İçindekiler
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Türk Ceza Kanunu’nun 170. maddesinde düzenlenen ve toplumun geniş bir kesiminin can ve mal güvenliğini koruyan bir suç tipidir. Yangın çıkarmak, bina çökmesine ya da sel-taşkına neden olmak, meskûn mahalde silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak gibi davranışlar; henüz somut bir zarar doğmamış olsa bile, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından ciddi bir tehlike yarattığı için bağımsız bir suç olarak cezalandırılır. Bu yazıda TCK 170’in unsurlarını, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la getirilen yenilikleri, cezasını ve yargılama usulünü sade bir dille ele alıyoruz.
Bu yazı, Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) başlıklı genel rehberimizin bir parçasıdır. Bölümdeki diğer suç tiplerine de bu rehber üzerinden ulaşabilirsiniz.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Nedir?
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” kısmında yer alan “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” bölümünün ilk maddesidir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, belirli bir kişiye yönelmeyen; ancak yangın, patlama, bina çökmesi gibi geniş etkili olaylar aracılığıyla toplumun tümünü veya belirsiz sayıda kişiyi tehdit edebilecek davranışları yaptırım altına almıştır. Burada korunan menfaat tek bir mağdurun değil, “genel güvenlik” adı verilen kolektif bir değerdir.
Maddenin birinci fıkrasına göre; kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda yangın çıkaran, bina çökmesine/toprak kaymasına/çığ düşmesine/sel veya taşkına neden olan veya silahla ateş eden ya da patlayıcı madde kullanan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun en önemli özelliği, cezalandırma için gerçek bir zararın (ölüm, yaralanma, malın yok olması) doğmasının şart olmamasıdır; kanunun aradığı tehlikenin somut olarak ortaya çıkması yeterlidir.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçu ile Korunan Hukuki Değer ve Somut Tehlike Suçu Kavramı
TCK 170 ile korunan hukuki değer, kamunun güvenliği ve barışıdır. Bir başka deyişle bu suç, bireysel bir mağduru değil, toplumu oluşturan belirsiz sayıda kişinin ortak güvenlik menfaatini korur. İşte bu nedenle, silahla ateş edildiğinde isabet alan biri olmasa dahi suç oluşabilir; çünkü fiil, o çevrede bulunan herkes için nesnel bir tehlike doğurmuştur.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, öğretide bir somut tehlike suçu olarak nitelendirilir. Somut tehlike suçlarında, failin davranışının gerçekten bir tehlike meydana getirip getirmediği her olayda ayrıca araştırılır ve mahkemenin bu tehlikenin varlığını somut olarak tespit etmesi gerekir. Bu yönüyle somut tehlike suçları, tehlikenin varlığının kanun tarafından baştan kabul edildiği ve ayrıca ispatının gerekmediği soyut tehlike suçlarından ayrılır. TCK 170 bakımından hâkim; ateşin edildiği yerin niteliğini, çevrede insan bulunup bulunmadığını, kullanılan aracın etkisini değerlendirerek somut bir tehlikenin doğup doğmadığını belirler.
Bu ayrım pratikte büyük önem taşır: Örneğin ıssız bir arazide, çevrede hiç kimse ve hiçbir yapı yokken havaya ateş edilmesi, somut bir tehlike doğurmadığı gerekçesiyle bu suçun unsurlarını oluşturmayabilir. Buna karşılık kalabalık bir sokakta ya da meskûn mahalde ateş edilmesi, tipik olarak somut tehlike koşulunu karşılar.
Genel tehlike yaratan suçların bir bölümünde kanun koyucu, tehlikenin ayrıca ispatını aramaz ve belirli davranışları baştan tehlikeli sayar; bunlara soyut tehlike suçları denir. TCK 170 ise bu yönden farklıdır: Burada mahkeme, fiilin gerçekten kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike doğurup doğurmadığını, hatta korku, kaygı veya panik yaratabilecek bir tarzda işlenip işlenmediğini somut olarak değerlendirmek zorundadır. Bu değerlendirme; olayın yeri, zamanı, çevredeki insan yoğunluğu, kullanılan araç ve fiilin işleniş biçimi gibi ölçütlere dayanır. Dolayısıyla aynı hareket, işlendiği koşullara göre suç oluşturabilir ya da oluşturmayabilir. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması gibi genel tehlike yaratan suçlarda erken ve doğru hukuki değerlendirme, sürecin seyri açısından belirleyici olabilir. Bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul’da ceza avukatı ile dosyanızı değerlendirmeniz faydalı olacaktır.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçunun Maddi Unsurları
Fail
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun faili herkes olabilir. Kanun, failin belirli bir sıfat (kamu görevlisi, meslek sahibi vb.) taşımasını aramadığından bu suç, özgü suç değil, herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Suça birden fazla kişinin katılması mümkündür ve bu durumda iştirak kurallarına başvurulur.
Mağdur
Suçun mağduru, genel güvenliğin bozulmasından etkilenen toplumdur. Fiilin doğurduğu tehlike belirli bir kişiye değil, belirsiz sayıda insana yöneldiği için mağdur, o çevrede bulunan ya da bulunabilecek herkestir. Belirli bir kişiye zarar verilmiş olması halinde ise, aşağıda “içtima” başlığında açıklanacağı üzere, ayrıca kasten yaralama veya öldürme gibi suçlar da gündeme gelebilir.
Suçun Konusu ve Fiil
Suçun konusu, tehlikeye maruz kalan kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığıdır. Fiil ise seçimlik hareketli olarak düzenlenmiştir; yani kanunda sayılan davranışlardan herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Bu hareketleri aşağıda ayrıntılı olarak inceliyoruz.
Seçimlik Hareketler (TCK 170/1)
Maddenin birinci fıkrası, suçun maddi hareketlerini üç grup halinde saymıştır. Bunlardan herhangi birinin, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleştirilmesi gerekir:
- Yangın çıkarmak: Kontrol edilmesi güç, yayılma niteliği taşıyan bir ateşin bilinçli olarak başlatılmasıdır. Ormanı, tarlayı, binayı veya çevredeki eşyayı tutuşturmak gibi davranışlar bu kapsamdadır. Ateşin yayılarak genel bir tehlike doğurma potansiyeli önemlidir.
- Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak: Doğal ya da yapay bir kütlenin harekete geçirilmesiyle geniş çaplı tehlike yaratılmasıdır. Örneğin bir istinat duvarının veya binanın taşıyıcı unsurlarına müdahale ederek çökmeye yol açmak bu bende girer.
- Silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak: Ateşli silahla mermi atmak ya da dinamit, el yapımı düzenek gibi patlayıcıları infilak ettirmek bu kapsamdadır. Uygulamada en sık karşılaşılan hal, düğün, kutlama veya husumet sebebiyle meskûn mahalde havaya ya da rastgele ateş açılmasıdır.
Bu üç hareketin ortak paydası, hepsinin toplu ve yayılma niteliği taşıyan bir tehlike doğurma kapasitesine sahip olmasıdır. Fıkrada öngörülen ceza, bir yıldan beş yıla kadar hapistir.
Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silah (2025 Değişikliği)
24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle TCK 170’e önemli eklemeler yapılmıştır. Birinci fıkraya eklenen cümleyle; suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla ateş etmek suretiyle işlenmesi halinde, failin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Bu düzenleme, ana fıkradaki bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasına göre daha hafif bir ceza rejimi getirmektedir.
Değişikliğin gerisindeki mantık, ses ve gaz fişeği atabilen silahların (kuru sıkı olarak da bilinen tabancaların) mermi atan ateşli silahlara kıyasla nispeten daha düşük bir zarar potansiyeli taşımasıdır. Bununla birlikte kanun koyucu, bu tür silahlarla ateş etmenin de çevrede korku, kaygı ve panik yaratabildiğini gözeterek fiili cezasız bırakmamış; ancak cezayı ölçülülük ilkesi gereği daha alt bir seviyede belirlemiştir. Bu, uygulamada özellikle kutlama amacıyla kuru sıkı silah kullanan kişiler yönünden doğrudan sonuç doğuran bir yeniliktir.
Toplu Bulunulan Yerlerde İşlenmesi (TCK 170/2)
Yine 7571 sayılı Kanun’la maddeye eklenen ikinci fıkra, bir nitelikli hal öngörmüştür. Buna göre birinci fıkradaki suçun kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Düğün salonu, meydan, pazar yeri, stadyum, konser alanı, kalabalık bir cadde gibi çok sayıda insanın bir arada bulunduğu mekânlar bu kapsamda değerlendirilir.
Bu artırım nedeninin dayanağı açıktır: Kalabalık ortamlarda ateş etme, yangın çıkarma veya patlayıcı kullanma, çok daha fazla kişiyi aynı anda tehlikeye attığından toplumsal güvenlik açısından daha ağır bir haksızlık oluşturur. Uygulamada mahkeme, önce temel cezayı belirler, ardından somut olayda “toplu bulunulan yer” koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirerek cezayı yarı oranında artırır.
Tehlikeye Neden Olma Hali (TCK 170/3)
Maddenin üçüncü fıkrası, birinci fıkraya göre daha hafif bir hal düzenler. Bu fıkraya göre; yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki temel fark, hareketin doğurduğu neticenin ağırlığındadır. Birinci fıkrada fail, doğrudan yangın çıkarmakta ya da bina çökmesine neden olmakta; yani netice fiilen gerçekleşmektedir. Üçüncü fıkrada ise henüz bu olaylar meydana gelmemiş, ancak bunların gerçekleşmesi bakımından somut bir tehlike yaratılmıştır. Örneğin bir binanın taşıyıcı kolonuna zarar vererek çökme tehlikesi doğurmak ancak bina henüz çökmemişse, fiil üçüncü fıkra kapsamında değerlendirilebilir. Üçüncü fıkrada cezanın adli para cezasına çevrilebilme imkânı da bulunması, bu halin daha hafif kabul edildiğini gösterir.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta, üçüncü fıkranın silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma hareketlerini kapsamamasıdır; bu fıkra yalnızca yangın ve doğa olaylarına ilişkin tehlike hallerini düzenler.
Manevi Unsur: Kast
TCK 170’te düzenlenen suç, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, kanunda sayılan hareketleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi ve bu hareketin genel güvenlik bakımından tehlike doğurabileceğini bilmesi gerekir. Burada hem doğrudan kast hem de olası kast söz konusu olabilir. Örneğin fail, kalabalık bir ortamda ateş ederken birilerinin tehlikeye gireceğini öngörüp bu neticeyi göze almışsa olası kastla hareket etmiş sayılır.
Fiilin taksirle, yani dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu istemeden gerçekleştirilmesi halinde ise TCK 170 değil, ayrı bir suç tipi olan genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (TCK 171) gündeme gelir. Kast ile taksir arasındaki bu ayrım, ceza rejimi bakımından belirleyicidir; ayrıntı için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.
Hukuka Aykırılık ve Hukuka Uygunluk Nedenleri
Suçun oluşması için fiilin hukuka aykırı olması gerekir. İstisnai durumlarda, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı fiili suç olmaktan çıkarabilir. Örneğin görevi gereği silah kullanma yetkisi bulunan bir kolluk görevlisinin, kanunun öngördüğü sınırlar içinde ve zorunlu hallerde silah kullanması, kanun hükmünün yerine getirilmesi kapsamında hukuka uygun olabilir. Aynı şekilde, meşru savunma koşulları altında gerçekleştirilen bazı davranışlar da hukuka uygunluk nedeni oluşturabilir.
Ancak bu nedenlerin sınırının aşılması halinde ceza sorumluluğu yeniden doğar. Hukuka uygunluk nedenleri ve sınırlarının aşılmasıyla ilgili genel kurallar için hukuka uygunluk nedenleri ve meşru savunma ve zorunluluk hali konularına bakılabilir.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, icra hareketleri bölünebilen bir suç olduğundan teşebbüse elverişlidir. Fail, suçu işlemek için elverişli hareketlerle icraya başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle tehlikeyi doğuramamışsa, teşebbüs hükümleri uygulanarak cezada indirim yapılır. Örneğin yangın çıkarmak amacıyla ateşleyici madde döküp tutuşturmaya çalışan, ancak müdahaleyle engellenen kişinin durumu teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir. Teşebbüsün genel kuralları için suça teşebbüs konusuna bakabilirsiniz.
İştirak
Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir. Fiili birlikte gerçekleştirenler müşterek fail; azmettiren veya yardım eden kişiler ise iştirakin ilgili kurallarına göre sorumlu tutulur. Katılma biçimleri hakkında ayrıntılı bilgi için suça iştirak (şeriklik) yazımızı inceleyebilirsiniz.
İçtima
Genel güvenliği tehlikeye sokan fiil sonucunda ayrıca bir kişinin yaralanması veya ölmesi halinde, gerçek içtima kuralları gereği fail hem TCK 170’ten hem de gerçekleşen sonuca göre kasten/taksirle yaralama ya da öldürme suçundan ayrı ayrı sorumlu tutulabilir. Örneğin havaya ateş edilirken serseri kurşunla bir kişinin ölmesi durumunda, olayın koşullarına göre hem genel güvenliği tehlikeye sokma hem de öldürme suçu birlikte değerlendirilir. Aynı olayda birden fazla mağdur bulunması ihtimali de içtima kurallarının uygulanmasını gerektirebilir. Bu konuda suçların içtimaı yazımız yol göstericidir.
TCK 170 ile TCK 171 (Taksirli Hal) Farkı
Genel güvenliği tehlikeye sokma fiili hem kasten hem de taksirle işlenebilir. Kasten işlenen hal TCK 170’te, taksirle işlenen hal ise TCK 171’de düzenlenmiştir. İki suç arasındaki temel farkları aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.
| Ölçüt | TCK 170 (Kasten) | TCK 171 (Taksirle) |
|---|---|---|
| Manevi unsur | Kast (bilerek ve isteyerek) | Taksir (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık) |
| Kapsanan hareketler | Yangın, doğa olayları, silahla ateş, patlayıcı | Yalnızca yangın ve doğa olayları (silah/patlayıcı yok) |
| Temel ceza | 1 yıldan 5 yıla kadar hapis (170/1) | 3 aydan 1 yıla kadar hapis |
| Tehlike koşulu | Somut tehlike aranır | Fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı için tehlikeli olması aranır |
Görüldüğü üzere taksirli halin ceza rejimi çok daha hafiftir ve silahla ateş etme ile patlayıcı madde kullanma taksirli halde kapsam dışıdır. Taksir kavramının unsurları ve bilinçli taksir ayrımı için kast ve taksir yazımıza göz atabilirsiniz.
TCK 170’in Benzer Suçlardan Farkı
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, uygulamada başka suç tipleriyle karıştırılabildiği için sınırlarının doğru çizilmesi önemlidir. Bu ayrımların doğru yapılması, hem isnat edilen suçun niteliği hem de öngörülen ceza bakımından belirleyicidir.
Mala zarar verme suçundan farkı: Fail, belirli bir kişinin malına zarar verme kastıyla hareket ediyorsa mala zarar verme suçu; toplumun genel güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde davranıyorsa genel güvenliği tehlikeye sokma suçu söz konusu olur. Örneğin bir kişinin yalnızca komşusunun aracını yakmak amacıyla değil, apartmanın tümünü tehlikeye atacak biçimde yangın çıkarması, genel tehlike boyutuna ulaştığında TCK 170 kapsamına girer.
Tehdit suçundan farkı: Silahla ateş etme kimi zaman belirli bir kişiyi korkutmaya yönelik olabilir. Ancak fiil, yalnızca hedef alınan kişiyi değil, çevredeki belirsiz sayıda insanı da tehlikeye atıyorsa, olayın koşullarına göre tehdit suçunun yanı sıra genel güvenliği tehlikeye sokma suçu da gündeme gelebilir. Burada belirleyici olan, fiilin bireysel bir korkutmanın ötesine geçip geçmediğidir.
Kasten öldürme veya yaralamadan farkı: TCK 170 bir tehlike suçudur; belirli bir kişiye ölüm veya yaralama sonucunu doğurma kastı yoksa ve fiil yalnızca genel bir tehlike yaratıyorsa bu madde uygulanır. Buna karşılık fail, belirli bir kişiyi öldürmek veya yaralamak kastıyla hareket etmişse doğrudan kasten öldürme/yaralama hükümleri devreye girer. Bir olayda hem genel tehlike yaratılmış hem de belirli bir kişiye zarar verilmişse, daha önce değindiğimiz gibi gerçek içtima kuralları uygulanır.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçunda Yaptırım, Soruşturma ve Kovuşturma
Suçun temel şeklinde öngörülen ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenmesi halinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapis; toplu bulunulan yerlerde işlenmesi halinde ise temel ceza yarı oranında artırılır. Üçüncü fıkradaki tehlikeye neden olma halinde ceza üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Adli para cezasının niteliği ve hesaplanışı hakkında adli para cezası yazımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, şikâyete bağlı suçlardan değildir; savcılık, suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma başlatır. Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi tek başına davayı düşürmez. Suç, uzlaştırma kapsamında da değildir. Yargılamayı yapmakla görevli mahkeme, kural olarak asliye ceza mahkemesidir.
Somut olayın özelliğine, verilecek cezanın miktarına ve failin kişisel durumuna göre bazı ceza hukuku kurumları gündeme gelebilir. Örneğin hükmedilen hapis cezasının iki yıl veya altında olması ve kanuni koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi mümkün olabilir. Üçüncü fıkradaki hafif hal gibi durumlarda hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi de söz konusu olabilir. Bunların uygulanıp uygulanmayacağı, cezanın süresine, failin sabıka durumuna ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
Dava zamanaşımı yönünden ise suç, öngörülen ceza üst sınırı dikkate alınarak genel hükümlere tabidir. Zamanaşımı süreleri ve kesilme-durma halleri hakkında ayrıntılı bilgi için dava zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz. Suçun kanuni tanımı ve güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz.
Belirtmek gerekir ki her somut olay, kendine özgü delil durumu ve koşullarıyla değerlendirilir. Bu nedenle bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıya kalmanız halinde, genel bilgi niteliğindeki bu yazıya dayanarak hareket etmek yerine, dosyanızı bir ceza avukatıyla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.
Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları ve Analizleri
Silahla Ateş Etme Eyleminde Fikri İçtima Kuralları, Suç Vasfında Yanılgı ve Mala Zarar Verme Suçunun Bağımsızlığı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas: 2015/23597 – Karar: 2019/19429, Tarih: 11.12.2019
Kararın Özeti
İlk derece mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) tarafından tehdit, mala zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından yürütülen yargılamada, iki sanık hakkında beraat kararı verilirken, sanıklardan biri hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Kararın katılan vekili ve mahkûm olan sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi dosyayı incelemiştir. İki sanık hakkındaki beraat kararlarını onayan Daire, mahkûm olan sanık hakkındaki hükümde iki temel hukuki hata tespit etmiştir. Sanığın husumetlisi olduğu müştekinin evine ve aracına tüfekle ateş etmesi eyleminin suç vasfı yönünden silahla tehdit suçunu oluşturduğu ve fikri içtima gereği bu suçtan cezalandırılması gerektiği, ayrıca mala zarar verme suçundan da bağımsız bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay’ın bozma gerekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun “Fikri İçtima” başlıklı 44. maddesinin doğru uygulanması ve suçların hukuki nitelendirmesindeki normlar yarışı ilkelerine dayanmaktadır. Mahkûm olan sanık, aralarındaki husumet nedeniyle müştekinin evini ve aracını hedef alarak tüfekle ateş etmiştir. Bu tek bir fiil, hem kişilerin huzur ve güvenliğini hedef alması yönünden “silahla tehdit” suçunu hem de korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olması yönünden “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçunu (TCK m. 170/1-c) aynı anda ihlal etmektedir. TCK m. 44 uyarınca, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren fail, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Silahla tehdit suçu, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna göre daha ağır bir yaptırım öngördüğünden, sanığın silahla tehdit suçundan cezalandırılması gerekirken alt sınırdaki suçtan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. İkinci bozma gerekçesinde ise, ateş etme eylemi neticesinde evin duvarlarına ve araca fiziki olarak zarar verildiği saptanmıştır. Mala zarar verme suçu, tehdit veya genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarının doğal bir unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olmadığından, bu eylemden dolayı açılan davada fikri içtima kapsamına alınarak eritilemez. Mahkemenin, mala zarar verme suçu yönünden TCK’nın etkin pişmanlık hükümleri de dahil olmak üzere tüm yasal parametreleri değerlendirerek ayrı ve bağımsız bir hüküm kurması zorunludur.
“Sanığın müşteki ile aralarında husumet bulunmasından dolayı müştekinin evine ve aracına tüfekle ateş etmesi şeklindeki eyleminin, bir bütün halinde, silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, ancak TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken… Katılanın aracına ve evine doğru ateş etmesi nedeniyle evin duvarları ve aracına zarar verildiğinden dolayı mala zarar verme suçundan da dava açıldığı… ayrıca bu suçtan dolayı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza hukukunda “tek fiil-çoklu suç” denklemlerinin çözülmesinde ilk derece mahkemelerinin en sık yaptığı yanılgılardan birini düzeltmesi açısından son derece öğreticidir. Uygulamada, silahla meskûn mahalde ateş etme eylemleri sıklıkla sadece çevreye yönelik soyut bir tehlike gibi görülüp TCK m. 170 kapsamında cezalandırılabilmektedir. Ancak Yargıtay, eylemin arkasındaki “husumet” olgusuna ve mermilerin yöneldiği “ev ve araç” gibi doğrudan kişiyi hedef alan nesnelere dikkat çekerek, ortada soyut bir tehlikeden ziyade somut bir korkutma ve tehdit iradesi olduğunu tescil etmiştir. Kararın ceza tekniği açısından en başarılı yönü, hak kayıplarını önleyen ikili ayrımıdır: Kişinin manevi bütünlüğüne yönelik tehlike fikri içtima ile tek bir potada eritilip (ağır olan tehdit suçundan) cezalandırılırken; kişinin mülkiyet hakkına yönelik somut zararlar (duvarın delinmesi, aracın hasar görmesi) bu erimenin dışında tutulmuş ve bağımsız bir suç olarak kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, hem mağdurun mal varlığı haklarını korumakta hem de faile hak ettiği gerçek cezai yaptırımın eksiksiz uygulanmasını sağlamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Esas: 2015/23597 – Karar: 2019/19429, Tarih: 11.12.2019 Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, mala zarar verme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1-Sanıklar … ve … hakkında tehdit, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyizde,
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik, katılan … vekilinin, temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
a-Sanığın müşteki ile aralarında husumet bulunmasından dolayı müştekinin evine ve aracına tüfekle ateş etmesi şeklindeki eyleminin, bir bütün halinde, silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, ancak TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerekirken, suçun hukuki vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nın 170/1-c maddesindeki genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b-Sanık hakkında, katılanın aracına ve evine doğru ateş etmesi nedeniyle evin duvarları ve aracına zarar verildiğinden dolayı mala zarar verme suçundan da dava açıldığı, TCK’nın 106/3. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümleri de gözetilerek ayrıca bu suçtan dolayı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, fikri içtima hükümleri uygulanarak genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve katılan … vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Apartman Bodrumunda Malzeme Yakılması Eyleminde Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçunun Oluşacağı Hakkında
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas: 2014/13811 – Karar: 2015/24943, Tarih: 06.05.2015
Kararın Özeti
İlk derece mahkemesi (Asliye Ceza Mahkemesi) tarafından sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Gerekçeli karar başlığında suç adı “kasten yangın çıkarma” olarak yazılmış, bu durum taraflarca temyize konu edilmiştir. Dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesi, karar başlığındaki bu ibarenin mahallinde düzeltilebilir adli bir yazım hatası olduğunu saptamıştır. Sanığın apartmanın bodrum katında kendisine ait plastik malzemeleri yakması neticesinde binanın ortak alanındaki elektrik ve telefon tellerinin zarar görmesi, duvarların is olması şeklinde gelişen olayda; eylemin “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçunu oluşturduğuna yönelik yerel mahkeme kabulünü hukuka uygun bulan Daire, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazlarını reddederek hükmü oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay’ın onama gerekçesi, “mala zarar verme” suçunun yasal tanımı, seçimlik hareketlerinin niteliği ve toplu yaşam alanlarında gerçekleştirilen tehlikeli eylemlerin korunan hukuki yarar bakımından doğru vasıflandırılması ilkelerine dayanmaktadır. Daire öncelikle mala zarar verme suçunun; başkasının mülkiyetindeki taşınır/taşınmaz malın yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşabileceğini, teorik tanımlarıyla birlikte ortaya koymuştur. Olayda her ne kadar binanın ortak kullanım alanındaki teller zarar görmüş ve duvarlar islenmiş (kirletilmiş) olsa da, eylemin işleniş şekli ve mekânı hayati bir önem taşımaktadır. Sanık, çok katlı bir yaşam alanı olan apartmanın bodrum katında plastik malzemeleri ateşe vermiştir. Bu nitelikteki bir yangın çıkarma eylemi, sadece nesnelere zarar vermekle sınırlı kalmayıp, aynı binada yaşayan insanların hayatı, vücut bütünlüğü ve mal varlığı bakımından kontrol edilemez somut bir tehlike doğurur. Sanık beyanı, katılan ve tanık ifadeleri ile yangın tespit tutanaklarını bütüncül olarak değerlendiren Daire; sanığın kastının ve eyleminin toplumsal düzeni ve kişilerin güvenliğini sarsan “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçu kapsamında cezalandırılmasında bir isabetsizlik görmemiştir.
“Gerekçeli karar başlığında suçun genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması yerine kasten yangın çıkarma olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir… Sanığın, ikamet ettiği apartmanın bodrum katında kendisine ait plastik malzemeleri yaktığı sırada çıkan yangında binanın ortak kullanımında olan elektrik ve telefon tellerinin zarar gördüğü, duvarların dumandan etkilenerek is olduğu… sanığın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmenmiştir.”
Değerlendirme
Bu karar, mülkiyet hakkına yönelik saldırılar (mala zarar verme) ile kamu güvenliğine yönelik tehlikeli eylemler (genel güvenliğin tehlikeye sokulması) arasındaki sınır çizgisini, eylemin potansiyel yayılma gücü ve doğurduğu risk boyutu üzerinden belirleyen rasyonel bir içtihattır. Sanığın yaktığı malzemelerin kendisine ait olması ilk bakışta “kendi malına zarar verme suç oluşturmaz” mantığıyla cezasızlık izlenimi yaratabilecekken, eylemin gerçekleştirildiği yerin “apartman bodrumu” gibi ortak ve kapalı bir alan olması denklemi tamamen değiştirmektedir. Yargıtay, suçun sadece ortaya çıkan nihai maddi hasarla (telle, isle) ölçülemeyeceğini; apartman gibi toplu ikamet yerlerinde ateş yakılmasının doğrudan kamu güvenliğini riske atan kasti bir tehlike suçu oluşturduğunu isabetle saptamıştır. Ayrıca, karar başlığındaki ibare kaymasını “mahallinde düzeltilebilir hata” sayarak usul ekonomisini korumuş, esasa yönelik adil ve caydırıcı cezalandırma iradesini ön planda tutmuştur.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas: 2014/13811 – Karar: 2015/24943, Tarih: 06.05.2015 Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında suçun genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması yerine kasten yangın çıkarma olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın, ikamet ettiği apartmanın bodrum katında kendisine ait plastik malzemeleri yaktığı sırada çıkan yangında binanın ortak kullanımında olan elektrik ve telefon tellerinin zarar gördüğü, duvarların dumandan etkilenerek is olduğu, bu suretle sanığın yakarak mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık beyanı, katılan ve tanık ifadeleri, tutanaklar ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyetine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sıkça Sorulan Sorular
Havaya ateş etmek suç mudur?
Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturabilir. Meskûn mahalde veya kalabalık bir ortamda havaya ateş etmek tipik olarak bu kapsamdadır. Çevrede kimsenin bulunmadığı, somut bir tehlikenin doğmadığı durumlarda ise suçun unsurları oluşmayabilir.
Kuru sıkı (ses ve gaz fişeği atan) tabancayla ateş etmenin cezası nedir?
24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun değişikliğiyle, suçun ses ve gaz fişeği atabilen silahla işlenmesi halinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Bu, mermi atan ateşli silahla işlenen hale göre daha hafif bir ceza rejimidir.
Bu suç için gerçekten bir zararın doğması gerekir mi?
Hayır. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması bir somut tehlike suçudur; ölüm, yaralanma veya malın zarar görmesi gibi gerçek bir zararın doğması şart değildir. Fiilin somut bir tehlike yaratmış olması suçun oluşması için yeterlidir. Ayrıca bir zarar doğmuşsa, içtima kuralları gereği başka suçlar da gündeme gelebilir.
TCK 170 suçu şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Bu suç şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde re’sen soruşturma yürütür ve mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı tek başına sonlandırmaz. Suç, uzlaştırma kapsamında da yer almaz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95
