|

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu (TCK-208)

Özel Belgeyi Bozmak

Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 208. maddesinde düzenlenen ve kamu güvenine karşı suçlar arasında yer alan bir suç tipidir. Bu suçta sahte bir belge üretilmez; tam tersine, gerçek (sahte olmayan) bir özel belge ortadan kaldırılır, bozulur ya da gizlenir. Bir sözleşmenin yırtılıp atılması veya bir makbuzun saklanması bunun tipik örnekleridir. Bu yazıda özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun unsurlarını, cezasını ve TCK‘daki benzer belge suçlarından farkını açıklıyoruz.

Konunun diğer belge suçlarıyla bütünü için kamu güvenine karşı suçlar başlıklı genel rehberimizi de inceleyebilirsiniz. Aşağıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanızı öneririz.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu Nedir?

TCK 208’e göre; gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Görüldüğü gibi maddenin konusu gerçek bir özel belgedir; ortada sahte olarak üretilmiş bir belge yoktur, hukuken geçerli ve gerçek bir belge ortadan kaldırılmaktadır.

Suçun koruduğu hukuki değer, özel belgelerin varlığına ve bunlar üzerinden yürüyen ispat düzenine duyulan kamusal güvendir. Sözleşmeler, makbuzlar ve senetler, kişiler arasındaki hukuki ilişkilerin kanıtını oluşturur. Bir belgenin yok edilmesi veya gizlenmesi, o belgeye bağlı hakların ispatını imkânsız hâle getirebilir. Örneğin bir borcun ödendiğini gösteren tek makbuzun ortadan kaldırılması, ödemeyi yapan kişiyi ispat güçlüğüyle karşı karşıya bırakır. Bu nedenle kanun, belgeye yönelen bu tür fiilleri de cezalandırmıştır.

Bu suç, uygulamada çoğu zaman taraflar arasındaki bir uyuşmazlığın parçası olarak karşımıza çıkar. Bir sözleşmenin, faturanın veya makbuzun kaybolması ya da yok edilmesi, genellikle o belgenin aleyhine delil oluşturduğu taraf bakımından gündeme gelir. Bu nedenle olayın arka planındaki hukuki ilişkinin doğru anlaşılması, suçun değerlendirilmesinde önem taşır.

Bu suçun bir başka önemli yönü, belgenin kimin elinde bulunduğunun tek başına belirleyici olmamasıdır. Kişi, belgeyi fiziken elinde bulunduruyor olsa dahi, o belge taraflar arasındaki bir ilişkiyi ispata yarayan gerçek bir özel belge ise, onu yok etmesi veya gizlemesi suç oluşturabilir. Çünkü kanunun koruduğu değer, belgenin mülkiyeti değil, taşıdığı ispat işlevine duyulan güvendir. Bu nedenle “belge benim elimde, istediğimi yaparım” düşüncesi hukuken doğru değildir; belgenin karşı taraf için de bir ispat aracı olduğu unutulmamalıdır.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Maddi Unsurları

Suçun Konusu: Gerçek Bir Özel Belge

Suçun konusu, gerçek bir özel belgedir. Özel belge, resmî bir makam tarafından düzenlenmeyen veya onaylanmayan belgedir; sözleşmeler, kira kontratları, faturalar, makbuzlar, adi senetler ve yazılı beyanlar tipik örnekleridir. Belgenin ceza hukuku anlamında belge sayılabilmesi için yazılı olması, düzenleyeninin belirlenebilmesi ve bir hususu ispata elverişli bulunması aranır.

Bu maddenin en önemli özelliği, belgenin gerçek olmasıdır. Sahte bir belgenin yok edilmesi bu suçu oluşturmaz; çünkü ortada korunmaya değer bir ispat aracı bulunmamaktadır. Ayrıca belgenin özel belge niteliği taşıması gerekir; gerçek bir resmi belgenin yok edilmesi hâlinde resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçu uygulanır. Dolayısıyla somut olayda belgenin hem gerçek hem de özel belge olup olmadığı belirlenmelidir.

Ayrıca belgenin, ortadan kaldırıldığı anda hukuki bir işlev taşıyor olması önem taşır. Hukuki değeri kalmamış, örneğin tarafların üzerinde anlaşarak geçersiz kıldığı ya da artık hiçbir hakkı veya borcu ispata elverişli olmayan bir kâğıdın imhası, farklı değerlendirilebilir. Bu nedenle somut olayda belgenin hangi hukuki ilişkiye ait olduğu ve hâlen bir hususu ispata yarayıp yaramadığı incelenmelidir. Bu değerlendirme, suçun konusunun bulunup bulunmadığını doğrudan etkilediğinden savunmanın da önemli dayanaklarından biri olabilir.

Suçu Oluşturan Hareketler: Bozma, Yok Etme, Gizleme

Madde üç seçimlik hareket öngörür; bunlardan herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:

  • Bozmak: Belgeyi okunamaz veya kullanılamaz hâle getirmek; içeriğini anlaşılmaz kılmak.
  • Yok etmek: Belgeyi tamamen ortadan kaldırmak; yırtmak, yakmak veya imha etmek.
  • Gizlemek: Belgeyi, ilgililerin ulaşamayacağı şekilde saklamak; erişilmez kılmak.

Bu hareketler arasında özellikle “gizleme” dikkat çekicidir. Belge fiziksel olarak zarar görmese dahi, yalnızca ilgililerin ulaşamayacağı şekilde saklanması suçun oluşması için yeterlidir. Örneğin ortak bir sözleşmenin tek nüshasını elinde bulunduran kişinin, bu belgeyi diğer tarafa ve mahkemeye vermeyerek saklaması, gizleme kapsamında değerlendirilebilir. Belirleyici olan, gerçek belgenin ispat işlevini yerine getirmesinin engellenmesidir.

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; suç, failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Bu yönüyle bir özgü suç değildir. Resmi belgeler bakımından öngörülen kamu görevlisine özgü ağırlaştırılmış hâlin bu maddede karşılığı yoktur. Suçun mağduru ise korunan değerin kamusal niteliği gereği toplumdur; ancak belgenin yok edilmesinden somut olarak zarar gören kişiler de bulunabilir. Örneğin belgenin ispat gücünden yararlanacak olan taraf, bu fiilden doğrudan etkilenir ve hukuki yollara başvurabilir.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Manevi Unsur

Bu suç ancak kasten işlenebilir. Failin, ortadan kaldırdığı şeyin gerçek bir özel belge olduğunu bilmesi ve onu bozma, yok etme veya gizleme iradesiyle hareket etmesi gerekir. Belgenin niteliğini bilmeyen ya da bir belgeye kazara zarar veren kişi bakımından kasttan söz edilemez. Bu nedenle kast ve taksir ile hata hâlleri bu suçta da önem taşır. Suçun taksirle işlenen bir hâli kanunda düzenlenmemiştir; dikkatsizlik sonucu bir belgenin yırtılması ya da kaybolması kural olarak bu suçu oluşturmaz.

Kastın varlığı çoğu zaman olayın koşullarından çıkarılır. Belgenin kime ait olduğu, hangi uyuşmazlıkla ilgili olduğu, failin belgeyi neden ortadan kaldırdığı ve olayın zamanlaması gibi hususlar önem taşır. Örneğin bir dava açıldıktan hemen sonra, aleyhe delil oluşturan bir belgenin ortadan kaybolması, kasten hareket edildiğine işaret edebilir. Buna karşılık kişinin belgeyi gereksiz sanarak veya arşiv temizliği sırasında iyi niyetle imha ettiğini gösteren durumlar, savunmanın dayanağı olabilir.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Cezası

Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Bu ceza, aynı fiillerin resmi belgeler bakımından işlenmesini düzenleyen TCK 205’teki cezadan (iki yıldan beş yıla kadar hapis) daha hafiftir. Aradaki fark, resmi belgelerin taşıdığı daha yüksek ispat gücünden ve kamusal nitelikten kaynaklanır.

Ceza aralığının nispeten hafif olması, aşağıda ele alacağımız hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi gibi kurumların bu suçta sık gündeme gelmesini sağlar. Cezanın somut olarak belirlenmesinde ise; yok edilen belgenin önemi, fiilin işleniş biçimi ve olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilir.

Özel Belgede Sahtecilik (TCK 207) ile Farkı

Bu suç, özel belgede sahtecilik (TCK 207) ile karıştırılabilir; oysa ikisi birbirinin âdeta zıddıdır:

  • TCK 207 (özel belgede sahtecilik): Sahte bir belge üretmek veya gerçek belgeyi aldatacak şekilde değiştirmek ve kullanmak. Ortada sahte ya da tahrif edilmiş bir belge vardır.
  • TCK 208 (özel belgeyi bozmak/yok etmek/gizlemek): Gerçek bir belgeyi ortadan kaldırmak. Ortada gerçek bir belge vardır ve bu belge yok edilir veya gizlenir.

Kısaca: biri sahte belge oluşturur, diğeri gerçek belgeyi ortadan kaldırır. Bu ayrımın pratik önemi büyüktür; çünkü aynı olayda her iki fiil bir arada bulunabilir. Örneğin bir kişi gerçek bir sözleşmeyi yok edip yerine sahte bir nüsha koyarsa, hem TCK 208 hem de TCK 207 gündeme gelebilir. Böyle karma durumlarda fiillerin birbiriyle ilişkisi ve hangi suçlardan sorumluluk doğacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

İki suç arasındaki bir başka önemli fark, TCK 207’nin belgenin kullanılmasını da aramasıdır. Özel belgede sahtecilikte düzenleme veya değiştirme ile kullanma birlikte gerçekleşmelidir; oysa TCK 208’de belgenin yok edilmesi, bozulması ya da gizlenmesi tek başına yeterlidir, ayrıca bir kullanma aranmaz. Bu yapısal fark, iki suçun tamamlanma anlarını da birbirinden ayırır ve savunmada farklı noktalara odaklanılmasını gerektirir.

Resmi Belgeyi Bozmak (TCK 205) ile Paralelliği

TCK 208, resmi belgeler bakımından öngörülen TCK 205’in özel belgelerdeki karşılığıdır. İki madde aynı fiilleri (bozma, yok etme, gizleme) konu alır; aradaki tek fark, ortadan kaldırılan belgenin niteliğidir. Belge resmi ise TCK 205, özel ise TCK 208 uygulanır. Bu paralellik, resmi belgede sahtecilik (TCK 204) ile özel belgede sahtecilik (TCK 207) arasındaki ilişkinin bir benzeridir.

Böylece kanun, belgelere yönelen iki temel saldırı biçimini (sahtecilik ve yok etme) hem resmi hem de özel belgeler için ayrı ayrı düzenlemiş olur. Bu dört madde birlikte, belgelere duyulan güveni farklı yönlerden koruyan tutarlı bir sistem oluşturur. Somut olayda fiilin bu sistemin hangi hükmüne girdiğinin doğru tespiti, hem iddia hem de savunma bakımından belirleyicidir.

Suç Şikâyete Bağlı mıdır?

Bu konu, uygulamada sıkça sorulan bir sorudur. TCK 208’in metninde açık bir şikâyet şartı öngörülmemiştir. Türk ceza hukukunda kural, suçların resen soruşturulmasıdır; bir suçun şikâyete bağlı olması ancak kanunda açıkça belirtilmesi hâlinde söz konusu olur. Madde metninde böyle bir kayıt bulunmadığından, suç kural olarak resen soruşturulan suçlardan kabul edilir.

Bununla birlikte, suçun bireysel bir ispat menfaatini de yakından ilgilendirmesi nedeniyle öğretide bu konuda değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak yürürlükteki madde metni esas alındığında, şikâyet aranmaksızın soruşturma yapılabileceği sonucuna varılır. Pratik açıdan bunun anlamı şudur: belgesinin yok edildiğini düşünen kişinin savcılığa yaptığı bildirim bir ihbar niteliğindedir ve sonradan bu bildirimden vazgeçmesi, soruşturmayı kendiliğinden sona erdirmez. Somut olayda bu hususun güncel uygulama çerçevesinde bir avukata değerlendirtilmesi yerinde olur.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar

Özel belgeyi yok etme veya gizleme, özellikle taraflar arasında güven ilişkisinin bulunduğu ortamlarda karşımıza çıkar. Sık karşılaşılan durumlara örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Ticari ortaklık uyuşmazlıkları: Ortaklar arasındaki sözleşmenin veya hesap belgelerinin taraflardan biri tarafından yok edilmesi ya da saklanması.
  • Aile içi uyuşmazlıklar: Aile bireyleri arasındaki bir borç ilişkisine dair senedin veya yazılı anlaşmanın ortadan kaldırılması.
  • Kira ilişkileri: Kira sözleşmesinin veya ödeme makbuzlarının taraflardan birince yok edilmesi.
  • Alacak-borç ilişkileri: Ödemeyi kanıtlayan makbuzun ya da borcu gösteren senedin gizlenmesi.

Bu örneklerin ortak yanı, belgenin yok edilmesinin bir ispat avantajı sağlamaya yönelik olmasıdır. Aynı olay çoğu zaman hem ceza mahkemesinde hem de hukuk mahkemesinde ayrı süreçlere konu olur. Belgesinin yok edildiğini düşünen kişi için, elindeki kopya, fotoğraf, yazışma veya tanık gibi ikincil delillerin korunması büyük önem taşır. Bu yazı belirli bir kişiye veya olaya ilişkin yorum içermez; yalnızca kanundaki hukuki çerçeveyi açıklamaktadır.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Bu suç, hareketin niteliğine göre teşebbüse elverişli olabilir; örneğin belgeyi yok etmeye başlayıp tamamlayamayan kişi bakımından teşebbüs gündeme gelebilir. Suçun birden çok kişinin katılımıyla işlenmesi hâlinde iştirak kurallarına göre her failin katkısı ayrı ayrı değerlendirilir. Belgenin yok edilmesinin başka bir suçla bağlantılı olduğu hâllerde ise suçların içtimaı kuralları gündeme gelebilir.

Ayrıca, birden fazla belgenin farklı zamanlarda yok edilmesi hâlinde fiillerin tek bir suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduğu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrım, hükmedilecek cezanın belirlenmesinde etkili olduğundan olayın bütün ayrıntılarıyla ele alınması gerekir. Görüldüğü gibi bu suç, basit görünmesine rağmen teşebbüs, iştirak ve içtima bakımından dikkatli bir değerlendirme gerektirebilir; özellikle belgenin ne zaman, kaç kez ve hangi bağlamda ortadan kaldırıldığı sonucu doğrudan etkiler.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): Ceza aralığı görece hafif olduğundan, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması gündeme gelebilir.
  • Cezanın ertelenmesi: İki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, koşulları varsa cezanın ertelenmesi mümkün olabilir.
  • Seçenek yaptırımlar: Kısa süreli hapis cezaları, koşulları varsa adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir.

Bu kurumların uygulanıp uygulanmayacağı; hükmedilen cezaya, failin adli geçmişine ve olayın koşullarına göre değişir. Ayrıca fiilin başka bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde, suçların ilişkisi hükmedilecek toplam ceza bakımından ayrıca gözetilir. Bu nedenle her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde bütüncül biçimde ele alınması gerekir.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Yukarıda açıkladığımız üzere, madde metninde açık bir şikâyet şartı bulunmadığından suç kural olarak resen soruşturulur. Cezanın üst sınırı on yılı aşmadığından, bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Dava açılabilmesi için öngörülen dava zamanaşımı süresi de suçun cezasına göre belirlenir. Uygulamada, belgenin gerçekten var olup olmadığı ve ne zaman ortadan kalktığı, dosyanın en çok tartışılan noktalarındandır. Belge fiziken mevcut olmadığından, ispat çoğu zaman tanık beyanları ve yazışma kayıtları gibi dolaylı delillere dayanır.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunda Sürecin İşleyişi ve Savunma

Bu suçla ilgili bir soruşturmada, savunmanın odağında genellikle şu sorular yer alır: ortadan kaldırıldığı iddia edilen belge gerçekten var mıydı ve gerçek bir özel belge niteliği taşıyor muydu; fail belgeyi bilerek mi yok etmiş, bozmuş veya gizlemiştir; ve fiil gerçekten bu maddedeki hareketlerden birini oluşturmakta mıdır?

Bu sorulardan her biri savunma için önemli bir dayanak olabilir. Özellikle belgenin varlığının ispatı kritik bir noktadır; zira ortada artık fiziken bulunmayan bir belge söz konusudur ve varlığının başka delillerle ortaya konması gerekir. Ayrıca belgenin gerçekten yok edildiği mi yoksa yalnızca kaybolduğu mu, ya da kişinin belgeyi saklamakta hukuki bir menfaati bulunup bulunmadığı da tartışılabilir.

Belgesinin yok edildiğini düşünen taraf açısından ise, durumu savcılığa bildirmek ve elindeki ikincil delilleri (kopya, fotoğraf, e-posta, mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları) korumak önem taşır. Her iki tarafta da, sürecin en başından itibaren bir avukat desteğiyle hareket edilmesi, hem doğru bir hukuki nitelendirme hem de hakların zamanında kullanılması bakımından belirleyici olabilir.

Ayrıca bu suçta, aynı olayın hukuk mahkemesindeki uyuşmazlıkla bağlantısı da göz önünde bulundurulmalıdır. Belgenin yok edildiği iddiası, hukuk davasında ispat yükü ve delillerin değerlendirilmesi bakımından da sonuç doğurabilir. Ceza dosyasında ortaya çıkan tespitler, hukuk davasındaki iddiaları destekleyebileceği gibi tersi de mümkündür. Bu nedenle ceza ve hukuk süreçlerinin birbirini nasıl etkileyeceği, savunma stratejisi kurulurken birlikte değerlendirilmelidir.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçunun Unsurları ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Gerekçesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2011/11514 E. – 2013/7422 K., 25.04.2013 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında, elinde bulunan araç kiralama sözleşmesinin nüshasına “alacak verecek yoktur” ibaresini eklemesi nedeniyle kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi sanığı TCK’nın 208. maddesinde düzenlenen “özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan cezalandırmış ve cezasını ertelemiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi; belgenin hukuki sonuç doğurma kabiliyetini koruduğunu, bozma suçunun unsurlarının oluşmadığını ve sahtecilik yönünden aldatma yeteneği bulunmadığı için beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Daire ayrıca, erteleme ve takdiri indirim uygulanan sabıkasız sanık hakkında “koşulları oluşmadığı” şeklinde yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) yer olmadığına karar verilmesini usul ve kanuna aykırı bularak hükmü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bozma kararını hem suç vasfının yanlış belirlenmesi hem de usul kurallarına aykırılık gerekçelerine dayandırmıştır. Suç tipi yönünden; TCK’nın 208. maddesindeki özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğinin okunamaz/anlaşılmaz hale getirilmesi, varlığının tamamen ortadan kaldırılması veya belgeden yararlanma imkanının tümden engellenmesi gerekir. Somut olayda belgeye bir ibare eklenmiş olması onu bozmamış, belge hukuki geçerliliğini ve metin bütünlüğünü korumuştur. Eylem özel belgede sahtecilik suçunu çağrıştırsa da eklenen yazının aldatma kabiliyeti bulunmadığı için sahtecilikten de beraat kararı verilmelidir. Usul yönünden ise; sabıkasız olan, duruşmadaki hali olumlu bulunarak cezası ertelenen sanık hakkında HAGB uygulanmaması için yasal ve takdire uygun somut bir gerekçe gösterilmesi gerektiği, “koşulları oluşmadığı” şeklindeki matbu ifadenin yetersiz olduğu belirtilmiştir.

“…özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmesi veya belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanaklarının ortadan kaldırılması ya da belgenin tamamen yok edilmesi gerekeceği… sanığın suça konu araç kira sözleşmesinin kendisinde bulunan nüshası üzerine ‘alacak verecek yoktur.’ ibaresini eklesine karşın, mevcut haliyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli olduğu…”

Değerlendirme

Bu karar, belgelere karşı işlenen suçlarda “belgeyi bozma” fiili ile “sahtecilik” eylemi arasındaki ince ayrımı ve belgenin ispat kabiliyetinin korunması esasını netleştiren emsal bir karardır. TCK’nın 208. maddesinde korunan hukuki yarar belgenin varlığı ve üzerindeki bilginin okunabilirliğidir. Bir belgenin üzerine ilave yazı yazılması veya ibare eklenmesi, o belgeyi fiziksel veya içeriksel olarak kullaılamaz kılmıyorsa “bozma” suçu oluşmaz. Öte yandan, yapılan eklemenin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için de muhatabı kandırabilecek “aldatma kabiliyetine” (iğfal kabiliyeti) sahip olması şarttır. Bu vasfı taşımayan yüzeysel eklemeler ceza hukukunun alanına girmemeli, ceza sorumluluğu genişletilmemelidir.

Kararın ikinci boyutu ise mahkemelerin gerekçe gösterme yükümlülüğü ve HAGB müessesesinin uygulanma ilkeleri açısından son derece kıymetlidir. Hakimin takdir yetkisi sınırsız ve keyfi değildir. Sanık lehine takdiri indirim maddelerini uygulayıp cezasını erteleyen ve bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat belirten bir mahkemenin, sıra HAGB’ye geldiğinde soyut ifadelerle “koşullar oluşmadı” demesi çelişkilidir. Yargıtay bu tutumuyla, kararların mantıksal tutarlılığını denetlemiş ve sanık haklarını güvence altına almıştır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2011/11514 E. – 2013/7422 K., 25.04.2013 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

HÜKÜM : TCK’nun 208, 62/1, 2. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının anılan Yasanın 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine dair.

1- 5327 sayılı TCK’nun 208. maddesindeki özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmesi veya belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanaklarının ortadan kaldırılması ya da belgenin tamamen yok edilmesi gerekeceği, somut olayda ise; sanığın suça konu araç kira sözleşmesinin kendisinde bulunan nüshası üzerine “alacak verecek yoktur.” ibaresini eklemesine karşın, mevcut haliyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli olduğu, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında aldatma yeteneğinin bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken özel belgeyi bozmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

2- Kabule göre ise; adli sicil kaydına göre suçtan önce sabıkası bulunmayan, duruşmadaki iyi hali ile tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat oluşması nedeniyle hapis cezası ertelenen ve hakkında takdiri indirim nedenleri uygulanan sanık hakkında, “koşullarının oluşmadığı” şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi…

Bononun Yırtılması Eyleminde Resmi Belge Niteliği, Suç Niteliği ve Teşebbüs Aşaması

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2020/2672 E. – 2024/5929 K., 06.05.2024 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında tehdit ve özel belgeyi bozmak suçlarından kamu davası açılmıştır. Yerel mahkemece, sanığın borçlusu olduğu katılana ait senedi yırtması eylemi, senette düzenleme yeri bulunmadığı gerekçesiyle özel belgeyi bozmak suçu kapsamında değerlendirilmiş ve sanık mahkûm edilmiştir. Tehdit suçundan verilen adli para cezası ise kesin nitelikte görülmüştür. Temyiz incelemesinde Yargıtay 11. Ceza Dairesi; düzenleyenin ad ve soyadının yanında yer alan adres bilgisi sebebiyle senedin kambiyo senedi (bono) vasfını koruduğunu ve resmi belge niteliğinde olduğunu belirterek suç vasfında hataya düşüldüğünü vurgulamıştır. Ayrıca, yırtılan senet parçaları birleştirildiğinde belgenin tamamlanabildiği saptandığından eylemin tamamlanmış suç değil, resmi belgeyi bozma suçuna teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden karar verilmesi gerekçesiyle yerel mahkemenin hükmünü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bozma kararında belge hukuku ve ceza genel hukukunun temel prensiplerini esas almıştır. Ticaret hukuku mevzuatı uyarınca bonoda tanzim yerinin açıkça yazılı olmaması tek başına belgeyi geçersiz kılmaz; düzenleyenin ad ve soyadının yanında bir yer ismi bulunması halinde senet o yerde tanzim edilmiş sayılır ve bono vasfını sürdürür. Kanunen bono niteliğini haiz belgeler ise TCK uygulamasında resmi belge hükmündedir. Suçun icra hareketleri bakımından ise TCK’nın 205. maddesinde yer alan “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun tamamlanabilmesi için belgenin bütünlüğünün, ispat gücünün ve yararlanma imkânının tamamen ortadan kaldırılması gerekir. Yırtılan belgenin parçaları bir birleştirildiğinde bütünlüğü ve içerik bütünlüğü yeniden sağlanabiliyorsa, fiil aranan nihai zararlı sonucu doğurmamış demektir. Bu durumda eylem tamamlanmış suç boyutuna ulaşmayıp teşebbüs (TCK 35) aşamasında kalmıştır.

“…tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde (… Kırşehir) tanzim edilmiş sayılacağı ve bu haliyle bir kambiyo senedi olarak bono vasfını haiz olduğu gibi belgenin yırtılan parçaları birleştirildiğinde tamamlandığının anlaşılması karşısında, sübut bulan eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 35 ve 205 inci maddelerinde düzenlenen resmi belgeyi bozma suçuna teşebbüsten cezalandırılması yerine…”

Değerlendirme

Bu karar, evrakta sahtecilik ve belgelere karşı işlenen suçlarda belge vasfının doğru tespiti ile suça teşebbüs kurumunun uygulanması açısından son derece önemli bir ilkeyi ortaya koymaktadır. Kambiyo senetlerinin (bono, çek, poliçe) resmi belge gücüne sahip olması, kamunun bu belgelere duyduğu mutlak güvenden kaynaklanır. Mahkemenin senedin biçimsel unsurlarını yüzeysel inceleyerek evraka “özel belge” vasfı yüklemesi hukuki niteleme hatasıdır; nitekim adres ayrıntısının tanzim yeri yerine geçeceği kuralı gözden kaçırılmamalıdır.

Kararın teşebbüse ilişkin kabulü ise suçun maddi konusu üzerindeki tahribatın derecesini ölçmektedir. Bir evrakın öfke veya sıyrılma kastıyla yırtılması ilk anda tamamlanmış bir imha gibi görünse de, ceza muhakemesinde belgenin ispat kabiliyetini yitirip yitirmediği fiziken incelenir. Parçalar bir araya getirildiğinde belgenin metni, imzaları ve hukuki anlamı eksiksiz şekilde okunabiliyorsa, suçla korunan hukuki yarar tamamen yok edilmemiş demektir. Yargıtay bu tespitiyle, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekli mahkûmiyetlerin önüne geçmiş, fiilî durum ile hukuki netice arasındaki orantılılığı esas alarak kanunilik ve hakkaniyet ilkelerini korumuştur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2020/2672 E. – 2024/5929 K., 06.05.2024 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/453 E., 2019/601 K.

SUÇLAR : Tehdit, özel belgeyi bozmak

HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

Sanık hakkında tehdit suçundan bozma üzerine kurulan hükmün; hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci madde uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında özel belgeyi bozmak suçundan bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Temyizin kapsamına göre;

1.Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2014 tarihli kararı ile sanığın tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi, resmi belgeyi bozma suçundan aynı fıkranın (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2.Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından anılan hükümlerin; eksik inceleme nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.

3.Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2019/453 Esas, 2019/601 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında

a) Tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

b) Özel belgeyi bozmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 208 inci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hata edildiğine, sanığın atılı suçları işlemediğine ve borcun ödenmesi nedeniyle suça konu senedi yırttığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, re’sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.Mahkemece; özel belgeyi bozmak suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı sanık S.D. ile sanığın ayrı ayrı katılana ait birer senedi imza kısmından yırttıkları, söz konusu senetlerin düzenleme yerlerinin senet üzerinde yazmadığı ve bu nedenle senetlerin özel belge niteliğinde olduğu, senet parçaları incelendiğinde birinden yararlanma imkânı bulunmadığı, diğerinin ise dört yırtık parça birleştirildiğinde yararlanma imkânı bulunan belge niteliği kazanabileceği, böylece atılı suçu işlediğinden sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kısmen tevilli olarak ikrar ettiği belirlenmiştir.

3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu belgelerin asılları, kamera görüntü kayıtları ve çözüm tutanakları, ödememe protestosu belgeleri, katılan ve tanık beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE

A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Ön inceleme bölümünde açıklandığı üzere sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Özel Belgeyi Bozmak Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

5237 sayılı Kanun’un 205 inci maddesindeki “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan faydalanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerekmektedir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Ancak, suça konu yırtılan belgenin parçaları birleştirildiğinde belgenin tamamlandığının anlaşılması halinde eylem teşebbüs aşamasında kalacaktır.

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688 inci maddesinin altıncı ve 689 uncu maddesinin dördüncü fıkraları ile yürürlükteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ve 777 nci maddeleri uyarınca bonoda tanzim yerinin yazılı bulunması zorunlu olup tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece sanığın özel belgeyi bozmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, dosyada aslı bulunan ve kamera görüntü kayıtlarına göre sanık tarafından yırtıldığı sabit olan suça konu senedin heyetçe incelenmesinde, 20.08.2011 düzenleme ve 30.12.2011 ödeme tarihli, alacaklısı katılan, borçlusu temyiz dışı sanık S.D. ve kefili sanık olan 13.350,00 TL bedelli senedin tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde (… Kırşehir) tanzim edilmiş sayılacağı ve bu haliyle bir kambiyo senedi olarak bono vasfını haiz olduğu gibi belgenin yırtılan parçaları birleştirildiğinde tamamlandığının anlaşılması karşısında, sübut bulan eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 35 ve 205 inci maddelerinde düzenlenen resmi belgeyi bozma suçuna teşebbüsten cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek özel belgeyi bozmak suçunun tamamlanmış halinden hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Özel Belgeyi Bozmak Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.05.2024 tarihinde karar verildi. 

Sıkça Sorulan Sorular

Özel belgeyi yok etmek suçunun cezası nedir?

Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK 208). Aynı fiillerin resmi belgeler bakımından işlenmesi hâlinde ise ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir (TCK 205).

Sözleşmeyi yırtmak veya saklamak suç mudur?

Evet. Gerçek bir sözleşmeyi yırtmak, yakmak veya ilgililerin ulaşamayacağı şekilde saklamak TCK 208 kapsamında suç oluşturabilir. Belge fiziksel olarak zarar görmese bile, yalnızca gizlenmesi de suçun oluşması için yeterlidir.

Özel belgeyi yok etmek ile özel belgede sahtecilik arasındaki fark nedir?

Özel belgede sahtecilikte (TCK 207) sahte bir belge üretilir veya gerçek belge aldatacak şekilde değiştirilip kullanılır. Özel belgeyi yok etmekte (TCK 208) ise gerçek bir belge ortadan kaldırılır, bozulur ya da gizlenir. Kısaca biri sahte belge oluşturur, diğeri gerçek belgeyi yok eder.

Kendi elimdeki sözleşmeyi yok edersem suç olur mu?

Belgenin fiziken kimde bulunduğu tek başına belirleyici değildir. Söz konusu belge, taraflar arasındaki bir hukuki ilişkiyi ispata yarayan gerçek bir özel belge ise, onu yok etmek veya gizlemek suç oluşturabilir. Zira suç, kişinin mülkiyetini değil, belgenin ispat işlevine duyulan güveni korur. Somut durumun bir avukata değerlendirtilmesi yerinde olur.

Bu suça hangi mahkeme bakar?

Cezanın üst sınırı on yılı aşmadığından bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Madde metninde açık bir şikâyet şartı bulunmadığından suç kural olarak resen soruşturulur.

Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu için Değerlendirme

Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu (TCK 208), gerçek özel belgelerin varlığına ve ispat işlevine duyulan güveni korur. Sahte belge üreten özel belgede sahtecilikten (TCK 207) farklı olarak, bu suçta gerçek bir belge ortadan kaldırılır; resmi belgeler bakımından ise aynı fiiller TCK 205’te düzenlenmiştir. Gizlemenin de suç sayılması, belge fiziken zarar görmese dahi sorumluluk doğabileceğini gösterir. Ticari ortaklık ve aile içi uyuşmazlıklarda sıkça karşılaşılan bu suç, çoğu zaman bir hukuk uyuşmazlığıyla iç içe geçtiğinden bütüncül bir değerlendirme gerektirir. Belgenin kimin elinde bulunduğunun tek başına belirleyici olmaması ise, uygulamada en çok yanlış bilinen noktalardan biridir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir