Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu (TCK-154)

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz Suçu

İçindekiler

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malın veya eklentilerinin işgal edilmesi, sınırlarının değiştirilmesi ya da hak sahibinin yararlanmasının engellenmesi hâlinde, Türk Ceza Kanunu‘nun 154. maddesi uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılan bir malvarlığı suçudur. Komşunun arazisinin bir kısmını çitle içine almaktan, ortak bir alanı izinsiz işgal etmeye kadar uzanan bu fiiller, özellikle taşınmaz uyuşmazlıklarının yoğun olduğu yerlerde sıkça karşımıza çıkar.

Bu yazıda; hakkı olmayan yere tecavüz suçunun tanımını, unsurlarını, farklı işleniş biçimlerini ve cezasını, “bir hakka dayanmaksızın” unsurunun önemini, paylı mülkiyette hissedarlar arası tecavüzü, benzer suçlarla farkını, ispat yöntemlerini, zamanaşımı ve şikâyet sürelerini, görevli mahkemeyi, Yargıtay kararları ışığında suçun oluşum şartlarını ve merak edilen diğer hususları güncel içtihatlarla birlikte ele alacağız.

Korunan Hukuki Değer

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunda korunan temel değer, taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkı ve zilyetliktir. TCK 154, taşınmaz malın hak sahibinin rızası ve hukuki dayanak olmaksızın işgal edilmesini, kullanımının engellenmesini veya sınırlarının bozulmasını cezalandırır. Ayrıca köye veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler ile suların korunması da bu madde kapsamına alınmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024/98 E., 2025/2288 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, madde ile “taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve zilyetliğin haksız saldırılara karşı korunması amaçlanmaktadır.”

Suçun Unsurları

Bir fiilin hakkı olmayan yere tecavüz suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.

Fail: Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır.

Mağdur: Suçun mağduru, tecavüze uğrayan taşınmazın maliki, zilyedi veya hak sahibidir. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler bakımından ise korunan menfaat toplumsal bir nitelik taşır.

Suçun Konusu: Suçun konusu, başkasına ait taşınmaz mal veya eklentileridir. Hırsızlık ve malvarlığına karşı suçlar kapsamındaki diğer bazı suçlardan farklı olarak, bu suç esas itibarıyla taşınmazlar üzerinde işlenir. Ayrıca köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler ile kamuya ya da özel kişilere ait sular da suçun konusu kapsamındadır. Elbirliği veya paylı mülkiyete konu taşınmazların da suçun konusunu oluşturabileceği, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/98 E., 2025/2288 K. sayılı kararında açıkça kabul edilmiştir.

Maddi Unsur (Hareket): Suçun maddi unsuru seçimlik hareketli biçimde düzenlenmiştir. Failin; başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etmesi, taşınmazın sınırlarını değiştirmesi veya bozması ya da hak sahibinin taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olması hareketlerinden herhangi birini gerçekleştirmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Manevi Unsur (Kast): Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, bir hakka dayanmaksızın ve başkasının taşınmazını malikmiş gibi kullanma bilinciyle hareket etmesi gerekir.

Yargıtay Kararları Işığında Suçun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur:

  1. Suça konu taşınmazın başkasına ait olması ve kamu (hazine) arazisi niteliğinde bulunmaması gerekir; 5841 sayılı Kanun değişikliği sonrası salt kamu arazisinin işgali TCK 154/1 kapsamında suç oluşturmaz.
  2. Failin taşınmaz üzerinde herhangi bir hakka (mülkiyet, kira, zilyetlik vb.) dayanmaksızın, kendisini malikmiş gibi göstererek hareket etmiş olması gerekir.
  3. Gerçekleştirilen fiilin, kanunda tek tek sayılan üç seçimlik hareketten (işgal, sınır değiştirme/bozma, yararlanmaya engel olma) en az birine birebir uyması gerekir; bu hareketlerin dışında kalan, taşınmazın kullanımını yalnızca dolaylı biçimde güçleştiren fiiller suçu oluşturmaz.
  4. Köy ortak malına veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerlere tecavüzde, taşınmazın mera/ortak mal vasfını suç tarihinde taşıyor olması gerekir; bu vasfın müdahaleden sonra kazanılmış olması geçmişteki eylemi suç hâline getirmez.
  5. Paylı veya elbirliği mülkiyete konu taşınmazlarda, hissedarlar arasında rızai veya fiili bir taksim anlaşması bulunup bulunmadığının; taksim varsa şikâyetçiye bırakılan kısma tecavüz edilip edilmediğinin araştırılması gerekir.
  6. Hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına engel olma seçimlik hareketi yalnızca fiziksel/doğrudan müdahaleyle değil, üçüncü kişileri tehdit veya caydırma yoluyla dolaylı olarak da gerçekleştirilebilir.
  7. Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun’a muhalefetin ayrıca oluşabilmesi için, aynı konuya ilişkin, usulüne uygun verilmiş ve infaz edilmiş iki ayrı idari men kararının bulunması şarttır.

Suçun Şekilleri ve Cezası

Taşınmaz Malın İşgali, Sınırların Değiştirilmesi veya Yararlanmaya Engel Olma

Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan ya da hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilir. Maddenin bu ilk fıkrası, 5841 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 25.02.2009 tarihinde değiştirilmiş ve fıkra kapsamından kamuya ait taşınmaz mal ve eklentileri çıkarılmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/28331 E., 2013/13492 K. sayılı 14.05.2013 tarihli kararında, bu değişiklik sonrasında kamu arazisi üzerinde gerçekleştirilen işgalin artık hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir; kararda ayrıca lehe kanun uygulaması gereği (TCK m.7), fiil işlendiği sırada suç sayılsa bile sonradan suç olmaktan çıkarılmışsa failin beraat edeceği ve süregelen (temadi eden) işgallerde suç tarihinin son müdahalenin yapıldığı tarih olduğu vurgulanmıştır.

İşgal Edilen YerTCK m.154/1 Bakımından Sonuç
Başkasına ait özel taşınmaz / eklentisiSuç oluşabilir
Kamu (hazine) arazisi5841 sayılı Kanun sonrası suç oluşmaz

Köye veya Ortak Yararlanmaya Terk Edilmiş Yerlerin Zaptı

Köy tüzel kişiliğine ait olduğu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğu bilinerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kişi hakkında da birinci fıkradaki cezalar uygulanır. Bu fıkra bakımından belirleyici olan husus, taşınmazın hukuki niteliğinin hangi tarihte tespit edileceğidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15449 E., 2023/9433 K. sayılı 30.11.2023 tarihli kararında, sanığın müdahale ettiği taşınmazın suç tarihinde yalnızca Hazineye kayıtlı kamu arazisi olduğunu, mera vasfını ancak müdahaleden yıllar sonra İl Mera Komisyonu kararıyla kazandığını tespit ederek, sonradan kazanılan mera vasfının geçmişe etkili olmayacağı ve suç tarihinde köy ortak malı niteliği bulunmayan bir taşınmaza yönelik eylemin bu fıkra kapsamında suç oluşturmayacağı sonucuna varmıştır.

Taşınmazın Suç Tarihindeki NiteliğiSonuç
Mera / köy ortak malı (harman, yol, sulak vb.)Suçun konusu olabilir
Hazineye ait kamu arazisi (henüz mera/köy ortak malı değil)Bu fıkranın unsuru oluşmaz

Suların Mecrasını Değiştirme

Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kişi hakkında da yine aynı ceza uygulanır. Ancak bu fıkra da dahil olmak üzere TCK 154, seçimlik hareketleri sınırlı biçimde saydığından, suyun kullanımını engelleyen her fiil bu kapsamda değerlendirilmez.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2013/10950 E., 2013/28200 K. sayılı 27.11.2013 tarihli kararında, sanığın su pompasının fişini çekerek katılana ait taşınmazın sulanmasını engellemesi olayında, bu eylemin kanunda sayılan işgal, sınır değiştirme/bozma veya yararlanmaya engel olma hareketlerinden hiçbirine uymadığını belirleyerek mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve suçun unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir. Bu karar, TCK 154’ün bağlı (seçimlik) hareketli bir suç olduğunu ve yalnızca kanunda açıkça sayılan tipik hareketlerle işlenebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Seçimlik HareketAçıklama
İşgalTaşınmazı tamamen veya kısmen fiilen ele geçirip kullanma
Sınır değiştirme / bozmaTaşınmazın sınırlarını kaydırma, sınır işaretlerini bozma
Yararlanmaya engel olmaİşgal veya sınır değiştirme yoluyla hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasını engelleme

“Bir Hakka Dayanmaksızın” Unsurunun Önemi

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun en kritik unsurlarından biri, fiilin bir hakka dayanmaksızın işlenmesidir. Eğer kişi, taşınmaz üzerinde gerçek bir hakka (örneğin mülkiyet, kira veya başka bir hukuki dayanağa) sahipse, bu suç oluşmaz. Örneğin bir taşınmazı gerçekten kiralayan kişinin orada bulunması suç değildir. Uygulamada bu nokta sıklıkla tartışma konusu olur; çünkü taraflar arasında çoğu zaman taşınmazın gerçek hak sahibinin kim olduğu ihtilaflıdır. Bu nedenle suçun varlığı, çoğu kez taşınmaza ilişkin hukuki durumun (tapu kaydı, zilyetlik, sınırlar vb.) ayrıntılı incelenmesini gerektirir.

Uygulamada, taşınmazın maliki olan kişinin dahi, kira ilişkisi devam ederken kiracının rızası dışında taşınmaza müdahale etmesi hâlinde bu suçtan sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir; zira mülkiyet hakkı tek başına, kira sözleşmesi sona ermeden kiracının taşınmazdan yararlanmasını engelleme hakkı vermez.

Yararlanmaya Engel Olma: Üçüncü Kişileri Caydırma Yoluyla Dolaylı Engelleme

Hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına engel olma seçimlik hareketi, yalnızca taşınmaza doğrudan fiziksel müdahaleyle değil, üçüncü kişileri caydırma yoluyla dolaylı biçimde de gerçekleştirilebilir. Bu önemli ilke, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/210 E., 2020/190 K. sayılı kararında ortaya konulmuştur. Olayda, kardeşler arasında miras kalan bir evin alt katına sahip olan katılan, evi kiralamak veya satmak istemiş; üst katta oturan sanık ise eve talip olan kişileri “evin girişini tuğla ile ikiye ayıracağı” ve benzeri sözlerle tedirgin ederek vazgeçirmiştir.

Yerel mahkeme, bu davranışın kanunda sayılan seçimlik hareketlerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle direnerek sanığın beraatine karar vermiş; ancak Ceza Genel Kurulu, sanığın evi kiralamak veya satın almak isteyen kişileri sözlü olarak caydırmasının, katılanın taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olma niteliği taşıdığını kabul ederek direnme hükmünü oy çokluğuyla bozmuştur.

Karara göre, hak sahibinin taşınmazından yararlanmasına engel olan her fiil ile bu suç işlenebilir; failin mağdura karşı cebir veya tehdit kullanmasına da gerek yoktur, taşınmazın etrafını tellerle çevirmek, kapı kilidini değiştirmek veya yolu geçilmez hâle getirmek gibi dolaylı engelleme yöntemleri de suçun oluşumu için yeterli olabilir.

Paylı ve Elbirliği Mülkiyette Hissedarlar Arası Tecavüz

Taşınmazın paylı (müşterek) veya elbirliği (iştirak hâlinde) mülkiyete konu olduğu durumlarda, hissedarlardan birinin diğerlerinin rızası dışında taşınmazın tamamı veya bir kısmı üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunması da hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturabilir; çünkü paylı mülkiyette hiçbir ortağın eşyanın tamamı üzerinde tek başına tasarruf yetkisi yoktur. Ancak Yargıtay, bu tür dosyalarda tarafların geçmişten beri sözlü ya da fiilen uyguladıkları bir taksim anlaşması olup olmadığının mutlaka araştırılmasını aramaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/98 E., 2025/2288 K. sayılı 20.03.2025 tarihli kararında, paylı mülkiyete konu bir tarlada hissedarlar arasında sözlü rızai taksim anlaşması bulunduğu iddiası üzerine, keşif yapılarak fiili taksimin varlığının ve tecavüzün gerçekten şikâyetçiye bırakılan kısımda olup olmadığının araştırılması gerektiğine, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi yerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Kararda ayrıca, hissedarlardan birine mahkeme kararıyla vasi tayin edilen kişinin, vasisi olduğu hissedar adına şikâyet hakkını kullanabileceği de kabul edilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/23731 E., 2025/4326 K. sayılı 28.05.2025 tarihli kararında da, elbirliği mülkiyetli bir taşınmazın bir kısmının komşu parsel sahibi tarafından kendi parseline dahil edilip kullanıldığı, bilirkişi raporuyla tecavüz edilen alanın tespit edildiği bir olayda; öncelikle taşınmazda hukuki veya fiili bir taksim yapılıp yapılmadığının araştırılması, taksim varsa tecavüz edilen kısmın kimin kullanımına bırakıldığının belirlenmesi gerektiği, bu inceleme yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Hakkı Olmayan Yere Tecavüz ile Hukuk Davalarının İlişkisi

Taşınmaza yapılan haksız müdahaleler, çoğu zaman aynı anda hem cezai hem de hukuki sürece konu olabilir. Cezai süreçte hakkı olmayan yere tecavüz suçundan soruşturma yürütülürken; hukuk mahkemelerinde, müdahalenin durdurulmasına yönelik davalar (men-i müdahale/el atmanın önlenmesi) ya da gerekiyorsa tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Taşınmazı haksız olarak kullanan kişiden, bu kullanım süresince elde edilen haksız yarara karşılık ecrimisil talep edilmesi de mümkündür. Ancak ecrimisil ödenmesi veya tahsil edilmesi, işgalcinin taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğu anlamına gelmez; ecrimisil ödemek işgali hukuka uygun hâle getirmediği gibi, cezai sorumluluğu da ortadan kaldırmaz ve tahliye yükümlülüğünü sona erdirmez. Bu iki süreç (ceza ve hukuk) birbirinden bağımsız olarak yürüyebilir; taşınmazınıza yapılan bir müdahale hâlinde, hem ceza hem de hukuk yollarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

3091 Sayılı Kanun ile İlişkisi

Hakkı olmayan yere tecavüz suçuyla yakından bağlantılı bir diğer düzenleme, Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında 3091 sayılı Kanun’dur. Bu kanun, taşınmaz mal zilyetliğine yapılan tecavüz veya müdahalelerin idari yoldan (valilik/kaymakamlık eliyle) önlenmesini düzenler ve TCK 154’ten bağımsız, ayrı bir suç tipi (3091 sayılı Kanuna muhalefet) öngörür.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/16963 E., 2023/7955 K. sayılı 25.10.2023 tarihli kararında, hazine mülkiyetindeki tescil harici bir alana ekim yapılması olayında, 5841 sayılı Kanun değişikliği sonrası eylemin TCK 154 bakımından suç oluşturmadığını tekrarlamış; ayrıca 3091 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun oluşabilmesi için, aynı konuya ilişkin olarak usulüne uygun verilmiş ve infaz edilmiş iki ayrı idari men kararının bulunması gerektiğine hükmetmiştir.

Somut olayda sanık hakkında iki ayrı men kararı verilmiş olsa da, bu kararların farklı iki konuya (biri ekip biçmeye, diğeri ağaç kesimine) ilişkin olduğu tespit edilmiş; aynı konuya ilişkin olmayan iki farklı men kararının bu şartı sağlamayacağı gerekçesiyle 3091 sayılı Kanun bakımından da suçun oluşmadığına karar verilmiştir. Bu karar, idari men kararlarının usulüne uygun biçimde, aynı somut müdahaleye ilişkin olarak tekrarlanmasının önemini ortaya koymaktadır.

Benzer Suçlarla Karşılaştırma

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, malvarlığına veya konut dokunulmazlığına ilişkin diğer bazı suç tipleriyle sıklıkla karıştırılır. Aradaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir:

Suç TipiKonusuAyırt Edici Unsur
Hakkı olmayan yere tecavüz (TCK 154)Taşınmaz mal veya eklentileriFailin malikmiş gibi işgal etmesi, sınır değiştirmesi veya yararlanmayı engellemesi
Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116)Konut, işyeri veya eklentileriRıza dışında konuta girme veya çıkmama; mülkiyet iddiası aranmaz
Hırsızlık (TCK 141)Taşınır malMalın zilyedinin rızası olmadan bulunduğu yerden alınması
Mala zarar verme (TCK 151)Taşınır veya taşınmaz malMalın yıkılması, tahrip edilmesi, bozulması veya kullanılamaz hâle getirilmesi

Uygulamada özellikle kiracı-kiraya veren ilişkilerinde konut dokunulmazlığının ihlali ile hakkı olmayan yere tecavüz suçu karışabilmektedir; taşınmazın maliki olan kiraya verenin, kira sözleşmesi devam ederken kiracının rızası dışında kilidi değiştirerek konuta girmesi, mülkiyet hakkına rağmen kiracının yararlanmasını hukuka aykırı biçimde engellediğinden TCK 154 kapsamında değerlendirilebilmektedir.

İspat ve Deliller

Hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, iddianın ispatı büyük ölçüde teknik ve belgesel delillere dayanır. Uygulamada en sık başvurulan deliller arasında tapu kayıtları, kadastro ve aplikasyon tutanakları, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri, olay yeri görgü ve tespit tutanakları, tanık beyanları ile fotoğraf ve teknik ölçüm kayıtları yer alır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/98 E., 2025/2288 K. sayılı kararında da görüldüğü üzere, paylı mülkiyete konu taşınmazlarda mahallinde teknik bilirkişiler ve yöreyi iyi bilen tarafsız tanıklar marifetiyle keşif yapılması, fiili taksimin ve tecavüz edilen alanın somut olarak tespiti bakımından belirleyici öneme sahiptir. Bu tür bir suçtan hakkınızda ceza süreci yürütülüyorsa mal varlığına karşı suçlarda uzman bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun, özel kişilere ait taşınmazlara yönelik temel hâli (TCK 154/1) şikâyete bağlıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için suçtan zarar görenin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler ile suların mecrasının değiştirilmesi gibi kamusal nitelik taşıyan hâllerde (TCK 154/2-3) ise, korunan menfaatin niteliği nedeniyle soruşturma şikâyet aranmaksızın re’sen yürütülür. Uzlaştırma bakımından, suçun yalnızca şikâyete bağlı olan birinci fıkra hâli uzlaştırma kapsamında değerlendirilebilir; ikinci ve üçüncü fıkra hâlleri için uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Uzlaştırmanın sağlanması hâlinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.

Zamanaşımı

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu bakımından özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, TCK’nın 66. maddesindeki genel hükümler uygulanır. Buna göre bu suç için olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır; bu süre içinde soruşturma veya kovuşturma başlatılmaz ya da tamamlanamazsa kamu davası düşer. Süregelen (temadi eden) nitelikteki işgal ve tecavüz eylemlerinde zamanaşımı, eylemin başladığı değil, işgalin fiilen sona erdiği veya son müdahalenin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar; nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yukarıda aktarılan kararında da suç tarihi olarak son bakım-müdahale tarihi esas alınmıştır. Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra cezanın infazı bakımından ise TCK’da düzenlenen genel ceza zamanaşımı süreleri geçerlidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Akrabalar Arası Tecavüz: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi hâlinde, malvarlığına karşı suçlara ilişkin şahsi cezasızlık sebebi gündeme gelebilir. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Daha uzak akrabalarda ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/210 E., 2020/190 K. sayılı kararına konu olayda da taraflar kardeş olmasına rağmen, sanığın eylemi aynı konutta birlikte yaşama şartını taşımadığından şahsi cezasızlık sebebi tartışılmamış, doğrudan suçun oluşup oluşmadığı incelenmiştir.

Zararın Giderilmesi

Malvarlığına karşı suçlarda öngörülen etkin pişmanlık düzenlemesi (TCK 168), açıkça sayılan suçlar bakımından uygulanır. Hakkı olmayan yere tecavüz suçu bu düzenlemede ayrıca sayılmadığından, etkin pişmanlık hükümlerinin doğrudan uygulanması öngörülmemiştir. Bununla birlikte, failin taşınmazı tahliye etmesi, sınırları eski hâline getirmesi ve zararı gidermesi, cezanın belirlenmesinde lehe bir unsur olarak değerlendirilebilir. Bu konudaki değerlendirme somut olaya göre yapılacağından, bir avukata danışmanız önemlidir.

Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs: Fail, taşınmazı işgal etmek veya sınırlarını değiştirmek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs hâlinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç: Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla kez tecavüz fiilini gerçekleştirmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür. Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır. Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan verilen 5 ay hapis cezası HAGB’ye konu edilmiş, denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi üzerine hüküm açıklanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Komşumun arazimin bir kısmını işgal etmesi hangi suçtur?

Bir hakka dayanmaksızın başkasının taşınmazını kısmen veya tamamen işgal etmek, TCK 154’te düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturabilir. Bu suç özel kişilere ait taşınmazlarda şikâyete bağlıdır ve altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

Bu suç için ceza davası mı yoksa hukuk davası mı açmalıyım?

İkisi birlikte gündeme gelebilir. Cezai süreç için altı ay içinde şikâyette bulunabilir, ayrıca müdahalenin durdurulması (men-i müdahale) veya ecrimisil talebiyle hukuk mahkemesinde dava açabilirsiniz. Hangi yolların izleneceğini bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Tapuda benim adıma kayıtlı yerde bulunmam suç olur mu?

Taşınmaz üzerinde gerçek bir hakkınız varsa, hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşmaz. Suçun temel unsuru, fiilin “bir hakka dayanmaksızın” işlenmesidir.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Özel kişilere ait taşınmazlara yönelik temel hâli (TCK 154/1) şikâyete bağlıdır ve altı aylık şikâyet süresi vardır. Köye veya ortak yararlanmaya terk edilmiş yerler ile suların mecrasının değiştirilmesi gibi kamusal nitelikli durumlarda (TCK 154/2-3) ise şikâyet aranmaksızın soruşturma re’sen yürütülür.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun zamanaşımı süresi ne kadardır?

Suça özgü bir zamanaşımı süresi bulunmadığından TCK 66’daki genel hükümler uygulanır ve olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Süregelen tecavüzlerde bu süre, işgalin fiilen sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kamu (hazine) arazisine yapılan işgal suç mudur?

5841 sayılı Kanun ile TCK 154/1’de yapılan değişiklik sonrasında, salt kamu arazisinin işgali bu madde kapsamında suç oluşturmaz. Ancak taşınmaz köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol, sulak gibi bir yer niteliğindeyse ikinci fıkra kapsamında suç oluşabilir.

Kardeşimin bana ait taşınmazı kiraya vermemi engellemesi suç mudur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/210 E., 2020/190 K. sayılı kararında da kabul edildiği üzere, bir kişinin taşınmazı kiralamak veya satın almak isteyenleri sözlü olarak caydırması, hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına dolaylı biçimde engel olma niteliği taşıdığından hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturabilir; failin doğrudan taşınmaza müdahale etmiş olması şart değildir.

Paylı mülkiyette bir hissedar diğerlerinin payına tecavüz ederse ne olur?

Paylı mülkiyette hiçbir ortağın taşınmazın tamamı üzerinde tek başına tasarruf yetkisi yoktur; diğer ortakların rızası dışında bu şekilde tasarrufta bulunan hissedar hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçu oluşabilir. Ancak Yargıtay, öncelikle hissedarlar arasında fiili veya rızai bir taksim anlaşması bulunup bulunmadığının araştırılmasını aramaktadır.

Ecrimisil ödersem taşınmazda hak sahibi olur muyum?

Hayır. Ecrimisil ödemek, taşınmazı haksız kullanan kişiye herhangi bir hak sahipliği tanımaz; işgali hukuka uygun hâle getirmez, cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz ve tahliye yükümlülüğünü sona erdirmez.

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu ile konut dokunulmazlığının ihlali arasındaki fark nedir?

Konut dokunulmazlığının ihlalinde (TCK 116) korunan, kişinin konut, işyeri veya eklentilerindeki huzur ve rızası dışında bu alanlara girilmemesidir; mülkiyet iddiası aranmaz. Hakkı olmayan yere tecavüzde ise fail, taşınmazı malikmiş gibi işgal eder, sınırlarını değiştirir veya hak sahibinin yararlanmasını engeller; hatta malik olan kiraya verenin dahi, kira ilişkisi devam ederken kiracıya karşı bu suçu işlemesi mümkündür.

Su pompasının fişini çekerek komşumun sulamasını engellemek suç mudur?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2013/10950 E., 2013/28200 K. sayılı kararına göre bu eylem, TCK 154’te sayılan işgal, sınır değiştirme/bozma veya yararlanmaya engel olma hareketlerinden hiçbirine uymadığından hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturmaz; somut olayın koşullarına göre başka bir suç tipi veya hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Genel Olarak Değerlendirme ve Sonuç

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu, taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkını ve zilyetliği koruyan, özellikle arazi ve sınır uyuşmazlıklarının yoğun olduğu durumlarda sıkça karşılaşılan bir malvarlığı suçudur. Bir taşınmazın haksız işgalinden, sınırlarının bozulmasına, suların mecrasının değiştirilmesine ve hatta üçüncü kişilerin caydırılması yoluyla dolaylı engellemeye kadar farklı biçimlerde işlenebilen bu suç, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasını gerektirir.

Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir