|

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK-116)

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Nedir? (TCK 116)

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızası dışında girmek ya da rızayla girdikten sonra çıkması istendiği hâlde çıkmamaktır. Halk arasında “haneye tecavüz” olarak da bilinen bu suç, Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 116. maddesinde düzenlenmiştir ve uygulamada en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Kişinin en mahrem alanı olan evindeki huzurunu koruyan bu düzenlemede, eylemin temel hâlde mi yoksa cebir, tehdit veya gece vakti gibi nitelikli bir hâlde mi işlendiği karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirir. Hakkınızda konut dokunulmazlığının ihlali suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu sade bir dille ele alıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.

Yasal Düzenleme ve Korunan Değer

TCK 116’ya göre, bir kimsenin konutuna veya eklentilerine rızasına aykırı olarak giren ya da rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçla korunan değer, kişinin konutundaki barışı ve huzuru ile mülkiyetten bağımsız olan kullanım (konut dokunulmazlığı) hürriyetidir. Bu nedenle suçun oluşması için failin malik olmaması ya da mağdurun malik olması şart değildir; önemli olan, konutu fiilen kullanan kişinin rızasının bulunup bulunmadığıdır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Unsurları

Fail ve Mağdur

Suçun faili herkes olabilir; hatta konutun maliki dahi, orayı kullanan kişinin (örneğin kiracının) rızası dışında girerse bu suçun faili olabilir. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise konutu veya işyerini fiilen kullanan kişidir. Bu kullanım hakkı, mülkiyete değil zilyetliğe (fiilî kullanıma) dayanır.

Maddi Unsur (Fiil)

Suç iki seçimlik hareketle işlenebilir: Birincisi, konuta veya eklentilerine rızaya aykırı girmek; ikincisi, başlangıçta rızayla girip sonradan çıkması istendiği hâlde çıkmamaktır. “Konut”, kişinin sürekli ya da geçici olarak yerleştiği yaşam alanını; “eklenti” ise bahçe, garaj, balkon, müştemilat gibi konuta bağlı yerleri ifade eder.

Manevi Unsur (Kast)

Suç yalnızca kasten işlenebilir; failin, rızaya aykırı biçimde girdiğini veya çıkması istendiği hâlde çıkmadığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle (dikkatsizlikle) işlenmesi mümkün değildir.

Rıza: Suçu Ortadan Kaldıran Unsur

Bu suçta rıza belirleyicidir; hak sahibinin geçerli rızası varsa suç oluşmaz. TCK 116/3’e göre, konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanıldığı durumlarda, bu kişilerden yalnızca birinin rızası bulunması suçun oluşmasını engeller. Ancak kanun burada önemli bir sınır koymuştur: Rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Örneğin ortak konutta yaşayan bir kişinin, diğerine zarar vermek amacıyla üçüncü bir kişiyi içeri alması, meşru amaca dayanmadığından bu korumadan yararlanamaz.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cezası (2026)

Suçun temel ve nitelikli hâllerine göre ceza farklılaşır.

İşyeri Bakımından (TCK 116/2)

Açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi olağan (mutat) sayılan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri bakımından suç işlenirse, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Yani herkesin serbestçe girebildiği bir mağaza gibi yerler değil; girişin izne tabi olduğu işyerleri bu kapsamdadır.

Cebir, Tehdit veya Gece Vakti İşlenmesi (TCK 116/4)

Fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse yükselir. “Gece vakti” hukuken, güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat öncesine kadar süren zaman dilimini ifade eder. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.

TCK 119 Ortak Hüküm

Bunlara ek olarak, suçun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle (imzasız mektup veya özel işaretlerle), birden fazla kişiyle birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenmesi hâlinde, ortak hüküm olan TCK 119 uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Bu suçta şikâyet ve uzlaştırma konusu, uygulamada en çok karıştırılan ve en kritik noktadır.

Hangi Hâller Şikâyete Bağlı?

Suçun temel hâli (116/1) ve işyerine ilişkin hâli (116/2) şikâyete bağlıdır; mağdurun altı aylık süre içinde şikâyetçi olması gerekir, aksi hâlde soruşturma yapılamaz. Buna karşılık suçun cebir, tehdit ya da gece vakti işlenmesi (116/4) ile TCK 119’daki diğer nitelikli hâlleri şikâyete bağlı değildir; bu hâllerde savcılık resen (kendiliğinden) soruşturma yürütür. Ayrıca suçun hırsızlık gibi başka bir suçu işlemek amacıyla işlenmesi durumunda da şikâyet aranmaz.

Uzlaştırma

Önemli bir ayrıntı şudur: Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Yani suçun gece vakti veya cebirle işlenen, resen takip edilen nitelikli hâli dahi uzlaştırmaya tabidir ve dosya öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilir. Bunun istisnası, bu suçun uzlaştırma kapsamı dışındaki bir başka suçla (örneğin nitelikli hırsızlıkla) birlikte işlenmiş olmasıdır; bu durumda uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.

Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Şikâyete bağlı hâllerde ayrıca altı aylık şikâyet süresine dikkat edilmelidir.

Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve HAGB

Suçun temel hâlinde verilen kısa süreli hapis cezası, koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir; ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi mümkündür. Buna karşılık cebir, tehdit veya gece vakti işlenen nitelikli hâllerde, cezanın miktarına ve diğer şartlara göre bu imkânlar daralabilir. Somut dosyanızda hangi seçeneklerin gündeme gelebileceğini bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Hakkındaki Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Boşanma Sonrası Ortak Yaşama Devam Edilmesi Halinde Zorla Eve Girme “Konut Dokunulmazlığını İhlal” Sayılmaz

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2010/30693 E. – 2012/16649 K., 18.06.2012 T.

Kararın Özeti ve Mahkûmiyetlerin Dağılımı

Sanık ile müşteki Arife 1999 yılında resmen boşanmış, ancak boşanma kararından sonra da uzun yıllar boyunca aynı evde birlikte yaşamayı sürdürmüşlerdir. Olay günü aralarında çıkan tartışmada sanık, evin kapısını kırarak içeri girmiş ve evdeki Arife ile Müjde’yi darp etmiştir. Yerel mahkemenin verdiği karma karara karşı Yargıtay’ın uyguladığı üç farklı hukuki denetim şu şekildedir:

Hukuki İnceleme: Kapıyı Kırmak “Rıza Dışılığı” Neden Sağlamadı?

Ceza hukuku uygulamasında ilk bakışta çelişkili görünen ancak doktrine tamamen uygun olan kritik nokta, sanığın kapıyı kırarak içeri girmesine rağmen konut dokunulmazlığını ihlal suçundan beraatinin istenmesidir. Yargıtay’ın bu yaklaşımının arkasındaki ceza tekniği ilkeleri şunlardır:

  • Zımni Rızanın Sürekliliği: Şekli hukukta taraflar boşanmıştır ve ev hukuken müştekiye ait görünebilir. Ancak ceza hukuku “maddi gerçeklikle” ilgilenir. 1999’dan beri evin birlikte paylaşılması, müştekinin sanığa konutu kullanma yetkisini (zımni rıza) verdiğini gösterir. Bu rıza, konutu sanık için de “kendi konutu” haline getirmiştir.
  • Kendi Konutuna Zorla Girme Paradoksu: Bir kimsenin zilyedi (fiili kullanıcısı) olduğu bir mekana zorla, kilidini kırarak veya zarar vererek girmesi TCK m.151/1 uyarınca “Mala Zarar Verme” suçunu oluşturur. Nitekim sanık bu suçtan ceza almıştır. Ancak kişi, kendi hak sahibi olduğu veya rızayla oturduğu konuta zorla girdiği için TCK m.116’daki “başkasına ait konuta rıza dışı girme” suçunun faili olamaz.
  • Müşterek Konutta Hak Sahipliği: Yargıtay yerleşik içtihatlarında, aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri, yakın akrabalar veya zımni ortakların birbirlerine karşı konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işleyemeyeceklerini kabul eder. Tartışma anında kapının kapatılması, o konutun sanık açısından “yabancı/başkasına ait konut” haline gelmesine yetmez.
“Konut dokunulmazlığını bozmak suçunun işlenebilmesi için failin rıza dışında başkasına ait konuta veya eklentiye girmesi veya rıza ile konuta veya eklentiye girdikten sonra çıkmaması gerekir. Aynı konutta oturanların veya olayın özelliğine göre eve girilmesine izin verilen yakın akrabaların bu suçta fail olmayacakları kabul edilmektedir.”

Pratik Sonuç

Bu ilam, mülkiyet hakkı ile zilyetlik (fiili kullanım) arasındaki ayrımı ceza boyutuyla netleştirmiştir. Şiddet barındıran aile içi vakalarda suç vasıflarının doğru ayrıştırılması için bir mihenk taşıdır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/30693 E. – 2012/16649 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

ÖZET: KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMAK SUÇUNUN İŞLENEBİL­MESİ İÇİN FAİLİN RIZA DIŞINDA BAŞKASINA AİT KONUTA VEYA EKLENTİYE GİRMESİ VEYA RIZA İLE KONUTA VEYA EKLENTİYE GİRDİKTEN SONRA ÇIK­MAMASI GEREKİR. AYNI KONUTTA OTURANLARIN VEYA OLAYIN ÖZELLİĞİNE GÖRE EVE GİRİLMESİNE İZİN VERİLEN YAKIN AKRABALARIN BU SUÇTA FAİL OLMAYACAKLARI KABUL EDİLMEKTEDİR. BU KAPSAMDA BOŞANDIKLARI TARİHTEN BERİ GEÇEN UZUN SÜREYE RAĞMEN ESKİ EŞİYLE AYNI EVDE KALMAYA DEVAM EDEN ŞİKAYETÇİNİN, SANIKLA AYNI EVDE KALMAK KONUSUNDA RIZASININ BULUNDUĞU GÖZETİLMELİDİR.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1- Sanık hakkında mala zarar vermek ve müşteki Arife’ye karşı işlediği kasten yaralama suçlarından hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,

2- Sanık hakkında müşteki Müjde’ye karşı işlediği kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

3- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,

“Konut dokunulmazlığını bozmak suçunun işlenebilmesi için failin rıza dışında başkasına ait konuta veya eklentiye girmesi veya rıza ile konuta veya eklentiye girdikten sonra çıkmaması gerekir. Aynı konutta oturanların veya olayın özelliğine göre eve girilmesine izin verilen yakın akrabaların bu suçta fail olmayacakları kabul edilmektedir.”

Bu saptamalar ışığında dosyamıza konu olaya bakıldığında sanık savunması, müştekilerin beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ve müş­teki Arife’nin evli iken dosyadaki nüfus kaydından, 08.06.1999 tarihinde bo­şandıklarının anlaşıldığı, ancak o tarihten itibaren aradan geçen uzun süreye rağmen aynı evde kalmaya devam ettikleri ve bu itibarla müştekilerin sanıkla aynı evde kalmak konusunda rızalarının bulunduğu nazara alındığında evin kapısını kırıp içeri girmesi şeklinde gerçekleşen olayda sanığın üzerine atılı konut dokunulmazlığını bozmak suçunun başkasına ait konuta rıza dışı girmek unsurunun bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde gö­rülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak (BO­ZULMASINA), 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bahçeden Motosiklet Çalma Vakalarında “Zamanaşımı” ve “Etkin Pişmanlık Derecesi” Ayrımı

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2025/119 E. – 2025/15181 K., 11.09.2025 T.

Kararın Özeti

Sanık, mağdurun evinin eklentisi (müştemilatı) niteliğindeki bahçesine girerek burada bulunan bir motosikleti çalmıştır. Yerel mahkeme, sanığı hem “Hırsızlık” hem de “Konut Dokunulmazlığının İhlali” suçlarından mahkûm etmiştir. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden iki mahkûmiyet kararı arasında 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin dolduğunu saptayarak davanın düşmesine karar vermiştir. Hırsızlık suçu yönünden ise, mağdurun zararının giderildiğini beyan etmesine rağmen yerel mahkemenin bu ödemenin “hangi aşamada ve kimin tarafından” yapıldığını araştırmadan hüküm kurmasını “eksik kovuşturma” saymış ve kararı oy birliğiyle bozmuştur.

Hukuki İnceleme & Teknik Analiz

Yargıtay’ın bu taze kararı, ceza yargılamasında sıkça hata yapılan iki teknik alanı (Zamanaşımı hesaplaması ve Etkin Pişmanlık kademelendirmesi) mercek altına almaktadır:

Öne Çıkan Hukuki İlkeler

  • Eklentinin Konut Sayılması: Yargıtay, motosikletin çalındığı yer olan “ev bahçesini” açıkça konutun eklentisi olarak kabul etmiş ve eylemin TCK m.116/1 (Konut dokunulmazlığının ihlali) kapsamında kalmaya devam ettiğini teyit etmiştir.
  • Etkin Pişmanlıkta “Zaman” ve “Kişi” Kriteri (TCK m.168): Hırsızlık suçlarında failin cezası, mağdurun zararı giderildiğinde ciddi oranda indirilir. Ancak kanun koyucu burada iki keskin sınır çizmiştir. Zarar, iddianame kabul edilmeden önce (soruşturma evresi) giderilirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilirken; dava açıldıktan sonra (kovuşturma evresi) giderilirse en fazla yarısı indirilir. Yargıtay, mağdurun “zararım giderildi” şeklindeki soyut beyanının tek başına yeterli olmadığını; bu parayı sanığın (veya onun adına bir yakınının) ödeyip ödemediğinin ve tam olarak takvimsel olarak hangi aşamada ödendiğinin mahkemece zorunlu olarak araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
  • 7499 Sayılı Kanun Atfı: Kararın ön inceleme kısmında yer alan 7499 Sayılı Kanun ile CMK’ya eklenen Geçici 6/1-d maddesi atfı, değişen temyiz süreleri ve usullerinin bu dosyada sanık lehine titizlikle uygulandığını ve temyizin süresinde kabul edildiğini göstermektedir.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, uzayan yargılama süreçlerinde (bozma kararları sonrası mahkemelerin yılları bulan yeniden yargılamalarında) “zamanaşımı” def’inin her an gözetilmesi gerektiğini hatırlatır. Öte yandan, ceza adaletinin sadece “zarar ödenmiş mi?” sorusuyla yetinemeyeceğini; “ne zaman ve kimin iradesiyle ödenmiş?” sorularının ceza miktarını doğrudan (aylarca veya yıllarca hapis farkı yaratacak şekilde) etkileyeceğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/119 E. – 2025/15181 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/615 E. 2024/667 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, Konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I)Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde
Sanığın, motosikleti çalmak amacıyla mağdurun evinin eklenti niteliğindeki bahçesine girmek şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinde tanımlanan konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezaların üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, 20.06.2016 olan ilk mahkumiyet karar tarihinden, 07.11.2024 tarihli ikinci mahkûmiyete kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
II)Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Mağdurun bozma öncesi 12.02.2016 tarihli talimat ifadesinde motosikletindeki zararının giderildiğini belirtmesi karşısında mağdurdan bu suçtan doğan zararının kim tarafından hangi aşamada giderildiği hususu kendisine açıkça sorularak, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 168/1; kovuşturma aşamasında giderilmiş ise aynı Kanun’un 168/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Gerekçe-Hüküm Çelişkisi ve Nitelikli Hal Uygulanmaması Nedeniyle Bozma Kararı

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2021/4310 E. – 2022/16555 K., 11.10.2022 T.

Kararın Özeti

İki sanık hakkında, iki ayrı müştekiye yönelik “Hırsızlık” ve “Konut Dokunulmazlığının İhlali” suçlarından ikişer kez cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, kararının gerekçe kısmında her iki müştekiye karşı işlenen eylemleri ayrı ayrı anlatmış ve kabul etmiştir. Ancak gerekçedeki bu tespite rağmen, hüküm fıkrasında hangi müştekiye yönelik eylemden dolayı ceza verildiği belirtilmeksizin, sanıklar hakkında sadece tek bir hırsızlık ve tek bir konut dokunulmazlığını ihlal suçundan mahkûmiyet hükmü kurularak fahiş bir çelişkiye yol açılmıştır. Ayrıca, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine rağmen cezada artırım yapılmamıştır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bu usuli ve esasa ilişkin hatalar nedeniyle yerel mahkemenin mahkûmiyet hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay’ın Çizdiği Hukuki Çerçeve (Usul ve Esas İlkeleri)

Yargıtay bu kararında, ceza yargılamasının en kutsal metni olan “hüküm fıkrasının” nasıl yazılması gerektiğine ilişkin usul kuralları ile iştirak halinde işlenen suçlardaki artırım esaslarını hatırlatmıştır:

  • Gerekçe ve Hüküm Fıkrası Çelişmezliği (CMK m.230 – m.232): Ceza muhakemesinde gerekçe ile hüküm fıkrası (kısa karar) bir bütündür ve asla çelişmemelidir. Gerekçede iki ayrı suçun varlığını kabul edip, hüküm fıkrasında sanki tek bir suç varmış gibi neticesiz ve hangi mağdura yönelik olduğu belirsiz tek bir ceza tayin etmek, hükmün karıştırılması ve denetlenememesi sonucunu doğurur. Bu durum mutlak bir bozma sebebidir.
  • Mağdur Sayısınca Suç Oluşması: Hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali gibi suçlar, şahsa ve mülkiyete karşı suçlar olduğundan, eylemin hedef aldığı her bir mağdur için ayrı birer suç oluşturur. Mahkeme ya iki ayrı suçtan iki ayrı ceza vermeli ya da unsurları varsa zincirleme suç kurallarını tartışmalıdır; ancak tamamen sessiz kalarak belirsiz tek bir ceza kuramaz.
  • Birlikte Suç İşleme Artırımı (TCK m.119/1-c) – “Kabule Göre” Bozma: Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, birden fazla kişi tarafından müşterek fail olarak (birlikte) işlendiğinde, suçun haksızlık içeriği arttığı için kanun koyucu cezanın bir kat artırılmasını emreder. Yargıtay, yerel mahkemenin bu zorunlu artırım maddesini uygulamamasını da “kabule göre” (yani ilk bozma nedeni olmasaydı bile tek başına bozma gerekçesi olacak bir esasa aykırılık olarak) saptamıştır.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, uygulamada mahkeme katiplerinin veya hakimlerin şablon kararlar üzerinden hüküm kurarken yaptıkları fahiş “kopyala-yapıştır” hatalarının sanık lehine nasıl bir bozma argümanına dönüştüğünü göstermektedir. Ceza yargılamasında “şüpheye yer bırakmayacak netlik” esastır. Sanık, infaz aşamasında hangi mağdura karşı işlediği suçtan dolayı hapis yattığını bilmek zorundadır. Yargıtay, gerekçede aslan gibi kükreyip hüküm fıkrasında adeta eylemi görmezden gelen muğlak yerel mahkeme pratiklerine bu kararla set çekmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/4310 E. – 2022/16555 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanıklar hakkında müştekiler … ve …’a karşı 2 kez hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 20.08.2014 tarihli iddianame ile dava açıldığı halde sanık … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan sanık … hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, hükmün gerekçe bölümünde müştekiler … ve …’a karşı gerçekleştirilen eylemler anlatıldığı halde, hüküm fıkrasında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan hangi müştekiye karşı eylemden dolayı olduğu da belirtilmeden, tek bir hırsızlık ve tek bir konut dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle çelişkiye neden olunması,
2-Kabule göre de;
Sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 11.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gece Vakti Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçunda Şikayetten Vazgeçme Düşme Sebebi Olamaz (Uzlaştırma Prosedürü Uygulanmalıdır)

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2020/2327 E. – 2020/4377 K., 18.03.2020 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında, mağdur Ahmet’e karşı “Konut Dokunulmazlığını İhlal” ve “Mala Zarar Verme”, mağdur Mehmet’e karşı ise “Konut Dokunulmazlığını İhlal” suçlarından kamu davası açılmıştır. Yargılama sırasında mağdurlar şikayetlerinden vazgeçmiş, yerel mahkeme de bu vazgeçmeye dayanarak sanık hakkındaki davaların şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar vermiştir. Karar, o yer Cumhuriyet Savcısı ve üst Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, suçun “gece vakti” işlendiğini saptayarak, bu suçun şikayete tabi olmadığını ve vazgeçmeyle düşürülemeyeceğini belirtmiştir. Ancak hükümden sonra yürürlüğe giren kanuni değişiklik ile bu suçun uzlaştırma kapsamına alındığını hatırlatarak, yerel mahkemenin düşme kararını bozmuş ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğine oy birliğiyle hükmetmiştir.

Yargıtay’ın Çizdiği Hukuki Çerçeve (Usul ve Esas İlkeleri)

Yargıtay bu ilamında, ceza hukukunda sıkça karıştırılan “Şikayete tabi suçlar” ile “Resen soruşturulan ancak uzlaştırmaya tabi hale getirilen suçlar” arasındaki ayrımı keskin bir şekilde ortaya koymuştur:

  • Gece Vakti Unsurunun Şikayete Etkisi (TCK m.116/4): Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun gündüz gözüyle işlenen temel hali (TCK m.116/1) şikayete tabidir ve mağdur affederse dava düşer. Ancak suç “gece vakti” işlendiğinde, TCK m.116/4 uyarınca nitelikli hal oluşur. Nitelikli halin varlığı, suçu şikayete tabi olmaktan çıkarır ve takibi şikayete bağlı olmayan (resen soruşturulan) bir suç haline getirir. Bu nedenle mağdur şikayetten vazgeçse dahi yerel mahkeme davayı düşüremez; yargılamaya devam etmek zorundadır.
  • Sonradan Yürürlüğe Giren Lehe Kanun Düzenlemesi (6763 s. K. ile CMK m.253 Ek fıkra): Yerel mahkemenin hatalı düşme kararından sonra ceza mevzuatında köklü bir değişiklik yapılmıştır. 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, TCK m.116/4’te düzenlenen “Gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal” suçu resen soruşturulan bir suç olmasına rağmen açıkça uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
  • Uzlaştırmanın Önceliği ve Usulü (CMK m.254): Ceza hukukunda sanık lehine olan usul ve infaz kurumları (uzlaştırma gibi) derhal uygulanmalıdır. Yargıtay, yerel mahkemenin “şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme” kararını usulsüz bulmuş; ancak doğrudan yargılamaya geçilmesi yerine, değişen mevzuat uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden takdiri için öncelikle **uzlaşma prosedürünün işletilmesi** gerektiğini vurgulamıştır.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Bu karar, yerel mahkemelerin şablon mantıkla “mağdur şikayetten vazgeçti, o halde dava bitsin” diyerek yaptıkları usul hatalarını engellemektedir. Yargıtay, savcılığın temyizi üzerine kamu adına müdahale etmiş ve kanunilik ilkesini korumuştur. Sonuç olarak sanık yine ceza almaktan (uzlaşma sağlanırsa) kurtulabilecektir ancak bu kurtuluş “Şikayetten vazgeçme (TCK m.73)” ile değil, “Uzlaşma sonucu düşme (CMK m.223/8)” yoluyla olmak zorundadır.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2020/2327 E. – 2020/4377 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜMLER : Düşme

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet Savcısı ve üst Cumhuriyet Savcısının temyiz istemlerinin konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında mağdur …’a karşı konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından, mağdur …’a karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verildiği, gece vakti konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmayacağı nazara alınmaksızın, mağdurların şikayetinden vazgeçtiği gerekçesiyle yazılı şekilde sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından düşme kararı verilmesi ve hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, anılan Kanunun 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 18/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hayvan Hırsızlığında “Müştemilat” ve “Açık Alan” Çelişkisi: Eksik Keşif ve Hatalı Madde Uygulaması Nedeniyle Bozma

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2025/9788 E. – 2025/18300 K., 16.10.2025 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında “Hırsızlık”, “Konut Dokunulmazlığının İhlali”, “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme” ve “Kamu Malına Zarar Verme” suçlarından kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme sanığı tüm bu suçlardan mahkûm etmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kamu görevlilerine direnme ve kamu malına zarar verme suçlarına yönelik mahkûmiyet hükümleri yönünden delilleri yeterli bularak kararı onamıştır. Ancak, büyükbaş/küçükbaş hayvan hırsızlığı ve buna bağlı konut dokunulmazlığını ihlal suçları yönünden; hayvanların çalındığı yerin fiziki yapısının (açık alan mı, barınak mı, ev eklentisi mi) mahkemece keşif yapılarak netleştirilmediğini, bunun sonucunda hırsızlık maddesi ile konut dokunulmazlığı maddesi arasında mantıksal ve hukuki bir çelişki yaratıldığını saptayarak hükümleri oy birliğiyle bozmuştur.

Hukuki İnceleme: Yargıtay’ın İşaret Ettiği “İki Olasılıklı” Denklem

Yargıtay, hayvan hırsızlığı vakalarında suçun niteliğini ve ek olarak konut dokunulmazlığı suçunun oluşup oluşmayacağını belirleyen en kritik unsurun “suçun işlendiği yerin coğrafi ve hukuki karakteri” olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin olay yeri tespiti ve keşif yapmadan ezbere hüküm kurması, hukuki bir imkansızlığa yol açmıştır. Yargıtay dosyada uygulanması gereken iki hukuki senaryoyu şu şekilde kategorize etmiştir:

Yerel Mahkemenin Düştüğü Mantık Hatası

Yerel mahkeme, sanığı cezalandırırken hırsızlık suçundan TCK m.142/2-g (yani hayvanların açık alanda, sürüde veya müstakil barınakta olduğunu kabul eden madde) uyarınca mahkûm etmiştir. Buraya kadar sorun yokmuş gibi görünse de, mahkeme aynı kararda sanığa bir de Konut Dokunulmazlığını İhlal suçundan ceza vermiştir.

Yargıtay bu durumu sert bir şekilde eleştirmiştir: Bir yer hem “açık alan/müstakil barınak (142/2-g)” olup hem de “konut/eklenti (116/1)” olamaz. Mahkeme, olay yerinde keşif yapıp yerin karakterini kesin olarak tayin etmeden, birbiriyle dışlanan iki ayrı koruma normunu aynı anda uygulayarak kendi gerekçesiyle çelişen hatalı bir hüküm kurmuştur.

Hukuki Değerlendirme & Pratik Sonuç

Yargıtay’ın 2025 yılına ait bu kararı, ceza muhakemesindeki “eksik inceleme ile hüküm kurma yasağının” en net örneklerinden biridir. Özellikle nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığı gibi iç içe geçebilen suç tiplerinde, suçun işlendiği mekanın fiziki sınırlarının milimetrik olarak tespiti şarttır. Kağıt üzerindeki beyanlarla yetinilerek verilen kararlar, Yargıtay’ın teknik denetimine takılmaya mahkûmdur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/9788 E. – 2025/18300 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/76 E., 2022/182 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA,
II.Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.Ancak;
Şikâyetçilerin hayvanlarının bulunduğu yere dair olay yeri tespiti yapılmadığı, suç tarihi itibarıyla hayvanların ikâmetin eklentisi niteliğinde olan bir yerden çalınması hâlinde 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesinin uygulanması gerekeceği, buna ilişkin bir değerlendirme yapılamamış olmasına rağmen konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan da sanık hakkında ceza verildiği anlaşılmakla; öncelikle şikâyetçilerden hayvanların bulunduğu yer ile sanığın girdiği iddia edilen yerlerin tam olarak neresi olduğu sorularak, gerekirse suça konu yerlerin, açık alan, konut veya eklenti niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hayvanların ikametin eklentisi niteliğinde olan bir yerde olduğunun tespiti hâlinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 116/1, 119/1-c maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerektiği, aksi hâlde barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan hayvanlar bakımından işlenmesi hâlinde aynı Kanun’un 142/2-g maddesi uyarınca hüküm kurularak konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 142/2-g maddesi uyarınca hüküm kurulurken, aynı zamanda konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan da mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Bakımından Değerlendirme

Görüldüğü üzere konut dokunulmazlığının ihlali suçu (TCK 116), basit gibi görünse de; rıza, nitelikli hâller, şikâyet ve uzlaştırma kuralları bakımından çok sayıda ince ayrıntı içerir. Özellikle eylemin temel hâlde mi yoksa cebir, tehdit veya gece vakti işlenen nitelikli hâlde mi gerçekleştiği; şikâyet süresinin kaçırılıp kaçırılmadığı ve uzlaştırma imkânının doğru değerlendirilip değerlendirilmediği, davanın sonucunu belirleyebilir.

Ceza hukuku ile ilgili süreçlerinizde hukuki destek almak için Av. Sinan Karabacak ile ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir