İçindekiler
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu, sahibinin elinden çıkmış (kaybedilmiş) ya da bir hata sonucu kişinin eline geçmiş bir eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunulmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 160. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Suçun cezası, bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır ve şikâyete bağlıdır. Yerde bulunan bir cüzdanı sahiplenmekten, hesabına yanlışlıkla gönderilen parayı harcamaya kadar uzanan durumlar bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
Bu yazıda; bu suçun tanımını, unsurlarını (maddi ve manevi unsur), kapsadığı temel durumları, özellikle hesaba yanlış gönderilen para meselesini, hırsızlıktan farkını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu ile Korunan Hukuki Değer
Bu suçta korunan temel değer, kişinin mülkiyet hakkı ve malvarlığıdır. Bir eşya, sahibinin elinden kaybolma veya bir hata nedeniyle çıkmış olsa bile, mülkiyet hakkı devam eder. Bu suç, bu tür eşyaların sahiplenilerek hak sahibinin malvarlığı kaybına uğramasını önlemeyi amaçlar.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunun Unsurları
Bir fiilin bu suç olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Fail
Bu suçun faili, kaybedilmiş bir eşyayı bulan veya bir hata sonucu eline eşya geçen kişidir. Bu yönüyle suç, failin önceden bir hareketiyle değil; eşyanın ona ulaşmasından sonraki davranışıyla işlenir. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.
Mağdur
Suçun mağduru, eşyanın maliki veya zilyedi; yani eşyayı kaybeden ya da hata sonucu başkasının eline geçmesine neden olan kişidir.
Suçun Konusu
Suçun konusu iki türlü olabilir: kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan eşya ya da hata sonucu ele geçirilen eşya. Her iki durumda da eşya, failin herhangi bir aktif hareketi olmaksızın onun eline geçmiştir.
Maddi Unsur (Hareket)
Suçun maddi unsuru, bu eşya üzerinde iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunmaktır. Yani failin, eşyayı sahibine iade etmesi ya da yetkili makamlara bildirmesi gerekirken; bunun yerine eşyayı kendi malıymış gibi kullanması, satması veya harcaması suçu oluşturur. Burada cezalandırılan, eşyanın ele geçirilmesi değil; sonrasında malik gibi davranılmasıdır.
Manevi Unsur (Kast)
Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, eşyanın kaybedilmiş ya da hata sonucu kendisine geçmiş olduğunu bilerek, iade veya bildirim yükümlülüğüne rağmen malik gibi tasarrufta bulunma iradesiyle hareket etmesi gerekir.
Failin sahiplenme kastıyla hareket edip etmediğinin tespitinde, Yargıtay içtihatlarında öne çıkan bazı somut ölçütler bulunmaktadır:
- Eşyanın, mağaza görevlisi, banka, kolluk gibi yetkili mercilere veya sahibine bildirilip bildirilmediği,
- Failin eşyayı gizleme yönünde bir davranış sergileyip sergilemediği (örneğin güvenlik kamerası görüntülerinde eşyayı başka bir eşyanın altına saklayarak alması),
- Eşyanın ele geçirildiği andan itibaren elde tutulma süresi ve bu süre boyunca iade yönünde herhangi bir girişimde bulunulup bulunulmadığı,
- Failin olay sonrasında verdiği beyanların, teknik delillerle (kamera kaydı, hareket dökümü vb.) örtüşüp örtüşmediği.
Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin güncel bir kararında, mağazada bulduğu cüzdanı görevlilere teslim etmeden önce üzerine kıyafet koyarak gizleyip alan ve olay yerinden ayrılan şüpheli hakkında verilen “suçun unsurları oluşmadı” gerekçeli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, güvenlik kamerası görüntülerindeki gizleme davranışı gözetilmeden verildiği belirtilerek itirazın kabulü gerektiğine hükmedilmiştir.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunun Kapsadığı İki Temel Durum
Kaybedilmiş Eşya
İlk durum, bir eşyanın sahibinin elinden kaybolma yoluyla çıkmış olmasıdır. Örneğin yolda bulunan bir cüzdan, telefon veya benzeri bir eşya bu kapsamdadır. Bu eşyayı bulan kişinin, onu sahibine iade etmesi ya da yetkili mercilere teslim etmesi beklenir. Bunun yerine eşyayı sahiplenip kullanması bu suçu oluşturabilir.
Hata Sonucu Ele Geçen Eşya
İkinci durum, bir eşyanın hata sonucu kişinin eline geçmesidir. Örneğin yanlışlıkla başka birine teslim edilen bir kargo ya da sehven yapılan bir aktarma bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu durumda da kişinin, eşyayı iade etmesi veya durumu bildirmesi gerekir.
Hesabıma Yanlışlıkla Para Gönderilirse Ne Yapmalıyım?
Günümüzde bu suçun en sık karşılaşılan örneklerinden biri, banka hesabına yanlışlıkla para gönderilmesidir. Bir kişinin hesabına, hatalı bir havale veya EFT sonucu kendisine ait olmayan bir para geçebilir. Bu durumda paranın, gönderen kişiye iade edilmesi veya bankaya/yetkili mercilere durumun bildirilmesi gerekir.
Hesabına yanlışlıkla gelen parayı, kendisine ait olmadığını bilerek harcayan veya başka bir hesaba aktararak sahiplenen kişi, bu suçu işlemiş olabilir. Bu nedenle hesabınıza beklemediğiniz bir para geldiğinde, harcamak yerine en kısa sürede bankanızla iletişime geçmeniz ve durumu bildirmeniz hem hukuki sorumluluktan korunmanız hem de olası bir ceza soruşturmasıyla karşılaşmamanız açısından önemlidir.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu ile Hırsızlığın Farkı
Bu suç, hırsızlıkla karıştırılabilir; ancak aralarında temel bir fark vardır. Hırsızlıkta fail, malı zilyedin rızası olmadan, aktif bir hareketle bulunduğu yerden alır. Bu suçta ise fail, eşyayı almaz; eşya kaybolma veya hata sonucu zaten onun eline geçmiştir. Suç, failin bu eşyayı iade etmek yerine sahiplenmesinden doğar. Hırsızlık hakkında ayrıntılı bilgi için hırsızlık suçu makalemizi inceleyebilirsiniz.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu ile Suç Eşyasının Satın Alınması Suçunun Farkı
Bu suçta eşya, bir suçtan değil; kaybolma veya hata sonucu kişinin eline geçmiştir. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda (TCK 165) ise eşya, bir suçun işlenmesiyle elde edilmiştir. Yani eşyanın kaynağı farklıdır. Bu konuda suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu makalemize bakabilirsiniz.
Bu Suç Kapsamında Asılsız Şikâyette Bulunmanın Sonuçları
Bir eşyanın gerçekte kaybolmadığı hâlde kaybolduğu iddiasıyla, belirli bir kişiyi hedef alarak şikâyette bulunmak, bu suçun kendisini değil; duruma göre iftira suçunu (TCK m.267) veya suç uydurma suçunu (TCK m.271) oluşturabilir. Belirleyici ölçüt, isnat edilen fiilin yöneltildiği kişinin belirlenebilir olup olmadığıdır: şikâyet, kimliği belli veya belirlenebilir bir kişiyi hedef alıyorsa iftira suçu; işlenmediği bilinen bir fiilin failinin belirsiz bırakılarak yetkili makamlara ihbar edilmesi veya soruşturma açtırılması durumunda ise suç uydurma suçu gündeme gelir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin bir kararında, cep telefonunu kaybettiğini belirterek şikâyetçi olan ve bu şikâyet üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturma başlatılan sanığın, aslında telefonu kendisinden devraldığı ve taksitlerini ödemeyen kişiyi hedef aldığı; bu kişinin kimliğinin belirlenebilir olması nedeniyle eylemin suç uydurma değil, iftira suçunu oluşturduğu vurgulanmıştır.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunun Cezası
Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu suç şikâyete bağlıdır ve hâkim, hapis cezası yerine adli para cezasına da hükmedebilir.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunda Şikâyet ve Uzlaştırma
Bu suç şikâyete bağlıdır. Soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Bu süre kaçırılırsa dava açma hakkı düşer; şikâyetten vazgeçme ise davanın düşmesine yol açabilir.
Uzlaştırma bakımından, şikâyete bağlı bu suç uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu suça ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ceza üst sınırı iki yılı aşmadığından, yargılama basit yargılama usulü (CMK m.251) kapsamında da yürütülebilir; nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bir kararında, bu suçtan basit yargılama usulüyle verilen adli para cezası hükmünün usule uygun tebligat yapılmadan kesinleştirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçunda Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Bu suçun cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olduğundan, üst sınır TCK m.66/1-e kapsamındaki “beş yıldan fazla olmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” kademesine girer ve dava zamanaşımı 8 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği veya son icra hareketinin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Akrabalar Arası: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)
Bu suçun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi halinde, malvarlığına karşı suçlara ilişkin şahsi cezasızlık sebebi gündeme gelebilir. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalarda ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir.
Eşyanın İade Edilmesi
Malvarlığına karşı suçlarda öngörülen etkin pişmanlık düzenlemesi (TCK 168), açıkça sayılan suçlar bakımından uygulanır. Bu suç söz konusu düzenlemede ayrıca sayılmadığından, etkin pişmanlık hükümlerinin doğrudan uygulanması öngörülmemiştir. Bununla birlikte, failin eşyayı veya parayı iade etmesi ve zararı gidermesi, cezanın belirlenmesinde lehe bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ayrıca eşyanın zamanında iade edilmesi, çoğu zaman suçun oluşmasını da engelleyebilir; çünkü suç, sahiplenme iradesiyle malik gibi tasarrufta bulunulmasını gerektirir.
Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç
Teşebbüs
Fail, eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunmak üzere harekete geçmiş ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Zincirleme Suç
Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda birden fazla kez bu suçu işlemesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.
HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi
Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür; hâkim somut olaya göre adli para cezasına hükmedebilir. Ayrıca verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
1-Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3163 E. – 2026/8369 K. Sayılı Kararı ve Yorumu
Basit Yargılama Usulünde Usulsüz Tebligat, İtiraz Süresinin İşlemeye Başlamasını Engeller
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2026/3163 E. – 2026/8369 K., 05.05.2026 T. (Kanun Yararına Bozma)
Kararın Özeti
Sanık, bu suçtan basit yargılama usulü uygulanarak 5.400 TL adli para cezasıyla cezalandırılmış; kararın sanığa tebliğine ilişkin mazbatada, tebligatı teslim alan kişinin kimliği ve sanığın adreste geçici olarak bulunmama sebebi belirtilmemiştir. Sanık, kararın kesinleştiği bildirildikten aylar sonra itiraz dilekçesi vermiş; mahkeme itirazı süresinde bulmayarak reddetmiş, itiraz mercii de reddi onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay, tebligatın usulsüz olduğunu belirleyerek kararı bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Tebligat Yönetmeliği’nin 29/1. maddesi uyarınca, tebliğ evrakını başkası adına teslim alan kişinin kimliği ve muhatabın adresten geçici ayrılma sebebi tebliğ tutanağına yazılmalıdır. Bu bilgiler yazılmadan yapılan tebligat usulsüzdür ve usulsüz tebligat hükmü kesinleştirmez; itiraz süresi işlemeye başlamaz.
“…bu şahsın kim olduğu tebliğ mazbatasından anlaşılmadığı gibi, sanığın adreste geçici olarak bulunmama sebebi de belirtilmediğinden, anılan tebligatın usulsüz olduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, doğrudan suçun unsurlarına değil, bu suçtan basit yargılama usulüyle verilen hükümlerin kesinleşme sürecine ışık tutar. Ceza üst sınırı iki yılı aşmayan bu suç bakımından mahkemelerin sıklıkla CMK m.251 (basit yargılama usulü) uyguladığı ve doğrudan adli para cezasına hükmedebildiği görülmektedir. Kararın tebliğinde usule uyulmaması hâlinde, sanığın aylar sonra yaptığı itiraz dahi süresinde kabul edilebilmekte; bu da tebligat işlemlerinin özenle takip edilmesinin önemini göstermektedir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3163 E. – 2026/8369 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/463 D. İş
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/21247 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine ilişkin Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli gerekçeli kararının sanığa tebliğine ilişkin mazbatasında, tebligatın… isimli şahsa yapıldığının belirtildiği, ancak bu şahsın kim olduğu tebliğ mazbatasından anlaşılmadığı gibi, sanığın adreste geçici olarak bulunmama sebebi de belirtilmediğinden, anılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın 10.06.2024 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş itiraz dilekçesi olarak kabulü ile sanığın itirazı doğrultusunda genel hükümlere göre yargılama yapılmak üzere itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, sanık itirazının reddine ilişkin Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2024 tarihli ve 2023/595 esas, 2023/616 sayılı ek karara yönelik itirazın kabulü yerine mercii Antalya 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ve 2024/463 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
İncelemeye konu dosyada; Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesince davanın basit yargılama usûlüne tabi olarak yürütüldüğü, anılan Mahkemenin 27.10.2023 tarihli kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160/1, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/3. maddeleri gereğince 5.400,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeden 12.12.2023 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği, bilahare sanığın 10.06.2024 tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği, mahkemece itirazın süresinde yapılmadığı değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252/6. maddesi ile aynı Kanun’un 268/2. maddesi uyarınca dosyanın itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilmesi gerekirken, sanığın talebinin reddine dair ek karar verildiği ve bu ek karara sanığın itiraz etmesi üzerine ise itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Tebligat Yönetmeliği’nin 29/1. maddesinde “21, 22, 23, 25, 26… ncı maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” şeklinde yer alan hükme aykırı olarak yapılan bu tebligatın usûlsüz olduğu anlaşılmakla; öncelikle mahkemece itirazın süresinde yapılmadığı değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252/6. maddesi uyarınca dosyanın anılan Kanun’un 268/2. maddesi gereği itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilmesi gerektiği dikkate alınmadan Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın talebinin reddine dair verilen 14.06.2024 tarihli ek karara ilişkin itirazın bu yönden kabulü ile 14.06.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi ve sanığın 10.06.2024 tarihli dilekçesinin, basit yargılama usûlü uygulanmak suretiyle hakkında verilmiş olan mahkûmiyet hükmüne karşı süresinde verilmiş itiraz dilekçesi olarak kabulü ile sanığın itirazı doğrultusunda genel hükümlere göre yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2024 tarihli ve 2024/463 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2-Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/884 E. – 2026/2781 K. Sayılı Kararı ve Yorumu
Mağazada Bulunan Cüzdanı Gizleyerek Almak, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararını Değil, Yargılamayı Gerektirir
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2026/884 E. – 2026/2781 K., 17.02.2026 T. (Kanun Yararına Bozma)
Kararın Özeti
Müşteki, bir mağazada alışveriş yaparken cüzdanını kıyafetlerin üzerine bırakmış ve unutmuştur. Şüpheli, kollukta verdiği ifadede cüzdanı bulduğunu ancak işleri nedeniyle geç teslim edebildiğini, sahiplenme kastının bulunmadığını savunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; bu karara yapılan itiraz da reddedilmiştir. Yargıtay, dosyadaki kamera inceleme tutanağını gözeterek itirazın reddinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
Kamera görüntülerinde şüphelinin cüzdanı gördükten sonra üzerine koyu renk bir kıyafet bırakarak cüzdanı örttüğü, ardından bu kıyafeti cüzdanla birlikte kavrayarak reyondan uzaklaştığı tespit edilmiştir. Bu somut delil, şüphelinin ifadesindeki “sahiplenme kastı yoktu” savunmasıyla çelişmektedir; suçun oluşup oluşmadığının mahkemece yargılama yoluyla değerlendirilmesi gerekir. (Kararın gerekçe bölümünde, olayın niteliği “hırsızlık suçu” ifadesiyle de anılmıştır; bu durum, mağdurun eşyayı henüz tamamen zilyetlik alanından çıkarmadığı sınır durumlarda hırsızlık ile bu suç arasındaki ayrımın somut olayın özelliklerine göre yapılması gerektiğini göstermektedir.)
“…şüpheli hakkında hırsızlık suçundan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte delillerin bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”
Değerlendirme
Bu karar, manevi unsurun (kast) somut delillerle nasıl ortaya konabileceğine örnek teşkil eder. Failin salt “sahiplenme kastım yoktu, teslim etmeyi düşünüyordum” beyanı, objektif delillerle (burada kamera kaydındaki gizleme davranışı) çelişiyorsa, soruşturma makamının bu beyanı tek başına yeterli görerek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi hatalı olur; itiraz merciinin de bu tür somut delilleri gözeterek itirazı kabul etmesi gerekir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/884 E. – 2026/2781 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2023/2252 D. İş
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2025 tarihli ve … sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayetinde özetle, …de … mağazasında alış veriş yaptığı sırada cüzdanını kıyafetlerinin üzerine bıraktığı, sonrasında cüzdanını unuttuğu, tüm aramalara rağmen cüzdanını bulamadığından bahisle şikayetçi olması üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.08.2023 tarihli karar ile suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Şüphelinin 01.08.2023 tarihinde alınan beyanında mağazada bulmuş olduğu cüzdanı mağaza görevlilerine teslim etmeden eve götürdüğüne dair beyanı ve aynı tarihli görüntü izleme tutanaklarının beyanını destekler nitelikte oluşu birlikte değerlendirildiğinde, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, suç vasfı ile delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Şikâyetçinin; 25.07.2023 tarihinde, …’de bulunan … mağazasında saat 19.40 sıralarında alış veriş yaptığı sırada cüzdanını kıyafetlerin üzerine bıraktığını, sonrasında cüzdanını unuttuğunu, tüm aramalara rağmen cüzdanını bulamadığını belirterek şikayetçi olması üzerine soruşturmaya başlanmasının ardından, şüphelinin 01.08.2023 tarihinde kollukta alınan ifadesinde, en son beğendiği kıyafeti aldığında eline bahse konu cüzdanın da geldiğini, sonrasında aldığı kıyafetin parasını ödeyerek oradan ayrıldığını ve saat geç olduğundan evine gittiğini, bu şekilde mağazada bulmuş olduğu cüzdanı aslında teslim etmek istediğini, ancak işleri sebebiyle …’a gittiğinden ancak 30.07.2023 tarihinde karakola giderek teslim edebildiğini belirtmesi üzerine, şüphelinin hırsızlık kastının bulunmadığı ve bahse konu eşya üzerinde tasarrufta da bulunmadığı belirtilerek üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheli hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosya arasında bulunan CD inceleme tutanağında; 25.07.2023 tarihinde saat 19.51 sıralarında şikâyetçinin cüzdanını reyona bırakmasının ardından şüphelinin saat 19.53 sıralarında reyona geldiğinin, bahse konu cüzdanı gördüğünün ve sonrasında bu cüzdanın üzerine koyu renk kıyafeti bırakarak cüzdanı kapattığının, saat 19.58 sıralarında cüzdanın üzerine koyduğu kıyafeti, cüzdanı kavrayacak şekilde cüzdanla birlikte alarak reyondan uzaklaştığının tespit edilmesi ve şüphelinin kolluk ifadesinde cüzdanı mağaza görevlilerine teslim etmeden evine götürdüğüne dair beyanının bulunması karşısında, şüpheli hakkında hırsızlık suçundan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte delillerin bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, … Sulh Ceza Hâkimliğinin, 28.12.2023 tarihli ve 2023/2252 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3-Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/1329 E. – 2025/12648 K. Sayılı Kararı ve Yorumu
Otobüste Karışan Bagaj Olayında Valizi İade Etmeyen Yolcu Hakkında da Bu Suç Yönünden Değerlendirme Yapılmalıdır
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2025/1329 E. – 2025/12648 K., 06.10.2025 T. (Kanun Yararına Bozma)
Kararın Özeti
Müşteki, bindiği yolcu otobüsünde valizini muavine teslim etmiş; otogarda inildiğinde valizler bagaj fişi karşılığı kontrol edilmeden dağıtılmış ve müştekinin valizi başka bir yolcununkiyle karışmıştır. Müşteki, hem otobüs firması ve görevlilerinden hem de valizi alıp iade etmeyen yolcudan şikâyetçi olmuş; Cumhuriyet Başsavcılığı, eşyanın çalındığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, bu karara itiraz da reddedilmiştir. Yargıtay, eksik soruşturma nedeniyle bu kararın hatalı olduğuna hükmetmiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
Cumhuriyet savcısı, suç şüphesi üzerine kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermeden önce olayın gerçeğini araştırmakla yükümlüdür. Somut olayda, görevli muavinin kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ifadesinin alınmaması, mümkün olan güvenlik kamerası görüntülerinin temin edilmemesi ve valizi teslim alıp iade etmeyen yolcu hakkında TCK m.160 açısından hiçbir değerlendirme yapılmaması, eksik soruşturmadır.
“…valizi teslim alıp iade etmeyen yolcu hakkında da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen ‘kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf’ suçu yönünden de değerlendirme yapılması… gerekirken… yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı…”
Değerlendirme
Bu karar, taşımacılık sırasında eşyaların karışması gibi günlük hayatta sık karşılaşılan bir olayda, mağdurun birden fazla kişiye karşı farklı suç tiplerinden şikâyetçi olabileceğini gösterir. Valizi teslim alan ancak iade etmeyen üçüncü kişi bakımından TCK m.160 gündeme gelebilirken, taşıma sürecindeki ihmal veya kötüye kullanma iddiaları hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155) ile değerlendirilebilir. Soruşturma makamlarının, sadece “delil yok” demekle yetinmeyip somut araştırma adımlarını (kamera görüntüsü, tanık ifadesi) tüketmesi gerekir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/1329 E. – 2025/12648 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2023/7673 Değişik İş
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2023 tarihli ve 2023/157998 Soruşturma, 2023/70052 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.11.2023 tarihli ve 2023/7673 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.11.2023’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 27.01.2025 tarihli ve 2024/11420 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-2025/16584 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-2025/16584 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekili şikâyet dilekçesinde özetle, 01/10/2023 tarihinde saat 21:50 sıralarında … firmasından aldığı bileti ile … ilçesi otogarında beklediğini ve… plaka sayılı otobüsün muavinine valizini teslim ettiğini, müştekinin muavini uyarmasına rağmen, muavinin valizleri müşterilere fişleri karşılığında vermemesi ve valizlere yapıştırdıkları fişlerde koltuk numarası yazmamasından dolayı valizinin karıştırılarak alındığını ve müştekinin otobüs firmasını arayarak kayıp başvurusunda bulunmasına rağmen valizinin kendisine teslim edilmediğini belirterek adı geçen otobüs firması, otobüs görevlileri ve valizi alıp da teslim etmeyen yolcu hakkında şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada müştekinin eşyasının kaybolduğu, herhangi biri tarafından çalındığına ilişkin delilin olmadığı, ileride delil elde edilmesi halinde tekrar soruşturma yürütülebileceği ve bu aşamada herhangi bir suçun oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; suç tarihinde görevli muavinin adı ve açık adresi tespit edilerek ifadesinin alınması, müştekinin iddialarının doğruluğunun araştırılması, müşteki vekilinin valizi alıp da teslim etmeyen yolcu hakkında da şikâyetçi olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu yönünden de değerlendirme yapılması ve şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
3. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; … Otogarından … isimli firmaya ait yolcu otobüsüne binen şikâyetçinin, kendisine ait valizi bagaja konulması amacıyla muavine teslim ettiğinin, İzmir Otogarında otobüsten indiğinde valizlerin bagaj fişi karşılığında gerekli kontroller sağlanarak teslim edilmemesi nedeniyle benzer nitelikteki başka bir valiz ile karıştığını anladığının, otobüs firmasına kayıp müracaatında bulunmasına rağmen valizinin kendisine teslim edilmediğini, içerisinde 40.000,00 TL değerinde eşyasının bulunduğunu, valizini iade etmeyen yolcudan ve otobüs firması görevlilerinden şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; suç tarihinde adı geçen firmaya ait otobüste görevli muavinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek olayla ilgili ifadesinin alınması, mümkün olması halinde otobüsün güzergah boyunca yolcu indirdiği yerlere ait güvenlik kamerası görüntülerinin temin edilmeye çalışılması, ilgili şirketten sorulmak suretiyle şikâyetçinin kayıp müracaatına yönelik olarak ne tür işlemler yapıldığı, valizin bulunup bulunamadığı, zararın giderilip giderilmediği hususlarında bilgi talep edilmesinden sonra, sonucuna göre şüpheli şirket yetkililerinin suç kastıyla hareket edip etmedikleri yönünden bir değerlendirme yapılarak ve valizi teslim alıp iade etmeyen yolcu hakkında da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen “kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçu yönünden dosyanın daimi aramaya alınması suretiyle zamanaşımı sürecinde soruşturmaya devam olunması gerekirken, eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.11.2023 tarihli ve 2023/7673 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2025 tarihinde karar verildi.
4-Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/24647 E. – 2025/398 K. Sayılı Kararı ve Yorumu
Kaybolduğu İddia Edilen Eşyaya İlişkin Belirli Bir Kişiyi Hedef Alan Asılsız Şikâyet, Suç Uydurma Değil İftira Suçunu Oluşturur
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/24647 E. – 2025/398 K., 14.01.2025 T.
Kararın Özeti
Sanık, cep telefonunu pazar yerinde kaybettiğini veya düşürdüğünü iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuş; bu şikâyet üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sırasında telefonun aslında sanık tarafından belirli bir kişiye (L.K.) devredildiği ancak bu kişinin taksitlerini ödemediği ortaya çıkmıştır. Yerel mahkeme sanığı suç uydurma suçundan mahkûm etmiş; Yargıtay, isnat edilen kişinin belirlenebilir olması nedeniyle fiilin iftira suçunu oluşturduğuna, suç vasfında hataya düşüldüğüne hükmetmiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
TCK m.271’de düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için, failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delillerini uydurması gerekir; ancak uydurulan suçun isnad edildiği kişi belirlenebilir ise TCK m.267’de düzenlenen iftira suçu oluşur.
“…sanığın 5237 sayılı Kanun’un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçundan mahkumiyeti yerine suç vasfından hataya düşülerek suç uydurma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.”
Değerlendirme
Bu karar, kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf suçu kapsamında yapılan şikâyetlerin her zaman iyi niyetli olmayabileceğini ve asılsız/kurgusal şikâyetlerin şikâyetçinin kendisi için ayrı bir ceza sorumluluğu doğurabileceğini gösterir. Bir eşyanın “kaybolduğu” yönünde gerçeğe aykırı beyanda bulunularak belirli bir kişi hedef alınırsa iftira suçu (TCK m.267); hedef alınan kişi belirsiz bırakılırsa suç uydurma suçu (TCK m.271) gündeme gelebilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/24647 E. – 2025/398 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Suç uydurma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Adana 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında suç uydurma suçundan, 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20 Ceza Dairesinin, 26.03.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.10.2023 tarihli ve 2022/540 E. 2023/504 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; suç vasfına yönelik temyiz kanun yoluna başvurulması halinde ceza miktarı itibari ile temyize tabi olmayan hükümlerin temyize konu olabilecekleri kabul edildiğinden, Cumhuriyet savcısının temyizinin “suç vasfına” ilişkin olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi mümkün olmadığından Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir. Uydurulan suçun isnad edildiği kişilerin belirlenebilir olması halinde ise 5237 sayılı Kanun’un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşacaktır. Somut olayda, sanığın suç tarihinde cep telefonunun pazar yerinde kaybettiğini ya da düşürdüğünü iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğu, sanığın başvurusu üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturmaya başlandığı anlaşılmakla, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’ndan gelen cevabi yazı sonrası, cep telefonunu mağdur L.K namına aldığını ancak L.K’nin cep telefonun taksitlerini ödemediğini ifade etmesi karşısında, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan şikayet edilen şahsın belirlenebilir olması nedeniyle sanığın yetkili makamlara şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi karşısında; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçundan mahkumiyeti yerine suç vasfından hataya düşülerek suç uydurma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.03.2024 tarihli, 2023/650 Esas, 2024/438 Karar sayılı kararının, istinaf incelemesi aşamasında aleyhe istinaf başvurusu olmadığı gözetilerek, ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 27. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Yolda bulduğum bir telefonu kullanmaya başlarsam suç olur mu?
Kaybedilmiş bir eşyayı sahibine iade etmeden veya yetkili mercilere bildirmeden malik gibi kullanmak, bu suçu oluşturabilir. Bulduğunuz eşyayı en kısa sürede yetkili mercilere teslim etmeniz veya sahibine ulaştırmaya çalışmanız beklenir.
Hesabıma yanlış gelen parayı harcarsam ne olur?
Hesabınıza yanlışlıkla gelen, size ait olmayan parayı bilerek harcamak veya başka bir yere aktararak sahiplenmek bu suçu oluşturabilir. Bu nedenle beklemediğiniz bir para geldiğinde harcamadan önce bankanıza durumu bildirmeniz önemlidir.
Eşyayı geri verirsem yine de yargılanır mıyım?
Eşyanın zamanında iade edilmesi çoğu zaman suçun oluşmasını engeller; çünkü suç, sahiplenme iradesiyle malik gibi tasarrufta bulunulmasını gerektirir. İade, ayrıca cezanın belirlenmesinde lehe değerlendirilebilir.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Evet. Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu şikâyete bağlıdır; fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunulması gerekir.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Suçun cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olduğundan, TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı 8 yıldır.
Eşyayı bilerek kaybolmuş gibi gösterip belirli bir kişiyi hedef alarak şikâyette bulunursam ne olur?
Gerçekte kaybolmamış veya rızayla teslim edilmiş bir eşya için ‘kayıp’ beyanıyla belirli bir kişiyi hedef alan asılsız şikâyette bulunmak, Yargıtay içtihadına göre iftira suçunu (TCK m.267) oluşturabilir; hedef alınan kişi belirsiz bırakılırsa suç uydurma suçu (TCK m.271) gündeme gelir.
Otobüs veya kargo firmasında eşyam kaybolursa kime karşı hangi suçtan şikâyetçi olabilirim?
Yargıtay içtihadına göre, eşyayı teslim alıp iade etmeyen kişi hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu (TCK m.160), taşıma sürecindeki ihmal veya kötüye kullanma iddiaları bakımından ise ilgili görevliler hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155) yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
Bu suçtan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edebilir miyim?
Evet. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğinden itibaren belirlenen süre içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. Yargıtay içtihatlarında, somut deliller (örneğin güvenlik kamerası görüntüleri) yeterince değerlendirilmeden verilen ret kararlarının bozulduğu görülmektedir.
Bu suçta basit yargılama usulü uygulanır mı?
Evet. Ceza üst sınırı iki yılı aşmadığından, bu suça ilişkin yargılama CMK m.251’de düzenlenen basit yargılama usulü kapsamında yürütülebilir ve mahkeme duruşma açmaksızın doğrudan adli para cezasına hükmedebilir.
Değerlendirme ve Sonuç
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu, sahibinin elinden çıkmış bir eşyanın sahiplenilerek hak sahibinin zarara uğratılmasını önleyen bir malvarlığı suçudur. Yolda bulunan bir eşyadan, hesaba yanlışlıkla gönderilen paraya kadar farklı biçimlerde karşımıza çıkan bu suç, bir yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir.
Bu suçla ilgili süreçte; eşyanın gerçekten kaybedilmiş veya hata sonucu mu ele geçtiği, failin sahiplenme iradesiyle mi hareket ettiği ve iade ya da bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği belirleyici öneme sahiptir.
Bu suçla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza davası avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum