|

Parada Sahtecilik Suçu (TCK-197)

parada sahtecilik suçu

Parada sahtecilik suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 197. maddesinde, kamu güvenine karşı suçlar bölümünün ilk suçu olarak düzenlenmiştir. Bu suç; sahte parayı üretmekten onu piyasaya sürmeye, hatta sahte olduğunu bilerek elinde bulundurmaya kadar geniş bir fiil yelpazesini kapsar. Ekonomik hayatın temeli olan paraya duyulan güveni koruduğu için kanun koyucu bu suça ağır cezalar öngörmüştür.

Konunun bütünü ve diğer sahtecilik suçlarıyla ilişkisi için kamu güvenine karşı suçlar başlıklı genel rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

Parada Sahtecilik Suçu Nedir?

Parada sahtecilik, memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı sahte olarak üretmek ya da sahte parayla çeşitli şekillerde ilişki kurmaktır. TCK 197’nin birinci fıkrasına göre, tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise sahte parayı üretmeyen, ancak onunla ilişkiye giren kişilerin sorumluluğunu daha hafif cezalarla düzenler.

Suçun koruduğu hukuki değer, tek tek bireylerin malvarlığı değil, paraya ve para hükmündeki değerlere duyulan kamusal güvendir. Sahte para elden ele dolaştıkça bu güveni ve dolayısıyla ekonomik düzenin işleyişini zedeler. Bu nedenle suç, somut bir kişinin zarara uğramasını beklemeden, tehlikeyi doğuran fiilin işlenmesiyle oluşur. Örneğin sahte parayı henüz kimseye vermemiş olsa bile onu üreten veya tedavüle koymak üzere muhafaza eden kişi, suçun maddi unsurunu gerçekleştirmiş sayılır.

Parada Sahtecilik Suçunun Maddi Unsurları

Parada sahtecilik suçunun maddi unsurları; suçun konusunu oluşturan para, bu para üzerinde gerçekleştirilen seçimlik hareketler ile suçun faili ve mağduru başlıkları altında incelenir.

Suçun Konusu: Para ve Paraya Eşit Sayılan Değerler (TCK 198)

Suçun konusu, öncelikle “kanunen tedavülde bulunan para”dır. Buradaki iki nokta önemlidir. Birincisi, paranın tedavülde, yani hâlen geçerli ve dolaşımda olması gerekir; artık geçerliliğini yitirmiş, koleksiyon değeri taşıyan eski paraların taklidi bu suçu oluşturmaz (koşulları varsa dolandırıcılık gibi başka suçlar gündeme gelebilir). İkincisi, madde yalnızca Türk Lirası ile sınırlı değildir: yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paralar da (örneğin avro veya dolar) suçun konusudur. Dolayısıyla sahte döviz üretmek veya tedavüle koymak da parada sahtecilik suçunu oluşturur.

TCK 198, suçun konusunu önemli ölçüde genişletir. Bu maddeye göre; Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlarca çıkarılmış olup kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile milli ziynet altınları “para hükmünde” sayılır. Bu, uygulamada sıkça yanlış anlaşılan bir noktadır: örneğin sahte milli ziynet altını (cumhuriyet altını gibi) üretmek, bir “ziynet eşyası” sahteciliği değil, doğrudan parada sahtecilik hükümlerine tabi bir fiildir. Böylece kanun, paranın yanı sıra ekonomik dolaşımda para gibi işlev gören belirli değerleri de aynı güçlü korumanın kapsamına almıştır.

Suçu Oluşturan Seçimlik Hareketler

TCK 197/1 seçimlik hareketli bir suç öngörür; aşağıdaki fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:

  • Sahte olarak üretmek: Gerçek parayı taklit eden sahte para meydana getirmek.
  • Ülkeye sokmak: Başka bir ülkede üretilmiş sahte parayı Türkiye’ye getirmek.
  • Nakletmek: Sahte parayı bir yerden başka bir yere taşımak.
  • Muhafaza etmek: Tedavüle koymak amacıyla sahte parayı saklamak, elde bulundurmak.
  • Tedavüle koymak: Sahte parayı piyasaya sürmek, alışverişte kullanmak, başkasına vermek.

Bu hareketlerden birden fazlasının aynı sahte paralar üzerinde gerçekleştirilmesi (örneğin hem üretip hem muhafaza edip sonra tedavüle koymak) kural olarak tek bir suç oluşturur; fail her hareket için ayrı ayrı cezalandırılmaz. Kanun, sahteciliğin zincirini baştan sona kavrayabilmek için hareketleri geniş tutmuştur.

Fail ve Mağdur

Parada sahtecilik suçunun faili herkes olabilir; suç, failin belirli bir sıfat taşımasını aramaz. Bu yönüyle bir özgü suç değildir. Mağdur ise, koruma altına alınan değerin kamusal niteliği gereği, doğrudan toplumun kendisidir. Sahte parayı farkında olmadan kabul eden kişi bakımından bir mağduriyet doğsa da, suçun asıl koruduğu değer bireysel malvarlığı değil, paraya duyulan genel güvendir.

Parada Sahtecilik Suçunda Manevi Unsur

Parada sahtecilik ancak kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle (dikkatsizlik veya özensizlikle) işlenmesi mümkün değildir. Kastın merkezinde, failin paranın sahte olduğunu bilmesi yer alır. Paranın sahte olduğunu bilmeyen kişi, onu farkında olmadan üretim sürecine dahil olsa veya elinde bulundursa dahi bu suçtan sorumlu tutulamaz. Bu nedenle “sahtelik bilgisi”, suçun oluşup oluşmadığını belirleyen kilit unsurdur.

Bu noktada kast ve taksir kavramları ile hata (yanılma) hâlleri büyük önem taşır. Örneğin bir kişi eline geçen parayı gerçek sanarak alışverişte kullanmışsa, sahtelik bilinci bulunmadığından kasttan söz edilemez. Aşağıda ele alacağımız üçüncü fıkra ise, tam da bu bilme anının sonradan değiştiği özel bir durumu düzenler.

Kastın kapsamı bakımından, failin paranın sahte olduğunu kesin biçimde bilmesi her zaman şart değildir; sahte olabileceğini öngörüp bu sonucu göze alarak hareket ettiği hâllerde olası kasttan da söz edilebilir. Buna karşılık, gereken dikkati göstermemekle birlikte paranın sahteliğini gerçekten fark etmemiş kişi bakımından kast bulunmadığından suç oluşmaz; zira bu suçun taksirle işlenen bir hâli kanunda düzenlenmemiştir. Bilme unsurunun ispatı çoğu zaman failin parayı ediniş biçimi, mesleği, elindeki miktar ve olayın diğer somut koşullarından hareketle değerlendirilir. Bu değerlendirme, özellikle iyi niyetle hareket ettiğini düşünen kişiler bakımından savunmanın merkezinde yer alır.

Parada Sahtecilik Suçunun Cezası

TCK 197, failin sahte parayla kurduğu ilişkinin niteliğine göre üç farklı ceza kademesi öngörür. Sahte parayı bizzat üreten veya piyasaya süren kişi en ağır; sahteliği baştan bilerek kabul eden kişi orta; sahteliği sonradan öğrenmesine rağmen parayı elden çıkaran kişi ise en hafif ceza ile karşılaşır.

Birinci fıkra (TCK 197/1): Tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu, bölümün en ağır ceza aralıklarından biridir ve sahteciliğin çekirdek fiillerini kapsar.

Sahte Parayı Bilerek Kabul Etme (TCK 197/2)

Sahte parayı, sahte olduğunu bilerek kabul eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Burada fail parayı bizzat üretmemiş, ancak onu sahte olduğunu bile bile almıştır. Örneğin bir kimsenin, karşı taraftan aldığı paranın sahte olduğunu bildiği hâlde teslim alması bu fıkra kapsamındadır. Baştan var olan “bilme”, bu fiili masum bir kabulden ayıran unsurdur.

Sonradan Öğrenip Tedavüle Koyma (TCK 197/3)

Üçüncü fıkra, uygulamada en çok merak edilen senaryoyu düzenler: “Elimdeki paranın sahte olduğunu sonradan fark ettim; harcarsam ne olur?” Kanuna göre, sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı, sonradan sahte olduğunu öğrendiği hâlde yine de tedavüle koyan kişi, yalnızca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu, birinci fıkraya kıyasla çok daha hafif bir cezadır; çünkü fail sahteciliği baştan planlamamış, parayı iyi niyetle almıştır.

Ancak burada önemli bir uyarı gerekir: cezanın hafiflemesi, fiilin suç olmaktan çıktığı anlamına gelmez. Sahte olduğunu öğrendiğiniz bir parayı bilerek başkasına vermek, zararınızı bu yolla telafi etme düşüncesiyle de olsa hukuka aykırıdır ve suç oluşturur. Bu durumda hukuka uygun yol, parayı harcamaya çalışmak değil, en yakın bankaya veya kolluğa teslim ederek durumu bildirmektir. Cezanın düşüklüğü nedeniyle, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar da bu fıkra bakımından gündeme gelebilir.

Kıymetli Damga (TCK 199) ve Sahtecilik Araçları (TCK 200) ile İlişkisi

Parada sahtecilik, aynı suç kümesinin parçası olan iki suçla yakından ilişkilidir. Bunlardan ilki kıymetli damgada sahtecilik (TCK 199) suçudur. Kıymetli damga para değildir; damgalı kâğıtlar, damga ve posta pulları ile belirli bir vergi veya harcın ödendiğini belgeleyen pullar bu kavrama girer (TCK 198/4). Yapı olarak parada sahtecilikle paralel düzenlenmiş olsa da, konu para olmadığından ceza aralığı daha hafiftir (bir yıldan beş yıla kadar hapis).

İkincisi ise para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar (TCK 200) suçudur. Bu, bir hazırlık suçudur: fiilen sahte para üretilmiş olması şart değildir; üretime elverişli alet veya malzemenin izinsiz bulundurulması dahi cezalandırılır. Sahte para üreten bir kişinin, üretimde kullandığı araçları da bulundurması hâlinde bu iki suç arasındaki içtima ilişkisi öğretide tartışmalıdır; genellikle araç bizzat sahtecilik için kullanılmışsa asıl suçun (TCK 197) öne çıktığı kabul edilir. Bu üç suç birlikte, sahteciliğin araç temininden tedavüle kadar tüm aşamalarını kapsayan bütünsel bir koruma sağlar.

Bu üç suç arasındaki ceza farkı tesadüfi değildir. Parada sahtecilik en ağır biçimde cezalandırılır; çünkü para, ekonomik hayatın en yaygın ve en doğrudan güven aracıdır ve sahteliği en geniş toplum kesimini etkiler. Kıymetli damga para kadar yoğun bir dolaşıma sahip olmadığından daha hafif bir ceza öngörülmüş; sahtecilik araçlarını izinsiz bulundurmak ise henüz sahte para üretilmemiş bir hazırlık aşamasını cezalandırdığından en düşük ceza aralığına bağlanmıştır. Bu kademeli yapı, kanun koyucunun tehlikenin yoğunluğuna göre koruma derecesini belirlediğini gösterir. Somut olayda hangi maddenin uygulanacağı, fiilin sahtecilik zincirinin hangi halkasında yer aldığına göre değişir.

Parada Sahtecilikte Etkin Pişmanlık (TCK 201)

TCK 201, para ve kıymetli damga sahteciliği suçlarına özgü, güçlü bir etkin pişmanlık imkânı getirir. Bu hüküm yalnızca parada sahtecilik (TCK 197) için değil, kıymetli damgada sahtecilik (TCK 199) ve sahtecilik araçları (TCK 200) suçları için de geçerlidir; bu yönüyle üç maddeyi birden kapsayan ortak bir savunma imkânı sunar.

Birinci fıkraya göre; sahte para veya kıymetli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu değerleri tedavüle koymadan ve resmî makamlar durumu haber almadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte değerlerin üretildiği ya da saklandığı yerleri yetkili mercilere haber verirse; verilen bilgi suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte değerlerin ele geçirilmesini sağladığı takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz. Yani koşulları gerçekleşirse tam bir cezasızlık sonucu doğar. İkinci fıkra ise aynı imkânı, sahtecilik araçlarını (TCK 200) izinsiz üreten veya bulunduran kişi bakımından benzer koşullarla tanır.

Bu düzenlemenin amacı, henüz zarar doğmadan sahteciliği ortaya çıkarmayı ve şebekelerin çökertilmesini teşvik etmektir. Etkin pişmanlıktan yararlanmanın koşulları teknik ve zamana bağlı olduğundan (özellikle “tedavüle koymadan” ve “resmî makamlarca haber alınmadan önce” şartları), bu yola başvurmadan önce bir avukatla değerlendirme yapılması önem taşır.

Parada Sahtecilik Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

Seçimlik hareketli ve geniş kapsamlı bir suç olduğundan, parada sahtecilikte teşebbüs hükümlerinin uygulanma imkânı sınırlıdır. Örneğin sahte para üretimine başlanmış ancak elverişli bir sonuç elde edilememişse teşebbüs gündeme gelebilir. Buna karşılık “muhafaza etme” gibi bir kez gerçekleşmekle tamamlanan hareketlerde teşebbüs çoğu zaman söz konusu olmaz.

İştirak

Sahtecilik çoğu zaman birden fazla kişinin iş bölümüyle işlenir; üretim, nakil ve tedavül aşamalarında farklı kişiler rol alabilir. Bu durumda genel iştirak (şeriklik) kurallarına göre her failin katkısı ayrı ayrı değerlendirilir. TCK 201’deki etkin pişmanlığın “suç ortaklarını haber verme” koşulu da, suçun çoğunlukla iştirak hâlinde işlendiğini göstermektedir.

İçtima

Sahte paranın bir başka suçun, örneğin dolandırıcılığın işlenmesinde kullanılması hâlinde suçların içtimaı kuralları devreye girer ve kural olarak her iki suçtan ayrı ayrı sorumluluk doğabilir. Aynı sahte paralar üzerinde birden çok seçimlik hareketin gerçekleştirilmesinin ise tek suç oluşturduğunu yukarıda belirtmiştik.

Parada Sahtecilik Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Parada sahtecilik şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme süreci sona erdirmez. Birinci fıkradaki cezanın üst sınırı on yılı aştığından, TCK 197/1 kapsamındaki fiillere kural olarak ağır ceza mahkemesi bakar; daha hafif cezalı ikinci ve üçüncü fıkra fiilleri ise asliye ceza mahkemesinin görev alanına girebilir. Dava açılabilmesi için öngörülen dava zamanaşımı süresi de suçun cezasına göre belirlenir.

Uygulamada, ele geçirilen paranın gerçekten sahte olup olmadığı çoğunlukla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın incelemesiyle tespit edilir. Bu teknik tespit, ceza yargılamasının temel delillerinden birini oluşturur; ancak Merkez Bankası’nın idari değerlendirmesi ile ceza mahkemesinin kastı ve diğer unsurları değerlendirmesi birbirinden bağımsız süreçlerdir. Ayrıca sahte paralar ile sahtecilikte kullanılan araçlar hakkında müsadere hükümleri uygulanır.

Sahte Parayla Karşılaşırsanız Ne Yapmalısınız?

Günlük hayatta, alışveriş sırasında ya da para üstü olarak elinize sahte olabileceğinden şüphelendiğiniz bir banknot geçtiğinde atacağınız adımlar, hem kendinizi korumanız hem de yersiz bir suç isnadıyla karşılaşmamanız bakımından önemlidir. Öncelikle bilmeniz gereken şey şudur: elinizdeki paranın sahte olduğunu düşünüyor veya biliyorsanız, onu bilerek başkasına vermek ya da harcamaya çalışmak, yukarıda açıkladığımız üzere TCK 197/3 kapsamında suç oluşturur. Bu nedenle, zararınızı bu yolla telafi etme düşüncesiyle dahi olsa, şüpheli parayı tedavüle sokmaktan kaçınmalısınız.

Hukuka uygun yol, şüpheli banknotu en yakın banka şubesine veya kolluk kuvvetlerine teslim etmek ve durumu bildirmektir. Bankalar, sahte olduğundan şüphelenilen banknotları inceleme için ilgili birimlere ve nihayetinde Merkez Bankası’na iletmekle görevlidir. Paranın gerçekten sahte olup olmadığı bu teknik inceleme sonucunda belirlenir; bu tespit, olası bir ceza soruşturmasının da temel delillerinden biridir. Ancak unutulmamalıdır ki bu idari tespit süreci ile ceza mahkemesinin kastı ve diğer unsurları değerlendirmesi birbirinden ayrı süreçlerdir.

Parayı iyi niyetle, sahteliğini bilmeden aldığınızı gösteren koşulların ortaya konması, hakkınızda bir sorumluluk doğmasını önler; çünkü suçun oluşabilmesi için sahteliğin bilinmesi gerekir. Bu bakımdan, sahte parayı size kimin verdiği, nerede ve hangi işlem sırasında elinize geçtiği gibi ayrıntıları hatırlamanız ve varsa belge veya kayıtları saklamanız sürecin aydınlatılmasına yardımcı olur. Böyle bir durumda tereddüt yaşarsanız, adım atmadan önce Avukat Sinan Karabacak ceza hukuku sayfası‘nı ziyaret edebilirsiniz.

Parada Sahtecilik Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Sahte Parayla Alışveriş Yapılması Kül Halinde Parada Sahtecilik Suçunu Oluşturur ve Zincirleme Suç Hükümleri Uygulanamaz

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2016/2587 E. – 2016/4423 K., 04.04.2016 T.

Kararın Özeti

Sanık, katılana sahte para vererek cep telefonu satın almış; daha sonra aynı katılandan tekrar cep telefonu almak üzere buluştuğu esnada kolluk görevlilerince yakalanmış ve yapılan üst aramasında da sahte paralar ele geçirilmiştir. İlk derece mahkemesi, sanığı hem TCK’nın 197/1. maddesindeki parada sahtecilik suçundan zincirleme suç hükümleri (TCK 43) uygulayarak mahkûm etmiş hem de eylemi dolandırıcılık kabul ederek TCK’nın 157/1. maddesi uyarınca ayrı bir ceza tayin etmiştir. Kesinleşen karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sahte parayı tedavüle koyma eyleminin dolandırıcılık suçunu değil, bünyesindeki tedavül unsuru sebebiyle kül halinde parada sahtecilik suçunu oluşturduğunu saptamıştır. Ayrıca parada sahteciliğin kesintisiz (temadi eden) bir suç olduğunu, hukuki kesinti (iddianame düzenlenmesi) gerçekleşene kadar sahte parayı birden fazla kez piyasaya sürme eyleminin tek bir suç teşkil edeceğini belirterek dolandırıcılık cezasını kaldırmış, zincirleme suç artırımını da iptal ederek cezayı doğrudan düzeltmiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi bozma gerekçesinde, suçların içtiması ve parada sahtecilik suçunun hukuki niteliğine dair iki temel esasa dayanmıştır. İlk olarak, sahte paranın alışverişte kullanılması eylemi, TCK’nın 197/1. maddesinde düzenlenen suçun kendi içindeki “tedavüle koyma” seçimlik hareketini doğrudan karşılamaktadır. Bu nedenle, sahte paranın mağdura verilerek kandırılması olgusu dolandırıcılık suçunun hilesini oluştursa bile, fiil özel hüküm niteliğindeki parada sahtecilik suçu kapsamında erimektedir ve failin iki ayrı suçtan cezalandırılması hukuka aykırıdır. İkinci olarak, parada sahtecilik suçu bünyesinde temadi barındıran kesintisiz bir suç tipidir. Bu niteliği gereği, sanığın sahte paraları farklı zamanlarda veya birden fazla kez piyasaya sürmesi fiili kesintiyi oluşturan bir neden ya da iddianame tanzimi gibi bir hukuki kesinti olana kadar tek bir suç olarak kabul edilir. Somut olayda sanığın ilk alışverişten sonra ikinci buluşmada yakalanması tek bir suç işleme iradesinin devamı niteliğindedir. Bu nedenle suçun zincirleme biçimde işlendiğinden bahsedilerek TCK’nın 43. maddesi uyarınca ceza artırımı yapılması suç teorisine ve kanuna aykırıdır.

“…suça konu sahte paralarla alışveriş yapması şeklindeki eyleminin parada sahtecilik suçunun bünyesinde tedavül unsurunu da barındırdığı gözetilerek kül halinde parada sahtecilik suçunu oluşturduğu, parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olması ve iddianamenin düzenlenmesi ile hukuki kesintinin gerçekleşmesi… gözetilerek… TCK.nun 43. maddesi uyarınca artırım yapılması, ayrıca hükümlünün TCK.nun 157/1. maddesi uyarınca cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza hukukunda “tek fiil-tek ceza” felsefesinin ve suçların hukuki nitelendirilmesindeki sistemsel sınırların korunması açısından ders niteliğindedir. Uygulamada ilk derece mahkemeleri, sahte parayla gerçekleştirilen alışverişlerde mağdurun malvarlığına yönelik zararı öne çıkararak sıklıkla dolandırıcılık hükümlerine de başvurmakta ve sanıklara fahiş cezalar vermektedir. Ancak Yargıtay, kanun koyucunun parada sahtecilik suçunu düzenlerken “tedavüle koyma” anını zaten suçun kurucu unsuru yaptığını, bu nedenle piyasaya sürülen parayla mal veya hizmet alınmasının dolandırıcılık adı altında ikinci kez cezalandırılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur.

Dairenin “kesintisiz suç” tespitine dayandırarak zincirleme suç (TCK 43) uygulamasını reddetmesi de sanık hakları ve suç teorisi açısından son derece isabetlidir. Sahte para bulunduran ve bunu parça parça piyasaya süren kişinin eylemleri arasında hukuki bir kopuş (iddianame veya yakalanma gibi fiili durumlar) gerçekleşmediği müddetçe ortada tek bir suç mekanizması mevcuttur. Olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma denetimiyle bu çelişkilerin giderilmesi, hem hatalı içtima uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan fazla cezaları engellemiş hem de kesinleşmiş bir karar üzerinden ceza adaletini ve mülkilik ilkelerini yeniden tesis etmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2016/2587 E. – 2016/4423 K., 04.04.2016 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

İhbarname No : KYB -…

Dolandırıcılık ve parada sahtecilik suçlarından sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 197/1, 43, 62 (iki defa) ve 52/2. (iki defa) maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis, 2 yıl 1 ay hapis ve iki kez 100,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, dolandırıcılık suçundan verilen ceza bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.02.2015 tarihli ve 2014/41 esas, 2015/16 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre;

1- Dolandırıcılık suçu bakımından yapılan incelemede;

Her ne kadar dolandırıcılık suçundan verilen ceza bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay … Ceza Dairesinin 09.03.2015 tarihli ve 2014/34082 esas, 2015/13279 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın suça konu sahte paralarla alışveriş yapması şeklindeki eylemin kül halinde parada sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde ayrıca dolandırıcılık suçundan da hüküm kurulmasında,

2- Parada sahtecilik suçu bakımından yapılan incelemede;

Parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olması ve kendi içinde temadiyi barındırması karşısında, hukuki kesinti oluşuncaya kadar sanığın sahte parayı birden fazla kez tedavüle koyma eyleminin tek bir suç oluşturacağı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.01.2016 gün ve 1136 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01.02.2016 gün ve KYB/… sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Hükümlünün suça konu sahte paralarla alışveriş yapması şeklindeki

eyleminin parada sahtecilik suçunun bünyesinde tedavül unsurunu da barındırdığı gözetilerek kül halinde parada sahtecilik suçunu oluşturduğu, parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olması ve iddianamenin düzenlenmesi ile hukuki kesintinin gerçekleşmesi ve incelemeye konu olayda fiili kesintiyi oluşturan bir nedenin de bulunmadığı gözetilerek sanığın, katılana sahte para vererek cep telefonu satın aldıktan sonra yine katılanın cep telefonunu almak üzere buluştukları sırada kolluk görevlileri tarafından yakalanması üzerine yapılan üst aramasında sahte para ele geçmesi şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle bir kez TCK.nun 197/1 maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde bünyesinde temadiyi barındıran parada sahtecilik suçunda uygulama yeri bulunmadığı halde hükmedilen cezadan TCK.nun 43. maddesi uyarınca artırım yapılması, ayrıca hükümlünün TCK.nun 157/1. maddesi uyarınca cezalandırıl- ması suretiyle fazla ceza tayini,

Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.02.2015 gün, 2014/41 esas, 2015/16 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), eylemin kül halinde bir kez parada sahtecilik suçunu oluşturması nedeniyle hükümlü hakkında dolandırıcılık suçundan hükmedilen cezanın kaldırılmasına, infaz edilmemesine, parada sahtecilik suçundan kurulan hükümle ilgili olarak TCK.nun 197/1. maddesi uyarınca hükmedilen cezadan TCK.nun 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasına ilişkin fıkranın hükümden çıkarılmasına, TCK.nun 62. maddesi uyarınca yapılan indirim sonucu belirlenen cezanın 1 yıl 8 ay hapis ve 4 gün adli para cezasına, TCK.nun 52/2 maddesinin uygulanması sonucu belirlenen 100 TL’nin 80 TL’ye indirilmesine, sonuç olarak sanığın 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 04.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. 

Profesyonel Matbaa Düzeneğiyle Yapılan Parada Sahtecilik Suçunda Kastın Yoğunluğu Nedeniyle Alt Sınırdan Uzaklaşılması Hukuka Uygundur

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2025/7448 E. – 2025/7790 K., 20.10.2025 T.

Kararın Özeti

Sanığın kiracı sıfatıyla sorumluluğunda bulunan işyerine yapılan adli aramada; çok sayıda kesilmemiş döviz sayfaları, özel baskı kalıpları, hologramlı folyolar, lazer yazıcılar, kesim makineleri ve yüksek miktarda aldatma kabiliyeti haiz sahte yabancı para ele geçirilmiştir. İlk derece mahkemesi, sanığı TCK’nın 197/1. maddesi uyarınca alt sınırdan önemli ölçüde uzaklaşarak 10 yıl hapis ve 160.000 TL adli para cezası ile cezalandırmış, cezayı ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirmesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi; suçun sübutuna dair delillerin kesin olduğunu, işyerinin adeta bir sahte para üretim merkezine dönüştürülmesini ve ele geçirilen suç aletlerinin muazzam boyutunu dikkate alarak, sanığın kastının yoğunluğu nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesini hukuka uygun bulmuş ve hükmü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi onama gerekçesinde, suçun sübutu, delillerin sıhhati ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkelerini somut verilerle temellendirmiştir. Usulüne uygun arama kararı neticesinde işyerinde ele geçirilen laminasyon cihazları, UV kontrol makineleri, kimyasallar ve binlerce sayfa kesilmemiş sahte para, eylemin basit bir bulundurma veya tedavül aşamasını aşıp profesyonel bir üretim faaliyeti olduğunu ortaya koymuştur. Sanığın, işyerinin başka bir şahsa ait olduğu yönündeki savunması, kira sözleşmesindeki imzası, kasa ve silaha yönelik açık ikrarı ile tutanak tanıklarının beyanları karşısında suçtan kurtulmaya yönelik soyut bir iddia olarak değerlendirilmiştir. Merkez Bankası raporuyla paraların iğfal kabiliyetinin (aldatma yeteneğinin) kesinleştiğini belirten Daire; TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ve 61/1. maddesindeki cezanın belirlenmesi ilkeleri gereğince, imalatın hacmi ve tehlikenin büyüklüğü karşısında mahkemenin alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin etmesinde ve lehe takdiri indirim uygulamamasında bir isabetsizlik görmemiştir.

“…ele geçirilen malzemelerin miktarı ve işyerinin sahte para üretim merkezine dönüştürülmesi dikkate alındığında, sanığın kastının yoğunluğu nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

Değerlendirme

Bu karar, parada sahtecilik suçlarında eylemin niteliği, boyutu ve organizasyon derecesinin ceza yaptırımına nasıl yansıtılması gerektiğini gösteren çok önemli bir kılavuzdur. Kanun koyucu TCK 197/1. maddesinde sahte para üreten, ülkeye sokan veya tedavüle koyan fail için 2 yıldan 12 yıla kadar geniş bir hapis cezası aralığı öngörmüştür. Kanundaki bu geniş aralığın temel amacı, hakime somut olayın vahametine göre adil bir ceza belirleme yetkisi tanımaktır. Birkaç adet sahte banknotu piyasaya süren bir fail ile evini ya da işyerini profesyonel matbaa ekipmanlarıyla donatarak seri üretime geçen failin aynı kefeye konulması adalet duygusunu zedeler.

Yargıtay, yerel mahkemenin kanuni alt sınır olan 2 yıl hapis cezasından açıkça saparak temel cezayı üst sınıra yakın (10 yıl) belirlemesini tam bir orantılılık denetiminden geçirmiştir. Ele geçirilen binlerce sayfa basılı sahte para ve üretim materyali, suç yolunda kat edilen mesafeyi ve kamu güvenine verilen zararın potansiyel büyüklüğünü somutlaştırmaktadır. Karar, suçun işlenişindeki profesyonellik seviyesi ve kastın yoğunluğu karşısında yargının ceza alt sınırına sıkışıp kalmayacağını, aksine tehlikenin büyüklüğü ölçüsünde caydırıcı ve orantılı yaptırımları onaylayacağını gösteren dinamik bir içtihat niteliğindedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2025/7448 E. – 2025/7790 K., 20.10.2025 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

T U T U K L U

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1869 Esas, 2025/1695 Karar

SUÇ : Parada sahtecilik

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece Mahkemesi Kararı

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin,31.01.2025 tarihli ve 2024/117 Esas, 2025/41 Karar sayılı kararı ile sanığın parada sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197/1, 52/2-4, 53/1-2-3 ve 58/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 160.000 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; karar sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

… Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 09.05.2025 tarihli ve 2025/1869 Esas, 2025/1695 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık müdafinin temyiz istemi;

Sanık müdafinin temyiz istemi; suçun işlendiği konusunda şüphe bulunduğuna, delillerin hukuka aykırı olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, ayrıca alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın tayin edilmesinin ve lehe hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava dosyası kapsamına göre, sanığın kiracı sıfatıyla eşiyle birlikte sorumluluğunda bulunan işyerinde yüklü miktarda sahte para ürettiği iddiasına ilişkin olarak;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun biçimde yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı tespit edilmiştir. Sahte para üretildiğine dair alınan ihbar üzerine,… 1. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 20.07.2023 tarihli ve 2023/4747 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden Mali Suçlarla Mücadele ekiplerince sanığın sorumluluğunda bulunan işyerinde usulüne uygun şekilde yapılan adlî aramada; üçer adet 100 Amerikan doları baskılı, kesilmemiş toplam 3.000 adet sayfa, sahte para yapımında kullanılan kalıplar, hologramlı folyolar, özel kâğıtlar ve kimyasallar, bir kasa dolusu basılmış sahte para, çok sayıda renkli lazer yazıcı, kesim ve laminasyon makineleri, ultraviyole kontrol cihazları, özel mürekkepler ve tonerler ele geçirilmiştir. Dosya kapsamındaki belgelere göre, bu maddelerin ele geçirildiği ofisin sanık ve eşine ait şirket adına kiralandığı, kira sözleşmesinde kiracı olarak sanığın isminin ve imzasının yer aldığı, işyerinde bulunan silah ile sahte paraların bulunduğu kasanın sanığın kendisine ait olduğuna dair ikrarının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu hususlar, ihbar tutanağı ve tutanak tanıkları B.B., İ.B. ve M.D.’nin, olay tutanağıyla uyumlu olan ve sanığın kullandığı ofisin ortasındaki açılır masa şeklindeki sehpada da sahte paraların bulunduğuna ilişkin beyanlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, sanığın sahte paralarla ilgili bilgisinin olmamasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, sanığın depoda bulunan eşyaların dava dosyası tefrik edilen …’ye ait olduğuna yönelik savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.

Vicdani kanaatin; dosya içeriği, arama ve elkoyma tutanakları ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası… Şubesi’nin 18.01.2024 tarihli ve 129/10 sayılı raporuna dayandığı, bu rapora göre ele geçirilen 9.0 03… ABD doları, 1.9 07… ABD doları ve 4 adet 500 Euro banknotun sahte olduğu ve aldatma kabiliyeti taşıdığı belirlenmiş olup sanığın sahte para üretme şeklindeki eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği ve dosya kapsamında eksik araştırma bulunmadığı anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 61/1. ve 3/1. maddelerinde belirtilen “cezanın belirlenmesi” ve “orantılılık ilkesi” çerçevesinde; ele geçirilen malzemelerin miktarı ve işyerinin sahte para üretim merkezine dönüştürülmesi dikkate alındığında, sanığın kastının yoğunluğu nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle… Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 09.05.2025 tarihli ve 2025/1869 Esas, 2025/1695 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak ve oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca… 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise… Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde karar verildi. 

Sıkça Sorulan Sorular

Parada sahtecilik suçunun cezası nedir?

Tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (TCK 197/1). Sahte parayı bilerek kabul etme (f.2) bir yıldan üç yıla kadar; sahteliğini sonradan öğrenip yine de tedavüle koyma (f.3) ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Sahte parayı bilmeden alıp sonradan harcarsam ne olur?

Bu durum TCK 197/3’te düzenlenmiştir. Parayı sahteliğini bilmeden almış olsanız da, sonradan sahte olduğunu öğrendiğiniz hâlde tedavüle koyarsanız üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşırsınız. Ceza hafif olsa da fiil suç olmaktan çıkmaz; hukuka uygun yol, parayı harcamak değil bankaya veya kolluğa teslim etmektir.

Yabancı para sahteciliği de bu suça girer mi?

Evet. TCK 197 yalnızca Türk Lirası ile sınırlı değildir; yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paralar (örneğin dolar veya avro) da suçun konusudur. Ayrıca TCK 198 uyarınca hamiline yazılı bazı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve milli ziynet altınları da para hükmünde sayılır.

Parada sahtecilikte etkin pişmanlık mümkün müdür?

Evet. TCK 201’e göre fail, sahte parayı tedavüle koymadan ve resmî makamlar durumu öğrenmeden önce suç ortaklarını ve üretim/saklama yerlerini bildirir ve bu bilgi yakalamayı ve ele geçirmeyi sağlarsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu imkân TCK 199 ve 200 suçlarını da kapsar.

Parada sahtecilik suçuna hangi mahkeme bakar?

Cezanın üst sınırı on yılı aştığından TCK 197/1 kapsamındaki fiillere kural olarak ağır ceza mahkemesi bakar. Daha hafif cezalı ikinci ve üçüncü fıkra fiilleri ise asliye ceza mahkemesinin görev alanına girebilir. Suç şikâyete bağlı olmadığından resen soruşturulur.

Parada Sahtecilik Suçu Bakımında Değerlendirme

Parada sahtecilik suçu (TCK 197), paraya duyulan kamusal güveni koruyan ağır bir suçtur; sahte parayı bizzat üretmekten sahteliği sonradan öğrenip harcamaya kadar farklı ağırlıktaki fiilleri, TCK 198’deki paraya eşit sayılan değerler ve TCK 201’deki etkin pişmanlık imkânıyla birlikte düzenler. Özellikle “sahtelik bilgisi”nin ne zaman doğduğu, hem suçun oluşumu hem de uygulanacak fıkra bakımından belirleyicidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir