İçindekiler
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kişinin veya bir kurumun eğitim-öğretim faaliyetine engel olunmasıdır ve Türk Ceza Kanunu‘nun 112. maddesinde düzenlenen bu suç iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını, TCK 119’daki nitelikli hallerin varlığı hâlinde ise bu cezanın bir kat artırılmasını gerektirir. Suç hem devlet eliyle hem de özel kurumlarca yürütülen eğitime yönelik müdahaleleri kapsar ve Anayasa’nın 42. maddesiyle güvence altına alınan eğitim hakkına doğrudan dokunduğu için kanun koyucu ciddi bir yaptırım öngörmüştür.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz. Aşağıda suçun unsurlarını, cezasını, nitelikli hallerini ve konuya ilişkin güncel Yargıtay uygulamasını ayrıntılı şekilde inceliyoruz; somut olayınızda suçun oluşup oluşmadığı büyük ölçüde failin kastına ve delillerin niteliğine bağlı olduğundan, sürecin başında bir ceza avukatına danışmanız önemlidir.
Yasal Düzenleme ve Korunan Hukuki Değer
TCK 112’nin ilk fıkrası şu şekildedir:
“Madde 112- (1) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine, b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına, c) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına, engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Maddenin 13.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirildiğini belirtmek gerekir. Bu değişiklikle hem cezanın alt ve üst sınırı yükseltilmiş (önceki düzenlemede ceza bir yıldan üç yıla kadardı), hem de (b) bendiyle “kişinin eğitim ve öğretim hakkını bireysel olarak kullanmasının engellenmesi” açıkça suç kapsamına alınmıştır.
Bu değişikliğin pratikteki karşılığı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/10748 E., 2023/19671 K. sayılı kararında somutlaşmıştır: eşinden ayrı yaşayan ve lise çağındaki kızını 1 ay boyunca okula göndermeyen baba hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü onanmış; Daire, 6529 sayılı Kanun’la eklenen (b) bendi sayesinde artık yalnızca kurumsal eğitim faaliyetlerinin değil, bireyin tek başına eğitim hakkını kullanmasının engellenmesinin de bağımsız bir suç oluşturduğunu, velinin aile hukukundan doğan yükümlülüklerine aykırı kişisel gerekçelerle çocuğunu eğitimden mahrum bırakmasının bu kapsamda değerlendirileceğini vurgulamıştır.
Suçla korunan değer, hem kişinin özgür iradesiyle hareket etme serbestisi hem de anayasal ve uluslararası güvence altındaki eğitim hakkıdır.
Suçun Unsurları
Fail ve Mağdur
Bu suçun faili herkes olabilir; öğrenci, veli, öğretmen veya tamamen üçüncü bir kişi fark etmeksizin eğitim sürecine hukuka aykırı şekilde müdahale eden kişi fail sayılır. Bu yönüyle suç, özgü suç niteliği taşımaz; faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir. Mağdur ise eğitim ve öğretim hakkı engellenen gerçek kişidir.
Mağdurun çocuk olduğu olaylarda ayrı bir usuli nüans devreye girer. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/10586 E., 2022/19639 K. sayılı kararında, on beş yaşını doldurmamış mağdurun şikâyet ve davaya katılma hakkını bizzat kullanamayacağını, bu hakların kanuni temsilcisi tarafından kullanılması gerektiğini; mağdurun velisi aynı davada sanık sıfatını taşıyorsa aralarında menfaat çatışması doğacağından diğer veliye (somut olayda babaya) başvurulması ve onun beyanının alınması gerektiğini belirtmiştir.
Bu ilke, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçuyla birlikte işlenen tehdit veya kasten yaralama gibi şikâyete tabi suçlar bakımından mağdurun temsilinde özellikle önem taşır.
Maddi Unsur (Fiil)
TCK 112, seçimlik hareketli bir suçtur; kanunda sayılan üç seçenekten herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Önemli olan, engellemenin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla yapılmış olmasıdır. Engelleme soyut kalmamalı, eğitim faaliyeti veya hakkı fiilen sekteye uğramalıdır; bir okulun kapısını kilitleyerek öğrencilerin derse girmesini engellemek ya da bir öğrencinin sınava girmesini fiilen önlemek bu suça tipik örneklerdir.
Fiilin gerçekten var olup olmadığının somut delille ispatı da uygulamada belirleyicidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/6119 E., 2025/3636 K. sayılı kararında, sanığın üniversite kampüsünde meydana gelen bir olay nedeniyle mahkûm edildiği dosyada, ilgili üniversite rektörlüğünün resmî yazılarından suç tarihinde derslerin normal şekilde devam ettiğinin ve yalnızca ara sınavların ertelendiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla maddi unsurun somut delille değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu karar, sanık savunmasında eylem tarihinde eğitim faaliyetinin fiilen yürüyüp yürümediğinin resmî belgelerle ortaya konmasının kritik bir savunma noktası olduğunu göstermektedir.
Manevi Unsur (Özel Kast)
Bu suçun en kritik unsuru manevi unsurdur: suç ancak özel kastla işlenebilir. Yargıtay uygulamasında bu unsurun aranmasına ilişkin yerleşik kriterler şu şekilde özetlenebilir:
- Failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını ihlal etme bilinç ve iradesiyle hareket etmiş olması gerekir.
- Fail başka bir amaçla hareket etmiş ve eğitim yalnızca dolaylı biçimde, kısa süreli kesintiye uğramışsa, suç oluşmaz.
- Eylemin sonucunda eğitimin geçici olarak aksamış olması, tek başına failin bu sonucu hedeflediği anlamına gelmez; netice ile kast birbirine karıştırılamaz.
- Failin zorunluluk hâli (örneğin can güvenliği tehlikesi) nedeniyle hareket etmesi, eğitimi engelleme kastının bulunmadığını gösterir.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/34214 E., 2017/16704 K. sayılı kararında, kızının evde unuttuğu beslenme çantasını teslim etmek amacıyla ders saatinde sınıfa giren ve sınıf öğretmeniyle tartışan baba hakkındaki mahkûmiyet hükmünü, sanığın asıl amacının çanta teslim etmek olduğu, eğitim-öğretimi engelleme yönünde özel bir kastının bulunmadığı gerekçesiyle bozmuş; “yorum yoluyla bu suçun manevi unsurunun varlığının kabul edilemeyeceğini” vurgulamıştır.
Aynı ilke, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/8263 E., 2023/16032 K. sayılı kararında da teyit edilmiştir: eşiyle yaşadığı şiddetli tartışma sonrasında çocuğuyla birlikte kadın sığınma evine giden ve bu süreçte çocuğu bir süre okula gönderemeyen anne hakkında verilen beraat kararı onanmış; Daire, sanığın önceliğinin can güvenliğini sağlamak olduğunu, çocuğun okula gidememesinin bu zorunlu sürecin dolaylı bir sonucu olduğunu ve annenin eğitim hakkını engelleme kastıyla hareket etmediğini belirtmiştir.
Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)
Suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan, hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez. Ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/6119 E., 2025/3636 K. sayılı kararında, sabıkasız ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları nedeniyle takdiri indirimden yararlanan bir sanık hakkında, kanunun aradığı objektif ve subjektif şartlar hiç tartışılmadan yalnızca “şartları oluşmadığından” şeklindeki soyut bir gerekçeyle erteleme ve HAGB hükümlerinin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuş; bu kurumların reddi için somut ve denetlenebilir bir gerekçe gösterilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Fail suça sürüklenen çocuksa (18 yaşından küçük) ayrıca farklı bir seçenek yaptırım rejimi devreye girer. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/6247 E., 2021/18673 K. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-f maddesinde düzenlenen kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesi için önce sanığın bu yönde gönüllü olup olmadığının sorulması, ayrıca çalışma süresinin gerekçesi gösterilmeden doğrudan kanundaki üst sınırdan belirlenmemesi gerektiğini vurgulayarak bu iki eksiklik nedeniyle hükmü bozmuştur.
Nitelikli Halleri (TCK 119 Ortak Hüküm)
TCK 112’de suçun ayrı bir nitelikli hâli düzenlenmemiştir; cezayı artıran hâller, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünün ortak hükmü olan Nitelikli Haller düzenlemesi TCK 119’da yer alır. Buna göre suçun;
- Silahla,
- Kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
- Birden fazla kişi tarafından birlikte,
- Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak,
- Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle,
işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Kamu görevlisi açısından önemli bir ayrıntı vardır: failin yalnızca kamu görevlisi olması yetmez, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmış olması aranır.
“Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” ve “suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanma” nitelikli hallerinin ispatı, özellikle toplu eylem niteliğindeki olaylarda teknik delillendirme gerektirir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/20474 E., 2024/3701 K. sayılı kararında, bir grupla birlikte lise binasına girip öğrencileri zorla dışarı çıkararak bir gösteriye götürmeye çalışan ve bu eylemi terör örgütü propagandasıyla bağlantılı biçimde işleyen sanık hakkındaki hükmü, olaya ilişkin görüntü kayıtlarının Adli Tıp, TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kurumlara gönderilip görüntü iyileştirme ve analiz raporu aldırılmadan eksik araştırmayla karar verildiği gerekçesiyle bozmuştur.
Bu karar, TCK 112/TCK 119 ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4/1-a ve 5/1 maddelerinin birlikte uygulanabileceğini ve nitelikli hâlin ispatında somut/teknik delillendirmenin şart olduğunu göstermektedir.
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Temel hâl | TCK 112 | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Silahla, tanınmayacak hâle koyarak, birden fazla kişiyle, suç örgütü korkutuculuğundan yararlanarak veya kamu görevi nüfuzu kötüye kullanılarak işlenmesi | TCK 119 (ortak hüküm) | Temel ceza bir kat artırılır |
Diğer Suçlarla Birlikte İşlenmesi ve İçtima
Uygulamada bu suç çoğu zaman cebir veya tehditle iç içe gerçekleşir ve bazen tehdit, kasten yaralama, hakaret veya mala zarar verme gibi başka suçlarla birlikte işlenir; bu durumda mahkemenin her bir suç için ayrı ayrı gerekçe kurması zorunludur. Suçun işlenmesi sırasında meydana gelen basit yaralama, cebir veya tehditle eğitime engel olma suçunun yapısında yer aldığından, faile ayrıca kasten yaralamadan ceza verilmez.
Nitekim Yargıtay 16. Ceza Dairesi de 2017/776 K. sayılı kararında, eğitime engel olmak amacıyla girilen sınıfta öğretim görevlisini yaralayan failin eyleminde yaralamanın suçun kanuni unsuru içinde kaldığını kabul etmiştir. Buna karşılık TCK 119/2 uyarınca, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
Tehditle birlikte işlenen olaylarda uygulama maddesindeki teknik hatalar dahi Yargıtay denetiminden geçer; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/10967 E., 2022/6261 K. sayılı kararında, silahla ve birden fazla kişiyle işlenen tehdit suçunun uygulama maddesinin TCK 106/2-a-c yerine sehven 106/2-c olarak gösterilmesini mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul ederek, tehdit ile eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerini onamıştır.
Sanık sayısının ve mağdur sayısının fazla olduğu, birden çok suçun (hakaret, tehdit, kasten yaralama, mala zarar verme, eğitim engelleme) bir arada yargılandığı dosyalarda gerekçe eksikliği en sık bozma nedenidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/3661 E., 2023/16623 K. sayılı kararında, atılı suçların hangi sanık tarafından hangi mağdura karşı işlendiği, hangi sanığın kamu malına ne şekilde zarar verdiği tartışılmadan ve eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun manevi unsurunun oluşup oluşmadığı, sanıkların kasten yaralama ve tehdit eylemlerinin bu suçun cebir/tehdit unsuru içinde kalıp kalmadığı değerlendirilmeden kurulan hükmü yetersiz gerekçe nedeniyle bozmuş; ayrıca suç tarihinde yürürlükte olan TCK 112’nin 6529 sayılı Kanun’la değiştirilerek cezasının artırıldığını, bu nedenle failin lehine olan kanunun (kanunilik ve geriye yürümezlik ilkesi gereği) tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Suçun Temadi Eden Niteliği ve Zincirleme Suç Uygulanamaması
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu, doktrinde ve Yargıtay uygulamasında temadi eden (kesintisiz) bir suç olarak kabul edilir; failin engelleme iradesi ve mağdurun okula gidememe durumu devam ettiği sürece tek bir suç ve tek bir ihlal hâli kesintisiz olarak sürer.
Bu nitelik, cezanın artırılması bakımından önemli bir sınır getirir: Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/10485 E., 2023/18910 K. sayılı kararında, kızını “Kesinlikle okula gitmeyeceksin, gidersen döverim” diyerek tehdit eden ve 58 gün devamsızlığa neden olan baba hakkında, yerel mahkemenin bu 58 günü ayrı ayrı suç sayarak TCK 43’teki zincirleme suç hükümleri uyarınca ceza artırımı yapmasını hukuka aykırı bulmuş; temadi eden suçlarda fiilin bölünmediğini, tek bir kesintisiz süreç olarak devam ettiğini, dolayısıyla okula gönderilmeyen her gün için ayrı bir suç oluşmayacağını belirtmiştir.
Mahkeme, mağdur ve tanık beyanlarına dayanarak suçun sübutuna ilişkin tespitini onamış, yalnızca zincirleme suç artırımını hatalı bulmuştur; gün sayısının fazlalığı, TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir gerekçe olabilirse de, TCK 43 kapsamında ayrı bir artırım nedeni oluşturmaz.
Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Şikâyet: Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.
Uzlaştırma: Bu suç kural olarak uzlaştırma kapsamında değildir; taraflar anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz. Ancak suça sürüklenen çocuklar bakımından farklı bir ihtimal gündeme gelebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/6247 E., 2021/18673 K. sayılı kararında, suç tarihinde (6529 sayılı Kanun’un 02.03.2014 tarihli değişikliğinden önce) yürürlükte olan düzenlemede üst sınırın üç yılı geçmeyen hapis cezası olması ve 6763 sayılı Kanun’la değişik CMK 253’ün suça sürüklenen çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları uzlaştırma kapsamına alması karşısında, suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun bu yönüyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu nedenle suç tarihi 2014 değişikliğinden önceyse ve fail suça sürüklenen çocuksa, somut dosyada uzlaştırma imkânının araştırılması gerekebilir.
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi‘dir.
Yargılamanın Yenilenmesi ve Anayasa Mahkemesi İhlal Kararının Etkisi
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçundan kesinleşmiş mahkûmiyetlerde, sonradan ortaya çıkan bir Anayasa Mahkemesi ihlal kararı yargılamanın yenilenmesi yoluyla dosyanın tekrar görülmesine imkân tanıyabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/6119 E., 2025/3636 K. sayılı kararında, sanık hakkındaki yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü üzerine yeniden görülen davada, TCK’nın 66/5. maddesindeki “aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresinin yeni baştan işlemeye başlayacağı” hükmü uyarınca zamanaşımının henüz gerçekleşmediğini tespit etmiş; esasa girerek maddi unsurun (derslerin fiilen devam edip etmediğinin) somut delille yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu karar, bir Anayasa Mahkemesi ihlal kararının yalnızca ilgili başvurucunun dosyasıyla sınırlı kalmayabileceğini, benzer olgularla kesinleşmiş başka dosyalarda da yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden inceleme kapısı açabileceğini göstermesi bakımından önemlidir; ancak yenilenen yargılamada zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı da unutulmamalıdır.
Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu Değerlendirme
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu (TCK 112), iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren, özellikle “özel kast” şartı ve diğer suçlarla (tehdit, kasten yaralama, hakaret) sınırı bakımından teknik bir alandır. Bu suçtan hükmedilecek cezanın miktarı, memurlar ve memur adayları açısından da ayrı bir önem taşır. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunun cezası nedir?
Temel hâlde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Suçun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, birden fazla kişiyle, suç örgütünün korkutuculuğundan yararlanarak veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde (TCK 119) bu ceza bir kat artırılır.
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu şikâyete tabi midir?
Hayır, şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Ancak yargılamanın yenilenmesi hâlinde, TCK 66/5 uyarınca zamanaşımı süresi talebin kabul edildiği tarihten itibaren yeni baştan işlemeye başlar.
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunda uzlaştırma uygulanır mı?
Kural olarak hayır; bu suç uzlaştırma kapsamında değildir, taraflar anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz. İstisnası, suç tarihinin 2014 değişikliğinden önce olduğu ve failin suça sürüklenen çocuk olduğu dosyalardır; bu durumda o dönemin üç yıllık üst sınırı nedeniyle CMK 253 kapsamında uzlaştırma imkânı araştırılabilir.
Suçun oluşması için ‘özel kast’ ne anlama gelir?
Failin, mağdurun eğitim ve öğretim hakkını engelleme bilinç ve iradesiyle hareket etmiş olması gerekir. Fail başka bir amaçla hareket etmiş ve eğitim yalnızca dolaylı biçimde, kısa süreli kesintiye uğramışsa, bu suç oluşmaz; Yargıtay bu unsur ispatlanmadan verilen mahkûmiyet kararlarını istikrarlı biçimde bozmaktadır.
Eylem sırasında yaralama meydana gelirse ayrıca ceza verilir mi?
Meydana gelen basit yaralama, suçun yapısında yer aldığından ayrıca kasten yaralamadan ceza verilmez. Ancak kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse (TCK 119/2), ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
Hangi davranışlar bu suçu oluşturur?
Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla; eğitim-öğretim faaliyetine, kişinin bireysel olarak eğitim hakkını kullanmasına ya da öğrenci yurtlarına girilmesine/orada kalınmasına fiilen engel olunması bu suçu oluşturur. Örneğin bir okulun kapısını kilitleyerek öğrencilerin derse girmesini engellemek veya bir öğrencinin sınava girmesini fiilen önlemek tipik örneklerdir.
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Bu suçta HAGB veya cezanın ertelenmesi mümkün müdür?
Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez; ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya cezanın ertelenmesine karar verilebilir. Bu kurumların reddi için mahkemenin soyut değil, somut ve denetlenebilir bir gerekçe göstermesi zorunludur.
TCK 112, 2014 yılında değişikliğe uğradı mı?
Evet. Madde 6529 sayılı Kanun’la değiştirilmiş; bu değişiklikle cezanın alt ve üst sınırı yükseltilmiş (önceki hâlde 1-3 yıldı) ve kişinin eğitim hakkını bireysel olarak kullanmasının engellenmesi açıkça suç kapsamına alınmıştır.
Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi suçu zincirleme suç hükümlerine tabi midir?
Hayır. Yargıtay, bu suçun temadi eden (kesintisiz) bir suç olduğunu, failin engelleme iradesi devam ettiği sürece tek bir suçun işlendiğini kabul etmektedir; bu nedenle örneğin çocuğun okula gönderilmediği gün sayısı kadar ayrı suç oluşmaz ve TCK 43’teki zincirleme suç artırımı uygulanamaz.
Velinin çocuğunu okula göndermemesi bu suçu oluşturur mu?
Evet, koşulları varsa oluşturur. 2014 değişikliğiyle bireysel eğitim hakkının engellenmesi de suç kapsamına alındığından, bir velinin aile içi anlaşmazlık veya kişisel gerekçelerle çocuğunu tehditle veya hukuka aykırı biçimde uzun süre okula göndermemesi TCK 112/1-b kapsamında değerlendirilebilir. Ancak velinin can güvenliği gibi bir zorunluluk nedeniyle çocuğunu geçici olarak okuldan uzak tutması, özel kast unsuru bulunmadığından bu suçu oluşturmaz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


2 Yorumlar