|

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu (TCK-179)

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenen ve kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güvenliğini tehlikeye düşüren davranışları cezalandıran bir genel tehlike suçudur. Trafik işaretlerine müdahale etmek, bir aracı başkalarının hayatını tehlikeye atacak şekilde kullanmak ya da alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle güvenli sürüş yeteneği bulunmadığı halde araç kullanmak, bu suçun tipik görünümleridir. Günlük hayatta ve yargı pratiğinde en sık karşılaşılan suç tiplerinden biri olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma, bu yazıda üç ayrı fıkrası, unsurları, Karayolları Trafik Kanunu ile ilişkisi, bir kaza meydana geldiğinde ortaya çıkan hukuki tablo, cezası ve yargılama usulü bakımından ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir?

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Madde, ulaşım güvenliğini farklı biçimlerde tehlikeye düşüren üç ayrı davranışı düzenler: ulaşım işaretlerine ve sistemine müdahale etmek, ulaşım araçlarını tehlikeli biçimde sevk ve idare etmek ve alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle güvenli sürüş yeteneği bulunmadığı halde araç kullanmak. Bu üç davranış, farklı ceza rejimlerine tabi olmakla birlikte, hepsi ulaşım güvenliğini koruma ortak amacına hizmet eder.

Ulaşım, modern toplumda milyonlarca insanın her gün kullandığı hayati bir alandır. Bu alandaki güvenliğin bozulması, aynı anda çok sayıda kişinin hayatını, sağlığını ve malvarlığını tehlikeye atabilir. Kanun koyucu, bu nedenle ulaşım güvenliğini tehdit eden davranışları, henüz bir kaza yaşanmadan, tehlike aşamasında dahi cezalandırmayı öngörmüştür. Böylece madde, ölümlü veya yaralamalı kazaların önlenmesine yönelik önleyici bir koruma sağlar.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bu maddeyle korunan hukuki değer, ulaşım güvenliği ile bunun uzantısı olan kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığıdır. Suç, belirli bir kişiyi değil, ulaşımın güvenli akışından yararlanan belirsiz sayıda kişiyi, yani toplumu korur. Trafikteki bir tehlike, önceden kimin etkileneceği belli olmayan geniş bir kitleyi tehdit ettiğinden, suç genel tehlike yaratan suçlar arasında düzenlenmiştir.

Suç, kural olarak bir somut tehlike suçu olarak kabul edilir; yani cezalandırma için ulaşım güvenliği bakımından somut bir tehlikenin doğması aranır. Bununla birlikte, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, özellikle alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanmaya ilişkin fıkranın niteliği öğretide tartışılmaktadır. Her hâlde bu suç, bir zarar doğmadan önce ulaşım güvenliğini korumayı amaçlar; bir kaza meydana geldiğinde ise ayrıca başka suçlar da gündeme gelir.

Bu suçun toplumsal önemi de bu koruma amacından kaynaklanır. Trafik kazaları, ülkemizde her yıl çok sayıda ölüm ve yaralanmaya yol açan başlıca sorunlardan biridir. Kanun koyucu, ulaşım güvenliğini tehdit eden davranışları tehlike aşamasında cezalandırarak, bu ağır sonuçların ortaya çıkmasını önlemeyi hedefler. Bu yönüyle TCK 179, yalnızca gerçekleşmiş kazaları değil, kaza riskini artıran davranışları da hedef alır. Böylece madde, hem bireysel sürücü davranışlarını hem de ulaşım sisteminin bütününü kapsayan geniş bir koruma alanı oluşturur. Bu geniş kapsam, suçun günlük yargı pratiğinde neden bu kadar sık karşılaşılan bir suç tipi olduğunu da açıklar.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Üç Fıkrası

TCK 179’u doğru anlamak için üç fıkrasının birbirinden nasıl ayrıldığını görmek gerekir. Aşağıdaki tabloda her fıkranın temel özelliği ve öngörülen ceza özetlenmiştir; ardından her birini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

FıkraTemel davranışCeza
179/1Ulaşım işaretlerine veya teknik işletim sistemine müdahale ile tehlikeye neden olma1 yıldan 6 yıla kadar hapis
179/2Ulaşım araçlarını tehlikeli şekilde sevk ve idare etme4 aydan 2 yıla kadar hapis
179/3Alkol, uyuşturucu veya başka nedenle emniyetli araç kullanamayacak halde araç kullanma6 aydan 2 yıla kadar hapis

Ulaşım İşaretlerine ve Sistemine Müdahale (TCK 179/1)

Maddenin birinci fıkrasına göre; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

Bu fıkra, ulaşımın güvenli akışını sağlayan işaret ve sistemlere yönelik müdahaleleri kapsar. Trafik işaretlerinin değiştirilmesi veya kaldırılması, yanlış işaret verilmesi, yola engel konulması ya da ulaşımı yöneten teknik sistemlere müdahale edilmesi bu kapsamdadır. Fıkranın uygulanabilmesi için, bu müdahalenin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlike doğurmuş olması gerekir. Üç fıkra içinde en ağır cezayı öngören hüküm budur; çünkü ulaşım sistemine yönelik müdahaleler, çok sayıda aracı ve kişiyi aynı anda tehlikeye atma potansiyeli taşır.

Bu fıkra yalnızca karayolu ulaşımını değil, deniz, hava ve demiryolu ulaşımını da kapsar. Bir demiryolu sinyalinin değiştirilmesi, denizde seyir güvenliğini sağlayan işaretlere müdahale edilmesi ya da havacılıkta kullanılan sistemlere yönelik bir müdahale de bu fıkra kapsamında değerlendirilebilir. Ulaşım sistemlerinin bu türden bir müdahaleye karşı korunması, tek tek araçların güvenliğinin ötesinde, ulaşım ağının bütününün güvenliğini ilgilendirir. Bu geniş kapsam, fıkranın neden ağır bir cezayı öngördüğünü de açıklar; çünkü bir işaret veya sisteme yapılan müdahale, zincirleme biçimde çok sayıda kişiyi etkileyebilecek felaketlere zemin hazırlayabilir. Yine de suçun oluşması için her hâlde somut bir tehlikenin doğmuş olması aranır.

Aracı Tehlikeli Şekilde Sevk ve İdare (TCK 179/2)

Maddenin ikinci fıkrasına göre; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fıkra, aracın bizzat tehlikeli biçimde kullanılmasını konu alır.

Aracın tehlikeli sevk ve idaresi, çok çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşırı ve güvensiz hızla seyretmek, makas atmak, kırmızı ışıkta geçmek gibi trafik kurallarını ağır biçimde ihlal ederek başkalarını tehlikeye atacak şekilde araç kullanmak bu kapsamda değerlendirilebilir. Burada belirleyici olan, sürüş biçiminin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek nitelikte olmasıdır. Her trafik kuralı ihlali değil, güvenliği tehlikeye düşürecek nitelikteki tehlikeli sürüş bu fıkra kapsamına girer.

Bu ayrım uygulamada büyük önem taşır. Sıradan bir trafik kuralı ihlali, örneğin hız sınırının bir miktar aşılması, kural olarak idari yaptırıma tabidir ve tek başına bu suçu oluşturmaz. Buna karşılık, sürüş biçiminin başkalarının hayatını, sağlığını veya malvarlığını somut biçimde tehlikeye atacak nitelikte olması gerekir. Örneğin yoğun trafikte yüksek hızla makas atmak, karşı şeride geçerek ilerlemek ya da yayaların bulunduğu bir alanda kontrolsüz biçimde sürmek, bu fıkra kapsamında değerlendirilebilecek tehlikeli davranışlara örnektir. Sürüşün tehlikeli olup olmadığı; hız, yol ve hava koşulları, trafik yoğunluğu ve sürüş biçimi gibi ölçütler birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Alkol veya Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma (TCK 179/3)

Maddenin üçüncü fıkrası, uygulamada en sık karşılaşılan hallerden birini düzenler. Bu fıkraya göre; alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Burada cezalandırılan, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olmasına rağmen araç kullanmaya devam etmesidir.

Fıkrada üç ayrı neden sayılmıştır: alkol etkisi, uyuşturucu madde etkisi ve “başka bir neden”. Bu son ifade, aşırı yorgunluk, uykusuzluk ya da belirli sağlık durumları gibi, kişinin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıran diğer halleri de kapsayabilir. Belirleyici olan, kişinin somut olarak emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde bulunmasıdır. Bu nedenle her alkol alan sürücü değil, alkol veya benzeri bir etkiyle güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olduğu halde araç kullanan kişi bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Alkollü araç kullanmanın hukuki sonuçları hakkında daha ayrıntılı bilgi için alkollü araç kullanmanın cezası yazımıza bakabilirsiniz.

Bu fıkranın niteliği öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre, alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanma, ayrıca somut bir tehlikenin ispatını gerektirmeyen bir hâl olarak değerlendirilebilirken; bir başka görüşe göre, kişinin gerçekten emniyetli sürüş yeteneğini yitirmiş olması ve bunun somut olarak ortaya konması aranır. Uygulamada, kişinin güvenli araç kullanma yeteneğinin etkilenip etkilenmediği; ölçüm sonuçları, kişinin durumuna ilişkin tespitler ve olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu değerlendirme, hem suçun oluşup oluşmadığı hem de savunma açısından belirleyici önem taşır. Özellikle “başka bir neden” ifadesinin kapsamı, somut olayın koşullarına göre dikkatle ele alınır.

Karayolları Trafik Kanunu ile İlişkisi

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, özellikle alkollü araç kullanma bakımından Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ile yakın ilişki içindedir. KTK, alkollü araç kullanma başta olmak üzere birçok trafik ihlali için idari para cezası, sürücü belgesine el konulması gibi idari yaptırımlar öngörür. Bu idari yaptırımlar, TCK 179’daki ceza yaptırımından farklı ve ondan bağımsız olarak uygulanabilir.

Burada önemli olan ayrım şudur: KTK kapsamındaki idari yaptırımlar, belirli sınırların aşılması gibi nesnel ölçütlere dayanabilirken, TCK 179/3’teki ceza sorumluluğu için kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde olması aranır. Bu nedenle bir olayda hem idari yaptırım hem de cezai sorumluluk birlikte gündeme gelebilir; bunlar birbirinden bağımsız hukuki süreçlerdir. İdari yaptırımlar trafik güvenliğini idari düzeyde korurken, ceza hukuku güvenli sürüş yeteneğinin yitirilmesiyle ortaya çıkan tehlikeyi yaptırım altına alır. Bu iki alanın birbirinden farkının doğru anlaşılması, sürecin bütününün değerlendirilmesi açısından önemlidir.

Bu ikili yapı, aynı olayın hem idari hem de cezai boyutunun bulunabileceği anlamına gelir. Örneğin alkollü araç kullanan bir sürücü hakkında, bir yandan trafik mevzuatı çerçevesinde idari para cezası uygulanabilir ve sürücü belgesine el konulabilirken; diğer yandan, güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olduğu halde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle TCK 179/3 kapsamında cezai soruşturma yürütülebilir. Bu iki süreç birbirinden bağımsız olarak işler ve farklı makamlar tarafından değerlendirilir. Dolayısıyla bir sürücünün karşılaşabileceği hukuki sonuçların bütününü anlayabilmek için, hem idari yaptırımların hem de cezai sorumluluğun birlikte göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşıldığında, olayın her iki boyutunun da değerlendirilmesi önem taşır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Manevi Unsur: Kast

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, kasten işlenen bir suçtur. Failin, gerçekleştirdiği davranışın ulaşım güvenliğini tehlikeye düşürebileceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Örneğin alkol veya uyuşturucu etkisinde olduğunu bildiği halde araç kullanan kişi, güvenli sürüş yeteneğini yitirdiğinin bilincindedir. Burada da olası kast söz konusu olabilir; fail, davranışının tehlike doğurabileceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa kastla hareket etmiş sayılır.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir husus, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun kasten işlenmesi ile bir trafik kazasında ortaya çıkan taksirli sorumluluğun birbirinden farklı olmasıdır. Fail, tehlikeli davranışı bilerek gerçekleştirdiğinde bu suç oluşur; ancak bunun sonucunda bir kaza meydana gelir ve birileri yaralanır ya da ölürse, bu sonuç bakımından çoğu zaman taksirli sorumluluk gündeme gelir. Kast ile taksir arasındaki bu ayrım için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.

Bir Kaza Olursa: Diğer Suçlarla İlişki

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma bir tehlike suçu olduğundan, henüz bir zarar doğmadan yalnızca tehlikenin ortaya çıkmasını cezalandırır. Ancak tehlikeli sürüş ya da alkol etkisinde araç kullanma sonucunda bir trafik kazası meydana gelir ve bir kişi yaralanır ya da ölürse, artık yalnızca bir tehlike değil, gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olur. Bu durumda TCK 179’daki tehlike suçunun yanı sıra, koşulları varsa taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları da gündeme gelebilir.

Bir olayda hem tehlike suçunun hem de gerçekleşen zarara ilişkin suçun bulunması halinde, bunların ne şekilde değerlendirileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir. Ayrıca bir kazada birden fazla kişinin yaralanması veya ölmesi halinde, her bir mağdur bakımından ayrı değerlendirme yapılması gündeme gelebilir. Alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanılarak ölümlü ya da yaralamalı bir kazaya yol açılması, uygulamada özellikle ağır sonuçlar doğuran ve dikkatle değerlendirilen durumlardan biridir. Bu nedenle trafik kazalarına ilişkin dosyalar, hem tehlike hem de gerçekleşen zarar bakımından çok yönlü bir değerlendirmeyi gerektirir.

Trafik kazalarına ilişkin dosyalarda kusurun belirlenmesi ve paylaştırılması merkezi bir rol oynar. Bir kazada sürücünün, varsa diğer sürücülerin ve hatta yayaların kusuru farklı oranlarda bir araya gelebilir. Alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanılması, kusurun değerlendirilmesinde önemli bir etken olarak öne çıkabilir. Kusur oranlarının belirlenmesinde çoğu zaman olay yeri incelemesi, tanık beyanları ve bilirkişi raporları esas alınır. Bu değerlendirme, hem cezai sorumluluğun kapsamını hem de tazminat gibi hukuki sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle trafik kazası dosyalarında delillerin ve raporların titizlikle incelenmesi ve gerektiğinde bunlara itiraz edilmesi büyük önem taşır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, özellikle alkollü araç kullanma veya bir kazayla birleştiğinde sürücü belgenizi ve özgürlüğünüzü doğrudan etkileyebilen ciddi bir suçtur. Böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, Avukat Sinan Karabacak ile iletişime geçebilirsiniz.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs: Suçun bazı hareket biçimleri teşebbüse elverişli olabilirken, tehlikeye neden olma anında tamamlanan biçimlerinde teşebbüsün uygulama alanı sınırlıdır. Her hâlde suç, ilgili fıkradaki koşulların gerçekleşmesiyle tamamlanır. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.

İştirak: Suç birden fazla kişi tarafından işlenebilir; azmettirme ve yardım etme mümkündür. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz.

İçtima: Yukarıda açıklandığı üzere, trafik güvenliğini tehlikeye sokma sonucu bir kaza meydana gelir ve bir kişi yaralanır veya ölürse, tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme gibi suçlar da gündeme gelir ve bunlar suçların içtimaı kurallarına göre değerlendirilir.

Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma

Suçun cezası, uygulanan fıkraya göre değişir: ulaşım işaretlerine ve sistemine müdahale halinde (179/1) bir yıldan altı yıla kadar; aracı tehlikeli şekilde sevk ve idare halinde (179/2) dört aydan iki yıla kadar; alkol, uyuşturucu veya başka bir nedenle emniyetsiz araç kullanma halinde (179/3) ise altı aydan iki yıla kadar hapis öngörülmüştür. Cezaların miktarına ve failin kişisel durumuna göre, koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi ya da adli para cezasına çevirme gibi kurumlar gündeme gelebilir.

Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Alkol veya uyuşturucu etkisine ilişkin dosyalarda, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirip yitirmediği çoğu zaman ölçüm sonuçları ve tıbbi değerlendirmelerle belirlenir. Suçun kanuni metni için mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz.

Soruşturma aşamasında olayın nasıl geliştiği, sürüş biçimi, varsa ölçüm sonuçları ve tanık beyanları değerlendirilir. Toplanan delillere göre savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir ya da iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Kovuşturma aşamasında mahkeme, ilgili fıkranın koşullarının bulunup bulunmadığını ve varsa gerçekleşen zarara ilişkin suçun unsurlarını değerlendirir. Bu süreçte, alkol veya uyuşturucu etkisinin gerçekten güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı, ölçüm ve tespitlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve tehlikenin somut olarak doğup doğmadığı gibi hususlar savunma açısından önem taşır. Bu argümanların doğru ve zamanında ileri sürülmesi, sürecin sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir.

Bu suç, günlük yargı pratiğinde sık karşılaşılan ve çoğu zaman doğrudan kişilerin sürücü belgesini ve özgürlüğünü etkileyen sonuçlar doğuran bir suçtur. Özellikle bir kazayla birleştiğinde sorumluluğun kapsamı önemli ölçüde genişleyebilir. Bu nedenle böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, dosyanızı bir ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz büyük önem taşır.

Konu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Analizleri

Alkollü Araç Kullanımı Neticesinde Yaralamalı Trafik Kazası ve Tehlike-Zarar Suçları Arasındaki Normlar Yarışı

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2015/7166 – Karar: 2016/4307, Tarih: 17.03.2016

Kararın Özeti

İlk derece mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) tarafından, alkollü şekilde araç kullanarak zincirleme trafik kazasına sebebiyet veren sanık hakkında “taksirle yaralama” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulurken, “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan unsurların oluşmadığı gerekçesiyle CMK m. 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmiştir. Beraat hükmü katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın kazadan 25 dakika sonra yapılan ölçümde 0.88 promil alkollü olduğunu ve tek bir fiille birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet verdiğini saptamıştır. Zarar suçu olan taksirle yaralamadan mahkûmiyet kurulduğu için, tehlike suçu olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan beraat değil, “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verilmesi gerektiğini belirten Daire, yerel mahkeme kararını bu doğrultuda düzelterek onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay’ın gerekçesi, ceza genel hukukunun en temel kurumlarından biri olan görünüşte içtima (normların tüketilmesi) ilkesine ve tehlike-zarar suçu ayrımına dayanmaktadır. Somut olayda sanık, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak düzeyde alkollü olarak araç başına geçmiş ve arkadan çarpma şeklinde bir kazaya sebebiyet vermiştir. Bu eylem hem TCK m. 179/3 yollamasıyla 179/2’de düzenlenen “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” (tehlike suçu) hem de bir kişinin yaralanması nedeniyle “taksirle yaralama” (zarar suçu) unsurlarını aynı anda taşımaktadır. Fail tek bir fiille (alkollü araç kullanırken kaza yapmak) birden fazla suç tipini ihlal ettiğinde, hukuk normları arasında bir yarış başlar. Ceza hukuku dogmatiğinde zarar suçu, kendisinden önce gelen veya aynı anda oluşan tehlike suçunu bünyesinde eritir/tüketir. Sanık hakkında daha ağır bir ihlal olan taksirle yaralama suçundan zaten mahkûmiyet kurulmuştur. Bu durumda, eriyen tehlike suçu yönünden “unsurları oluşmadı” diyerek beraat kararı verilmesi asıl fiilin hukuka aykırılığını gölgeleyeceğinden usulen yanlıştır; yapılması gereken teknik işlem bu alt suç yönünden “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar vermektir.

“Sanığın olay anındaki alkol promil miktarı itibariyle atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike, taksirle yaralama suçunun zarar suçu olduğu, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, buna göre trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden…”

Değerlendirme

Bu karar, adli uygulamada alt mahkemelerin en sık düştüğü usuli yanılgılardan birini pratik bir şekilde çözen kılavuz niteliğinde bir içtihattır. Ceza yargılamasında beraat kararı, fiilin suç oluşturmadığını veya fail tarafından işlenmediğini gösteren kesin bir aklama hükmüdür. Oysa alkollü araç kullanarak birinin yaralanmasına yol açan fail, trafik güvenliğini de bal gibi tehlikeye atmıştır; yani ortada suçsuzluk veya delil yetersizliği yoktur. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırıp yerine “hüküm kurulmasına yer olmadığına” bendini ekleyerek, sanığın tehlike yaratma eyleminin de hukuka aykırı olduğunu, ancak bu ihlalin zaten yaralama cezasının içinde cezalandırıldığını teknik olarak sabitlemiştir. Yeniden yargılama yapılmaksızın hükmün düzelterek onanması ise usul ekonomisine hizmet etmiş ve yargılamanın gereksiz yere uzatılmasını engellemiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Esas: 2015/7166 – Karar: 2016/4307, Tarih: 17.03.2016 Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Hüküm : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, temyiz isteminin sadece trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen beraat kararına ilişkin olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Olaydan 25 dakika sonraki ölçümde 0.88 promil alkollü olduğu anlaşılan sanığın, olay gecesi, sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında, önünde aynı yöne seyreden katılan idaresindeki otomobile arkadan çarpması sonucu, katılanın da önünde giden araca çarpması şeklinde meydana gelen olayda, yapılan yargılama sonucu sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği, sanığın olay anındaki alkol promil miktarı itibariyle atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike, taksirle yaralama suçunun zarar suçu olduğu, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, buna göre trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm bölümünün tümüyle çıkartılarak yerine “sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına” ilişkin bendin ilave edilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 17.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun cezası nedir?

Ceza, uygulanan fıkraya göre değişir. Ulaşım işaretlerine veya sistemine müdahale (179/1) bir yıldan altı yıla kadar; aracı tehlikeli şekilde sevk ve idare (179/2) dört aydan iki yıla kadar; alkol, uyuşturucu veya başka bir nedenle emniyetsiz araç kullanma (179/3) ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Alkollü araç kullanmak her durumda bu suçu oluşturur mu?

TCK 179/3, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde olmasına rağmen araç kullanmayı cezalandırır. Belirleyici olan, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olmasıdır. Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu kapsamında idari para cezası ve sürücü belgesine el konulması gibi idari yaptırımlar da ayrıca gündeme gelebilir.

Bu suçun oluşması için kaza yapılması gerekir mi?

Hayır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma bir tehlike suçudur; cezalandırma için ulaşım güvenliği bakımından tehlikenin doğması yeterlidir, bir kaza yaşanması şart değildir. Ancak bir kaza meydana gelir ve bir kişi yaralanır veya ölürse, ayrıca taksirle yaralama veya öldürme suçları da gündeme gelir.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma şikâyete bağlı mıdır?

Hayır. Bu suç şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yürütür. Cezaların miktarına ve failin durumuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya adli para cezasına çevirme gibi kurumlar gündeme gelebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir