İçindekiler
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu, bir kişinin çalışma özgürlüğüne cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla müdahale edilmesidir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 117. maddesinde düzenlenen bu suç; bir kişiyi çalışmaktan alıkoymaktan, insan onuruyla bağdaşmayan koşullarda çalıştırmaya ve toplu çalışma ilişkilerine zorla müdahaleye kadar geniş bir alanı kapsar. Dört ayrı fıkrada düzenlenen suçun her bir hâli farklı koşullara ve farklı usul kurallarına tabi olduğundan, eylemin hangi fıkraya girdiği büyük önem taşır. Hakkınızda iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan bir soruşturma yürütülüyorsa veya bu durumdan mağdursanız, bir ceza avukatından destek almanız yerinde olur. Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu sade bir dille ele alıyoruz.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Yasal Düzenleme ve Dört Ayrı Fıkra
TCK 117, suçu dört fıkrada düzenler ve her biri farklı bir durumu cezalandırır:
Birinci fıkra (TCK 117/1): Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.
İkinci fıkra (TCK 117/2): Bir kişinin çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürerek onu ücretsiz ya da sağladığı hizmetle açıkça orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya insan onuruyla bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.
Üçüncü fıkra (TCK 117/3): İkinci fıkradaki duruma düşürmek üzere bir kimseyi tedarik eden, sevk eden veya bir yerden başka bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.
Dördüncü fıkra (TCK 117/4): Cebir veya tehdit kullanarak işçiyi ya da işvereni ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya önceden kabul edilenlerden başka koşullarda anlaşma yapmaya zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ile Korunan Değer
Maddenin her fıkrası farklı bir değeri korur: Birinci fıkra bireyin serbestçe çalışma özgürlüğünü; ikinci ve üçüncü fıkralar insan onurunu ve zorla çalıştırmaya karşı korunmayı; dördüncü fıkra ise toplu çalışma ilişkilerinin ve sözleşme özgürlüğünün baskıdan uzak biçimde işlemesini güvence altına alır.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Unsurları
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise fıkraya göre değişir: Birinci fıkrada iş ve çalışma hürriyetine sahip kişi (bu nedenle çalışma ehliyeti bulunmayan çok küçük yaştaki bir çocuk bu fıkranın mağduru olamaz); ikinci ve üçüncü fıkralarda sömürülen kişi; dördüncü fıkrada ise işçi veya işverendir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için ceza yargılamasında taraflar başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Maddi Unsur (Fiil)
Suç seçimlik hareketli bir suçtur. Birinci fıkrada eylemin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla çalışma özgürlüğünü ihlal etmesi gerekir. İkinci fıkrada kişinin zayıflığının sömürülerek uygunsuz koşullarda çalıştırılması; üçüncü fıkrada bu amaçla tedarik, sevk veya nakil; dördüncü fıkrada ise cebir veya tehditle toplu çalışma ilişkilerine müdahale aranır.
Manevi Unsur (Kast)
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Özellikle ikinci fıkrada, failin mağdurun çaresizliğini “sömürme” bilinç ve iradesiyle hareket etmiş olması gerekir. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Cezası (2026)
Temel Hâl (TCK 117/1)
Temel hâlde ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Adli para cezası bu fıkrada seçimlik ceza olarak öngörüldüğünden, hapis cezasına hükmedilirse bu ceza ayrıca adli para cezasına çevrilemez.
İnsan Onuruyla Bağdaşmayan Çalıştırma ve Sömürü (TCK 117/2-3)
İkinci ve üçüncü fıkralarda ceza altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıdır. Bu fıkralar, zorla çalıştırma ve insan onuruna aykırı koşulların oluşturulması gibi ağır ihlalleri hedef aldığından, uygulamada daha ciddi sonuçlar doğurur.
Toplu Çalışma İlişkilerine Müdahale (TCK 117/4)
Dördüncü fıkrada ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. Burada korunan, işçi ve işverenler arasındaki ilişkilerin cebir veya tehdit olmaksızın yürütülmesidir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Nitelikli Haller (TCK 119 Ortak Hüküm)
Suçun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle (imzasız mektup veya özel işaretlerle), birden fazla kişiyle birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenmesi hâlinde, ortak hüküm olan TCK 119 uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca TCK 119/2 uyarınca, suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Şikâyet ve Uzlaştırma
Bu suçta şikâyet ve uzlaştırma kuralları fıkralara göre farklılaşır; bu da en çok dikkat edilmesi gereken noktadır.
Şikâyet
Yalnızca temel hâl (TCK 117/1) şikâyete bağlıdır; mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Buna karşılık ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda düzenlenen hâller şikâyete bağlı değildir; savcılık bu hâlleri resen (kendiliğinden) soruşturur.
Uzlaştırma
Uzlaştırma bakımından da yalnızca temel hâl (TCK 117/1) uzlaştırma kapsamındadır. Bu fıkra, TCK 119’daki nitelikli hâlleri içerse dahi uzlaştırmaya tabi olmaya devam eder. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralar ise uzlaştırma kapsamı dışındadır.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Temel hâlde ayrıca altı aylık şikâyet süresine dikkat edilmelidir.
Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Tabela Tartışması İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunu Oluşturmaz; Nitelikli Tehdit ve Uzlaştırma Koşulları Değerlendirilmelidir
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/8815 E. – 2020/4004 K., Karar Tarihi: 06.02.2020
Kararın Özeti
Mağdurun, annesinin işlettiği lokantanın tabelasını sanığın lokantasına yakın bir yere koyması üzerine taraflar arasında tartışma çıkmıştır. Yerel mahkeme, sanıkların eylemini iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu olarak kabul etmiş ve mağdurun şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 18. Ceza Dairesi; tabela nedeniyle çıkan tartışmanın iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturmayacağını, sanıkların sözlerinin nitelikli tehdit suçu yönünden tartışılarak eksik incelemenin giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca suçun kabul biçimine göre de birlikte işleme halinde şikâyete tabi olamayacağı ve yeni yasal düzenleme uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği gerekçeleriyle yerel mahkemenin düşme hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, kararın gerekçesinde iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun (TCK m.117/1) unsurlarına değinerek, bu suçun oluşabilmesi için mağdura karşı cebir, tehdit veya başka bir hukuka aykırı davranışla çalışma hürriyetinin fiilen engellenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olaydaki tabela tartışmasının bu suçun unsurlarını taşımadığı, mağdurun çelişkili beyanları giderilerek eylemin TCK m.106/2-c kapsamında birden fazla kişiyle birlikte tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
Kabule göre yapılan değerlendirmede ise şu hukuki gerekçelere yer verilmiştir:
- İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda (TCK m.119/1-c), suçun niteliği gereği soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olmadığı gözetilmeden şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
- Hükümden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile TCK m.117/1 ve m.119/1-c kapsamındaki iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu uzlaşma kapsamına alındığından, CMK m.253 ve m.254 uyarınca öncelikle uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi zorunludur.
“İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir… sanıkların eyleminin TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturmadığı anlaşılmakla…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza hukukunda suçun yasal unsurlarının (tipikliğin) doğru tespit edilmesi ve usul kurallarına tam uyum sağlanması ilkelerini yansıtmaktadır. Yargıtay, her ticari veya esnaflar arası tartışmanın doğrudan iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi olarak yorumlanamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Öte yandan karar, suç vasfının değişmesi ihtimalinde korunan hukuki yararın ve suçun nitelikli hallerinin kamu davasının takibine (şikâyete tabi olup olmamasına) etkisini ve lehe yasa değişikliklerinin (uzlaştırma kurumunun) her aşamada gözetilmesi gerektiğini hatırlatan önemli bir usul dersi niteliğindedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/8815 E. – 2020/4004 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
HÜKÜMLER : Düşme
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1) İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek, serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışabilmesidir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında, mağdurun annesinin işlettiği lokantanın tabelasını, sanık …’un sahibi olduğu lokantanın yakınına koyması nedeniyle taraflar arasında çıkan tartışmada, sanıkların eyleminin TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturmadığı anlaşılmakla; sanıkların mağdura yönelttiği sözler yönünden mağdurun aşamalardaki beyanları arasında çelişki olması karşısında, bu çelişki giderildikten sonra hangi beyana itibar edildiği açıklanarak, sanıkların eylemlerinin TCK’nın 106/2-c maddesine uyan tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılıp sonucuna göre sanıkların hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanıklar hakkında yazılı şekilde karar verilmesi,
2) Kabule göre ise,
a) Sanıklar hakkında tehdit suçundan kamu davası açıldığı, ancak yapılan yargılama neticesinde sanıkların eyleminin iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu olarak kabulü karşısında; iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması nedeniyle suçun, kovuşturulmasının şikayete bağlı olmayacağı gözetilmeden, şikayetten vazgeçme nedeniyle sanıklar hakkında düşme kararı verilmesi,
b) Hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesi uyarınca, temyiz incelemesine konu ve TCK’nın 117/1, 119/1-c maddesinde tanımı yapılan iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre gereğince iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Şantiyedeki İşçileri Tehdit Ederek Çalışmayı Engelleme Eylemi Bir Bütün Hâlinde İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunu Oluşturur
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2019/3830 E. – 2021/26340 K., Karar Tarihi: 04/11/2021
Kararın Özeti
Sanıkların, aralarındaki alacak verecek husumeti nedeniyle katılanın müdürü olduğu işyerine ait şantiyeye giderek işçileri tehdit etmek suretiyle çalışmalarına engel olduğu iddia edilmiştir. İlk derece mahkemesi, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle hem tehdit hem de iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından ayrı ayrı beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi; tanık beyanlarıyla doğrulanan eylemin bir bütün hâlinde yalnızca “iş ve çalışma hürriyetinin ihlali” suçunu oluşturduğunu belirterek beraat kararlarını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca temyiz sürecinde sanıklardan birinin ölmesi nedeniyle hakkındaki davanın düşürülmesi zorunluluğuna da değinerek yerel mahkeme hükümlerini oy birliğiyle bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun hukuki tanımını ve kapsamını şu gerekçelerle açıklamıştır:
- İş ve çalışma hürriyeti; bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkıdır. Suçla korunan hukuki yarar ise bireyin üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerinden uzak, serbestçe çalışabilmesidir.
- Bu suçun oluşabilmesi için mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da başka bir hukuka aykırı davranışla çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir. Sanıkların şantiyeye giderek işçileri tehdit etmesi, ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik olup, tehdit unsuru bu suçun içinde eridiğinden eylem bir bütün hâlinde yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturur.
- Sanıklardan birinin yargılama sürecinde vefat ettiğinin UYAP nüfus kaydından saptanması karşısında, TCK’nın 64. ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca ölümün kesinleştirilerek kamu davasının düşürülmesi değerlendirilmelidir.
“İş ve çalışma hürriyetini ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir another hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir… Ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik eylemin bir bütün halinde yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin… beraat kararı verilmesi…”
Değerlendirme
Bu karar; Yargıtay, tehdit eyleminin ekonomik bir faaliyeti engellemek amacıyla ve bu amaca yönelik bir araç olarak kullanılması durumunda, tehdit suçundan ayrı bir ceza verilemeyeceğini, eylemin tek bir potada eritilerek iş ve çalışma hürriyetinin ihlali olarak cezalandırılması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, suçların içtiması ve fikri içtima kurallarının pratik uygulanışı açısından emsal teşkil etmektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/3830 E. – 2021/26340 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İş ve çalışma hürriyetinin ihlali, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- İş ve çalışma hürriyeti, bireyin gelir elde etmek amacıyla, mal ve hizmet üreterek, serbestçe çalışma, sözleşme yapma ve teşebbüs kurma hakkı olarak tanımlanmaktadır. TCK’nın 117/1. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetini ihlali suçu ile korunan hukuki yarar, bireyin her türlü baskıdan uzak, üçüncü kişilerin olumsuz müdahalelerine uğramadan serbestçe çalışabilmesidir. İş ve çalışma hürriyetini ihlali suçunun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da bir başka hukuka aykırı bir davranışla, çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekir.
Bu açıklamalar dikkate alındığında; taraflar arasında, alacak verecek meselesi nedeniyle husumet bulunduğu ve sanıkların, katılanın müdürü olduğu işyerine ait şantiye giderek işçileri tehdit etmek suretiyle çalışmalarına engel olduğu biçiminde iddia olunan olayda, tanıklarca eylemlerin doğrulandığı ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsuru olan, gelir elde etmek amacıyla ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik eylemin bir bütün halinde yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğu, gözetilmeksizin sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri hususu sabit olmadığından şeklindeki gerekçeyle, tehdit ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından ayrı ayrı beraat kararı verilmesi,
2- UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre, sanık …’nun 25/02/2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, ölümün doğruluğu kesin biçimde saptanarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının TCK’nın 64 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, sanık … yönünden başkaca yönleri incelenmeksizin, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Bir Zarar Suçudur; Katılanın Soyut İddiası Dışında Kesin Delil Yoksa Mahkûmiyet Kararı Verilemez
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/19090 E. – 2021/3342 K., Karar Tarihi: 08.02.2021
Kararın Özeti
Sanık hakkında iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan açılan kamu davasında yerel mahkeme mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Sanığın aşamalarda suçlamayı reddetmesi, dosyada katılanın soyut beyanları dışında şüpheden uzak somut delil bulunmaması ve mahkemenin katılan beyanına neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmemesi nedenleriyle hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suçun bir zarar suçu olduğunu vurgulayarak eksik gerekçe ve yetersiz delille kurulan mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bozma kararında ceza yargılamasının temel ilkelerine ve suçun yapısına yönelik şu hususları esas almıştır:
- İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçu, yapı itibarıyla bir zarar suçudur. Bu suçun hukuken oluşabilmesi için mağdura yönelik cebir, tehdit kullanılması ya da hukuka aykırı başka bir davranış sergilenerek iş ve çalışma hürriyetinin fiilen ihlal edilmiş olması gerekmektedir.
- Sanığın aşamalar boyunca atılı suçlamayı kabul etmediği saptanmıştır. Katılanın soyut iddiası dışında, sanığın bu suçu işlediğine dair her türlü şüpheyi silecek, kesin ve somut deliller dosya kapsamında mevcut değildir.
- Yerel mahkemece, katılanın beyanının sanığın savunmasına hangi gerekçelerle üstün tutulduğu açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
“İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçu, bir zarar suçudur. Bu suçun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekmektedir.”
Değerlendirme
Bu karar; ceza muhakemesinin en temel direği olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini ve gerekçeli karar hakkını korumaktadır. Yargıtay, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali gibi hürriyete karşı işlenen suçlarda, sadece iddia sahibinin soyut beyanlarına dayanarak ceza tesis edilemeyeceğini altını çizerek hatırlatmıştır. Suçun bir zarar suçu olarak tanımlanması, meydana gelen kısıtlamanın veya engellemenin somut ve duraksamaya yer vermeyecek delillerle ispatlanması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Karar, yerel mahkemelerin delil değerlendirme ve gerekçe yazma yükümlülüklerine titizlikle uyması gerektiğini gösteren açık bir emsaldir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/19090 E. – 2021/3342 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
İş ve çalışma hürriyetini ihlal suçu, bir zarar suçudur. Bu suçun oluşabilmesi için, mağdura karşı cebir, tehdit kullanılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi gerekmektedir. Sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemesi ve katılanın soyut iddiası dışında sanığın iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil de bulunmaması karşısında, katılanın beyanının hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Bakımından Değerlendirme
Görüldüğü üzere iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu (TCK 117), dört fıkrasının her birinin farklı koşullara ve farklı şikâyet-uzlaştırma kurallarına tabi olması nedeniyle teknik bir alandır. Eylemin temel hâl mi, sömürü mü yoksa toplu çalışma ilişkilerine müdahale mi sayılacağı; şikâyet süresinin kaçırılıp kaçırılmadığı ve uzlaştırma imkânının doğru değerlendirilip değerlendirilmediği, davanın sonucunu belirleyebilir. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için savunma avukatı İstanbul sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95
