Mala Zarar Verme Suçu (TCK-151)

mala zarar verme suçu

İçindekiler

Mala zarar verme suçu, başkasına ait bir malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 151. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Suçun cezası, temel hâlde dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası; TCK 152’de sayılan nitelikli hâllerde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası; yakma, patlayıcı madde kullanma, sel/toprak kayması veya radyasyona maruz bırakma gibi yollarla işlenmesi hâlinde ise bu ceza bir katına kadar artırılmaktadır. Komşunun aracını çizmekten bir camı kırmaya, bir eşyayı tahrip etmekten duvarları boyamaya kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan mala zarar verme, uygulamada en sık karşılaşılan malvarlığı suçlarından biridir.

Bu yazıda; mala zarar verme suçunun tanımını, unsurlarını (maddi ve manevi unsur), temel ve nitelikli hallerinin cezalarını, etkin pişmanlık ve akrabalar arası cezasızlık kurumlarını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi, hırsızlık ve tehdit gibi ilişkili suçlarla ayrımını ve merak edilen diğer hususları güncel Yargıtay içtihadı ışığında ele alacağız. Somut olayınızın hukuki niteliği farklılık gösterebileceğinden, süreç yönetimi için bir ceza avukatına danışmanız önerilir; suçun içinde yer aldığı geniş kategori için malvarlığına karşı suçlar rehberimize de bakabilirsiniz.

Korunan Hukuki Değer

Mala zarar verme suçunda korunan temel değer, kişinin mülkiyet hakkı ve malvarlığıdır. Bu suç, malın çalınmasını değil; malın bizzat zarara uğratılmasını, değerinin düşürülmesini veya kullanılamaz hale getirilmesini cezalandırır. Mülkiyet hakkı, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış temel bir haktır.

Mala Zarar Verme Suçunun Unsurları

Mala zarar verme suçunun oluşması için Yargıtay içtihadıyla ortaya konan unsurlar şunlardır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/25347 E., 2014/15801 K. sayılı kararında ve 2013/25975 E., 2014/16162 K. sayılı kararında istikrarlı biçimde tekrarlanan tanıma göre:

  1. Suçun konusu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz bir maldır.
  2. Fiil, malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesi şeklinde gerçekleşir; suç bu bakımdan seçimlik hareketli bir suçtur.
  3. Yıkma, yalnızca taşınmazlar bakımından söz konusu olup taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.
  4. Yok etme, suça konu şeyin maddi varlığını ortadan kaldırmayı; bozma, suça konu şeyin amacına uygun kullanılması olanağını ortadan kaldırmayı ifade eder.
  5. Kirletme ise başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş veya ilan yapıştırmak gibi davranışlarla gerçekleşir.

Bir fiilin mala zarar verme olarak nitelendirilebilmesi için bu unsurların bir arada bulunması gerekir.

Fail

Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Mağdur

Suçun mağduru, zarara uğratılan malın sahibi veya zilyedidir. Birden fazla kişinin malı aynı fiille zarara uğratılmışsa birden fazla mağdur söz konusu olabilir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir maldır. Hırsızlıktan farklı olarak, mala zarar verme suçu hem taşınır (örneğin bir araç, telefon) hem de taşınmaz (örneğin bir bina, duvar) mallar üzerinde işlenebilir. Kişinin kendi malına zarar vermesi ise kural olarak bu suçu oluşturmaz.

Sahipli Hayvanlara Zarar Verme: TCK 151/2’nin Mülga Edilmesi

TCK 151‘in ilk hâlinde, ikinci fıkra olarak başkasına ait bir hayvanı kasten öldüren, işe yaramayacak hâle getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişinin cezalandırılacağı düzenlenmişti; yani sahipli hayvanlar da “mal” kapsamında değerlendiriliyordu.

9 Temmuz 2021 tarihli ve 7332 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle TCK 151/2 tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişikliğin arka planında, aynı kanunla 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle hayvanlara kasten zarar verme ve öldürme fiillerinin artık bağımsız suç tipleri olarak ayrı bir kanunda cezalandırılması bulunmaktadır.

Bunun pratik sonucu şudur: bugün itibarıyla bir hayvana kasten zarar veren veya onu öldüren kişi hakkında TCK 151 uygulanmaz; fiil, 5199 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle “hayvanıma zarar verildi, mala zarar verme suçundan şikâyetçi olabilir miyim?” sorusunun güncel cevabı artık TCK 151 değil, 5199 sayılı Kanun‘a bakılması gerektiğidir.

Maddi Unsur (Hareket)

Mala zarar verme, seçimlik hareketli bir suçtur. Kanunda sayılan şu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir: malı kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hale getirmek veya kirletmek. Örneğin bir aracın camını kırmak, lastiklerini patlatmak, bir duvarı boyayla kirletmek ya da bir eşyayı çalışmaz hale getirmek bu kapsamda değerlendirilir.

Malın tamamen tahrip edilmesi şart değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/3893 E., 2026/3864 K. sayılı kararında, suça konu eşyanın aynına (özüne) verilen zararlardan dolayı mala zarar verme suçunun oluşmayacağını, ancak geride kalan kısımlar tam olarak bulunsa bile zararın tadilat ve tamirat yapılarak giderilebilecek durumda olmasının mala zarar verme suçunu oluşturacağını belirtmiş; bu hususun keşif yapılarak tespiti gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Buna göre, zarar gören eşyanın onarılabilir olması, tek başına suçun oluşmayacağı anlamına gelmez.

Manevi Unsur (Kast)

Mala zarar verme suçu yalnızca kasten işlenebilir. Failin, başkasına ait mala zarar verdiğinin bilincinde olarak ve bunu isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle, yani dikkatsizlik veya tedbirsizlikle başkasının malına zarar verilmesi bu suçu oluşturmaz; bu tür durumlar ancak hukuki (tazminat) sorumluluk doğurabilir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/566 E., 2022/3142 K. sayılı kararında, alkollü olarak hastanenin acil servisinde bulunduğu sırada duvara yaslanan sanığın, duvarda asılı ilaç dolabının düşüp kırılmasına neden olduğu bir olayda, eylemin taksirle gerçekleştiğini ve mala zarar verme suçunun taksirle işlenmesinin mümkün olmadığını belirterek beraat gerektiğine hükmetmiştir.

Kararda kast, olası kast ve taksir arasındaki sınır şu şekilde çizilmiştir: olası kastta fail, gerçekleşmesi muhtemel sonucu öngörmesine rağmen “olursa olsun” bilinciyle hareketine devam eder ve suç oluşur; taksirde ise fail özen yükümlülüğüne aykırı davranır ve neticeyi istemez, bu hâlde suç oluşmaz.

Aynı ilke, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/3748 E., 2021/1820 K. sayılı kararında da teyit edilmiştir: bilinçli taksirle araç kullanarak bir koyun sürüsüne çarpan ve katılana ait koyunların telef olmasına neden olan sanık hakkında, atılı mala zarar verme suçunun kasten işlenebilen suçlardan olduğu, sanığın ise bilinçli taksirle hareket ettiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Aynı kararda, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/12-399 E., 2020/154 K. sayılı kararına atıfla, TCK’nın 61/1. maddesinin (b) ve (g) bentlerinde yer alan “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar” ile “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçelerinin taksirli suçlarda temel ceza tayininde kullanılamayacağı da vurgulanmıştır.

Buna karşılık, mala zarar verme suçunun olası kastla işlenmesi mümkündür. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/7563 E., 2022/725 K. sayılı kararında bu ayrım açıkça yapılmış; olası kastla mala zarar verme suçunun işlenebileceği kabul edilmekle birlikte, somut olayda iddianameye konu eylemin taksirle gerçekleştiği belirlenerek değişik gerekçeyle verilen beraat kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Mala Zarar Verme Suçunun Temel Cezası (TCK 151)

Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi temel halde hâkim, hapis cezası yerine adli para cezasına da hükmedebilir ve bu suç şikâyete bağlıdır.

Nitelikli Haller (TCK 152)

Kanun, mala zarar verme suçunun belirli koşullarda işlenmesini daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller olarak düzenlemiştir.

Bir Yıldan Dört Yıla Kadar Cezayı Gerektiren Haller

Mala zarar verme suçunun;

  1. kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,
  2. yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,
  3. devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
  4. sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
  5. grev veya lokavt hallerinde işverenlerin, işçilerin veya bunların sendika ya da konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımındaki bina, tesis veya eşya hakkında,
  6. siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımındaki bina, tesis veya eşya hakkında,
  7. sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak

işlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Üçüncü bentte yer alan “devlet ormanı statüsündeki yerler hariç” ibaresi uygulamada sıklıkla atlanan önemli bir ayrımdır: devlet ormanı sayılan alanlardaki ağaçlara, fidanlara verilen zararlar TCK 152 kapsamında değil, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ilgili hükümleri kapsamında ayrı bir suç olarak değerlendirilir. TCK 152/1-c yalnızca devlet ormanı statüsü taşımayan (örneğin özel mülkiyete konu bağ, bahçe, tarla üzerindeki) dikili ağaç, fidan veya bağ çubuklarını kapsamına almaktadır.

Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2020/3748 E. ile aynı yıl incelenen 2014/11455 E., 2015/24044 K. sayılı kararında, bir tarla üzerindeki dikili bağ çubuklarının traktörle ezilip sökülmesi iddiasıyla açılan “zincirleme nitelikli mala zarar verme” davasında, sanığın atılı suçu kasten işlediğine dair kanıt bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı onanmıştır.

Cezanın Bir Katına Kadar Artırıldığı Haller

Mala zarar verme suçunun;

  1. yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,
  2. toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
  3. radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak

işlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/4090 E., 2026/2110 K. sayılı kararında, yakma suretiyle işlenen ve TCK 152/2-a kapsamında değerlendirilen bir mala zarar verme olayında, zincirleme suç hükümleri de uygulanarak verilen 3 yıl 4 aylık hapis cezası onanmıştır; bu karar, yakma suretiyle işlenen nitelikli mala zarar verme fiillerinde cezanın önemli ölçüde ağırlaşabileceğini somut biçimde göstermektedir.

Kamu Hizmetinin Aksaması

Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması halinde, yukarıdaki hükümlere göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme ile İlişkisi

İbadethanelere, mezarlara ve mezarlık tesislerine zarar verilmesi, mala zarar vermenin özel bir görünümü olarak ayrı bir madde halinde (TCK 153) düzenlenmiştir. Bu nitelikteki bir fiil söz konusu olduğunda, genel mala zarar verme hükümleri değil; o özel düzenleme uygulanır. Ayrıntı için ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu makalemize bakabilirsiniz.

Mala Zarar Verme Suçunun Diğer Suçlarla İlişkisi

Mala zarar verme, kendisine emanet edilen veya rızayla teslim edilen bir malı zarara uğratma durumundan farklıdır. Failin, kendisine güvenilerek zilyetliği devredilmiş bir malı (örneğin kiraya verilen veya emanet bırakılan bir eşyayı) kötüye kullanarak zarara uğratması, somut olayın özelliklerine göre güveni kötüye kullanma suçunu (TCK m.155) gündeme getirebilir; zira bu suçta fail, malı zaten hukuka uygun bir şekilde elinde bulundurmaktadır. Mala zarar vermede ise böyle bir zilyetlik devri veya güven ilişkisi aranmaz.

Mala zarar verme, failin kastının doğrudan malın kendisine yönelik olduğu bir suçtur. Buna karşılık, failin fiili kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlike yaratacak nitelikteyse (örneğin yangın çıkarma, patlayıcı madde kullanma gibi eylemlerin çevredeki kişileri de tehlikeye atması), genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (TCK m.170) ile birlikte veya bu suç kapsamında değerlendirme yapılması gerekebilir. Belirleyici ölçüt, failin kastının yalnızca mala mı yoksa aynı zamanda kişilerin güvenliğine yönelik somut bir tehlikeye mi yöneldiğidir.

Hırsızlık Suçu ile İlişkisi

Uygulamada en sık karşılaşılan içtima sorunlarından biri, hırsızlık sırasında veya sonrasında çalınan malın kendisine verilen zararın ayrıca mala zarar verme suçu oluşturup oluşturmayacağıdır. Yargıtay içtihadıyla ortaya konan ilke şudur:

  1. Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malla mala zarar verme suçunun konusu aynı ise ve korunan hukuki yarar tek ise, çalma fiilinin gerçekleştirilmesi için zorunlu olarak verilen zarar hırsızlık suçu içinde erir; ayrıca mala zarar verme suçu oluşmaz.
  2. Bu erime ilkesi yalnızca çalınan malın kendisiyle sınırlıdır; fail, çalma eylemiyle ilgisiz üçüncü bir kişiye veya kamuya ait ayrı bir mala zarar verirse, bu davranış bağımsız bir mala zarar verme suçu oluşturur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2014/4094 E., 2015/5828 K. sayılı kararında bu ayrım tek bir dosyada iki zıt sonuçla somutlaşmıştır: taklit anahtarla çalınan bir aracı kaçarken kaldırıma çarparak hasara uğratan sanığın bu eylemi, aracın kendisi hem hırsızlığın hem mala zarar vermenin konusu olduğundan ayrıca mala zarar verme suçu oluşturmamış; buna karşılık aynı olayda ayrıca zarar verilen kamu malına ilişkin mahkûmiyet, farklı bir mala yönelik bağımsız bir saldırı olması nedeniyle onanmıştır.

Aynı doktrin, Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/21641 E., 2021/22226 K. sayılı kararında da tekrarlanmış; kilitli bırakıldığı yerden çalınan ve düz kontak yapılırken kabloları, plakası ve aynaları zarar gören bir motosiklet olayında, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı vurgulanmıştır.

Bu ilke, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/2-686 E., 2014/19 K. sayılı ve 21.01.2014 tarihli kararında da benimsenmiştir: mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması halinde ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu kararın somutlaştığı bir başka uygulamada, Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/464 E., 2026/3251 K. sayılı kararında, müştekiye ait otomobili çaldıktan sonra aracın tamponuna zarar veren suça sürüklenen çocuk hakkında, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı gerekçesiyle mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmiştir.

Pratik sonuç olarak, hem hırsızlık hem mala zarar vermeden mahkûmiyet kurulan dosyalarda, zararın çalınan malın kendisine mi yoksa farklı bir mala mı verildiği titizlikle ayrıştırılmalıdır; çalınan malın kendisine verilen zarar bakımından ayrıca mala zarar vermeden ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

Tehdit Suçu ile İlişkisi (TCK 106/3)

Tehdit ile mala zarar verme arasındaki ilişki, hırsızlıktakinin tam tersi yönde işler: kanun burada gerçek içtima öngörmüştür. TCK’nın 106. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan da ceza verilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/840 E., 2017/35 K. sayılı ve 31.01.2017 tarihli kararında bu kural somut bir olayla açıklanmıştır: sanığın, alacaklısı olduğu kişiyi korkutmak amacıyla av tüfeğiyle onun kullandığı aracın ön kısmına ateş etmesi ve bu atışlar sonucu araç kaportasında hasar meydana gelmesi olayında, tehdidin ciddiliğinin vurgulanması açısından aracın hedef alınması ve saçma tanelerinin isabet etmesi hâlinde aracın hasar göreceğinin öngörülebilir olması karşısında, hem silahla tehdit suçunun hem de TCK 106/3 yollamasıyla mala zarar verme suçunun oluştuğuna ve TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima koşullarının bulunmadığına hükmedilmiştir.

Karara göre kanun koyucu, tehdidin ciddiyetini vurgulamak için failin bir başkasının malına zarar vermiş olabileceğini öngörmüş ve bu gibi durumlarda gerçek içtima hükümlerinin uygulanarak ayrıca cezaya hükmedilmesini özel olarak düzenlemiştir.

Bilişim Sistemine Zarar Verme Suçu (TCK 244) ile Ayrımı

Mala zarar verme suçunun (TCK 151) konusu, fiziksel varlığı olan taşınır veya taşınmaz bir maldır. Bir bilgisayar sistemine, internet sitesine veya elektronik veri tabanına yönelik saldırılar (verileri silmek, sistemi çökertmek, bir web sitesini erişilemez hâle getirmek gibi) ise malın kendisine değil, bilişim sistemine yöneldiğinden TCK 151 değil, “bilişim sistemine girme, verileri bozma, yok etme, değiştirme, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme” gibi fiilleri düzenleyen TCK 244 kapsamında değerlendirilir.

Failin fiziksel olarak bir bilgisayarı, sunucuyu veya donanımı kırması, tahrip etmesi hâlinde ise -saldırının hedefi somut/fiziksel eşya olduğundan- TCK 151 uygulama alanı bulabilir. Kısaca ayrım, saldırının fiziksel eşyaya mı yoksa bilişim sistemi/veriye mi yöneldiğine göre yapılır.

Mala Zarar Verme Suçuyla İlişkili Suçlar Karşılaştırması

SuçKanun MaddesiTemel Fark
HırsızlıkTCK 142Malın çalınması amaçlanır; çalma sırasında mala zorunlu olarak verilen zarar hırsızlıkta erir
Tehdit (TCK 106/3)TCK 106Tehdidin ciddiyetini göstermek için mala zarar verilirse gerçek içtima uygulanır, ayrıca cezalandırılır
Güveni kötüye kullanmaTCK 155Mal, fail tarafından zaten hukuka uygun şekilde (rıza ile) elde bulundurulmaktadır
İbadethane/mezarlığa zararTCK 153Mala zarar vermenin özel/ayrı düzenlenmiş görünümüdür, genel hüküm uygulanmaz
Genel güvenliğin tehlikeye sokulmasıTCK 170Kastın malın yanında kişilerin güvenliğine de yönelmesi hâlinde gündeme gelir
Bilişim sistemine zarar vermeTCK 244Saldırının konusu fiziksel eşya değil, bilişim sistemi/veridir

Elektrik veya Su Sayacına Müdahale

Uygulamada sıkça karşılaşılan ama genellikle gözden kaçan bir husus, elektrik veya su sayacına fiziksel müdahaledir. Sayacın kırılması, mühürünün koparılması veya sayaca teknik olarak müdahale edilerek tüketimin gizlenmesi gibi eylemler, tek bir olayda birden fazla suçu birlikte gündeme getirebilir. Sayaç genellikle kamu hizmeti veren bir kurum ya da dağıtım şirketinin mülkiyetinde olduğundan, sayacın bizzat tahrip edilmesi TCK 152/1-a kapsamındaki “kamu kurum ve kuruluşlarına ait eşya hakkında” işlenen nitelikli mala zarar verme hâlini oluşturabilir.

Sayaç üzerindeki resmi mührün koparılması ayrıca mühür bozma suçunu (TCK 203) gündeme getirebilirken, kaçak elektrik/su kullanımının kendisi ilgili özel mevzuat hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle sayaca müdahale içeren dosyalarda, hangi fiilin hangi suçun kapsamına girdiğinin ve suçların içtima kurallarına göre nasıl değerlendirileceğinin ayrıştırılması büyük önem taşır.

Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Mala zarar verme suçunda etkin pişmanlık uygulanabilir ve sonucu doğrudan etkileyebilir. Failin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde cezada indirim yapılır.

Bu indirim, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde ise yarısına kadar uygulanır. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/25975 E., 2014/16162 K. sayılı kararında bu husus somut bir olayla gösterilmiştir: polis merkezinde taşkınlık yaparak kapı koluna ve ahşap bölmelere zarar veren sanığın, tamiratı yaptırarak zararı giderdiğini beyan etmesine rağmen mahkemenin zararın giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermesi ve TCK 168/4 kapsamında kısmi ödemeye ilişkin kurum yetkilisinin rızasının sorulmaması, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi sayılmıştır.

Karar, kısmi ödeme yapılmış olması halinde dahi, ilgili kurum yetkilisine kısmi ödemeye rızasının bulunup bulunmadığının sorulması ve sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Mala zarar verme suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, mala zarar verme suçunda uzman bir ceza davası avukatı ile sürecinizi yürütmeniz uygun olacaktır.

Akrabalar Arası Mala Zarar Verme: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)

Mala zarar verme suçunun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi halinde özel kurallar uygulanır. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalar arasında işlenmesi halinde ise şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/7196 E., 2026/2357 K. sayılı ve 12.03.2026 tarihli kararı, bu indirimin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken bir noktayı ortaya koymuştur: aynı konutta beraber yaşamayan kardeşler arasında işlenen bir mala zarar verme olayında, TCK 167/2’de öngörülen yarı oranındaki indirim uygulanmadan fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve karar bu nedenle bozulmuştur. Buna göre “aynı konutta beraber yaşamayan kardeş” ilişkisi, cezasızlık değil indirim sebebi kapsamındadır ve mahkemece resen gözetilmesi gerekir.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Mala zarar verme suçunun temel hali (TCK 151) şikâyete bağlıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Buna karşılık nitelikli haller (TCK 152) re’sen soruşturulur; yani bu hallerde şikâyet aranmaz.

Şikâyetten sonradan vazgeçilmesi hâlinde dosyanın akıbeti otomatik değildir; mahkemenin ayrıca değerlendirme yapması gerekir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/6851 E., 2026/1886 K. sayılı ve 02.03.2026 tarihli kararında, mağdur ve katılan vekilinin hükümden sonra şikâyetten vazgeçtiklerini beyan etmeleri karşısında, sanığa TCK’nın 73/6. maddesi uyarınca şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre TCK’nın 73/4. ile CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşüp düşmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

Uzlaştırma bakımından, mala zarar vermenin şikâyete bağlı temel hali (TCK 151) uzlaştırma kapsamındadır. Buna karşılık, TCK 152’de sayılan nitelikli haller CMK m.253’te yer alan uzlaştırma kapsamındaki suçlar listesinde bulunmadığından, kural olarak uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir nokta, mala zarar verme suçunun uzlaştırmaya tabi olmayan başka bir suçla birlikte işlendiği durumlardır. CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak sanığın, uzlaştırmaya engel teşkil eden diğer suçtan beraat etmesi hâlinde bu engel ortadan kalkar.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/6222 E., 2026/2592 K. sayılı ve 01.04.2026 tarihli kararında, silahla tehdit ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davasında sanığın silahla tehdit suçundan beraat etmesi üzerine, mala zarar verme suçu yönünden uzlaştırmaya engel hâlin ortadan kalktığı ve CMK’nın 253. maddesindeki usule göre uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği, bu yapılmadan doğrudan mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Aynı ilke, Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/6220 E., 2026/2121 K. sayılı ve 09.03.2026 tarihli kararında da tekrarlanmış; silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle mala zarar verme suçu yönünden CMK’nın 253/3. maddesindeki uzlaştırmaya engel hâlin kalktığı, dosyanın CMK’nın 254. maddesi uyarınca uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu iki karar, birlikte işlendiği iddia edilen suçlardan birinden beraat edilmesi hâlinde mala zarar verme suçu yönünden uzlaştırma yolunun yeniden açılabileceğini göstermesi bakımından uygulayıcılar için önemli bir uyarı niteliğindedir.

Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mala zarar verme suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Mala Zarar Verme Suçunda Dava Zamanaşımı

Dava zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir:

HâlCeza AralığıDava Zamanaşımı
Temel hâl (TCK 151/1)4 ay – 3 yıl hapis veya adli para8 yıl
Nitelikli hâl (TCK 152/1)1 – 4 yıl hapis8 yıl
Nitelikli hâl + yakma/patlayıcı/sel vb. ile artırım (TCK 152/2)Nitelikli halin bir katına kadar artırılmış hâli (üst sınır somut olaya göre 8 yılı aşabilir)Üst sınıra göre 8 veya 15 yıl
Kamu hizmetinin aksaması hâliYarısından iki katına kadar artırım (üst sınır somut olaya göre 8 yılı aşabilir)Üst sınıra göre 8 veya 15 yıl

Temel hâlde ve TCK 152/1 kapsamındaki nitelikli hâlde üst sınır 5 yılı aşmadığından, TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı 8 yıldır. Artırım nedenlerinin uygulandığı ve somut cezanın üst sınırının 5 yılı aştığı durumlarda ise dava zamanaşımı, TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıla çıkabilir.

Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Fail, mala zarar vermek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle zararı meydana getirememişse, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla kez mala zarar vermesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

Zincirleme mala zarar verme iddialarında da kastın somut delillerle ortaya konması şarttır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2013/16307 E., 2013/19956 K. sayılı ve 12.12.2013 tarihli kararında, katılanın arsasına diktiği satılık ilan panosunu on gün içinde birden fazla kez söküp en sonunda evinin odunluğuna koyan sanığın eyleminin zincirleme mala zarar verme suçunu oluşturduğunu, buna rağmen yazılı gerekçeyle beraat verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkûmiyet kurulması gerektiğine hükmetmiştir.

Buna karşılık, Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2014/11455 E., 2015/24044 K. sayılı kararında, bağ çubuklarının traktörle ezilip sökülmesi iddiasıyla açılan zincirleme nitelikli mala zarar verme davasında, sanığın atılı suçu kasten işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararı onanmıştır. Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, zincirleme mala zarar verme suçunda da tek tek her bir eylem bakımından kastın ispatlanması gerektiği, aksi hâlde şüpheden sanığın yararlanacağı görülmektedir.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Mala zarar verme suçunun temel halinde, kanun doğrudan adli para cezası seçeneği öngördüğünden, hâkim somut olaya göre hapis yerine adli para cezasına hükmedebilir. Ayrıca verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.

Cezanın ertelenmesine karar verilmesi hâlinde, denetim süresinin belirlenmesinde uygulama maddesinin doğru gösterilmesi de önem taşır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/25347 E., 2014/15801 K. sayılı kararında, mala zarar verme suçundan verilen hapis cezasının TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildikten sonra, denetim süresi belirlenirken uygulama maddesi olan TCK’nın 51/3. maddesinin karar yerinde gösterilmemesi, düzeltilerek onama yoluyla giderilmiş bir usul eksikliği olarak değerlendirilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Komşumun aracını çizmek suç mudur?

Evet. Başkasına ait bir araca kasten zarar vermek (çizmek, camını kırmak vb.) mala zarar verme suçunu oluşturur. Temel hali şikâyete bağlıdır ve hapis ya da adli para cezası gerektirir.

Kazara birinin eşyasına zarar verirsem ceza alır mıyım?

Mala zarar verme yalnızca kasten işlenebilir. Kazara (taksirle) verilen zarar bu suçu oluşturmaz; ancak verdiğiniz zararı tazmin etme (maddi sorumluluk) yükümlülüğünüz doğabilir.

Zararı öderim, dava düşer mi?

Temel hal şikâyete bağlı olduğundan, şikâyetten vazgeçilmesi davayı düşürebilir. Ayrıca etkin pişmanlık hükümleri gereği zararın giderilmesi, cezada önemli indirim sağlar.

Mala zarar verme suçu şikâyete bağlı mı?

Temel hali (TCK 151) şikâyete bağlıdır. Nitelikli haller (TCK 152) ise re’sen soruşturulur.

Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?

Temel hâlde ve TCK 152/1 kapsamındaki nitelikli hâlde dava zamanaşımı 8 yıldır. Yakma, patlayıcı madde kullanma gibi artırım nedenlerinin uygulandığı ve cezanın üst sınırının 5 yılı aştığı durumlarda ise zamanaşımı 15 yıla çıkabilir.

Trafik kazasında karşı tarafın aracına zarar verdim, bu suç oluşur mu?

Hayır. Mala zarar verme suçu yalnızca kast veya olası kastla işlenebilir; trafik kazaları gibi taksirle (dikkatsizlik sonucu) meydana gelen zararlar bu suçu oluşturmaz. Bu durumda yalnızca hukuki (tazminat) sorumluluk doğar.

Duvara yazı yazmak (graffiti) mala zarar verme suçu mudur?

Evet. Kanunda sayılan seçimlik hareketlerden biri olan ‘kirletme’, duvara izinsiz yazı yazma veya boyama gibi eylemleri de kapsar; malın sahibinin rızası olmadan yapılması hâlinde bu suç oluşabilir.

Hırsızlık sırasında kilit kırdım, ayrıca mala zarar vermeden de mi cezalandırılırım?

Hayır. Yargıtay içtihadına göre, hırsızlığa konu malın kendisine çalma fiili sırasında verilen zarar (kilit kırma, düz kontak vb.) hırsızlık suçu içinde erir ve ayrıca mala zarar verme suçu oluşturmaz. Ancak çalma ile ilgisiz, başka bir mala verilen zarar bağımsız bir suç oluşturur.

Kiracı, evden çıkarken kasıtlı olarak zarar verirse ne olur?

Kiracının, kira sözleşmesi sona ererken taşınmaza kasten zarar vermesi mala zarar verme suçunu oluşturabilir. Bu durumda ev sahibi, kira sözleşmesinden doğan tazminat talebinin yanında ceza şikâyetinde de bulunabilir.

Hırsızlık sırasında kilit kırdım, ayrıca mala zarar vermeden de mi cezalandırılırım?

Hayır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/21641 E., 2021/22226 K. sayılı ilamına göre, hırsızlığa konu malın kendisine çalma fiili sırasında verilen zarar (kilit kırma, düz kontak vb.) hırsızlık suçu içinde erir ve ayrıca mala zarar verme suçu oluşturmaz. Ancak çalma ile ilgisiz, başka bir mala (örneğin kamu malına) verilen zarar bağımsız bir suç oluşturur.

Kiracı, evden çıkarken kasıtlı olarak zarar verirse ne olur?

Kiracının, kira sözleşmesi sona ererken taşınmaza kasten zarar vermesi mala zarar verme suçunu oluşturabilir. Bu durumda ev sahibi, kira sözleşmesinden doğan tazminat davası açmanın yanında ceza şikâyetinde de bulunabilir; iki yol birbirinden bağımsız yürütülür ve tazminat davası açılmış olması ceza şikâyeti hakkını ortadan kaldırmaz.

Mala zarar verme suçunda hayvanlar hâlâ “mal” sayılır mı?

Hayır. TCK 151/2’de yer alan ve sahipli hayvanlara kasten zarar vermeyi ayrı bir fıkra olarak düzenleyen hüküm, 9 Temmuz 2021 tarihli ve 7332 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün itibarıyla bir hayvana kasten zarar veren veya onu öldüren kişi TCK 151 kapsamında değil, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda düzenlenen suç tipleri kapsamında değerlendirilir.

Bilgisayar/web sitesi verilerini silmek mala zarar verme suçu mudur?

Hayır. Bir bilişim sistemine veya elektronik veriye yönelik saldırılar (veri silme, sistemi çökertme vb.) TCK 151 değil, bilişim sistemine zarar verme suçunu düzenleyen TCK 244 kapsamında değerlendirilir. TCK 151 yalnızca fiziksel varlığı olan eşyaya yönelik saldırıları kapsar.

Elektrik veya su sayacına müdahale etmek mala zarar verme suçu mudur?

Sayacın kırılması veya tahrip edilmesi, sayacın genellikle kamu kurumu veya dağıtım şirketine ait olması nedeniyle TCK 152/1-a kapsamında nitelikli mala zarar verme suçunu oluşturabilir. Sayaç üzerindeki resmi mührün koparılması ise ayrıca mühür bozma suçunu (TCK 203) gündeme getirebilir.

Tehdit ederken karşı tarafın malına da zarar verirsem ayrıca cezalandırılır mıyım?

Evet. TCK’nın 106/3. maddesi uyarınca, tehdit amacıyla malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde ayrıca bu suçtan da ceza verilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/840 E., 2017/35 K. sayılı kararında bu husus, tehdit amacıyla bir araca ateş edilerek zarar verilen bir olayla açıkça teyit edilmiştir.

Gösteri/protesto sırasında kamu malına verilen zarar nasıl cezalandırılır?

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina, tesis veya eşyaya bir gösteri veya protesto sırasında verilen zarar, TCK 152/1-a uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektiren nitelikli mala zarar verme suçunu oluşturur ve bu hâl şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.

Devlet ormanındaki ağaçları kesmek TCK 152 kapsamında mı?

Hayır. TCK 152/1-c açıkça “devlet ormanı statüsündeki yerler hariç” ibaresini içerir. Devlet ormanı sayılan alanlardaki ağaçlara verilen zararlar, TCK 152 değil, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ilgili hükümleri kapsamında ayrı bir suç olarak değerlendirilir.

Değerlendirme ve Sonuç

Mala zarar verme suçu, başkasına ait malın çeşitli şekillerde zarara uğratılmasını cezalandıran, uygulamada sık karşılaşılan bir malvarlığı suçudur. Basit bir mala zarar vermeden, kamuya ait tesisler hakkında ya da yakma ve patlayıcı kullanma gibi tehlikeli yollarla işlenen nitelikli hallere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu suç, koşullara göre dört aydan başlayan ve nitelikli hallerde belirgin biçimde artan cezaları gerektirebilir.

Bu suçla ilgili süreçte; fiilin temel hal mi yoksa nitelikli hal mi olduğu, şikâyet süresi ve etkin pişmanlık imkânı belirleyici öneme sahiptir. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir