|

İşaret ve Engel Koymama Suçu (TCK-178)

İşaret ve engel koymama

İşaret ve engel koymama, Türk Ceza Kanunu’nun 178. maddesinde düzenlenen ve herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret ya da engellerin konulmamasını cezalandıran bir genel tehlike suçudur. Yol çalışmaları, hafriyat, açık bırakılan çukurlar veya altyapı çalışmaları gibi durumlarda, tehlikeyi önlemek için gerekli uyarı işaretlerinin veya engellerin konulmaması, gelip geçen insanlar için ciddi bir risk oluşturur. Bu yazıda işaret ve engel koymama suçunun üç farklı hareket biçimini, unsurlarını, tipik uygulama alanlarını, bir kişinin zarar görmesi halinde ortaya çıkan hukuki tabloyu, cezasını ve yargılama usulünü ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.

İşaret ve Engel Koymama Suçu Nedir?

Bu suç, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Maddeye göre; herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan, konulmuş olan işaret veya engelleri kaldıran ya da bunların yerini değiştiren kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun temelinde, kamuya açık alanlarda ortaya çıkan bir tehlikenin, gerekli uyarı ve önlemlerle giderilmemesi vardır.

Herkesin gelip geçtiği yollar, kaldırımlar ve meydanlar gibi kamuya açık alanlarda yürütülen çalışmalar ya da bırakılan malzemeler, gerekli önlemler alınmadığında ciddi kazalara yol açabilir. Açık bırakılmış bir çukur, işaretlenmemiş bir hafriyat alanı ya da uyarı levhası konulmamış bir yol çalışması, gece veya dikkatsiz bir anda geçen kişiler için tehlikeli olabilir. Kanun koyucu, bu tür tehlikeleri önlemek amacıyla gerekli işaret ve engellerin konulmasını bir yükümlülük olarak öngörmüş ve bu yükümlülüğün ihlalini bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir.

Bu düzenleme, kamuya açık alanlarda yürütülen faaliyetlerin, yalnızca bunları yürütenlerin değil, o alandan geçen herkesin güvenliğini etkilediği gerçeğine dayanır. Bir yol veya kaldırım, sayısız insanın her gün kullandığı ortak bir alandır. Bu alanda ortaya çıkan bir tehlike, aynı anda çok sayıda kişiyi etkileyebilir ve önceden kimin zarar göreceği belli olmaz. İşte bu nedenle, tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan kişiye, bu tehlikeyi işaret ve engellerle giderme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yalnızca bir düzen kuralının ihlali değil, toplum güvenliği açısından cezayı gerektiren bir davranış olarak değerlendirilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bu maddeyle korunan hukuki değer, kamunun güvenliği ile kişilerin hayatı ve beden bütünlüğüdür. Suç, belirli bir kişiyi değil, tehlikeli hale gelmiş bir alandan gelip geçebilecek belirsiz sayıda kişiyi, yani toplumu korur. Herkesin kullanımına açık alanlarda ortaya çıkan tehlikeler, önceden kimin etkileneceği belli olmayan geniş bir kitleyi tehdit ettiğinden, suç genel tehlike yaratan suçlar arasında düzenlenmiştir.

Suç, önleyici bir koruma sağlar. Amaç, bir kaza yaşanmadan önce tehlikenin işaret ve engellerle giderilmesini teşvik etmektir. Gerekli işaretin veya engelin konulmaması, henüz kimse zarar görmemiş olsa bile, gelip geçenler için bir tehlike doğurduğu ölçüde bu suçu oluşturabilir. Elbette bir kişi bu tehlike nedeniyle fiilen zarar görürse, aşağıda açıklayacağımız üzere ayrıca başka suçlar da gündeme gelebilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Tehlike Kaynağı: İşler ve Bırakılan Eşya

Maddede, tehlikenin iki kaynağı belirtilmiştir. Birincisi, herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerdir. Yol yapımı, kaldırım onarımı, altyapı çalışmaları, kazı ve hafriyat gibi faaliyetler bu kapsamda değerlendirilebilir. İkincisi ise bu alanlarda bırakılan eşyadır. Kamuya açık bir alanda bırakılan ve tehlike yaratan malzemeler, inşaat gereçleri veya benzeri nesneler bu kapsama girebilir.

Her iki durumda da ortak nokta, bu iş veya eşyanın gelip geçenler için bir tehlike doğurmasıdır. Suçun konusunu oluşturan işaret ve engeller ise, bu tehlikeyi önlemeye ya da azaltmaya yönelik uyarıcı ve koruyucu araçlardır. Uyarı levhaları, bariyerler, şeritler, ışıklı ikaz sistemleri gibi araçlar, tehlikeli alanı belirginleştirerek insanların bu alandan güvenli biçimde geçmesini veya uzak durmasını sağlar. Gerekli işaret veya engelin ne olduğu, tehlikenin niteliğine ve alanın özelliğine göre değişebilir.

Maddede “herkesin gelip geçtiği yerler” ifadesinin kullanılması da önemlidir. Bu ifade, suçun uygulama alanını kamuya açık, herkesin serbestçe kullanabileceği alanlarla sınırlar. Yollar, kaldırımlar, meydanlar, parklar ve benzeri kamusal alanlar bu kapsamdadır. Buna karşılık, herkesin serbestçe giremediği, kapalı veya özel alanlarda ortaya çıkan tehlikeler bu maddenin doğrudan konusu olmayabilir; ancak koşullarına göre başka hükümler gündeme gelebilir. Alanın kamuya açık olup olmadığının belirlenmesi, bu nedenle suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde önemli bir ölçüttür.

Bu yönüyle madde, kamusal alanların güvenli kullanımını güvence altına almayı amaçlar. Herkesin gelip geçtiği alanlar, toplumsal yaşamın olağan akışının sürdüğü ortak mekânlardır ve buralarda ortaya çıkan tehlikeler, bireysel bir tercihe bağlı olmaksızın herkesi etkileyebilir. Bir kişi, işaretlenmemiş bir tehlikeyle karşılaştığında çoğu zaman bunu önceden fark etme olanağına sahip olmaz. İşte bu nedenle kanun, tehlikeyi doğuran kişiye, o alanı kullananları uyarma ve koruma yükümlülüğü yükler. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi, kamusal alanların herkes için güvenli kalmasının temel koşullarından biridir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Üç Hareket Biçimi

Madde, suçun üç farklı hareket biçiminde işlenebileceğini öngörmüştür:

  • Gerekli işaret veya engeli koymamak: Tehlikeyi önlemek için konulması gereken uyarı işaretlerinin ya da engellerin hiç konulmaması. Bu, ihmali bir davranışla işlenir.
  • Konulmuş işaret veya engeli kaldırmak: Daha önce konulmuş olan uyarı işaretlerinin veya engellerin ortadan kaldırılması. Bu, aktif bir davranışla işlenir ve tehlikeyi yeniden ortaya çıkarır.
  • İşaret veya engelin yerini değiştirmek: Konulmuş işaret veya engellerin, koruyucu işlevini yerine getiremeyecek şekilde başka bir yere taşınması. Bu da aktif bir davranışla gerçekleştirilir.

Bu üç hareket biçiminin ortak yönü, hepsinin sonuçta gelip geçenler için bir tehlike doğurması ya da mevcut tehlikeyi sürdürmesidir. İlk hareket biçimi ihmali, diğer ikisi ise aktif bir davranışı gerektirir. Failin bu hareketlerden herhangi birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterlidir. Özellikle konulmuş bir işaret veya engelin kaldırılması ya da yerinin değiştirilmesi, tehlikeyi bilerek yeniden yaratan davranışlar olduğundan ayrıca önem taşır.

Bu üç hareket biçiminin ayrı ayrı düzenlenmesi, kanun koyucunun tehlikeyi hem başlangıçta önlemeyi hem de sonradan yeniden doğmasını engellemeyi amaçladığını gösterir. İlk biçim, tehlikenin baştan giderilmesini sağlamaya yöneliktir; işi yürüten kişi gerekli işaret ve engeli koyarak tehlikeyi önlemekle yükümlüdür. Diğer iki biçim ise, alınmış olan önlemlerin ortadan kaldırılmasını ya da işlevsiz hale getirilmesini cezalandırır. Örneğin bir yol çalışması için konulmuş bariyerin ya da uyarı levhasının başka biri tarafından kaldırılması, tehlikeyi yeniden ortaya çıkardığından bu kapsamda değerlendirilir. Böylece madde, tehlikenin ortaya çıkmasının her aşamasını yaptırım altına almış olur.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Faili

Suçun faili, hareket biçimine göre değişebilir. İşaret veya engel koymama biçiminde fail, kural olarak tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan ve dolayısıyla gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunan kişidir. Örneğin bir yol çalışmasını yürüten kişi ya da kuruluş adına bu işten sorumlu olanlar, gerekli işaret ve engelleri koymakla yükümlü olabilir. İşaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde ise fail, bu aktif davranışı gerçekleştiren herhangi bir kişi olabilir.

Failin belirlenmesinde, tehlikenin kaynağı ile kişinin ilişkisi ve gerekli önlemi alma konusundaki yükümlülüğü göz önünde tutulur. Özellikle işaret koymama biçiminde, önlem alma yükümlülüğünün kime ait olduğunun doğru saptanması önemlidir. Bir çalışmada birden fazla kişi veya kuruluş sorumlu olabilir; bu durumda her birinin sorumluluğu kendi görev ve yetki alanı çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir. Sorumluluğun kimde olduğunun doğru belirlenmesi, hem suçun failinin saptanması hem de savunma açısından kritik önemdedir.

Uygulamada, özellikle büyük altyapı ve yol çalışmalarında sorumluluğun paylaşımı karmaşık olabilir. Bir çalışmayı yürüten kuruluş, alt yükleniciler, işi fiilen yapan ekip ve denetimden sorumlu kişiler farklı ölçülerde yükümlülük taşıyabilir. Gerekli işaret ve engelin konulması görevinin somut olayda kime ait olduğu, işin nasıl organize edildiğine ve yükümlülüklerin nasıl dağıtıldığına göre belirlenir. Bu nedenle failin saptanmasında, yalnızca kimin işi yaptığına değil, gerekli önlemi alma görevinin kime düştüğüne bakılır. Sorumluluğun doğru dağıtılması, hem gerçek sorumluyu belirlemek hem de gereksiz yere sorumlu tutulmayı önlemek açısından önemlidir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Manevi Unsur

Suçun manevi unsuru kasttır. Failin, gerekli işaret veya engeli koyma yükümlülüğünü ve bunu yerine getirmemenin ya da konulmuş işaret ve engeli kaldırmanın gelip geçenler için tehlike doğurabileceğini bilerek hareket etmesi gerekir. Burada da olası kast söz konusu olabilir; fail, işareti koymaması veya kaldırması halinde bir tehlikenin doğabileceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa kastla hareket etmiş sayılır.

Özellikle işaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde, failin davranışının bilinçli ve iradi olması, kastın varlığına işaret eder. İşaret koymama biçiminde ise failin, önlem alma yükümlülüğünün ve tehlikenin bilincinde olup olmadığı değerlendirilir. Failin gerekli işaret ve engeli koymayı unutması ya da ihmal etmesi ile bunu bilerek yapmaması arasındaki ayrım, somut olayın koşullarına göre incelenir. Bu değerlendirme, failin sorumluluğunun kapsamını belirler.

Manevi unsurun belirlenmesinde, failin içinde bulunduğu koşullar ve tehlikenin belirginliği önem taşır. Açıkça tehlikeli bir durum yaratan, örneğin derin bir çukur açan ya da yolu kapatan bir çalışmada, gerekli işaret ve engellerin konulması gerektiği failin bilgisi dahilinde kabul edilebilir. Bu tür durumlarda tehlikenin ve önlem alma yükümlülüğünün bilinmemesi güç olduğundan, gerekli önlemin alınmaması çoğu zaman kastın varlığına işaret eden bir gösterge olarak değerlendirilir. Bununla birlikte, her olayın kendine özgü koşulları ayrıca incelenir ve failin gerçekten kastla mı hareket ettiği, yoksa öngörülemeyen bir durumun mu söz konusu olduğu değerlendirilir. İşaret ve engel koymama, özellikle bir yaralanma veya ölümle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurabilen bir suçtur. Böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, sorumluluğun kapsamının doğru değerlendirilebilmesi için alanında deneyimli bir tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Tipik Uygulama Alanları

İşaret ve engel koymama suçu, günlük hayatta oldukça çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşağıdaki örnekler suçun tipik uygulama alanlarını göstermektedir; ancak her olayın kendine özgü koşullarıyla değerlendirileceği unutulmamalıdır:

  • Yol ve kaldırım çalışmaları: Yolun kazıldığı, onarıldığı ya da asfaltlandığı çalışmalarda gerekli uyarı ve engellerin konulmaması.
  • Hafriyat ve kazı alanları: Açık bırakılan çukurların veya kazı alanlarının işaretlenmemesi ya da çevrelenmemesi.
  • Altyapı çalışmaları: Elektrik, su, doğalgaz veya kanalizasyon gibi altyapı çalışmalarında açılan alanların güvenlik altına alınmaması.
  • Bırakılan malzeme ve eşyalar: Kamuya açık alanlarda tehlike yaratacak biçimde bırakılan inşaat malzemeleri veya benzeri nesnelerin işaretlenmemesi.

Bu örneklerin ortak noktası, kamuya açık bir alanda ortaya çıkan bir tehlikenin, gerekli işaret ve engellerle giderilmemesidir. Bu durumların her birinde, gelip geçenlerin özellikle gece veya görüş koşullarının kötü olduğu zamanlarda tehlikeyle karşılaşma riski artar. Bu nedenle bu tür çalışmalarda gerekli uyarı ve koruma önlemlerinin alınması, hem güvenlik hem de hukuki sorumluluk açısından büyük önem taşır.

Bu uygulama alanları, suçun neden pratikte önem taşıdığını da açıklar. Kentsel yaşamda yol, kaldırım ve altyapı çalışmaları süreklilik gösterir; bu çalışmalar sırasında alınmayan bir önlem, gündelik hayatın olağan akışı içinde çok sayıda insanı riske atabilir. Özellikle yaya trafiğinin yoğun olduğu alanlarda ya da görüş koşullarının kısıtlı olduğu gece saatlerinde, işaretlenmemiş bir tehlike ciddi kazalara yol açabilir. Bu nedenle bu suç, teorik bir düzenleme olmanın ötesinde, günlük yaşamın güvenliğini doğrudan ilgilendiren pratik bir işleve sahiptir. Gerekli önlemlerin alınması, hem olası kazaların önlenmesi hem de sorumlulukların doğması bakımından belirleyicidir.

Bir Kişi Zarar Görürse: Diğer Suçlarla İlişki

Bu suç bir tehlike suçu olduğundan, henüz bir zarar doğmadan yalnızca tehlikenin ortaya çıkmasını cezalandırır. Ancak gerekli işaret veya engelin konulmaması sonucunda bir kişi, örneğin işaretlenmemiş bir çukura düşerek yaralanır ya da ölürse, artık yalnızca bir tehlike değil, gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olur. Bu durumda TCK 178’deki tehlike suçunun yanı sıra, koşulları varsa taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları da gündeme gelebilir.

Bu noktada belirleyici olan, işaret veya engelin konulmaması ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik bağı ve failin kusurudur. Eğer gerekli önlemin alınmaması ile meydana gelen yaralanma veya ölüm arasında nedensellik bağı kurulabiliyorsa, sorumlu kişi taksirle yaralama veya öldürme suçundan da sorumlu tutulabilir. Bir olayda hem tehlike suçunun hem de gerçekleşen zarara ilişkin suçun bulunması halinde, bunların ne şekilde değerlendirileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir. Bu değerlendirmede mağdurun kendi dikkatsizliğinin etkisi de ayrıca göz önünde tutulabilir.

Bu ilişki, tehlike suçu ile zarar suçu arasındaki bağlantıyı gösterir. TCK 178, henüz bir zarar doğmadan tehlikeyi cezalandırarak önleyici bir işlev görür; bir zarar gerçekleştiğinde ise devreye taksirle işlenen zarar suçları girer. Aynı olayda hem tehlikeye hem de gerçekleşen zarara ilişkin suçların bulunması halinde, sorumluluğun kapsamı önemli ölçüde genişleyebilir. Özellikle bir ölüm veya ağır yaralanma söz konusu olduğunda, olayın hukuki niteliği ve öngörülebilecek yaptırım köklü biçimde değişir. Bu nedenle işaretlenmemiş bir alanda meydana gelen kazalarda, hem tehlikenin hem de gerçekleşen sonucun birlikte değerlendirilmesi ve kusur paylaşımının doğru yapılması büyük önem taşır.

İşaret ve Engel Koymama Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs: Suçun kaldırma veya yerini değiştirme gibi aktif hareket biçimlerinde, hareketin niteliğine göre teşebbüs mümkün olabilir; işaret koymama gibi ihmali biçimde ise teşebbüsün uygulama alanı sınırlıdır. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.

İştirak: Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir; özellikle bir çalışmada birden fazla kişinin önlem alma yükümlülüğü bulunuyorsa, her birinin sorumluluğu kendi yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilir. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz.

İçtima: Yukarıda açıklandığı üzere, işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişinin yaralanması veya ölmesi halinde, tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme gibi suçlar da gündeme gelir ve bunlar suçların içtimaı kurallarına göre değerlendirilir.

İşaret ve Engel Koymama Suçunda Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma

Suçun cezası, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Cezanın seçimlik olarak öngörülmesi ve üst sınırının düşük tutulması, bu tehlike suçunun tek başına ele alındığında hafif bir yaptırıma bağlandığını gösterir. Ancak işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi yaralanır ya da ölürse, tabloya taksirle yaralama veya öldürme suçlarının da eklenmesiyle sorumluluk önemli ölçüde ağırlaşabilir. Hükmedilen kısa süreli hapis cezasının koşulların bulunması halinde adli para cezasına çevrilmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gündeme gelebilir.

Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Suçun kanuni metni için mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz. Bu tür dosyalarda önlem alma yükümlülüğünün kime ait olduğu, tehlikenin gerçekten doğup doğmadığı ve failin kastı gibi hususların doğru değerlendirilmesi, sürecin sonucunu doğrudan etkiler.

İşaret ve engel koymama suçu ön ödemeye tabi suçlardandır.

Soruşturma aşamasında olay yerinin durumu, alınmış veya alınmamış önlemler, çalışmanın kim tarafından yürütüldüğü ve sorumluluğun nasıl paylaşıldığı araştırılır. Bu kapsamda olay yeri tespitleri, varsa görüntü kayıtları, tanık beyanları ve çalışmaya ilişkin belgeler değerlendirilir. Toplanan delillere göre savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir veya iddianame düzenleyerek dava açar. Kovuşturma aşamasında mahkeme, tehlike suçunun ve varsa gerçekleşen zarara ilişkin suçun koşullarının bulunup bulunmadığını değerlendirir. Bu süreçte savunmanın, sorumluluğun sınırlarına ve somut tehlikenin varlığına ilişkin argümanları doğru biçimde ileri sürmesi, sonucu önemli ölçüde etkileyebilir.

Böyle bir isnatla ya da işaretlenmemiş bir alanda meydana gelen bir olaya ilişkin soruşturmayla karşılaşmanız halinde, sorumluluğun kapsamına ve somut tehlikenin varlığına ilişkin savunmanın doğru kurulması için dosyanızı bir ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İşaret ve engel koymama suçunun cezası nedir?

Bu suçun cezası, TCK 178 uyarınca iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ceza seçimlik olarak öngörülmüştür. Ancak işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi yaralanır ya da ölürse, ayrıca taksirle yaralama veya öldürme suçları da gündeme gelir ve sorumluluk ağırlaşır.

Bu suç hangi hareketlerle işlenir?

Suç üç hareket biçiminde işlenebilir: gerekli işaret veya engeli hiç koymamak, konulmuş olan işaret veya engeli kaldırmak ya da bunların yerini değiştirmek. İlki ihmali, diğer ikisi ise aktif davranışla işlenir. Her üç halde de belirleyici olan, gelip geçenler için bir tehlikenin doğması ya da sürmesidir.

Açık bırakılan bir çukura düşen kişi olursa ne olur?

Gerekli işaret veya engelin konulmaması sonucu bir kişi işaretlenmemiş çukura düşerek yaralanır veya ölürse, TCK 178’deki tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme suçu da gündeme gelir. Sorumluluk, önlemin alınmaması ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik bağına ve kusurun paylaşımına göre belirlenir.

Bu suçtan kim sorumlu tutulur?

İşaret veya engel koymama biçiminde fail, kural olarak tehlikeyi doğuran işi yürüten ya da eşyayı bırakan ve gerekli önlemi alma yükümlülüğü bulunan kişidir. İşaret veya engeli kaldırma ya da yerini değiştirme biçiminde ise fail, bu davranışı gerçekleştiren herhangi bir kişi olabilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir