İftira Suçu ve Cezası (TCK-267)

İftira suçu

İçindekiler

İftira suçu, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kimse hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamak amacıyla o kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 267’nci maddesi uyarınca 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Fiilin maddi eser ve delilleri uydurularak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılarak 1 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapse çıkar. Mağdur hakkında gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Mağdur gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili olarak cezalandırılır. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olması hâlinde ceza 20 yıldan 30 yıla kadar hapistir; mağdurun cezasının infazına başlanmışsa bu ceza yarısı kadar artırılarak 30 yıldan 45 yıla kadar hapse ulaşır.

İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir; dava zamanaşımı ise suç tarihinden değil, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (TCK m.267/8). Bu yazıda madde metni, suçun unsurları, Yargıtay’ın suçun oluşması için aradığı kriterler, nitelikli hâller, etkin pişmanlık indirimleri, teşebbüs, iştirak ve içtima, iftiraya uğrayan kişinin başvurabileceği ceza ve tazminat yolları güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında İftira Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

İftira suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1016 E., 2020/343 K. sayılı ve 07.07.2020 tarihli kararında ortaya konulan ölçütler esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse iftira suçunun oluşması için:

  1. Hukuka aykırı bir fiilin, yani suç veya idari yaptırım gerektiren bir eylemin isnat edilmesi,
  2. İsnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla ya da basın ve yayın yoluyla yapılması,
  3. İsnadın belli ya da araştırmayla kimliği belirlenebilir bir kişiye yöneltilmesi,
  4. Failin, isnat ettiği fiili mağdurun işlemediğini kesin olarak bilmesi (doğrudan kast),
  5. Failin, mağdur hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi (özel kast),
  6. İhbarın, maddi vakıalara dayanan ve anayasal şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde olmaması

gerekmektedir. Bu şartlardan biri eksikse, örneğin fail belirli olgulardan yola çıkarak mağdurun suçu işlediğine inanarak ihbarda bulunmuşsa, iftira suçu oluşmaz.

A- TCK 267 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267’nci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

İftira

Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

TCK m.267’de iki ayrı Anayasa Mahkemesi iptali bulunmaktadır ve bu iki iptal sıklıkla karıştırılmaktadır. Yedinci fıkra, Anayasa Mahkemesinin 17.11.2011 tarihli, 2010/115 E., 2011/154 K. sayılı kararıyla tamamen iptal edilmiştir. Beşinci fıkranın ise tamamı değil, yalnızca mağdurun süreli hapis cezasına mahkûm olması hâlinde “mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına” hükmolunacağını öngören ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 10.04.2013 tarihli, 2013/14 E., 2013/56 K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir; madde metnindeki “(…)” işareti bu iptali gösterir. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis mahkûmiyetine bağlanan 20-30 yıllık ceza yürürlüktedir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2016/8505 E., 2016/13240 K. sayılı kararında, bu iptalin 10.06.2014 tarihinde yürürlüğe girdiğini belirterek, iptal edilen hükme dayanılarak kurulan mahkûmiyetin sanığın hukuki durumu yeniden değerlendirilmek üzere bozulmasına karar vermiştir. Bu nedenle, mağdurun süreli hapis cezası aldığı olaylarda bugün 267/5 değil, maddenin birinci ila dördüncü fıkraları uygulanır.

B- İftira Suçunun Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer

İftira suçunda korunan hukuki değer birden fazladır: bir yanda yargı organlarının yanıltılmadan, suçsuz kişiler hakkında soruşturma yürütmeden işlemesi, diğer yanda iftiraya uğrayan kişinin şeref, saygınlık, hürriyet ve haksız yere yargılanmama hakkıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararında iftira suçunun birden çok hukuki yararı koruduğunu, bu suçla hem toplumu oluşturan bireylerin adil yargılanma hakkını güvenceye alan yargı organının işleyiş düzeninin hem de mağdurun şeref, saygınlık, hürriyet ve haksız yere yargılanmama haklarının muhafaza edildiğini belirtmiştir.

Kanun koyucu bu iki menfaatten devlete ait olana öncelik vererek iftirayı “Adliyeye Karşı Suçlar” arasında düzenlemiştir. Bu tercihin uygulamada üç somut sonucu vardır: iftira suçu şikâyete bağlı değildir, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez ve suç uzlaştırma kapsamına girmez.

2- İftira Suçunun Maddi Unsurları

a) Hareketin Konusu: Hukuka Aykırı Fiil

İftira suçunun konusu, mağdura yüklenen “hukuka aykırı fiil”dir ve bu fiilin mutlaka bir suç olması gerekmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/16-193 E., 2019/351 K. sayılı ve 30.04.2019 tarihli kararında, isnat edilen fiilin suç oluşturmasının şart olmadığını, disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerektiren fiillerin de iftira suçunun konusunu oluşturabileceğini açıkça belirtmiştir. Bu nedenle bir kamu görevlisi hakkında, işlemediği bilinen bir görev ihlali nedeniyle disiplin soruşturması başlatılması amacıyla yapılan asılsız şikâyet de iftira suçunu oluşturabilir.

İsnat edilen fiilin üç farklı biçimde gerçek dışı olması mümkündür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1016 E., 2020/343 K. sayılı kararına göre isnat edilen fiil:

  1. Gerçekte hiç işlenmemiş olabilir,
  2. İşlenmiş olmakla birlikte isnat edilen kişi tarafından işlenmemiş olabilir,
  3. Mağdur tarafından gerçekten işlenmiş olmakla birlikte, fail mağdura verilecek yaptırımı ağırlaştıracak eklemeler yapmış olabilir.

Üçüncü ihtimal uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir noktadır. Örneğin basit bir tartışmayı bıçaklı saldırı olarak ihbar eden kişi, olayın bir kısmı gerçek olsa bile, eklediği ağırlaştırıcı unsur nedeniyle iftira suçundan sorumlu tutulabilir. Ancak bu eklemenin bilinçli olarak, mağdurun daha ağır yaptırıma maruz kalması için yapıldığının ispatlanması gerekir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/12556 E., 2023/1536 K. sayılı kararında, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralanan sanığın, karşı tarafın kendisine “bıçakla” saldırdığını internet üzerinden açıklamasını, şikâyetin bir kısım maddi vakıalara dayandığı gerekçesiyle anayasal şikâyet hakkı kapsamında değerlendirmiş ve beraat kararını onamıştır.

b) Hareket: İhbar, Şikâyet veya Basın-Yayın Yoluyla İsnat

İftira suçu, serbest hareketli bir suç değildir; kanun isnadın yapılabileceği yolları sınırlı olarak saymıştır. Bunlar yetkili makamlara ihbar, yetkili makamlara şikâyet ve basın ve yayın yoluyla isnattır. Bu üç yol dışında kalan, örneğin bir komşuya veya iş arkadaşına yapılan asılsız suçlama, iftira değil, koşulları varsa hakaret suçu kapsamında değerlendirilir.

“Yetkili makam” kavramı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6 E., 2018/207 K. sayılı ve 08.05.2018 tarihli kararında ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Bu karara göre ihbar veya şikâyet, CMK m.158’de sayılan makamlara, yani Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa, valiliğe, kaymakamlığa, mahkemeye ve yurt dışında elçilik veya konsolosluğa yapılmalıdır. İdari yaptırım gerektiren fiillerde ise o yaptırımı uygulamaya yetkili idari makam da yetkili makam sayılır. Aynı kararda kanunilik ilkesi gereği isnadın yetkili makama doğrudan yapılması gerektiği vurgulanmış; sanığın gerçeğe aykırı hırsızlık isnadını bir şantiye şefine anlattığı, bu isnadın şantiye şefi aracılığıyla kolluğa ulaştığı olayda, yetkili makamın isnadı dolaylı olarak öğrenmesi nedeniyle iftira suçunun oluşmadığına hükmedilmiştir.

CİMER (önceki adıyla BİMER) üzerinden yapılan başvurular, ilgili kamu kurumuna iletildiği için yetkili makama yapılmış başvuru niteliğindedir ve iftira suçuna konu olabilir. Bununla birlikte Yargıtay, CİMER başvurularında da isnadın doğrudan ve kesin bir suçlama içerip içermediğine ve maddi vakıalara dayanıp dayanmadığına bakmaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/4114 E., 2020/10870 K. sayılı kararında, şikâyetçi hakkında BİMER aracılığıyla vergi kaçakçılığı ihbarında bulunan sanıklar yönünden vergi dairesi ve SGK incelemelerinin akıbeti araştırılmadan mahkûmiyet kararı verilmesini eksik inceleme saymış; incelemeler sonucunda şikâyetçinin kusurunun bulunmadığı anlaşılsa bile sanıkların eyleminin maddi vakıalara dayanması hâlinde anayasal dilekçe ve şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde kabul edilebileceğini belirtmiştir.

İsnadın kesin bir yargı içermesi de hareket unsurunun parçasıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/2502 E., 2014/9528 K. sayılı kararında, soruşturma makamlarınca belirlenen kişiler hakkında “bu yapmış olabilir” veya “muhtemelen bu kişi yapmıştır” gibi kesin bir yargı içermeyen beyanların hukuka aykırı fiil isnadı olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

c) Netice ve Suçun Tamamlanma Anı

İftira suçunun tamamlanması için mağdur hakkında fiilen soruşturma başlatılması veya mağdurun bir zarara uğraması gerekmez; isnadın yetkili makama ulaşması yeterlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/17820 E., 2023/527 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararında, soruşturma yapmaya yetkili adli veya idari makamlarca isnadın öğrenilmesinin yeterli olduğunu, ayrıca suçun mağduru hakkında soruşturma başlatılması ve zarar oluşması şartlarının aranmadığını açıkça ifade etmiştir. Bu yönüyle iftira, bir sırf hareket suçudur.

Öte yandan isnat edilen fiil hakkında mağdur lehine takipsizlik veya beraat kararı verilmesi, iftira suçunun oluştuğunu tek başına göstermez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/6579 E., 2023/10008 K. sayılı ve 14.12.2023 tarihli kararında, ihbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin veya beraat hükmü kurulmasının iftira suçunun oluşması için yeterli olmadığını, iftira suçu açısından hareket noktasının suçsuz olduğu bilinen bir kimseye suç isnat edilip edilmediği olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/19349 E., 2023/1622 K. sayılı kararında, Cumhuriyet başsavcılığının tanık ve kamera kaydı araştırmadan, etkin bir soruşturma yapmadan verdiği takipsizlik kararının şikâyetçi açısından iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı vurgulanmıştır.

d) Fail

İftira suçunun faili herkes olabilir; suç belli bir sıfata sahip kişilerce işlenebilen özgü suç niteliğinde değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1016 E., 2020/343 K. sayılı kararında da iftiranın özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebileceği belirtilmiştir. Kamu görevlisi, avukat, tanık veya davanın tarafı olmak failliği engellemez; ancak bu kişilerin beyanlarının iddia ve savunma dokunulmazlığı ya da yalan tanıklık kapsamında kalıp kalmadığı ayrıca değerlendirilir.

e) Mağdur

İftira suçunun mağduru, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen belirli veya belirlenebilir gerçek kişidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/839 E., 2018/146 K. sayılı ve 03.04.2018 tarihli kararına göre mağdurun açık kimlik bilgilerinin verilmesi şart değildir; kişinin kimliğini belirleyecek hususların verilmesi yeterlidir. İsnadın kime yöneldiği yapılan açıklamalardan dolaylı olarak dahi anlaşılamıyorsa, fiil iftira suçunu değil, TCK m.271’deki suç uydurma suçunu oluşturur.

Mağdur bakımından dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, belirlenebilirliğin failin iradesinden kaynaklanması gerektiğidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/11657 E., 2014/2793 K. sayılı kararındaki karşı oyda, isnat edilen kişinin failin iradesi dışında, örneğin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının yorumuyla belirlenmesi hâlinde iftira özel kastından söz edilemeyeceği ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

3- İftira Suçunun Manevi Unsuru

a) Doğrudan Kast

İftira suçu yalnızca doğrudan kastla işlenebilir; olası kastla veya taksirle işlenemez. Fail, isnat ettiği fiili mağdurun işlemediğini kesin olarak bilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/60 E., 2019/431 K. sayılı ve 16.05.2019 tarihli kararında, iftira suçunun oluşabilmesi için failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerektiğini ve bu açıdan suçun ancak doğrudan kastla işlenebileceğini belirtmiştir. Kast ve taksir ayrımı bakımından iftira, olası kastın bile yetmediği az sayıdaki suçtan biridir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/2502 E., 2014/9528 K. sayılı kararında da iftira suçunun doğrudan kastla işlenebileceği, olası kastla işlenemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.

b) Özel Kast: Soruşturma veya Yaptırım Başlatma Amacı

Doğrudan kast tek başına yeterli değildir; fail, mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket etmelidir. Bu amaç, Yargıtay içtihatlarında “özel kast” olarak adlandırılır. Failin asıl amacı başka bir şeyse, örneğin borcunun iki kez tahsil edilmesini önlemek için çekin çalındığını ihbar ediyorsa, özel kastın bulunup bulunmadığı tartışmalı hâle gelir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/14274 E., 2014/2909 K. sayılı kararındaki karşı oyda, isim belirtmeden yapılan “çekim çalındı” ihbarında failin amacının mağdurun soruşturma geçirmesi değil borcun iki kez ödenmesini önlemek olduğu, bu nedenle iftira yerine suç uydurmanın oluştuğu savunulmuştur.

c) Kastı Kaldıran Hata: İnanç ve Şüpheyle Yapılan İhbar

Failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiğine inanması veya bundan şüphelenmesi hâlinde iftira suçu oluşmaz. Bu durum, ceza hukukunda hata kurumu açısından kastı kaldıran bir yanılgı niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/196 E., 2022/280 K. sayılı ve 19.04.2022 tarihli kararında, failin isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesiyle ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurlarının oluşmayacağını belirtmiş; somut olaydaki çelişkili durumların da sanık lehine yorumlanması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkemenin direnme hükmünü bozmuştur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18306 E., 2023/235 K. sayılı kararında ise, kendisi hakkındaki ceza dosyasına ait bilgilerin bir başka davada sunulması üzerine bu bilgilerin karşı tarafça e-devlet hesabına girilerek ele geçirildiği zannıyla şikâyetçi olan sanığın iftira kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Bu kararlar, iftira davalarında savunmanın merkezinde neden “failin bilgisi” sorusunun durduğunu açıkça göstermektedir.

4- Hukuka Aykırılık Unsuru ve Anayasal Şikâyet Hakkı

İftira suçunda en sık tartışılan hukuka uygunluk nedeni, hakkın kullanılmasıdır. Herkesin Anayasa m.36 uyarınca hak arama, m.40 uyarınca yetkili makama başvurma ve m.74 uyarınca dilekçe ve şikâyet hakkı vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/60 E., 2019/431 K. sayılı kararında, içeriği kanıtlanamasa dahi gerçekleştirilen ihbar veya şikâyetin bir anayasal hakkın kullanılması olarak değerlendirilebildiği hâllerde bir hukuka uygunluk nedeninin varlığının söz konusu olacağını belirtmiştir.

Anayasal şikâyet hakkı ile iftira arasındaki sınırı belirlemek için Yargıtay uygulamasında şu ölçütler aranmaktadır:

  1. Şikâyetin, kısmen de olsa gerçekte var olan maddi vakıalara dayanıp dayanmadığı,
  2. Tanık beyanları veya belgelerle şikâyetin bir kısmının doğrulanıp doğrulanmadığı,
  3. Taraflar arasında şikâyeti açıklayabilecek gerçek bir uyuşmazlık veya olay yaşanıp yaşanmadığı,
  4. Failin suçsuz olduğunu bildiği birine, hiçbir olaya dayanmadan suç yükleyip yüklemediği.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/19101 E., 2023/123 K. sayılı ve 18.01.2023 tarihli kararında, polis memurunun kendisini hırpaladığı iddiasıyla şikâyetçi olan sanığın iddialarının duruşmada dinlenen tanıklarca kısmen doğrulandığını, bu nedenle maddi vakıalara dayanan şikâyetin Anayasa m.74 kapsamında kaldığını belirterek beraat kararını onamıştır.

İddia ve savunma dokunulmazlığı (TCK m.128) da iftira bakımından bir sınır oluşturur. Yargılama sırasında dilekçe veya beyanla karşı tarafa yöneltilen somut isnatlar, uyuşmazlıkla ilgili ve ölçülü olduğu sürece cezalandırılmaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/4626 E., 2016/5870 K. sayılı kararında, bu dokunulmazlığın şekil, yer ve ölçülülük şartlarına bağlı olduğu, iddiaların maddi vakıalara dayanması hâlinde eylemin anayasal şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde bulunduğu belirtilmiştir. Ancak dokunulmazlık mutlak değildir: uyuşmazlıkla bağlantısı olmayan veya suçsuz olduğu bilinen birine bilerek yöneltilen isnatlar, dilekçe içinde yapılsa bile iftira suçunu oluşturabilir.

C- İftira Suçunun Nitelikli Hâlleri ve Cezası

İftira suçunun temel cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir; TCK m.267’nin 2 ila 6’ncı fıkraları ise cezayı ağırlaştıran nitelikli hâlleri düzenler. Suçun nitelikli hâlleri iftira suçunda iki gruba ayrılır: ilk grup failin davranışıyla ilgilidir (delil uydurma), ikinci grup ise iftiranın mağdurda yol açtığı ağır sonuçlarla (koruma tedbiri, gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet, infaz) ilgilidir.

HâlDayanakCeza
Temel hâlTCK m.267/11 yıldan 4 yıla kadar hapis
Maddi eser ve delil uydurmaTCK m.267/2Yarı oranında artırım: 1 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis
Gözaltı ve tutuklama dışında koruma tedbiri (arama, el koyma, yakalama emri vb.)TCK m.267/3Yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza ayrıca yarı oranında artırılır
Mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanmasıTCK m.267/4İftira cezasına ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı faillik
Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûmiyetiTCK m.267/520 yıldan 30 yıla kadar hapis
Mağdurun cezasının infazına başlanmasıTCK m.267/6267/5’e göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır: 30 yıldan 45 yıla kadar hapis
Mağdurun süreli hapse mahkûmiyetiTCK m.267/5 (iptal edilen ibare)AYM 2013/14 E., 2013/56 K. ile iptal; 267/1-4 uygulanır

1- Maddi Eser ve Delil Uydurarak İftira (TCK 267/2)

Fail, isnadını inandırıcı kılmak için sahte belge, sahte fotoğraf veya ses kaydı hazırlamak, suç eşyasını mağdurun eşyaları arasına yerleştirmek gibi yollarla maddi eser ve delil uydurursa ceza yarı oranında artırılır. Yargıtay bu nitelikli hâl için zamanlama şartı aramaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15590 E., 2022/14149 K. sayılı ve 11.10.2022 tarihli kararına göre:

  1. Delilin, şikâyet dilekçesi veya ihbarla birlikte uydurularak bildirilmesi gerekir,
  2. Önceden var olan bir delilin sunulması nitelikli hâli oluşturmaz,
  3. İftira eyleminden sonra, isnadın ispatı amacıyla sonradan delil uydurulması da nitelikli hâli oluşturmaz.

Aynı kararda, sanığın eylemi gerçeğe aykırı bir isnatta bulunmaktan ibaretken TCK m.267/2’nin uygulanması fazla ceza tayini sayılarak bozulmuştur.

2- Mağdur Hakkında Koruma Tedbiri Uygulanması (TCK 267/3)

İftira nedeniyle mağdurun evinde arama yapılması, eşyasına el konulması veya hakkında yakalama emri çıkarılması gibi gözaltı ve tutuklama dışındaki koruma tedbirleri, cezayı ayrıca yarı oranında artırır. Bu artırımın uygulanabilmesi için mağdur hakkında, isnat edilen fiili işlemediğinden dolayı beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olması gerekir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/10 E., 2015/101 K. sayılı kararında, mağdur hakkındaki davanın henüz derdest olduğu tespit edildiği hâlde, davanın akıbeti araştırılmadan TCK m.267/3 ile artırım yapılmasını bozma nedeni saymıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3776 E., 2015/3337 K. sayılı kararında ise iftira kabul edilen şikâyet üzerine mağdurun ikametinde arama yapılmasının TCK m.267/3 kapsamında artırımı gerektirdiğine hükmedilmiştir.

3- Mağdurun Gözaltına Alınması veya Tutuklanması (TCK 267/4)

İftira nedeniyle mağdur gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa ve daha sonra mağdur hakkında beraat veya takipsizlik kararı verilmişse, iftira eden kişi yalnızca iftiradan değil, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. Burada iftira eden, devletin kolluk ve yargı organlarını mağdurun özgürlüğünü kısıtlamak için bir “araç” olarak kullanmış sayılır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/6587 E., 2016/5038 K. sayılı kararında, yağma eylemine maruz kalmadığı hâlde mağdur hakkında yağma isnadında bulunan ve bu isnat nedeniyle mağdurun hürriyetinin kısıtlanmasına yol açan sanığın TCK m.267/4 yollamasıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumluluğu değerlendirilmiştir.

4- Mağdurun Mahkûmiyeti ve Cezasının İnfazı (TCK 267/5 ve 267/6)

İftira sonucu mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olmuşsa iftira edene 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun bu cezasının infazına başlanmışsa iftira edenin cezası yarısı kadar artırılır. Bu ağır hâllerde ceza üst sınırı 10 yılı aştığı için davaya ağır ceza mahkemesi bakar. Mağdurun süreli hapis cezası aldığı hâllere ilişkin ibare Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, bu durumda uygulanacak hükümler TCK m.267’nin birinci ila dördüncü fıkralarıdır.

5- Basın ve Yayın Yoluyla İftira ve Sosyal Medya

Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira, temel hâlin işleniş biçimlerinden biridir; ayrı bir ceza artırımı öngörülmemiştir. Bunun yerine TCK m.267/9 uyarınca mahkûmiyet kararı aynı veya eşdeğer basın ve yayın organıyla ilan edilir ve ilan masrafı hükümlüden tahsil edilir. Etkin pişmanlıktan yararlanmak için de TCK m.269/5 uyarınca iftiradan dönmenin aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

Sosyal medya paylaşımları, belirsiz sayıda kişiye ulaşabildiği ölçüde basın ve yayın yoluyla isnat kapsamında tartışılmaktadır. Ancak sosyal medyada bir kişi hakkında suç iddiası paylaşmak her zaman iftira değildir; özel kastın ve failin bilgisinin ayrıca ispatlanması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/12894 E., 2021/19873 K. sayılı ve 27.10.2021 tarihli kararında, belediye başkanının belediye kasasından parti binasına koltuk parası ödediğini ve belediye iş makinelerini kişisel işler için kullandırdığını Facebook’ta paylaşan, bu paylaşımları bir internet sitesinde “yolsuzluk iddiası” olarak haberleştirilen sanık yönünden, katılanın işlemediğini bildiği bir fiili isnat ettiğine dair hukuka aykırılık öğesinin bulunmadığı ve iftira kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. İftira kastı kanıtlanamayan sosyal medya paylaşımları ise koşulları varsa hakaret suçu yönünden değerlendirilir.

D- Kusurluluk: Haksız Tahrik, Akıl Hastalığı ve Yaş Küçüklüğü

İftira suçunda kusurluluğu etkileyen hâller, suçun “adliyeye karşı” niteliği nedeniyle diğer suçlardan farklı sonuçlar doğurabilir. Bu alandaki en önemli tespit, haksız tahrik indiriminin iftira suçunda uygulanmamasıdır.

1- İftira Suçunda Haksız Tahrik Uygulanır mı?

Hayır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/12021 E., 2014/5852 K. sayılı ve 08.05.2014 tarihli kararında, adliyeye karşı işlenen iftira suçunun niteliği itibarıyla haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağını, buna rağmen TCK m.29 uyarınca indirim yapılmasının eksik ceza tayini olduğunu belirtmiştir. Bu karar, mağdurun daha önce faile kötü davrandığı, onu şikâyet ettiği veya ona hakaret ettiği olaylarda bile, failin “kızgınlıkla” yaptığı asılsız ihbarın cezasında haksız tahrik indirimi beklenemeyeceği anlamına gelir. Mağdurun önceki haksız davranışı, olsa olsa temel cezanın belirlenmesinde veya takdiri indirimde gözetilebilir.

2- Akıl Hastalığı

Kusur yeteneğini etkileyen hâller arasında iftira davalarında en sık karşılaşılanı akıl hastalığıdır; zira bazı psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin sürekli olarak başkalarına asılsız suçlamalar yöneltmesine yol açabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/3013 E., 2012/14804 K. sayılı kararında, akıl hastalığının şahsi cezasızlık sebebi değil kusurluluğu ortadan kaldıran bir hâl olduğunu belirterek şu sıralamanın izlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur:

  1. Önce sanığın şikâyet dilekçesinde ve beyanlarında ileri sürdüğü hususların doğru olup olmadığı araştırılmalıdır,
  2. İftira suçu sübut bulmazsa sanığın beraatine karar verilmelidir,
  3. Suç sübut bulursa CMK m.223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK m.57 uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmelidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9408 E., 2020/14298 K. sayılı kararında ise sanığın cezai ehliyetine ilişkin raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde, suç tarihi itibarıyla Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

3- Yaş Küçüklüğü

12-15 yaş ve 15-18 yaş grubundaki çocukların iftira suçundan sorumluluğu TCK m.31 hükümlerine göre belirlenir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/13951 E., 2014/4372 K. sayılı kararında, TCK m.31/2 kapsamındaki sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükümde yaş küçüklüğü indirimi uygulanmış; kararda ayrıca etkin pişmanlık koşulları da tartışılmıştır.

E- İftira Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 269)

İftira eden kişinin iftirasından dönmesi, mağdurun uğradığı zararın büyüklüğüne göre kademeli olarak artan oranlarda ceza indirimi sağlar. TCK m.269 etkin pişmanlık indirimini, iftiradan dönmenin mağdurun yargılama sürecinin hangi aşamasında gerçekleştiğine bağlamıştır:

Dönme anıDayanakİndirim oranı
Mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önceTCK m.269/1Cezanın beşte dördü indirilir (zorunlu)
Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önceTCK m.269/2Cezanın dörtte üçü indirilir (zorunlu)
Mağdur hakkında hükümden önceTCK m.269/3-aCezanın üçte ikisine kadar indirilebilir
Mağdurun mahkûmiyetinden sonraTCK m.269/3-bCezanın yarısına kadar indirilebilir
Mağdurun cezasının infazına başlandıktan sonraTCK m.269/3-cCezanın üçte birine kadar indirilebilir
Münhasıran idari yaptırım gerektiren fiilde, yaptırım kararından önceTCK m.269/4-aCezanın yarısına kadar indirilebilir
Münhasıran idari yaptırım gerektiren fiilde, yaptırım uygulandıktan sonraTCK m.269/4-bCezanın üçte birine kadar indirilebilir
Basın ve yayın yoluyla iftiraTCK m.269/5Dönme aynı yöntemle yayınlanmalıdır

Birinci ve ikinci fıkralardaki indirimler “indirilir” ifadesiyle zorunlu, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki indirimler ise “indirilebilir” ifadesiyle takdiridir. Yargıtay uygulamasında etkin pişmanlık bakımından üç önemli kural öne çıkmaktadır:

  1. Aşamalar mağdurun dosyasına göre belirlenir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/17868 E., 2023/242 K. sayılı kararında, mağdurlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildikten sonra, kendisi hakkında açılan iftira davasında savunmasından dönen sanığa TCK m.269/3-a’nın uygulanamayacağına hükmedilmiştir. Çünkü “hükümden önce” ifadesi failin değil, mağdurun yargılamasını ifade eder.
  2. Dönmeden sonra eski iddiaya geri dönülürse indirim kaybedilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/16095 E., 2014/6203 K. sayılı kararında, soruşturma aşamasında iftirasından dönen ancak kovuşturma aşamasında mağdurlara isnat ettiği eylemin doğru olduğunu yeniden iddia eden sanığın iftiradan dönme isteğinden vazgeçmiş sayılacağı ve TCK m.269/2’den yararlanamayacağı belirtilmiştir.
  3. Doğru fıkranın uygulanması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/8198 E., 2019/2099 K. sayılı kararında, soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce iftirasından dönen sanık hakkında TCK m.269/1 yerine m.269/2’nin uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

Etkin pişmanlık, mağdurun kendi çabasıyla veya savcılığın delil toplamasıyla gerçeğin ortaya çıkmasından farklıdır; indirim için failin iftirasından bizzat dönmesi gerekir. Mağdurun kendi gayretiyle suçsuzluğunu ispatlaması, fail iftirasını sürdürdüğü sürece etkin pişmanlık sayılmaz.

Örnek Ceza Hesaplaması

Aşağıdaki hesaplama, nitelikli hâl ile etkin pişmanlığın cezaya etkisini göstermek amacıyla varsayımsal bir olay üzerinden yapılmıştır. Hâkimin temel cezayı alt sınırdan belirlediği ve sanığın mağdur hakkında soruşturma başladıktan sonra, kovuşturma başlamadan önce iftirasından döndüğü varsayılmıştır:

AşamaİşlemSonuç
Temel cezaTCK m.267/1, alt sınır1 yıl hapis
Delil uydurmaTCK m.267/2, yarı oranında artırım1 yıl 6 ay hapis
Etkin pişmanlıkTCK m.269/2, dörtte üç indirim4 ay 15 gün hapis
Takdiri indirimTCK m.62, altıda bir indirim3 ay 22 gün hapis

Bu örnekte sonuç ceza 1 yılın altında kaldığı için TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür. Gerçek olaylarda hâkim temel cezayı alt sınırın üzerinde belirleyebilir ve TCK m.269/3-4’teki indirimler takdiridir; bu nedenle somut sonuç farklılık gösterebilir.

F- İftira Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

1- İftira Suçuna Teşebbüs

İftira suçu, isnadın yetkili makama ulaşmasıyla tamamlandığı için uygulamada teşebbüs aşamasında kalması nadirdir. Suça teşebbüs ancak isnat içeren dilekçenin postada kaybolması veya yetkili makama ulaşmadan ele geçirilmesi gibi, icra hareketlerinin bölünebildiği istisnai durumlarda teorik olarak mümkündür. Yargıtay da savcılığa yapılan şikâyetle suçun tamamlandığını kabul etmektedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1214 E., 2023/1578 K. sayılı kararında, Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyetle mağdura resmi belgede sahtecilik isnat eden sanık hakkında gerekçeli karar başlığında suç adının “iftira (teşebbüs)” olarak yazılmasını mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/5220 E., 2018/587 K. sayılı kararında ise kolluk görevlilerine başkasının kimliğini ibraz eden sanığın eyleminin tamamlanmış olduğu, “iftiranın teşebbüs aşamasında kaldığı” gerekçesiyle TCK m.35 uyarınca indirim yapılmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.

2- İftira Suçunda İştirak

İftira suçu, birden fazla kişinin birlikte dilekçe vermesiyle müşterek faillik şeklinde işlenebileceği gibi, bir başkasını asılsız ihbarda bulunmaya yönlendirme yoluyla azmettirme şeklinde de işlenebilir. Şeriklik türlerinden azmettirmede azmettiren, TCK m.38/1 uyarınca işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2059 E., 2023/10284 K. sayılı kararında, iftiraya azmettirme nedeniyle cezanın TCK m.38/1 uyarınca tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Uygulamada dikkat çekici bir azmettirme örneği, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/24671 E., 2025/3977 K. sayılı ve 15.05.2025 tarihli kararına konu olaydır. Bu olayda avukat olan sanık, terör örgütü üyeliği soruşturmasında gözaltında bulunan kişilere, kendisi hakkında daha önce icra takibi yürütmüş meslektaşının adını etkin pişmanlık beyanlarında vermeleri hâlinde tahliye olabileceklerini telkin etmiş ve teşhis için katılanın fotoğrafını göstermiştir. Tanıklardan birinin bu yönlendirmeyle katılanın adını vermesi üzerine sanığın iftiraya azmettirmeden mahkûmiyeti onanmıştır. Karar, iftira suçunun bizzat ihbarda bulunmayan, ancak ihbarın içeriğini kurgulayan kişi tarafından da işlenebileceğini göstermektedir.

3- İftira Suçunda İçtima

Suçların içtimaı bakımından iftira suçunda üç farklı durum ortaya çıkar:

a) Zincirleme suç (TCK m.43/1): Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla iftira edilmesi hâlinde tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/1255 E., 2016/1183 K. sayılı kararında, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı işlenen iftira suçlarından her tarih için ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.

b) Aynı neviden fikri içtima (TCK m.43/2): Tek bir dilekçe veya tek bir ihbarla birden fazla kişiye iftira edilmesi hâlinde de tek ceza verilip artırım yapılır; her mağdur için ayrı ceza verilmez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/1801 E., 2024/7741 K. sayılı ve 16.10.2024 tarihli kararında, tek fiille iki kişiye iftira eden hükümlü hakkında iki ayrı mahkûmiyet kurulmasını kanun yararına bozmuştur.

c) Farklı neviden fikri içtima (TCK m.44): Asılsız ihbar aynı zamanda mağdurun onur ve saygınlığını zedeleyen ifadeler içeriyorsa, iftira ile hakaret arasında fikri içtima söz konusu olur ve fail daha ağır cezayı gerektiren iftira suçundan cezalandırılır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/1999 E., 2024/1031 K. sayılı ve 07.02.2024 tarihli kararında, avukat olan katılanın boş kâğıda imza attırarak haksız kazanç elde ettiği yönünde savcılığa ve baroya şikâyette bulunan sanığın eyleminin hakaretin unsurlarını da içerdiğini, ancak TCK m.44 gereği daha ağır olan iftira suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir.

G- İftira Suçunun Benzer Suçlardan Farkı

İftira suçu; suç uydurma, yalan tanıklık, hakaret ve başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarıyla sıklıkla karıştırılır. Bu suçlar arasındaki temel fark, isnadın belirli bir kişiye yönelip yönelmediği, beyanın hangi sıfatla yapıldığı ve failin amacıdır.

SuçDayanakAyırt edici ölçütCeza
İftiraTCK m.267Belirli veya belirlenebilir kişiye, yetkili makama ya da basın-yayın yoluyla, soruşturma başlatılması amacıyla isnat1-4 yıl hapis
Suç uydurmaTCK m.271İşlenmeyen bir suç ihbar edilir ancak belirli bir kişiye isnat yoktur3 yıla kadar hapis
Yalan tanıklıkTCK m.272Beyan, başlatılmış bir soruşturmada tanık sıfatıyla verilirFıkraya göre değişir
HakaretTCK m.125İsnat yetkili makama değil, kişilere yöneliktir; amaç soruşturma değil onur kırmaktır3 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmaTCK m.268Fail kendi suçu nedeniyle hakkında işlem yapılmasını engellemek için başkasının kimliğini kullanır267’deki cezalar uygulanır

İftira ile suç uydurma: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/839 E., 2018/146 K. sayılı kararına göre isnadın kime yönelik olduğu yapılan açıklamalardan dolaylı olarak dahi anlaşılamıyorsa eylem suç uydurma suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/18049 E., 2023/4044 K. sayılı kararında da suç uydurmada bir kişiye isnatta bulunulmaması gerektiği, iftirada ise somut ve belirlenebilir bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat edildiği vurgulanmıştır.

İftira ile yalan tanıklık: Başlatılmış bir soruşturmada tanık sıfatıyla verilen gerçeğe aykırı beyan, mağdura suç isnat etse bile iftira değil yalan tanıklıktır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9081 E., 2019/8102 K. sayılı kararında, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından tanık sıfatıyla yeminli beyanda bulunma şeklindeki fiilin TCK m.272’de düzenlenen yalan tanıklık suçunu oluşturduğu gözetilmeden iftira suçundan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.

İftira ile başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı kararında, TCK m.268’deki suçun iftiranın özel bir şekli olduğunu ve 268’inci maddede iftira suçuna yapılan atfın yalnızca cezayla sınırlı olmadığını belirtmiştir. Buna göre 267’nci maddedeki nitelikli hâller, zamanaşımı hükmü ve 269’uncu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri 268’inci madde bakımından da uygulanır.

Başkasının kimliğini kullanan kişi hakkında ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulamaz; Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/22072 E., 2022/10204 K. sayılı kararında, daha ağır cezayı gerektiren TCK m.268 delaletiyle iftira suçundan hüküm kurulması gerekirken ayrıca TCK m.206/1’den de hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.

H- Soruşturma, Yargılama Usulü ve Yaptırım

1- Şikâyet, Uzlaştırma ve Önödeme

İftira suçu re’sen soruşturulur; mağdurun şikâyeti gerekmez ve şikâyetten vazgeçme soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. İftira suçu CMK m.253’te sayılan suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma kapsamında değildir. Kanundaki hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aştığı ve suç TCK m.75/6’daki listede yer almadığı için önödeme hükümleri de uygulanmaz. Mağdur, kamu davasına katılan sıfatıyla katılabilir.

2- Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK m.267/1-4 kapsamındaki iftira davalarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olduğu TCK m.267/5-6 kapsamındaki hâllerde ceza üst sınırı 10 yılı aştığı için ağır ceza mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği, yani isnadın yetkili makama ulaştığı yer mahkemesidir.

3- İftira Suçunda Dava Zamanaşımı

İftira suçunda dava zamanaşımı süresi TCK m.66’ya göre belirlenir, ancak sürenin başlangıcı TCK m.267/8 uyarınca suç tarihi değil, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihtir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/142 E., 2023/25 K. sayılı ve 18.01.2023 tarihli kararında, mağdur hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihi esas alarak zamanaşımını hesaplamış ve nitelikli hâllerden hiçbiri gerçekleşmeyen olayda süreyi 8 yıl olarak belirlemiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2021/4003 E., 2021/6145 K. sayılı kararında ise mağdur hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği tarihin esas alınacağı vurgulanmıştır.

HâlKanundaki üst sınırDava zamanaşımı (TCK m.66/1)
Temel hâl (267/1)4 yıl8 yıl
Delil uydurma veya koruma tedbiri (267/2-3)6 yıl ve üzeri15 yıl
Müebbet mahkûmiyet ve infaz (267/5-6)30-45 yıl25 yıl

4- HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası

İftira suçunun temel cezası 1 yıldan başladığı için alt sınırdan veya alt sınıra yakın belirlenen cezalarda seçenek yaptırımlar uygulanabilir:

  1. Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir,
  2. Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise cezanın ertelenmesi mümkündür,
  3. Sonuç ceza 1 yıl veya daha az ise TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir.

HAGB bakımından iftira suçuna özgü önemli bir kural vardır: iftira suçunda maddi zarar söz konusu olmadığından, “zarar giderilmedi” gerekçesiyle HAGB’nin reddedilmesi hukuka aykırıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3152 E., 2013/7657 K. sayılı kararında, iftira suçunda korunan hukuki yarar ve suçun niteliği dikkate alındığında maddi zarar söz konusu olmadığı gözetilmeden, sabıkasız sanık hakkında katılanın zararının giderilmediği gerekçesiyle HAGB’ye yer olmadığına karar verilmesini bozma nedeni saymıştır.

I- İftiraya Uğrayan Kişinin Hakları: Ceza Davası ve Tazminat

İftiraya uğrayan kişi, iftira edenin cezalandırılması için Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir; ayrıca uğradığı manevi ve maddi zararın tazmini için hukuk mahkemesinde dava açabilir. Gözaltı veya tutuklama yaşanmışsa devlete karşı ayrı bir tazminat yolu da vardır.

1- İftira Edene Karşı Manevi ve Maddi Tazminat Davası

Asılsız şikâyet veya ihbar, mağdurun kişilik haklarına saldırı niteliğindedir ve TMK m.24-25 ile TBK m.58 uyarınca manevi tazminat talebine konu olabilir. Hukuk mahkemesi, şikâyet hakkı ile kişilik hakları arasında bir denge kurar.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/6803 E., 2018/2848 K. sayılı kararına göre şikâyetin hak arama özgürlüğü kapsamında kalması için şikâyet edilenin cezalandırılmasını gerektirecek yeterli kanıtın bulunması şart değildir; şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Başkalarının da aynı olay karşısında şikâyetçi gibi davranabileceği hâllerde şikâyet hakkının kullanılması uygun sayılır; aksi hâlde şikâyet kişilik haklarına saldırı oluşturur.

Bu dengenin mağdur lehine işlediği güncel bir örnek, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/879 E., 2024/662 K. sayılı ve 18.01.2024 tarihli kararıdır. Olayda davalı, bir haber sitesindeki “57 polis açığa alındı” haberinin altına takma adla yazdığı yorumda davacı polis memurunun adını vererek “asıl fetöcü olanları unutmuşlar” demiş, ardından BİMER’e davacı hakkında terör örgütü üyeliğinden araştırma yapılması talebiyle şikâyette bulunmuştur. Davacı hakkındaki soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalı hakkında iftira suçundan verilen HAGB kararının hukuk hâkimini bağlamadığını ve davalının diğer polisler hakkındaki ihbarlarının emare oluşturduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise davacı yönünden şikâyeti haklı gösterecek hiçbir emare bulunmadığını, aynı şubedeki başka polisler hakkındaki şikâyetlerin sonucunun davacı için emare sayılamayacağını, şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları içinde kalmadığını ve sosyal medya yorumunun da kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek kararı davacı yararına bozmuştur.

Bu karardan tazminat davası açacak kişiler için iki pratik sonuç çıkar:

  1. İftira suçundan verilen HAGB kararı kesin hüküm niteliğinde olmadığı için hukuk hâkimini bağlamaz; tazminat davası ceza davasının sonucundan bağımsız olarak, emare bulunup bulunmadığı yönünden ayrıca incelenir,
  2. Failin başka kişiler hakkındaki benzer ihbarlarının doğru çıkması, davacı hakkındaki ihbarın da haklı olduğunu göstermez; emare her mağdur için ayrı ayrı aranır.

2- Haksız Gözaltı ve Tutuklama Nedeniyle Devlete Karşı Tazminat ve Rücu

İftira nedeniyle gözaltına alınan veya tutuklanan ve sonunda beraat eden ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişi, CMK m.141 uyarınca devlete karşı tazminat davası açabilir. Bu davada devletin ödediği tazminat iftira edenin cebinden de çıkabilir: CMK m.143/3 uyarınca iftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama hâlinde devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye rücu eder. Böylece iftira eden kişi, ceza sorumluluğunun yanında mağdurun haksız tutukluluğu için ödenen tazminattan da hukuken sorumlu hâle gelir.

İftira Suçlamasıyla Karşılaşan Kişinin Savunma Noktaları

İftira suçlamasıyla yargılanan kişi bakımından savunmanın temel ekseni, failin isnadın asılsız olduğunu bilip bilmediğidir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde iftira suçlamasına karşı ileri sürülebilecek başlıca savunma noktaları şunlardır:

  1. Şikâyetin, tanık beyanı, sağlık raporu, mesaj kaydı veya belgeyle kısmen de olsa doğrulanan maddi vakıalara dayanması,
  2. Failin, belirli olgulardan yola çıkarak mağdurun suçu işlediğine gerçekten inanması veya bundan şüphelenmesi,
  3. Mağdur hakkındaki takipsizlik veya beraat kararının “suçun işlenmediği” değil, “delil yetersizliği” gerekçesine dayanması,
  4. İsnadın yetkili makama doğrudan yapılmaması, örneğin bir üçüncü kişiye anlatılıp onun aracılığıyla makamlara ulaşması,
  5. İsnadın kesin bir yargı içermemesi veya belirli bir kişiye yöneltilmemesi,
  6. Beyanın başlatılmış bir soruşturmada tanık sıfatıyla verilmesi; bu durumda suçun iftira değil yalan tanıklık olarak nitelendirilmesi gerekmesi,
  7. Beyanın, görülmekte olan bir davada uyuşmazlıkla ilgili ve ölçülü biçimde verilmiş olması, yani iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kalması.

Bu savunma noktalarının hangisinin somut olayda öne çıkacağı, iftiraya konu dosyanın ve mağdur hakkındaki kararın gerekçesinin ayrıntılı incelenmesine bağlıdır.

Sonuç

İftira suçu, TCK m.267 uyarınca yetkili makamlara ihbar veya şikâyetle ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediği bilinen bir kişiye soruşturma veya idari yaptırım başlatılması amacıyla hukuka aykırı fiil isnat edilmesidir ve temel hâlde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Delil uydurma, koruma tedbiri, gözaltı veya tutuklama ve mağdurun müebbet hapse mahkûmiyeti gibi nitelikli hâllerde ceza 45 yıla kadar çıkabilir.

Suçun oluşması için failin isnadın asılsız olduğunu kesin olarak bilmesi (doğrudan kast) ve mağdur hakkında soruşturma başlatılmasını amaçlaması (özel kast) gerekir; maddi vakıalara dayanan, inanç veya şüpheyle yapılan şikâyetler anayasal şikâyet hakkı kapsamında kalır. Mağdur hakkında delil yetersizliğiyle takipsizlik veya beraat kararı verilmesi iftira suçunun oluştuğunu tek başına göstermez. İftira suçu şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir, haksız tahrik indirimi uygulanmaz ve dava zamanaşımı mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

Sık Sorulan Sorular

İftira suçunun cezası nedir?

İftira suçunun temel cezası TCK m.267/1 uyarınca 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Maddi eser ve delil uydurularak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılarak 1 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapse çıkar. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olması hâlinde ceza 20 yıldan 30 yıla kadar, mağdurun cezasının infazına başlanmışsa 30 yıldan 45 yıla kadar hapistir.

İftira suçu şikâyete bağlı mıdır, şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Hayır. İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve Cumhuriyet başsavcılığınca re’sen soruşturulur. Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı veya kamu davasını sona erdirmez.

İftira suçu uzlaştırmaya veya önödemeye tabi midir?

Hayır. İftira suçu CMK m.253’te sayılan uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Kanundaki hapis cezasının üst sınırı 4 yıl olduğu ve suç TCK m.75/6’daki listede bulunmadığı için önödeme hükümleri de uygulanmaz.

İftira suçunda zamanaşımı ne zaman başlar ve kaç yıldır?

TCK m.267/8 uyarınca iftira suçunda dava zamanaşımı, suç tarihinden değil mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten, yani mağdur hakkındaki takipsizlik veya beraat kararının kesinleştiği tarihten başlar. Temel hâlde süre 8 yıl, delil uydurma veya koruma tedbiri gibi nitelikli hâllerde 15 yıl, mağdurun müebbet hapse mahkûm olduğu hâllerde 25 yıldır.

Şüphelendiğim birini şikâyet ettim, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi; iftira suçundan ceza alır mıyım?

Kural olarak hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/196 E., 2022/280 K. sayılı kararına göre belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat edilen fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesiyle yapılan ihbarda iftira suçu oluşmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/6579 E., 2023/10008 K. sayılı kararında da delil yetersizliği nedeniyle verilen takipsizlik veya beraat kararının iftira suçunun oluşması için tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir.

İftira suçunda HAGB veya erteleme verilebilir mi?

Evet. İftira suçunda sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi, 1 yıl veya daha az ise adli para cezasına çevirme mümkündür. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3152 E., 2013/7657 K. sayılı kararına göre iftira suçunda maddi zarar bulunmadığından, “zarar giderilmedi” gerekçesiyle HAGB reddedilemez.

İftira suçunda haksız tahrik indirimi uygulanır mı?

Hayır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/12021 E., 2014/5852 K. sayılı kararında, adliyeye karşı işlenen iftira suçunun niteliği itibarıyla haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir. Mağdurun faile karşı önceki haksız davranışları, TCK m.29 indirimine dayanak yapılamaz.

İftiradan vazgeçersem cezam düşer mi?

Ceza tamamen düşmez, ancak TCK m.269 uyarınca indirilir. Mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce iftiradan dönülürse cezanın beşte dördü, kovuşturma başlamadan önce dönülürse dörtte üçü zorunlu olarak indirilir. Mağdur hakkında hükümden önce dönmede üçte ikiye, mahkûmiyetten sonra yarıya, infaz başladıktan sonra üçte bire kadar indirim yapılabilir.

Sosyal medyada birini suçlamak iftira suçu oluşturur mu?

Sosyal medya paylaşımı, belirsiz sayıda kişiye ulaştığı ölçüde TCK m.267/1’deki basın ve yayın yoluyla isnat kapsamında değerlendirilebilir; ancak failin isnadın asılsız olduğunu bildiği ve mağdur hakkında soruşturma başlatılmasını amaçladığı ispatlanmalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/12894 E., 2021/19873 K. sayılı kararında, belediye başkanı hakkında Facebook’ta yolsuzluk iddiasında bulunan sanığın iftira kastı ispatlanamadığı için mahkûmiyeti bozulmuştur. Bu durumda paylaşım, koşulları varsa hakaret suçu yönünden değerlendirilir.

CİMER’e asılsız şikâyette bulunmak iftira suçu mudur?

CİMER (eski adıyla BİMER) başvuruları ilgili kamu kurumuna iletildiği için yetkili makama yapılmış başvuru sayılır ve işlemediği bilinen bir fiil bilerek isnat edilirse iftira suçunu oluşturabilir. Ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/4114 E., 2020/10870 K. sayılı kararına göre, maddi vakıalara dayanan CİMER başvuruları, incelemede şikâyet edilenin kusuru bulunmasa bile anayasal dilekçe ve şikâyet hakkının kullanılması niteliğinde kabul edilebilir.

Bir arkadaşıma veya komşuma birinin suç işlediğini söylemek iftira mıdır?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6 E., 2018/207 K. sayılı kararına göre iftira suçunun oluşması için isnadın CMK m.158’de sayılan yetkili makamlara doğrudan yapılması gerekir. İsnat bir üçüncü kişiye anlatılmış ve o kişi kolluğa bildirmişse iftira suçu oluşmaz; ancak söz konusu beyan koşulları varsa hakaret suçunu oluşturabilir.

Tanık olarak ifade verirken yalan söyleyerek birini suçlamak iftira mıdır?

Hayır, bu durumda kural olarak yalan tanıklık suçu (TCK m.272) söz konusu olur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9081 E., 2019/8102 K. sayılı kararında, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı huzurunda tanık sıfatıyla yeminli beyanda bulunma fiilinin iftira değil yalan tanıklık suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.

İftira ile suç uydurma arasındaki fark nedir?

İftirada (TCK m.267) belirli veya belirlenebilir bir kişiye hukuka aykırı fiil isnat edilir; suç uydurmada (TCK m.271) ise işlenmediği bilinen bir suç yetkili makamlara işlenmiş gibi bildirilir, ancak belirli bir kişiye isnatta bulunulmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/839 E., 2018/146 K. sayılı kararına göre isnadın kime yöneldiği dolaylı olarak dahi anlaşılamıyorsa eylem suç uydurma suçunu oluşturur.

İftiraya uğrayan kişi tazminat alabilir mi?

Evet. İftiraya uğrayan kişi TMK m.24-25 ve TBK m.58 uyarınca iftira edene karşı asliye hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/879 E., 2024/662 K. sayılı kararında, şikâyeti haklı gösterecek hiçbir emare bulunmayan BİMER şikâyeti ve sosyal medya yorumu nedeniyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. İftira nedeniyle haksız yere gözaltına alınan veya tutuklanan kişi ayrıca CMK m.141 uyarınca devletten tazminat isteyebilir; devlet ödediği tazminat için CMK m.143/3 uyarınca iftira edene rücu eder.

İftira suçundan mahkûmiyet memuriyete engel midir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/1-A-5 uyarınca kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engeldir. İftira kasten işlenen bir suç olduğundan, 1 yıl veya daha fazla hapis cezasıyla sonuçlanan mahkûmiyet memuriyete engel teşkil eder. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığından bu sonucu doğurmaz.

İftira suçunda hangi mahkeme görevlidir?

TCK m.267/1-4 kapsamındaki iftira davalarına asliye ceza mahkemesi bakar. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olduğu TCK m.267/5-6 hâllerinde ceza üst sınırı 10 yılı aştığı için ağır ceza mahkemesi görevlidir. Tazminat davalarında ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. İftira suçlamasıyla karşılaştıysanız veya bir iftiranın mağduru olduysanız, süreç hakkında bilgi almak için İstanbul’da ceza davası takibi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir