|

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK-109)

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir? (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Halk arasında “adam kaçırma” veya “hürriyeti tahdit” olarak da bilinen bu suç, Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 109. maddesinde düzenlenmiştir. Kişinin hareket özgürlüğüne doğrudan dokunduğu için ağır cezalar öngören bu suçta, eylemin temel hâlde mi yoksa nitelikli hâlde mi işlendiği karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirir. Hakkınızda bu suçtan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bir mağdur olarak haklarınızı arıyorsanız, deneyimli bir ceza avukatının dosyayı değerlendirmesi büyük önem taşır. Bu yazıda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu, nitelikli hâllerini, etkin pişmanlığı (TCK 110) ve tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirini (TCK 111) sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır; korunan değer, kişinin özgür iradesiyle hareket edebilme serbestisidir. Bölümün bütününe ilişkin genel bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

TCK 109’a göre, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Suçun faili ve mağduru herkes olabilir; kanun bu konuda özel bir nitelik aramaz. Cezaevindeki bir hükümlü dahi, kendisine ayrılmış alandaki hareket serbestisi yönünden bu suçun mağduru olabilir.

Suçun Unsurları

Fail

Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Maddi Unsur: Hareket Özgürlüğünün Engellenmesi

Suç iki şekilde işlenebilir: bir yere gitme özgürlüğünün engellenmesi ya da bir yerde kalma özgürlüğünün ortadan kaldırılması. Mağdurun o anda hareket etme özgürlüğünü kullanmak isteyip istememesi önemli değildir. Örneğin bir odada uyuyan kişinin kapısını kilitleyip o uyanmadan tekrar açmak bile suçun oluşması için yeterli kabul edilmektedir.

Hukuka Aykırılık ve Hukuka Uygun Haller

Maddedeki “hukuka aykırı olarak” ibaresi belirleyicidir. Kanunun veya yetkili bir makamın izin verdiği özgürlük kısıtlamaları suç oluşturmaz. Usulüne uygun yakalama, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile velayet hakkı kapsamında yapılan makul sınırlamalar bu suç kapsamında değerlendirilmez.

Mağdurun Rızası ve Çocuklar

Mağdurun rızası, ancak ehliyetli ve özgür bir iradeye dayanıyorsa hukuki değer taşır. Yargıtay uygulamasına göre, on beş yaşını doldurmamış çocukların rızası geçerli sayılmaz. Aynı şekilde, kendini savunamayacak durumda olan (örneğin ileri düzeyde zihinsel engeli bulunan) bir kişinin rızası da hukuken geçerli kabul edilmez.

Süre Şartı

Kanunda suçun oluşması için belirli bir sürenin geçmesi gerektiğine dair bir hüküm yoktur. Bu nedenle Yargıtay, mağdurun kısa bir süre tutulmasının ya da birkaç metre sürüklenmesinin dahi suçun oluşması için yeterli olabileceğini kabul etmektedir.

Temel Ceza ve Cebir, Tehdit veya Hile ile İşlenmesi

Suçun temel hâlinin cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak fail, suçu işlemek için ya da işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapse yükselir (TCK 109/2). Burada cebir fiziksel zorlamayı (zorla sürükleme, odaya kilitleme), tehdit korkutmayı, hile ise aldatarak özgürlüğü kısıtlamayı (sahte bir bahaneyle çağırıp alıkoyma) ifade eder. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

Nitelikli Halleri (TCK 109/3-6)

Suçun belirli biçimlerde işlenmesi, cezanın önemli ölçüde ağırlaşmasına yol açar.

Silahla, Birden Fazla Kişiyle veya Kamu Göreviyle İşlenmesi

TCK 109/3 uyarınca suçun; silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Silah kavramı geniştir (TCK 6); tabanca veya bıçağın yanı sıra, somut olayda elverişli biçimde kullanılan bir sopa, şişe ya da taş da silah sayılabilir. “Birden fazla kişi” için fiilin en az iki kişi tarafından birlikte işlenmesi gerekir; yalnızca azmettiren veya yardım eden konumundaki kişiler bu kapsamda sayılmaz.

Aile Bireylerine ve Çocuğa Karşı İşlenmesi

Suçun üstsoy, altsoy, eşe ya da boşanılan eşe karşı; çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki bir kişiye karşı işlenmesi de cezanın bir kat artırılmasını gerektirir.

Ekonomik Kayba Neden Olması (TCK 109/4)

Suçun, mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına yol açması hâlinde ayrıca bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir. Yargıtay, bu fıkranın uygulanabilmesi için ekonomik kaybın gerçekten “önemli” olduğunun somut delillerle araştırılmasını şart koşmuş; bu araştırma yapılmadan verilen kararları bozmuştur (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2019/6543 E., 2022/5136 K.; Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2016/731 E., 2019/2043 K.).

Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK 109/5)

Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki cezalar yarı oranında artırılır. Önemli olan, cinsel saldırı veya istismar suçunun tamamlanmış olması değil, failin bu amaçla hareket ettiğinin anlaşılmasıdır. Yargıtay’a göre, fail cinsel arzularını tatmin amacıyla hareket etmese bile, cinsel saldırı suçunu işlemek için mağdurun hürriyetini kısıtlamışsa cinsel amaçla hareket ettiği kabul edilir ve 109/5 uygulanır.

Yaralama ile Birlikte İşlenmesi (TCK 109/6)

Suç sırasında meydana gelen basit yaralama, çoğu zaman bu suçun bir unsuru sayılır ve ayrıca yaralamadan ceza verilmez (bileşik suç ilkesi). Ancak kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri (örneğin organ kaybı gibi ağır sonuçlar) gerçekleşmişse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.

Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun icra hareketleri bölünebildiğinden, suça teşebbüs mümkündür. Örneğin failin mağduru zorla bir yere çekmeye çalışması, ancak mağdurun bağırarak kurtulması üzerine eylem teşebbüs aşamasında kalır ve ceza buna göre indirilir (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2019/4422 E., 2023/18670 K.).

Etkin Pişmanlık (TCK 110)

Kanun, faile cezada önemli bir indirim imkânı tanımıştır. TCK 110’a göre fail, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına bir zarar vermeksizin, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa, cezanın üçte ikisine kadarı indirilebilir. Bu indirimden yararlanabilmek için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: serbest bırakmanın soruşturma başlamadan önce olması, mağdura zarar verilmemiş olması ve serbest bırakmanın failin kendi iradesiyle gerçekleşmesi. Bu nedenle etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak isteyen kişinin, atacağı adımları bir avukatla birlikte değerlendirmesi önemlidir.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK 111)

TCK 111 uyarınca; tehdit, şantaj, cebir veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Yani bu suçlardan bir şirket veya kuruluş haksız bir çıkar elde etmişse, gerçek kişi failin cezalandırılmasının yanında ilgili tüzel kişi hakkında da güvenlik tedbiri uygulanması gündeme gelebilir.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Şikâyet: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi söz konusu değildir.

Uzlaştırma: Bu suç, kişi özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir; taraflar anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz.

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi, suçun temel hâlinde kural olarak sekiz yıl, nitelikli hâllerinde ise on beş yıldır.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir. Cezanın iki yıl veya altında belirlendiği hâllerde, koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gündeme gelebilir.

Emsal Yargıtay Kararları ve Analizleri

Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Çocuğun İstismarı Suçlarında İftira ve Kurgu Kriteri

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2025/2573 E. – 2025/7936 K., 16.10.2025 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs, cinsel taciz, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan davada, yerel mahkeme mahkumiyet kararı vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ise duruşmalı inceleme neticesinde cinsel istismar, taciz ve tehdit suçlarından beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise (cinsel amaç unsurunu gözetmeden) mahkumiyet hükmü kurmuştur. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi; cinsel taciz suçundan verilen beraat hükmünü onamış; ancak cinsel istismar, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden BAM kararını hukuka aykırı bularak oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, bozma gerekçesinde delillerin serbestçe takdirinde somut hayatın olağan akışını ve mağdurun psikososyal durumunu şu kriterlerle temellendirmiştir:

  • Husumet ve İftira Unsuru: Sanığın kabulünde olan “abi-kardeş boyutunda öpüşme” ve “para verme” savunmaları karşısında, taraflar arasında mağdurun iftira atmasını gerektirecek hiçbir husumetin bulunmaması,
  • Yaş ve Kurgu Yeteneği: Mağdurun yaşı itibarıyla yaşanmamış ve böylesine hassas içerikteki olayları bu denli ayrıntılı şekilde kurgulamasının ve suç üretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması,
  • İletişim Yoğunluğu: Sanık ile çocuk mağdur arasındaki aralarında bariz yaş farkına rağmen çok sayıda telefon HTS kaydının bulunması ve bu durumun “arkadaşlık” ilişkisiyle açıklanamayacağı.

Yargıtay bu doğrultuda; sanığın mağduru hileyle aracına alıp tenha yerlere götürerek gerçekleştirdiği sarkıntılık düzeyini aşan eylemlerinin zincirleme suretle çocuğun cinsel istismarı suçunu, araca alıp götürme eyleminin ise TCK m.109/5 uyarınca cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Sanığın silah gösterme eyleminin ise bağımsız bir tehdit suçu oluşturmayıp, TCK m.103/4 kapsamında cinsel istismar suçunun nitelikli (tehditle işlenmesi) hali olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

“…katılan mağdurun yaşı itibariyle yaşanmamış olayları bu kadar ayrıntılı kurgulamasının ve sanık hakkında suç üretmesinin olağan olmadığı dikkate alındığında… eylemlerinin zincirleme suretle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu…”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu güncel karar; özellikle cinsel suç yargılamalarında sıklıkla tartışılan “mağdur beyanının delil değeri” hususuna çok net bir projeksiyon tutmaktadır. Yargıtay, sanığın kısmi ikrarlarını (öpüşme, para verme, araca alma vb.) mağdurun istikrarlı beyanları ve HTS kayıtlarıyla birleştirerek beraat yönündeki BAM kararını ağır bir hukuki yanılgı olarak nitelendirmiştir. Ayrıca cinsel amaçla hürriyetten yoksun kılma suçunda TCK 109/5 artırımının uygulanmamasını ve silahla baskı kurmanın bağımsız tehdit değil istismarın nitelikli unsuru sayılması gerektiğini hatırlatmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/2573 E. – 2025/7936 K. Sayılı İlamı Tam Metni


“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2025/1 E., 2025/187 K.
SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Beraat, mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüs ettiği, cinsel taciz, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan ve diğer atılı suçlardan mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşma açılmaksızın sanığın çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, tehdit suçlarından beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine hükmedilerek düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz incelemesinde bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, tehdit suçlarından beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, şüpheden uzak delilin bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde lehe hükümlerin uygulanmasına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

B.Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçlar ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

C.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle katılan mağdurun aşamalarda istikrarlı beyanlarda bulunduğuna, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

D.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Özetle sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçlar ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. GEREKÇE
A.Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 2 88… . maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Çocuğun Cinsel İstismarı, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Sanığın; katılan mağdurla arabasıyla gezdiklerine, abi kardeş boyutunda öpüştüklerine ve katılan mağdura zaman zaman para verdiğine ilişkin savunması, katılan mağdurun dedesine ait kahvehaneye çay içmeye gittiğine yönelik savunmasına göre de taraflar arasında iftira atılmasını gerektirecek husumet bulunmaması, tanık anlatımları, katılan mağdurla sanık arasında çok sayıda telefon HTS kaydının bulunması, katılan mağdurla sanık arasında önemli bir yaş farkı bulunması nedeniyle arkadaş olmalarının olağan olmaması, katılan mağdurun yaşı itibariyle yaşanmamış olayları bu kadar ayrıntılı kurgulamasının ve sanık hakkında suç üretmesinin olağan olmadığı dikkate alındığında, sanığın cinsel duygularını tatmine yönelik olarak farklı tarihlerde katılan mağduru araba kullanmayı öğreteceği gibi çeşitli bahanelerle aracına alarak tenha bölgelere götürüp, katılan mağdurun eşofman altını zorla indirmeye çalışarak katılan mağdura sürtünmek, 3-4 kez araçta dudaklarından öpmek ve bir defasında bacağını okşamak şeklinde ani nitelikte ve kesintili biçimde olmayan eylemlerinin zincirleme suretle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, yine mağduru hukuka aykırı bir şekilde araba kullanmayı öğreteceği hilesiyle cinsel amaçla alıp, tenha bir yere götürmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109/5. maddesinin tatbik edilmeyerek eksik ceza tayini, tehdit suçu bakımından ise sanığın ilk eyleminden sonra katılan mağdura belinde bulunan silahı göstererek tehdit etmek suretiyle sonraki eylemlerini işlemekte kolaylık sağlamasının ayrıca tehdit suçuna vücut vermeyerek 5237 sayılı Kanun’un 103/4. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılması karşısında tehdit suçundan beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
A.Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Çocuğun Cinsel İstismarı, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii, katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.10.2025 tarihinde karar verildi.

Yağma Suçunun İcrası Sırasındaki Kısa Süreli Alıkoyma Hürriyetten Yoksun Kılma Suçunu Oluşturmaz

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/17732 E. – 2025/2287 K., 19.03.2025 T.

Kararın Özeti

Sanık ve beraberindekiler, okul önündeki mağdur çocukları “kızlara laf atanlarla yüzleştireceğiz” bahanesiyle ve araç içinde kesici alet (sallama) göstererek arabaya bindirmiş; bir süre gittikten sonra mağdurun cep telefonunu gasp edip (yağma) ardından mağduru ve arkadaşlarını araçtan indirmişlerdir. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûm etmiştir. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi; mağdurun kısa süreliğine alıkonulmasının yağma eyleminin icra edilebilmesi için zorunlu bir sonuç olduğunu ve yağma tamamlanır tamamlanmaz mağdurun serbest bırakıldığını belirterek, hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden mahkûmiyet hükmünü bozarken ceza hukukundaki “suçların içtimai” ve “araç fiil” prensiplerine dayanan şu hukuki gerekçelere dayanmıştır:

  • Yağmanın Zorunlu Sonucu: Somut olayda sanığın asıl kastı yağma (gasp) eylemini gerçekleştirmektir. Mağdurun hareket serbestisinin kısıtlanması ve kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kalması, bu yağma eyleminin icra edilebilmesinin doğal ve zorunlu bir parçasıdır.
  • Eylemin Kesilmesi ve Serbest Bırakma: Sanıklar yağma eylemini tamamlayıp mağdurun cep telefonunu aldıktan hemen sonra mağduru araçtan indirerek serbest bırakmışlardır. Yağma amacını aşan, bağımsız bir hürriyeti tahdit kastıyla hareket edildiğine dair delil bulunmamaktadır.

Daire ayrıca, sanığın suçu birden fazla kişiyle, silahla ve çocuğa karşı işlemesi nedeniyle temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine işaret etmiş; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususu sadece eleştirmekle yetinmiş, bozma nedeni yapmamıştır.

“…yağma eyleminin icra edilebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı, sanığın yağma eylemini tamamladıktan sonra mağduru serbest bıraktığı anlaşılmakla sanığın sübut bulmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi…”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, uygulamada sıkça karıştırılan ve savcılıklarca genellikle yan yana dava açılan “Yağma” ve “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (TCK m.109)” suçları arasındaki sınırı net bir şekilde çizmektedir. Ceza hukukunda, bir suçun işlenmesi için kaçınılmaz olan araç niteliğindeki ihlaller, asıl suçun içinde erir. Eğer mağdurun alıkonulma süresi ve şekli, sırf yağma eyleminin gerçekleştirilmesi için gereken makul süreyi aşmıyorsa ve mal gasp edildikten sonra alıkoyma sürdürülmüyorsa sanığa ayrıca TCK m.109’dan ceza verilemez.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/17732 E. – 2025/2287 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/444 E., 2023/424 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma Kararı
Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 12.12.2007 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin, 16.06.2010 tarih ve 2008/9317 Esas ve 2010/9438 Karar sayılı kararı ile; ” sanıkların, yakınanın şahsına bir zarar vermeksizin onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakmaları karşısında, haklarında Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 110. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Yargıtay Bozma Kararından Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17.10.2023 tarihli ve 2023/444 Esas, 2023/424 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanması suretiyle sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109/2, 109/3-a,b,f, 110, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz sebebi, herhangi bir nedene dayanmamaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu birden fazla kişi ile birlikte, silahla ve küçük yaştaki mağdura karşı işlemesi nedeniyle sanık hakkında; temel ceza belirlenirken birden fazla ağırlaştırıcı nedenin bir arada bulunması nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dava dosyası kapsamına göre; sanığın temyiz dışı diğer sanıklar ile birlikte okul önünde öğrenci olan mağdur …’in ve arkadaşlarının elinde cep telefonu olduğunu görmeleri üzerine araba ile yanlarına yaklaşarak “burada kızlara laf atan birileri varmış, arabaya binin, sizi onlarla yüzleştireceğiz” diyerek onları yanlarına çağırdıkları, bu sırada sanık …’ın araba içerisinde ele geçirilemeyen sallama tabir edilen kesici aleti göstermek suretiyle mağduru ve arkadaşlarını arabaya bindirdikleri ve okuldan ayrıldıkları, bir süre gittikten sonra sanıkların, mağdur …’in cep telefonunu aldıkları, daha sonra temyiz dışı sanık … ve mağdur ve arkadaşlarını arabadan indirdikleri, böylece sanığın mağdur …’i hürriyetinden yoksun kıldığının iddia edildiği olaya ilişkin olarak;
Sanığın tevil içerikli savunmaları, mağdur anlatımı, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamındaki deliller karşısında yağma eyleminin icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı, sanığın yağma eylemini tamamladıktan sonra mağduru serbest bıraktığı anlaşılmakla sanığın sübut bulmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17.10.2023 tarihli ve 2023/444 Esas, 2023/424 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde karar verildi.

Hürriyetten Yoksun Kılma Süresindeki Yaralama ve Tehdit Eylemleri Bağımsız Suç Oluşturmaz

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2019/5283 E. – 2021/22341 K., 08.12.2021 T.

Kararın Özeti

Sanık, gayriresmî olarak birlikte yaşadığı katılanı iki gün boyunca ortak ikametgahlarında kilit altında tutarak hürriyetinden yoksun bırakmıştır. Sanık bu süreç zarfında katılanı kemer kullanarak ve sıcak su dökmek suretiyle yaralamış, ayrıca “senin buradan ölün çıkacak” diyerek tehdit etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarının tamamından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurmuştur. Temyiz incelemesinde Yargıtay, hakaret ve hürriyeti tahdit suçlarından verilen onama kararlarını yerinde bulmuş; ancak alıkoyma süresince işlenen tehdit ve yaralama eylemlerinin hürriyetten yoksun kılma suçunun “cebir ve tehdit” unsurunu oluşturduğunu, dolayısıyla eylemin bölünerek ayrı suçlardan da ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kasten yaralama ve tehdit hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin eylemi bölerek ek cezalar vermesini şu temel ceza hukuku ilkeleriyle hatalı bulmuştur:

  • Suçun Yapısal Unsurları: 5237 sayılı TCK m.109/2 maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hali, suçun “cebir, tehdit veya hile ile” işlenmesini aramaktadır. Somut olayda sanığın katılanı kilit altında tuttuğu süre boyunca uyguladığı kemerle darp, sıcak su dökme (silahla yaralama) ve ölüm tehdidi eylemleri, bu suçun işlenişindeki “cebir ve tehdit” unsurunun ta kendisidir.
  • Fikri İçtima İlkesi (TCK m.44): Bir fiil ile birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında, fikri içtima kuralları uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulmalıdır. Olay bütünsel olarak incelendiğinde eylem, kül halinde TCK m.109/2 ve 109/3-a (cebir ve tehditle nitelikli hürriyetten yoksun kılma) suçunu oluşturur. Tehdit ve yaralama bu suçun içinde eridiğinden, bağımsız birer suç olarak cezalandırılamaz.
“…katılanı kilit altında tutup, hürriyetinden yoksun bıraktığı sürede, katılanı kemer kullanarak ve sıcak su dökmek suretiyle yaraladığı, ‘senin buradan ölün çıkacak’ şeklindeki sözlerle tehdit ettiği anlaşılan olayda, eyleminin, kül halinde 5237 sayılı TCK’nın 109/2, 109/3-a maddesinde yer alan cebir, tehdit uygulamak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, tehdit ve kasten yaralama suçlarının, bu suçun unsuru olduğu, ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği…”

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, uygulamada ceza adaletini ve “non bis in idem” (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama yapılmaz/ceza verilmez) ilkesini koruyan çok kritik bir kılavuzdur. Eğer sanık, mağduru alıkoyma iradesini sürdürmek ve onu baskı altında tutmak için şiddet veya tehdit uyguluyorsa, savcılıkların ve mahkemelerin her bir fiziki müdahaleyi veya sözü ayrı bir suç maddesiyle (TCK 86, TCK 106) cezalandırma eğilimi Yargıtay engeline takılmaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken sınır şudur: Uygulanan cebir (yaralama), hürriyeti tahdit suçunun unsuru olan yapısal şiddet boyutunu aşıp ağır neticelere (kemik kırılması, organ işlevinin yitirilmesi vb.) yol açarsa içtima kuralları değişebilecektir. Mevcut somut olayda ise eylemler unsur kapsamında kabul edilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/5283 E. – 2021/22341 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, silahla kasten yaralama ve tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hakaret suçu, uzlaşma kapsamında olmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile birlikte işlenmiş olmakla tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, iddiaların soyut olup, mahkumiyete yeterli delilin bulunmadığına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında kasten yaralama ve tehdit suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, gayri resmi birlikte yaşadığı katılan …’u iki gün boyunca ortak ikametlerinde kilit altında tutup, hürriyetinden yoksun bıraktığı sürede, katılanı kemer kullanarak ve sıcak su dökmek suretiyle yaraladığı, “senin buradan ölün çıkacak” şeklindeki sözlerle tehdit ettiği anlaşılan olayda, eyleminin, kül halinde 5237 sayılı TCK’nın 109/2, 109/3-a maddesinde yer alan cebir, tehdit uygulamak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, tehdit ve kasten yaralama suçlarının, bu suçun unsuru olduğu, ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği, 5237 sayılı Kanunun 44. maddesi uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK’nın 109/2,3-a maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eylemin bölünerek ayrıca tehdit ve kasten yaralama suçlarından da mahkumiyet hükümleri kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Cinsel İstismarda Alıkoyma Süresi Sınırı ve TCK m.103/4 Artırımının Şartları

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19733 E. – 2022/5662 K., 07.06.2022 T.

Kararın Özeti

Düğün salonunda çocuk mağduru kolundan tutup zorla gelin odasına sokan, kapıyı arkadan kilitleyen ve mağdura yönelik cinsel istismarda bulunan sanık hakkında ilk derece mahkemesi iki suçtan da mahkûmiyet vermiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verirken, çocuğun cinsel istisnatı suçunda ise cezi artırımı (TCK m.103/4) uygulayarak mahkûmiyeti onamıştır. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi; istismar fiilinin cebir/tehdit altında işlendiğine dair delil bulunmadığından yapılan ceza artırımını hatalı bulmuş; ancak kapının kilitlenmesiyle oluşan alıkoyma eyleminin istismar süresini aşması nedeniyle hürriyeti tahdit suçundan verilen beraat kararını yasaya aykırı bularak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, bozma kararında cinsel suçlar ile hürriyeti tahdit suçu arasındaki geçişkenliği şu iki temel hukuki kritere dayandırmıştır:

  • Cinsel İstismarda Cebir/Tehdit Unsuru (TCK m.103/4): Sanığın mağduru kolundan tutup odaya çekmesi alıkoyma suçunun unsurudur. Ancak odanın içinde gerçekleşen cinsel organa dokunma ve boyundan öpme şeklindeki istismar eylemlerinin başlı başına “cebir veya tehdit” kullanılarak icra edildiğine dair mağdur beyanı veya somut tespit yoktur. Bu nedenle temel cezanın m.103/4 uyarınca artırılarak fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
  • İstismar Süresini Aşan Alıkoyma (TCK m.109): Kolluk tutanakları (kapının içten kilitlenebilir mekanizması) ve bilirkişi incelemesiyle sabit olan düğün videoları, sanığın mağduru odaya kilitlediğini doğrulamaktadır. Sanığın bu fiili, sadece istismar anıyla sınırlı kalmayan, mağdurun hareket serbestisini bağımsız olarak kısıtlayan bir süreçtir. Dolayısıyla eylemin cinsel amaçla ve çocuğa karşı işlendiği gözetilerek TCK m.109/2, 3-f ve 5 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekir.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, ceza hukukunda “suçların içtimaı” ilişkisinin sınırlarını belirleyen çok ders niteliğinde bir örnektir. Kural olarak, cinsel istismar suçunu işlemek için mağdurun ani ve anlık olarak tutulması, bağımsız bir hürriyeti tahdit suçunu oluşturmaz. Ancak sanık eylemini genişletip kapıyı kilitliyor, mağduru istismar anından daha uzun süre odada mahsur bırakıyorsa, artık ortada tek bir suç değil, gerçek içtima kuralları uyarınca iki ayrı suç vardır. Diğer taraftan karar, savcılıkların “mağdur zorla odaya çekildi” diyerek doğrudan TCK 103/4’ten ceza artırımı isteme yanılgısını da düzeltmektedir; odaya çekme fiili hürriyeti tahdit suçunun konusu olup, istismar eyleminin kendisinde ayrıca cebir/tehdit yoksa bu maddeden artırım yapılamaz.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/19733 E. – 2022/5662 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair Giresun 2. AğırCeza Mahkemesinden verilen 12.02.2018 gün ve 2017/157 Esas, 2018/30 Karar sayılı hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine


Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Olay günü sanığın mağduru kolundan tutup zorla gelin odasına soktuktan sonra mağdurun cinsel organını elleme, boynunu öpme şeklinde sübuta varan eylemlerini cebir ya da tehdit ile gerçekleştirdiğine ilişkin mağdurun bir beyanı bulunmadığı, bu yönde bir tespitin de yapılmadığı gözetilmeden, müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 103/4. maddesi ile artırılması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini,
Mağdur ve tanıkların aşamalardaki birbirleri ile uyumlu beyanları, gelin odasının kapısının iç kısmında kilit mekanizması olduğu yönündeki kolluk birimlerinin tespitleri, düğün görüntülerine ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek için çocuk olan mağduru cinsel amaçla gelin odasının içerisine zorla kolundan tutup çektikten sonra üzerine kapıyı kilitlemek suretiyle mağdur çocuğun odadan çıkmasını engellediği olayda sanığın eyleminin cinsel istismar süresi ile sınırlı kalmadığı nazara alındığında TCK’nın 109/2-3f-5. maddeleri gereğince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisi, katılan Bakanlık vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14.11.2018 gün ve 2018/1883 Esas, 2018/2642 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılara sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine diğer atılı suçtan mahkumiyetine dair kurulan hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine, 07.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Değerlendirme

Görüldüğü üzere kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK 109), nitelikli hâlleri, diğer suçlarla ilişkisi ve etkin pişmanlık imkânı bakımından oldukça katmanlı bir alandır. Eylemin temel hâlde mi yoksa cebir, tehdit, hile veya cinsel amaçla mı işlendiği; rızanın geçerli olup olmadığı; etkin pişmanlık koşullarının bulunup bulunmadığı gibi unsurlar, karşılaşacağınız sonucu doğrudan belirler.

Ceza hukuku ile ilgili süreçlerinizde hukuki destek almak için Av. Sinan Karabacak ile ücretsiz ön görüşme yapabilir ve İstanbul Ceza Avukatı Sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir