İçindekiler
Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malın işgal edilmesini, sınırlarının değiştirilmesini veya hak sahibinin yararlanmasının engellenmesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 154. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Komşunun arazisinin bir kısmını çitle içine almaktan, ortak bir alanı izinsiz işgal etmeye kadar uzanan bu fiiller, özellikle taşınmaz uyuşmazlıklarının yoğun olduğu yerlerde sıkça karşımıza çıkar.
Bu yazıda; hakkı olmayan yere tecavüz suçunun tanımını, unsurlarını (maddi ve manevi unsur), farklı işleniş biçimlerini ve cezasını, “bir hakka dayanmaksızın” unsurunun önemini, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Korunan Hukuki Değer
Bu suçta korunan temel değer, taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkı ve zilyetliktir. Suç, taşınmaz malın hak sahibinin rızası ve hukuki dayanak olmaksızın işgal edilmesini, kullanımının engellenmesini veya sınırlarının bozulmasını cezalandırır. Ayrıca köye veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler ile suların korunması da bu madde kapsamına alınmıştır.
Suçun Unsurları
Bir fiilin hakkı olmayan yere tecavüz suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Fail
Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.
Mağdur
Suçun mağduru, tecavüze uğrayan taşınmazın maliki, zilyedi veya hak sahibidir. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler bakımından ise korunan menfaat toplumsal bir nitelik taşır.
Suçun Konusu
Suçun konusu, başkasına ait taşınmaz mal veya eklentileridir. Hırsızlık ve mala zarar vermeden farklı olarak, bu suç esas itibarıyla taşınmazlar (arazi, arsa, bina ve benzerleri) üzerinde işlenir. Ayrıca köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler ile kamuya ya da özel kişilere ait sular da suçun konusu kapsamındadır.
Maddi Unsur (Hareket)
Suçun maddi unsuru, seçimlik hareketli biçimde düzenlenmiştir. Failin;
- başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etmesi,
- taşınmazın sınırlarını değiştirmesi veya bozması,
- hak sahibinin taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olması
hareketlerinden herhangi birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterlidir. Ayrıca köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerleri zapt etmek, bunlar üzerinde tasarrufta bulunmak ya da sürüp ekmek; kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını (akış yolunu) değiştirmek de bu kapsamda cezalandırılır.
Manevi Unsur (Kast)
Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, bir hakka dayanmaksızın ve başkasının taşınmazını malikmiş gibi kullanma bilinciyle hareket etmesi gerekir. Aşağıda göreceğimiz üzere, failin gerçekten bir hakka dayanması durumunda bu suç oluşmaz.
Suçun Şekilleri ve Cezası
Taşınmaz Malın İşgali, Sınırların Değiştirilmesi veya Yararlanmaya Engel Olma
Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan ya da hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilir.
Köye veya Ortak Yararlanmaya Terk Edilmiş Yerlerin Zaptı
Köy tüzel kişiliğine ait olduğu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğu belgelerle veya bilirkişi incelemesiyle anlaşılan yerleri kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kişi hakkında da aynı cezaya hükmolunur. Bu hüküm, ortak kullanıma ait alanların haksız işgalini önlemeyi amaçlar.
Suların Mecrasını Değiştirme
Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kişi hakkında da yine aynı ceza uygulanır. Suyun doğal akış yolunun haksız biçimde değiştirilmesi, hem mülkiyet hakkını hem de hak sahiplerinin sudan yararlanmasını ihlal ettiğinden bu suç kapsamında değerlendirilir.
“Bir Hakka Dayanmaksızın” Unsurunun Önemi
Bu suçun en kritik unsurlarından biri, fiilin bir hakka dayanmaksızın işlenmesidir. Eğer kişi, taşınmaz üzerinde gerçek bir hakka (örneğin mülkiyet, kira veya başka bir hukuki dayanağa) sahipse, hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşmaz. Örneğin bir taşınmazı gerçekten kiralayan kişinin orada bulunması suç değildir.
Uygulamada bu nokta sıklıkla tartışma konusu olur; çünkü taraflar arasında çoğu zaman taşınmazın gerçek hak sahibinin kim olduğu ihtilaflıdır. Bu nedenle suçun varlığı, çoğu kez taşınmaza ilişkin hukuki durumun (tapu kaydı, zilyetlik, sınırlar vb.) ayrıntılı incelenmesini gerektirir.
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz ile Hukuk Davalarının İlişkisi
Taşınmaza yapılan haksız müdahaleler, çoğu zaman aynı anda hem cezai hem de hukuki sürece konu olabilir. Cezai süreçte hakkı olmayan yere tecavüz suçundan soruşturma yürütülürken; hukuk mahkemelerinde, müdahalenin durdurulmasına yönelik davalar (men-i müdahale / el atmanın önlenmesi gibi) açılabilir. Bu iki süreç birbirinden bağımsız olarak yürüyebilir. Taşınmazınıza yapılan bir müdahale halinde, hem ceza hem de hukuk yollarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Şikâyet ve Uzlaştırma
Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun, özel kişilere ait taşınmazlara yönelik temel hali şikâyete bağlıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için suçtan zarar görenin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler gibi kamusal nitelik taşıyan durumlarda ise, korunan menfaatin niteliği nedeniyle soruşturmanın re’sen yürütülebileceği kabul edilmektedir.
Uzlaştırma bakımından, suçun şikâyete bağlı hali uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Akrabalar Arası Tecavüz: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)
Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi halinde, malvarlığına karşı suçlara ilişkin şahsi cezasızlık sebebi gündeme gelebilir. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalarda ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir.
Zararın Giderilmesi
Malvarlığına karşı suçlarda öngörülen etkin pişmanlık düzenlemesi (TCK 168), açıkça sayılan suçlar bakımından uygulanır. Hakkı olmayan yere tecavüz suçu bu düzenlemede ayrıca sayılmadığından, etkin pişmanlık hükümlerinin doğrudan uygulanması öngörülmemiştir. Bununla birlikte, failin taşınmazı tahliye etmesi, sınırları eski haline getirmesi ve zararı gidermesi, cezanın belirlenmesinde lehe bir unsur olarak değerlendirilebilir. Bu konudaki değerlendirme somut olaya göre yapılacağından, bir avukata danışmanız önemlidir.
Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç
Teşebbüs
Fail, taşınmazı işgal etmek veya sınırlarını değiştirmek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Zincirleme Suç
Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla kez tecavüz fiilini gerçekleştirmesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.
HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi
Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür. Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
5841 Sayılı Kanun Değişikliğinden Sonra Kamu Arazisinin İşgali Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2012/28331 E. – 2013/13492 K., 14.05.2013 T.
Kararın Özeti
Aydın’ın Didim ilçesindeki bir parselde zeytin ağacı dikildiğinin tespiti üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m.154) suçlarından dava açılmıştır. Keşif ve bilirkişi incelemelerinde, alandaki ağaçların yaşı ve son bakım tarihi (2007) saptanmış; ayrıca parselin doğal sit alanı sınırları dışında kaldığı belirlenmiştir. Yerel mahkeme her iki suçtan da beraat kararı vermiş; Yargıtay bu kararı onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
İki ayrı suç bakımından da unsurlar oluşmamıştır. 2863 sayılı Kanun yönünden, parselin doğal sit alanı dışında kalması nedeniyle suçun unsurları yoktur. Hakkı olmayan yere tecavüz yönünden ise belirleyici olan, 5841 sayılı Kanun ile TCK m.154/1’de yapılan değişikliktir: Bu değişiklik sonrası, kamu arazisi üzerinde gerçekleştirilen işgal suç olmaktan çıkarılmıştır. Bu nedenle kamu arazisine yapılan müdahale (zeytin dikimi) artık hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturmaz. Yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmadığından beraat kararı isabetlidir.
“…kamu arazisi üzerinde gerçekleştirilen işgalin suç olmaktan çıkarıldığı, bu bakımdan hakkı olmayan yere tecavüz suçunun da unsurları itibariyle oluşmadığı…”
Değerlendirme
Bu karar, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun kapsamındaki yasal daralmayı ortaya koyması bakımından önemlidir. TCK m.154, esas olarak bir kişinin başkasına ait taşınmazı veya eklentilerini malikin rızası olmaksızın işgal etmesini, sınır işaretlerini kaldırmasını/yerini değiştirmesini ya da sınırları değiştirmesini cezalandırır. 5841 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik, bu suçun kapsamından kamu (devlet/hazine) arazisinin işgalini çıkarmıştır. Dolayısıyla:
| İşgal Edilen Yer | TCK m.154 Bakımından Sonuç |
|---|---|
| Başkasına ait özel taşınmaz / eklentisi | Suç oluşabilir |
| Kamu (hazine) arazisi | 5841 sayılı Kanun sonrası suç oluşmaz |
Kararın iki yan ilkesi de pratik açıdan değerlidir. Birincisi, lehe kanun uygulaması (TCK m.7): Bir fiil işlendiği sırada suç olsa bile, sonradan yapılan bir değişiklikle suç olmaktan çıkarılmışsa, bu lehe düzenleme geçmişe yürür ve fail hakkında -fiil kanunda suç olarak tanımlanmadığından- beraat kararı verilir. İkincisi, suç tarihinin belirlenmesi: Süregelen/temadi eden nitelikteki işgal eylemlerinde, suç tarihi olarak son müdahalenin yapıldığı tarih (burada bakım-budama işlerinin yapıldığı 2007) esas alınır. Sonuç olarak, kamu arazisine yönelik işgaller bu suç tipinin dışında kalmakla birlikte, kamu arazisinin korunması idari yollar ve diğer mevzuat (örneğin ecrimisil, idari men/yıkım işlemleri) çerçevesinde ayrıca sağlanabilir; ceza hukuku bakımından ise hakkı olmayan yere tecavüz suçu, esas itibarıyla özel mülkiyete konu taşınmazlara yönelik müdahalelerle sınırlıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/28331 E. – 2013/13492 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, hakkı olmayan yere tecavüz
Hüküm : Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Aydın İli, Didim İlçesi, Balat Köyü, 1014 parselde, zeytin ağaçları dikildiğine dair tespit yapılması üzerine sanık hakkında kamu davası açılmış ise de, yargılama aşamasında 17.10.2007 tarihinde keşif yapıldığı, ziraat mühendisi bilikişi raporuna göre, suça konu yerde, 32 yaşlarında 150 adet zeytin ağacı … olduğu, 2007 yılında bakım ve budama işlerinin yapıldığının bildirilmesi karşısında, suç tarihi olarak, son müdahalenin yapıldığı 2007 yılı esas alınarak inceleme yapılmış olup, fen ve arkeolog bilirkişi raporlarına göre, suça konu, Aydın İli, Didim İlçesi, Balat Köyü, 1014 parselin doğal sit alanı sınırları dışında bulunduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, diğer yandan 5237 sayılı TCK’nın 154/1 maddesinde 5841 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, kamu arazisi üzerinde gerçekleştirilen işgalin suç olmaktan çıkarıldığı, bu bakımdan hakkı olmayan yere tecavüz suçunun da unsurları itibariyle oluşmadığı, mahkemece verilen beraat kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı, suçun oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, beraat kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Köy Ortak Malına Tecavüz Suçunda Belirleyici Olan, Taşınmazın Suç Tarihindeki Hukuki Niteliğidir; Sonradan Kazanılan Mera Vasfı Geçmiş Müdahaleyi Suç Haline Getirmez
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/15449 E. – 2023/9433 K., 30.11.2023 T.
Kararın Özeti
Sanık, bir parsele ev ve bahçe yapmak suretiyle müdahale ettiği iddiasıyla, köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan yargılanmıştır. İlk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul ederek beraat kararı vermiştir. Yargıtay, taşınmazın suç tarihinde mera niteliği taşımadığını belirleyerek beraat hükmünü onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Tarım İl Müdürlüğü yazısına göre, sanığın müdahale ettiği yer, eylem ve iddianame tarihinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Hazineye kayıtlı kamu arazisi niteliğindedir; bu taşınmaz, ancak sonradan İl Mera Komisyonu’nun 21.03.2014 tarihli kararıyla mera vasfını kazanmıştır. Suç tarihinde taşınmaz, ne mera ne de köy tüzel kişiliğine ait mera, harman yeri, yol, sulak gibi köylünün ortak kullanımına terk edilmiş yerlerdendir. Dolayısıyla, köy ortak malına tecavüz suçunun aradığı nitelikli taşınmaz unsuru gerçekleşmemiş; suçun unsuru oluşmamıştır.
“…iddianamenin düzenlendiği tarihte mera vasfının bulunmadığı … suç unsurunun bulunmadığı…”
Değerlendirme
Bu karar, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara ilişkin biçiminde, suçun konusunu oluşturan taşınmazın belirli bir hukuki niteliğe sahip olması gerektiğini ortaya koyar. Bu suç tipi, herhangi bir kamu arazisini değil, yalnızca kanunda sayılan nitelikteki yerleri korur:
- Köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlar,
- Köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler: mera, harman yeri, yol, sulak ve benzeri.
Belirleyici ilke şudur: Taşınmazın bu nitelikleri taşıyıp taşımadığı, müdahalenin (suçun) işlendiği tarih esas alınarak değerlendirilir. Eğer taşınmaz, suç tarihinde yalnızca Hazineye ait kamu arazisi ise ve henüz mera veya köy ortak malı niteliğini kazanmamışsa, bu suçun konusunu oluşturmaz; suçun unsuru eksik kalır.
| Taşınmazın Suç Tarihindeki Niteliği | Sonuç |
|---|---|
| Mera / köy ortak malı (harman, yol, sulak vb.) | Suçun konusu olabilir |
| Hazineye ait kamu arazisi (henüz mera/köy ortak malı değil) | Bu suçun unsuru oluşmaz |
Kararın ikinci önemli yönü, sonradan kazanılan vasfın geçmişe etkili olmamasıdır. Taşınmazın müdahaleden (ve iddianameden) sonra mera vasfı kazanması, daha önce yapılmış olan müdahaleyi geriye dönük olarak suç haline getirmez. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, fiilin işlendiği anda taşınmazın korunan nitelikte olması zorunludur. Pratik sonuç olarak, bu tür tecavüz davalarında savunmanın ilk inceleyeceği husus, taşınmazın suç tarihindeki kadastral/idari niteliğidir (tapu kaydı, mera tahsis/komisyon kararları, ilgili idari yazışmalar); taşınmazın korunan niteliği müdahale tarihinde mevcut değilse, suç oluşmaz ve beraat kararı verilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15449 E. – 2023/9433 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/16 E., 2019/999 K.
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında Keskin Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2010 tarihli iddianamesi ile köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2011 tarihli kararı ile sanık hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 17.05.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Sanığın denetim süresi içinde 21.02.2014 tarihinde suç işlemesi üzerine mahkemesince suç ihbarı yapılmıştır.
3. Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nin, 24.09.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafisinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A) İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, tapuda “Mera” olarak kayıtlı parsele ev ve tandır yapmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda sanığın sübut bulan köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B) Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Suça konu hazine arazisinin suç tarihi itibariyle “kamu malı” niteliğinde Maliye Hazinesine ait olduğu ve köy tüzel kişiliğine ait mera, harman yeri, yol ve sulak gibi köylünün ortak kullanılmasına terk edilmiş yerlerden olmadığı, ilgili yerin mera vasfını kazandığı 21.03.2014 tarihinden önceki müdahale eylemlerinin suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Dosyadaki delillere göre sanığın … Köyü 125 ada 4 parselde bulunan mera arazisine ev ve bahçe yapmak suretiyle müdahale ettiği hususu tespit edilmiş ise de; Kırıkkale Tarım İl Müdürlüğünü’nün yazı cevabına göre, sanığın işgal ettiği belirtilen meranın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Hazineye kayıtlı kamu arazisi iken İl Mera Komisyonu’nun 21.03.2014 gün ve 652/36 sayılı kararı ile mera vasfını kazandığı, dolayısıyla sanık hakkında atılı suçtan iddianamenin düzenlendiği tarihte mera vasfının bulunmadığı, köy tüzel kişiliğine ait mera, harman yeri, yol ve sulak gibi köylünün ortak kullanılmasına terk edilmiş yerlerden de olmaması nedeniyle suç unsurunun bulunmadığına yönelik Mahkemece kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi’nin, 24.09.2019 tarihli kararında katılan … vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Keskin Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.
Su Pompasının Fişini Çekerek Sulamayı Engellemek, Madde 154’teki Seçimlik Hareketlere Uymadığından Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2013/10950 E. – 2013/28200 K., 27.11.2013 T.
Kararın Özeti
Sanığın, su pompasının fişini çekerek katılanlara ait taşınmazın sulanmasını engellediği olayda, yerel mahkeme hakkı olmayan yere tecavüz suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir. Yargıtay, bu eylemin TCK m.154’te sayılan seçimlik hareketlerden hiçbirine uymadığını belirleyerek beraat gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. (Dosyadaki diğer sanıklar yönünden verilen beraat hükümleri ile hakaret/tehdide ilişkin hükümler ayrıca onanmış veya usulen incelenmiştir.)
Yargıtayın Gerekçesi
TCK m.154, suçun maddi unsuru bakımından belirli (bağlı) hareketler öngörür: taşınmazı tamamen veya kısmen işgal etme, sınırlarını değiştirme veya bozma ya da hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olma. Sanığın su pompasının fişini çekerek sulamayı durdurması, bu hareketlerden hiçbirini içermemektedir; ortada bir işgal, sınır değiştirme/bozma veya bu yollarla yararlanmaya engel olma yoktur. Bu nedenle suçun unsurları oluşmamıştır.
“…işgal etme veya sınırlarını değiştirme veya bozma veya … yararlanmasına engel olma fiillerinden birinin bulunmaması…”
Değerlendirme
Bu karar, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun bağlı hareketli (seçimlik hareketli) bir suç olduğunu ve yalnızca kanunda açıkça sayılan davranışlarla işlenebileceğini ortaya koyar. Suçun oluşması için aşağıdaki hareketlerden en az birinin gerçekleşmesi şarttır:
| Seçimlik Hareket | Açıklama |
|---|---|
| İşgal | Taşınmazı tamamen veya kısmen fiilen ele geçirip kullanma |
| Sınır değiştirme / bozma | Taşınmazın sınırlarını kaydırma, sınır işaretlerini bozma |
| Yararlanmaya engel olma | İşgal/sınır değiştirme yoluyla hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasını engelleme |
Belirleyici ilke şudur: Hak sahibine zarar veren veya onu rahatsız eden her davranış bu suçu oluşturmaz; eylemin, kanunda tanımlanan tipik hareketlerden birine birebir uyması gerekir. Su pompasının fişini çekip sulamayı durdurmak gibi, taşınmazın kullanımını dolaylı olarak zorlaştıran ancak işgal, sınır müdahalesi içermeyen davranışlar, kanunilik ilkesi gereği hakkı olmayan yere tecavüz kapsamı dışındadır. Bu tür eylemler somut koşullara göre başka bir suç tipini (örneğin mala zarar verme veya tehdit) oluşturabilir ya da yalnızca hukuki (haksız fiil) sorumluluk doğurabilir; ancak m.154’ten mahkûmiyet konusu yapılamaz. Savunma açısından çıkarım, isnat edilen davranışın gerçekten işgal/sınır değiştirme/yararlanmaya engel olma niteliği taşıyıp taşımadığının titizlikle incelenmesi; tipik hareket yoksa beraat kararı verilmesi gerektiğidir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2013/10950 E. – 2013/28200 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz, hakaret ve tehdit
HÜKÜM : -Sanık … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz ve tehdit suçlarından hükümlülük, hakaret suçundan beraat;
-Sanıklar … ve … haklarında hakkı olmayan yere tecavüz, hakaret ve tehdit suçlarından beraat,
-Sanık … hakkında hakaret ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması ve tehdit suçundan beraat
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık … hakkında tehdit suçundan tayin edilen adli para cezasının türü ve miktarına göre, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2. madde uyarınca kararın temyiz edilebilirlik kabiliyeti bulunmadığından sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteğiyle, sanık … hakkında, hakkı olmayan yere tecavüz ve hakaret suçlarından 5271 sayılı CMK.nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından ve itiraz merciince de itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince oybirliğiyle (REDDİNE),
2- Sanıklar …, … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz, hakaret ve tehdit; sanık … hakkında tehdit; sanık … hakkında hakaret suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle sanıklar hakkındaki beraat kararları usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılanlar vekilinin, sanıkların suçlarının sabit olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin oybirliğiyle (ONANMASINA),
3- Sanık … hakkındaki hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Sanığın, su pompasının fişini çekerek katılanlara ait taşınmazın sulanmasını engellemekten ibaret eyleminde, TCK.nun 154. maddesinde belirtilen, taşınmazı tamamen veya kısmen işgal etme veya sınırlarını değiştirme veya bozma veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olma fiillerinden birinin bulunmaması karşısında hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5230 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Komşumun arazimin bir kısmını işgal etmesi hangi suçtur?
Bir hakka dayanmaksızın başkasının taşınmazını kısmen veya tamamen işgal etmek, hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturabilir. Bu suç özel kişilere ait taşınmazlarda şikâyete bağlıdır.
Bu suç için ceza davası mı yoksa hukuk davası mı açmalıyım?
İkisi birlikte gündeme gelebilir. Cezai süreç için şikâyette bulunabilirsiniz; ayrıca müdahalenin durdurulması için hukuk mahkemesinde dava açmanız da mümkündür. Hangi yolların izleneceğini bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.
Tapuda benim adıma kayıtlı yerde bulunmam suç olur mu?
Taşınmaz üzerinde gerçek bir hakkınız varsa, hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşmaz. Suçun temel unsuru, fiilin “bir hakka dayanmaksızın” işlenmesidir.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Özel kişilere ait taşınmazlara yönelik temel hali şikâyete bağlıdır. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler gibi kamusal nitelikli durumlarda soruşturma re’sen yürütülebilir.
Genel Olarak Değerlendirme ve Sonuç
Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkını ve zilyetliği koruyan, özellikle arazi ve sınır uyuşmazlıklarının yoğun olduğu durumlarda sıkça karşılaşılan bir malvarlığı suçudur. Bir taşınmazın haksız işgalinden, sınırlarının bozulmasına ve suların mecrasının değiştirilmesine kadar farklı biçimlerde işlenebilen bu suç, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasını gerektirir.
Bu suçla ilgili süreçte; fiilin gerçekten bir hakka dayanıp dayanmadığı, taşınmaza ilişkin hukuki durum ve şikâyet süresi belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.
Hakkı olmayan yere tecavüz suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, ceza davası süreci hakkında sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95
