|

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu (TCK-112)

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Nedir? (TCK 112)

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kişinin veya bir kurumun eğitim-öğretim faaliyetine engel olunmasıdır. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 112. maddesinde düzenlenen bu suç, hem devlet eliyle hem de özel kurumlarca yürütülen eğitime yönelik müdahaleleri cezalandırır. Anayasa’nın 42. maddesiyle güvence altına alınan eğitim hakkına dokunduğu için kanun koyucu bu suça ciddi bir yaptırım öngörmüştür. Hakkınızda eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, eylemin gerçekten bu suçu mu yoksa başka bir suçu mu oluşturduğu büyük önem taşır; bu nedenle bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, nitelikli hâllerini ve emsal Yargıtay kararlarını sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Yasal Düzenleme ve Korunan Hukuki Değer

TCK 112’ye göre, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; devletçe kurulan veya kamu makamlarının izniyle yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerine, kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına ya da öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara (yurtlara) girilmesine veya orada kalınmasına engel olunması hâlinde fail iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Maddenin 2014 yılında 6529 sayılı Kanun’la değiştirildiğini belirtmek gerekir. Bu değişiklikle hem cezanın üst ve alt sınırı yükseltilmiş (eski hâlde ceza bir yıldan üç yıla kadardı), hem de “kişinin eğitim ve öğretim hakkını bireysel olarak kullanmasının engellenmesi” açıkça suç kapsamına alınmıştır. Suçla korunan değer, hem kişinin özgür iradesiyle hareket etme serbestisi hem de anayasal ve uluslararası güvence altındaki eğitim hakkıdır.

Suçun Unsurları

Fail ve Mağdur

Bu suçun faili herkes olabilir; öğrenci, veli, öğretmen veya tamamen üçüncü bir kişi fark etmeksizin eğitim sürecine hukuka aykırı şekilde müdahale eden kişi fail sayılır. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise eğitim ve öğretim hakkı engellenen gerçek kişidir.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç, seçimlik hareketli (serbest hareketli) bir suçtur; yani kanunda sayılan üç seçenekten herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Önemli olan, engellemenin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla yapılmış olmasıdır. Ayrıca engelleme soyut kalmamalı, eğitim faaliyeti veya hakkı fiilen sekteye uğramalıdır. Bir okulun kapısını kilitleyerek öğrencilerin derse girmesini engellemek ya da bir öğrencinin sınava girmesini fiilen önlemek bu suça tipik örneklerdir.

Manevi Unsur (Özel Kast)

Bu suçun en kritik unsuru manevi unsurdur: Suç ancak özel kastla işlenebilir. Yani failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını engelleme bilinç ve iradesiyle hareket etmiş olması gerekir. Fail başka bir amaçla hareket etmiş ve eğitim yalnızca dolaylı biçimde, kısa süreli kesintiye uğramışsa, bu suç oluşmaz. Yargıtay, bu özel kast unsuru ispatlanmadan verilen mahkûmiyet kararlarını istikrarlı biçimde bozmaktadır.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)

Suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan, hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez. Ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilir. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlı olduğundan, bir avukata danışmanız önemlidir.

Nitelikli Halleri (TCK 119 Ortak Hüküm)

TCK 112’de suçun ayrı bir nitelikli hâli düzenlenmemiştir; cezayı artıran hâller, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünün ortak hükmü olan TCK 119’da düzenlenmiştir. Buna göre suçun;

  • silahla,
  • kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  • birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak,
  • kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle

işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Burada kamu görevlisi açısından önemli bir ayrıntı vardır: Failin yalnızca kamu görevlisi olması yetmez; kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmış olması aranır.

Yaralama ile Birlikte İşlenmesi

Uygulamada bu suç çoğu zaman cebir veya tehditle iç içe gerçekleşir. Suçun işlenmesi sırasında meydana gelen basit yaralama, cebir veya tehditle eğitime engel olma suçunun yapısında yer aldığından, faile ayrıca kasten yaralamadan ceza verilmez. Nitekim Yargıtay, eğitime engel olmak amacıyla girilen sınıfta öğretim görevlisini yaralayan failin eyleminde, yaralamanın suçun kanuni unsuru içinde kaldığını kabul etmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/776 K.). Buna karşılık TCK 119/2 uyarınca, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır. Cebir ve tehdit kavramları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.

Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir; taraflar anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Emsal Yargıtay Kararları ve Analizleri

Sınıfta Öğretmenle Tartışmak “Eğitim Hakkını Engelleme” Suçunu Oluşturur mu?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2014/34214 E. – 2017/16704 K., 05.06.2017 T.

Kararın Özeti

Sanık baba, kızının evde unuttuğu beslenme çantasını teslim etmek amacıyla ders saatinde sınıfa girmiş ve burada sınıf öğretmeni olan müşteki ile bir tartışma yaşamıştır. Asliye Ceza Mahkemesi, bu eylemi nedeniyle sanığı “Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi” suçundan mahkûm etmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi; söz konusu suçun ancak özel kastla işlenebileceğini, sanığın amacının sadece çanta teslim etmek olduğunu ve eğitim-öğretimi engelleme yönünde özel bir amacının (kastının) bulunmadığını belirterek mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, yerel mahkemenin mahkûmiyet gerekçesini ceza hukukundaki “yorum yasağı” ve “kastın belirlenmesi” ilkeleri üzerinden şu şekilde hatalı bulmuştur:

  • Özel Kast Zorunluluğu: 5237 sayılı TCK’nın 112. maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, genel kastla işlenebilen bir suç değildir. Failin bu suçtan cezalandırılabilmesi için, okuldaki eğitim faaliyetini sabote etme, durdurma veya engelleme yönünde özel bir saik ve bilinçle (özel kast) hareket etmesi şarttır.
  • Yorum Yoluyla Suç Oluşturma Yasağı: Sanığın asıl ve görünür amacı, çocuğunun temel bir ihtiyacını (beslenme çantasını) gidermektir. Sınıf içinde öğretmenle yaşanan tartışma eğitimin aksamasına yol açmış olsa bile, failde en baştan itibaren bu aksamayı hedefleyen özel bir kast bulunmadığı sürece, sadece “tartışma çıktı, ders bölündü” diyerek genişletici yorum yoluyla suçun manevi unsurunun oluştuğu kabul edilemez.
“TCK’nın 112. maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu ancak özel kastla işlenebilir. Failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını ihlali bilinç ve iradesinin olması gerekir. Failin böyle özel bir kastı yoksa, yorum yoluyla bu suçun manevi unsurunun varlığı kabul edilemeyecektir.”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, ceza hukukunda “netice” ile “kast” arasındaki bağın ne kadar hassas olduğunu göstermektedir. Bir eylemin sonucunda bir kamu hizmetinin (eğitimin) geçici olarak kesintiye uğramış olması, failin o hizmeti engellemek amacıyla hareket ettiği anlamına gelmez. Somut olayda sanığın eylemi (öğretmene yönelik söz ve davranışlarının içeriğine göre) koşulları varsa “Tehdit”, “Hakaret” veya “Kamu Görevlisine Karşı Görevini Yapmasını Engellemek İçin Direnme (TCK m.265)” suçlarını oluşturabilir; ancak failin zihnindeki harita “eğitimi durdurmak” üzerine kurulu olmadığından TCK m.112 uygulanamaz. Yerel mahkemenin eylemin saikini tartışmadan doğrudan neticeye bakarak ceza vermesi ağır bir hukuki yanılgıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/34214 E. – 2017/16704 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
TCK’nın 112.maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu ancak özel kastla işlenebilir. Failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını ihlali bilinç ve iradesinin olması gerekir. Failin böyle özel bir kastı yoksa, yorum yoluyla bu suçun manevi unsurunun varlığı kabul edilemeyecektir. Sanığın, sadece kızının evde unuttuğu beslenme çantasını vermek için ders saati içinde sınıfa girmesi nedeniyle, sınıf öğretmeni olan müşteki ile tartışmasından ibaret olan eylemde, sanığın eğitim ve öğretimin engellemesi özel kastının ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aile İçi Geçimsizlik Nedeniyle Sığınma Evine Giden Annenin Çocuğu Okula Gönderememesi Suç Oluşturmaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/8263 E. – 2023/16032 K., 14.03.2023 T.

Kararın Özeti

Resmî nikahlı eşiyle yaşadığı şiddetli tartışma sonrasında sanık anne, ortak çocuklarını da yanına alarak Ankara’daki ailesinin yanına gitmiş ve bir süre kadın sığınma evinde kalmıştır. Bu zorunlu yer değiştirme ve sığınma sürecinde çocuk okula devam edememiştir. Çocuğun babası (katılan), annenin eğitim hakkını engellediği iddiasıyla şikayetçi olmuştur. Yerel mahkeme, sanık annenin çocuğun eğitimini engelleme kastının bulunmadığı ve bu yönde cebir/tehdit kullanmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin beraat hükmünü hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun hem maddi hem de manevi unsurları yönünden somut olayı değerlendirerek şu hukuki temellere dayanmıştır:

  • Maddi Unsur (Cebir veya Tehdit Yokluğu): TCK m.112 kapsamında bu suçun oluşabilmesi için failin, mağdurun eğitim hakkını engellemek amacıyla ona yönelik cebir (fiziki zorlama) veya tehdit kullanması gerekir. Somut olayda annenin, çocuğun okula gitmesini engellemek için ona yönelik herhangi bir zorlama veya korkutma eylemi bulunmamaktadır.
  • Manevi Unsur (Zorunluluk Halinin Kastı Kaldırması): Sanık annenin öncelikli amacı, aile içi şiddet/tartışma sarmalından uzaklaşarak can güvenliğini sağlamak, ailesine ve ardından kadın sığınma evine sığınmaktır. Çocuğun okula gidememesi, bu hayatın olağan akışı içindeki zorunlu sürecin dolaylı bir neticesidir; failin doğrudan çocuğun eğitim hayatını baltalama yönünde bir suç işleme iradesi (kastı) yoktur.
“…sanığın oğlu olan katılanı da alarak Ankara’da bulunan ailesinin yanına gittiği, bir süre de kadın sığınma evinde kaldığı ve bu süreçte çocuğun okula gidemediği, ancak, sanığın oğlunun eğitim ve öğretimine engel olma kastı ile hareket etmediği ve oğlunun okula gitmesine engel olmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmadığından, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, boşanma aşamasındaki veya şiddet gören eşlerin müşterek çocuklarla ilgili tek taraflı tasarruflarında ceza davalarıyla baskı altına alınmaya çalışılması stratejisine set çekmektedir. Ceza hukukunda “netice”, her zaman failin o neticeyi bilerek ve isteyerek hedeflediği anlamına gelmez. Anne sığınma evine gittiği için çocuk eğitimden geri kalmıştır (netice gerçekleşmiştir) ancak annenin haritasında suç işleme kastı değil, kendini ve çocuğunu koruma içgüdüsü vardır. Kanun koyucunun TCK 112’de aradığı “cebir ve tehdit” unsuru da olayda bulunmadığından, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı tespiti son derece isabetlidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/8263 E. – 2023/16032 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, yeterli deliller toplanmadan, suçun ne şekilde oluşmadığı izah edilmeden ve deliller tartışılmadan sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; katılan … ile sanığın resmi nikahlı eş oldukları, olay tarihinde, taraflar arasında çıkan tartışma sonrasında, sanığın oğlu olan katılan …’ı da alarak …’da bulunan ailesinin yanına gittiği, bir süre de kadın sığınma evinde kaldığı ve bu süreçte …’ın okula gidemediği, ancak, sanığın oğlunun eğitim ve öğretimine engel olma kastı ile hareket etmediği ve oğlunun okula gitmesine engel olmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmadığından, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında Yerel Mahkemece beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık savunması, katılanların beyanları ve tutanak karşısında, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.

Eğitim Hakkının Engellenmesi Temadi Eden Suçtur; Zincirleme Suç Artırımı Yapılamaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/10485 E. – 2023/18910 K., 24.05.2023 T.

Kararın Özeti

Sanık baba, lise 9. sınıfa giden kızını “Kesinlikle okula gitmeyeceksin, gidersen döverim” diyerek tehdit etmiş ve mağdur çocuğun bir eğitim-öğretim yılında toplam 58 gün devamsızlık yapmasına neden olmuştur. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı TCK m.112/1-b uyarınca mahkûm etmiş; engelleme eyleminin 58 gün boyunca devam etmesini gerekçe göstererek cezayı TCK m.43 (zincirleme suç) uyarınca artırarak 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası vermiştir. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi; suçun sübût bulduğuna ve mahkûmiyet kararının doğruluğuna hükmetmiş, ancak bu suçun temadi eden (kesintisiz) nitelikte olduğunu, dolayısıyla ayrıca zincirleme suç artırımı uygulanamayacağını belirterek fazla ceza tayini nedeniyle hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, yerel mahkemenin suçun hukuki niteliğinde ve ceza artırım maddesinde yaptığı hatayı şu teknik gerekçelerle açıklamıştır:

  • Sübûtun Doğruluğu: Mağdur ve katılanın birbiriyle örtüşen istikrarlı beyanları ve okul müdürünün (tanık) bu beyanları doğrulayan anlatımları karşısında, sanığın kızının eğitim hakkını tehditle engellediği kesin olarak sabittir. Mahkemenin suçun oluştuğuna dair takdirinde isabetsizlik yoktur.
  • Temadi Eden Suç Niteliği: TCK m.112/1-b maddesinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, yapısı gereği kesintisiz (temadi eden) bir suçtur. Failin engelleme iradesi ve mağdurun okula gidememe durumu devam ettiği sürece tek bir suç ve tek bir ihlal hali kesintisiz olarak sürer.
  • Zincirleme Suç Yasağı (TCK m.43): Zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesiyle oluşur. Temadi eden suçlarda ise fiil bölünmediği, tek bir kesintisiz süreç halinde devam ettiği için eylem “tek bir suç” sayılır. Okula gönderilmeyen her gün için ayrı bir suç oluşmadığından, gün sayısının fazlalığı gerekçe gösterilerek TCK m.43 uyarınca ceza artırımı yapılması hukuka aykırıdır.
“5237 sayılı Kanun’un 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulama imkanının bulunmadığı gözetilmeden…”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, ceza hukukunda suçların içtimai ve süreklilik teorisi açısından kritik bir rehberdir. Uygulamada yerel mahkemeler, mağdurun hak mahrumiyetine uğradığı gün sayısını (örneğin bu olaydaki 58 günü) yanılgıya düşerek “suçun 58 kez tekrarlanması” gibi yorumlamakta ve hatalı bir şekilde zincirleme suç artırımı yapmaktadır. Oysa temadi (kesintisizlik) bitene kadar işlenen fiil hukuken tektir. Gün sayısının fazlalığı veya engellemenin ağırlığı, zincirleme suç maddesiyle (TCK 43) cezayı artırma gerekçesi olamaz; ancak TCK m.61 uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşma (teşdit) gerekçesi yapılabilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/10485 E. – 2023/18910 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararı sanık hakkında eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, savunmasına itibar edilmediği, atılı suçu işlemediği, açıklanan ve re’sen görülecek nedenlerle kararın bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, İmam Hatip Lisesi 9. sınıfta okuyan kızı mağdur …’nin okula gitmesini istemediği ve mağduru “Kesinlikle okula gitmeyeceksin, ben okula gitmeni istemiyorum, gidersen döverim.” şeklinde sözlerle tehdit ederek okula gitmesini engellediği, bu nedenle mağdurun 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplam 58 gün devamsızlık yaptığı, bu suretle sanığın eğitim öğretim hakkının engellenmesi suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Mağdur ve katılanın istikrarlı beyanda bulunmaları, okul müdürü olan tanık …’nin mağduru destekler nitelikteki beyanları ve tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın atılı suçu işlediğine ve mahkumiyetine dair Mahkemenin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulama imkanının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.

Velisinin Çocuğu Okula Göndermemesi “Bireysel Eğitim Hakkını Engelleme” Suçunu Oluşturur

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/10748 E. – 2023/19671 K., 08.06.2023 T.

Kararın Özeti

Müşteki anne, aralarındaki şiddetli geçimsizlik nedeniyle ortak konutu terk ederek önce kadın sığınma evine, ardından başka bir ile gitmiş ve lise 10. sınıftaki ortak çocuklarını buradaki bir okula kaydettirmiştir. Sanık baba, eşi ve çocuğunun yerini öğrenerek müdahale etmiş, çocuğu geri getirmiş, okumasına açıkça karşı çıkarak tam 1 ay boyunca okula göndermemiştir. Bu engelleme nedeniyle çocuk devamsızlıktan sınıfta kalmıştır. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık babayı TCK m.112/1-b uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırmış ve cezayı ertelemiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde kararın bozulmasını talep etmiş olsa da, Yargıtay 4. Ceza Dairesi yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak tebliğnamedeki görüşe iştirak etmemiş ve mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, ceza hukukundaki kanun değişikliklerinin ve suçun koruduğu hukuki yararın kapsamını şu gerekçelerle açıklamıştır:

  • 6529 Sayılı Kanun Değişikliği (Bireysel Hak Korunması): 13.03.2014 öncesinde TCK m.112 yalnızca “kurumsal/genel” eğitim faaliyetlerinin engellenmesini (örneğin okul kapısına kilit vurulması, dersliklerin sabote edilmesi) cezalandırmaktaydı. Ancak 6529 sayılı Kanun ile maddeye eklenen (b) bendi sayesinde, bireyin tek başına eğitim ve öğretim hakkını kullanmasının engellenmesi de müstakil bir suç haline getirilmiştir.
  • Hukuka Aykırı Davranış ve Netice: Sanık babanın aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı olarak, kız çocuğunun eğitim almasına ideolojik, kişisel veya feodal gerekçelerle karşı çıkması, onu 1 ay boyunca okuldan mahrum bırakması ve nihayetinde çocuğun sınıfta kalmasına yol açması, TCK m.112/1-b anlamında net bir “hukuka aykırı davranışla bireysel eğitim hakkını engelleme” eylemidir.
“13.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanun’un 12 nci maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun’un 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde… Anayasal bir hak olan eğitim ve öğretim hakkının bireysel olarak kullanılmasına yönelik engellemeler de suçu oluşturan seçimlik hareketler arasında düzenlenmiştir. Sanığın eyleminin, bireysel nitelikteki eğitim ve öğretim hakkının engellenmesine yönelik olduğunun anlaşılması karşısında… mahkûmiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, ceza yargılamasında ezber bozan bir niteliğe sahiptir. Eski alışkanlıklarla “Bir baba çocuğunu okula göndermezse bu sadece idari para cezasını (İlköğretim ve Eğitim Kanunu kapsamında) gerektirir veya velayetin kötüye kullanılmasıdır” yönündeki defans hatları bu kararla tamamen çökmüştür. Eğer çocuk lise çağındaysa (veya zorunlu eğitim kapsamındaysa) ve veli, eşine inat olsun diye ya da şahsi kararıyla çocuğu okuldan fiziken/hukuken mahrum bırakıyorsa, artık doğrudan doğruya hapis cezası gerektiren bir ceza davasının sanığı olacaktır. Üstelik bu suç şikayete tabi olmadığından, anne veya çocuk sonradan şikayetten vazgeçse bile (sanığın savunmasında belirttiği gibi) kamu davası düşmez ve sanık ceza almaktan kurtulamaz.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/10748 E. – 2023/19671 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/162 E. 2016/24 K.
SUÇ : Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesi uyarınca hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine ve iki yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin, isnat edilen suçun işlenmediği, kızının ve eşinin şikayetinin olmadığını, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, beraat kararı verilmesi gerektiği, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Müşteki ile şüphelinin resmi nikahlı evli oldukları, mağdurun ise müşterek çocukları olduğu, olay tarihinden 2 yıl kadar önce müşteki ile şüpheli arasında anlaşmazlık çıktığı, müştekinin ortak ikameti terk ederek önce kadın sığınma evine daha sonra da … iline gittiği, …’da mağdurun 10 uncu sınıfa kaydını yaptırdığı ancak şüphelinin, mağdur ve müştekinin … ilinde bulunduklarını öğrenmesi üzerine …’ya geri döndükleri, bu arada mağdurun devamsızlıktan sınıfta kaldığı ve …’da … Lisesi 11.sınıfa kaydının yaptırıldığı, şüphelinin mağdurun okumasına izin vermediği, karşı çıktığı, ve bir ay okula göndermediği, daha sonra müşteki ve kardeşleri ile birlikte … iline kaçtığı, burada … Lisesine kayıt yaptırıldığı, halen orada okuduğu, şüphelinin bu şekilde çocuğunun öğrenim hakkını kısıtlayarak, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü yerine getirmediği iddiasıyla açılan davada,Yerel Mahkemece sanığın eyleminin eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek ve değişen suç vasfına göre sanığın atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “Devletçe kurulan veya kamu makamlarının iznine tabi olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faliyetlerine engel olunması” yaptırıma bağlanmış, başka bir deyişle genel nitelikteki eğitim ve öğretim faliyetlerinin sürdürülmesine yönelik cebir veya tehdit kullanımı ya da hukuka aykırı başka bir davranışın gerçekleştirilmesi, eğitim ve öğretimin engellenmesi suçunda seçimlik hareket olarak düzenlenmişken, 13.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanun’un 12 nci maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun’nun 112 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yukarıda belirtilen genel nitelikteki bu düzenlemenin yanı sıra “kişinin eğitim veya öğretim hakkını kullanmasına” cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engel olunması hali, farklı bir ifadeyle Anayasal bir hak olan eğitim ve öğretim hakkının bireysel olarak kullanılmasına yönelik engellemeler de suçu oluşturan seçimlik hareketler arasında düzenlenmiştir.
Yargılamaya konu olayda, sanığın eyleminin, bireysel nitelikteki eğitim ve öğretim hakkının engellenmesine yönelik olduğunun anlaşılması karşısında sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde, Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesine de iştirak edilmemiştir.
B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.06.2023 tarihinde karar verildi.

Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu (TCK 112), özellikle “özel kast” şartı ve diğer suçlarla (tehdit, yaralama) sınırı bakımından teknik bir alandır. Eylemin bu suçu mu yoksa başka bir suçu mu oluşturduğu, karşılaşacağınız cezayı ve sürecin sonucunu kökten değiştirebilir. Ayrıca bu suçtan hükmedilecek cezanın miktarı, memurlar ve memur adayları açısından da ayrı bir önem taşır. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.

İstanbul’da ceza davası süreci hakkında hukuki destek almak için Av. Sinan Karabacak ile ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir