İçindekiler
Yağma suçu, halk arasında “gasp” olarak da bilinen ve bir kimseyi cebir (zor) kullanarak ya da tehdit ederek bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakmayı cezalandıran, Türk Ceza Kanunu‘nun 148. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Yağma, hem kişinin malvarlığına hem de vücut bütünlüğüne veya iradesine yönelik bir saldırı içerdiğinden, malvarlığına karşı suçların en ağırları arasında yer alır.
Bu yazıda; yağma (gasp) suçunun tanımını, unsurlarını, hırsızlıktan farkını, temel ve nitelikli hallerinin cezalarını, daha az cezayı gerektiren hâli, etkin pişmanlık kurumunu, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Korunan Hukuki Değer
Yağma suçu, çok yönlü bir suçtur ve birden fazla hukuki değeri aynı anda korur. Bir yandan kişinin malvarlığını (mülkiyet ve zilyetlik) korurken, diğer yandan cebir veya tehdit unsuru nedeniyle kişinin vücut bütünlüğünü, irade özgürlüğünü ve karar verme serbestisini de korur. Bu yönüyle yağma, hem mala hem de kişiye karşı işlenen bir suç niteliği taşır.
Fail
Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.
Yağma Suçunun Unsurları
Bir fiilin yağma olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Cebir veya Tehdit
Yağmanın en belirleyici unsuru, malın cebir (zor) kullanılarak veya tehdit edilerek alınmasıdır. Cebir, mağdur üzerinde fiziksel güç kullanılmasıdır. Tehdit ise mağduru korkutmaya yönelik beyan ve davranışlardır. İşte bu cebir veya tehdit unsuru, yağmayı hırsızlıktan ayıran temel noktadır.
Tehdidin Niteliği
Yağmada tehdit, herhangi bir tehdit değildir; kanun bunu belirli içeriklerle sınırlamıştır. Tehdit; mağdurun kendisinin veya bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağı yönünde olmalıdır. Ayrıca, mağdurun herhangi bir vasıtayla kendini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de yağmada cebir sayılır.
Malın Teslimi veya Alınmasına Karşı Koymama
Failin, cebir veya tehdit yoluyla mağduru bir malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılması gerekir. Yani mağdur, korku veya zorlama nedeniyle malı vermek ya da alınmasına ses çıkarmamak zorunda bırakılır.
Kast ve Yarar Sağlama
Yağma yalnızca kasten işlenebilir. Failin, cebir veya tehdit kullanarak malı ele geçirme yönünde bir iradesinin bulunması gerekir.
Yağma ile Hırsızlık Arasındaki Fark
Yağma ve hırsızlık, çoğu zaman birbirine karıştırılan iki suçtur. İkisinde de bir malın alınması söz konusudur; ancak aralarındaki temel fark, cebir veya tehdit unsurudur. Hırsızlıkta mal, mağdurun fark etmeden veya rızası dışında, herhangi bir zor kullanılmadan alınır. Yağmada ise mal, mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılarak alınır. Bu nedenle yağma, hırsızlığa göre çok daha ağır cezalandırılır. Hırsızlık suçunun ayrıntıları için hırsızlık suçu makalemizi inceleyebilirsiniz.
Yağma Suçunun Temel Cezası (TCK 148)
Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Senede İlişkin Yağma
Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun; kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye, var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, ileride senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya ya da var olan bir senedi imha etmeye mecbur edilmesi halinde de aynı ceza uygulanır.
Bilincini Yitirme Halinin Cebir Sayılması
Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de yağma suçunda cebir sayılır. Örneğin mağdurun ilaç veya benzeri bir maddeyle etkisiz hale getirilerek malının alınması bu kapsamda değerlendirilir.
Nitelikli Yağma (TCK 149)
Kanun, yağma suçunun belirli koşullarda işlenmesini daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller olarak düzenlemiştir.
On Yıldan On Beş Yıla Kadar Cezayı Gerektiren Haller
Yağma suçunun;
- silahla,
- kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
- birden fazla kişi tarafından birlikte,
- yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
- beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
- suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
- gece vaktinde
işlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Yağma Sırasında Kasten Yaralama
Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır. Yani mağdurun yaralanması ağır sonuçlar doğurmuşsa, yağmaya ek olarak yaralama suçundan da sorumluluk doğar.
Daha Az Cezayı Gerektiren Hâl (TCK 150)
Alacağı Tahsil Amacıyla Cebir veya Tehdit
Kişinin, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, yağma suçu oluşmaz; bunun yerine yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu önemli bir ayrımdır: Gerçek bir alacağını almak için zor kullanan kişi, yağmadan değil; çok daha hafif cezayı gerektiren tehdit veya yaralama suçundan sorumlu olur.
Malın Değerinin Azlığı
Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Bu, hâkime takdir yetkisi tanıyan bir hükümdür.
Etkin Pişmanlık (TCK 168)
Yağma suçunda da etkin pişmanlık mümkündür; ancak bu suç bakımından indirim oranları, diğer malvarlığı suçlarına göre daha düşüktür. Failin pişmanlık göstererek mağdurun zararını tamamen gidermesi halinde; bu pişmanlık kovuşturma başlamadan önce gösterilirse verilecek ceza yarısına kadar, kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce gösterilirse üçte birine kadar indirilir. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.
Akrabalar Arası Yağma: Şahsi Cezasızlık Uygulanmaz
Malvarlığına karşı suçlarda akrabalar arasında öngörülen şahsi cezasızlık sebebi (TCK 167), yağma ve nitelikli yağma suçları bakımından uygulanmaz. Yani yağma suçu yakın akrabalar arasında işlense dahi, hırsızlık veya dolandırıcılıkta olduğu gibi cezasızlık veya indirim söz konusu olmaz. Bu, yağmanın ağırlığını gösteren önemli bir farktır.
Şikâyet ve Uzlaştırma
Yağma suçu, şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Ayrıca yağma, ağırlığı nedeniyle uzlaştırma kapsamı dışındadır. Dolayısıyla bu suçta, şikâyetten vazgeçme veya uzlaşma yoluyla davanın sona ermesi söz konusu olmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yağma suçuna ilişkin davalar, öngörülen ceza miktarı nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Bu yönüyle yağma, çoğu malvarlığı suçundan farklıdır; çünkü çoğu malvarlığı suçu asliye ceza mahkemesinde görülürken, yağma ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç
Teşebbüs
Fail, yağma suçunu işlemek üzere cebir veya tehdide başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle malı alamamışsa, suça teşebbüsten söz edilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Zincirleme Suç
Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla yağma işlemesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.
HAGB ve Cezanın Ertelenmesi
Yağma suçunun öngörülen ceza miktarları oldukça yüksek olduğundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi gibi kurumlar bu suçta kural olarak uygulanamaz. Çünkü bu kurumlar, ancak verilen hapis cezasının iki yıl veya altında olması halinde gündeme gelebilir; yağmada ise cezalar bu sınırın çok üzerindedir. Ancak etkin pişmanlık gibi indirim sebepleri, sonuç cezayı etkileyebilir.
Yağma Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Yağmaya Konu Eşyanın Üzerinde Bulunması Tek Başına Yağma Sorumluluğu Doğurmaz; Eylem Terk Edilmiş Araçtan Hırsızlık Olarak Nitelendirilebilir
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2023/2951 E. – 2025/12661 K., 01.07.2025 T.
Kararın Özeti
Katılanlara karşı gece vakti yağma suçu işlendiği iddia edilen olayda, yağmaya katıldığına dair sanık aleyhine herhangi bir delil elde edilememiştir. Sanık, olaydan yaklaşık bir hafta sonra başka bir suçtan yakalandığında, katılana ait (yağmaya konu) silah üzerinde bulunmuştur. Sanık, silahı kapısı ve iç lambası açık, terk edilmiş bir araçta bulduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, sanığı yağmadan değil hırsızlıktan mahkûm etmiş; Yargıtay ise suç vasfı (hangi hırsızlık fıkrası) ve gece vakti artırımı yönünden hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Olay yeri inceleme raporuna göre araç, boş arazide terk edilmiş, kapıları kilitli ve üzerinde zarar olmayan bir durumdadır. Bu nedenle eylem, TCK m.142/1-e değil, m.142/2-d (kilitli/muhafaza altındaki yerden hırsızlık) kapsamındadır. Ayrıca yağmaya ilişkin delil bulunmaması, aracın olaydan üç gün sonra terk edilmiş halde ele geçmesi ve sanığın eyleminin araçtan hırsızlık sayılması karşısında, hırsızlığın gece vakti işlendiğine dair deliller tartışılmadan TCK m.143 ile cezada artırım yapılması hukuka aykırıdır. Yağma iddiasının gece gerçekleştiği kabulü, sanığa isnat edilen hırsızlığa otomatik olarak taşınamaz.
“…hırsızlık suçunu gece vakti işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan … artırım yapılması…”
Değerlendirme
Bu karar, yağma hukuku bakımından iki önemli ilkeyi ortaya koyar. Birincisi ve en kritiği: Yağmaya konu bir eşyanın bir kişinin üzerinde/zilyetliğinde bulunması, o kişiyi tek başına yağma failine dönüştürmez. Yağmadan sorumluluk için, kişinin yağma eylemine (suçun cebir/tehdit unsuruyla birlikte) katıldığının delillerle ispatı gerekir. Bu ispat yoksa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği yağma sorumluluğu kurulamaz; kişi yalnızca fiilen gerçekleştirdiği eylemden (burada terk edilmiş araçtan eşya alma = hırsızlık) sorumlu tutulur.
İkincisi, yağma ile hırsızlık arasındaki sınır: Yağma, malın zilyedine karşı cebir veya tehdit kullanılarak alınmasıdır. Eşya, sahibinin bulunmadığı, terk edilmiş bir yerden (araçtan) alınmışsa, kişiye yönelmiş bir cebir/tehdit bulunmadığından eylem yağma değil hırsızlıktır. Aşağıdaki ayrım belirleyicidir:
| Durum | Suç Vasfı |
|---|---|
| Mala, zilyedine karşı cebir/tehditle el konulması | Yağma |
| Terk edilmiş / sahipsiz bulunan yerden (araçtan) eşya alınması | Hırsızlık |
| Yağmaya konu eşyanın sonradan başka birinin üzerinde bulunması | Yağmaya katılım ispatlanmadıkça yağma değil |
Üçüncü olarak karar, nitelikli hâllerin (gece vakti) bağımsız ispatını da vurgular: Bir suça ilişkin nitelikli hâl (yağmanın gece işlendiği iddiası), başka bir suça (hırsızlığa) varsayımla taşınamaz; her artırım sebebi, ilgili suç bakımından ayrıca delillerle ortaya konmalıdır. Sonuç olarak bu içtihat, yağma isnadında zilyetliğin/delil zincirinin titizlikle kurulması gerektiğini; aksi hâlde failin yalnızca ispatlanan hafif suçtan (hırsızlık) sorumlu tutulacağını göstermektedir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2951 E. – 2025/12661 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/4027 E., 2019/1954 K.
SUÇ : Hırsızlık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin müvekkilinin üzerinde bulunan silahın katılan …’e ait olduğu iddiasıyla sanık olarak yargılamaya dahil edildiğine, ancak iddianameye konu yağma suçu ile ilgili dosyada müvekkili aleyhinde herhangi bir delil bulunmadığına, müvekkilinin samimi beyanlarında, katılanları tanımadığını ve yağma suçu ile olaya karıştıkları iddia edilen diğer kişilerle herhangi bir ilgisinin olmadığını vurguladığına, yağma suçunun gerçekleştirildiği iddia edilen yer ile müvekkilinin silahı içerisinden almış olduğu arabanın bulunduğu yerin birbirinden farklı olduğuna, ayrıca müvekkilinin kapısı ve iç lambası açık vaziyette bulunan araç içerisinde silahı bulduğunu belirttiğine ve bunun üzerine beyanlarına itibar edilerek hırsızlık suçundan kendisine ceza verildiğine, ancak olayın zamanlaması ile ilgili herhangi bir beyanı olmamasına rağmen, iddianameye konu yağma suçunun gece vakti gerçekleştiği iddiası üzerine kendisine de isnat edilen hırsızlık suçunun da gece vakti gerçekleştiği kabulü ile ceza verildiğine, oysa hırsızlık olayının gerçekleşme zamanının şüpheli olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği müvekkili lehine hüküm kurulması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak,
1. Dosya kapsamında yer alan 29.12.2015 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre, boş arazide terk edilmiş halde bulunan araç üzerinde yapılan incelemede, araçta herhangi bir zarar ziyan olmadığının ve tüm kapılarının kilitli olduğunun belirtilmiş olması karşısında, sanığın, terk edilmiş park halindeki araçtan hırsızlık olarak kabul edilen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/1-e maddesi uyarınca hüküm kurulması,
2. Katılanlar, olay tarihinde gece vakti kendilerine yönelik yağma suçunun işlendiğini iddia etmiş iseler de, yağma suçuna ilişkin herhangi bir delil elde edilememiş olması, suça konu aracın olaydan üç gün sonra terk edilmiş halde bulunması, sanığın olaydan yaklaşık bir hafta sonra başka suçtan yakalandığında katılana ait suça konu silahın üzerinde çıkmış olması ve sanığın eyleminin araçtan hırsızlık olarak kabul edilmiş olması karşısında, sanığın hırsızlık suçunu gece vakti işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5271 sayılı CMK’nın 307/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Mağdur Kaçarak Kurtulduğunda ve Mal Alınamadığında Yağma Tamamlanmaz, Teşebbüs Aşamasında Kalır
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2026/291 E. – 2026/918 K., 03.02.2026 T.
Kararın Özeti
Sanığın, bıçakla katılanı tehdit ederek “üzerindeki paraları istemesi” üzerine katılanın korkarak kaçtığı olayda, ilk derece mahkemesi tamamlanmış nitelikli yağmadan mahkûmiyet kararı vermiştir. Yargıtay, katılanın olayın hemen ardından alınan ilk beyanına ve iddianame kapsamına göre, malın alınamadığını ve katılanın kaçarak kurtulduğunu belirleyerek, eylemin teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağma olduğunu kabul etmiş ve tamamlanmış yağmadan kurulan hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
İddianamede sanığın, bıçakla katılanı “üzerindeki paraları vereceksin” diyerek kovaladığı ve katılanın kaçarak kurtulduğu anlatılmıştır. Katılan da olaydan hemen sonraki ilk soruşturma beyanında, sanığın bıçak çekerek kendisinden para istediğini söylemiştir. Dava kapsamı ve ilk beyana itibar edildiğinde, sanığın eylemi “bıçak çekerek katılanın üzerindeki paranın istenmesinden ibaret”tir; katılan kaçarak kurtulduğundan mal fiilen alınamamıştır. Bu nedenle eylem, TCK m.149/1-a, h ve m.35 uyarınca teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağmadır; tamamlanmış yağmadan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
“…teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması gerekirken … tamamlanmış yağma suçundan hüküm kurulması…”
Değerlendirme
Bu karar, yağma suçunda tamamlanma anını netleştirmesi bakımından önemlidir. Yağma, cebir veya tehdit kullanılarak malın fail tarafından alınmasıyla (zilyetliğin fiilen geçmesiyle) tamamlanır. Tehdidin/cebrin gerçekleşmiş olması tek başına suçu tamamlamaz; ayrıca malın fail tarafından ele geçirilmesi gerekir. Mağdur kaçarak kurtulmuş ve mal alınamamışsa, suç teşebbüs aşamasında kalır.
| Durum | Suçun Aşaması |
|---|---|
| Cebir/tehdit kullanıldı + mal fiilen alındı (zilyetlik geçti) | Tamamlanmış yağma |
| Cebir/tehdit kullanıldı ama mağdur kaçtı / mal alınamadı | Teşebbüs (TCK m.35) |
Ayrımın pratik önemi büyüktür: Teşebbüs hâlinde TCK m.35 uyarınca cezada önemli oranda indirim yapılır; meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre temel ceza belirlenir. Bu nedenle, yağma yargılamalarında malın gerçekten fail tarafından alınıp alınmadığının (zilyetliğin geçip geçmediğinin) titizlikle saptanması zorunludur. Karar ayrıca bir delil değerlendirme ilkesini de pekiştirir: Olayın hemen ardından alınan ilk beyan, sonradan değişen anlatımlara göre genellikle daha güvenilir kabul edilir ve suç vasfı bu beyan esas alınarak belirlenir. Savunma açısından, mağdurun kaçarak kurtulduğu veya malın fiilen alınamadığı durumlarda “tamamlanmış yağma değil, teşebbüs” argümanı doğrudan bir indirim dayanağıdır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/291 E. – 2026/918 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1964 E., 2025/2183 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümlerin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.06.2025 tarihli ve 2023/92 Esas, 2025/373 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında katılan …’a yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a, h, 150/2 maddeleri uyarınca 7 yıl 4 ay; her iki sanık hakkında katılan …’a yönelik aynı Kanun’un 149/1-a, c, h maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi’nin 05.11.2025 tarihli ve 2025/1964 Esas, 2025/2183 Karar sayılı kararı ile sanıklar müdafilerinin istinaf talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık … müdafiinin temyiz istemi, ilk derece mahkemesi tarafından deliller yanlış yorumlandığına, lehe olan delillere itibar etmediğine, tazmin için süre verilmediğine, değer azlığı hükümlerinin uygulanmadığına, kast unsurunun yokluğuna, duruşma zabtının usulsüzlüğüne ilişkindir.
Sanık … müdafiinin temyiz istemi, delillerin yanlış değerlendirildiğine, katılanların teşhislerinin gerçeği yansıtmadığına, şüphe nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanıklar hakkında katılan …’a yönelik eylem hakında kurulan hükümler yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanık … hakkında katılan …’a yönelik eylem hakkında kurulan hüküm yönünden
Her ne kadar sanık hakkında “sanık …’ın elindeki bıçak ile tehdit ettiği katılan …’in korkarak içinde şarj aletleri, diş macunu, diş fırçası gibi kişisel eşyalarının bulunduğu elindeki poşeti sanık …’ın üzerine fırlatarak kaçmaya başladığı” kabulü ile tamamlanmış yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; bu eylem hakkında iddianamede ” …şüphelilerden …’in, elinde bulunan, saldırı ve savunmada silah olarak kullanılan bıçak/tornavida tarzı kesici-delici alet ile müşteki …’a yönelerek “üstündeki paraların hepsinin vereceksin” şeklinde ifade kullanarak müşteki …’ı kovaladığı , müşteki …’ın kaçarak kurtulduğu…” iddiası ile dava açıldığı, katılan …’ın olayın hemen akabinde alınan ilk soruşturma beyanında sanığın bıçak çekerek kendisinden para istediğini belirttiği, kovuşturma aşamasında ise elindeki poşeti para sandığını söylediği anlaşılmakla; açılan dava kapsamında katılanın ilk beyanına itibar edilerek sanığın eyleminin bıçak çekerek katılanın üzerindeki paranın istenmesinden ibaret olduğunun kabul edilerek hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a, h ve 35 maddeleri uyarınca teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde tamamlanmış yağma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Sanıklar hakkında katılan …’a yönelik eylem hakında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin kararında, sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken hususlar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289/1. maddeleri uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,
2. Sanık … hakkında katılan …’a yönelik eylem hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
03.02.2026 tarihinde karar verildi.
Malı Teslime Zorlama Boyutuna Ulaşmayan Söz Yağma Değildir; Cebir/Tehdit Malı Almaya Yönelmediğinde Eylem Hırsızlıktır
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2023/15271 E. – 2025/1200 K.
Kararın Özeti
Katılan aracının içindeyken sanık gelmiş, kapıyı açmış, katılana “Çabuk in araçtan ve sesini çıkartma” diyerek aracı alıp olay yerinden uzaklaşmıştır. İlk derece mahkemesi sanığı yağmadan mahkûm etmiş; Yargıtay, sanığın sözlerinin malı teslime yönelik tehdit boyutunda olmadığını, aracı almaya yönelik tehdit veya cebir bulunmadığını belirleyerek eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiş ve yağmadan kurulan hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yağma suçunun oluşması için cebir veya tehdidin, mağduru malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak nitelikte ve bu amaca yönelik olması gerekir. Tehdit, objektif ve orta seviyedeki herkesi etkileyebilecek düzeyde olmalıdır; mağdurun aşırı korkaklığı veya evhamı nedeniyle eşyayı teslim etmesi hâlinde yağma değil hırsızlık oluşur. Ayrıca cebir/tehdidin zamanlaması belirleyicidir: mal, zilyedin tasarruf (hâkimiyet) olanağı ortadan kalkıncaya kadar uygulanan cebir/tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür; mal alındıktan (hırsızlık tamamlandıktan) sonra, kaçmak veya malı geri vermemek için uygulanan cebir/tehdit yağma oluşturmaz, ayrı suç sayılır. Somut olayda sanığın sözleri, aracı teslime zorlayan bir tehdit niteliğinde olmadığından yağmanın tehdit/cebir unsuru gerçekleşmemiştir.
“…sanığın sarfettiği sözlerin malı teslim etmeye yönelik tehdit boyutunda olmadığı … eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, yağma ile hırsızlık arasındaki sınırı üç ölçüt üzerinden netleştirir.
1. Tehdit/cebrin amacı ve yönü. Cebir veya tehdit, malı zilyedin hâkimiyet alanından çıkarmaya, yani mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamaya yönelik olmalıdır. Bu amaca yönelmeyen, malın alınmasıyla nedensel bağı bulunmayan sözler yağma oluşturmaz.
2. Objektif tehdit ölçütü. Tehdidin, orta seviyedeki bir insanı etkileyebilecek nitelikte olması aranır. Mağdurun olağandışı ürkekliği nedeniyle eşyayı bırakması, eylemi yağmaya çevirmez; bu durumda fiil hırsızlık olarak nitelendirilir.
3. Zamanlama: yağmaya dönüşen hırsızlık. Cebir/tehdidin hangi anda kullanıldığı, suç vasfını doğrudan belirler:
| Cebir/Tehdidin Anı ve Amacı | Suç Vasfı |
|---|---|
| Mal alınmadan önce / alınması sırasında, malı teslime veya alınmasına ses çıkarmamaya zorlamak için | Yağma |
| Hırsızlık tamamlanmadan, malı çıkarırken mal sahibiyle karşılaşıp ona karşı (örnek: kapıdan çıkarken) | Hırsızlık yağmaya dönüşür |
| Hırsızlık tamamlandıktan sonra, kaçmak veya malı geri vermemek için | Tamamlanmış hırsızlık + ayrıca tehdit/yaralama (gerçek içtima) |
Kararın dayandığı “sahip olma (hâkimiyet) teorisi”ne göre hırsızlık, malın mağdurun fiziki hâkimiyet alanından (örneğin sıcak takip olmaksızın bina/daire dışına) çıkmasıyla tamamlanır. Bu andan sonraki cebir/tehdit artık yağmaya dönüştürmez. Ayrıca karar, 765 sayılı eski Kanun’daki “dolaylı yağma” (yağmaya dönüşen hırsızlık) düzenlemesine yürürlükteki 5237 sayılı Kanun’da yer verilmediğini, dolayısıyla mal alındıktan sonraki cebir/tehdidin gerçek içtima kurallarıyla ayrı suç sayılacağını da hatırlatır. Somut olay bakımından sonuç nettir: aracı almaya yönelik, teslime zorlayan bir tehdit bulunmadığından eylem yağma değil hırsızlıktır. Savunma açısından, sarf edilen sözlerin gerçekten malı teslime zorlayıcı nitelik taşıyıp taşımadığı ve cebir/tehdidin zamanlaması, yağma isnadına karşı temel inceleme noktalarıdır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/15271 E. – 2025/1200 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
İSTİNAF SONRASI TEMYİZ
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1947 E., 2022/1817 K.
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Malı almaya yönelik tehdit ve cebir eylemi yağmaya dönüştürür.
Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 – “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının …. tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,…cezalandırılır…” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde “… Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.
Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir…” şeklinde açıklaması yapılmıştır.
Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadar ki aşamada kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Tehdit ve cebrin malı şikâyetçinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir, sonra gerçekleşen cebir ve tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.
Cebir ve tehdit malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.
Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.
Tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma oluşmaz, hırsızlık oluşacaktır.
5237 sayılı Kanun’un temel yağmayı düzenleyen 148/1 fıkrası, 765. sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 495/1. fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2. fıkrasında düzenlenen “Dolaylı yağma” yada “yağmaya dönüşen hırsızlık” denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddede düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de “Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.
Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir” şeklinde açıkça gösterilmiştir.
Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.
Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan “sahip olma teorisi”nin savunduğu gibi mağdurun hakimiyet alanından çıkması ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimler kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılan araç içerisinde iken sanığın geldiği, aracın kapısını açtığı, mağdura ” Çabuk in araçtan ve sesini çıkartma” dediği, aracı alarak olay yerinden uzaklaştığı şeklinde gelişen somut olayda, sanığın sarfettiği sözlerin malı teslim etmeye yönelik tehdit boyutunda olmadığı, dolayısıyla sanığın katılana ait aracı almaya yönelik tehdit ve cebirinin olmadığı, yağma suçuna ilişkin tehdit ve cebir unsurunun somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Sık Sorulan Sorular
Birinden zorla telefonunu almak hangi suçtur?
Bir malın cebir veya tehdit kullanılarak alınması yağma (gasp) suçunu oluşturur. Mağdura yönelik zorlama veya korkutma unsuru, bu fiili hırsızlıktan ayırır ve çok daha ağır cezalandırılmasına yol açar.
Alacağımı almak için zor kullanırsam yağmadan mı yargılanırım?
Gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağınızı tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanırsanız, yağmadan değil; yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçundan sorumlu olursunuz. Ancak yine de bu fiiller suç teşkil eder.
Yağma suçunda zararı ödemek ceza indirimi sağlar mı?
Evet. Etkin pişmanlık hükümleri yağmada da uygulanır; ancak indirim oranları diğer malvarlığı suçlarına göre daha düşüktür. Ödemenin yapıldığı aşama, indirim oranını etkiler.
Yağma suçu uzlaştırmaya tabi mi?
Hayır. Yağma suçu ağırlığı nedeniyle uzlaştırma kapsamı dışındadır ve şikâyete de bağlı değildir; re’sen soruşturulur.
Değerlendirme ve Sonuç
Yağma (gasp) suçu, hem kişinin malvarlığına hem de vücut bütünlüğüne ve irade özgürlüğüne yönelik bir saldırı içeren, malvarlığına karşı suçların en ağırlarından biridir. Cebir veya tehdit unsuru nedeniyle hırsızlıktan ayrılan bu suç, temel halinde altı yıldan on yıla kadar; nitelikli hallerinde ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Bu suçla ilgili süreçte; fiilin gerçekten yağma mı yoksa daha az cezayı gerektiren bir hâl mi olduğu, nitelikli hallerin bulunup bulunmadığı ve etkin pişmanlık imkânının kullanılıp kullanılamayacağı belirleyici öneme sahiptir.
Yağma suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, İstanbul ceza hukuku rehberi sayfamızı inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum