|

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu (TCK-205)

resmi belgeyi bozmak

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesinde düzenlenen ve kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alan bir suç tipidir. Bu suç, sahte bir belge üretmeyi değil; gerçek (sahte olmayan) bir resmi belgenin ortadan kaldırılmasını, bozulmasını veya gizlenmesini cezalandırır. Bu yönüyle, sahtecilik suçlarının “ayna görüntüsü” gibidir: burada belge üretilmez, tam tersine var olan gerçek bir belge yok edilir. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlindeki ağırlaştırmayı ve TCK‘daki benzer suçlardan farkını açıklıyoruz.

Konunun diğer belge suçlarıyla bütünü için kamu güvenine karşı suçlar başlıklı genel rehberimizi de inceleyebilirsiniz. Aşağıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanızı öneririz.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu Nedir?

TCK 205’e göre; gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde ise verilecek ceza yarı oranında artırılır. Görüldüğü gibi maddenin konusu, gerçek bir resmi belgedir; sahte bir belge değil, hukuken geçerli ve gerçek bir belgenin ortadan kaldırılması söz konusudur.

Suçun koruduğu hukuki değer, resmi belgelerin varlığına ve bunlar üzerinden yürüyen ispat düzenine duyulan kamusal güvendir. Resmi belgeler, hukuki ilişkilerin ve resmî işlemlerin kanıtını oluşturur. Bir belgenin yok edilmesi veya gizlenmesi, o belgeye bağlı hakların ispatını imkânsız hâle getirebilir ve hukuk düzeninin işleyişini bozar. Bu nedenle suç, belgenin fiilen yok edilmesi, bozulması veya gizlenmesiyle oluşur; ayrıca somut bir zararın doğması aranmaz.

Bu suçun uygulama alanı oldukça geniştir. Bir kişi, aleyhine kanıt oluşturan gerçek bir belgeyi ortadan kaldırabileceği gibi; bir kurumda görevli biri, saklanması gereken resmî kayıtları imha edebilir ya da bir dosyadan evrak gizlenebilir. Bütün bu hâllerde ortak nokta, gerçek bir resmi belgenin, hukuki işlevini yerine getiremeyecek şekilde ortadan kaldırılması veya erişilemez kılınmasıdır. Belgenin yeniden elde edilip edilemeyeceği ya da bir kopyasının bulunup bulunmadığı, suçun oluşumunu kural olarak etkilemez; önemli olan, gerçek belgeye yönelik yok etme, bozma veya gizleme fiilinin gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Maddi Unsurları

Suçun Konusu: Gerçek Bir Resmi Belge

Suçun konusu, gerçek bir resmi belgedir. Resmi belge, kural olarak bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği ve usulüne uygun biçimde düzenlenen belgedir; kimlik belgeleri, tapu kayıtları, mahkeme evrakı, noter senetleri ve resmî yazışmalar tipik örnekleridir. Bu maddenin diğer sahtecilik suçlarından ayrıldığı en önemli nokta, belgenin gerçek olmasıdır. Yani ortada sahte olarak üretilmiş bir belge yoktur; hukuken geçerli, gerçek bir belge, bozulmakta, yok edilmekte veya gizlenmektedir.

Belgenin resmi belge niteliği taşıması gerektiğinden, özel bir belgenin yok edilmesi bu madde değil, aşağıda değineceğimiz özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 208) suçu kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle somut olayda, ortadan kaldırılan belgenin resmi mi yoksa özel mi olduğu, uygulanacak maddeyi belirler.

Resmi belge kapsamına giren belgelere örnek olarak; nüfus ve kimlik kayıtları, tapu kayıtları ve senetleri, mahkeme dosyasındaki evrak ve tutanaklar, noter belgeleri ile resmî kurumların düzenlediği yazı ve kararlar verilebilir. Bu belgelerin ortak özelliği, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenmiş olmaları ve hukuki bir işleve sahip bulunmalarıdır. Bir belgenin bu nitelikte olup olmadığı kimi zaman ayrıntılı bir hukuki değerlendirme gerektirebilir; çünkü belgenin resmi mi yoksa özel mi sayılacağı, doğrudan uygulanacak maddeyi ve dolayısıyla sonucu belirler.

Suçu Oluşturan Hareketler: Bozma, Yok Etme, Gizleme

Madde üç seçimlik hareket öngörür; bunlardan herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:

  • Bozmak: Belgeyi, okunamaz veya kullanılamaz hâle getirecek şekilde tahrip etmek; içeriğini anlaşılmaz kılmak.
  • Yok etmek: Belgeyi tamamen ortadan kaldırmak; örneğin yırtmak, yakmak veya imha etmek.
  • Gizlemek: Belgeyi, ilgililerin veya yetkililerin ulaşamayacağı şekilde saklamak; onu erişilmez kılmak.

Bu hareketler arasında özellikle “gizleme” önemlidir; çünkü belge fiziksel olarak zarar görmese dahi, sadece erişilemez kılınması suçun oluşması için yeterlidir. Örneğin bir dava dosyasındaki gerçek bir evrakı alıp saklamak, belgeyi yırtıp yok etmek kadar bu suçu oluşturur. Somut örnek olarak; bir mahkeme dosyasından evrak çalmak veya gizlemek, resmî bir kaydı imha etmek ya da bir kuruma ait gerçek bir belgeyi ortadan kaldırmak bu madde kapsamındadır.

Bu üç hareket bakımından bir başka önemli nokta, fiilin belgeyi kısmen mi yoksa tamamen mi etkilediğidir. Belgeyi bütünüyle yok etmek kadar, onun bir kısmını okunamaz hâle getirecek şekilde bozmak da suç oluşturabilir. Aynı şekilde, belgeyi geçici olarak gizlemek dahi, belgenin gerektiği anda kullanılmasını engellediği ölçüde bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Belirleyici olan, gerçek belgenin hukuki işlevini yerine getirmesinin engellenmesidir; belgenin uğradığı zararın derecesinden çok, fiilin bu işlevi ortadan kaldırıp kaldırmadığı önem taşır.

Fail ve Mağdur

Suçun faili kural olarak herkes olabilir; suç, temel şeklinde failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Bu yönüyle bir özgü suç değildir. Ancak suçun bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi, aşağıda göreceğimiz üzere cezayı ağırlaştıran bir hâldir. Suçun mağduru ise, korunan değerin kamusal niteliği gereği doğrudan toplumdur; belgenin yok edilmesinden somut olarak zarar gören bir kişi bulunsa dahi, suçun asıl koruduğu değer belgelere ve ispat düzenine duyulan genel güvendir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Manevi Unsur

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek ancak kasten işlenebilir. Failin, ortadan kaldırdığı şeyin gerçek bir resmi belge olduğunu bilmesi ve onu bozma, yok etme veya gizleme iradesiyle hareket etmesi gerekir. Belgenin niteliğini bilmeyen ya da bir belgeyi kazara zarar veren kişi bakımından kasttan söz edilemez. Bu nedenle kast ve taksir ile hata hâlleri bu suçta da önem taşır. Suçun taksirle işlenen bir hâli kanunda düzenlenmemiştir; dolayısıyla dikkatsizlik sonucu bir belgenin zarar görmesi kural olarak bu suçu oluşturmaz.

Kastın varlığı çoğu zaman olayın koşullarından çıkarılır. Belgenin kime ait olduğu, failin onu neden ortadan kaldırdığı ve olayın gelişimi gibi hususlar, failin bilerek hareket edip etmediğini gösterir. Örneğin bir kişinin, aleyhine delil oluşturan gerçek bir belgeyi gizlemesi, kasten hareket ettiğine işaret edebilir. Bu değerlendirme, hem suçun oluşumunda hem de savunmada belirleyici rol oynar.

Öte yandan, failin belgeyi ortadan kaldırırken onun bir resmi belge olduğunu bilmemesi ya da belgeyi tümüyle kendi hakkı olarak görüp iyi niyetle hareket ettiğini göstermesi gibi durumlar, kastın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Bu nedenle olayın öncesindeki ve sonrasındaki koşullar, failin iç dünyasını yansıtan göstergeler olarak birlikte incelenir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Cezası ve Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun temel cezası, iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Suçun bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde ise verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu artırım, kamu görevlisinin resmi belgelere olan yakınlığı ve bu belgelerin korunmasındaki sorumluluğu göz önüne alınarak öngörülmüştür.

Kamu görevlisi bakımından uygulamada önemli bir soru, fiilin görevle bağlantılı olup olmadığıdır. Bir kamu görevlisinin, görevi nedeniyle eline geçen veya koruması altındaki bir belgeyi yok etmesi ile sıradan bir vatandaş gibi hareket ederek herhangi bir belgeyi ortadan kaldırması arasındaki ilişki, ağırlaştırıcının uygulanma koşulları bakımından değerlendirilir. Bu nedenle failin kamu görevlisi olup olmadığı ve fiili hangi sıfatla işlediği, hükmedilecek cezayı doğrudan etkiler.

Resmi Belgede Sahtecilik (TCK 204) ile Farkı

Bu suç, en çok resmi belgede sahtecilik (TCK 204) ile karıştırılır; oysa ikisi birbirinin âdeta zıddıdır. Aralarındaki temel fark şudur:

  • TCK 204 (resmi belgede sahtecilik): Sahte bir belge üretmek, gerçek bir belgeyi değiştirmek veya sahte belgeyi kullanmak. Burada ortada sahte bir belge vardır.
  • TCK 205 (resmi belgeyi bozmak/yok etmek/gizlemek): Gerçek (sahte olmayan) bir belgeyi yok etmek, bozmak veya gizlemek. Burada ortada gerçek bir belge vardır ve bu belge ortadan kaldırılır.

Kısaca: TCK 204 sahte belge oluşturur ya da kullanır; TCK 205 ise gerçek belgeyi ortadan kaldırır. Bu ayrım, olayın hangi maddeye göre değerlendirileceğini belirlediğinden büyük önem taşır. İki suçun cezaları alt ve üst sınır bakımından benzer olsa da (her ikisinde de iki yıldan beş yıla kadar hapis), fiilin niteliği ve olası diğer sonuçlar farklıdır.

Bu farkın pratik bir sonucu da şudur: aynı olayda hem sahtecilik hem de yok etme fiili bir arada bulunabilir. Örneğin bir kişi gerçek bir belgeyi yok edip yerine sahtesini koyarsa, hem resmi belgeyi yok etme (TCK 205) hem de resmi belgede sahtecilik (TCK 204) gündeme gelebilir. Böyle karma durumlarda hangi suçların oluştuğu ve bunların birbiriyle ilişkisi, olayın ayrıntılarına göre dikkatle değerlendirilmelidir; çünkü bu, hükmedilecek toplam cezayı doğrudan etkiler.

Mühür Bozma (TCK 203) ile Karıştırılmaması

Bir başka karıştırılan suç, mühür bozma (TCK 203) suçudur. Ancak bu iki suç arasındaki ayrım nettir: TCK 205 belgeyi, TCK 203 ise mührü konu alır. Mühür bozma, yetkili makamlarca bir şeyin korunması için konulmuş gerçek bir mührün kaldırılması ya da etkisiz kılınmasıdır; resmi belgeyi bozmak ise gerçek bir belgenin yok edilmesi veya gizlenmesidir. İki suç farklı nesnelere yöneldiğinden, olayın doğru maddeye oturtulması gerekir. Örneğin belediyece mühürlenen bir işyerinin mührünü kaldırmak mühür bozma iken, bir kurumun gerçek bir yazısını yok etmek resmi belgeyi bozmak suçudur.

Özel Belgeyi Bozmak (TCK 208) ile İlişkisi

TCK 205’in özel belgeler bakımından karşılığı, özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 208) suçudur. İki suç aynı fiilleri (bozma, yok etme, gizleme) konu alır; aralarındaki fark, ortadan kaldırılan belgenin niteliğindedir. Belge resmi ise TCK 205, özel ise TCK 208 uygulanır. Bu paralellik, tıpkı resmi belgede sahtecilik (TCK 204) ile özel belgede sahtecilik (TCK 207) arasındaki ilişkiye benzer. Dolayısıyla belge suçlarını bir bütün olarak değerlendirmek, doğru nitelendirme için önemlidir.

Bu bütünlük, belge suçlarında doğru maddeyi bulmanın neden önemli olduğunu da gösterir. Sahtecilik mi yoksa yok etme mi; resmi belge mi yoksa özel belge mi söz konusu olduğu, hem suçun adını hem de cezasını belirler. Bu dört suç (204, 205, 207, 208) birlikte, belgelere duyulan güveni farklı yönlerden koruyan tutarlı bir sistem oluşturur. Somut olayda fiilin bu sistemin hangi hükmüne girdiğinin doğru tespiti, hem iddia hem de savunma bakımından belirleyicidir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Bu suç, hareketin niteliğine göre teşebbüse elverişli olabilir; örneğin belgeyi yok etmeye başlayıp tamamlayamayan kişi bakımından teşebbüs gündeme gelebilir. Suçun birden çok kişinin katılımıyla işlenmesi hâlinde iştirak kurallarına göre her failin katkısı ayrı ayrı değerlendirilir. Belgenin yok edilmesinin başka bir suçla, örneğin bir delili karartma amacıyla bağlantılı olduğu hâllerde ise suçların içtimaı kuralları gündeme gelebilir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunda temel cezanın alt sınırının iki yıl olması, bazı kurumların uygulanmasını sınırlar. Örneğin hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ancak hükmedilen hapis cezasının belirli bir sınırın altında kalması hâlinde mümkün olduğundan, bu suçta uygulanma alanı sınırlı olabilir. Yine de somut olayda hükmedilen cezaya ve failin durumuna göre değerlendirme yapılır.

Cezanın somut olarak belirlenmesinde; fiilin işleniş biçimi, yok edilen belgenin önemi, failin sıfatı (kamu görevlisi olup olmadığı) ve olayın diğer koşulları bir arada değerlendirilir. Ayrıca fiilin başka bir suçla bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, suçların ilişkisi hükmedilecek toplam ceza bakımından ayrıca gözetilir. Bütün bu unsurlar, her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde ele alınmasını gerektirir.

Ayrıca, belgenin yok edilmesi ya da gizlenmesinin bir başka amaca, örneğin bir suçun delilini ortadan kaldırmaya yönelik olduğu hâllerde, olayın yalnızca bu madde kapsamında mı kaldığı yoksa başka suçların da gündeme gelip gelmediği ayrıca değerlendirilir. Bu tür durumlar, hükmedilecek toplam cezayı etkileyebileceğinden, fiilin bütün boyutlarıyla ele alınması gerekir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme süreci sona erdirmez. Temel şekli bakımından cezanın üst sınırı on yılı aşmadığından, bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde ceza artsa da, görevli mahkeme kural olarak yine asliye ceza mahkemesidir. Dava açılabilmesi için öngörülen dava zamanaşımı süresi de suçun cezasına göre belirlenir. Uygulamada, belgenin ne zaman ve hangi koşullarda ortadan kaldırıldığının tespiti, zamanaşımının başlangıcı bakımından da önem taşıyabilir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Sürecin İşleyişi ve Savunma

Bu suçla ilgili bir soruşturmada, savunmanın odağında genellikle şu sorular yer alır: ortadan kaldırılan şey gerçekten bir resmi belge midir; fail belgeyi bilerek mi yok etmiş, bozmuş veya gizlemiştir; ve fiil gerçekten bu maddedeki bir hareketi mi oluşturmaktadır?

Bu sorulardan her biri savunma için önemli bir dayanak olabilir. Örneğin ortadan kaldırılan şeyin hukuki anlamda bir resmi belge sayılıp sayılmayacağı, failin belgenin niteliğini bilip bilmediği ya da fiilin gerçekten bir “yok etme veya gizleme” oluşturup oluşturmadığı tartışılabilir. Belgenin gerçekten yok edildiğine veya gizlendiğine ilişkin delillerin niteliği de önemlidir. Bu nedenle böyle bir suçlamayla karşılaşan kişinin, olaya ilişkin bilgileri ve delilleri koruyarak en baştan bir avukatın desteğini alması yerinde olur. Erken ve doğru bir hukuki değerlendirme, hem suçun gerçekten oluşup oluşmadığının belirlenmesi hem de savunmanın sağlıklı kurulması bakımından belirleyici olabilir.

Ayrıca bu suçta, ortadan kaldırıldığı iddia edilen belgenin gerçekten var olup olmadığı ve içeriğinin ne olduğu da başlı başına bir tartışma konusu olabilir. Belgenin varlığına ve niteliğine ilişkin delillerin dikkatle incelenmesi, hem suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde hem de olası diğer suçlarla ilişkisinin değerlendirilmesinde önem taşır. Belge suçlarının çoğu zaman başka uyuşmazlıklarla (örneğin bir alacak davası ya da bir ceza soruşturması) iç içe geçtiği düşünüldüğünde, bütüncül bir hukuki değerlendirmenin önemi daha da belirginleşir. Bakırköy ve İstanbul ceza yargılaması süreçleri için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Nüfus Cüzdanından Fotoğraf Sökülmesi Eyleminde Resmi Belgeyi Bozma, Yok Etme veya Gizlemek Suçunun Unsurları

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2014/20791 E. – 2016/3834 K., 28.04.2016 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarından kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın beraatine hükmederken; evinde yapılan aramada fotoğrafları sökülmüş nüfus cüzdanları ele geçirilen sanığı resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan mahkûm etmiştir. Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi; söz konusu belgeler üzerinde başkaca bir sahtecilik işlemi yapılmadığını, hak sahiplerinin bu belgelerden yararlanmasının engellenmediğini ve nüfus cüzdanlarının her zaman yenisinin düzenlenebileceğini dikkate alarak suçun unsurlarının oluşmadığına karar vermiş ve yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bozma kararında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 205. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarını ve korunan hukuki yararı esas almıştır. İlgili normun uygulanabilmesi için, resmi belgenin hak sahibinin ondan yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan yapısının ortadan kaldırılması, bozulması ya da gizlenmesi gerekir. Somut olayda, sanığın uhdesinde bulunan nüfus cüzdanlarının sadece fotoğraflarının sökülmüş olması tek başına suçun oluşumu için yeterli görülmemiştir. Daire; ele geçen kimliklerin hak sahiplerinin somut bir hakkı kullanmasını engellediğine dair delil bulunmamasını, belgeler üzerinde aldatma kabiliyetine matuf başkaca sahtecilik emarelerinin eksikliğini ve suçun konusunu oluşturan nüfus cüzdanlarının talep halinde idare tarafından her zaman yeniden tanzim edilebilecek nitelikte olmasını gerekçe göstererek suçun maddi ve manevi unsurlarının vücut bulmadığını vurgulamıştır.

“…’resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçunun, hak sahibinin o belgelerden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması, bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacağı… bir hakkın kullanımının engellenmediği gibi, suçun konusunu oluşturan ve fotoğrafları sökülen kimliklerin hak sahiplerince talep halinde her zaman yenisi düzenlenebileceği cihetle suçun unsurlarının oluşmadığı…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza hukukunda suçun unsurlarının katı ve dar yorumlanması ilkesi ile korunan hukuki yarar arasındaki bağın korunması açısından son derece önemlidir. TCK’nın 205. maddesinde yer alan düzenleme, belgenin fiziksel varlığından ziyade, o belgenin ispat gücünü ve hak sahibinin belgeden doğan menfaatlerini korumayı amaçlar. Nüfus cüzdanı gibi resmi belgelerin sadece fotoğraflarının sökülerek bulundurulması, belgenin asıl sahibinin hak mahrumiyetine uğratılması kastını ve amacını doğrudan ortaya koymaz.

Yargıtay’ın idari yoldan her zaman yenisi ikame edilebilecek belgeler yönünden getirdiği “yenilenebilirlik” kriteri, suçun toplumsal ve hukuki hayatta yarattığı tehlikenin boyutunu ölçmektedir. Eylemin, resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketi boyutunda kalması ve somut bir hakkın gaspına sebebiyet vermemesi karşısında cezalandırma yoluna gidilmesi kanunilik ilkesini zedeler. Karar, ceza adaletinde fiilin sırf şekli olarak kanundaki tanıma benzemesinin yetmeyeceğini, suçla korunan hukuki değerin de somut olarak ihlal edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2014/20791 E. – 2016/3834 K., 28.04.2016 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜM : Resmi belgede sahtecilik suçundan beraat

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan mahkumiyet

5237 sayılı TCK’nun 205. maddesinde düzenlenen ‘resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçunun, hak sahibinin o belgelerden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması, bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacağı, sanığın evinde yapılan aramada fotoğrafları sökülmüş durumda nüfus cüzdanlarının ele geçirildiği, belgeler üzerinde başkaca herhangi bir sahtecilik yapılmadığı, bir hakkın kullanımının engellenmediği gibi, suçun konusunu oluşturan ve fotoğrafları sökülen kimliklerin hak sahiplerince talep halinde her zaman yenisi düzenlenebileceği cihetle suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 28.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi. 

Sıkça Sorulan Sorular

Resmi belgeyi yok etmek suçunun cezası nedir?

Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK 205). Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Resmi belgeyi bozmak ile resmi belgede sahtecilik arasındaki fark nedir?

Resmi belgede sahtecilik (TCK 204) sahte bir belge üretme, gerçek belgeyi değiştirme veya sahte belgeyi kullanma fiillerini cezalandırır; ortada sahte bir belge vardır. Resmi belgeyi bozmak (TCK 205) ise gerçek bir belgenin yok edilmesi, bozulması veya gizlenmesidir; ortada gerçek bir belge vardır. Kısaca biri sahte belge oluşturur, diğeri gerçek belgeyi ortadan kaldırır.

Bir belgeyi gizlemek de bu suçu oluşturur mu?

Evet. TCK 205, belgeyi yok etme ve bozmanın yanında gizlemeyi de suç sayar. Belge fiziksel olarak zarar görmese bile, ilgililerin veya yetkililerin ulaşamayacağı şekilde saklanması suçun oluşması için yeterlidir. Örneğin bir dava dosyasından gerçek bir evrakı alıp saklamak bu kapsamdadır.

Suç kamu görevlisi tarafından işlenirse ceza değişir mi?

Evet. Suçun bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Uygulamada, fiilin kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak işlenip işlenmediği ağırlaştırıcının uygulanması bakımından değerlendirilir.

Bu suça hangi mahkeme bakar ve şikâyete bağlı mıdır?

Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Cezanın üst sınırı on yılı aşmadığından, bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar.

Sonuç

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu (TCK 205), gerçek resmi belgelerin varlığına ve ispat düzenine duyulan güveni korur. Sahte belge üreten resmi belgede sahtecilikten (TCK 204) farklı olarak, bu suçta gerçek bir belge ortadan kaldırılır. Adları veya konuları benzeyen mühür bozma (TCK 203) ve özel belgeyi bozmak (TCK 208) suçlarından dikkatle ayrılması, doğru bir nitelendirme için önemlidir. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılması ise, resmi belgelerin korunmasındaki mesleki sorumluluğun ağırlığını gösterir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir