İçindekiler
Verileri yok etmeme suçu, kanunların belirlediği sürelerin geçmesine rağmen verileri yok etmekle yükümlü olan kişilerin bu görevlerini yerine getirmemesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 138. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Temel hâli bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren bu suç, konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yok edilmesi gereken bir veri olması hâlinde bir kat artırılan cezaya tabidir. Bu suç, bölümdeki diğer suçlardan farklı olarak aktif bir hareketi değil; kanunen yapılması gereken bir işin, yani verilerin silinmesinin yapılmamasını cezalandırır.
Kişisel verilerin saklanması ve gerektiğinde imha edilmesinin hem hukuki hem de teknik bir yükümlülük haline geldiği günümüzde, verileri yok etmeme suçu özellikle veri tutan kişi ve kurumlar açısından önem taşımaktadır. Bu yazıda; verileri yok etmeme suçunun tanımını, ihmal suçu niteliğini, failini, oluşma şartlarını, cezasını, nitelikli hallerini, KVKK ile ilişkisini, dava zamanaşımını, şikâyet ve soruşturma usulünü, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları hem yasal düzenleme hem de Yargıtay uygulaması ışığında ele alacağız.
Korunan Hukuki Değer
Bu suçta korunan temel değer, kişilerin verileri üzerindeki kontrolü ve bilgisel mahremiyetidir. Verilerin sınırsız süreyle saklanması, kişinin kendisine ait bilgiler üzerindeki hâkimiyetini zedeler. Kanun koyucu, verilerin yalnızca gerekli olduğu süre boyunca tutulmasını ve bu süre sona erdiğinde yok edilmesini güvence altına alarak, kişilerin “unutulma” ve verileri üzerinde söz sahibi olma hakkını korur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, TCK’nın 138. maddesinde düzenlenen suçla korunan hukuki değer yalnızca kişinin özel hayatından ibaret değildir; kamu kurumlarında muhafaza edilen kişisel veriler süresi içinde yok edilmezse kamu idaresinin güvenilirliği de zedelenir. Bu nedenle söz konusu Ceza Genel Kurulu kararında, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişinin de suçla korunan hukuki değerlerden biri olduğu kabul edilmiştir.
Bir İhmal Suçu: Yapılması Gerekeni Yapmama
Verileri yok etmeme suçunu, bölümdeki diğer suçlardan ayıran en önemli özellik, bunun bir ihmal suçu olmasıdır.
İhmali Suç Ne Demektir?
İhmali (ihmal yoluyla işlenen) suç, failin aktif bir hareketle değil; hukuken yapması gereken bir davranışta bulunmamasıyla işlenen suçtur. Verileri yok etmeme suçunda da cezalandırılan, failin bir şey “yapması” değil; kanunen yapması gereken bir işi (verileri silmeyi) “yapmamasıdır”. Bu yönüyle suç, bölümdeki diğer suçlardan (örneğin verileri kaydetmek ya da ele geçirmek gibi aktif fiillerle işlenen suçlardan) belirgin biçimde ayrılır.
Suçun Bu Bölümdeki Diğer Suçlardan Farkı
Bölümdeki diğer suçlarda fail, kişinin mahremiyetine aktif bir müdahalede bulunur. Verileri yok etmeme suçunda ise tam tersine, fail bir müdahalede bulunmaz; ancak verileri kanuni süre geçtiği hâlde sistemde tutmaya devam ederek pasif bir biçimde mahremiyeti ihlal eder. İşte bu nedenle suç, “yok etmeme” yani bir eksik bırakma olarak tanımlanmıştır.
Bu farkın somut yansımasını, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5131 Esas, 2023/5872 Karar sayılı ve 25.12.2023 tarihli kararına konu olayda görmek mümkündür. Söz konusu kararda sanıklar; katılanın haberleşmesini aktif olarak dinleyip kayıt altına almak (haberleşmenin gizliliğini ihlal), fiziki takiplerle özel hayatının gizliliğini kayıt altına almak (özel hayatın gizliliğini ihlal) ve bu kayıtları sistemde tutmak (kişisel verilerin kaydedilmesi) suretiyle aktif fiiller işlemiş; buna ek olarak, elde ettikleri bu verileri sistem içinde yok etmeyerek de ayrıca verileri yok etmeme suçunu işlemişlerdir. Aynı olay örgüsü içinde hem aktif hem de ihmali suçların bir arada görülebilmesi, bu suçun bağımsız niteliğini gözler önüne sermektedir.
Suçun Hukuki Niteliği: Soyut Tehlike ve Mütemadi Suç
Verileri yok etmeme suçunun doğru değerlendirilebilmesi için, suçun iki temel niteliğinin bilinmesi gerekir.
Öncelikle bu suç, bir zarar suçu değil, bir tehlike suçudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında belirtildiği üzere, TCK’nın 138. maddesinde yer alan suçun tamamlanması için kişisel verilerin yükümlülüğe aykırı olarak yok edilmemesi yeterli olup bundan ayrıca bir zarar doğması aranmaz; hareket ile netice arasındaki nedensellik ilişkisinin araştırılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığından verileri yok etmeme, soyut tehlike suçu niteliğindedir. Aynı kararda, gerçekleştirilen ihmali davranışın kişisel veriler üzerinde somut bir zarar tehlikesi doğurup doğurmadığının bu suçta ayrıca araştırılmayacağı özellikle vurgulanmıştır.
İkinci önemli özellik ise suçun mütemadi (kesintisiz) karakteridir. Saklama süresi dolduktan sonra veri sistemde tutulmaya devam ettiği sürece, ihmal hâli her gün yeniden gerçekleşir; bu nedenle suç, tek bir anda değil, imha yükümlülüğü yerine getirilene kadar devam eden bir süreç içinde işlenmiş sayılır. Bu husus, hem suçun ne zaman tamamlandığının hem de dava zamanaşımının ne zaman işlemeye başlayacağının belirlenmesinde doğrudan etkilidir.
Suçun Faili: Özgü (Mahsus) Suç
Verileri yok etmeme suçu, herkes tarafından işlenebilen genel bir suç değildir. Bu suçun faili, yalnızca verileri yok etmekle yükümlü olan kişilerdir. Bu yönüyle suç, özgü suç niteliği taşır.
Yani bir kişinin bu suçun faili olabilmesi için, öncelikle kanunen verileri yok etme görevinin ona ait olması gerekir. Böyle bir yükümlülüğü bulunmayan kişiler, verilerin silinmemesinden bu suç kapsamında sorumlu tutulamaz. Bu yükümlülük; veriyi tutan kurumun yapısına, ilgili kişinin görev tanımına ve mevzuatta öngörülen sorumluluk dağılımına göre belirlenir. Dolayısıyla somut bir olayda kimin bu görevle yükümlü olduğu, dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir soru da, veriyi tutan kurumun bir tüzel kişi (şirket, kamu kurumu) olması hâlinde failin kim olacağıdır. Ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişiler hakkında doğrudan hapis cezası uygulanamaz; bu nedenle fail, imha yükümlülüğünü fiilen yerine getirmesi gereken ve bu konuda karar alma yetkisine sahip gerçek kişidir (örneğin veri sorumlusu şirketin ilgili birim yöneticisi veya imha işleminden fiilen sorumlu tutulan çalışan). Kurumun KVKK anlamında “veri sorumlusu” sıfatı, idari para cezası sorumluluğunu doğurabilirken, TCK 138 kapsamındaki cezai sorumluluk her zaman gerçek kişiye ait kalır.
Suçun özgü suç niteliği, iştirak bakımından da özellik gösterir. Yok etme yükümlülüğü bulunmayan bir kişi bu suçu doğrudan fail olarak işleyemese de, yükümlü kişiyi verileri yok etmemeye azmettiren veya bu ihmale bilerek yardım eden kişiler, TCK’nın genel iştirak hükümleri çerçevesinde azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Örneğin bir kurumda imha kararını fiilen engelleyen veya yükümlü çalışanı bu yönde talimatla ihmale sevk eden bir üst, azmettiren olarak sorumluluğa konu olabilir.
Suçun Oluşma Şartları
Verileri yok etmeme suçunun oluşabilmesi için iki temel şartın bir arada bulunması gerekir.
Kanuni Saklama Süresinin Geçmesi
İlk şart, verilerin saklanması için kanunların öngördüğü sürenin geçmiş olmasıdır. Veriler, ilgili mevzuatta belirlenen süre boyunca tutulabilir. Ancak bu süre sona erdiğinde, verilerin artık saklanmaması ve yok edilmesi gerekir. Süre dolmadan veriler yok edilmemişse, henüz bu suçtan söz edilemez; çünkü saklama süresi devam etmektedir.
Yok Etme Görevinin Yerine Getirilmemesi
İkinci şart, saklama süresi geçtiği hâlde, yükümlü kişinin verileri yok etme görevini yerine getirmemesidir. Süre dolduktan sonra verilerin silinmemesi, bu suçun maddi unsurunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında da açıkça belirtildiği üzere, verileri yok etmeme suçu yalnızca kasten işlenebilir; failin, süresi geçen verileri yok etmesi gerektiğini bilerek bu görevi yerine getirmemesi aranır ve bu suçun taksirle işlenebilmesi hukuken mümkün değildir.
Aynı kararda somutlaşan tipik bir örnek, imha yükümlülüğünün ne şekilde ihlal edildiğini açıkça göstermektedir: Bir soruşturma kapsamında telefonu yasal olarak dinlenen bir kişinin, eşi, annesi, kızı ve kız kardeşi ile yaptığı özel görüşme kayıtlarının, ilgili mevzuata göre imha edilmesi gerekirken bunun yerine ses kaydı hâlinde DVD içerisinde adli emanette muhafaza altına alınmaya devam edilmesi, Ceza Genel Kurulunca verileri yok etmeme suçu kapsamında değerlendirilmiştir.
Verinin Tamamen ve Geri Döndürülemez Şekilde İmha Edilmesi
Suçun oluşmaması için imha yükümlülüğünün usulüne uygun biçimde yerine getirilmiş olması gerekir. TCK’nın 138. maddesinin gerekçesinde yok etme kavramı; fiziki belgelerin geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kaldırılması, bilişim sisteminde yer alan bilgilerin ise herhangi bir kopyası kalmayacak şekilde silinmesi olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle verinin yalnızca arşive kaldırılması, erişime kapatılması ya da ekranda “silinmiş” gibi görünmesi ama sistemde veya yedeklerde kopyasının kalmaya devam etmesi, imha yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; bu hâllerde suç oluşmaya devam eder. Verinin gerçekten mi yoksa görünürde mi silindiği, çoğu zaman bilişim sistemleri üzerinde yapılacak teknik incelemeyle ortaya konur.
Suçun Cezası ve Nitelikli Halleri
Temel Hal
Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlar, görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
CMK Kapsamındaki Veriler (Fıkra 2)
2014 yılında eklenen ikinci fıkraya göre, suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Ceza muhakemesi sürecinde elde edilen ve kanun gereği belirli koşullarda yok edilmesi gereken bazı veriler vardır; örneğin yürütülen bir soruşturma kapsamında elde edilip dava konusu olmayan ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen hâllerde imha edilmesi gereken kayıtlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Kanun koyucu, bu nitelikteki verilerin yok edilmemesini daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır.
CMK’da bu tür imha yükümlülüklerine örnek olarak; telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sonucunda elde edilen kayıtların (CMK m.137/3), şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki iletişimin kayda alınması hâlinde bu kaydın derhâl yok edilmesi gerekliliğinin (CMK m.135/3), gizli soruşturmacı görevlendirilmesi (CMK m.139/6) ve teknik araçlarla izleme tedbirleri (CMK m.140/4) sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin belirli sürelerde imhasının gösterilebileceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında da ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Nitelikli Haller (TCK 137)
Bu suç, TCK 137’de düzenlenen ortak nitelikli hallerden birinin bulunması durumunda da daha ağır cezayı gerektirir. Suç;
- Bir kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, ya da
- Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle
işlenirse, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Verileri yok etme yükümlülüğünün çoğu zaman bir görev ya da meslek çerçevesinde doğduğu düşünüldüğünde, bu nitelikli hâllerin somut olayda gündeme gelmesi mümkündür.
Bu nitelikli hâlin uygulama alanı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararına konu olan, kamuoyunda İzmir Askeri Casusluk Davası olarak bilinen soruşturma sürecinde açıkça ortaya konmuştur. Kararda, bir Cumhuriyet savcısı olan sanığın; yürüttüğü soruşturma kapsamında telefonu dinlenen bir kişinin aile bireyleriyle yaptığı özel görüşme kayıtlarını imha ettirmeksizin adli emanette muhafaza altına aldırması, kamu görevlisi sıfatıyla ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenen verileri yok etmeme suçu olarak nitelendirilmiş; bu eylem nedeniyle TCK’nın 137. maddesi uyarınca ceza artırımı uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
TCK 138 ile Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) Arasındaki İlişki
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun, kamu görevlisi olan bir failin verileri yok etmemesi hâlinde, bu eylemin verileri yok etmeme suçu mu yoksa TCK’nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu mu olarak nitelendirileceğidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında bu ilişkiyi kesin biçimde çözüme kavuşturmuştur. Kararda; görevi kötüye kullanma suçunun madde metninde “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” ibaresiyle düzenlendiği ve TCK’nın 132 ile 134. maddelerinin bulunduğu bölümdeki suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesinin ayrı bir ağırlaştırıcı sebep olarak TCK’nın 137. maddesinde özel biçimde düzenlendiği vurgulanmıştır.
Bu nedenle görevi kötüye kullanma suçu, genel, tali ve tamamlayıcı bir norm niteliğindedir; aynı eylem hem icrai hem de ihmali davranışla ve fakat kastla işlenip özel norm niteliğinde bir suçu (somut olayda özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve verileri yok etmeme suçlarını) oluşturduğunda, artık genel norm olan görevi kötüye kullanma suçunun uygulanma kabiliyeti ortadan kalkmaktadır.
Bu ilkenin pratik sonucu şudur: Bir kamu görevlisinin, görevi nedeniyle elde ettiği kişisel verileri süresi geçtiği hâlde imha etmemesi hâlinde, olay TCK’nın 257. maddesi kapsamında genel bir görevi kötüye kullanma olarak değil; TCK’nın 138. maddesi ve TCK 137’deki nitelikli hâl birlikte uygulanmak suretiyle, özel norm olan verileri yok etmeme suçu olarak değerlendirilmelidir. Nitekim aynı kararda Yargıtay, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan dairenin sanığın tüm eylemlerini tek bir zincirleme görevi kötüye kullanma suçu altında toplamasını, özel norm-genel norm ilişkisine aykırı bularak bozma nedeni yapmıştır.
KVKK ile İlişkisi
Verileri yok etmeme suçu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile doğrudan ilişkilidir. KVKK’nın 7. maddesi ve 17. maddesinin ikinci fıkrası, kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında bu verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerektiğini ve bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi hâlinde TCK’nın 138. maddesinin uygulanacağını düzenler. Veri sorumluları, sakladıkları verileri sınırsız süreyle tutamaz; saklama süreleri sona erdiğinde imha yükümlülüğü doğar.
Bu çerçevede pek çok kurum, hangi verinin ne kadar süreyle saklanacağını ve ne zaman imha edileceğini belirleyen saklama ve imha politikaları oluşturmak zorundadır. Saklama süresi dolan verilerin yok edilmemesi, hem KVKK kapsamında idari yaptırımlara hem de koşulları oluştuğunda TCK 138 kapsamında cezai sorumluluğa yol açabilir.
Burada önemli bir ayrım, KVKK’daki idari yaptırımların doğrudan tüzel kişi veri sorumlusuna uygulanabilmesine karşın, TCK 138’deki cezai sorumluluğun yukarıda açıklandığı üzere yalnızca imha yükümlülüğünü fiilen yerine getirmesi gereken gerçek kişiye ait olmasıdır. Bu nedenle veri tutan kişi ve kurumların, imha yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi büyük önem taşır. Bu suç ile ilgili ceza davası süreçlerinde kişisel verilerin korunması konusunda uzman bir avukattan hukuki destek alınması sürecin sağlıklı yürütülmesi için elzemdir.
Şikâyete Bağlı Değildir: Re’sen Soruşturma
Verileri yok etmeme suçu, şikâyete bağlı değildir. TCK 139’a göre bu suç, mağdurun şikâyeti aranmaksızın savcılık tarafından re’sen soruşturulur.
Bunun pratik sonuçları şunlardır:
Mağdurun şikâyetçi olması zorunlu değildir; savcılık suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatır. Şikâyete bağlı suçlardaki altı aylık şikâyet süresi bu suç için söz konusu değildir. Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, tek başına davanın düşmesi sonucunu doğurmaz.
Bu yönüyle suç, haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) veya özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) gibi şikâyete bağlı suçlardan farklı bir usule tabidir.
Dava Zamanaşımı
Verileri yok etmeme suçunun temel hâli, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirdiğinden, TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sekiz yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, mütemadi suç niteliği gereği, imha yükümlülüğünün fiilen yerine getirildiği ya da suçun başka bir şekilde sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Bu sekiz yıllık sürenin, soruşturma veya kovuşturma sırasında gerçekleşen zamanaşımını kesen işlemlerle (örneğin iddianamenin kabulü gibi) TCK’nın 67. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarısı oranında uzayabileceği unutulmamalıdır.
Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/5131 Esas, 2023/5872 Karar sayılı ve 25.12.2023 tarihli kararına konu olayda, sanıklara haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve verileri yok etmeme suçlarından birlikte isnat bulunması nedeniyle, bu suçların en ağır cezayı gerektireni esas alınarak TCK’nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenen zamanaşımı süresi, kesilme nedeniyle sekiz yıldan on iki yıla uzamış; bu on iki yıllık sürenin suç tarihinden itibaren dolmuş olması nedeniyle kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşürülmesine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Bu örnek, verileri yok etmeme suçunun başka suçlarla birlikte işlendiği hâllerde zamanaşımı hesabının ne denli belirleyici olabileceğini somut biçimde göstermektedir.
Uzlaştırma ve Ön Ödeme
Uzlaştırma
Verileri yok etmeme suçu şikâyete bağlı olmadığından ve uzlaştırma kapsamına özel olarak alınan suçlar arasında sayılmadığından, kural olarak uzlaştırmaya tabi değildir. Somut dosyanızda uzlaştırmanın gündeme gelip gelemeyeceğini değerlendirmek için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Ön Ödeme
Ön ödeme kurumu, yalnızca adli para cezasını ya da üst sınırı belirli bir süreyi aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanır. Bu suçun öngörülen ceza miktarı bu kapsamın dışında kaldığından, ön ödeme bu suç için söz konusu olmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Verileri yok etmeme suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemelerinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Ancak suçun TCK 137 kapsamında bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi ve bu kamu görevlisinin belirli bir statüye (örneğin hâkim, savcı veya asker kişi) sahip olması hâlinde, göreve ilişkin özel kanunlardaki yargılama usulü ve görevli mahkeme farklılaşabilir; nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı kararına konu olayda yargılama, sanığın sıfatı gereği ilk derece mahkemesi olarak görev yapan bir Yargıtay dairesi tarafından yürütülmüştür.
Suça Teşebbüs, İştirak, Etkin Pişmanlık ve İçtima
Teşebbüs
Verileri yok etmeme suçu bir ihmal suçu olduğundan, kural olarak teşebbüse elverişli değildir. Kanuni süre geçtiği hâlde verilerin yok edilmemesiyle suç tamamlanır; bu nedenle “yarım kalmış” bir ihmalden söz etmek genellikle mümkün olmaz.
İştirak
Suçun özgü (mahsus) suç niteliği, iştirak bakımından özellik gösterir. Yukarıda “Suçun Faili” başlığı altında açıklandığı üzere, verileri yok etme yükümlülüğü bulunmayan kişiler bu suçu doğrudan fail sıfatıyla işleyemez; ancak yükümlü kişiyi ihmale azmettiren veya bu ihmale bilerek yardım eden kişiler, genel iştirak hükümleri çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Failler arasında birden fazla kişinin fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği hâllerde ise, örneğin bir kurumda birlikte karar alma yetkisine sahip birden fazla yükümlünün müşterek ihmali söz konusu olduğunda, TCK’nın müşterek faillik hükümleri uygulama alanı bulabilir.
Etkin Pişmanlık
Kanun, bu suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörmemiştir. Failin, süre geçtikten sonra verileri yok etmesi suçun oluşmasını engellemese de, bu davranışı takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
İçtima
Verileri yok etmeme fiili, somut olayda başka suçlarla birlikte gündeme gelebilir. Örneğin saklanan verilerin aynı zamanda hukuka aykırı biçimde başkasına aktarılması söz konusuysa, farklı suç tipleri arasındaki ilişki içtima kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/94 Esas, 2025/227 Karar sayılı ve 21.05.2025 tarihli kararında da açıklandığı üzere, verileri yok etmeme suçu; haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi gibi suçlarla aynı olay örgüsü içinde, ancak birbirinden bağımsız ayrı suçlar olarak gerçek içtima kurallarına göre cezalandırılır; bu suçların topluca tek bir görevi kötüye kullanma suçu altında toplanması ise yukarıda açıklanan özel norm-genel norm ilişkisi gereği hukuka aykırıdır.
Cezayı Etkileyen ve Hafifleten Kurumlar
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu suçun öngörülen ceza miktarı (bir yıldan iki yıla kadar) dikkate alındığında, koşulları oluştuğunda HAGB’nin uygulanma ihtimali bulunmaktadır.
Adli Para Cezası
Bu suç için kanunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiş; hapis cezası düzenlenmiştir. Ancak koşulları oluştuğunda, sonuç olarak hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gündeme gelebilir.
Cezanın Ertelenmesi
İki yıl veya altındaki hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı hâlinde cezanın ertelenmesine karar verilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Bu suçu herkes işleyebilir mi?
Hayır. Verileri yok etmeme suçu özgü (mahsus) bir suçtur; yalnızca kanunen verileri yok etmekle yükümlü olan kişiler bu suçun faili olabilir. Böyle bir yükümlülüğü bulunmayan kişiler bu suçtan sorumlu tutulamaz.
Verileri sonradan silmem cezadan kurtulmamı sağlar mı?
Kanuni süre geçtiği hâlde verilerin yok edilmemesiyle suç tamamlanmış olur. Verilerin sonradan silinmesi suçun oluşmasını ortadan kaldırmaz; ancak bu davranış, cezanın belirlenmesinde lehe bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Bu suçta şikâyetçi olmam gerekir mi?
Hayır. Verileri yok etmeme suçu re’sen soruşturulur; savcılık şikâyet aranmaksızın kendiliğinden soruşturma başlatır. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi bu suç için geçerli değildir.
KVKK’daki imha yükümlülüğü ile bu suç aynı şey mi?
İkisi yakından ilişkilidir ancak aynı şey değildir. KVKK, imha yükümlülüğüne uyulmamasını idari yaptırıma bağlar; TCK 138 ise koşulları oluştuğunda cezai sorumluluk doğurur. Aynı fiil, hem idari hem de cezai sürece konu olabilir.
Verileri yok etmeme suçu mütemadi (kesintisiz) bir suç mudur?
Evet. Saklama süresi dolduktan sonra veri sistemde tutulmaya devam ettiği sürece ihmal hâli sürer; suç, imha yükümlülüğü yerine getirilene ya da başka bir şekilde sona erene kadar devam eden mütemadi bir suç niteliği taşır. Bu durum, suçun tamamlanma anının ve dava zamanaşımının başlangıcının belirlenmesinde önem taşır.
Bu suçun dava zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Temel hâl bakımından sekiz yıllık dava zamanaşımı söz konusudur (TCK m.66/1-e). Ancak soruşturma veya kovuşturma sırasında zamanaşımını kesen işlemler gerçekleşirse, bu süre TCK’nın 67. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca en fazla yarısı oranında, yani on iki yıla kadar uzayabilir.
Suça iştirak (azmettirme, yardım etme) mümkün müdür?
Doğrudan faillik yalnızca yok etme yükümlülüğü bulunan kişilere özgüdür. Ancak bu yükümlülüğü bulunmayan kişiler, yükümlü kişiyi ihmale azmettirme veya bu ihmale bilerek yardım etme yoluyla genel iştirak hükümleri çerçevesinde sorumlu tutulabilir.
Kurumun tüzel kişiliği mi yoksa çalışanı mı sorumlu tutulur?
Ceza sorumluluğu şahsidir; tüzel kişiler hakkında hapis cezası uygulanamaz. Bu nedenle TCK 138 kapsamında sorumlu tutulacak kişi, imha yükümlülüğünü fiilen yerine getirmesi gereken gerçek kişidir. Kurumun veri sorumlusu sıfatıyla KVKK kapsamında idari para cezasına muhatap olması, ayrı bir süreçtir.
Kamu görevlisi olan fail, görevi kötüye kullanma suçundan mı cezalandırılır?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadına göre verileri yok etmeme suçu, görevi kötüye kullanma suçuna göre özel norm niteliğindedir; kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlendiğinde, olay TCK 138 ve TCK 137’deki nitelikli hâl birlikte uygulanarak değerlendirilir, genel norm olan görevi kötüye kullanma suçu ayrıca uygulanmaz.
Verilerin “silinmiş gibi gösterilmesi” suçu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Kanunun aradığı imha, verinin kopyası kalmayacak şekilde geri döndürülemez biçimde yok edilmesidir. Verinin yalnızca arşive kaldırılması, erişime kapatılması veya görünürde silinmiş gibi gösterilmesi, sistemde ya da yedeklerde kopyası kaldığı sürece imha yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmaz ve suç oluşmaya devam eder.
Değerlendirme ve Sonuç
Verileri yok etmeme suçu, kişisel verilerin korunmasının yalnızca bunları izinsiz toplamamakla sınırlı olmadığını; gerektiğinde zamanında yok etmekle de ilgili olduğunu gösteren bir suç tipidir. Bölümdeki diğer suçlardan farklı olarak aktif bir hareketle değil, kanunen yapılması gereken bir işin yapılmamasıyla işlenen bu suç, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir; ceza muhakemesi kapsamındaki bazı veriler söz konusu olduğunda ceza artar.
Bu suçla ilgili süreçte; failin verileri yok etmekle yükümlü bir kişi olup olmadığı, kanuni saklama süresinin geçip geçmediği ve suçun re’sen soruşturulduğu gibi hususlar belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.
Bu suç tipinin yer aldığı diğer mahremiyet suçları hakkında genel bilgi almak için Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

