İçindekiler
Yalan tanıklık suçu, tanık dinlemeye yetkili bir makam önünde tanık sıfatıyla dinlenen kişinin bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması, gerçeği inkâr etmesi veya bildiklerini kısmen ya da tamamen saklamasıyla oluşan suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 272’nci maddesi uyarınca soruşturma aşamasında 4 aydan 1 yıla kadar, mahkeme huzurunda veya yeminli tanıklıkta 1 yıldan 3 yıla kadar, üst sınırı 3 yılı aşan bir suçun soruşturma veya kovuşturmasında ise 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Yalan tanıklık sonucunda aleyhine tanıklık yapılan kişi ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olmuşsa ceza 20 yıldan 30 yıla kadar hapis, hapis dışında bir adli veya idari yaptırıma maruz kalmışsa 3 yıldan 7 yıla kadar hapis olur. Aleyhine tanıklık yapılan kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa ve sonradan fiili işlemediği için beraat etmişse fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
Yalan tanıklık suçu Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir. Davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar ve temel hâllerde dava zamanaşımı 8 yıldır. TCK m.273 yakınlarını korumak için yalan söyleyen veya tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmayan tanık için indirim ya da ceza vermekten vazgeçme imkânı tanır.
TCK m.274 ise gerçeği zamanında söyleyen tanığa cezasızlık veya indirim sağlar. Bu yazıda madde metni, Anayasa Mahkemesinin 272/6’daki kısmi iptal kararı, suçun unsurları, kolluk ifadesinin neden yalan tanıklık sayılmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020’de lehe yalan tanıklıkta etkin pişmanlık konusunda verdiği içtihat değişikliği, iftira ve suçluyu kayırma gibi benzer suçlardan farklar, yargılama usulü ve yalan tanıklığın asıl dava ile tazminat bakımından sonuçları güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Yalan Tanıklık Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Yalan tanıklık suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı ve 08.05.2018 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/498 E., 2014/154 K. sayılı ve 01.04.2014 tarihli kararı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kolluk ifadelerine ilişkin yerleşik kararları esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse yalan tanıklık suçunun oluşması için:
- Failin, şüpheli, sanık veya müşteki olarak değil, tanık sıfatıyla dinlenmiş olması,
- Tanıklığın Cumhuriyet savcısı, hâkim, mahkeme ya da kanunen tanık dinlemeye yetkili bir kişi veya kurul önünde yapılması (kolluk bu makamlardan değildir),
- Beyanın, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılmış bir soruşturma veya görülmekte olan bir yargılama kapsamında verilmesi,
- Tanığın maddi olay hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması, gerçeği inkâr etmesi ya da sorulan konudaki bilgisini kısmen veya tamamen saklaması,
- Gerçeğe aykırı beyanın uyuşmazlığın esasına ilişkin olması,
- Tanığın bilerek ve isteyerek gerçekten ayrılması (doğrudan kast)
gerekmektedir. Tanığın farklı aşamalardaki beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yeterli değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı kararında, tanığın doğru sandığı açıklamaların objektif olarak gerçek dışı çıkmasının suç için yeterli olmadığını, yanılarak, ihmal ederek veya bilmeyerek söylenen sözlerde suçun unsurlarının oluşmadığını ve gerçeğe aykırı tanıklığın bilinerek ve istenerek yapıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.
A- TCK 272 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272’nci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Yalan tanıklık
Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK m.272’nin ilk üç fıkrası suçun tanıklığın yapıldığı makama ve yargılamanın konusuna göre derecelendirilmiş hâllerini, dördüncü ila sekizinci fıkraları ise yalan tanıklığın aleyhine tanıklık yapılan kişi üzerinde doğurduğu sonuçlara göre ağırlaşan hâllerini düzenler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/498 E., 2014/154 K. sayılı kararına göre birinci fıkradaki temel hâl, yemin verdirme yetkisi bulunmayan kişi veya kurul önünde yapılan tanıklığı kapsar; yemin suçun unsuru değildir, ancak yeminli tanıklık suçun daha ağır cezalandırılan nitelikli hâlidir.
1- Anayasa Mahkemesinin 272/6’daki Kısmi İptal Kararı ve Sonuçları
Madde metnindeki “(…)” işareti bir iptal kararını gösterir. TCK m.272/6’nın ilk hâlinde, aleyhine tanıklık yapılan kişi süreli hapis cezasına mahkûm olmuşsa yalan tanığa “mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar” hapis cezası verileceği yazılıydı. Anayasa Mahkemesi 2014/116 E., 2015/4 K. sayılı ve 14.01.2015 tarihli kararıyla “süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına” ibaresini Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. Karar 29.04.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve altı ay sonra, 29.10.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde, mahkemede yalan tanıklığın temel cezası 1-3 yıl iken, aleyhine tanıklık yapılan kişinin kısa süreli hapse mahkûm olması hâlinde “üçte iki” kuralının nitelikli hâli temel hâlden daha hafif cezalandırdığını tespit etmiştir. Örneğin aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi 6 ay hapse mahkûm olursa yalan tanığa 4 ay hapis verilmesi gerekiyordu. Anayasa Mahkemesi bu sonucun adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığına karar vermiştir.
İptalin bugün için sonuçları şunlardır:
- Aleyhine tanıklık yapılan kişi süreli hapis cezasına mahkûm olmuşsa artık 272/6 uygulanmaz. Yalan tanık, tanıklığın yapıldığı makama ve yargılamanın konusuna göre 272/1, 272/2 veya 272/3 uyarınca cezalandırılır.
- 272/6 yalnızca ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis mahkûmiyeti hâlinde uygulanır ve bu hâlde ceza 20-30 yıl hapistir.
- 272/7’deki “infaza başlanmışsa yarı oranında artırım” altıncı fıkraya bağlı olduğundan artık yalnızca müebbet mahkûmiyetleri kapsar. TCK m.61/7 uyarınca süreli hapis cezasında sonuç ceza 30 yılı aşamaz.
- İptal kararı lehe kanun niteliğinde olduğundan TCK m.7/2 gereği 29.10.2015’ten önce işlenen ancak henüz kesin hükme bağlanmamış eylemlere de uygulanır.
Uygulamada gözden kaçan bir sonuç da şudur: Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi yalnızca adli para cezasına mahkûm edilmişse 272/8 uyarınca yalan tanığa 3-7 yıl hapis verilirken, aynı kişi süreli hapse mahkûm edilmişse yalan tanığın cezası çoğu durumda 1-3 veya 2-4 yıl aralığında kalır. Bu dengesizlik iptalin ardından kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapmamasından kaynaklanmaktadır.
B- Yalan Tanıklık Suçunun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer ve Suçun Mağduru
Yalan tanıklık suçuyla korunan hukuki değer, yargılamanın gerçeğe aykırı beyanlarla yanlış yönlendirilmesinin önlenmesi, yani adil yargılanma ve adliyenin doğru işleyişidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı kararında suçla, yargılamanın doğru olmayan beyanlarla gerçeğe aykırı biçimde yönlendirilmesinin önüne geçilerek adaletin tecellisinin ve yargılamanın taraflarının haklarının korunmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
Yalan tanıklığın birincil mağduru toplumdur, ancak yalan beyan nedeniyle zarar gören kişi de mağdur sayılabilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3857 E., 2015/3837 K. sayılı kararında, yalan tanıklık doğrudan kişiye karşı işlenen bir suç olmasa da yargılanan kişi aleyhine hak kısıtlaması doğuran bir tedbir uygulanmasına, mahkûmiyete veya tarafı olduğu davayı kaybetmesine sebep olunmuşsa o kişinin de suçun mağduru olduğunu kabul etmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5988 E., 2015/5242 K. sayılı kararında da suçtan doğrudan zarar gören kişinin duruşmaya çağrılıp müşteki olarak beyanının alınması ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi, ceza yargılamasının taraflarından biri olan katılan sıfatıyla davaya katılabilir.
2- Fail: Tanık Sıfatıyla Dinlenmiş Olmak
Yalan tanıklık özgü bir suçtur; yalnızca usulüne uygun biçimde tanık sıfatıyla dinlenen kişi tarafından işlenebilir. Şüpheli, sanık, müşteki veya katılan olarak verilen beyanlar, içeriği gerçeğe aykırı olsa bile yalan tanıklık oluşturmaz. Yargıtay bu konuda üç tipik durumu birbirinden ayırmaktadır:
- Şüpheli veya sanık beyanı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/3260 E., 2024/1659 K. sayılı ve 22.02.2024 tarihli kararında, kendi hakkındaki dosyada etkin pişmanlıktan yararlanmak için şüpheli veya sanık sıfatıyla beyanda bulunan kişinin, sonradan tanık olarak dinlendiği davada bu beyandan kısmen farklı konuşmasının, ilk beyan tanık sıfatıyla verilmediği için yalan tanıklık oluşturmadığını belirtmiştir.
- Müşteki beyanı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/10906 E., 2022/15072 K. sayılı ve 24.10.2022 tarihli kararında, duruşmada müşteki sıfatıyla dinlenen ve tanık yemini yaptırılmayan kişinin beyanı nedeniyle yalan tanıklık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir.
- Olaya karışmış kişinin tanık olarak dinlenmesi: Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/439 E., 2016/4654 K. sayılı ve 13.06.2016 tarihli kararında, alkollü araç kullanma davasında aracı kendisinin kullandığını söyleyen ve hakkında cezai işlem başlatılma ihtimali bulunan kişinin eyleminin tanık statüsünde değerlendirilemeyeceğini, fiilin suçluyu kayırma suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.
3- Tanık Dinlemeye Yetkili Makam: Kolluk İfadesi Neden Yalan Tanıklık Değildir?
Polis veya jandarmaya verilen gerçeğe aykırı ifade yalan tanıklık suçunu oluşturmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 43’üncü maddesinin 5’inci fıkrasına göre tanıklığa ilişkin hükümler kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi hâlinde uygulanır. Kollukta alınan beyan teknik olarak “bilgi alma” niteliğindedir ve kolluğun yeminli tanık dinleme yetkisi yoktur.
Yargıtay bu konuda istikrarlı bir içtihat oluşturmuştur:
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/6114 E., 2013/10332 K. sayılı kararında, polis merkezinde tanık sıfatıyla verilen gerçeğe aykırı beyanın, kolluk görevlileri tanık dinlemeye yetkili makam olmadığından yalan tanıklık oluşturmayacağını ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/4103 E., 2013/8656 K. sayılı kararında aynı ilkeyi jandarmada alınan ifade için tekrarlamıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/6676 E., 2023/1533 K. sayılı ve 22.03.2023 tarihli kararında, CMK m.43/5 karşısında yeminli tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından düzenlenen bilgi alma tutanağındaki beyan nedeniyle mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/16895 E., 2021/3810 K. sayılı ve 11.03.2021 tarihli kararında, kolluk beyanı yalan tanıklık oluşturmadığından, o beyanı verdirmek için başkasını yönlendiren kişi yönünden yalan tanıklığa azmettirme suçunun da oluşmayacağına hükmetmiştir.
Kolluk ifadesinin yalan tanıklık sayılmaması, kollukta söylenen her yalanın cezasız kaldığı anlamına gelmez. Kollukta belirli bir kişiye işlemediği bir suçu yüklemek iftira suçu (TCK m.267), işlenmemiş bir suçu ihbar etmek suç uydurma (TCK m.271), bir suçluyu korumak için gerçeğe aykırı bilgi vermek ise suçluyu kayırma (TCK m.283) suçunu oluşturabilir. Ayrıca kollukta söylenen yalanın Cumhuriyet savcısı veya mahkeme önünde tanık olarak tekrarlanması hâlinde yalan tanıklık suçu bu ikinci beyanla oluşur.
4- Hareket: Yalan Söylemek, Gerçeği İnkâr Etmek veya Bilgiyi Saklamak
Yalan tanıklık suçunun hareket unsuru üç biçimde gerçekleşebilir. Madde gerekçesine göre suçun maddi unsuru “yalan söylemek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkındaki bilgiyi, bilerek, kısmen veya tamamen saklamaktır”; yalan söylemek, gerçeği inkâr etmeyi de kapsar. Buna göre:
- Olumlu yalan: Görülmeyen bir olayı görmüş gibi anlatmak veya olayı farklı anlatmak.
- İnkâr: Bilinen ve görülen bir olayı hiç olmamış gibi göstermek.
- Saklama (susarak yalan): Bildiği hususları kısmen veya tamamen gizlemek, örneğin bilgisi olduğu hâlde “hatırlamıyorum”, “görmedim” demek.
Tanığın kendi görgüsünü değil başkasından duyduklarını aktardığı durumlarda değerlendirme daha dikkatli yapılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/498 E., 2014/154 K. sayılı kararında, olayı bizzat görmeyip mağdurdan duyduklarını aktaran tanığın savcılık ve mahkeme beyanları arasındaki kısmi çelişkinin yorum farkı olarak değerlendirilebileceğini, bu nedenle mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığını kabul ederek sanığın beraatine yönelik itirazı kabul etmiştir.
5- Beyanın Uyuşmazlığın Esasına İlişkin Olması
Yalan tanıklık bir sırf hareket suçudur; yalan beyan sonucunda bir hüküm kurulmuş olması veya beyanın hükme esas alınması aranmaz. Bununla birlikte Yargıtay, gerçeğe aykırı beyanın davanın esasıyla ilgili olmasını aramaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1687 E., 2023/724 K. sayılı ve 22.02.2023 tarihli kararında, görevi yaptırmamak için direnme davasında aracı kendisinin kullandığını söyleyen tanığın beyanının davanın esasına etkili nitelikte olmadığını, bu nedenle yalan tanıklık suçunun oluşmadığını belirtmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/577 E., 2023/1751 K. sayılı ve 28.03.2023 tarihli kararında da disiplin soruşturmasında verilen ve soruşturmanın esasına etkili olmayan beyan nedeniyle mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Buna karşılık beyanın hükme esas alınmamış olması tek başına beyanın doğru olduğunu da göstermez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15596 E., 2023/4111 K. sayılı ve 05.06.2023 tarihli kararında, tanık beyanının asıl davada hükme esas alınmamasının beyanın yalan olduğuna dair kesin delil oluşturmayacağını, beyanın aksinin kesin olarak ispat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
6- Manevi Unsur: Doğrudan Kast
Yalan tanıklık suçu yalnızca kasten ve doğrudan kastla işlenebilir; taksirle yalan tanıklık yoktur. Tanığın bilerek ve isteyerek gerçekten ayrılması gerekir. Unutma, algılama hatası, heyecan veya olayı kendi algılayış biçimiyle samimi olarak anlatma hâllerinde suç oluşmaz. Failin saiki, örneğin bir yakınını korumak, para almak veya korkmak, suçun oluşumunu etkilemez; bu durumlar ancak TCK m.273, TCK m.28 veya cezanın belirlenmesi aşamasında değerlendirilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/11577 E., 2012/18405 K. sayılı ve 25.09.2012 tarihli kararında, beyanında aşamalarda ısrar eden ve kendi beyanları arasında çelişki bulunmayan tanığın ifadesi ile boşanma davasındaki diğer tanıkların anlatımları arasındaki çelişkinin, asıl davada vicdani kanıyı oluşturabileceğini ancak yalan tanıklık için kesin kanıt olamayacağını belirtmiştir.
7- Baskı veya Tehdit Altında Yalan Tanıklık (TCK m.28)
Tanık, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı bir cebir, şiddet ya da muhakkak ve ağır bir tehdit sonucu yalan söylemişse TCK m.28 uyarınca ceza verilmez ve bu durumda cezayı tehdidi yapan kişi alır. Ancak Yargıtay bu hükmün uygulanmasında yüksek bir eşik aramaktadır. Cebir ve tehdit altında işlenen suçlarda kusurluluk meselesini değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298 E., 2020/499 K. sayılı ve 03.12.2020 tarihli kararında, kasten öldürme davasında azmettiren sanık firarda iken lehe yalan tanıklık yapan ve sanık yakalanınca gerçeğe dönen tanıklar yönünden TCK m.28’in şartlarının oluşmadığını çoğunlukla kabul etmiş, ancak tanıkların gerçeği hükümden önce söylemiş olmaları nedeniyle TCK m.274/1’deki etkin pişmanlık hükmünü uygulamıştır.
Tanık üzerinde baskı kuran kişi ise ayrıca tehdit suçundan sorumlu olabileceği gibi, şartları varsa adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs (TCK m.288) veya yalan tanıklığa azmettirme suçundan da yargılanabilir.
C- Yalan Tanıklık Suçunun Cezası ve Nitelikli Hâlleri
Yalan tanıklık suçunun cezası, tanıklığın yapıldığı makama, yargılamanın konusu olan suçun ağırlığına ve yalan tanıklığın aleyhine tanıklık yapılan kişi üzerinde doğurduğu sonuca göre değişir:
| Fıkra | Durum | Ceza |
|---|---|---|
| 272/1 | Soruşturmada, yemin verdirme yetkisi olmayan makam önünde yalan tanıklık | 4 ay – 1 yıl hapis |
| 272/2 | Mahkeme huzurunda veya yemin ettirilerek yapılan yalan tanıklık | 1 – 3 yıl hapis |
| 272/3 | Üst sınırı 3 yıldan fazla hapis gerektiren suçun soruşturma veya kovuşturmasında | 2 – 4 yıl hapis |
| 272/4 | Aleyhine tanıklık yapılana gözaltı ve tutuklama dışında koruma tedbiri uygulanması ve kişinin fiili işlemediği için beraat etmesi veya KYOK verilmesi | Yukarıdaki ceza yarı oranında artırılır |
| 272/5 | Aleyhine tanıklık yapılanın gözaltına alınması veya tutuklanması ve fiili işlemediği için beraat etmesi veya KYOK verilmesi | Ayrıca TCK m.109 uyarınca dolaylı faillik |
| 272/6 | Aleyhine tanıklık yapılanın ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olması | 20 – 30 yıl hapis |
| 272/7 | 272/6’daki cezanın infazına başlanmış olması | 272/6 cezası yarı oranında artırılır (sonuç ceza en fazla 30 yıl) |
| 272/8 | Aleyhine tanıklık yapılana hapis dışında adli veya idari yaptırım uygulanması | 3 – 7 yıl hapis |
1- Temel Hâl: Soruşturmada Yeminsiz Yalan Tanıklık (TCK m.272/1)
TCK m.272/1, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılmış bir soruşturmada, yemin verdirme yetkisi bulunmayan yetkili kişi veya kurul önünde yapılan yalan tanıklığı düzenler. Tipik örnek, Cumhuriyet savcısı önünde yemin ettirilmeden alınan tanık ifadesidir. “Hukuka aykırı fiil” ifadesi yalnızca suçları değil, idari ve disiplin soruşturmalarını da kapsar. Cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapistir.
2- Mahkeme Huzurunda veya Yeminli Yalan Tanıklık (TCK m.272/2)
Mahkeme huzurunda yapılan her yalan tanıklık, tanığa yemin ettirilmemiş olsa bile 272/2 kapsamındadır ve cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Hukuk mahkemesinde, iş mahkemesinde veya aile mahkemesinde verilen yalan tanıklık da bu fıkraya girer. Ayrıca Cumhuriyet savcısı önünde yemin ettirilerek alınan tanık ifadesindeki yalan beyan da 272/2 kapsamında değerlendirilir.
3- Üç Yıldan Fazla Hapis Gerektiren Suçun Yargılamasında Yalan Tanıklık (TCK m.272/3)
Yalan tanıklık, kanuni tanımında üst sınırı 3 yıldan fazla hapis cezası öngörülen bir suçun soruşturması veya kovuşturması kapsamında yapılmışsa ceza 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Belirleyici olan, asıl davadaki suçun soyut cezasının üst sınırıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3407 E., 2013/10140 K. sayılı kararında, üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun kovuşturmasında yalan tanıklık yapan sanığın 272/2 yerine 272/3 ile cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/10710 E., 2014/2928 K. sayılı kararında da tefecilik suçunun kovuşturmasında yapılan yalan tanıklık için 272/3’ün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Uygulamada bu fıkra, kasten öldürme, yağma, nitelikli hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık, cinsel suçlar ve uyuşturucu suçları gibi ağır ceza veya asliye cezada görülen ağır suçların yargılamalarında yapılan yalan tanıklıklarda sıkça uygulanır.
4- Aleyhine Tanıklık Yapılan Kişiye Koruma Tedbiri Uygulanması (TCK m.272/4)
Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi hakkında gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri, örneğin adli kontrol, arama, elkoyma veya yurt dışı çıkış yasağı uygulanmışsa ve bu kişi sonradan yüklenen fiili işlemediği için beraat etmiş ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse, ilk üç fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
5- Gözaltı veya Tutuklama: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmadan Dolaylı Faillik (TCK m.272/5)
Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa ve sonradan yüklenen fiili işlemediği için beraat etmiş ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse, yalan tanık yalan tanıklık cezasına ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak da cezalandırılır.
Bu fıkrada ve dördüncü fıkrada aranan şart, kişinin “yüklenen fiili işlemediği için” beraat etmesidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/6001 E., 2019/375 K. sayılı ve 16.01.2019 tarihli kararında, aleyhine tanıklık yapılan kişinin delil yetersizliği ve unsur yokluğu nedeniyle beraat etmesi hâlinde 272/4 ve 272/5’in uygulanamayacağına hükmetmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2011/15936 E., 2013/12649 K. sayılı kararında da tanığın hangi beyanının yalan olduğunun ve tutuklamanın bu yalan beyana dayanıp dayanmadığının şüpheli kaldığı durumda dolaylı faillikten mahkûmiyet kurulamayacağı belirtilmiştir.
6- Mahkûmiyete Yol Açan Yalan Tanıklık (TCK m.272/6, 272/7 ve 272/8)
Yalan tanıklık sonucunda aleyhine tanıklık yapılan kişi ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olmuşsa yalan tanığa 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası verilir; mahkûm olunan cezanın infazına başlanmışsa bu ceza yarı oranında artırılır. Aleyhine tanıklık yapılan kişiye hapis dışında bir adli veya idari yaptırım, örneğin adli para cezası veya idari para cezası uygulanmışsa yalan tanığın cezası 3 yıldan 7 yıla kadar hapistir. Süreli hapis mahkûmiyetine ilişkin hükmün iptal edildiği ve bu hâlde 272/1-3’ün uygulandığı yukarıda açıklanmıştır.
Örnek Ceza Hesaplaması
Aşağıdaki örnekler yalnızca genel bir fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin TCK m.61’e göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.
- Nitelikli hırsızlık davasında mahkemede yalan tanıklık: Nitelikli hırsızlık suçu (TCK m.142) üst sınırı 3 yılı aşan bir suç olduğundan 272/3 uygulanır. Temel ceza alt sınırdan 2 yıl belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 1 yıl 8 ay hapis olur. Bu ceza 2 yılı aşmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme değerlendirilebilir.
- Aynı olayda sanığa adli kontrol uygulanmış ve sanık fiili işlemediği için beraat etmişse: 272/3’e göre belirlenen 2 yıl, 272/4 uyarınca yarı oranında artırılarak 3 yıl olur; TCK m.62 indirimiyle sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapistir ve HAGB ile erteleme sınırı aşılır.
- Sanık yalan tanıklık nedeniyle tutuklanmış ve fiili işlemediği için beraat etmişse: Yalan tanığa 272/3’e göre yalan tanıklık cezası ve ayrıca TCK m.109 uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak ayrı bir ceza verilir.
D- Yalan Tanıklıkta Şahsi Cezasızlık veya Cezanın Azaltılması (TCK m.273)
TCK m.273, belirli hâllerde yalan tanıklık yapan kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılmasına veya ceza vermekten vazgeçilmesine imkân tanır. Madde metni şöyledir:
Madde 273- (1) Kişinin; a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması, b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü, özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmaz.
TCK m.273 bir şahsi cezasızlık veya indirim sebebidir; suçun oluşmasını engellemez, yalnızca yaptırım aşamasında hâkime takdir yetkisi verir. Hâkim, indirim yapmakla ceza vermekten vazgeçmek arasında olayın özelliklerine göre seçim yapar.
1- Kendisini veya Yakınlarını Korumak İçin Yalan Tanıklık (TCK m.273/1-a)
Tanık, kendisinin, üstsoyunun (anne, baba, büyükanne, büyükbaba), altsoyunun (çocuk, torun), eşinin veya kardeşinin soruşturma ya da kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir konuda yalan söylemişse 273/1-a uygulanabilir. Bu bentteki yakınlar sınırlı sayıdadır ve genişletilemez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/1527 E., 2013/7261 K. sayılı ve 03.05.2013 tarihli kararında, lehine yalan tanıklık yapılan kişi sanığın ablasının kocası olduğundan, yani maddede sayılan yakınlardan olmadığından 273/1-a uyarınca ceza vermekten vazgeçilemeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5690 E., 2015/5198 K. sayılı ve 23.12.2015 tarihli kararında ise kardeşinin iddiasını güçlendirmek için yalan beyanda bulunan tanık yönünden 273/1-a’nın tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5988 E., 2015/5242 K. sayılı kararında da oğlu hakkındaki soruşturmada yalan tanıklık yapan sanık yönünden aynı değerlendirmenin yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
2- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Hatırlatılmadan Yapılan Yalan Tanıklık (TCK m.273/1-b)
CMK m.45 uyarınca şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımları ile aralarında evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir. CMK m.48 uyarınca tanık, kendisini veya bu yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten de çekinebilir. Bu haklar tanığa dinlenmeden önce hatırlatılmalıdır. Hatırlatma yapılmadan alınan beyanında gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişi hakkında 273/1-b uygulanabilir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3407 E., 2013/10140 K. sayılı kararında, tanıkların sanığın dayısı olduğu iddiası karşısında nüfus kayıtlarının getirtilip tanıklıktan çekinme hakkı bulunup bulunmadığının ve hakkın hatırlatılıp hatırlatılmadığının araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1302 E., 2023/998 K. sayılı ve 02.03.2023 tarihli kararında, mağdurun kayınvalidesi olan ve Cumhuriyet savcısı huzurunda tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmadan dinlenen sanık yönünden 273/1-b’nin değerlendirilmemesini bozma nedeni saymıştır. Hatırlatmanın içeriği de önemlidir: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/588 E., 2022/262 K. sayılı ve 12.04.2022 tarihli kararında, duruşma tutanağına tanığın yanlış akrabalık bağı yazılarak yapılan ve tanığa hangi kişiye karşı çekinebileceğini açıkça anlatmayan hatırlatmanın usulüne uygun sayılamayacağını belirtmiştir.
3- Özel Hukuk Uyuşmazlıklarında Şahsi Cezasızlık Uygulanmaz (TCK m.273/2)
Boşanma, alacak, kira, tapu iptal, iş davası gibi özel hukuk uyuşmazlıklarında yapılan yalan tanıklıkta TCK m.273/1 hiçbir şekilde uygulanmaz. Yani hukuk davasında eşi veya kardeşi lehine yalan söyleyen tanık, akrabalık bağına dayanarak cezasızlık veya indirim talep edemez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/3607 E., 2012/6879 K. sayılı ve 26.03.2012 tarihli kararında, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında yeminli tanıklık yapan sanık yönünden, özel hukuk uyuşmazlığı kapsamındaki yalan tanıklıkta 273’teki şahsi cezasızlık veya indirim sebeplerinden yararlanılamayacağını belirterek beraat hükmünü bozmuştur.
E- Yalan Tanıklıkta Etkin Pişmanlık (TCK m.274)
Yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlık, failin yalan tanıklık suçunu tamamladıktan sonra yalan beyanının doğru olmadığını kabul ederek gerçeği açıklamasıdır. Uygulamada “gerçeğe dönme” de denir. Etkin pişmanlık kurumunun genel esasları çerçevesinde TCK m.274, gerçeğin söylendiği zamana göre üç kademe öngörür:
| Gerçeğin söylendiği an | Sonuç |
|---|---|
| Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğuran bir karar verilmeden veya hükümden önce | Cezaya hükmolunmaz (274/1) |
| Hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğuran karar verildikten sonra, ancak hükümden önce | Ceza üçte ikiden yarıya kadar indirilebilir (274/2) |
| Mahkûmiyet kararı verildikten sonra, ancak kesinleşmeden önce | Ceza yarıdan üçte bire kadar indirilebilir (274/3) |
Hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğuran karara örnek olarak gözaltı, tutuklama, adli kontrol veya hukuk davasında verilen ihtiyati tedbir kararı gösterilebilir. Buradaki “hüküm”, yalan tanıklık davasındaki hüküm değil, yalan tanıklığın yapıldığı asıl davada verilecek hükümdür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı kararında failin hangi aşamadaki açıklamalarının yalan tanıklık eylemini, hangilerinin gerçeğe dönmeyi oluşturduğunun kararda gösterilmesi gerektiğini ve kademelerin yalan tanıklığın icra edildiği uyuşmazlıktaki yargısal süreç esas alınarak belirlendiğini açıklamıştır. 274/2 ve 274/3’teki indirimler zorunlu değildir; hâkimin takdirine bırakılmıştır.
1- Lehe Yalan Tanıklıkta Etkin Pişmanlık: 2020 Tarihli İçtihat Değişikliği
TCK m.274’ün her üç fıkrası “aleyhine tanıklık yapılan kişi” ibaresiyle başladığından, sanığın veya bir tarafın lehine yalan tanıklık yapıp sonradan gerçeği söyleyen tanığın bu hükümden yararlanıp yararlanamayacağı uzun süre tartışılmıştır. Bu konudaki içtihat 2020’de değişmiştir:
- Eski görüş: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı ve 08.05.2018 tarihli kararında, tefecilik davasında sanık lehine yalan tanıklık yapan kişinin sonradan gerçeği söylemesi hâlinde, maddenin “yoruma olanak tanımayacak açıklıktaki lafzı” gereği etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağına oyçokluğuyla karar vermiştir.
- Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı: Anayasa Mahkemesi 2017/176 E., 2017/173 K. sayılı ve 28.12.2017 tarihli kararında, 274’teki “aleyhine tanıklık yapılan” ibarelerinin lehe tanıklık yapılan bir davada uygulanacak kural olmadığı gerekçesiyle itiraz başvurusunu esasa girmeden reddetmiştir.
- Yeni görüş: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298 E., 2020/499 K. sayılı ve 03.12.2020 tarihli kararında, kasten öldürmeye azmettirme davasında sanık lehine yalan tanıklık yapan ve asıl davada hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen tanıklar hakkında TCK m.274/1 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin yerel mahkeme direnme kararını oyçokluğuyla isabetli bulmuştur. Kararda azınlıkta kalan üyeler, çoğunluğun yalan tanıklığın lehe veya aleyhe olmasının önemli olmadığı ve eşitlik ilkesi gereği lehe tanıklık yapanların da etkin pişmanlıktan yararlanması gerektiği görüşüne katılmadıklarını açıkça yazmıştır.
Bu kararla birlikte yerleşik uygulama, gerçeğin zamanında söylenmesi hâlinde lehe veya aleyhe ayrımı yapılmaksızın TCK m.274’ün tartışılması gerektiği yönündedir. Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1493 E., 2023/2012 K. sayılı ve 05.04.2023 tarihli kararında, Cumhuriyet savcısı huzurunda yeminli olarak verdiği ilk beyanında katılanların sanığı tehdit ettiğini duyduğunu söyleyen, ek beyanında ise önceki beyanının gerçeğe aykırı olduğunu açıklayan sanık yönünden 274/1’in karar yerinde tartışılmamasını bozma nedeni saymıştır. Bu içtihat değişikliğinden önce verilen ve lehe tanıklıkta etkin pişmanlığı reddeden daire kararları, örneğin Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/6798 E., 2014/11701 K. ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/8438 E., 2016/2512 K. sayılı kararları, güncel uygulamayı yansıtmamaktadır.
2- Etkin Pişmanlığın Uygulanmasında Dikkat Edilecek Noktalar
- Gerçeğin nerede söylendiği önemli değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18043 E., 2022/19560 K. sayılı ve 22.12.2022 tarihli kararında, sanığın yalan tanıklık yaptığı davada hüküm verilmeden önce, kendisi hakkındaki yalan tanıklık soruşturmasında şüpheli sıfatıyla alınan savcılık ifadesinde gerçeği söylemesi hâlinde 274’ün tartışılması gerektiğini belirtmiştir.
- Hukuk davalarında da uygulanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/6128 E., 2023/1743 K. sayılı ve 28.03.2023 tarihli kararında, alacak davasında yalan tanıklık yapan, ancak alacak davası sonuçlanmadan başka bir duruşmada gerçeği anlatan ve yalan beyanı nedeniyle katılan aleyhine hiçbir hüküm verilmemiş olan sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar onanmıştır.
- Kesinleşmeden önce gerçeğe dönme. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/4549 E., 2013/3256 K. sayılı kararında, 274/3’ün ancak aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden gerçeğe dönülmesi hâlinde uygulanabileceği belirtilmiştir.
- Etkin pişmanlık kişiseldir. Yalan tanıklığa azmettiren kişi, tanığın gerçeği söylemesinden kendiliğinden yararlanamaz; azmettiren yönünden etkin pişmanlık şartları ayrıca aranır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/6998 E., 2020/14183 K. sayılı kararında, şartları oluşmadığı hâlde azmettiren hakkında 274/1’in uygulanmasını bozma nedeni yapmıştır.
F- Yalan Tanıklığın Benzer Suçlardan Farkı
Yalan tanıklık, adliyeyi yanıltmaya yönelik diğer suçlarla sıkça karıştırılır. Aradaki temel fark, beyanı veren kişinin sıfatı ve beyanın verildiği makamdır:
| Suç | Beyanı veren | Temel hareket | Ceza |
|---|---|---|---|
| Yalan tanıklık (TCK m.272) | Tanık | Yetkili makam önünde gerçeğe aykırı tanıklık | 4 ay – 4 yıl, ağır neticelerde 30 yıla kadar |
| İftira (TCK m.267) | Herkes | Belirli kişiye işlemediği fiili ihbar, şikâyet veya basın yoluyla isnat | 1 – 4 yıl |
| Suç uydurma (TCK m.271) | Herkes | İşlenmemiş suçu ihbar veya delil uydurma, kişi göstermeden | 1 ay – 3 yıl |
| Suç üstlenme (TCK m.270) | Herkes | Yetkili makama gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini bildirmek | 1 ay – 2 yıl |
| Yalan yere yemin (TCK m.275) | Hukuk davasının tarafı | Davacı veya davalı olarak yalan yere yemin etmek | 1 – 5 yıl |
| Gerçeğe aykırı bilirkişilik (TCK m.276) | Bilirkişi veya tercüman | Gerçeğe aykırı mütalaa veya tercüme | 3 – 7 yıl |
| Suçluyu kayırma (TCK m.283) | Herkes | Suç işleyenin araştırılmasını veya yakalanmasını engellemek | 6 ay – 5 yıl |
1- Yalan Tanıklık ile İftira Arasındaki Fark
İftirada fail, yetkili makama kendi iradesiyle başvurarak belirli bir kişiye işlemediği bir fiili yükler; yalan tanıklıkta ise fail, kendisine tanık olarak soru soran makama gerçeğe aykırı cevap verir. Tanık, tanıklığı sırasında kendiliğinden ve belirli bir kişi hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla yeni bir suç isnadında bulunursa eylem iftira yönünden de değerlendirilebilir. Etkin pişmanlık kuralları da farklıdır: iftirada TCK m.269, yalan tanıklıkta TCK m.274 uygulanır. İftiranın unsurları ve ceza hesaplaması kümenin ilk yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
2- Yalan Tanıklık ile Suç Uydurma ve Suç Üstlenme Arasındaki Fark
Suç uydurmada kişi işlenmemiş bir suçu kimseyi hedef göstermeden ihbar eder ya da delil uydurur; yalan tanıklıkta ise var olan bir soruşturma veya davada tanık olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunulur. Kollukta “olay böyle olmadı” diyerek var olmayan bir hırsızlığı bildiren kişi suç uydurma suçundan sorumlu olur; aynı kişi daha sonra mahkemede tanık olarak bu yalanı tekrarlarsa yalan tanıklık da gündeme gelir. Suç üstlenmede ise kişi başkasının suçunu kendi üzerine alır; tanık sıfatıyla dinlenirken “suçu ben işledim” diyen kişi yönünden tanık sıfatı ortadan kalkacağından eylem suç üstlenme veya suçluyu kayırma olarak değerlendirilir.
3- Yalan Tanıklık ile Suçluyu Kayırma Arasındaki Fark
Suçluyu kayırma, suç işleyen bir kişinin araştırılmasını, yakalanmasını veya hakkındaki hükmün infazını engelleyecek imkânlar sağlamaktır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/439 E., 2016/4654 K. sayılı kararında, alkollü araç kullanma davasında aracı kendisinin kullandığını beyan eden ve hakkında cezai işlem başlatılma ihtimali bulunan kişinin eyleminin tanık statüsünde kabul edilemeyeceğini ve suçluyu kayırma suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu ayrım önemlidir, çünkü suçluyu kayırmada üstsoy, altsoy, eş veya kardeş lehine işlenen fiiller için TCK m.283/3’te ayrı bir cezasızlık hükmü bulunur.
4- Yalan Tanıklık ile Yalan Yere Yemin Arasındaki Fark
Yalan yere yemin (TCK m.275), hukuk davasında taraf olarak yemin eden kişinin yalan söylemesidir. Hukuk davasında tanık olarak dinlenen kişinin yalanı ise yalan tanıklıktır. Tanık yemini, tanıklığın türünü değiştirmez; yalnızca 272/1’den 272/2’ye geçişi sağlar. Ceza davalarında sanık yemin etmediğinden yalan yere yemin suçu ceza yargılamasında oluşmaz.
G- Yalan Tanıklık Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
1- Yalan Tanıklık Suçuna Teşebbüs
Yalan tanıklık suçu, tanığın ifadesini tamamladığı anda tamamlanır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3857 E., 2015/3837 K. sayılı kararında, suçun tanığın ifadesini tamamladığı anda oluştuğu kabul edilmiştir. Tanık, ifadesi bitmeden aynı oturumda yalanını düzeltirse kural olarak suç tamamlanmış sayılmaz. İfade tamamlandıktan sonra yapılan düzeltme ise teşebbüs değil, TCK m.274 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilir. Bu nedenle yalan tanıklıkta suça teşebbüs uygulamada çok sınırlı bir alana sahiptir.
2- Yalan Tanıklık Suçunda İştirak ve Azmettirme
Yalan tanıklık bizzat tanık tarafından işlenebilen bir suç olduğundan müşterek faillik mümkün değildir, ancak azmettirme ve yardım etme gibi iştirak biçimleri mümkündür. Uygulamada en sık rastlanan durum, sanığın veya bir davanın tarafının tanığı kendi lehine yalan söylemeye ikna etmesidir. Sanığın kendini savunma hakkı, tanığı yalan söylemeye azmettirmeyi kapsamaz.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/688 E., 2016/2917 K. sayılı ve 04.05.2016 tarihli kararında, aynı suç kapsamında iki tanığı tek bir fiille yalan tanıklığa azmettiren sanık hakkında, tanık sayısınca ayrı ceza verilemeyeceğini, aynı nevi fikri içtima kuralları gereği tek ceza verilip TCK m.43/2 uyarınca artırım yapılması gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/22109 E., 2021/23151 K. sayılı kararında, yalan tanıklığa azmettirme suçunda yardım etmeye ilişkin TCK m.39’un uygulanma imkânının bulunmadığı vurgulanmıştır.
- Azmettiren, TCK m.38 uyarınca yalan tanığın cezasıyla cezalandırılır.
3- Yalan Tanıklık Suçunda İçtima
Yalan tanıklıkta içtima kuralları, beyanın verildiği yargılama sayısına göre farklı sonuç doğurur. Zincirleme suç ve fikri içtima kuralları bakımından Yargıtay şu ölçütleri uygulamaktadır:
- Tek ifadede birden fazla kişi hakkında yalan: Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3857 E., 2015/3837 K. sayılı kararına göre, tanığın tek bir ifadesinde birden fazla kişi veya olay hakkında beyanda bulunması tek bir suç oluşturur; bu durum ancak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gözetilir.
- Aynı olay hakkında farklı mahkemelerde yalan: Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/11152 E., 2014/7283 K. sayılı ve 12.06.2014 tarihli kararında, aynı olay hakkında hem ceza davasında hem de tazminat davasında gerçeğe aykırı beyanda bulunan tanığın eyleminin zincirleme yalan tanıklık suçunu oluşturduğunu ve iki ayrı ceza verilemeyeceğini belirtmiştir.
- Zincirleme suçun şartları bulunmuyorsa: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/5745 E., 2022/8006 K. sayılı kararında zincirleme suç şartları oluşmadığı hâlde TCK m.43’ün uygulanmasını bozma nedeni saymıştır.
H- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet, Uzlaştırma ve Önödeme
Yalan tanıklık suçu re’sen soruşturulan bir suçtur ve şikâyete bağlı değildir. Mahkeme, tanığın yalan söylediği kanaatine vardığında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunur; aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi de doğrudan suç duyurusunda bulunabilir. TCK m.272, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. TCK m.75’teki önödeme yalnızca üst sınırı 6 ayı aşmayan hapis cezalarını kapsadığından en hafif hâl olan 272/1 bile önödemeye tabi değildir.
Asıl davanın sonuçlanması yalan tanıklık davası için zorunlu bir ön şart değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2008/15465 E., 2008/18602 K. sayılı ve 15.10.2008 tarihli kararında, asıl davadaki kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekçesiyle yalan tanıklık iddianamesinin iade edilemeyeceğini, mahkemenin gerekirse bu hususu bekletici mesele yapabileceğini belirtmiştir. Uygulamada mahkemeler, asıl dava dosyasının onaylı örneğini getirterek tanığın hangi beyanının yalan olduğunu bu dosya üzerinden tespit eder.
2- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yalan tanıklık suçunun 272/1, 272/2, 272/3, 272/4 ve 272/8’deki hâllerinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Aleyhine tanıklık yapılan kişinin müebbet hapse mahkûm olduğu 272/6 ve 272/7 hâllerinde ise ceza 10 yılın üzerinde olduğundan görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak yalan tanıklığın yapıldığı yer mahkemesidir.
3- Yalan Tanıklık Suçunda Dava Zamanaşımı
Yalan tanıklık suçunda dava zamanaşımı süreleri, TCK m.66 uyarınca suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak cezanın üst sınırına göre belirlenir ve süre yalan beyanın verildiği tarihten başlar:
| Hâl | Üst sınır | Olağan zamanaşımı | Kesintiyle en fazla |
|---|---|---|---|
| 272/1, 272/2, 272/3 | 1, 3 veya 4 yıl | 8 yıl | 12 yıl |
| 272/3 + 272/4 (yarı artırım) | 6 yıl | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| 272/8 | 7 yıl | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| 272/6 | 30 yıl | 20 yıl | 30 yıl |
Zamanaşımını kesen işlemler (şüpheli ifadesi, iddianame, mahkûmiyet kararı gibi) varsa TCK m.67/4 uyarınca olağan süre en fazla yarısı kadar uzar. Zincirleme yalan tanıklıkta süre, son yalan beyanın verildiği tarihten başlar.
4- HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Basit Yargılama
Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi, 1 yıl veya daha az ise hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Yalan tanıklıkta somut ve ölçülebilir bir maddi zarar bulunmadığından HAGB için zarar giderme şartı aranmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/11577 E., 2012/18405 K. sayılı kararında, CMK m.231/6-c’deki zararın ölçülebilir maddi zarar olduğunu ve manevi zararı kapsamadığını, bu nedenle “mağdurun zararı karşılanmadı” gerekçesiyle HAGB’nin reddedilemeyeceğini belirtmiştir.
Üst sınırı 1 yıl olan 272/1’deki temel hâlde, CMK m.251 uyarınca basit yargılama usulü uygulanabilir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/3789 E., 2023/1791 K. sayılı kararına konu olayda, 272/1 kapsamındaki yalan tanıklığa azmettirme suçunda yerel mahkemenin CMK m.251/3’ü uyguladığı görülmektedir. Üst sınırı 2 yılı aşan 272/2 ve sonraki hâllerde basit yargılama uygulanmaz.
Yalan tanıklıktan mahkûmiyet hâlinde TCK m.53’teki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma sonuçları da doğar. Kasten işlenen bir suç olduğundan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasıyla sonuçlanan mahkûmiyet, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/1-A-5 uyarınca memuriyete engel teşkil eder.
I- Yalan Tanıklığın Asıl Dava ve Tazminat Bakımından Sonuçları
Yalan tanıklığın en önemli sonuçlarından biri, yalan beyana dayanılarak verilmiş kesinleşmiş bir kararın ortadan kaldırılabilmesidir. Bu konu, yalan tanıklık davasının kendisinden çoğu zaman daha büyük önem taşır.
1- Ceza Davasında Yargılamanın Yenilenmesi
CMK m.311/1-b uyarınca, yemin verilerek dinlenmiş bir tanığın hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu anlaşılırsa, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. Bu bentte yalnızca yemin verilerek dinlenmiş tanıklar sayıldığından, yeminsiz dinlenen tanığın yalan beyanı için CMK m.311/1-e’deki yeni olay ve yeni delil sebebine başvurulabilir. Uygulamada yenileme isteminin en güçlü dayanağı, yalan tanık hakkında verilmiş kesinleşmiş mahkûmiyet kararıdır. Yalan tanıklık nedeniyle haksız yere mahkûm olan kişi için bu yol, yalan tanıklık davasının sonucunu izlemeyi hayati hâle getirir.
2- Hukuk Davasında Yargılamanın İadesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.375/1-e uyarınca ifadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir. HMK m.375/2’ye göre bu sebebin kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması gerekir. Delil yokluğundan başka bir sebeple, örneğin zamanaşımı nedeniyle mahkûmiyet kararı verilemiyorsa ceza mahkemesi kararı aranmaz ve yalan tanıklık iadenin istendiği davada ispat edilir. Örneğin boşanma davasında kusur belirlemesi yalan tanık beyanına dayanmışsa, yalan tanıklıktan verilen kesinleşmiş mahkûmiyet kararı yargılamanın iadesi için kullanılabilir.
3- Yalan Tanıktan Tazminat Talebi
Yalan tanıklık aynı zamanda bir haksız fiildir ve zarar gören kişi Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca yalan tanıktan maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/13190 E., 2017/5741 K. sayılı ve 11.10.2017 tarihli kararında, boşanma davasında aleyhine yalan tanıklık yapıldığını ileri süren davacının açtığı tazminat davasında, yalan tanıklık ceza davasının henüz kesinleşmediği gözetilerek TBK m.74 uyarınca ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğine hükmetmiş ve davanın reddine ilişkin kararı bozmuştur. Tazminat davasında, yalan beyanın asıl davadaki sonucu ne ölçüde etkilediği ve doğan zararla illiyet bağı ayrıca ispat edilmelidir.
Yalan Tanıklık Suçlamasıyla Karşılaşan Kişinin Savunma Noktaları
Yalan tanıklık suçlamasıyla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Beyanın hangi sıfatla verildiği: İfade tanık sıfatıyla mı, yoksa şüpheli, sanık veya müşteki sıfatıyla mı alınmıştır?
- Beyanın hangi makam önünde verildiği: Yalan olduğu iddia edilen beyan kollukta alınan bir bilgi alma tutanağı mıdır?
- Hangi beyanın yalan olduğunun belirlenmesi: Çelişen beyanlardan hangisinin gerçeğe aykırı olduğu kesin olarak tespit edilmiş midir?
- Kastın varlığı: Beyan unutma, algılama farkı, heyecan veya duyulanın aktarılmasından kaynaklanan bir yorum farkı olabilir mi?
- Beyanın esasa etkisi: Gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen ayrıntı davanın esasıyla ilgili midir?
- Tanıklıktan çekinme hakkı: Akrabalık bağı varsa bu hak usulüne uygun ve açık biçimde hatırlatılmış mıdır?
- Etkin pişmanlık: Gerçek, asıl davada hüküm verilmeden veya hüküm kesinleşmeden önce söylenmiş midir? Lehe tanıklıkta da 2020 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı gereği 274’ün tartışılması gerekir.
- Uygulanan fıkra: Asıl davadaki suçun üst sınırı gerçekten 3 yılı aşıyor mu, aleyhine tanıklık yapılan kişi fiili işlemediği için mi yoksa delil yetersizliğinden mi beraat etmiştir?
- Zamanaşımı: Yalan beyanın tarihi ile kesme işlemleri arasında 8 veya 12 yıllık süre dolmuş mudur?
Sonuç
Yalan tanıklık suçu, tanık sıfatıyla dinlenen kişinin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme gibi yetkili bir makam önünde bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya bildiklerini saklamasıyla oluşur ve TCK m.272 uyarınca temel hâllerde 4 ay ile 4 yıl arasında, ağır neticeli hâllerde 30 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kollukta verilen ifadeler CMK m.43/5 gereği yalan tanıklık oluşturmaz. Anayasa Mahkemesinin 2015 tarihli kararıyla süreli hapis mahkûmiyetine ilişkin “üçte iki” kuralı iptal edildiğinden 272/6 bugün yalnızca müebbet mahkûmiyetlerde uygulanır.
Yakınlarını korumak için yalan söyleyen veya tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmayan tanık TCK m.273’ten yararlanabilir, ancak bu imkân hukuk davalarında yoktur. Gerçeği asıl davada hüküm verilmeden önce söyleyen tanığa TCK m.274/1 uyarınca ceza verilmez ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020 tarihli kararından bu yana bu imkân lehe yalan tanıklık yapan tanık için de tartışılmaktadır. Yalan tanıklıktan verilen kesinleşmiş mahkûmiyet, ceza davasında yargılamanın yenilenmesi ve hukuk davasında yargılamanın iadesi için de temel oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Yalan tanıklık suçunun cezası nedir?
Yalan tanıklık suçunun cezası TCK m.272’ye göre tanıklığın yapıldığı makama ve sonuçlarına göre değişir. Soruşturmada yeminsiz yalan tanıklıkta 4 ay – 1 yıl, mahkeme huzurunda veya yeminli tanıklıkta 1 – 3 yıl, üst sınırı 3 yılı aşan bir suçun yargılamasında 2 – 4 yıl hapis cezası verilir. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hapis dışında adli veya idari yaptırıma maruz kalmışsa ceza 3 – 7 yıl, müebbet hapse mahkûm olmuşsa 20 – 30 yıl hapistir.
Polise veya jandarmaya verilen yalan ifade yalan tanıklık suçu oluşturur mu?
Hayır. CMK m.43/5 uyarınca tanıklık hükümleri yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önündeki dinlemelerde uygulanır ve kolluğun yeminli tanık dinleme yetkisi yoktur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/6676 E., 2023/1533 K. sayılı kararında kolluktaki bilgi alma tutanağına dayanılarak yalan tanıklıktan mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Ancak kollukta söylenen yalan, içeriğine göre iftira, suç uydurma veya suçluyu kayırma suçunu oluşturabilir.
Tanığın ifadeleri arasında çelişki olması yalan tanıklık suçu için yeterli midir?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı kararına göre tanığın beyanları arasında çelişki bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunun kabulü için yeterli değildir. Hangi beyanın gerçeğe aykırı olduğunun tespit edilmesi ve tanığın bilerek ve isteyerek gerçekten ayrıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekir.
Mahkemede tanıklık yaptıktan sonra gerçeği söylersem ceza alır mıyım?
Gerçeği yalan tanıklık yaptığınız asıl davada hüküm verilmeden ve aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında hak kısıtlaması doğuran bir karar verilmeden önce söylerseniz TCK m.274/1 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Hak kısıtlaması doğuran karardan sonra fakat hükümden önce gerçeği söylerseniz ceza üçte ikiden yarıya kadar, mahkûmiyet kararından sonra fakat kesinleşmeden önce söylerseniz yarıdan üçte bire kadar indirilebilir.
Sanık lehine yalan tanıklık yapan kişi etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298 E., 2020/499 K. sayılı ve 03.12.2020 tarihli kararından bu yana, sanık lehine yalan tanıklık yapan ve asıl davada hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen tanık hakkında da TCK m.274/1 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilmektedir. Bu karar, lehe tanıklıkta etkin pişmanlığı reddeden Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/187 E., 2018/206 K. sayılı 2018 tarihli kararından farklı bir sonuca ulaşmıştır.
Yakınımı korumak için yalan tanıklık yaparsam ceza alır mıyım?
TCK m.273/1-a uyarınca kendinizin, üstsoyunuzun, altsoyunuzun, eşinizin veya kardeşinizin soruşturma ya da kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir konuda yalan tanıklık yaparsanız hâkim cezada indirim yapabilir veya ceza vermekten vazgeçebilir. Bu imkân sayılan yakınlarla sınırlıdır; Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/1527 E., 2013/7261 K. sayılı kararına göre ablanın eşi bu kapsamda değildir. Hukuk davalarında ise TCK m.273/2 gereği bu imkân hiç uygulanmaz.
Boşanma veya hukuk davasında yalan tanıklık yapmanın cezası nedir?
Boşanma, alacak, kira veya iş davası gibi hukuk davalarında tanıklık mahkeme huzurunda yapıldığından yalan tanıklık TCK m.272/2 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Hukuk davalarında TCK m.273’teki şahsi cezasızlık veya indirim sebepleri uygulanmaz, ancak gerçeğin hükümden önce söylenmesi hâlinde TCK m.274’teki etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir. Yalan tanıklıktan verilen kesinleşmiş mahkûmiyet, HMK m.375/1-e uyarınca hukuk davasında yargılamanın iadesi sebebidir.
Yalan tanıklık suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır. Yalan tanıklık suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. TCK m.272, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Önödeme de uygulanmaz, çünkü TCK m.75 yalnızca üst sınırı 6 ayı aşmayan hapis cezalarını kapsar.
Yalan tanıklık suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Yalan tanıklık suçunun 272/1, 272/2 ve 272/3’teki hâllerinde dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Üst sınırı 5 yılı aşan nitelikli hâllerde, örneğin 272/8’de veya 272/4’teki artırımla süre 15 yıl, 272/6’da 20 yıldır. Süre yalan beyanın verildiği tarihten başlar.
Yalan tanıklık davasına hangi mahkeme bakar?
Yalan tanıklık suçunun 272/1, 272/2, 272/3, 272/4 ve 272/8’deki hâllerinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Aleyhine tanıklık yapılan kişinin ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olduğu 272/6 ve 272/7 hâllerinde ise ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Yalan tanıklık suçunda HAGB veya erteleme verilebilir mi?
Evet. Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme, 1 yıl veya daha az ise adli para cezasına çevirme mümkündür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/11577 E., 2012/18405 K. sayılı kararına göre yalan tanıklıkta ölçülebilir maddi zarar bulunmadığından “zarar giderilmedi” gerekçesiyle HAGB reddedilemez.
Aleyhime yalan tanıklık yapıldı, ne yapabilirim?
Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir ve açılan davaya katılan olarak katılabilir. Yalan tanıklık nedeniyle mahkûm olunmuşsa kesinleşen yalan tanıklık mahkûmiyeti CMK m.311/1-b uyarınca yargılamanın yenilenmesi, hukuk davasında ise HMK m.375/1-e uyarınca yargılamanın iadesi için kullanılabilir. Ayrıca yalan tanıktan TBK m.49 uyarınca maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.
Yalan tanıklık yüzünden tutuklanan kişi beraat ederse yalan tanığa ne olur?
Aleyhine yalan tanıklık yapılan kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa ve sonradan yüklenen fiili işlemediği için beraat etmişse, yalan tanık TCK m.272/5 uyarınca yalan tanıklık cezasına ek olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak da cezalandırılır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/6001 E., 2019/375 K. sayılı kararına göre kişi delil yetersizliği nedeniyle beraat etmişse bu hüküm uygulanmaz.
Tanığı yalan söylemeye ikna eden sanık da ceza alır mı?
Evet. Tanığı yalan tanıklık yapmaya ikna eden kişi TCK m.38 uyarınca yalan tanıklığa azmettirme suçundan, yalan tanığın cezasıyla cezalandırılır. Sanığın kendini savunma hakkı başkasını yalan söylemeye azmettirmeyi kapsamaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/688 E., 2016/2917 K. sayılı kararına göre tek fiille birden fazla tanığı azmettiren sanığa tanık sayısınca ayrı ceza değil, TCK m.43/2 uyarınca artırılmış tek ceza verilir.
Anayasa Mahkemesi yalan tanıklık suçunda hangi hükmü iptal etti?
Anayasa Mahkemesi 2014/116 E., 2015/4 K. sayılı ve 14.01.2015 tarihli kararıyla TCK m.272/6’daki, aleyhine tanıklık yapılan kişi süreli hapis cezasına mahkûm olmuşsa yalan tanığa mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis verileceğine ilişkin ibareyi iptal etmiştir. İptal 29.10.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle 272/6 bugün yalnızca ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis mahkûmiyetlerinde uygulanır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Yalan tanıklık suçlamasıyla karşılaştıysanız veya aleyhinize yalan tanıklık yapıldığını düşünüyorsanız, süreç hakkında bilgi almak için ceza yargılamasında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

