İçindekiler
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenen ve kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güvenliğini tehlikeye düşüren davranışları cezalandıran bir genel tehlike suçudur. Madde üç ayrı fıkradan oluşur ve fıkraya göre; bir yıldan altı yıla kadar hapis (179/1), dört aydan iki yıla kadar hapis (179/2) veya altı aydan iki yıla kadar hapis (179/3) cezası öngörülür.
Trafik işaretlerine müdahale etmek, bir aracı başkalarının hayatını tehlikeye atacak şekilde kullanmak ya da alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle güvenli sürüş yeteneği bulunmadığı halde araç kullanmak, bu suçun tipik görünümleridir. Günlük hayatta ve yargı pratiğinde en sık karşılaşılan suç tiplerinden biri olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma, bu yazıda üç ayrı fıkrası, unsurları, Karayolları Trafik Kanunu ile ilişkisi, bir kaza meydana geldiğinde ortaya çıkan hukuki tablo, cezası ve yargılama usulü bakımından ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir?
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, TCK’nın “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünde yer alır. Madde, ulaşım güvenliğini farklı biçimlerde tehlikeye düşüren üç ayrı davranışı düzenler: ulaşım işaretlerine ve sistemine müdahale etmek, ulaşım araçlarını tehlikeli biçimde sevk ve idare etmek ve alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle güvenli sürüş yeteneği bulunmadığı halde araç kullanmak. Bu üç davranış, farklı ceza rejimlerine tabi olmakla birlikte, hepsi ulaşım güvenliğini koruma ortak amacına hizmet eder.
Ulaşım, modern toplumda milyonlarca insanın her gün kullandığı hayati bir alandır. Bu alandaki güvenliğin bozulması, aynı anda çok sayıda kişinin hayatını, sağlığını ve malvarlığını tehlikeye atabilir. Kanun koyucu, bu nedenle ulaşım güvenliğini tehdit eden davranışları, henüz bir kaza yaşanmadan, tehlike aşamasında dahi cezalandırmayı öngörmüştür. Böylece madde, ölümlü veya yaralamalı kazaların önlenmesine yönelik önleyici bir koruma sağlar.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Unsurları
Suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde esas alınan unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
- Fail: Suç özgü bir fail aramaz; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım aracını sevk ve idare eden veya ulaşım işaretlerine/sistemine müdahale eden herkes fail olabilir.
- Mağdur: Belirli bir kişi değil, ulaşımın güvenli akışından yararlanan belirsiz sayıda kişi, yani toplum korunur.
- Fiil: Fıkraya göre değişir; işaret/sisteme müdahale (179/1), aracın tehlikeli sevk ve idaresi (179/2) veya emniyetli araç kullanamayacak halde araç kullanma (179/3).
- Netice: Kural olarak somut bir tehlikenin doğması aranır; suç, kaza gerçekleşmese dahi tehlikenin ortaya çıkmasıyla tamamlanır.
- Manevi unsur: Suç kasten işlenir; failin davranışının ulaşım güvenliğini tehlikeye düşürebileceğini bilerek ve isteyerek (veya olası kastla) hareket etmesi gerekir.
- Hukuka uygunluk nedenleri: Somut olayda zorunluluk hali veya meşru savunma gibi bir hukuka uygunluk nedeni varsa, fiil hukuka aykırılık unsurunu taşımaz.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ile Korunan Hukuki Değer
Bu maddeyle korunan hukuki değer, ulaşım güvenliği ile bunun uzantısı olan kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığıdır. Suç, belirli bir kişiyi değil, ulaşımın güvenli akışından yararlanan belirsiz sayıda kişiyi, yani toplumu korur. Trafikteki bir tehlike, önceden kimin etkileneceği belli olmayan geniş bir kitleyi tehdit ettiğinden, suç genel tehlike yaratan suçlar arasında düzenlenmiştir.
Suç, kural olarak bir somut tehlike suçu olarak kabul edilir; yani cezalandırma için ulaşım güvenliği bakımından somut bir tehlikenin doğması aranır. Bununla birlikte, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, özellikle alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanmaya ilişkin fıkranın niteliği öğretide tartışılmaktadır. Her hâlde bu suç, bir zarar doğmadan önce ulaşım güvenliğini korumayı amaçlar; bir kaza meydana geldiğinde ise ayrıca başka suçlar da gündeme gelir.
Bu suçun toplumsal önemi de bu koruma amacından kaynaklanır. Trafik kazaları, ülkemizde her yıl çok sayıda ölüm ve yaralanmaya yol açan başlıca sorunlardan biridir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun karayolu trafik kaza istatistiklerine göre, 2025 yılında ülke genelinde 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana gelmiş, bunların 288 bin 321’i ölümlü veya yaralamalı nitelikte olmuş; bu kazalarda 6 bin 35 kişi hayatını kaybederken 403 bin 937 kişi yaralanmıştır.
Kanun koyucu, ulaşım güvenliğini tehdit eden davranışları tehlike aşamasında cezalandırarak, bu ağır sonuçların ortaya çıkmasını önlemeyi hedefler. Bu yönüyle TCK 179, yalnızca gerçekleşmiş kazaları değil, kaza riskini artıran davranışları da hedef alır. Böylece madde, hem bireysel sürücü davranışlarını hem de ulaşım sisteminin bütününü kapsayan geniş bir koruma alanı oluşturur. Bu geniş kapsam, suçun günlük yargı pratiğinde neden bu kadar sık karşılaşılan bir suç tipi olduğunu da açıklar.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Üç Fıkrası
TCK 179’u doğru anlamak için üç fıkrasının birbirinden nasıl ayrıldığını görmek gerekir. Aşağıdaki tabloda her fıkranın temel özelliği ve öngörülen ceza özetlenmiştir; ardından her birini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
| Fıkra | Temel davranış | Ceza |
|---|---|---|
| 179/1 | Ulaşım işaretlerine veya teknik işletim sistemine müdahale ile tehlikeye neden olma | 1 yıldan 6 yıla kadar hapis |
| 179/2 | Ulaşım araçlarını tehlikeli şekilde sevk ve idare etme | 4 aydan 2 yıla kadar hapis |
| 179/3 | Alkol, uyuşturucu veya başka nedenle emniyetli araç kullanamayacak halde araç kullanma | 6 aydan 2 yıla kadar hapis |
Ulaşım İşaretlerine ve Sistemine Müdahale (TCK 179/1)
Maddenin birinci fıkrasına göre; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
Bu fıkra, ulaşımın güvenli akışını sağlayan işaret ve sistemlere yönelik müdahaleleri kapsar. Trafik işaretlerinin değiştirilmesi veya kaldırılması, yanlış işaret verilmesi, yola engel konulması ya da ulaşımı yöneten teknik sistemlere müdahale edilmesi bu kapsamdadır. Fıkranın uygulanabilmesi için, bu müdahalenin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlike doğurmuş olması gerekir. Üç fıkra içinde en ağır cezayı öngören hüküm budur; çünkü ulaşım sistemine yönelik müdahaleler, çok sayıda aracı ve kişiyi aynı anda tehlikeye atma potansiyeli taşır.
Bu fıkra yalnızca karayolu ulaşımını değil, deniz, hava ve demiryolu ulaşımını da kapsar. Bir demiryolu sinyalinin değiştirilmesi, denizde seyir güvenliğini sağlayan işaretlere müdahale edilmesi ya da havacılıkta kullanılan sistemlere yönelik bir müdahale de bu fıkra kapsamında değerlendirilebilir.
Ulaşım sistemlerinin bu türden bir müdahaleye karşı korunması, tek tek araçların güvenliğinin ötesinde, ulaşım ağının bütününün güvenliğini ilgilendirir. Bu geniş kapsam, fıkranın neden ağır bir cezayı öngördüğünü de açıklar; çünkü bir işaret veya sisteme yapılan müdahale, zincirleme biçimde çok sayıda kişiyi etkileyebilecek felaketlere zemin hazırlayabilir. Yine de suçun oluşması için her hâlde somut bir tehlikenin doğmuş olması aranır.
Aracı Tehlikeli Şekilde Sevk ve İdare (TCK 179/2)
Maddenin ikinci fıkrasına göre; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fıkra, aracın bizzat tehlikeli biçimde kullanılmasını konu alır.
Aracın tehlikeli sevk ve idaresi, çok çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Aşırı ve güvensiz hızla seyretmek, makas atmak, kırmızı ışıkta geçmek gibi trafik kurallarını ağır biçimde ihlal ederek başkalarını tehlikeye atacak şekilde araç kullanmak bu kapsamda değerlendirilebilir. Burada belirleyici olan, sürüş biçiminin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek nitelikte olmasıdır. Her trafik kuralı ihlali değil, güvenliği tehlikeye düşürecek nitelikteki tehlikeli sürüş bu fıkra kapsamına girer.
Bu ayrım uygulamada büyük önem taşır. Sıradan bir trafik kuralı ihlali, örneğin hız sınırının bir miktar aşılması, kural olarak idari yaptırıma tabidir ve tek başına bu suçu oluşturmaz. Buna karşılık, sürüş biçiminin başkalarının hayatını, sağlığını veya malvarlığını somut biçimde tehlikeye atacak nitelikte olması gerekir.
Örneğin yoğun trafikte yüksek hızla makas atmak, karşı şeride geçerek ilerlemek ya da yayaların bulunduğu bir alanda kontrolsüz biçimde sürmek, bu fıkra kapsamında değerlendirilebilecek tehlikeli davranışlara örnektir. Sürüşün tehlikeli olup olmadığı; hız, yol ve hava koşulları, trafik yoğunluğu ve sürüş biçimi gibi ölçütler birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Alkol veya Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma (TCK 179/3)
Maddenin üçüncü fıkrası, uygulamada en sık karşılaşılan hallerden birini düzenler. Bu fıkraya göre; alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Burada cezalandırılan, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olmasına rağmen araç kullanmaya devam etmesidir.
Fıkrada üç ayrı neden sayılmıştır: alkol etkisi, uyuşturucu madde etkisi ve “başka bir neden”. Bu son ifade, aşırı yorgunluk, uykusuzluk ya da belirli sağlık durumları gibi, kişinin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıran diğer halleri de kapsayabilir. Belirleyici olan, kişinin somut olarak emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde bulunmasıdır. Bu nedenle her alkol alan sürücü değil, alkol veya benzeri bir etkiyle güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olduğu halde araç kullanan kişi bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Alkollü araç kullanmanın hukuki sonuçları hakkında daha ayrıntılı bilgi için alkollü araç kullanmanın cezası yazımıza bakabilirsiniz.
Bu fıkranın niteliği öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre, alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanma, ayrıca somut bir tehlikenin ispatını gerektirmeyen bir hâl olarak değerlendirilebilirken; bir başka görüşe göre, kişinin gerçekten emniyetli sürüş yeteneğini yitirmiş olması ve bunun somut olarak ortaya konması aranır.
Uygulamada, kişinin güvenli araç kullanma yeteneğinin etkilenip etkilenmediği; ölçüm sonuçları, kişinin durumuna ilişkin tespitler ve olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu değerlendirme, hem suçun oluşup oluşmadığı hem de savunma açısından belirleyici önem taşır. Özellikle “başka bir neden” ifadesinin kapsamı, somut olayın koşullarına göre dikkatle ele alınır.
Yargıtay içtihadı, bu değerlendirmede promil düzeyine merkezi bir rol tanımaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.06.2017 tarihli, 2016/1271 Esas ve 2017/5205 Karar sayılı kararında, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarına atıfla, alkol konsantrasyonunun bireysel farklılıklar gösterebileceği, ancak bireysel farklılıkları da elimine edecek şekilde 1,00 promilin üzerinde saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Aynı Dairenin 26.06.2015 tarihli, 2014/16043 Esas ve 2015/12030 Karar sayılı kararında ise, 1,01 promil gibi eşiğe son derece yakın bir değerin dahi güvenli sürüş yeteneğinin kaybı bakımından yeterli kabul edildiği görülmektedir; bu karar, 1,00 promil sınırının Yargıtay uygulamasında ne denli katı biçimde esas alındığını göstermesi bakımından önemlidir.
Ölçümün ne zaman yapıldığı da uygulamada tartışma konusu olabilmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 31.03.2016 tarihli, 2016/1183 Esas ve 2016/5387 Karar sayılı kararına konu olayda, kaza anından kan numunesinin alınmasına kadar geçen süre içinde alkolün metabolize olarak atılmış olabileceği yönündeki Adli Tıp Kurumu raporuna rağmen, olay anı itibarıyla 1,62 promil alkollü olduğu geriye dönük hesaplamayla belirlenen sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği kabul edilerek mahkûmiyet gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, ölçümün olay anından sonra yapılmış olmasının tek başına suçun oluşumunu ortadan kaldırmayacağını, geriye dönük hesaplamanın da delil değeri taşıdığını ortaya koymaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu ile İlişkisi
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, özellikle alkollü araç kullanma bakımından Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ile yakın ilişki içindedir. KTK, alkollü araç kullanma başta olmak üzere birçok trafik ihlali için idari para cezası, sürücü belgesine el konulması gibi idari yaptırımlar öngörür. Bu idari yaptırımlar, TCK 179’daki ceza yaptırımından farklı ve ondan bağımsız olarak uygulanabilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi, alkollü olarak araç kullanan sürücüler hakkında promil düzeyine göre kademeli bir idari yaptırım sistemi öngörür; belirli bir promil eşiğinin altında kalan ihlaller salt idari para cezası ve geçici süreyle sürücü belgesine el konulmasıyla sonuçlanırken, kanunun 48/6. fıkrası 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrasının da uygulanacağını açıkça hükme bağlamıştır.
Bu düzenleme, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle KTK’ya eklenmiştir; nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.03.2017 tarihli, 2016/7232 Esas ve 2017/2118 Karar sayılı kararında bu tarihsel arka plana açıkça değinilerek, 1,00 promilin üzerinde alkol tespit edilmesinin atılı suçun oluşması için tek başına yeterli olduğu vurgulanmıştır.
Burada önemli olan ayrım şudur: KTK kapsamındaki idari yaptırımlar, belirli sınırların aşılması gibi nesnel ölçütlere dayanabilirken, TCK 179/3’teki ceza sorumluluğu için kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde olması aranır. Bu nedenle bir olayda hem idari yaptırım hem de cezai sorumluluk birlikte gündeme gelebilir; bunlar birbirinden bağımsız hukuki süreçlerdir ve aynı kişiye ikisinin birlikte uygulanması, aynı fiilin iki kez cezalandırılması anlamına gelmez.
Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.06.2017 tarihli, 2016/1271 Esas ve 2017/5205 Karar sayılı kararında, yerel mahkemenin “sanığın alkollü araç kullanmaktan idari para cezası ile cezalandırılıp sürücü belgesine de el konulduğu, aynı eylemden iki kere cezalandırılamayacağı” gerekçesiyle verdiği davanın reddi kararı, bu gerekçenin yasal dayanağı bulunmadığı belirtilerek bozulmuştur; Daire, idari yaptırım ile TCK 179/3 cezasının farklı hukuki rejimlere ait ayrı sonuçlar olduğunu ve birlikte uygulanabileceklerini açıkça ortaya koymuştur.
Bu ikili yapı, aynı olayın hem idari hem de cezai boyutunun bulunabileceği anlamına gelir. Örneğin alkollü araç kullanan bir sürücü hakkında, bir yandan trafik mevzuatı çerçevesinde idari para cezası uygulanabilir ve sürücü belgesine el konulabilirken; diğer yandan, güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olduğu halde araç kullanmaya devam etmesi nedeniyle TCK 179/3 kapsamında cezai soruşturma yürütülebilir.
Bu iki süreç birbirinden bağımsız olarak işler ve farklı makamlar tarafından değerlendirilir. Dolayısıyla bir sürücünün karşılaşabileceği hukuki sonuçların bütününü anlayabilmek için, hem idari yaptırımların hem de cezai sorumluluğun birlikte göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşıldığında, olayın her iki boyutunun da değerlendirilmesi önem taşır.
Promil Eşikleri ve İdari-Adli Yaptırım Ayrımı
KTK 48. madde, sürücünün kullandığı araca göre farklı alkol eşikleri öngörür. Aşağıdaki tablo, uygulamadaki genel eşikleri ve sonuçlarını özetlemektedir:
| Sürücü / promil aralığı | Sonuç |
|---|---|
| Ticari araç sürücüleri (taksi, dolmuş, minibüs, otobüs, kamyon vb.) – 0,20 promil ve üzeri | İdari para cezası, sürücü belgesine geçici süreyle el konulması |
| Özel araç sürücüleri – 0,50 ile 1,00 promil arası | İdari para cezası, sürücü belgesine geçici süreyle el konulması |
| Tüm sürücüler – 1,00 promilin üzeri | İdari yaptırımların yanı sıra TCK 179/3 kapsamında cezai soruşturma |
Sürücü belgesine el konulma süresi kademelidir: aynı sürücü belirli bir süre içinde tekrar alkollü olarak yakalanırsa, el koyma süresi ilk ihlale göre kademeli olarak artar. Bu süreler ve idari para cezası tutarları her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden, güncel rakamlar için resmi tebliğlerin kontrol edilmesi gerekir; burada esas alınması gereken, promil eşiklerinin idari-adli ayrımdaki belirleyici rolüdür.
Alkol Ölçümüne İtiraz ve Sürücü Belgesinin Geri Alınması
Sürücünün alkol muayenesini kabul etmemesi de ayrıca bir idari yaptırım sebebidir. Kolluk tarafından yapılan alkolmetre ölçümüne itiraz edilmesi halinde, kişi kan veya idrar tahlili yoluyla ikinci bir tespit talep edebilir; bu talebin usulüne uygun şekilde ve makul sürede kolluğa iletilmesi önemlidir.
Ölçüm cihazının kalibrasyonu, ölçümün yapıldığı saat ile olay saati arasındaki fark ve numunenin alınma koşulları, savunma açısından itiraz edilebilecek başlıca noktalardır. Nitekim yukarıda değinilen 31.03.2016 tarihli Yargıtay kararında da, kan numunesinin olay anından sonra alınmış olması tartışma konusu yapılmış, ancak geriye dönük hesaplamanın delil değeri kabul edilmiştir.
Sürücü belgesine el konulması idari bir tedbir olup, süresi dolduktan sonra belge geri alınabilir. Ancak TCK 179/3’ten mahkûmiyet halinde, mahkeme ayrıca güvenlik tedbiri olarak sürücü belgesinin geri alınmasına da hükmedebilir; bu durumda idari el koyma süresi ile mahkemece hükmedilen tedbirin süresi ayrı ayrı değerlendirilir.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunun Manevi Unsur: Kast
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, kasten işlenen bir suçtur. Failin, gerçekleştirdiği davranışın ulaşım güvenliğini tehlikeye düşürebileceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Örneğin alkol veya uyuşturucu etkisinde olduğunu bildiği halde araç kullanan kişi, güvenli sürüş yeteneğini yitirdiğinin bilincindedir. Burada da olası kast söz konusu olabilir; fail, davranışının tehlike doğurabileceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa kastla hareket etmiş sayılır.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir husus, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun kasten işlenmesi ile bir trafik kazasında ortaya çıkan taksirli sorumluluğun birbirinden farklı olmasıdır. Fail, tehlikeli davranışı bilerek gerçekleştirdiğinde bu suç oluşur; ancak bunun sonucunda bir kaza meydana gelir ve birileri yaralanır ya da ölürse, bu sonuç bakımından çoğu zaman taksirli sorumluluk gündeme gelir. Kast ile taksir arasındaki bu ayrım için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.
Bir Kaza Olursa: Diğer Suçlarla İlişki
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma bir tehlike suçu olduğundan, henüz bir zarar doğmadan yalnızca tehlikenin ortaya çıkmasını cezalandırır. Ancak tehlikeli sürüş ya da alkol etkisinde araç kullanma sonucunda bir trafik kazası meydana gelir ve bir kişi yaralanır ya da ölürse, artık yalnızca bir tehlike değil, gerçekleşmiş bir zarar söz konusu olur. Bu durumda TCK 179’daki tehlike suçunun yanı sıra, koşulları varsa taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları da gündeme gelebilir.
Bir olayda hem tehlike suçunun hem de gerçekleşen zarara ilişkin suçun bulunması halinde, bunların ne şekilde değerlendirileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir. Bu konudaki yerleşik içtihat, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.03.2016 tarihli, 2015/7166 Esas ve 2016/4307 Karar sayılı kararında somut biçimde ortaya konmuştur. Kararda, alkollü şekilde araç kullanarak zincirleme trafik kazasına sebebiyet veren ve kazadan 25 dakika sonra yapılan ölçümde 0,88 promil alkollü olduğu belirlenen sanık hakkında, tek bir fiille hem TCK 179/3 yollamasıyla 179/2’de düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun (tehlike suçu) hem de taksirle yaralama suçunun (zarar suçu) unsurlarının aynı anda oluştuğu tespit edilmiştir.
Yargıtay, zarar suçunun kendisinden önce gelen veya aynı anda oluşan tehlike suçunu bünyesinde tükettiğini, bu nedenle daha ağır ihlal olan taksirle yaralamadan mahkûmiyet kurulduğunda, tehlike suçu yönünden beraat değil “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yerel mahkemenin tehlike suçundan unsurların oluşmadığı gerekçesiyle verdiği beraat kararı, bu gerekçeyle düzeltilerek onanmıştır. Bu karar, alkollü araç kullanarak kaza yapan bir failin trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan aklanmadığını, yalnızca bu ihlalin daha ağır olan zarar suçunun cezası içinde teknik olarak eritildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Ayrıca bir kazada birden fazla kişinin yaralanması veya ölmesi halinde, her bir mağdur bakımından ayrı değerlendirme yapılması gündeme gelebilir. Alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanılarak ölümlü ya da yaralamalı bir kazaya yol açılması, uygulamada özellikle ağır sonuçlar doğuran ve dikkatle değerlendirilen durumlardan biridir. Bu nedenle trafik kazalarına ilişkin dosyalar, hem tehlike hem de gerçekleşen zarara ilişkin suç bakımından çok yönlü bir değerlendirmeyi gerektirir.
Trafik kazalarına ilişkin dosyalarda kusurun belirlenmesi ve paylaştırılması merkezi bir rol oynar. Bir kazada sürücünün, varsa diğer sürücülerin ve hatta yayaların kusuru farklı oranlarda bir araya gelebilir. Alkol veya uyuşturucu etkisinde araç kullanılması, kusurun değerlendirilmesinde önemli bir etken olarak öne çıkabilir. Kusur oranlarının belirlenmesinde çoğu zaman olay yeri incelemesi, tanık beyanları ve bilirkişi raporları esas alınır. Bu değerlendirme, hem cezai sorumluluğun kapsamını hem de tazminat gibi hukuki sonuçları etkileyebilir.
Bu nedenle trafik kazası dosyalarında delillerin ve raporların titizlikle incelenmesi ve gerektiğinde bunlara itiraz edilmesi büyük önem taşır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, özellikle alkollü araç kullanma veya bir kazayla birleştiğinde sürücü belgenizi ve özgürlüğünüzü doğrudan etkileyebilen ciddi bir suçtur. Böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, Avukat Sinan Karabacak ile iletişime geçebilirsiniz.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs: Suçun bazı hareket biçimleri teşebbüse elverişli olabilirken, tehlikeye neden olma anında tamamlanan biçimlerinde teşebbüsün uygulama alanı sınırlıdır. Her hâlde suç, ilgili fıkradaki koşulların gerçekleşmesiyle tamamlanır. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.
İştirak: Suç birden fazla kişi tarafından işlenebilir; azmettirme ve yardım etme mümkündür. Katılma biçimleri için suça iştirak (şeriklik) yazımıza bakabilirsiniz.
İçtima: Yukarıda açıklandığı üzere, trafik güvenliğini tehlikeye sokma sonucu bir kaza meydana gelir ve bir kişi yaralanır veya ölürse, tehlike suçunun yanında taksirle yaralama veya öldürme gibi suçlar da gündeme gelir ve bunlar suçların içtimaı kurallarına göre değerlendirilir.
Tekerrür: Sanığın daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunması halinde, TCK’nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin doğru uygulanması özel bir dikkat gerektirir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.11.2011 tarihli, 2011/5629 Esas ve 2011/4150 Karar sayılı kararında, 2,09 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen ve TCK 179/3 yollamasıyla 179/2’den mahkûm edilen sanık hakkında, mahkemenin tekerrüre esas alınacak ilamı hatalı belirlediği tespit edilmiştir.
Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 tarihli, 2007/10-71 Esas ve 2007/98 Karar sayılı içtihadına atıfla, tekerrürün maddi ceza hukukuna ilişkin bir kurum olduğunu, hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının ve tekerrür koşullarının hükümde açıkça gösterilmesi gerektiğini vurgulamış; sanık bakımından en ağır cezayı içeren ilamın hatalı biçimde belirlenmesi nedeniyle hükmü, yeniden yargılama yapılmaksızın düzelterek onamıştır. Bu karar, tekerrür hükümlerinin salt otomatik biçimde değil, doğru ilamın tespit edilmesi suretiyle uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma
Suçun cezası, uygulanan fıkraya göre değişir: ulaşım işaretlerine ve sistemine müdahale halinde (179/1) bir yıldan altı yıla kadar; aracı tehlikeli şekilde sevk ve idare halinde (179/2) dört aydan iki yıla kadar; alkol, uyuşturucu veya başka bir nedenle emniyetsiz araç kullanma halinde (179/3) ise altı aydan iki yıla kadar hapis öngörülmüştür.
Cezaların miktarına ve failin kişisel durumuna göre, koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi ya da adli para cezasına çevirme gibi kurumlar gündeme gelebilir.
Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma yürütür. Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Alkol veya uyuşturucu etkisine ilişkin dosyalarda, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirip yitirmediği çoğu zaman ölçüm sonuçları ve tıbbi değerlendirmelerle belirlenir. Suçun kanuni metni için Türk Ceza Kanunu metnine başvurabilirsiniz.
Soruşturma aşamasında olayın nasıl geliştiği, sürüş biçimi, varsa ölçüm sonuçları ve tanık beyanları değerlendirilir. Toplanan delillere göre savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir ya da iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Kovuşturma aşamasında mahkeme, ilgili fıkranın koşullarının bulunup bulunmadığını ve varsa gerçekleşen zarara ilişkin suçun unsurlarını değerlendirir.
Bu süreçte, alkol veya uyuşturucu etkisinin gerçekten güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı, ölçüm ve tespitlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve tehlikenin somut olarak doğup doğmadığı gibi hususlar savunma açısından önem taşır. Bu argümanların doğru ve zamanında ileri sürülmesi, sürecin sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir.
Beraat kararının doğru usuli gerekçeyle kurulması da uygulamada önem taşıyan bir konudur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.01.2016 tarihli, 2015/5222 Esas ve 2016/650 Karar sayılı kararında, 1,02 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, atılı suçun unsurlarının yasal olmayan gerekçelerle oluşmadığı kabul edilerek beraatine karar verilmesi bozma nedeni sayılmakla birlikte, ayrıca kabul ve uygulamaya göre de bir usul hatası tespit edilmiştir: mahkeme, “suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” sonucuna ulaşmışsa CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat hükmü kurması gerekirken, uygulama alanı bulunmayan CMK’nın 223/2-d maddesine dayanmıştır.
Bu karar, beraat gerekçesinin yalnızca sonuç itibarıyla değil, dayandığı usul hükmü bakımından da isabetli seçilmesi gerektiğini göstermektedir; zira her beraat nedeni farklı hukuki ve fiili sonuçlar doğurabilir.
Bu suç, günlük yargı pratiğinde sık karşılaşılan ve çoğu zaman doğrudan kişilerin sürücü belgesini ve özgürlüğünü etkileyen sonuçlar doğuran bir suçtur. Özellikle bir kazayla birleştiğinde sorumluluğun kapsamı önemli ölçüde genişleyebilir. Bu nedenle böyle bir isnat veya soruşturmayla karşılaşmanız halinde, dosyanızı bir ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz büyük önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun cezası nedir?
Ceza, uygulanan fıkraya göre değişir. Ulaşım işaretlerine veya sistemine müdahale (179/1) bir yıldan altı yıla kadar; aracı tehlikeli şekilde sevk ve idare (179/2) dört aydan iki yıla kadar; alkol, uyuşturucu veya başka bir nedenle emniyetsiz araç kullanma (179/3) ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Alkollü araç kullanmak her durumda bu suçu oluşturur mu?
TCK 179/3, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde olmasına rağmen araç kullanmayı cezalandırır. Belirleyici olan, kişinin güvenli sürüş yeteneğini yitirmiş olmasıdır. Ayrıca Karayolları Trafik Kanunu kapsamında idari para cezası ve sürücü belgesine el konulması gibi idari yaptırımlar da ayrıca gündeme gelebilir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda kaç promilden itibaren ceza sorumluluğu doğar?
Yargıtay içtihadında, bireysel farklılıkları elimine edecek şekilde 1,00 promilin üzerinde saptanan alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceği bilimsel olarak kabul edilmektedir. 2918 sayılı KTK’nın 48/6. maddesi de 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca TCK 179/3 hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Bununla birlikte 1,00 promilin altındaki değerlerde de, kişinin somut olarak emniyetli sürüş yeteneğini yitirdiği başka delillerle ortaya konabiliyorsa suç oluşabilir.
İdari para cezası ile TCK 179/3 cezası aynı anda uygulanır mı, bu çifte cezalandırma sayılır mı?
Hayır. İdari yaptırım (para cezası, sürücü belgesine el konulması) ile TCK 179/3 kapsamındaki cezai sorumluluk, birbirinden bağımsız ve farklı hukuki rejimlere ait sonuçlardır. Yargıtay, bu iki yaptırımın birlikte uygulanmasının aynı fiilin iki kez cezalandırılması anlamına gelmediğini açıkça kabul etmiştir.
Alkol ölçümü olay anından saatler sonra yapılırsa sonuç geçerli sayılır mı?
Evet, geriye dönük hesaplama yöntemiyle olay anındaki promil düzeyi belirlenebilir ve bu tespit mahkûmiyete esas alınabilir. Yargıtay, kan numunesinin kaza anından sonra alındığı olaylarda dahi, olay anı itibarıyla hesaplanan promil değerinin güvenli sürüş yeteneğinin kaybı bakımından dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.
Bu suçun oluşması için kaza yapılması gerekir mi?
Hayır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma bir tehlike suçudur; cezalandırma için ulaşım güvenliği bakımından tehlikenin doğması yeterlidir, bir kaza yaşanması şart değildir. Ancak bir kaza meydana gelir ve bir kişi yaralanır veya ölürse, ayrıca taksirle yaralama veya öldürme suçları da gündeme gelir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Bu suç şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yürütür.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanabilir mi?
Cezanın miktarı ve failin kişisel durumu, sabıka geçmişi gibi kanuni koşulların sağlanması halinde HAGB, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevirme gibi kurumların uygulanması mümkündür. Bu, somut olayın koşullarına ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
Daha önce bu suçtan veya başka bir suçtan mahkûmiyeti bulunan kişi hakkında tekerrür hükümleri nasıl uygulanır?
Sanığın kesinleşmiş önceki bir mahkûmiyeti varsa, TCK 58. madde uyarınca tekerrür hükümleri gündeme gelebilir. Yargıtay içtihadına göre, hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının ve tekerrür koşullarının hükümde açıkça gösterilmesi gerekir; bu belirleme hatalı yapılırsa bozma nedenidir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir.
Sürücü belgesine (ehliyete) el konulması, TCK 179/3’ten mahkûmiyetle aynı şey midir?
Hayır. Sürücü belgesine el konulması, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında uygulanan idari bir tedbirdir ve trafik zabıtası veya idari makamlarca uygulanır. TCK 179/3’ten mahkûmiyet ise ayrı bir yargılama sonucunda mahkemece verilen cezai bir hükümdür; ikisi birbirinden bağımsız olarak aynı olay nedeniyle bir arada uygulanabilir.
Alkolmetre ölçümüne itiraz edilebilir mi?
Evet. Sürücü, kolluk tarafından yapılan alkolmetre ölçümüne itiraz ederek kan veya idrar tahlili yoluyla ikinci bir tespit talep edebilir. Ölçüm cihazının kalibrasyonu, ölçüm zamanı ile olay anı arasındaki fark ve numune alım koşulları da savunmada itiraz konusu yapılabilir.
Ticari araç sürücüleri ile özel araç sürücüleri için alkol sınırı farklı mıdır?
Evet. Ticari araç sürücüleri (taksi, dolmuş, minibüs, otobüs, kamyon gibi araçları kullananlar) için idari yaptırım eşiği daha düşük promil değerlerinden başlarken, özel araç sürücüleri için eşik daha yüksektir. Her iki grup için de 1,00 promilin üzerindeki değerler TCK 179/3 kapsamında ayrıca cezai soruşturmaya konu olur.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


2 Yorumlar