İçindekiler
Özgü suç nedir? Türk Ceza Hukuku, suçun oluşumu bakımından yalnızca eylemin hukuka aykırılığını değil; aynı zamanda bu eylemi gerçekleştiren kişinin belirli niteliklere sahip olup olmadığını da esas almaktadır. İşte bu noktada karşımıza çıkan özgü suç (delicta propria) kavramı, hem teorik hem de pratik açıdan ceza hukukunun en dikkat çekici kurumlarından birini oluşturmaktadır.
Özgü suçlar; yalnızca belirli sıfat, görev, ilişki veya özelliğe sahip kişilerin fail olabileceği suç tiplerini ifade eder. Söz konusu özelliği taşımayan bir kimse, suçun maddi unsurunu birebir gerçekleştirse dahi asıl fail sıfatını kazanamaz; ancak bazı istisnai hallerde azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
A-Özgü Suç Kavramı ve Temel Özellikleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) özgü suçlar açıkça tanımlanmamış olsa da öğreti ve Yargıtay içtihadı bu kavramı çeşitli kararlarla şekillendirmiştir. Genel kural olarak özgü suç; kanun koyucunun suçun faili bakımından koşul olarak öngördüğü belirli bir nitelik, sıfat veya ilişkinin varlığını zorunlu kılan suç tipidir.
Özgü suç, kanuni tarifinde failin niteliği belirtilen ve ancak bu niteliği taşıyan kişiler tarafından işlenebilen suçtur. Burada failin sahip olduğu sıfat, suçun oluşumu için bir ön şarttır. Eğer bu sıfata sahip olmayan bir kişi ilgili fiili işlerse, o suç oluşmaz; ancak fiil başka bir suçun tanımına uyuyorsa o suçtan sorumluluk doğabilir. Özgü suçlarda failin sahip olması gereken nitelikler şunlar olabilir:
1-Kamu Görevlileri Tarafından İşlenen Özgü Suçlar
TCK’nın en belirgin özgü suç kategorilerinden birini kamu görevlilerince işlenen suçlar oluşturmaktadır. Zimmet (m. 247), irtikâp (m. 250), görevi kötüye kullanma (m. 257) ve ihaleye fesat karıştırma (m. 235) gibi suçlar, yalnızca ilgili sıfatı taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan birinin bu fiilleri gerçekleştirmesi halinde, eylem ya başka bir suç tipine girecek ya da cezasız kalacaktır.
2-Aile İçi İlişkilerden Doğan Özgü Suçlar
Aile bireylerini korumaya yönelik bazı suç tipleri de özgü suç niteliği taşımaktadır. Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (m. 233), failde aile bireyi ya da nafaka borçlusu sıfatının bulunmasını zorunlu kılar. Benzer biçimde terk (m. 97) suçunda da ebeveyn ya da velayet hakkına sahip kişi sıfatı aranmaktadır. Bu suçlarda söz konusu aile ilişkisi, salt suçun ağırlaştırıcı nedeni değil; bizzat suçun kurucu unsurudur.
3-Meslek ve Görevle İlgili Özgü Suçlar
Hekimler, avukatlar, eczacılar ve bankacılar gibi belirli mesleki sıfatı haiz kişilerin işleyebileceği suçlar da özgü suç kapsamındadır. Örneğin reçetede sahtecilik ve meslek sırrının ifşası gibi suç tiplerinde failin ilgili mesleği icra ediyor olması şarttır. Aynı fiili bir sıradan vatandaşın gerçekleştirmesi, farklı suç tiplerini gündeme getirebilir ya da cezai sorumluluk doğurmayabilir.
B-Özgü Suçların Tasnifi
Ceza hukuku doktrini, özgü suçları failin niteliğinin suçun varlığı üzerindeki etkisine göre ikiye ayırır:
1-Gerçek Özgü Suçlar
Bu suç türünde, failin belirli bir sıfata sahip olması suçun kurucu unsurudur. Eğer fail o sıfata sahip değilse, işlenen fiil hiçbir şekilde suç teşkil etmez veya bambaşka bir genel suçun kapsamına girer.
- Örnek: İşkence Suçu (TCK m. 94). İşkence suçu ancak bir “kamu görevlisi” tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin benzer eylemleri kasten yaralama veya eziyet suçunu oluşturabilir ancak “işkence” suçunu oluşturamaz. Aynı durum rüşvet ve zimmet suçları için de geçerlidir.
2-Görünüşte (Nisbi) Özgü Suçlar
Burada fiil aslında herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Ancak suçun belirli bir sıfata sahip kişi tarafından işlenmesi, suçun daha ağır veya daha hafif cezayı gerektiren nitelikli bir hali olarak düzenlenmiştir.
- Örnek: Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m. 204). Herkes resmi belgede sahtecilik yapabilir (m. 204/1). Ancak bu suç bir kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenirse ceza artırılır (m. 204/2). Burada suçun özgü hali, temel suçun ağırlaşmış halidir.
C-Özgü Suçlarda İştirak
Özgü suçların en karmaşık ve yargı pratiğinde en çok tartışılan yönü iştirak (suç ortaklığı) konusudur. TCK m. 40/2 uyarınca kabul edilen “Bağlılık Kuralı” burada devreye girer.
Kanun hükmüne göre:
“Özgü suçlarda, ancak o suçun faili olabilen kişi fail olarak sorumlu tutulabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.”
Bu kuralın sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz:
- Fail Olma Yasağı: Özel faillik niteliğini taşımayan bir kimse (örneğin sivil bir vatandaş), özgü bir suçun (örneğin zimmet) faili (müşterek faili) olamaz.
- Şeriklik Mümkündür: Özel niteliği taşımayan kişi, özgü suçu işleyen kamu görevlisini bu suça azmettirebilir veya ona yardım edebilir. Bu durumda sivil kişi de zimmet suçundan cezalandırılır ancak “fail” olarak değil, “azmettiren” veya “yardım eden” sıfatıyla sorumlu olur.
- Hukuki Sorumluluk: Eğer bir suçun işlenişine birden fazla kişi katılmışsa ve bunlardan sadece biri özel faillik niteliğine sahipse, suç o niteliğe göre vasıflandırılır ve diğerleri de o suça iştirakten ceza alır.
D-Özgü Suçlarda Hata ve Yanılma
Failin kendi özel niteliğini bilmemesi ya da yanılgıya düşmesi hâlinde ne olacağı sorusu, ceza hukukunda önemli tartışmalara konu olmaktadır. TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bu durumda; failin kendi sıfatını bilmemesi ya da yanlış değerlendirmesi, kasıt unsurunun oluşumunu etkileyebilir.
Öğretide hâkim görüş; failin kamu görevlisi olduğunu bilerek zimmet suçunu işlemesi gerektiği yönündedir. Kişinin bu sıfatı taşıdığını bilmeden hareket etmesi, kasıtlı sorumluluğu ortadan kaldırabilir. Ancak bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılmalı; özellikle failin meslek bilgisi ve deneyimi göz önünde bulundurulmalıdır.
E-Özgü Suçlara Uygulamadan Örnekler ve Yargıtay Yaklaşımı
Yargıtay, özellikle kamu görevlileri tarafından işlenen suçlarda özgü suç niteliğini titizlikle incelemektedir.
- Zimmet Suçu: Bir banka çalışanının (özel banka olsa dahi Bankacılık Kanunu uyarınca kamu görevlisi sayılan hallerde) kurum parasını kendi hesabına geçirmesi özgü suçtur. Bu eyleme yardım eden sivil eşi veya arkadaşı, zimmet suçuna yardımdan sorumlu tutulur.
- Görevi Kötüye Kullanma: Bu suçun faili sadece kamu görevlisi olabilir. Bir sivil, bir memuru görevini yapmaması için ikna ederse, sivil kişi “Görevi kötüye kullanmaya azmettirme” suçundan yargılanır.
F-Özgü Suçların Önemi
Neden bazı suçlar özgü suç olarak düzenlenmiştir? Bunun temelinde hukuki yararın korunması yatar. Devlet, kamu hizmetlerinin dürüstlük ve tarafsızlıkla yürütülmesini korumak için kamu görevlilerine daha ağır sorumluluklar yükler. Keza, bir doktorun veya avukatın mesleki sırrını ifşa etmesi, sıradan bir vatandaşın dedikodu yapmasından daha ağır bir ihlal olarak görülür çünkü burada bir güven ilişkisi ve sadakat borcu ihlal edilmektedir.
G- Özgü Suçlar Bakımından Hukuki Değerlendirme Sonucu
Özgü suçlar, failin kimliğinin suçun tipikliği üzerinde doğrudan etkili olduğu özel bir yapıdır. Özellikle iştirak hükümleriyle birleştiğinde, sivil kişilerin de kamu görevlilerine özgü suçlardan dolayı ağır yaptırımlarla karşılaşabileceği unutulmamalıdır. Hukuk uygulayıcıları için bir eylemin özgü suç olup olmadığını tespit etmek, sadece suçun adını koymak değil, aynı zamanda iştirak iradesini ve ceza sorumluluğunun sınırlarını belirlemek adına hayati önem taşır.
H-Özgü Suç Hakkında Yargıtay Kararları
1-Özel Hastanede Çalışan Doktorun Özgü Suçlardan Olan Görevi İhmal Suretiyle Kötüye Kullanma Suçunda Fail Olamayacağı Hakkında
<<<…Sanığa isnat edilen eylemin teşhis ve tedavide eksiklik nedeniyle taksirle yaralama suçu olduğu, taksirle yaralama suçunun oluşabilmesi için eylem ile zarar arasında uygun bir nedensellik bağının bulunması gerektiği, sanığın eyleminin operasyon öncesi eksik inceleme yapması ve operasyon sonucu şikayetleri devam eden hastayı bir üst merkeze sevkini yapmaması şeklinde tarif edildiği, oysa sanığın eylemi sonucu katılanın kanser hastalığına yakalanmadığı gibi, hastalığın ileri bir aşamaya geçtiğine dair delil ve iddianın bulunmadığı, sanığın eyleminin ancak “görevi ihmal” kapsamında değerlendirilebileceği, özel hastanede çalışan ve memur olmayan sanık için ise memurlara özgü suç olan “görevi ihmal” suçunun oluşamayacağı ancak sanığın “hukuki sorumluğunun” saklı olduğu kabul ve tespit edilerek yapılan incelemede…>>> (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/2180 E. 2015/7599 K. Sayılı Kararı) https://karararama.yargitay.gov.tr/
2-PTT’de Yüklenici Firma Nezdinde Çalışan Kişilerin Özgü Suçlardan Olan Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Fail Olamayacağı Hakkında
<<<…İncelenen dosyada, sanığın PTT personeli ya da üstlenici firma elemanı olarak istihdam edilip edilmediği araştırılmadan, üstlenici firma elemanı olması durumunda görevi kötüye kullanma suçunun faili olup, olmayacağı tartışılmadan, eksik incelemeyle hükümlülük kararı verilmesi…>>>(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/18056 E. – 2014/30436 K. Sayılı Kararı)
3-Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanının Özgü Suçlardan Olan Görevi Kötüye Kullanma Suçunda Fail Olamayacağı Hakkında
<<<… Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan sanığın, kooperatif üyesi E.. D… hakkında yapılan icra takibi üzerine Ergani İcra Müdürlüğünce … ve … no.lu araçlara haciz konulmasına dair yazılara cevap vermemesi şeklindeki eylemi nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılabilmesine olanak bulunmadığı ve dolayısıyla özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağı…>>> (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/18056 E. – 2014/30436 K. Sayılı Kararı)
4-Özgü Suçlardan Olan Zimmet Suçun Suça Konu Malların Memurun Ye’dinde Olması Gerektiği Hakkında
<<<… Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nde kamu görevlisi olarak görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgeyi gerçeğe aykırı şekilde tanzim eden sanık …’ın eylemine iştirak ettiği anlaşılan, sanık …’in 5237sayılı TCK’nın 204/2 yerine 204/1. maddesi ile hükümlülüğüne karar verilmesi,
TCK’nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu mallar üzerinde görevinin gerekleriyle bağdaşmayan bir surette tasarrufta bulunması, bu malları kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi gereklidir. Zimmete geçirme, suç konusu mal üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunmayı ifade etmektedir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, zimmet suçunun oluşabilmesi için, suç konusu malın kamu görevlisinin şahsının veya bir başkasının zimmetine geçirilmiş olması arasında fark bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında sanıklar açısından zimmet suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, TASİŞ’te ambar memuru olarak görev yapan sanık …’in görev ve sorumluluk kapsamının, suça konu ürünlerin kendisine görevi nedeniyle teslim edilip edilmediğinin ve muhafaza ve gözetim sorumluluğu bulunup bulunmadığının ilgili kurumundan sorulup tespit edildikten sonra, sonucuna göre sanık … ile bu sanığın eylemlerine iştirak eden diğer sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; özgü suç niteliğinde olan ve ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen zimmet suçuna iştirak eden diğer kişilerin TCK’nın 40/2. maddesine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri nazara alındığında, kamu görevlisi olmayan ve suça azmettirdiği yönünde delil bulunmayan sanıklar …, …,…, … ve … hakkında aynı Kanunun 39. maddesi uyarınca suça yardım eden olarak sorumlu tutulup mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi…>>> (Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/7950 E. – 2017/2271 K. Sayılı Kararı)
İstanbul / Bağcılar bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

8 Yorumlar