İşaret ve Engel Koymama Suçu (TCK-178)

İşaret ve engel koymama

İçindekiler

İşaret ve engel koymama, Türk Ceza Kanunu’nun 178. maddesinde düzenlenen ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasını gerektiren bir genel tehlike suçudur. Suç, herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret ya da engellerin konulmamasını, konulmuş olan işaret veya engellerin kaldırılmasını ya da yerinin değiştirilmesini cezalandırır.

Yol çalışmaları, hafriyat, açık bırakılan çukurlar veya altyapı çalışmaları gibi durumlarda, tehlikeyi önlemek için gerekli uyarı işaretlerinin veya engellerin konulmaması, gelip geçen insanlar için ciddi bir risk oluşturur. Bu yazıda işaret ve engel koymama suçunun üç farklı hareket biçimini, unsurlarını, komşu suç tipleriyle ayrımını, tipik uygulama alanlarını, bir kişinin zarar görmesi halinde ortaya çıkan hukuki tabloyu, cezasını ve yargılama usulünü Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.

İşaret ve Engel Koymama Suçu Nedir?

Bu suç, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Maddeye göre; herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan, konulmuş olan işaret veya engelleri kaldıran ya da bunların yerini değiştiren kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun temelinde, kamuya açık alanlarda ortaya çıkan bir tehlikenin, gerekli uyarı ve önlemlerle giderilmemesi vardır.

Herkesin gelip geçtiği yollar, kaldırımlar ve meydanlar gibi kamuya açık alanlarda yürütülen çalışmalar ya da bırakılan malzemeler, gerekli önlemler alınmadığında ciddi kazalara yol açabilir. Açık bırakılmış bir çukur, işaretlenmemiş bir hafriyat alanı ya da uyarı levhası konulmamış bir yol çalışması, gece veya dikkatsiz bir anda geçen kişiler için tehlikeli olabilir. Kanun koyucu, bu tür tehlikeleri önlemek amacıyla gerekli işaret ve engellerin konulmasını bir yükümlülük olarak öngörmüş ve bu yükümlülüğün ihlalini bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir.

Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suç, seçimlik hareketli bir suçtur; aşağıda açıklayacağımız üç hareket biçiminden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Suçun oluşması için ayrıca bir zararın doğması aranmaz; tehlikenin ortaya çıkması yeterlidir. Bu suçun işlenmesi suretiyle bir zarar meydana gelirse, kişi fiilin sebebiyet verdiği netice dolayısıyla kast veya taksirine göre ayrıca sorumlu olur.

Bu düzenleme, kamuya açık alanlarda yürütülen faaliyetlerin, yalnızca bunları yürütenlerin değil, o alandan geçen herkesin güvenliğini etkilediği gerçeğine dayanır. Bir yol veya kaldırım, sayısız insanın her gün kullandığı ortak bir alandır. Bu alanda ortaya çıkan bir tehlike, aynı anda çok sayıda kişiyi etkileyebilir ve önceden kimin zarar göreceği belli olmaz. İşte bu nedenle, tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan kişiye, bu tehlikeyi işaret ve engellerle giderme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yalnızca bir düzen kuralının ihlali değil, toplum güvenliği açısından cezayı gerektiren bir davranış olarak değerlendirilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bu maddeyle korunan hukuki değer, kamunun güvenliği ile kişilerin hayatı ve beden bütünlüğüdür. Suç, belirli bir kişiyi değil, tehlikeli hale gelmiş bir alandan gelip geçebilecek belirsiz sayıda kişiyi, yani toplumu korur. Herkesin kullanımına açık alanlarda ortaya çıkan tehlikeler, önceden kimin etkileneceği belli olmayan geniş bir kitleyi tehdit ettiğinden, suç genel tehlike yaratan suçlar arasında düzenlenmiştir.

Suç, önleyici bir koruma sağlar. Amaç, bir kaza yaşanmadan önce tehlikenin işaret ve engellerle giderilmesini teşvik etmektir. Gerekli işaretin veya engelin konulmaması, henüz kimse zarar görmemiş olsa bile, gelip geçenler için bir tehlike doğurduğu ölçüde bu suçu oluşturabilir. Elbette bir kişi bu tehlike nedeniyle fiilen zarar görürse, aşağıda açıklayacağımız üzere ayrıca başka suçlar da gündeme gelebilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Tehlike Kaynağı: İşler ve Bırakılan Eşya

Maddede, tehlikenin iki kaynağı belirtilmiştir. Birincisi, herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerdir. Yol yapımı, kaldırım onarımı, altyapı çalışmaları, kazı ve hafriyat gibi faaliyetler bu kapsamda değerlendirilebilir. İkincisi ise bu alanlarda bırakılan eşyadır. Kamuya açık bir alanda bırakılan ve tehlike yaratan malzemeler, inşaat gereçleri veya benzeri nesneler bu kapsama girebilir.

Her iki durumda da ortak nokta, bu iş veya eşyanın gelip geçenler için bir tehlike doğurmasıdır. Suçun konusunu oluşturan işaret ve engeller ise, bu tehlikeyi önlemeye ya da azaltmaya yönelik uyarıcı ve koruyucu araçlardır. Uyarı levhaları, bariyerler, şeritler, ışıklı ikaz sistemleri gibi araçlar, tehlikeli alanı belirginleştirerek insanların bu alandan güvenli biçimde geçmesini veya uzak durmasını sağlar. Gerekli işaret veya engelin ne olduğu, tehlikenin niteliğine ve alanın özelliğine göre değişebilir.

Maddede “herkesin gelip geçtiği yerler” ifadesinin kullanılması da önemlidir. Bu ifade, suçun uygulama alanını kamuya açık, herkesin serbestçe kullanabileceği alanlarla sınırlar. Yollar, kaldırımlar, meydanlar, parklar ve benzeri kamusal alanlar bu kapsamdadır. Buna karşılık, herkesin serbestçe giremediği, kapalı veya özel alanlarda ortaya çıkan tehlikeler bu maddenin doğrudan konusu olmayabilir; ancak koşullarına göre başka hükümler gündeme gelebilir. Alanın kamuya açık olup olmadığının belirlenmesi, bu nedenle suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde önemli bir ölçüttür.

Bu yönüyle madde, kamusal alanların güvenli kullanımını güvence altına almayı amaçlar. Herkesin gelip geçtiği alanlar, toplumsal yaşamın olağan akışının sürdüğü ortak mekânlardır ve buralarda ortaya çıkan tehlikeler, bireysel bir tercihe bağlı olmaksızın herkesi etkileyebilir. Bir kişi, işaretlenmemiş bir tehlikeyle karşılaştığında çoğu zaman bunu önceden fark etme olanağına sahip olmaz. İşte bu nedenle kanun, tehlikeyi doğuran kişiye, o alanı kullananları uyarma ve koruma yükümlülüğü yükler.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Üç Hareket Biçimi

Madde, suçun üç farklı hareket biçiminde işlenebileceğini öngörmüştür:

  1. Gerekli işaret veya engeli koymamak: Tehlikeyi önlemek için konulması gereken uyarı işaretlerinin ya da engellerin hiç konulmaması. Bu, ihmali bir davranışla işlenir.
  2. Konulmuş işaret veya engeli kaldırmak: Daha önce konulmuş olan uyarı işaretlerinin veya engellerin ortadan kaldırılması. Bu, aktif bir davranışla işlenir ve tehlikeyi yeniden ortaya çıkarır.
  3. İşaret veya engelin yerini değiştirmek: Konulmuş işaret veya engellerin, koruyucu işlevini yerine getiremeyecek şekilde başka bir yere taşınması. Bu da aktif bir davranışla gerçekleştirilir.

Bu üç hareket biçiminin ortak yönü, hepsinin sonuçta gelip geçenler için bir tehlike doğurması ya da mevcut tehlikeyi sürdürmesidir. İlk hareket biçimi ihmali, diğer ikisi ise aktif bir davranışı gerektirir. Failin bu hareketlerden herhangi birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterlidir; suçun oluşması için ayrıca bir zararın doğması aranmaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, herkesin gelip geçtiği bir yol kenarında sürdürülen bir inşaat faaliyeti nedeniyle ortaya çıkabilecek tehlikeyi ortadan kaldıracak işaretlerin konulmaması olayında, sanığın TCK’nın 178. maddesindeki suçu işlediğinin sabit olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2017/426, K.2018/11064, T.17.10.2018). Bu karar, ilk hareket biçimi olan “gerekli işaret veya engeli koymama” ihmalinin tek başına suçu oluşturmaya yeterli olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Bu üç hareket biçiminin ayrı ayrı düzenlenmesi, kanun koyucunun tehlikeyi hem başlangıçta önlemeyi hem de sonradan yeniden doğmasını engellemeyi amaçladığını gösterir. İlk biçim, tehlikenin baştan giderilmesini sağlamaya yöneliktir; işi yürüten kişi gerekli işaret ve engeli koyarak tehlikeyi önlemekle yükümlüdür. Diğer iki biçim ise, alınmış olan önlemlerin ortadan kaldırılmasını ya da işlevsiz hale getirilmesini cezalandırır. Örneğin bir yol çalışması için konulmuş bariyerin ya da uyarı levhasının başka biri tarafından kaldırılması, tehlikeyi yeniden ortaya çıkardığından bu kapsamda değerlendirilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Faili

Suçun faili, hareket biçimine göre değişebilir. İşaret veya engel koymama biçiminde fail, kural olarak tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan ve dolayısıyla gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunan kişidir. Örneğin bir yol çalışmasını yürüten kişi ya da kuruluş adına bu işten sorumlu olanlar, gerekli işaret ve engelleri koymakla yükümlü olabilir. İşaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde ise fail, bu aktif davranışı gerçekleştiren herhangi bir kişi olabilir.

Uygulamada bu suçun failinin genellikle bir kurum adına çalışan yüklenici veya taşeron olduğu görülür.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin önüne gelen bir olayda, bir belediye başkanlığından sözleşme gereği yüklenici olarak içme suyu hattı yenileme işini alan sanığın, şehir içindeki cadde boyunca açtığı çukura gerekli işaretleri koymaması ve bu nedenle katılana ait aracın çukura düşerek zarar görmesi söz konusu olmuştur; Yüksek Mahkeme, açılan çukur nedeniyle gelip geçenlerin zarar görebileceğini öngörmesine rağmen gerekli tedbirleri almamasının ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının asliye ceza mahkemesine ait olduğunu vurgulayarak, bu husus değerlendirilmeden kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, K.2014/9291).

Bu karar, işi bizzat yapan taşeronun, işi veren kurumdan (burada belediyeden) bağımsız olarak kendi kusuruyla cezai sorumluluk taşıyabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Failin belirlenmesinde, tehlikenin kaynağı ile kişinin ilişkisi ve gerekli önlemi alma konusundaki yükümlülüğü göz önünde tutulur. Özellikle işaret koymama biçiminde, önlem alma yükümlülüğünün kime ait olduğunun doğru saptanması önemlidir. Bir çalışmada birden fazla kişi veya kuruluş sorumlu olabilir; bu durumda her birinin sorumluluğu kendi görev ve yetki alanı çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir.

Uygulamada, özellikle büyük altyapı ve yol çalışmalarında sorumluluğun paylaşımı karmaşık olabilir. Bir çalışmayı yürüten kuruluş, alt yükleniciler, işi fiilen yapan ekip ve denetimden sorumlu kişiler farklı ölçülerde yükümlülük taşıyabilir. Gerekli işaret ve engelin konulması görevinin somut olayda kime ait olduğu, işin nasıl organize edildiğine ve yükümlülüklerin nasıl dağıtıldığına göre belirlenir. Bu nedenle failin saptanmasında, yalnızca kimin işi yaptığına değil, gerekli önlemi alma görevinin kime düştüğüne bakılır.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Manevi Unsur

Suçun manevi unsuru kasttır; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, gerekli işaret veya engeli koyma yükümlülüğünü ve bunu yerine getirmemenin ya da konulmuş işaret ve engeli kaldırmanın gelip geçenler için tehlike doğurabileceğini bilerek hareket etmesi gerekir. Burada da olası kast söz konusu olabilir; fail, işareti koymaması veya kaldırması halinde bir tehlikenin doğabileceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa kastla hareket etmiş sayılır. Kast ve taksir kavramları arasındaki genel ayrım için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.

Özellikle işaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde, failin davranışının bilinçli ve iradi olması, kastın varlığına işaret eder. İşaret koymama biçiminde ise failin, önlem alma yükümlülüğünün ve tehlikenin bilincinde olup olmadığı değerlendirilir. Failin gerekli işaret ve engeli koymayı unutması ya da ihmal etmesi ile bunu bilerek yapmaması arasındaki ayrım, somut olayın koşullarına göre incelenir. Bu değerlendirme, failin sorumluluğunun kapsamını belirler.

Manevi unsurun belirlenmesinde, failin içinde bulunduğu koşullar ve tehlikenin belirginliği önem taşır. Açıkça tehlikeli bir durum yaratan, örneğin derin bir çukur açan ya da yolu kapatan bir çalışmada, gerekli işaret ve engellerin konulması gerektiği failin bilgisi dahilinde kabul edilebilir. Bu tür durumlarda tehlikenin ve önlem alma yükümlülüğünün bilinmemesi güç olduğundan, gerekli önlemin alınmaması çoğu zaman kastın varlığına işaret eden bir gösterge olarak değerlendirilir.

Bununla birlikte, her olayın kendine özgü koşulları ayrıca incelenir ve failin gerçekten kastla mı hareket ettiği, yoksa öngörülemeyen bir durumun mu söz konusu olduğu değerlendirilir. İşaret ve engel koymama, özellikle bir yaralanma veya ölümle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurabilen bir suçtur. Böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, sorumluluğun kapsamının doğru değerlendirilebilmesi için alanında deneyimli bir tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Tipik Uygulama Alanları

İşaret ve engel koymama suçu, günlük hayatta oldukça çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşağıdaki örnekler suçun tipik uygulama alanlarını göstermektedir; ancak her olayın kendine özgü koşullarıyla değerlendirileceği unutulmamalıdır:

  • Yol ve kaldırım çalışmaları: Yolun kazıldığı, onarıldığı ya da asfaltlandığı çalışmalarda gerekli uyarı ve engellerin konulmaması.
  • Hafriyat ve kazı alanları: Açık bırakılan çukurların veya kazı alanlarının işaretlenmemesi ya da çevrelenmemesi.
  • Altyapı çalışmaları: Elektrik, su, doğalgaz veya kanalizasyon gibi altyapı çalışmalarında açılan alanların güvenlik altına alınmaması.
  • Bırakılan malzeme ve eşyalar: Kamuya açık alanlarda tehlike yaratacak biçimde bırakılan inşaat malzemeleri veya benzeri nesnelerin işaretlenmemesi.

Uygulamada en sık karşılaşılan olay tipi, telekomünikasyon veya altyapı şirketleri adına çalışan yüklenicilerin şehir içi yollarda açtığı çukurlardır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin incelediği bir olayda, Türk Telekom’dan sözleşme gereği yüklenici olarak fiber optik kabloların yapım, bakım ve onarım işini alan şantiye şefi konumundaki sanık, şehir içinde herkesin gelip geçtiği yol üzerinde çukur açmış ve gerekli işaretleri koymamıştır; bu çukura katılana ait aracın düşerek zarar görmesi üzerine, açılan çukur nedeniyle gelip geçenlerin zarar görebileceğini öngörmesine rağmen gerekli tedbirleri almamasının ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmıştır (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2014/36526, K.2015/17103, T.13.05.2015).

Bu karar, TCK 178’in yalnızca tek başına değil, somut olayın koşullarına göre mala zarar verme gibi başka suçlarla birlikte de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından önemlidir.

Bu örneklerin ortak noktası, kamuya açık bir alanda ortaya çıkan bir tehlikenin, gerekli işaret ve engellerle giderilmemesidir. Bu durumların her birinde, gelip geçenlerin özellikle gece veya görüş koşullarının kötü olduğu zamanlarda tehlikeyle karşılaşma riski artar. Kentsel yaşamda yol, kaldırım ve altyapı çalışmaları süreklilik gösterir; bu çalışmalar sırasında alınmayan bir önlem, gündelik hayatın olağan akışı içinde çok sayıda insanı riske atabilir.

Bir Kişi Zarar Görürse: Diğer Suçlarla İlişki

Bu suç bir tehlike suçu olduğundan, henüz bir zarar doğmadan yalnızca tehlikenin ortaya çıkmasını cezalandırır. Ancak gerekli işaret veya engelin konulmaması sonucunda bir kişi, örneğin işaretlenmemiş bir çukura düşerek yaralanır ya da ölürse, artık yalnızca bir tehlike değil, gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olur.

Bu durumda TCK 178’deki tehlike suçunun yanı sıra, koşulları varsa taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları da gündeme gelebilir. Yukarıda aktardığımız Yargıtay kararlarında görüldüğü üzere, işaretlenmemiş bir çukura düşen aracın zarar görmesi halinde ayrıca mala zarar verme suçunun oluşup oluşmadığı da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur; mağdurun bir kişi değil bir araç olması durumunda dahi mahkemeler bu ek suç ihtimalini gözden kaçırmamaktadır.

Bu noktada belirleyici olan, işaret veya engelin konulmaması ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik bağı ve failin kusurudur. Eğer gerekli önlemin alınmaması ile meydana gelen yaralanma veya ölüm arasında nedensellik bağı kurulabiliyorsa, sorumlu kişi taksirle yaralama veya öldürme suçundan da sorumlu tutulabilir. Bir olayda hem tehlike suçunun hem de gerçekleşen zarara ilişkin suçun bulunması halinde, bunların ne şekilde değerlendirileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir. Bu değerlendirmede mağdurun kendi dikkatsizliğinin etkisi de ayrıca göz önünde tutulabilir.

Bu ilişki, tehlike suçu ile zarar suçu arasındaki bağlantıyı gösterir. TCK 178, henüz bir zarar doğmadan tehlikeyi cezalandırarak önleyici bir işlev görür; bir zarar gerçekleştiğinde ise devreye taksirle işlenen zarar suçları girer. Özellikle bir ölüm veya ağır yaralanma söz konusu olduğunda, olayın hukuki niteliği ve öngörülebilecek yaptırım köklü biçimde değişir. Bu nedenle işaretlenmemiş bir alanda meydana gelen kazalarda, hem tehlikenin hem de gerçekleşen sonucun birlikte değerlendirilmesi ve kusur paylaşımının doğru yapılması büyük önem taşır.

İşaret ve Engel Koymama Suçu ile İnşaat veya Yıkımla İlgili Emniyet Kurallarına Uymama Suçu (TCK-176) Arasındaki Fark

TCK 178, uygulamada sıklıkla inşaat veya yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama suçu (TCK-176) ile karıştırılmaktadır; çünkü her iki suç da bir çalışma alanında yeterli güvenlik önleminin alınmamasını cezalandırır. Ancak iki maddenin konusu, kapsamı ve koruduğu alan birbirinden farklıdır:

ÖlçütTCK 178 (İşaret ve Engel Koymama)TCK 176 (İnşaat/Yıkımla İlgili Emniyet Kuralları)
KonusuKamuya açık yerlerdeki işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önleyecek işaret/engelin konulmamasıBina inşaatı veya yıkımı sırasında can veya mal güvenliğini korumak için alınması gereken tedbirlere uyulmaması
Tehlikenin kaynağıHerkesin gelip geçtiği yer üzerindeki iş veya bırakılan eşyaBizzat inşaat veya yıkım faaliyetinin kendisi
Yükümlü olan kişiİşi yürüten veya eşyayı bırakan kişiİnşaat veya yıkım işini yönetenler, mühendis, mimar, yüklenici
Hareket biçimiSeçimlik hareketli (koymama, kaldırma, yer değiştirme)Emniyet tedbirlerine genel olarak uyulmaması
Tipik örnekYol üzerinde açılan çukura uyarı levhası konulmamasıYıkım sırasında çevredeki binaların veya yayaların korunmaması

Somut bir olayda çoğu zaman bu iki maddenin birlikte gündeme gelmesi mümkündür; örneğin bir yıkım alanında hem gerekli inşaat emniyet tedbirleri alınmamış hem de kamuya açık yol kısmına uyarı işareti konulmamış olabilir. Bu durumda hangi maddenin uygulanacağı, somut olayda ihlal edilen yükümlülüğün niteliğine göre belirlenir; iki suçun aynı anda oluştuğu durumlarda fikri içtima kuralları devreye girebilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçu ile Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması Suçları (TCK-170/171) Arasındaki Ayrım

TCK 178’in, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (TCK-170) ve genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (TCK-171) suçlarıyla da yakın bir ilişkisi vardır; her üç madde de “genel tehlike yaratan suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Ancak aralarındaki temel fark, tehlikenin niteliği ve failin hareketinin somutluk derecesidir. TCK 170 ve 171, yangın çıkarma, bina çökmesi, sel, heyelan gibi doğrudan aktif ve genellikle daha ağır sonuçlar doğurabilecek tehlikeli hareketleri cezalandırırken, TCK 178 daha dar ve spesifik bir yükümlülüğün, yani gerekli işaret veya engelin konulması yükümlülüğünün ihlalini konu alır. Bu nedenle TCK 178, TCK 170/171’e göre daha hafif bir ceza öngörür ve uygulama alanı da daha sınırlıdır.

Bir olayda failin hareketi TCK 170 veya 171 kapsamına giren daha ağır bir tehlike yaratmışsa, TCK 178 geri planda kalır; buna karşılık yalnızca işaret veya engel koyma yükümlülüğünün ihlali söz konusuysa TCK 178 uygulanır.

İdari Sorumluluk ile Cezai Sorumluluk Arasındaki Fark

TCK 178 kapsamındaki olayların önemli bir bölümü, belediye, karayolları veya diğer kamu kurumları adına çalışan yükleniciler tarafından yürütülen çalışmalarda ortaya çıkmaktadır. Bu noktada iki farklı sorumluluk türünün birbirine karıştırılmaması gerekir. İdarenin (belediye, karayolları gibi kurumların) hizmet kusuru nedeniyle doğan tazminat sorumluluğu, idare hukuku ve idari yargı kapsamında, ayrı bir hukuki süreçle değerlendirilir. Buna karşılık TCK 178’deki cezai sorumluluk şahsidir; yani ceza, işi bizzat yürüten ve gerekli işaret veya engeli koymakla yükümlü olan gerçek kişiye yöneliktir.

Yukarıda aktardığımız Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin belediye adına çalışan yüklenici hakkındaki kararında da (K.2014/9291) görüldüğü üzere, işi ihale eden idarenin kurumsal kimliği, işi fiilen yürüten ve önlem alma yükümlülüğü kendisine düşen sanığın kişisel cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bir kamu çalışması nedeniyle zarar görüldüğünde, hem idareye karşı tazminat davası açma hem de işi fiilen yürüten kişi hakkında TCK 178 kapsamında şikâyette bulunma imkânı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs: Suçun kaldırma veya yerini değiştirme gibi aktif hareket biçimlerinde, hareketin niteliğine göre teşebbüs mümkün olabilir; işaret koymama gibi ihmali biçimde ise teşebbüsün uygulama alanı sınırlıdır. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.

İştirak: Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir; özellikle bir çalışmada birden fazla kişinin önlem alma yükümlülüğü bulunuyorsa, her birinin sorumluluğu kendi yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilir. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz.

İçtima: Yukarıda açıklandığı üzere, işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişinin yaralanması veya ölmesi ya da bir malın zarar görmesi halinde, tehlike suçunun yanında taksirle yaralama, taksirle öldürme veya mala zarar verme gibi suçlar da gündeme gelir ve bunlar suçların içtimaı kurallarına göre değerlendirilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma

Suçun cezası, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Cezanın seçimlik olarak öngörülmesi ve üst sınırının düşük tutulması, bu tehlike suçunun tek başına ele alındığında hafif bir yaptırıma bağlandığını gösterir. Ancak işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi yaralanır ya da ölürse, tabloya taksirle yaralama veya öldürme suçlarının da eklenmesiyle sorumluluk önemli ölçüde ağırlaşabilir.

Hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altında olduğundan, koşulların bulunması halinde adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ceza miktarı 2 yıl veya altında kaldığından, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi kararı verilmesi de mümkündür. Uygulamada, öngörülen ceza miktarının düşüklüğü nedeniyle bu suçtan mahkûm olan kişiler bakımından erteleme kurumuna sıklıkla başvurulduğu görülmektedir.

Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Mağdur veya zarar gören kişinin şikâyetinden vazgeçmesi, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. İşaret ve engel koymama suçu için öngörülen olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır; suç bu süre içinde her zaman soruşturulabilir, süre geçtikten sonra ise soruşturma yapılamaz.

İşaret ve engel koymama suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir; çünkü suçun koruduğu hukuki değer belirli bir mağdurdan çok toplumun güvenliğidir ve tarafların anlaşması tek başına ceza yargılamasını sona erdirmez. Buna karşılık suç, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değişik TCK’nın 75. maddesi uyarınca ön ödemeye tabi suçlar arasındadır. Fail, TCK 75’te belirlenen miktarı Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebligat üzerine 10 gün içinde öderse hakkında kamu davası açılmaz; failin talebi üzerine bu miktarın üç eşit taksitte ödenmesine de karar verilebilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ön ödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.

Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Soruşturma aşamasında ön ödeme kurumunun uygulanması veya kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür; kovuşturma aşamasında ise koşulları varsa basit yargılama usulü uygulanarak yargılama yapılabilir. Suçun kanuni metni için mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz.

Soruşturma aşamasında olay yerinin durumu, alınmış veya alınmamış önlemler, çalışmanın kim tarafından yürütüldüğü ve sorumluluğun nasıl paylaşıldığı araştırılır. Bu kapsamda olay yeri tespitleri, varsa görüntü kayıtları, tanık beyanları ve çalışmaya ilişkin belgeler değerlendirilir. Toplanan delillere göre savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir veya iddianame düzenleyerek dava açar. Böyle bir isnatla ya da işaretlenmemiş bir alanda meydana gelen bir olaya ilişkin soruşturmayla karşılaşmanız halinde, sorumluluğun kapsamına ve somut tehlikenin varlığına ilişkin savunmanın doğru kurulması için dosyanızı bir genel tehlike yaratan suçlarda uzman ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İşaret ve engel koymama suçunun cezası nedir?

Bu suçun cezası, TCK 178 uyarınca iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ceza seçimlik olarak öngörülmüştür. Ancak işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi yaralanır ya da ölürse, ayrıca taksirle yaralama veya öldürme suçları da gündeme gelir ve sorumluluk ağırlaşır.

Bu suç hangi hareketlerle işlenir?

Suç üç hareket biçiminde işlenebilir: gerekli işaret veya engeli hiç koymamak, konulmuş olan işaret veya engeli kaldırmak ya da bunların yerini değiştirmek. İlki ihmali, diğer ikisi ise aktif davranışla işlenir. Her üç halde de belirleyici olan, gelip geçenler için bir tehlikenin doğması ya da sürmesidir.

Açık bırakılan bir çukura düşen kişi olursa ne olur?

Gerekli işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi işaretlenmemiş çukura düşerek yaralanır veya ölürse, TCK 178’deki tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme suçu da gündeme gelir. Sorumluluk, önlemin alınmaması ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik bağına ve kusurun paylaşımına göre belirlenir.

Bu suçtan kim sorumlu tutulur?

İşaret veya engel koymama biçiminde fail, kural olarak tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan ve gerekli önlemi alma yükümlülüğü bulunan kişidir. İşaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde ise fail, bu davranışı gerçekleştiren herhangi bir kişi olabilir. Yargıtay kararlarında görüldüğü üzere bu kişi çoğunlukla bir kurum adına çalışan yüklenici, taşeron veya şantiye şefidir.

İşaret ve engel koymama suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Bu suç şikâyete bağlı suçlardan değildir; savcılık öğrenir öğrenmez kendiliğinden (re’sen) soruşturma başlatır. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi kamu davasının düşmesine yol açmaz.

Suçun dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

İşaret ve engel koymama suçu için öngörülen olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar; süre geçtikten sonra artık dava açılamaz.

İşaret ve engel koymama suçu uzlaşma kapsamında mıdır?

Hayır. Bu suç, uzlaşma kapsamındaki suçlardan değildir; çünkü korunan hukuki değer belirli bir mağdurdan çok toplum güvenliğidir ve tarafların anlaşması ceza yargılamasını tek başına sona erdirmez.

Bu suçta ön ödeme uygulanabilir mi?

Evet. İşaret ve engel koymama suçu, 6763 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 75. maddesi uyarınca ön ödemeye tabi suçlar arasındadır. Fail, savcılığın belirlediği miktarı süresinde öderse hakkında kamu davası açılmaz.

Bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya erteleme kararı verilebilir mi?

Evet. Öngörülen ceza miktarı 2 yılın altında kaldığından, koşulların varlığı halinde hem HAGB hem de cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür. Uygulamada ceza miktarının düşüklüğü nedeniyle erteleme kurumuna sıklıkla başvurulmaktadır.

İşaret ve engel koymama suçu ile inşaat/yıkım emniyet kurallarına uymama suçu (TCK 176) arasındaki fark nedir?

TCK 178, kamuya açık bir yerdeki iş veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önleyecek işaret ya da engelin konulmamasını cezalandırırken; TCK 176, bizzat inşaat veya yıkım faaliyeti sırasında can ve mal güvenliği için alınması gereken emniyet tedbirlerine uyulmamasını konu alır. Aynı olayda ikisi birlikte gündeme gelebilir.

Bir kamu kurumu adına yapılan çalışmada kaza olursa, sorumluluk idareye mi yoksa şahsa mı aittir?

İki sorumluluk türü ayrıdır. İdarenin (belediye, karayolları gibi kurumların) hizmet kusuru nedeniyle tazminat sorumluluğu idare hukuku kapsamında değerlendirilir; TCK 178’deki cezai sorumluluk ise şahsidir ve işi fiilen yürüten, önlem alma yükümlülüğü kendisine düşen gerçek kişiye yöneliktir. Bu nedenle her iki sorumluluk türü de ayrı ayrı ileri sürülebilir.

Görevli mahkeme hangisidir?

İşaret ve engel koymama suçu nedeniyle açılan davalarda görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir