Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu (TCK-130)

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu

İçindekiler

Kişinin hatırasına hakaret suçu, bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret edilmesini üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla; ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen tahkir edici fiilleri ise üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 130. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Yaşayan kişilere yönelik hakaretten farklı olarak burada saldırı, hayatını kaybetmiş bir kişiye ve onun geride kalan değerine yöneliktir; hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında ayrıca artırılır.

Bu yazıda; bu suçun tanımını, iki farklı görünümünü, her birinin unsurlarını (maddi ve manevi unsur), hakaret suçu ile kamu görevlisine hakaret suçundan farkını, cezasını, şikâyet hakkının kimlere ait olduğunu, uzlaştırma ve görevli mahkemeyi, Yargıtay kararları ışığında basın özgürlüğü sınırını ve yayın sorumlusunun cezai sorumluluğunu, hukuka uygunluk nedenlerini ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız. Somut olayınıza ilişkin bir avukata danışmanız önerilir.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Korunan Hukuki Değer

Bu suçta korunan değer çok yönlüdür. Bir yandan ölen kişinin manevi değeri ve hatırası korunurken; diğer yandan onun geride kalan yakınlarının duyguları ve daha geniş anlamda toplumun ölülere duyduğu saygı korunur. Özellikle ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen fiillerde, ölülere gösterilmesi gereken saygının korunması ön plana çıkar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli, 170-220 sayılı kararında hakaret fiilleri bakımından ortaya konan ve kişinin hatırasına hakaret suçu için de geçerliliğini koruyan tanıma göre korunan hukuki değer; kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır — kişinin hatırasına hakaret suçunda bu değer, ölen kişinin anısına ve geride bıraktığı toplumsal itibara taşınmaktadır.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunun İki Görünümü

Kanun, bu maddede birbirinden farklı iki hareketi cezalandırmıştır:

  • Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakaret edilmesi,
  • Bir ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde belirli fiillerin işlenmesi.

Aşağıda bu iki hali ayrı ayrı ele alıyoruz.

Birinci Hal: Ölünün Hatırasına Hakaret

Unsurları

Fail: Bu suçun faili herkes olabilir; genel bir suçtur. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Mağdur: Suç, hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasına yöneliktir. Bu nedenle korunan, ölen kişinin manevi değeri ve geride kalan yakınlarının buna ilişkin menfaatidir. Aşağıda göreceğimiz üzere şikâyet hakkı da ölenin belirli yakınlarına tanınmıştır.

Suçun konusu: Ölmüş kişinin hatırası, yani manevi varlığıdır.

Maddi unsur: Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına, en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret edilmesidir. Buradaki hakaret, yaşayan kişilere yönelik hakarette olduğu gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte söz veya isnatları kapsar; ancak hedef, ölmüş kişidir. Sarf edilen sözlerin suçu oluşturması için, doğrudan ve duraksamaya yer vermeyecek netlikte ölen kişiye yöneltilmiş olması şarttır — bu şart Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/11600 E., 2023/19976 K. sayılı, 15.06.2023 tarihli kararında somut biçimde ortaya konmuştur.

Kararda sanık, sosyal medya paylaşımında yaşayan bir belediye başkanı için “hırsızdır” ifadesini kullanmış, ölen bir başka kişi için ise yalnızca “annemi kandırarak malları üzerine aldılar” şeklinde bir fiil isnadında bulunmuştur; Yargıtay, “hırsız” sıfatının muhatabının yaşayan kişi olduğunu, ölen kişi için ise doğrudan bir hakaret veya sövme unsuru taşımayan bir mal-paylaşımı ithamı bulunduğunu belirterek beraat kararını onamış ve şu tespiti yapmıştır: “…sanığın, ölen C.Ö.’ye hırsız demediği sadece diğer katılan S.Ö. ile birlikte annesini kandırdıklarını söylediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraat kararı verildiği… Yasal unsurları oluşmayan eylem nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.” 

Bu karardan çıkan sonuç, mal paylaşımı veya miras uyuşmazlığına ilişkin ithamların, taraflar arası hukuki bir anlaşmazlığın dile getirilmesi niteliğinde kaldığı sürece tek başına hatıraya hakaret suçunu oluşturmayacağıdır; ceza hukukundaki dar yorum ilkesi ve şüpheden sanık yararlanır kuralı gereği, bir ifadenin “aslında ölen kişiyi de kastettiği” yönünde genişletici yorum yapılamaz.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir başka ayrım da, ölen kişinin ardından söylenen beddua veya üzüntü/sızlanma niteliğindeki sözlerle gerçek anlamda hakareti birbirinden ayırmaktır; failin öfke veya acı ile söylediği, somut bir onur kırıcı isnat veya sövme fiili içermeyen sözler, tek başına bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz. Aynı şekilde, ölmüş bir kişi hakkında yapılan tarihsel veya bilimsel nitelikteki eleştiriler de — küçültücü, aşağılayıcı bir söylem içermedikleri sürece — bu suç kapsamında değerlendirilmez; burada belirleyici olan, eleştirinin gerçek ve güncel bir olguya dayanıp dayanmadığı ve açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunup bulunmadığıdır.

Manevi unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, ölmüş bir kişinin hatırasına yönelik hakaret ettiğinin bilincinde olarak hareket etmesi gerekir.

İhtilat Şartı: En Az Üç Kişi

Bu suçun önemli bir özelliği, en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesinin aranmasıdır. Ölmüş kişi fiilen “huzurda” bulunamayacağından, kanun bu suçta tıpkı gıyapta hakarette olduğu gibi en az üç kişiye ulaşma koşulu öngörmüştür. Yani failin, en az üç kişinin yanında veya bu kişilere yönelik biçimde ölünün hatırasına hakaret etmesi gerekir. Bu şart yüz yüze konuşmayla sınırlı değildir; yazılı, sözlü veya elektronik iletişim araçlarıyla da gerçekleşebilir.

Bunun somut bir örneğini Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2014/35171 E., 2014/28116 K. sayılı, 01.10.2014 tarihli kararı ortaya koymaktadır: sanık, ölen bir kişinin (annesinin) dernek internet sitesine e-posta göndererek “Her canlı gibi …da ölecekti ve öldü… …İslami kriterlere göre müslüman değildir. Bu tür insanlara İslami literatürde ‘müşrik’ adı verilir…” şeklinde, vefat eden kişinin dini inancını hedef alan ifadeler kullanmış; Yargıtay, bu e-postanın derneğe ve dolayısıyla ulaştığı kişi sayısına göre ihtilat şartını sağladığını kabul ederek sanığın 2.000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünü — aşağıda değinilen bir düzeltmeyle — onamıştır.

Basın Özgürlüğü ve Eleştiri Sınırı

Ölmüş kişiler hakkındaki söz ve yayınların basın özgürlüğü veya eleştiri hakkı kapsamında kalıp kalmadığı, uygulamada sık karşılaşılan bir tartışmadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/7-28 E., 2007/34 K. sayılı, 13.02.2007 tarihli kararında, bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için açıklama veya değer yargısının gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması ve açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Bu ölçütler, ölen kişilerin hatırasına yönelik açıklamalar için de geçerlidir; ancak eleştirinin sert bir üslupla yapılması tek başına suç oluşturmaz.

Nitekim Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/3800 E., 2020/4207 K. sayılı, 11.02.2020 tarihli kanun yararına bozma kararına konu olayda, televizyon programlarında ölen bir Binbaşı hakkında ağır ifadeler kullanan sanıklardan bir kısmının eylemleri basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek beraatlerine karar verilmesi istenmişse de, Yargıtay bu talebi reddetmiş ve söylenen sözlerin “açıkca ölenin onur, şeref ve saygınlığına yönelik olgu isnadı niteliğinde olduğundan hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu” tespitiyle mahkûmiyet hükümlerini yerinde bulmuştur; aynı kararda, müştekinin bizzat kendisine yönelik kaba ancak onur kırıcı boyuta ulaşmayan bir ifadenin ise hakaret suçunu oluşturmadığına hükmedilerek, sınırın somut olayın ağırlığına göre çizildiği gösterilmiştir.

Cezası ve Aleniyet Artırımı

Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ise ceza altıda biri oranında artırılır. Hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi de mümkündür; nitekim yukarıda değinilen Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2014/35171 E., 2014/28116 K. sayılı kararına konu olayda mahkeme doğrudan 2.000 Türk lirası adli para cezasına hükmetmiştir. Aynı kararda dikkat çeken bir başka nokta, sonuç cezanın yalnızca adli para cezası olarak belirlendiği hallerde, TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına ayrıca hükmedilemeyeceğidir; Yargıtay bu yöndeki hukuka aykırılığı, yeniden duruşma yapılmasına gerek görmeksizin kararın ilgili bölümünü karardan çıkararak düzeltmiştir.

İkinci Hal: Ceset veya Kemikler Üzerinde İşlenen Suç

Unsurları

Fail: Herkes bu suçu işleyebilir.

Mağdur ve korunan değer: Bu halde korunan değer, daha çok toplumun ölülere duyduğu saygı ve ölenin yakınlarının manevi menfaatleridir.

Suçun konusu: Ölünün cesedi veya kemikleridir.

Maddi unsur: Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini ya da kemiklerini almak veya bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunmaktır. Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Manevi unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilir.

Hukuka Uygunluk Nedenleri

Ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde yapılan her müdahale bu suçu oluşturmaz. Mevzuatın açıkça yetki verdiği ve usulüne uygun yürütülen işlemler — örneğin ceza muhakemesi kapsamında yapılan otopsi ve adli muayene, ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen organ ve doku nakli işlemleri veya kimliklendirme amaçlı adli-tıbbi incelemeler — bir hukuka uygunluk nedenine dayandığından tahkir edici fiil olarak nitelendirilemez. Suçun oluşabilmesi için, cesede veya kemiklere yönelik hareketin herhangi bir yasal yetkiye dayanmaksızın ve doğrudan tahkir (aşağılama, saygısızlık) kastıyla gerçekleştirilmiş olması gerekir.

Cezası

Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini veya kemiklerini alan ya da bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu halde, ölünün hatırasına hakaretten farklı olarak adli para cezası seçeneği değil, doğrudan hapis cezası öngörülmüştür; ancak bu hapis cezası da yukarıda değinilen TCK m.50 hükmü çerçevesinde adli para cezasına çevrilebilir.

Kişinin Hatırasına Hakaret ile Diğer Suçlardan Farkı

Bu suç, yaşayan kişilere yönelik hakaret suçundan en temel noktada ayrılır: Hakaret suçunda mağdur yaşayan bir kişiyken, bu suçta saldırı hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasına veya bedensel kalıntılarına yöneliktir. Bunun pratik sonucu, şikâyet hakkının doğrudan mağdura değil; ölenin belirli yakınlarına tanınmış olmasıdır. Yaşayanlara yönelik hakaretin tüm ayrıntıları için hakaret suçu başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Ayrı bir ayrım noktası da kamu görevlisine hakaret suçuyla (TCK m. 125/3-a) ortaya çıkar. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/6702 E., 2020/1581 K. sayılı, 20.01.2020 tarihli kararına konu olayda, bir Cumhuriyet savcısının terör saldırısı sonucu şehit edilmesinin ardından sanık, sosyal medya hesabından savcıya yönelik sinkaflı bir paylaşım yapmış; ilk derece mahkemesi bu eylemi kamu görevlisine hakaret suçu kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet kurmuştur.

Yargıtay ise kararı bozarak şu tespiti yapmıştır“…kendisine ait sosyal medya hesabından: ‘Devletinizin savcısını sinkaf edeyim!’ şeklinde aleni bir paylaşım yapan sanığın eyleminin, TCK’nın 130/1. maddesinde düzenlenen, kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulması… kanuna aykırı…” 

Karardan çıkan sonuç açıktır: kamu görevlisine hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun hakaretin işlendiği anda hayatta olması şarttır; hakaret eylemi mağdurun ölümünden sonra gerçekleşmişse, mağdurun önceki kamu görevlisi sıfatına bakılmaksızın nitelendirme TCK m. 130 üzerinden yapılır. Aynı kararda sanığın paylaşımı herkese açık sosyal medya hesabından yapmış olması, aleniyet unsurunun da gerçekleştiğine işaret etmiştir.

Diğer Suçlarla İçtima İlişkisi

Kişinin hatırasına hakaret, tek bir fiille başka bir suçla birlikte de işlenebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024/21669 E., 2025/2603 K. sayılı, 07.04.2025 tarihli kararına konu olayda sanık, bir terör saldırısında şehit düşen bir asker hakkındaki sosyal medya paylaşımının altına, hem şehidin anısını hedef alan hem de belirli bir bölge halkını etnik temelde aşağılayan tek bir yorum yazmıştır.

İlk derece mahkemesi eylemi TCK m. 216/2’de düzenlenen halkın bir kesimini alenen aşağılama suçu kapsamında değerlendirip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, bu karar istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir. Yargıtay, TCK m. 216/2 nitelendirmesini onarken, kararında ayrıca sanık hakkında kişinin hatırasına hakaret suçundan da, dava zamanaşımı süresi içinde ayrı bir kamu davası açılabileceğini açıkça not düşmüştür: “Sanık hakkında ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçundan dava zamanaşımı süresi içerisinde dava açılıp karar verilmesi mümkün görülmüştür.” 

Bu tespit, tek bir fiille hem ölen bir kişinin hatırasına hakaret edilmesinin hem de farklı bir suç tipinin (somut olayda halkı aşağılama) unsurlarının aynı anda gerçekleşebileceğini ve bu durumun farklı neviden fikri içtima (TCK m. 44) kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır; ölen kişilerin arkasından söylenen, ölümü veya buna yol açan eylemi olumlayan nitelikteki sözlerin ifade özgürlüğü korumasından yararlanamayacağı da aynı kararda vurgulanmıştır.

Yayın Sorumlusunun (Sorumlu Müdürün) Cezai Sorumluluğu

Televizyon veya radyo yayınlarında işlenen kişinin hatırasına hakaret suçlarında, yayının sorumlu müdürünün veya yayın yönetmeninin cezai sorumluluğunun sınırı ayrı bir önem taşır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/3800 E., 2020/4207 K. sayılı, 11.02.2020 tarihli kararına konu olayda, canlı yayınlanan bir televizyon programında diğer katılımcıların sarf ettiği hakaret içerikli sözler nedeniyle, yalnızca kanalın sorumlu müdürü olduğu gerekçesiyle bir sanık hakkında da mahkûmiyet kurulmuştur; gerekçe olarak 6112 sayılı Kanun’un 46. maddesindeki “yayından doğan sorumluluğun yayını yöneten veya programı yapanla birlikte sorumlu müdüre ait olduğu” hükmü gösterilmiştir.

Yargıtay bu mahkûmiyeti bozmuş ve sorumlu müdürün, canlı yayında başkaları tarafından söylenen sözlerden dolayı kusursuz sorumluluk esasına göre cezalandırılmasının suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacağını belirtmiştir; sanığın bizzat hakaret fiilini işlemediği bir eylemden dolayı yalnızca unvanı nedeniyle cezalandırılamayacağı vurgulanarak beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, yayıncılık faaliyeti yürüten kişilerin, üçüncü kişilerin fiillerinden dolayı otomatik olarak cezai sorumluluk taşımadığını gösteren önemli bir örnektir.

Şikâyet: Kimler Şikâyetçi Olabilir?

Şerefe karşı suçlar kural olarak şikâyete bağlıdır. Suç ölmüş bir kişinin hatırasına karşı işlendiğinde, doğal olarak mağdurun kendisi şikâyette bulunamaz. Bu nedenle kanun, şikâyet hakkını ölenin yakınlarına tanımıştır.

Buna göre, suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmişse; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri tarafından şikâyette bulunulabilir. Üstsoy anne-baba ve büyükanne-büyükbabayı, altsoy ise çocuk ve torunları kapsar. Şikâyet hakkının bu yakınlara tanınmış olması, uygulamada suçun takibi açısından büyük önem taşır. Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Şikâyete hakkı olan birden fazla yakının bulunduğu hallerde, bunlardan yalnızca birinin şikâyette bulunması yeterlidir; diğerlerinin şikâyet etmemiş olması, açılmış olan kamu davasının seyrini etkilemez.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Uzlaştırma

Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Bu nedenle kişinin hatırasına hakaret suçunda da, kamu davası açılmadan önce taraflar arasında uzlaştırma süreci işletilebilir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davası açılmaz ya da açılmış olan dava düşer.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu suça ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Ölünün hatırasına sözlü olarak işlenen hakarette teşebbüs genellikle mümkün olmaz. Ancak hakaretin yazılı bir iletiyle işlenmek istendiği ve iletinin muhataplarına ulaşmadığı gibi durumlarda ya da ceset veya kemikler üzerinde işlenen suçun icra hareketlerinin yarıda kaldığı hallerde teşebbüs gündeme gelebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişinin hatırasına birden fazla kez hakaret etmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Ölünün hatırasına hakaret halinde kanun adli para cezası seçeneği öngördüğünden, hâkim somut olaya göre doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Ayrıca verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır. Verilen sonuç cezanın yalnızca adli para cezası olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına tek başına engel oluşturmaz; giderilmesi gereken somut bir maddi zararın bulunmaması ve manevi zararın HAGB’ye engel teşkil etmemesi, uygulamada bu yönde değerlendirme yapılmasını gerektirir.

Sık Sorulan Sorular

Ölmüş bir kişiye hakaret etmek suç mudur?

Evet. Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret edilmesi suçtur ve üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza artar.

Vefat eden yakınıma hakaret edilmesi halinde kim şikâyetçi olabilir?

Suç ölmüş bir kişinin hatırasına karşı işlendiğinde, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir. Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Ölünün cesedi veya kemikleriyle ilgili fiiller de bu suç kapsamında mı?

Evet. Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini ya da kemiklerini almak veya bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunmak, TCK m. 130/2 kapsamında ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve üç aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Bu suç, yaşayan kişilere yönelik hakaret suçundan farklı mıdır?

Evet. Temel fark, mağdurun yaşayan değil; hayatını kaybetmiş bir kişi olmasıdır. Bunun sonucu olarak şikâyet hakkı, doğrudan mağdura değil ölenin belirli yakınlarına tanınmıştır.

Otopsi veya organ nakli gibi işlemler kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturur mu?

Hayır. Mevzuata dayalı yetkiyle usulüne uygun yapılan otopsi, adli muayene veya organ-doku nakli işlemleri bir hukuka uygunluk nedenine dayandığından TCK m. 130/2 kapsamında tahkir edici fiil sayılmaz. Suçun oluşması için hareketin herhangi bir yasal yetkiye dayanmaksızın tahkir kastıyla yapılmış olması gerekir.

Sosyal medyada veya e-posta yoluyla ölen birine yönelik söz söylemek bu suçu oluşturur mu?

Evet, ihtilat şartı yüz yüze konuşmayla sınırlı değildir; yazılı, sözlü veya elektronik iletişim araçlarıyla en az üç kişiye ulaşan hakaret içerikli bir ileti de TCK m. 130/1 kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/35171 E., 2014/28116 K. sayılı kararında, bir derneğin internet sitesine gönderilen ve ölen bir kişiyi hedef alan e-postayı bu kapsamda değerlendirmiştir.

Şehit olan bir kamu görevlisine yönelik hakaret hangi suçu oluşturur?

Kamu görevlisine hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun hakaretin işlendiği anda hayatta olması gerekir. Hakaret eylemi mağdurun ölümünden sonra gerçekleşmişse, önceki kamu görevlisi sıfatına bakılmaksızın nitelendirme TCK m. 130 üzerinden yapılır; Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/6702 E., 2020/1581 K. sayılı kararında bu ayrımı bir Cumhuriyet savcısının şehadetinin ardından yapılan bir sosyal medya paylaşımına ilişkin olayda açıkça ortaya koymuştur.

Kişinin hatırasına hakaret suçu başka bir suçla birlikte işlenebilir mi?

Evet. Tek bir fiil, hem ölen bir kişinin hatırasına hakaret edilmesine hem de farklı bir suç tipinin (örneğin halkın bir kesimini alenen aşağılama) unsurlarının oluşmasına aynı anda yol açabilir. Bu durumda farklı neviden fikri içtima kuralları gereği her suç ayrı ayrı değerlendirilir ve zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava konusu da olabilir.

Bir televizyon programının sorumlu müdürü, canlı yayında başkalarının söylediği hakaret sözlerinden sorumlu tutulabilir mi? 

Hayır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/3800 E., 2020/4207 K. sayılı kararına göre, sorumlu müdürün yayından doğan idari sorumluluğu bulunması, onu başkalarının söylediği sözlerden dolayı kusursuz biçimde cezai olarak sorumlu tutmaya yetmez; bu, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olur. Sorumlu müdürün cezai sorumluluğu için fiili bizzat işlemiş olması aranır.

Kişinin hatırasına hakaret suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanabilir mi?

Evet, verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve kanundaki diğer objektif ve subjektif koşullar birlikte gerçekleşiyorsa HAGB uygulanabilir. Sonuç cezanın yalnızca adli para cezası olması, tek başına HAGB’nin uygulanmasına engel oluşturmaz.

Değerlendirme ve Sonuç

Kişinin hatırasına hakaret suçu, hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasını ve ölülere gösterilmesi gereken saygıyı koruyan bir suç tipidir. Ölünün hatırasına yönelik hakaretten, cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen tahkir edici fiillere kadar iki farklı biçimde karşımıza çıkan bu suç, üç aydan iki yıla kadar hapis veya (hatırasına hakaret halinde) adli para cezasını gerektirir.

Bu suçla ilgili süreçte; hakaretin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenip işlenmediği, fiilin kanunda sayılan görünümlerden hangisine girdiği ve şikâyet hakkının kimlere ait olduğu belirleyici öneme sahiptir.

Bu suçla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, hakaret suçlarında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için şerefe karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Hakaret Suçu (TCK-125)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir