İçindekiler
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu, bir kişinin çalışma özgürlüğüne cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla müdahale edilmesidir. Türk Ceza Kanunu‘nun 117. maddesinde düzenlenen ve temel hâlde altı aydan iki yıla, sömürü ile toplu çalışma ilişkilerine müdahale hâllerinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren bu suç; bir kişiyi çalışmaktan alıkoymaktan, insan onuruyla bağdaşmayan koşullarda çalıştırmaya ve toplu çalışma ilişkilerine zorla müdahaleye kadar geniş bir alanı kapsar.
Uygulamada bu suç, esnaflar arası ticari çekişmelerden şantiye işgallerine, sözleşme uyuşmazlıklarından örgütlü tehditlere kadar çok farklı olay örgüleriyle karşımıza çıkar; bu nedenle Yargıtayın somut olay bazında çizdiği sınırların bilinmesi, eylemin hangi fıkraya gireceğinin ve hatta suç oluşup oluşmayacağının tespiti bakımından belirleyicidir.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.
Yasal Düzenleme ve Dört Ayrı Fıkra
TCK 117, suçu dört fıkrada düzenler ve her biri farklı bir durumu cezalandırır:
Birinci fıkra (TCK 117/1): Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.
İkinci fıkra (TCK 117/2): Bir kişinin çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürerek onu ücretsiz ya da sağladığı hizmetle açıkça orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya insan onuruyla bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.
Üçüncü fıkra (TCK 117/3): İkinci fıkradaki duruma düşürmek üzere bir kimseyi tedarik eden, sevk eden veya bir yerden başka bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.
Dördüncü fıkra (TCK 117/4): Cebir veya tehdit kullanarak işçiyi ya da işvereni ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya önceden kabul edilenlerden başka koşullarda anlaşma yapmaya zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ile Korunan Değer
Maddenin her fıkrası farklı bir değeri korur: Birinci fıkra bireyin serbestçe çalışma özgürlüğünü; ikinci ve üçüncü fıkralar insan onurunu ve zorla çalıştırmaya karşı korunmayı; dördüncü fıkra ise toplu çalışma ilişkilerinin ve sözleşme özgürlüğünün baskıdan uzak biçimde işlemesini güvence altına alır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/1015 Esas ve 2017/498 Karar sayılı kararında, Anayasanın 48. ve 49. maddelerindeki çalışma ve sözleşme hürriyetinin, üçüncü kişilerin yapılan sözleşmelere dışarıdan müdahalesini de yasakladığını ve TCK 117 ile korunan hukuki yararın bu anayasal güvencenin ceza hukukundaki yansıması olduğunu vurgulamıştır.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Unsurları
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise fıkraya göre değişir: Birinci fıkrada iş ve çalışma hürriyetine sahip kişi (bu nedenle çalışma ehliyeti bulunmayan çok küçük yaştaki bir çocuk bu fıkranın mağduru olamaz); ikinci ve üçüncü fıkralarda sömürülen kişi; dördüncü fıkrada ise işçi veya işverendir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için ceza yargılamasında taraflar başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Maddi Unsur (Fiil)
Suç seçimlik hareketli bir suçtur. Birinci fıkrada eylemin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla çalışma özgürlüğünü ihlal etmesi gerekir. İkinci fıkrada kişinin zayıflığının sömürülerek uygunsuz koşullarda çalıştırılması; üçüncü fıkrada bu amaçla tedarik, sevk veya nakil; dördüncü fıkrada ise cebir veya tehditle toplu çalışma ilişkilerine müdahale aranır.
Maddede yer alan “hukuka aykırı başka bir davranış” ifadesinden, hukuk düzeninin belirlemiş olduğu emir veya yasak biçiminde bir içeriğe sahip her türlü hukuk kuralına aykırı fiiller anlaşılmalıdır; bu davranışın ayrıca suç teşkil etmesi şart değildir, haksız fiiller, emniyet tedbirini gerektiren fiiller ve idari yaptırım gerektiren eylemler de bu kapsamdadır.
Ancak sınır burada da vardır: Bir kimsenin özel arazisinde duvar ören kişiye arazi sahibinin engel olması, arazi sahibinin eylemi hukuka uygun olduğundan bu suçu oluşturmaz; aynı şekilde haklı bir fesihle sona eren bir sözleşme ilişkisinde tarafın sözleşmeyi sürdürme yönündeki ısrarının fail tarafından engellenmesi de suç teşkil etmez.
Bu noktada suçun bir netice (zarar) suçu olduğu unutulmamalıdır; yalnızca hareketin gerçekleşmesi yeterli olmayıp iş ve çalışma hürriyetinin fiilen ihlal edilmiş olması, yani mağdurun normal iş ve çalışma düzeninden en azından geçici olarak uzaklaştırılmış olması gerekir.
Bu ayrımı somutlaştıran çarpıcı bir örnek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/94 Esas ve 2019/14 Karar sayılı kararıdır: Aynı güzergâhta yolcu taşıyan iki minibüsçü arasında yaşanan olayda sanık, katılanın minibüsüne korna çalıp çok yakın mesafeden hızla sollamış, ardından geri dönerek yeniden yanından geçmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, katılanın yolcu taşımacılığına ara vermeden devam ettiğini, cebir veya tehdit içeren herhangi bir söz ya da davranış bulunmadığını ve tehlikeli sollamanın tek başına “hukuka aykırı başka bir davranış” sayılamayacağını belirterek iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsurlarının oluşmadığına, eylemin ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 72 ve 73. maddelerindeki kabahatleri oluşturabileceğine hükmetmiştir; üstelik elverişli bir hareket bulunmadığından olayın teşebbüs aşamasında kaldığından dahi söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Buna karşılık, failin tek bir söz söylemeksizin salt fiilî müdahaleyle de bu suçu işleyebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2021/6851 Esas ve 2022/984 Karar sayılı kararında, bir örgütün boykot çağrısına uymayarak işyerini kapatmayan esnafın dükkânına, hiçbir tehdit sözü sarf edilmeksizin taş ve sopalarla saldırılması olayında, eylemin failin doğrudan sözlü bir tehdidi olmasa da işyerini kapatmaya zorlamaya yönelik hukuka aykırı bir davranış niteliğinde olduğunu ve TCK 117 ile 119. maddelere temas eden bir suçu oluşturduğunu, bu nedenle olayın tehdit suçu olarak nitelendirilmesinin suç vasfında düşülen bir yanılgı olduğunu belirtmiştir.
Sözleşme Uyuşmazlıklarında Hakkını Bizzat Almaya Çalışmak (İhkak-ı Hak) Sınırı
Ticari hayatta sıkça karşılaşılan bir tablo, bir tarafın sözleşmeyi haklı gerekçelerle feshettiğini düşünerek karşı tarafın işyerine, şantiyesine veya arazisine bizzat girip “hakkını almaya” çalışmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/1015 Esas ve 2017/498 Karar sayılı kararında bu meseleyi doğrudan ele almıştır: Bir arsa payı karşılığı sözleşmeyi hukuka uygun şekilde fesheden şirketin yetkilileri, kolluk kuvvetleri eşliğinde şantiyeye girerek durum tespiti yapmak ve alana vaziyet etmek istemiş, yüklenici firma çalışanları ise onları içeri almak istememiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sözleşmeyi haklı olarak fesheden tarafın dahi, yargı ve icra mercilerinin katılımı olmaksızın, sözleşmenin kendisine tanıdığı yetkileri bizzat ve zorla kullanamayacağını; aksi hâlde bunun hukuk düzeni tarafından korunamayacak bir “kendiliğinden hak alma” (ihkak-ı hak) niteliği taşıyacağını ve TCK 117’deki hukuka aykırı davranış unsurunu oluşturabileceğini vurgulamıştır.
Ancak somut olayda kolluk tutanaklarının, şantiyedeki yirmi beş işçinin çalışmalarına kesintisiz devam ettiğini ve herhangi bir engellemeyle karşılaşmadıklarını göstermesi karşısında, sanıkların işçilerin çalışmasını fiilen engelleyen bir davranışı bulunmadığından ve suçun kastıyla hareket etmediklerinden beraatlerine karar verilmiştir. Bu karar, “haklı olmak” ile “hakkını hukuka uygun yöntemle aramak” arasındaki farkın, TCK 117 bakımından ne denli belirleyici olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Benzer bir mantık, ticari rekabeti bertaraf etmeye yönelik örgütlü baskılarda da karşımıza çıkar. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2023/2738 Esas ve 2023/5843 Karar sayılı kararında, bir bölgedeki tüm tarım ürünü sevkiyatını tekelinde toplamak isteyen bir grubun, kendileriyle çalışmayan bir nakliye firmasının sahiplerini tehditle, istedikleri müşterilerle iş yapmalarını engellediği olayda, bu eylemin zincirleme şekilde işlenmiş ve tamamlanmış bir iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu oluşturduğunu kabul etmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı yönündeki görüşüne katılmayarak, temel cezanın zaten teşdiden (üst sınıra yakın) belirlenmiş olması nedeniyle netice cezada bir değişiklik doğmayacağını belirtmiştir.
Manevi Unsur (Kast)
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Özellikle ikinci fıkrada, failin mağdurun çaresizliğini “sömürme” bilinç ve iradesiyle hareket etmiş olması gerekir. Cebir ve tehdit kavramlarının ayrıntıları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Cezası (2026)
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışla çalışma hürriyetinin ihlali | TCK 117/1 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| Çaresizliği sömürerek ücretsiz/düşük ücretle veya onur kırıcı koşullarda çalıştırma | TCK 117/2 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya en az 100 gün adli para cezası |
| Bu duruma düşürmek üzere tedarik, sevk veya nakil | TCK 117/3 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya en az 100 gün adli para cezası |
| Cebir/tehditle işçi veya işvereni ücret/koşul değişikliğine zorlama ya da işi durdurma | TCK 117/4 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis |
| Silahla, tanınmayacak hâle koyarak, birden fazla kişiyle, suç örgütü korkutuculuğundan yararlanarak veya kamu görevi nüfuzu kötüye kullanılarak işlenmesi | TCK 119 (ortak hüküm) | Ceza bir kat artırılır |
Temel Hâl (TCK 117/1)
Temel hâlde ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Adli para cezası bu fıkrada seçimlik ceza olarak öngörüldüğünden, hapis cezasına hükmedilirse bu ceza ayrıca adli para cezasına çevrilemez.
İnsan Onuruyla Bağdaşmayan Çalıştırma ve Sömürü (TCK 117/2-3)
İkinci ve üçüncü fıkralarda ceza altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıdır. Bu fıkralar, zorla çalıştırma ve insan onuruna aykırı koşulların oluşturulması gibi ağır ihlalleri hedef aldığından, uygulamada daha ciddi sonuçlar doğurur.
Toplu Çalışma İlişkilerine Müdahale (TCK 117/4)
Dördüncü fıkrada ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. Burada korunan, işçi ve işverenler arasındaki ilişkilerin cebir veya tehdit olmaksızın yürütülmesidir; yukarıda anılan nakliyecilik iş kolundaki tekelleşme örneğinde olduğu gibi, bir iş kolundaki ticari ilişkileri zorla yönlendirme çabaları da bu fıkranın koruma alanına girebilir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Nitelikli Haller (TCK 119 Ortak Hüküm)
Suçun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle (imzasız mektup veya özel işaretlerle), birden fazla kişiyle birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenmesi hâlinde, ortak hüküm olan TCK 119 uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca TCK 119/2 uyarınca, suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
Bu suçun, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla (TCK 109) birlikte de işlenebildiği görülür. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/18450 Esas ve 2024/9933 Karar sayılı kararında, sanıkların bir işyerinde çalışan işçileri yemekhanede toplayıp silah göstererek “kimse yemekhaneden çıkmayacak” şeklinde sözler söylemesi olayında, hem silahla ve birden fazla kişiyle işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hem de TCK 117/1 ve 119/1-a,c uyarınca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun ayrı ayrı oluştuğunu kabul etmiş; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise mağdurların şahsına zarar verilmeden serbest bırakılmaları nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin gözetilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, işyerinde silahla yapılan toplu bir baskı eyleminin tek bir suça indirgenmeyip, hem özgürlükten yoksun bırakma hem de çalışma hürriyetinin ihlali bakımından ayrı ayrı değerlendirilebileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Şikâyet ve Uzlaştırma
Bu suçta şikâyet ve uzlaştırma kuralları fıkralara göre farklılaşır; bu da en çok dikkat edilmesi gereken noktadır.
Şikâyet
Yalnızca temel hâl (TCK 117/1) şikâyete bağlıdır; mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Buna karşılık ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda düzenlenen hâller şikâyete bağlı değildir; savcılık bu hâlleri resen (kendiliğinden) soruşturur.
Uzlaştırma
Uzlaştırma bakımından da yalnızca temel hâl (TCK 117/1) uzlaştırma kapsamındadır. Bu fıkra, TCK 119’daki nitelikli hâlleri içerse dahi uzlaştırmaya tabi olmaya devam eder. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralar ise uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/8815 Esas ve 2020/4004 Karar sayılı kararında bu kuralın pratikteki önemini şu olayla ortaya koymuştur: Mağdurun annesinin işlettiği lokantanın tabelasını sanığın lokantasına yakın bir yere koyması üzerine çıkan tartışmada, yerel mahkeme eylemi iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu olarak nitelendirmiş ve mağdurun şikâyetten vazgeçmesi üzerine davanın düşmesine karar vermiştir. Yargıtay ise tabela nedeniyle çıkan bir tartışmanın bu suçu oluşturmayacağını, olayın ancak nitelikli tehdit suçu yönünden değerlendirilebileceğini, kaldı ki suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde (TCK 119/1-c) şikâyete bağlı olunmadığından düşme kararı verilemeyeceğini ve 7188 sayılı Kanunla uzlaşma kapsamına alınan bu suç tipinde öncelikle uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Benzer bir usul hatası, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/2542 Esas ve 2017/4990 Karar sayılı kararına da konu olmuştur; burada bir minibüs hattı üzerindeki tehdit eyleminden mahkûm olan sanık bakımından, hükümden sonra tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Her iki karar da, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ile tehdit suçlarında usul hükümlerinin zaman içinde değiştiğini ve karar tarihindeki değil, en güncel mevzuatın gözetilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunda Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Temel hâlde ayrıca altı aylık şikâyet süresine dikkat edilmelidir.
Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
TCK 117 ile Tehdit Suçu (TCK 106) Arasındaki Sınır
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri, çalışma özgürlüğünü hedef alan bir tehdidin ayrıca tehdit suçundan mı, yoksa yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan mı cezalandırılacağıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2019/3830 Esas ve 2021/26340 Karar sayılı kararında bu soruyu netliğe kavuşturmuştur: Sanıkların, aralarındaki alacak-verecek husumeti nedeniyle katılanın şantiyesine gidip işçileri tehdit ederek çalışmalarına engel olduğu olayda, ilk derece mahkemesi hem tehdit hem de iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, tanık beyanlarıyla doğrulanan bu eylemin ekonomik faaliyette bulunma hakkının ihlaline yönelik olduğunu, tehdit unsurunun bu suçun içinde eridiğini ve eylemin bir bütün hâlinde yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğunu belirterek beraat kararlarını bozmuştur; başka bir deyişle tehdit, çalışma hürriyetini engellemek için araç olarak kullanıldığında ayrıca tehdit suçundan ceza verilmez.
İspat ve Zarar Suçu Niteliği
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali bir zarar suçu olduğundan, mağdurun soyut beyanı tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/19090 Esas ve 2021/3342 Karar sayılı kararında, sanığın aşamalar boyunca suçlamayı reddettiği ve katılanın soyut iddiası dışında şüpheden uzak somut delil bulunmadığı bir dosyada, yerel mahkemenin katılan beyanına neden üstünlük tanıdığını gerekçelendirmeden kurduğu mahkûmiyet hükmünü, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi ve gerekçeli karar hakkı gereğince bozmuştur. Bu karar, meydana gelen kısıtlama veya engellemenin somut ve duraksamaya yer vermeyecek delillerle ortaya konması zorunluluğunu bir kez daha teyit etmektedir.
İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Bakımından Değerlendirme
Görüldüğü üzere iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu (TCK 117), dört fıkrasının her birinin farklı koşullara ve farklı şikâyet-uzlaştırma kurallarına tabi olması nedeniyle teknik bir alandır. Eylemin temel hâl mi, sömürü mü yoksa toplu çalışma ilişkilerine müdahale mi sayılacağı; bir ticari uyuşmazlıkta hakkın hukuka uygun yollarla mı yoksa bizzat kuvvet kullanılarak mı arandığı; şikâyet süresinin kaçırılıp kaçırılmadığı ve uzlaştırma imkânının doğru değerlendirilip değerlendirilmediği, davanın sonucunu belirleyebilir.
İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için savunma avukatı İstanbul sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun cezası nedir?
Temel hâlde (117/1) altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası; sömürü, tedarik/sevk/nakil (117/2-3) ve toplu çalışma ilişkilerine müdahale (117/4) hâllerinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülür. Nitelikli hâllerin (TCK 119) varlığı hâlinde ceza bir kat artırılır.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Yalnızca temel hâl (TCK 117/1) şikâyete bağlıdır; mağdurun altı ay içinde şikâyet etmesi gerekir. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralar şikâyete bağlı değildir, savcılık resen soruşturur.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Temel hâlde ayrıca altı aylık şikâyet süresine dikkat edilmelidir.
Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?
Yalnızca temel hâl (TCK 117/1) uzlaştırma kapsamındadır; bu fıkra TCK 119’daki nitelikli hâlleri içerse dahi uzlaştırmaya tabi olmaya devam eder. İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkralar uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Ticari bir anlaşmazlık (örneğin tabela tartışması) bu suçu oluşturur mu?
Tek başına hayır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2019/8815 Esas ve 2020/4004 Karar sayılı kararında, tabela nedeniyle çıkan bir tartışmanın TCK 117/1’i oluşturmayacağı; olayın ancak tehdit unsuru taşıyorsa ayrı bir suç (tehdit) olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
Sözleşmesini haklı olarak fesheden taraf, karşı tarafın işyerine veya şantiyesine girip hakkını kendisi alabilir mi?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/1015 Esas ve 2017/498 Karar sayılı kararına göre, sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf dahi bu yolla doğan haklarını yargı ve icra mercilerinin katılımı olmaksızın bizzat ve zorla kullanamaz; aksi hâlde bu davranış hukuka aykırı bir müdahale olarak TCK 117 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak suçun oluşması için işçilerin veya faaliyetin fiilen engellenmiş olması şarttır.
Trafikte tehlikeli sollama veya sürekli korna çalma bu suçu oluşturur mu?
Genellikle hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/94 Esas ve 2019/14 Karar sayılı kararında, aynı güzergâhta çalışan bir minibüsçünün rakibini tehlikeli şekilde sollayıp korna çalması olayında, mağdurun işine kesintisiz devam ettiği ve cebir/tehdit unsuru bulunmadığı gerekçesiyle iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun oluşmadığına, eylemin trafik mevzuatındaki kabahatleri oluşturabileceğine karar verilmiştir.
Bir boykot veya toplu eylem çağrısına uymayan esnafın işyerine yönelik saldırı bu suçu oluşturur mu?
Evet. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/6851 Esas ve 2022/984 Karar sayılı kararında, örgütlü bir boykot çağrısına uymayarak işyerini kapatmayan esnafın dükkânına taş ve sopalarla saldırılması, açık bir tehdit sözü bulunmasa dahi TCK 117 ve 119. maddelere temas eden bir suç olarak kabul edilmiştir.
Şantiyedeki işçileri tehdit ederek çalışmayı engellemek ayrıca tehdit suçundan da cezalandırılır mı?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/3830 Esas ve 2021/26340 Karar sayılı kararına göre, tehdidin ekonomik faaliyeti engellemek amacıyla araç olarak kullanılması hâlinde eylem bir bütün olarak yalnızca iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturur; ayrıca tehdit suçundan ceza verilmez.
İşyerinde çalışanları silahla alıkoymak, hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hem iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan birlikte cezalandırılmayı gerektirir mi?
Evet, olayın özelliğine göre gerektirebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024/18450 Esas ve 2024/9933 Karar sayılı kararında, işçilerin yemekhanede silahla tehdit edilerek dışarı çıkmalarının engellenmesi olayında, hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hem de silahla ve birden fazla kişiyle işlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu suç nasıl ispatlanır, mağdurun beyanı yeterli midir?
Yeterli değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/19090 Esas ve 2021/3342 Karar sayılı kararına göre bu suç bir zarar suçudur; katılanın soyut iddiası dışında şüpheden uzak somut delil bulunmadan mahkûmiyet kurulamaz.
TCK 117/2’deki “insan onuruyla bağdaşmayan” çalıştırma ne anlama gelir?
Kişinin çaresizliğinin, kimsesizliğinin veya bağlılığının sömürülerek ücretsiz ya da sağladığı hizmetle açıkça orantısız düşük bir ücretle çalıştırılması ya da onur kırıcı çalışma ve konaklama koşullarına tabi tutulmasıdır.
Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenirse şikâyet aranır mı?
Hayır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin kararında da vurgulandığı gibi, TCK 119/1-c uyarınca birden fazla kişiyle birlikte işlenen hâl nitelikli hâl oluşturduğundan, temel hâlin aksine şikâyete bağlı olmaksızın resen soruşturulur.
Bu suçta görevli mahkeme hangisidir?
Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

