Biçimi

Madde, suçun iki farklı hareket biçiminde işlenebileceğini öngörmüştür:

Hayvanı tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakmak: Bu, daha çok aktif bir davranışla işlenir. Gözetim altındaki hayvanın, başkaları için tehlike yaratacak biçimde salıverilmesi ya da serbest bırakılması bu kapsamdadır. Hayvanın kontrol altına alınmasında ihmal göstermek: Bu ise ihmali bir davranışla işlenir. Hayvanın kontrol altında tutulması için gerekli önlemlerin alınmaması, örneğin uygun bir çevreleme, tasma veya benzeri tedbirlerin ihmal edilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 01.03.2018 tarihli ve 2017/15053 Esas, 2018/2242 Karar sayılı kararında bu iki hareket biçimini ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Karara göre hayvanı serbest bırakma icrai bir davranış olarak gerçekleşir; gözetim altındaki bir hayvanı tutmayı, kontrol etmeyi terk etmek bu şekildedir. Kontrol altına alınmasında ihmal gösterme ise, tehlikeli bir durum karşısında kontrol altına alma yükümlülüğü bulunmasına karşın bu yükümlülüğün gereğinin yerine getirilmemesi şeklinde işlenir; bu ihmali davranış, daha önce serbest bırakılan bir hayvanın yeniden kontrol altına alınmaması biçiminde ya da kısmen kontrol altında bulunan hayvan için tehlikeyi önlemeye yetecek derecede bir denetim sağlanmaması şeklinde de gerçekleşebilir.

Kararda ayrıca, hayvanın hangi yöntemle kontrol altına alınması gerektiğinin, olayın özelliklerine, hayvanın cinsi, huyu, tehlikeliliği ve tepkisi gibi hususlar göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu iki hareket biçiminin ortak yönü, her ikisinin de hayvanın, başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek bir duruma gelmesine yol açmasıdır. Failin bu hareketlerden herhangi birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterlidir. Uygulamada daha sık karşılaşılan hal, ikincisidir: yani hayvanın kaçmasını, çevredekilere ulaşmasını veya saldırmasını önleyecek tedbirlerin ihmal edilmesi. Bu nedenle olayda hangi hareket biçiminin bulunduğunun belirlenmesi, suçun niteliğini değiştirmese de olayın anlaşılması bakımından önemlidir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun Faili: Hayvanın Gözeticisi

Suçun faili, hayvanın gözetiminden sorumlu olan kişidir. Bu, çoğu zaman hayvanın sahibidir; ancak sahiplik şart değildir. Hayvanı fiilen gözetimi altında bulunduran, ona bakan veya onu belirli bir süre için emanet almış olan kişiler de gözetim yükümlülüğü taşıyabilir. Belirleyici olan, kişinin somut olayda hayvan üzerinde fiilî bir gözetim ve kontrol yükümlülüğüne sahip olup olmadığıdır.

Bu nedenle suç, herkes tarafından değil, yalnızca hayvan üzerinde gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenebilir. Örneğin bir hayvanı geçici olarak emanet alan kişi, o süre boyunca gözetim yükümlülüğü taşıyabilir; buna karşılık hayvanla hiçbir gözetim ilişkisi bulunmayan bir kişi, yalnızca olaya tanık olması nedeniyle bu suçun faili olamaz. Fail kavramının sahiplikle sınırlı olmadığı, sokak hayvanlarına gönüllü bakan kişiler veya hayvan koruma dernekleri bakımından da geçerlidir; bu konuya aşağıda “Sokak Hayvanlarına Bakan Kişilerin ve Derneklerin Sorumluluğu” başlığında ayrıca değiniyoruz.

Gözetim yükümlülüğünün belirlenmesi, özellikle birden fazla kişinin hayvanla ilişkili olduğu durumlarda önem kazanır. Örneğin bir hayvanın sahibi ile onu geçici olarak gözetimi altına alan kişi farklı olabilir; bu durumda olay anında hayvanın fiilen kimin gözetiminde bulunduğu belirleyici olur. Bu değerlendirme, gereksiz yere sorumlu tutulmayı önlemek açısından da önem taşır.

Gözetim ilişkisinin ispatı da uygulamada tartışmalı olabilir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 03.03.2015 tarihli ve 2014/9218 Esas, 2015/3888 Karar sayılı kararında, sanığın “köpek bana ait değil” yönündeki savunmasını, aynı sanığın sonradan “köpeğim süs köpeğiydi, ısırmaz” şeklindeki çelişkili beyanıyla birlikte değerlendirmiş; olay yeri tespit tutanağı, tanık beyanı ve sanığın kendi savunmasındaki zımni ikrar bir bütün olarak ele alındığında gözetim ilişkisinin kesin olarak kurulduğunu belirterek, delil yetersizliği gerekçesiyle verilen beraat kararını bozmuştur.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun Somut Tehlike Koşulu

Suçun oluşması için, hayvanın serbest bırakılması ya da kontrolünün ihmal edilmesinin, başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından somut bir tehlike doğurmuş olması gerekir. Yalnızca hayvanın kontrolsüz bırakılması değil, bunun gerçekten insanlar için bir tehlike yaratmış olması aranır. Bu değerlendirmede; hayvanın türü, büyüklüğü, saldırganlık potansiyeli, serbest bırakıldığı yerin niteliği ve çevredeki insan yoğunluğu gibi ölçütler göz önünde tutulur.

Örneğin saldırgan olabilecek büyük bir hayvanın kalabalık bir yerleşim alanında gözetimsiz bırakılması, tipik olarak somut tehlike koşulunu karşılayabilir. Buna karşılık, çevrede kimsenin bulunmadığı, insan hayatı veya sağlığı bakımından herhangi bir tehlikenin doğmadığı durumlarda suçun unsurları oluşmayabilir. Bu nedenle her olayda, ortaya çıkan tehlikenin gerçek ve somut olup olmadığı ayrıca değerlendirilir; soyut bir kural ihlali tek başına yeterli sayılmaz.

Somut tehlike koşulu, bu suçu yalnızca bir düzen ihlalinden ayıran temel unsurdur. Bir hayvanın kontrolsüz bırakılması her zaman aynı düzeyde tehlike yaratmaz; aynı davranış, koşullara göre suç oluşturabilir ya da oluşturmayabilir. Bu nedenle mahkeme, tehlikenin varlığını değerlendirirken olayın gerçekleştiği yeri, zamanı, çevredeki insan yoğunluğunu ve hayvanın niteliğini bir bütün olarak ele alır.

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması, özellikle bir kişinin yaralanmasıyla birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurabilen bir suçtur. Böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, gözetim yükümlülüğünüzün kapsamının ve olayda somut bir tehlikenin doğup doğmadığının doğru değerlendirilebilmesi için, alanında deneyimli bir ceza avukatından hukuki destek almanız faydalı olacaktır.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun Manevi Unsuru

Suçun manevi unsuru kasttır. Failin, gözetimi altındaki hayvanı tehlikeli olabilecek şekilde serbest bıraktığını ya da kontrolünü ihmal ettiğini ve bunun başkaları için tehlike doğurabileceğini bilerek hareket etmesi gerekir. Burada da olası kast söz konusu olabilir; fail, hayvanı gözetimsiz bırakması halinde başkalarının tehlikeye girebileceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa kastla hareket etmiş sayılır. Failin serbest bırakması kasıtlı değilse TCK 177’deki suç oluşmaz; bundan dolayı bir yaralanma veya ölüm meydana gelmişse eylem, ancak koşulları varsa taksirli bir suça vücut verebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin yukarıda anılan 01.03.2018 tarihli ve 2017/15053 Esas, 2018/2242 Karar sayılı kararı, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki sınırı da somut bir olay üzerinden netleştirmiştir. Sanık, pointer cinsi köpeğini serbest bırakmış; köpek müştekinin koyunlarına saldırarak zarar vermiştir. Yerel mahkeme, sanığın önceden kastının bulunmadığı gerekçesiyle mala zarar verme suçundan beraat kararı vermiş; ancak Yargıtay, olası kast ile bilinçli taksiri ayıran ölçütün, “mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi” olduğunu hatırlatarak, sanığın köpeğinin başka hayvanlara zarar vereceğini kabullenerek serbest bıraktığına dair kesin bir kanıt bulunmasa da, evcil hayvanları öldürecek derecede saldırgan bir köpeğin ilçe merkezinde serbest bırakılmasının, insanların hayatı ve sağlığı bakımından da tehlike oluşturacağında kuşku bulunmadığını belirtmiş ve sanığın TCK 177 uyarınca cezalandırılması gerektiğine hükmetmiştir.

Failin kastının belirlenmesinde, hayvanın daha önce sergilediği saldırgan davranışlar önemli bir ölçüttür; daha önce saldırgan eğilim göstermiş bir hayvanın gözetimsiz bırakılması kastın varlığına işaret edebilirken, hiçbir tehlike belirtisi göstermemiş bir hayvanın beklenmedik bir davranışta bulunması halinde failin öngörü olanağı daha sınırlı değerlendirilir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması ile Diğer Suçların İçtimaı: Bir Kişi Zarar Görürse Ne Olur?

Bu suç bir tehlike suçu olduğundan, henüz bir zarar doğmadan yalnızca tehlikenin ortaya çıkmasını cezalandırır. Ancak hayvanın serbest bırakılması veya kontrolünün ihmali sonucunda bir kişi fiilen yaralanır ya da ölürse, artık yalnızca bir tehlike değil, gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olur. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre bu durumda uygulanacak ölçüt, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar suçu-tehlike suçu ayrımıdır: tehlike suçları ile zarar suçları arasında asıl-tali norm ilişkisi bulunduğundan, taksirle yaralama gibi bir zarar suçundan cezalandırma imkânı varsa, sanık yalnızca bu zarar suçundan cezalandırılır ve ayrıca TCK 177’den ek bir mahkûmiyet kurulamaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.02.2021 tarihli ve 2019/12425 Esas, 2021/1979 Karar sayılı kararında bu ilkeyi, mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde ısırılıp yaralandığı bir olayda uygulamıştır: taksirle yaralama şikâyetinden vazgeçilmesi nedeniyle bu suçtan artık cezalandırma imkânı ortadan kalktığından, Daire, re’sen takibi mümkün olan TCK 177’den işlem yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Aynı ilke, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 28.01.2021 tarihli ve 2019/8647 Esas, 2021/822 Karar sayılı kararda da aynen benimsenmiştir.

Buna karşılık Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.03.2019 tarihli ve 2017/8458 Esas, 2019/4170 Karar sayılı kararında, yaşı küçük bir mağdurun köpek tarafından ısırıldığı ve şikâyetin devam ettiği bir olayda, mahkemenin sanığa TCK 177’den ek savunma hakkı tanıyarak bu maddeden mahkûmiyet kurmasını ve taksirle yaralama suçundan hüküm kurmamasını hatalı bulmuş; zarar suçundan cezalandırma mümkün olduğu sürece esas alınması gerekenin taksirle yaralama olduğunu vurgulamıştır.

Bu ilkenin uygulamadaki en somut örneklerinden biri, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 23.11.2021 tarihli ve 2020/8453 Esas, 2021/21448 Karar sayılı kararıdır. Bağsız bir Pitbull cinsi köpeğiyle dolaşan sanığın köpeğinin mağduru kovalayıp yaralaması olayında Daire, TCK 44’te düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince sanığın daha ağır cezayı gerektiren taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğini, TCK 177’den hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu belirtmiştir.

Aynı ilke, farklı bir hayvan türüyle de karşımıza çıkar: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.09.2022 tarihli ve 2021/9162 Esas, 2022/12392 Karar sayılı kararında, seyir halindeki bir aracın, şüpheliye ait serbest bırakılmış bir ata çarparak sürücünün yaralanmasına yol açtığı olayda da aynı fikri içtima ilkesini uygulamış ve TCK 177 yerine taksirle yaralamadan hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, maddenin yalnızca köpeklerle sınırlı olmadığını, at gibi başka hayvanlar bakımından da uygulanabileceğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.

Birden fazla mağdurun bulunduğu olaylarda ise ilke, mağdur bazında ayrı ayrı değerlendirilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.03.2013 tarihli ve 2012/16624 Esas, 2013/7597 Karar sayılı kararında, sanığın köpeğinin iki kişiyi birden yaraladığı bir olayda, yaralanan mağdurlardan biri bakımından ayrıca TCK 177’den hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuş ve kararı düzelterek TCK 177’ye ilişkin hükmü tümüyle hüküm fıkrasından çıkarmıştır; aynı kararda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.07.2009 tarihli ve 2009/9-62-191 sayılı kararına atıfla, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde TCK 61/1-g bendindeki “failin güttüğü amaç ve saik” ölçütünün kullanılamayacağı da ayrıca vurgulanmıştır.

Benzer biçimde Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 25.03.2015 tarihli ve 2014/4527 Esas, 2015/5060 Karar sayılı kararında, başıboş bırakılan bir köpeğin katılanı yaralaması üzerine hem taksirle yaralama hem TCK 177’den mahkûmiyet kurulmasını hatalı bularak, kararı düzelterek onamış ve TCK 177 yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” ibaresini hükme eklemiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 25.05.2021 tarihli ve 2020/8583 Esas, 2021/4262 Karar sayılı kararında da köpeklerin zincirlerini kırıp komşu bahçesine girerek müştekiyi ısırması olayında aynı ilke tekrarlanmıştır.

Bu içtihat çizgisinin pratik sonucu şudur: hayvanın yol açtığı bir olayda bir kişi yaralanmışsa ve bu yaralanmadan dolayı cezalandırma mümkünse (şikâyet varsa, uzlaşma sağlanmamışsa), fail yalnızca taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulur; TCK 177 ile birlikte iki ayrı mahkûmiyet kurulamaz. Buna karşılık zarar suçundan cezalandırma imkânı herhangi bir nedenle ortadan kalkmışsa (örneğin şikâyetten vazgeçilmişse), re’sen takip edilebilen TCK 177 devreye girer. Taksirle yaralama suçu hakkında ayrıntılı bilgi için taksirle yaralama suçu yazımıza, kast ve taksir ayrımı için ise kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.

Mala Zarar Verilmesi Halinde TCK 177 Uygulanır mı?

Bu sorunun cevabı, zarar gören şeyin niteliğine göre değişir ve Yargıtay içtihadında dikkat çekici bir ayrım içerir. TCK 177’nin koruma alanı yukarıda açıklandığı gibi kişilerin hayatı ve sağlığıyla sınırlıdır; cansız bir eşyaya (araç, çit, bahçe düzeni gibi) verilen zarar bu maddenin kapsamında değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2017/15053 Esas, 2018/2242 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, failin saldırgan hayvanının bir eşyaya zarar verebileceğini öngörerek onu serbest bırakması halinde, olayın niteliğine göre doğrudan veya olası kastla mala zarar verme suçu gündeme gelebilir; ancak failin bu zararı öngöremeden hayvanı serbest bırakması halinde, mala zarar vermenin taksirle işlenen bir biçimi kanunda düzenlenmediğinden, herhangi bir suç oluşmaz.

Buna karşılık, hayvanın başka bir canlıya, örneğin komşuya ait kümes hayvanlarına veya evcil hayvanlara saldırdığı olaylarda Yargıtay farklı bir çizgi izlemektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.05.2021 tarihli ve 2019/24334 Esas, 2021/14650 Karar sayılı kararında, başıboş bırakılan bir köpeğin müştekinin bahçesine girip hayvanlarına zarar verdiği olayda, yerel mahkemenin “eylem mala zarar verme suçuna dönüştü” gerekçesiyle şikâyet yokluğundan verdiği düşme kararını bozmuş ve evi bahçesine giren, hayvanları öldürecek kadar saldırgan bir köpeğin serbest bırakılmasında TCK 177’nin unsurlarının oluştuğunu belirtmiştir.

Bu çizgi, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 28.05.2025 tarihli ve 2024/25474 Esas, 2025/4325 Karar sayılı kanun yararına bozma kararında da sürdürülmüştür: engelli sokak köpeklerine bakan bir derneğin yöneticisi hakkında, gözetimindeki köpeklerin katılana ait 63 tavuk, 43 hindi ve 16 süs tavuğuna saldırarak telef etmesi nedeniyle TCK 177 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü esas itibarıyla isabetli bulunmuş; ancak Yargıtay, barınağın etrafının tellerle çevrili olduğu ve köpeklerin engelli olmaları nedeniyle kaçamayacakları yönündeki savunma karşısında, köpeklerin kasten mi serbest bırakıldığı yoksa kontrol altına alınmasında ihmal mi gösterildiği kesin biçimde belirlenmeden eksik araştırmayla hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.

Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan pratik sonuç şudur: hayvanın cansız bir eşyaya verdiği zarar TCK 177 kapsamı dışındadır ve ancak koşulları varsa ayrı bir mala zarar verme suçunu oluşturabilir; buna karşılık saldırgan bir hayvanın başka hayvanlara zarar verdiği olaylarda mahkemeler, aynı saldırganlığın insanlar için de potansiyel bir tehlike oluşturduğu gerekçesiyle TCK 177’yi uygulanabilir görmektedir. Bu ayrım, özellikle sokak hayvanlarına bakan kişiler ve tarımsal işletme sahipleri arasındaki uyuşmazlıklarda savunma stratejisinin kurulması açısından belirleyicidir.

Sokak Hayvanlarına Bakan Kişilerin ve Derneklerin Sorumluluğu

Yukarıda aktarılan 2024/25474 Esas, 2025/4325 Karar sayılı kararda görüldüğü gibi, TCK 177’nin faili yalnızca ev hayvanı sahipleri ile sınırlı değildir; barınak işleten dernekler, sokak hayvanlarına düzenli bakan gönüllüler veya geçici olarak bir hayvanı himayesine alan kişiler de, o hayvan üzerinde fiilî bir gözetim ilişkisi kurdukları andan itibaren bu suçun faili olabilirler. Kararda, barınağın çevresinin tellerle çevrili olması ve hayvanların engelli olmaları nedeniyle kaçamayacaklarına dair savunmanın, tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığı; mahkemenin, somut olayda kasıt mı yoksa ihmal mi bulunduğunu, örneğin çevrelemenin fiilen yeterli olup olmadığını ve olay tarihinde hangi koşulların gerçekleştiğini ayrıca araştırması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu içtihat, hayvan koruma amacıyla faaliyet gösteren dernek ve gönüllülerin de gözetim yükümlülüğünden muaf olmadığını, ancak sorumluluğun her olayda somut delillerle (çevreleme düzeninin yeterliliği, hayvanın önceki davranışları, olay anındaki koşullar) ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Uygulamada belediyelerin geçici bakımevleri veya toplama merkezlerinde tutulan hayvanlar bakımından da benzer bir değerlendirme yapılabilir; kurumun veya görevlinin somut olayda fiilî bir gözetim ilişkisi kurup kurmadığı, sorumluluğun belirlenmesinde esas alınır.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun Hayvanları Koruma Mevzuatı ile İlişkisi

Hayvanların sahiplenilmesi, bakımı ve gözetimi, yalnızca ceza hukukuyla değil, hayvanların korunmasına ilişkin özel mevzuatla da düzenlenir. Bu alandaki temel düzenleme 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’dur. 14.07.2021 tarihli ve 7332 sayılı Kanun’la bu kanunun 14. maddesine eklenen (l) bendiyle, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca oluşturulan komisyonca tehlikeli olarak belirlenen hayvanların üretilmesi, sahiplenilmesi, sahiplendirilmesi, barındırılması, beslenmesi, takası, teşhiri, ülkemize girişi, satışı ve reklamının yapılması yasaklanmıştır. Bu kapsamda Amerikan Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasileiro, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully ırkları tehlike arz eden hayvan olarak belirlenmiş; 14.07.2021 tarihinden önce bu ırklardan bir köpeğe sahip olanların, hayvanlarını kısırlaştırıp kayıt altına aldırmaları koşuluyla 14.01.2022 tarihine kadar ellerinde bulundurmalarına izin verilmiştir.

TCK 177 bakımından belirleyici olan, idari bir kuralın ihlali değil, hayvanın başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından somut bir tehlike doğuracak şekilde serbest bırakılması ya da kontrolünün ihmal edilmesidir. Bununla birlikte, tehlikeli ırk olarak belirlenmiş bir köpeğin gerekli tescil, kısırlaştırma ve muhafaza tedbirleri alınmadan bulundurulması, somut bir olayda failin gözetim yükümlülüğünü ne ölçüde ihmal ettiğinin değerlendirilmesinde önemli bir gösterge olabilir; zira bu tür ırklar için beklenen özen standardı, kanun koyucu tarafından da daha yüksek tutulmuştur.

Ayrıca 02.08.2024 tarihli ve 7527 sayılı Kanun’la 5199 sayılı Kanun’da yapılan kapsamlı değişiklikle, sahipsiz hayvanların toplanması, geçici bakımevlerinde barındırılması ve sahiplendirilmesine ilişkin sistem yeniden düzenlenmiştir. Bu değişiklik, kanunun amacını “insan, hayvan ve çevre sağlığı” gözetilerek yeniden tanımlamış ve belediyelerin sahipsiz hayvanlarla ilgili yükümlülüklerini genişletmiştir. Sahipsiz veya geçici bakım altındaki hayvanların da TCK 177 anlamında bir “gözetim” ilişkisine konu olabileceği durumlarda, bu mevzuattaki yükümlülükler ile ceza sorumluluğu birbirini tamamlayan iki farklı hukuki boyut oluşturur.

TCK 177 ile Hayvana Eziyet Suçu Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça karıştırılan bir başka konu, TCK 177’nin hayvana kötü muamele veya eziyetle ilgili düzenlemelerden farklı bir suç olduğudur. TCK 177, hayvanın insanlar için tehlike yaratmasını, yani insanı hayvandan korumayı amaçlar. Buna karşılık 5199 sayılı Kanun’un 14. maddesinde düzenlenen ve 7332 sayılı Kanun’la idari para cezası kapsamından çıkarılıp hapis cezası gerektiren bir suç haline getirilen hayvana işkence, acımasızca öldürme, zehirleme veya ağır yaralanmaya yol açma gibi fiiller, tam tersine hayvanı insanın kötü muamelesinden korumayı amaçlar. Bu iki düzenleme, koruma yönü bakımından birbirinin aynasıdır; bir olayda hangi hükmün uygulanacağı, tehlikenin kimden kime yöneldiğine göre belirlenir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması ile Bağlantılı Diğer Suçlar: Karşılaştırma

Uygulamada TCK 177, benzer görünümlü birkaç suçla karıştırılabilmektedir. Aşağıdaki tablo, bu suçlar arasındaki temel ayrımları özetlemektedir.

KriterTCK 177 (Hayvanın Serbest Bırakılması)TCK 89 (Taksirle Yaralama)TCK 151 (Mala Zarar Verme)TCK 179 (Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma)
Korunan değerKişilerin hayatı/sağlığı (soyut tehlike potansiyeli)Kişinin bedensel bütünlüğü (gerçekleşmiş zarar)MalvarlığıKara, deniz, hava ulaşımının güvenliği
Zarar şartıAranmaz, somut tehlike yeterliAranır, fiilen yaralanma gerekirAranır, eşyada fiilen zarar gerekirGenellikle aranmaz, tehlike suçu
Manevi unsurYalnızca kastTaksirKasten işlenebilir; taksirle işlenen biçimi düzenlenmemiştirKasten veya taksirle işlenebilir
Hayvanla bağlantısıHayvanın kendisi tehlike kaynağıHayvanın yol açtığı bedensel zarar sonucu gündeme gelirHayvanın cansız eşyaya verdiği zarar sonucu gündeme gelirHayvanın trafik alanına bırakılması sonucu gündeme gelebilir
Birlikte uygulanmaZarar suçu oluşursa tali kalırZarar suçu oluşursa öncelikli uygulanırAyrı ve bağımsız değerlendirilirOlayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir

Bu tablodan da görülebileceği gibi, hayvanın yol açtığı bir olayda hangi hükmün uygulanacağı, zarar görenin kim/ne olduğuna (kişi mi, eşya mı) ve bir zararın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değişir. Doğru nitelendirme, hem şikâyet dilekçesinin hem de savunmanın buna göre kurulması açısından belirleyicidir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs: Suçun serbest bırakma biçiminde, hareketin niteliğine göre teşebbüs mümkün olabilir; ihmal biçiminde ise teşebbüsün uygulama alanı sınırlıdır. Her hâlde suç, somut bir tehlikenin doğmasıyla tamamlanır. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.

İştirak: Hayvan üzerindeki gözetim yükümlülüğü birden fazla kişiye ait olabilir; bu durumda her birinin sorumluluğu kendi yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilir. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz.

İçtima: Yukarıda açıklandığı üzere, hayvanın serbest bırakılması sonucu bir kişinin yaralanması veya ölmesi halinde, tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme gibi suçlar da gündeme gelir ve bunlar suçların içtimaı kurallarına göre değerlendirilir.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçu ile İlgili Uygulamada Karşılaşılan Durumlar

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçu, günlük hayatta çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşağıdaki örnekler suçun tipik görünümlerini anlamaya yardımcı olabilir; ancak her olayın kendine özgü koşullarıyla değerlendirileceği unutulmamalıdır. Özellikle saldırgan olabilecek büyük ırk köpeklerin, gerekli önlemler alınmadan kalabalık alanlarda serbest bırakılması ya da bahçe veya iş yeri gibi alanlarda uygun çevreleme yapılmadan tutulması, uygulamada sık karşılaşılan durumlardır. Yine bir hayvanın, kaçmasını veya çevredekilere zarar vermesini önleyecek tedbirler ihmal edilerek gözetimsiz bırakılması da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bu tür olaylarda değerlendirilmesi gereken temel sorular şunlardır: Hayvan gerçekten tehlike yaratabilecek nitelikte miydi? Serbest bırakma veya kontrol ihmali, başkalarının hayatı ya da sağlığı bakımından somut bir tehlike doğurdu mu? Failin bu tehlikeyi öngörmesi mümkün müydü? Bu soruların yanıtları, hem suçun oluşup oluşmadığını hem de failin sorumluluğunun kapsamını belirler.

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçu ön ödemeye tabi suçlardandır. Nitekim 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklikle TCK 177 önödeme kapsamına alınmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 23.11.2021 tarihli ve 2020/8453 Esas, 2021/21448 Karar sayılı kararında ve 12. Ceza Dairesi’nin yukarıda anılan birçok kararında da vurgulandığı gibi, mahkemelerin sanığa usulüne uygun önödeme ihtarı yapmadan doğrudan hüküm kurması, başlı başına bir bozma nedeni sayılmaktadır.

Savunma açısından ise en kritik noktalar; failin gerçekten gözetim yükümlülüğü altında olup olmadığı, ortaya çıkan tehlikenin somut ve gerçek bir tehlike olup olmadığı ve failin öngörü olanağının bulunup bulunmadığıdır. Bu unsurların her biri, somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.

Ceza Sorumluluğunun Yanında Tazminat: Hayvan Bulunduranın Hukuki Sorumluluğu

TCK 177 kapsamındaki ceza sorumluluğu, mağdurun uğradığı zararın tazmini talebini ortadan kaldırmaz; ceza yargılamasından bağımsız olarak ayrı bir hukuk davası da açılabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca, bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk hallerinden biridir; yani mağdurun, hayvan bulunduranın kusurlu olduğunu ayrıca ispatlamasına gerek yoktur. Hayvan bulunduran ancak zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini veya bu özen gösterilmiş olsaydı dahi zararın önlenemeyeceğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Bu nedenle, hayvanın yol açtığı bir olayda mağdur, hem TCK 177 (ve varsa taksirle yaralama) kapsamında şikâyetçi/katılan sıfatıyla ceza yargılamasına dahil olabilir hem de ayrıca hayvan bulundurana karşı tazminat davası açabilir. Ceza mahkemesinde kurulan mahkûmiyet hükmü, hukuk davasında hayvan bulunduranın kusuru ve olayla ilgili maddi vakıalar bakımından güçlü bir delil teşkil eder. Tazminat davası açacak mağdurların, tedavi masrafları, iş gücü kaybı ve varsa manevi zarar kalemlerini destekleyen belgeleri (hastane raporları, bilirkişi tespitleri, gelir kaybı belgeleri) eksiksiz toplaması, davanın seyri açısından önem taşır.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunda Soruşturma Süreci Nasıl İşler?

Suç şikâyete bağlı değildir; olayı öğrenen kolluk veya savcılık, mağdurun şikâyeti aranmaksızın re’sen soruşturma başlatır. Uygulamada süreç genellikle şu aşamalardan geçer:

  1. İhbar veya olay tespiti: Olay, mağdurun 155/112 hattına yaptığı ihbar, doğrudan karakola başvuru veya hastane/sağlık kuruluşunun adli vaka bildirimi yoluyla kolluğun bilgisine ulaşır.
  2. Olay yeri tespiti: Kolluk, olay yerinde tespit tutanağı düzenler; hayvanın kime ait olduğu, o sırada nerede ve nasıl bulunduğu, varsa güvenlik kamerası görüntüleri kayıt altına alınır.
  3. Tanık ve taraf beyanları: Mağdur, varsa görgü tanıkları ve hayvan sahibi/gözeticisi ifadeye çağrılır.
  4. Adli/veteriner rapor: Mağdur yaralanmışsa adli tıp veya hastane raporuyla yaralanmanın niteliği; gerekirse hayvanın türü, huyu ve tehlikelilik derecesi konusunda veteriner hekim görüşü alınabilir.
  5. Önödeme değerlendirmesi: Savcılık veya mahkeme, TCK 177’nin önödeme kapsamında olduğunu gözeterek şüpheliye/sanığa usulüne uygun önödeme ihtarı yapar; ihtar yapılmadan doğrudan hüküm kurulması Yargıtay içtihadına göre bozma nedenidir.
  6. Karar aşaması: Toplanan delillere göre savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir veya iddianame düzenleyerek asliye ceza mahkemesinde dava açar.

Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suçunda Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma

Suçun cezası, altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Cezanın seçimlik olarak öngörülmesi ve üst sınırının düşük tutulması, bu tehlike suçunun tek başına ele alındığında hafif bir yaptırıma bağlandığını gösterir. Ancak hayvanın yol açtığı bir olayda bir kişi yaralanır veya ölürse, tabloya taksirle yaralama veya öldürme suçlarının da eklenmesiyle sorumluluk önemli ölçüde ağırlaşabilir.

Hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, koşulların bulunması halinde adli para cezasına çevrilmesi zorunlu olabilir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.03.2019 tarihli ve 2017/8458 Esas, 2019/4170 Karar sayılı kararında, TCK’nın 50/3. maddesi gereğince daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş sanıklar bakımından bir aylık hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca cezası ertelenen sanığa TCK 51/7 ve 51/8. maddeler uyarınca denetim süresi ihtarının yapılması gerektiğini hatırlatarak, bu hususların gözetilmemesini de ayrı bir bozma nedeni saymıştır. Cezanın ertelenmesi hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Suçun kanuni metni için mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz.

Yargılama usulüne ilişkin bir başka önemli gelişme, basit yargılama usulüyle ilgilidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 01.07.2021 tarihli ve 2020/9845 Esas, 2021/17248 Karar sayılı kararında ve 20.05.2021 tarihli ve 2019/24334 Esas, 2021/14650 Karar sayılı kararında hatırlatıldığı üzere, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla, hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmasını engelleyen “hükme bağlanmış” ibaresi Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Bu nedenle temyiz aşamasındaki dosyalarda lehe hükümler içeren CMK 251/3. maddesinin uygulanması imkânı yeniden değerlendirmeye alınabilir. Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 25.05.2021 tarihli ve 2020/8583 Esas, 2021/4262 Karar sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda da CMK 251. maddesindeki basit yargılama usulü hükümlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Soruşturma aşamasında olayın nasıl geliştiği, hayvanın niteliği, gözetim ilişkisinin kime ait olduğu ve ortaya çıkan tehlikenin boyutu araştırılır. Bu kapsamda tanık beyanları, varsa görüntü kayıtları ve olay yerine ilişkin tespitler değerlendirilir. Böyle bir isnatla ya da hayvanın yol açtığı bir olaya ilişkin soruşturmayla karşılaşmanız halinde, gözetim yükümlülüğünün kapsamına ve somut tehlikenin varlığına ilişkin savunmanın doğru kurulması için dosyanızı bir ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçunun cezası nedir?

Bu suçun cezası, TCK 177 uyarınca altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ceza seçimlik olarak öngörülmüştür. Ancak hayvanın yol açtığı olayda bir kişi yaralanır veya ölürse, ayrıca taksirle yaralama veya öldürme suçları da gündeme gelir ve TCK 44’teki fikri içtima kuralı gereğince fail, bu kez daha ağır cezayı gerektiren zarar suçundan cezalandırılır.

Köpeğin birini ısırması bu suçu oluşturur mu?

Suçun oluşması için hayvanın, başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından somut bir tehlike doğuracak şekilde serbest bırakılması ya da kontrolünün ihmal edilmesi gerekir. Bir kişinin fiilen ısırılması şart değildir; tehlikenin doğması yeterlidir. Bir kişi yaralanırsa, Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre kural olarak yalnızca taksirle yaralama suçundan cezalandırma yoluna gidilir.

Bu suçtan kim sorumlu tutulur?

Fail, hayvanın gözetiminden sorumlu olan kişidir. Bu çoğu zaman hayvanın sahibidir; ancak sahiplik şart değildir. Hayvanı fiilen gözetimi altında bulunduran, ona bakan kişiler ya da sokak hayvanlarına düzenli bakan gönüllüler ve dernekler de gözetim yükümlülüğü taşıyabilir. Belirleyici olan, somut olayda kimin hayvan üzerinde fiilî gözetim ve kontrol yükümlülüğü taşıdığıdır.

Bu suç malvarlığına yönelik tehlikeyi de kapsar mı?

TCK 177’nin koruma alanı, kişilerin hayatı ve sağlığı ile sınırlıdır. Hayvanın cansız bir eşyaya verdiği zarar bu maddenin kapsamı dışındadır ve ancak koşulları varsa ayrı bir mala zarar verme suçunu oluşturabilir. Buna karşılık hayvanın başka bir hayvana (örneğin komşunun kümes hayvanlarına) saldırdığı olaylarda Yargıtay, aynı saldırganlığın insanlar için de tehlike oluşturabileceği gerekçesiyle TCK 177’yi uygulanabilir görmektedir.

Bu suç şikâyete bağlı mıdır?

Hayır. Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık veya kolluk olayı öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatır.

Ceza davası yanında tazminat davası da açılabilir mi?

Evet. Türk Borçlar Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca hayvan bulunduran, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür ve bu kusursuz sorumluluk halidir. Mağdur, TCK 177 (ve varsa taksirle yaralama) kapsamındaki ceza sürecinden bağımsız olarak, hayvan bulundurana karşı ayrıca tazminat davası açabilir.

Tehlikeli ırk köpek beslemek başlı başına bu suçu oluşturur mu?

Hayır, tek başına oluşturmaz. 7332 sayılı Kanun’la 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na eklenen hükümle Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasileiro, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully ırklarının üretilmesi ve sahiplenilmesi idari olarak yasaklanmıştır; bu, TCK 177’den ayrı bir idari yaptırım rejimidir. Ancak bu ırklardan bir köpeğin gerekli tedbirler alınmadan serbest bırakılması, somut tehlikenin ve failin öngörü olanağının değerlendirilmesinde önemli bir gösterge olabilir.

Sokak hayvanlarına bakan bir gönüllü veya dernek üyesi bu suçtan sorumlu tutulabilir mi?

Evet, olabilir. Yargıtay’ın güncel içtihadına göre, sokak hayvanlarına düzenli bakan kişiler ve barınak işleten dernekler de o hayvanlar üzerinde fiilî bir gözetim ilişkisi kurdukları andan itibaren TCK 177’nin faili olabilirler. Ancak sorumluluk otomatik değildir; çevreleme tedbirlerinin somut olayda yeterli olup olmadığı ve kasıt ya da ihmalin gerçekten bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılır.

Görevli mahkeme hangisidir?

Bu suça ilişkin davalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür.

Ön ödeme nedir ve bu suça uygulanır mı?

Ön ödeme, belirli hafif suçlarda kamu davası açılmadan önce faile belirli bir miktarın ödenmesi karşılığında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini sağlayan bir kurumdur. TCK 177, 6763 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında önödeme kapsamına alınmıştır; mahkemenin sanığa usulüne uygun önödeme ihtarı yapmadan doğrudan hüküm kurması, Yargıtay içtihadına göre başlı başına bir bozma nedenidir.

Bu suçta dava zamanaşımı süresi nedir?

TCK 177’nin öngördüğü ceza üst sınırı beş yıldan az olduğundan, TCK 66/1-e bendi uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir