|

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu (TCK-130)

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu

Kişinin hatırasına hakaret suçu, bir kimsenin öldükten sonra hatırasına yönelik hakareti ve ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen tahkir edici fiilleri cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 130. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Yaşayan kişilere yönelik hakaretten farklı olarak burada saldırı, hayatını kaybetmiş bir kişiye ve onun geride kalan değerine yöneliktir.

Bu yazıda; bu suçun tanımını, iki farklı görünümünü, her birinin unsurlarını (maddi ve manevi unsur), hakaret suçundan farkını, cezasını, şikâyet hakkının kimlere ait olduğunu, uzlaştırma ve görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Korunan Hukuki Değer

Bu suçta korunan değer çok yönlüdür. Bir yandan ölen kişinin manevi değeri ve hatırası korunurken; diğer yandan onun geride kalan yakınlarının duyguları ve daha geniş anlamda toplumun ölülere duyduğu saygı korunur. Özellikle ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen fiillerde, ölülere gösterilmesi gereken saygının korunması ön plana çıkar.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunun İki Görünümü

Kanun, bu maddede birbirinden farklı iki hareketi cezalandırmıştır:

  • Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakaret edilmesi,
  • Bir ölünün cesedi veya kemikleri üzerinde belirli fiillerin işlenmesi.

Aşağıda bu iki hali ayrı ayrı ele alıyoruz.

Birinci Hal: Ölünün Hatırasına Hakaret

Unsurları

Fail: Bu suçun faili herkes olabilir; genel bir suçtur. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Mağdur: Suç, hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasına yöneliktir. Bu nedenle korunan, ölen kişinin manevi değeri ve geride kalan yakınlarının buna ilişkin menfaatidir. Aşağıda göreceğimiz üzere şikâyet hakkı da ölenin belirli yakınlarına tanınmıştır.

Suçun konusu: Ölmüş kişinin hatırası, yani manevi varlığıdır.

Maddi unsur: Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına, en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret edilmesidir. Buradaki hakaret, yaşayan kişilere yönelik hakarette olduğu gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte söz veya isnatları kapsar; ancak hedef, ölmüş kişidir.

Manevi unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, ölmüş bir kişinin hatırasına yönelik hakaret ettiğinin bilincinde olarak hareket etmesi gerekir.

İhtilat Şartı: En Az Üç Kişi

Bu suçun önemli bir özelliği, en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesinin aranmasıdır. Ölmüş kişi fiilen “huzurda” bulunamayacağından, kanun bu suçta tıpkı gıyapta hakarette olduğu gibi en az üç kişiye ulaşma koşulu öngörmüştür. Yani failin, en az üç kişinin yanında veya bu kişilere yönelik biçimde ölünün hatırasına hakaret etmesi gerekir.

Cezası ve Aleniyet Artırımı

Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ise ceza altıda biri oranında artırılır.

İkinci Hal: Ceset veya Kemikler Üzerinde İşlenen Suç

Unsurları

Fail: Herkes bu suçu işleyebilir.

Mağdur ve korunan değer: Bu halde korunan değer, daha çok toplumun ölülere duyduğu saygı ve ölenin yakınlarının manevi menfaatleridir.

Suçun konusu: Ölünün cesedi veya kemikleridir.

Maddi unsur: Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini ya da kemiklerini almak veya bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunmaktır. Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Manevi unsur: Suç yalnızca kasten işlenebilir.

Cezası

Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini veya kemiklerini alan ya da bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu halde, ölünün hatırasına hakaretten farklı olarak adli para cezası seçeneği değil, doğrudan hapis cezası öngörülmüştür.

Kişinin Hatırasına Hakaret ile Hakaret Suçunun Farkı

Bu suç, yaşayan kişilere yönelik hakaret suçundan en temel noktada ayrılır: Hakaret suçunda mağdur yaşayan bir kişiyken, bu suçta saldırı hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasına veya bedensel kalıntılarına yöneliktir. Bunun pratik sonucu, şikâyet hakkının doğrudan mağdura değil; ölenin belirli yakınlarına tanınmış olmasıdır. Yaşayanlara yönelik hakaretin tüm ayrıntıları için hakaret suçu başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Şikâyet: Kimler Şikâyetçi Olabilir?

Şerefe karşı suçlar kural olarak şikâyete bağlıdır. Suç ölmüş bir kişinin hatırasına karşı işlendiğinde, doğal olarak mağdurun kendisi şikâyette bulunamaz. Bu nedenle kanun, şikâyet hakkını ölenin yakınlarına tanımıştır.

Buna göre, suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmişse; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri tarafından şikâyette bulunulabilir. Üstsoy anne-baba ve büyükanne-büyükbabayı, altsoy ise çocuk ve torunları kapsar. Şikâyet hakkının bu yakınlara tanınmış olması, uygulamada suçun takibi açısından büyük önem taşır. Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Uzlaştırma

Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Bu nedenle kişinin hatırasına hakaret suçunda da, kamu davası açılmadan önce taraflar arasında uzlaştırma süreci işletilebilir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davası açılmaz ya da açılmış olan dava düşer.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu suça ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Ölünün hatırasına sözlü olarak işlenen hakarette teşebbüs genellikle mümkün olmaz. Ancak hakaretin yazılı bir iletiyle işlenmek istendiği ve iletinin muhataplarına ulaşmadığı gibi durumlarda ya da ceset veya kemikler üzerinde işlenen suçun icra hareketlerinin yarıda kaldığı hallerde teşebbüs gündeme gelebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişinin hatırasına birden fazla kez hakaret etmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunda HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Ölünün hatırasına hakaret halinde kanun adli para cezası seçeneği öngördüğünden, hâkim somut olaya göre doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Ayrıca verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Sosyal Medyadaki Bölgesel/Etnik Aşağılama İçeren Şehit Paylaşımı “Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama” Suçunu Oluşturur

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/21669 E. – 2025/2603 K., 07.04.2025 T.

Kararın Özeti

Sanık, terör örgütü üyeleriyle çıkan çatışmada şehit düşen Eren Bülbül hakkında sosyal medyada yapılan bir paylaşımın altına hiddet, etnik köken ve bölgesel nefret içeren hakaretamiz bir yorum yazmıştır. İlk derece mahkemesince sanık hakkında “halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan (TCK m. 216/2) hapis cezası verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) hükmedilmiştir. Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi üzerine ihbarla yeniden ele alınan dosyada hüküm açıklanmıştır. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu reddetmesinin ardından temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay, suç vasfının ve cezanın hukuka uygun olduğuna karar vererek mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, sanığın ikrarı ve dosya kapsamı doğrultusunda siber ortamdaki söz konusu yorumun sanık tarafından yazıldığını kesin olarak saptamıştır. Sanığın bir şehidin ve bölge halkının arkasından sarf ettiği sözlerin, düşünce ve ifade özgürlüğü sınırlarını açıkça aştığı vurgulanmıştır. Yargıtay dairesi, eylemin doğrudan M…. ve K.….. bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızı hedef alarak “…….” nitelendirmesi üzerinden aşağılama kastıyla gerçekleştirildiğini belirtmiş; bu nedenle yerel mahkemenin TCK m. 216/2 uyarınca kurduğu hukuki nitelendirmeyi isabetli bulmuştur. Ayrıca Yargıtay, her ne kadar dava konusu eylem “halkı aşağılama” suçundan yürütülmüş olsa da, ölen bir kişinin (şehidin) aziz hatırasına yönelik saldırı boyutu dikkate alınarak sanık hakkında “kişinin hatırasına hakaret” suçundan da zamanaşımı süresi içerisinde her zaman ayrı bir dava açılabileceğini not düşmüştür.

“…E…. B….’nın şehit edilmesi ile ilgili yapılan bir paylaşımın altına… ‘İyi olmuş hep biz mi çekelim ızdırabı, biraz da P….. p** çeksin’ şeklinde yorum yazısı yazdığı… sanığın M….. bölgesinde yaşayan vatandaşlarimizi P…. şeklinde aşağılama kastıyla hareket ettiği paylaşımına uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği… Sanık hakkında ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçundan dava zamanaşımı süresi içerisinde dava açılıp karar verilmesi mümkün görülmüştür.”

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu Bakımından Değerlendirme

Yargıtay ilamı doğrudan TCK m. 216/2 (Halkın bir kesimini alenen aşağılama) suçu üzerinden onanmış olsa da, kararda metne yansıyan ifadelerin 5237 sayılı TCK’nın 130. maddesinde düzenlenen “Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu” bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar şu şekildedir:

  • Suçların Farklı Neviden Fikri İçtimaı (TCK m. 44) Potansiyeli: Sanık sosyal medyadaki tek bir yorum eylemiyle (“İyi olmuş…” ifadesiyle) hem ölen şehidin hatırasına açıkça hakaret etmiş hem de aynı cümle içinde bir bölge halkını etnik temelde (“P… p**”) alenen aşağılamıştır. Bu durum tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermektedir.
  • Yargıtay’ın Ek Dava Açılmasına İlişkin Rezerv Görüşü: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, mevcut davadaki suç vasfını onamakla birlikte, ölen bir kişinin hatırasına yönelik bu ağır ve rencide edici sözlerin cezasız kalmaması gerektiğine işaret etmiştir. İlamda açıkça “sanık hakkında ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçundan dava zamanaşımı süresi içerisinde dava açılıp karar verilmesi mümkün görülmüştür” denilerek, savcılığın bu yönde ek bir iddianameyle kamu davası açabileceği hukuken tescil edilmiştir.
  • Hatıranın Korunması ve İfade Özgürlüğü Sınırı: Karar, ölen kişilerin arkasından söylenen onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici, terör eylemini veya ölümü olumlayan nitelikteki nefret söylemlerinin hiçbir şekilde “ifade özgürlüğü” korumasından yararlanamayacağını ortaya koymaktadır. Şehit Eren Bülbül’ün rızasız/hukuka aykırı şekilde hedef alınarak hatırasına saldırılması, TCK m. 130 bağlamında suçun manevi unsurlarının tam anlamıyla vücut bulduğunun somut bir kanıtıdır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21669 E. – 2025/2603 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1194 E., 2024/59 K.
SUÇ : Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
1. Mazgirt Asliye Ceza Mahkemesinin,10.04.2018 tarihli ve 2017/75 Esas, 2018/37 Karar sayılı kararı ile sanığın halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 216/2, 218, 62 ve 53. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; karar itiraz edilmeksizin 14.05.2018 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Sanığın denetim süresi içerisinde (29.05.2020 tarihinde) kasıtlı suç işlediğinin ve mahkumiyet kararının kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine dava dosyası yeniden ele alınmıştır. Akabinde; Mazgirt Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2023/59 Esas, 2023/102 Karar sayılı kararıyla; hükmün 7 ay 15 gün hapis cezası olarak açıklanmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2023/1194 Esas, 2024/59 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Suçun unsurlarının oluşmadığına, kullanılan ifadelerin “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilerek beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, sanığın “” isimli sosyal medya hesabından 11.08.2017 günü T…….’un M….. ilçesinde terör örgütü üyeleri ile çıkan çatışmada güvenlik güçlerine yer tarif eden E…… B…….’nın şehit edilmesi ile ilgili yapılan bir paylaşımın altına 08.09.2017 tarihinde ‘’İyi olmuş hep biz mi çekelim ızdırabı, biraz da P…… p….. çeksin’’ şeklinde yorum yazısı yazdığı iddiasına ilişkin olarak;
Sanığın eylemine uyan suçun cezasının üst sınırına göre basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmış ise de; Mazgirt Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli tensip zaptıyla takdiren basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla inceleme yapılmıştır.
Sanık hakkında “kişinin hatırasına hakaret” suçundan dava zamanaşımı süresi içerisinde dava açılıp karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, ikrarına göre paylaşımın sanık tarafından yapıldığının saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın M…… bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızı P…….. şeklinde aşağılama kastıyla hareket ettiği paylaşımına uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ayrıca söz konusu ifadelerin ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aştığı ve atılı suçun unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından sanığın temyiz itirazları yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.01.2024 tarihli ve 2023/1194 Esas, 2024/59 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Mazgirt Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.

Müteveffanın İsmine Yönelik Doğrudan Somut Bir Hakaret Olmaması Durumunda Hatıraya Hakaret Suçu Oluşmaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/11600 E. – 2023/19976 K., 15.06.2023 T.

Kararın Özeti

Sanık, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptığı bir paylaşımda, belediye başkanı olan katılan hakkında “hırsızdır” ifadesini kullanmış ve devamında “rahmetli annemi kardeşi C.Ö. ile kandırarak malları üzerine almışlardır” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu paylaşım üzerine, ölen C.Ö.’nün yakınları tarafından sanık hakkında “kişinin hatırasına hakaret” suçundan kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, sanığın ifadelerinde ölen C.Ö.’ye doğrudan “hırsız” demediğini, yalnızca diğer katılan ile birlikte annesini kandırdıklarını iddia ettiğini saptayarak suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin beraat hükmünü ve gerekçesini hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, davanın temelini oluşturan sosyal medya mesajını dil bilgisel ve kast yönünden incelemiştir. Sanığın mesaj metninde yer alan “hırsızdır” sıfatını doğrudan ve açıkça yaşayan belediye başkanı S.Ö. için kullandığı saptanmıştır. Müteveffa C.Ö. yönünden ise yalnızca “annemi kandırarak malları üzerine aldılar” şeklinde bir fiil isnadında bulunulmuştur. Yargıtay, bu ifadenin ölen kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte doğrudan bir hakaret veya sövme unsuru taşımadığı, dolayısıyla 5237 sayılı TCK’nın 130/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarını bünyesinde barındırmadığı yönündeki yerel mahkeme takdirini hukuka uygun bulmuştur.

“…sanığın, ölen C.Ö.’ye hırsız demediği sadece diğer katılan S.Ö. ile birlikte annesini kandırdıklarını söylediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraat kararı verildiği… Yasal unsurları oluşmayan eylem nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.”

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu Bakımından Değerlendirme

Bu karar, Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde düzenlenen “Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu”nun sınırlarını ve tipiklik şartlarını netleştirmek açısından kritik bir öneme sahiptir. Karar üzerinden yapılan hukuki saptamalar şunlardır:

  • Suçun Maddi Unsuru ve Sözlerin Muhatabı: Kişinin hatırasına hakaret suçunun oluşabilmesi için, sarf edilen küçük düşürücü, onur ve saygınlığı zedeleyici sözlerin doğrudan ve duraksamaya yer vermeyecek netlikte ölen kişiye yöneltilmiş olması gerekir. Kararda, “hırsız” kelimesinin muhatabının yaşayan bir kişi olduğu, ölen şahsa yönelik ise doğrudan bu sıfatın yakıştırılmadığı tespitiyle suçun şekli unsurlarının (tipiklik) gerçekleşmediği ortaya konmuştur.
  • Mal Paylaşımı ve Kandırma İddialarının Niteliği: Miras veya mal edinme süreçlerine ilişkin “kandırarak malları üzerine alma” şeklindeki ithamlar, taraflar arasındaki hukuki veya fiili bir uyuşmazlığın dile getirilmesi niteliğinde olup, doğrudan doğruya kişinin anısına saldırı veya sövme kastı olarak yorumlanmamıştır. Yargıtay, bu tür iddiaların cezai anlamda “hatıraya hakaret” suçunu oluşturmayacağını sabitlemiştir.
  • Ceza Hukukunda Dar Yorum İlkesi: Sosyal medya paylaşımlarında kullanılan ifadeler, genişletici yoruma tabi tutularak “aslında öleni de kastetmiştir” şeklinde cezalandırılamaz. Karar, metindeki dil bilgisel kurgunun ve noktalama mantığının ceza sorumluluğunun şahsiliği ve belirliliği ilkeleri gereğince titizlikle incelenmesi gerektiğini ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin bu tür sınır vakalarda beraat gerekçesi yapılması gerektiğini doğrulamaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/11600 E. – 2023/19976 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/624 E., 2016/35 K.
SUÇ : Kişinin hatırasına hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 130 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteminin, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiği, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin, şikâyetçi S.Ö’nün yeğeni, diğer şikâyetçi H.Ö.’nün ise eşinin yeğeni olduğu, müteveffa C.Ö’.nün ise şikâyetçi H.Ö.’nün eşi olduğu, şüphelinin sosyal paylaşım sitesinde “Si….. A….. Belediye Başkanı S.Ö. hırsızdır rahmetli annem A.M.’ı kardeşi C.Ö.’yle kandırarak malları üzerine almışlardır ben babam öldükten 4 gün sonra dünyaya gelmişim takdiri Si…. halkına bırakıyorum. …” şeklinde mesaj yazdığı iddiasıyla açılan davada sanığın, ölen C.Ö.’ye hırsız demediği sadece diğer katılan S.Ö. ile birlikte annesini kandırdıklarını söylediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraat kararı verildiği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz Nedenleri Yönünden
Yasal unsurları oluşmayan eylem nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.

Şehit Edilen Cumhuriyet Savcısına Yönelik Sosyal Medya Paylaşımı Kamu Görevlisine Hakaret Değil, Kişinin Hatırasına Hakaret Suçunu Oluşturur

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/6702 E. – 2020/1581 K., 20.01.2020 T.

Kararın Özeti

31 Mart 2015 tarihinde Cumhuriyet Savcısının İstanbul Adliyesinde terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesinin ardından, sanık kendisine ait sosyal medya hesabından sinkaflı ve hakaret içerikli aleni bir paylaşımda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), sanığın bu eylemini “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 18. Ceza Dairesi, suç tarihinden önce vefat etmiş (şehit edilmiş) olan mağdura karşı işlenen bu fiilin “kamu görevlisine hakaret” değil, “kişinin hatırasına hakaret” suçunu oluşturması gerektiğini belirtmiş; suç vasfında yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle yerel mahkemenin hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay bozma gerekçesinde, hakaret eyleminin gerçekleştiği sırada mağdur Cumhuriyet Savcısının hayatta olmadığını ve terör saldırısı sonucu şehit düşmüş olduğunu temel almıştır. Ceza hukukunda kamu görevlisine hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun hayatta olması ve hakaretin onun görevinden dolayı gerçekleştirilmesi gerekir. Vefat etmiş kişilerin şeref, haysiyet ve toplum içindeki saygınlığı ise kanun koyucu tarafından ayrı bir hukuki değer olarak korunmuştur. Sanığın aleni sosyal medya paylaşımındaki sinkaflı ifadelerinin doğrudan ölen savcının anısına yönelik bir saldırı niteliği taşıdığı saptandığından, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 130/1. maddesinde düzenlenen “kişinin hatırasına hakaret” suçu kapsamında cezalandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

“…Cumhuriyet Savcısı …..’ın İstanbul Adliyesinde terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesinin ardından, kendisine ait sosyal medya hesabından: “Devletinizin savcısını sinkaf edeyim!” şeklinde aleni bir paylaşım yapan sanığın eyleminin, TCK’nın 130/1. maddesinde düzenlenen, kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulması…”

Kişinin Hatırasına Hakaret Suçu Bakımından Değerlendirme

Bu karar, “kamu görevlisine hakaret” (TCK m. 125/3-a) ile “kişinin hatırasına hakaret” (TCK m. 130) suçları arasındaki ayrımı netleştiren ve ceza hukukunda hayatta olma koşulunun suç tipikliğine etkisini ortaya koyan çok önemli bir örnek teşkil etmektedir. Belirtilen dosya özelinde şu hukuki saptamalar öne çıkmaktadır:

  • Mağdurun Hayatta Olma Şartı ve Tipiklik: TCK m. 125 kapsamında düzenlenen genel veya kamu görevlisine hakaret suçlarının maddi unsuru, yaşayan bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırılmasıdır. Kişi vefat ettiği andan itibaren korunan hukuki değer değişmekte ve TCK m. 130’da yer alan “ölen kişinin anısı/hatırası” koruma altına alınmaktadır. Mahkemenin ölen bir kişiye yönelik hakareti hâlâ kamu görevlisine yapılmış gibi cezalandırması, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırıdır.
  • Siber Alanda Aleniyet Unsuru: Sanığın hakaret içerikli paylaşımını şahsi sosyal medya hesabı üzerinden herkese açık şekilde yapması, hatıraya hakaret suçunun nitelikli unsurlarını veya suçun alenen işlenmesi boyutunu doğrudan beslemektedir. Yargıtay, bu dijital yayılımın aleniyet barındırdığını açıkça not düşmüştür.
  • Manevi Unsur ve Kastın Yoğunluğu: Hakaret fiili, Cumhuriyet Savcısının şehit edilmesinin hemen ardından gerçekleştirilmiştir. Sanık, mağdurun öldüğünü bilerek ve bu ölüm olayının hemen arkasından devletin adalet mekanizmasını ve ölen savcıyı hedef alarak sinkaflı kelimeler kullanmıştır. Bu durum, sanıkta ölen kişinin hatırasını lekeleme, onu toplum nezdinde küçük düşürme ve anısına saygısızlık etme kastının (saikinin) en yüksek perdeden mevcut olduğunu somutlaştırmaktadır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/6702 E. – 2020/1581 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
31 Mart 2015 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı …..’ın İstanbul Adliyesinde terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesinin ardından, kendisine ait sosyal medya hesabından: “Devletinizin savcısını sinkaf edeyim!” şeklinde aleni bir paylaşım yapan sanığın eyleminin, TCK’nın 130/1. maddesinde düzenlenen, kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık …’nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Ölmüş bir kişiye hakaret etmek suç mudur?

Evet. Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret edilmesi suçtur ve üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza artar.

Vefat eden yakınıma hakaret edilmesi halinde kim şikâyetçi olabilir?

Suç ölmüş bir kişinin hatırasına karşı işlendiğinde, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir. Şikâyet altı ay içinde yapılmalıdır.

Ölünün cesedi veya kemikleriyle ilgili fiiller de bu suç kapsamında mı?

Evet. Bir ölünün kısmen veya tamamen cesedini ya da kemiklerini almak veya bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunmak da bu madde kapsamında ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve üç aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Bu suç hakaret suçundan farklı mıdır?

Evet. Temel fark, mağdurun yaşayan değil; hayatını kaybetmiş bir kişi olmasıdır. Bunun sonucu olarak şikâyet hakkı, ölenin belirli yakınlarına tanınmıştır.

Değerlendirme ve Sonuç

Kişinin hatırasına hakaret suçu, hayatını kaybetmiş bir kişinin hatırasını ve ölülere gösterilmesi gereken saygıyı koruyan bir suç tipidir. Ölünün hatırasına yönelik hakaretten, cesedi veya kemikleri üzerinde işlenen tahkir edici fiillere kadar iki farklı biçimde karşımıza çıkan bu suç, üç aydan iki yıla kadar hapis veya (hatırasına hakaret halinde) adli para cezasını gerektirir.

Bu suçla ilgili süreçte; hakaretin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenip işlenmediği, fiilin kanunda sayılan görünümlerden hangisine girdiği ve şikâyet hakkının kimlere ait olduğu belirleyici öneme sahiptir.

Bu suçla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için şerefe karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Hakaret Suçu (TCK-125)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir