Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçu (TCK-187)

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma

İçindekiler

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma veya Satma Suçu ile ilgili fiiller, Türk Ceza Kanunu’nun 187. maddesinde düzenlenir ve suçun temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir; fiilin tabip veya eczacı tarafından ya da resmî izne dayalı bir meslek kapsamında işlenmesi halinde bu ceza üçte bir oranında artırılır. Kamunun sağlığına karşı suçlar bölümünde yer alan bu düzenleme, ilacın toplum sağlığı için taşıdığı özel önem nedeniyle, tehlikeli veya niteliği bozulmuş ilaçların üretim ve satış aşamasında müdahale etmeyi amaçlar. Uygulamada halk arasında “sahte ilaç” veya “kaçak ilaç” olarak bilinen bazı fiiller, koşulları oluştuğunda hukuki karşılığını bu maddede bulabilir.

Bu yazıda, TCK 187 kapsamındaki tehlikeli ilaç yapma veya satma suçunun unsurlarını, cezasını, tabip ve eczacılar ile resmî izne dayalı meslek mensupları bakımından öngörülen ceza artırımını, sahte ve kaçak ilaç bağlamını, bu suçun bozulmuş gıda ve ilaç ticareti (TCK 186) suçundan farkını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve TCK 188 ile ilişkisini ve suça konu ilacın tehlikeli niteliğinin nasıl ispatlandığını ele alacağız. Bölümün bütününe genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar rehberimizden yararlanabilirsiniz. Yazıdaki bilgiler genel niteliktedir ve belirli bir olaya ilişkin değildir; somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanızı öneririz.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçu (TCK-187) Nedir?

TCK 187, kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üretilmesi veya satılması fiillerini suç olarak tanımlar. Buradaki koruma, doğrudan ilaca yöneliktir: ilaç, tedavi amacıyla insan vücuduna alınan bir madde olduğundan, tehlikeli veya niteliği bozulmuş bir ilacın piyasaya sürülmesi, çok sayıda kişinin sağlığını riske atabilir. Kanun koyucu bu nedenle, tehlikeli ilacın üretim ve satış aşamasında dahi cezai müdahaleyi mümkün kılmıştır. Suçun konusu yalnızca ilaç olduğundan, gıda ve diğer maddeleri de kapsayan TCK 185 ve 186’dan bu yönüyle ayrılır.

Suçun korunan hukuki değeri kamu sağlığıdır. Bu nedenle suç, belirli bir hastanın veya tüketicinin zarar görmesini gerektirmez ve herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçme de soruşturmayı sona erdirmez. İlacın toplumun geniş bir kesimine ulaşabilme potansiyeli, bu suçu bireysel bir mağdura karşı işlenen suçlardan ayıran temel özelliktir; korunan, tek tek kişiler değil, kamu sağlığının bütünüdür.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/15881 E., 2023/11322 K. sayılı kararında ve yine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/1410 E., 2021/9396 K. sayılı kararında, suçun TCK’nın “kamunun sağlığına karşı suçlar” bölümünde düzenlenmiş olması nedeniyle, suçtan doğrudan zarar görmeyen üçüncü kişi ve kurumların (örneğin şikâyetçi bir kamu kurumunun) davaya katılma ve hükmü temyiz etme yetkisinin bulunmadığı vurgulanmıştır.

Suçun Bölümdeki Yeri

TCK 187, gıda ve ilaç güvenliği suçları grubunun üçüncü halkasıdır. Kendinden önce gelen zehirli madde katma (TCK 185) ürünü bozan aktif fiili; bozulmuş gıda ve ilaç ticareti (TCK 186) zaten bozulmuş gıda veya ilacın ticaretini düzenlerken; TCK 187 özel olarak ilaç üzerinde yoğunlaşarak, doğrudan tehlikeli ilaç üretimi ve satışını hedef alır. Bu üç madde birlikte, gıdadan ilaca uzanan bir güvenlik zinciri oluşturur ve somut bir olayda hangi maddenin uygulanacağı, fiilin niteliğine ve konusuna göre belirlenir.

Nitelendirme hatalarının uygulamada sık karşılaşılan bir sorun olduğu da belirtilmelidir. Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6174 E., 2018/188 K. sayılı kararına konu olayda, bir dinlenme tesisinde ele geçirilen ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre etkin madde miktarı beyan edilenden az çıkan, üretim ve saklama koşulları belirsiz sildenafil etken maddeli tabletler nedeniyle yerel mahkeme sanığı “bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaç ticareti” suçundan mahkûm etmiş; Yargıtay bu kararı bozarak, tabletlerin risk grubundaki kişilerde ölüme dahi yol açabilecek nitelikte olduğunun rapor edilmesi karşısında eylemin TCK 187/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunun Unsurları

Fail

Suçun temel şekli bakımından fail herhangi bir kişi olabilir; TCK 187/1 için failin belirli bir sıfat taşıması aranmaz. Yani ilaç üreten veya satan bir tesis çalışanından, hiçbir sağlık mesleğine mensup olmayan bir kişiye kadar, tehlikeli ilaç üretme veya satma fiilini gerçekleştiren herkes fail olabilir. Ancak failin tabip veya eczacı olması ya da faaliyetini resmî bir izne dayanarak yürütmesi, aşağıda ayrıntılı olarak ele alacağımız gibi cezanın artırılmasını gerektiren ayrı bir husustur. Bu nedenle, failin mesleki sıfatı suçun oluşması için şart olmasa da, cezanın belirlenmesinde önemli rol oynar.

Mağdur

Korunan değer kamu sağlığı olduğundan, suçun mağduru toplumun bütünüdür. Tehlikeli ilacın üretilmesi veya satışa sunulması, belirsiz sayıda hastanın veya tüketicinin sağlığını riske attığından, suç bireysel bir mağdura değil, geneli koruma amacına yöneliktir. İlacı satın alan veya kullanan belirli bir kişinin fiilen zarar görmesi ya da şikâyetçi olması, suçun oluşması için gerekli değildir. Bu yönüyle suç, toplumun ilaç güvenliğine duyduğu güveni korur. Bu yapısal özelliğin doğrudan sonucu, suçtan somut olarak zarar görmediği için davaya katılma sıfatı bulunmayan kişi ve kurumların (örneğin bir meslek odasının veya ilgili kamu müdürlüğünün) davaya katılan olarak kabul edilip lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesinin dahi hukuka aykırı bulunabilmesidir.

Suçun Konusu: İlaç

Suçun konusu ilaçtır. Bu, TCK 187’yi gıda ve diğer maddeleri de kapsayan TCK 185 ve 186’dan ayıran en belirgin unsurdur. Önemli olan, söz konusu ilacın kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olmasıdır. Bu tehlike; ilacın bileşiminin bozulmuş olmasından, etkin maddesinin uygun olmamasından, üretim koşullarının sağlığı riske atacak nitelikte bulunmasından ya da ilacın niteliğinin değiştirilmiş olmasından kaynaklanabilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/5495 E., 2020/5463 K. sayılı kararında bu husus açık biçimde ortaya konmuştur: suçun oluşabilmesi için yalnızca ilaç yapma veya satma eylemi yeterli olmayıp, bu ilacın insan hayatına ve sağlığına zarar verecek şekilde yapılmış veya satılmış olması gerekir; ilacın yalnızca izinsiz üretilmesi veya satılması, tek başına bu suçu oluşturmaz. Bu nedenle ilacın gerçekten sağlığı tehlikeye sokacak nitelikte olup olmadığı, çoğu zaman uzman ve bilirkişi incelemesiyle belirlenen teknik bir konudur; bu husus aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır. Bu yazının, ilaçların üretimi, temini veya kullanımına dair hiçbir pratik bilgi içermediğini; yalnızca fiilin hukuki tanımını açıkladığını belirtmek gerekir.

Fiil: İlaç Yapma veya Satma

Suç, iki seçimlik hareketle işlenebilir: ilaç üretmek (yapmak) veya satmak. “Üretme”, ilacın imal edilmesi sürecini; “satma” ise üretilmiş ilacın bedel karşılığı devredilmesini ifade eder. Bu hareketlerden herhangi birinin, kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Failin hem üretip hem satması halinde tek bir suç oluşur; ancak farklı ilaçlar veya farklı olaylar söz konusuysa, kaç suçun oluştuğu ayrıca değerlendirilir.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2014/4926 E., 2019/4129 K. sayılı kararında, birbirinden bağımsız iki ayrı satış eyleminin farklı tarihlerde ve farklı iddianamelerle yargılamaya konu olması durumunda, bu eylemler hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, her eylem için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Önemli olan, fiilin ilacın güvenliğini ortadan kaldıracak ve toplum sağlığını riske atacak nitelikte olmasıdır.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunda Manevi Unsur: Kast

TCK 187 kasten işlenebilen bir suçtur. Bu, failin; ürettiği veya sattığı ilacın kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu bilerek hareket etmesi gerektiği anlamına gelir. Kast ve taksir ayrımı bu noktada belirleyicidir: ilacın tehlikeli olduğunu bilmeyen ve bilebilecek konumda da olmayan bir kişi bakımından, bu suçun manevi unsuru tartışmalı hale gelir. Örneğin ilacı kapalı ambalajında, ruhsatlı bir kaynaktan temin edip satan ve tehlikeyi bilebilecek bir emare bulunmayan bir satıcı ile, ilacın niteliğini bilerek piyasaya süren bir kişinin durumu, kast bakımından farklı değerlendirilir.

Uygulamada, failin tehlikeyi bilip bilmediği çoğu zaman doğrudan itirafla değil, olayın koşullarından çıkarılan sonuçlarla değerlendirilir. Failin faaliyet alanı ve tecrübesi, ilacın temin edildiği kaynak, üretim veya saklama koşulları, ilacın görünür nitelikleri gibi unsurlar, kastın belirlenmesinde rol oynar. Bu nedenle, isnat edilen fiilde kastın gerçekten bulunup bulunmadığının somut delillerle ortaya konması, savunmanın en kritik noktalarından biridir. Kastın bulunmadığı hallerde suçun oluşup oluşmayacağı, olayın bütünüyle incelenmesini gerektirir.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunun Cezası

Suçun temel şekli (TCK 187/1) bakımından öngörülen ceza, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Hapis cezası ile adli para cezası birlikte hükmedilir; nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/5749 E., 2023/4645 K. sayılı kararında, maddede hapis cezasıyla birlikte adli para cezası da öngörülmüş olmasına rağmen sanık hakkında yalnızca hapis cezasına hükmedilmesinin, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma sebebi yapılamayacağı ancak bir eksiklik olduğu ayrıca belirtilmiştir.

Mahkeme, cezayı bu sınırlar arasında belirlerken; ilacın taşıdığı tehlikenin ağırlığını, ne kadar geniş bir kesime ulaşma riski bulunduğunu, üretilen veya satılan miktarı ve failin kusurunun yoğunluğunu dikkate alır. Aşağıda göreceğimiz nitelikli hal (tabip, eczacı veya resmî izne dayalı meslek) bulunması durumunda ise bu ceza üçte bir oranında artırılır.

Cezanın belirlenmesinde, koşulları uygunsa hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya diğer bireyselleştirme kurumlarının uygulanması gündeme gelebilir. Ancak bu değerlendirme tümüyle somut olayın koşullarına, fiilin ağırlığına ve failin durumuna bağlıdır. Bu nedenle, cezanın belirlenmesini etkileyebilecek her lehe ve aleyhe hususun dosyaya doğru biçimde yansıtılması, savunma açısından önemlidir.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunda Nitelikli Hal: Tabip, Eczacı ve Resmî İzne Dayalı Meslek (TCK 187/2)

TCK 187/2’ye göre, suçun tabip veya eczacı tarafından ya da resmî izne dayalı bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Bu nitelikli halin altında yatan düşünce, bu meslek mensuplarının ilaca ve ilgili bilgiye erişim bakımından taşıdıkları özel konum ile toplumun onlara duyduğu yüksek güvendir. İlaç güvenliğini korumakla en yakından ilgili olan bu kişilerin, bu güveni kötüye kullanarak tehlikeli ilaç üretmesi veya satması, daha ağır bir yaptırımı gerektirir.

Burada dikkat çeken önemli bir ayrıntı vardır: TCK 187/2, TCK 186/2’deki genel “resmî izne dayalı meslek” ifadesinden farklı olarak, ayrıca ve özellikle “tabip veya eczacı”yı da saymıştır. Yani kanun koyucu, ilaçla en doğrudan ilgili iki meslek grubunu açıkça vurgulamış; buna ek olarak resmî izne dayalı diğer meslekleri de kapsam içine almıştır. Uygulamada eczacılık ruhsatının muvazaalı biçimde kullanılması da bu bağlamda değerlendirilebilir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2013/3002 E., 2014/19568 K. sayılı kararına konu olayda, eczacılık diplomasına sahip bir sanığın, sosyal güvenlik kurumlarıyla yapılan sözleşmelerin feshedilmesi üzerine bir başka kişiye vekâletname vererek fiilen eczaneye hiç uğramaması ve ekonomik sıkıntı nedeniyle stoktaki ilaçları elden çıkarmak amacıyla hastalara doktor tarafından yazılan ilaçlar yerine muadili olmayan ilaçlar vermesi; bu ilaçların yan etkisi nedeniyle hastaların hastaneye kaldırılması sonucunu doğurmuş ve sanıkların kişilerin hayatını tehlikeye sokacak şekilde ilaç sattıklarına hükmedilmiştir. Somut olayda failin bu kapsama girip girmediği, sahip olunan meslek unvanına ve iznin niteliğine göre belirlenir; bu tespit, cezanın üçte bir oranında artırılıp artırılmayacağını doğrudan etkiler.

Sahte ve Kaçak İlaç Bağlamı

Uygulamada TCK 187, sıklıkla “sahte ilaç” veya “kaçak ilaç” olarak adlandırılan olaylarla birlikte gündeme gelir. Bileşimi taklit edilmiş, etkin maddesi bulunmayan veya niteliği değiştirilmiş ilaçların üretilmesi ya da satılması, kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olduğunda bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Ruhsatsız veya izinsiz biçimde üretilip piyasaya sürülen ilaçlar da, taşıdıkları tehlike bakımından bu çerçevede ele alınabilir. Özellikle internet üzerinden veya denetimsiz kanallardan yapılan ilaç satışları, hem ilacın gerçek niteliğinin belirsiz olması hem de kaynağının doğrulanamaması nedeniyle bu tür riskleri barındırabilir.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2024/4232 E., 2025/10748 K. sayılı kanun yararına bozma kararına konu olayda, bir internet sitesi üzerinden sahte olarak üretilip satıldığı iddia edilen tıbbi bir ürüne ilişkin soruşturmada, ürünün TCK 187 kapsamında değerlendirilebilmesi için etken maddesinin insan sağlığına zararlı olup olmadığı ve ruhsata tabi olup olmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği; kargo firması kayıtları ve ödeme bilgileri üzerinden satıcının kimliğinin tespit edilmesi gibi somut soruşturma adımlarının atlanarak yetersiz gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Aynı olayda şüphelilere ayrıca “marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arz etme veya satma” suçu da isnat edilmiş olması, sahte ilaç ticaretinin çoğu zaman marka ve fikri haklara ilişkin suçlarla iç içe geçtiğini, bu durumda her iki suçun ayrı ayrı unsurlarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

İlaç mevzuatı bakımından da tarihsel bir dayanak bulunmaktadır. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2017/1909 E., 2017/8140 K. sayılı kararında, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 19. maddesindeki “ruhsatsız müstahzar imal edenler veya bu şekilde imal edilen müstahzarları bilerek satanlar” ile “tedavi vasıflarını haiz olmadığı veya bu vasıfları azaltacak ya da kaybedecek şekilde imal edilen müstahzarlar” düzenlemesinin, TCK 187 ile birlikte değerlendirilmesi gereken özel bir mevzuat hükmü olduğu; ruhsatsız kozmetik/tıbbi ürün ürettiği ve reklamını yaparak sattığı iddia edilen bir sanık hakkında, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın sonucu ve ürünler üzerinde yapılan inceleme sonucu beklenmeden karar verilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu karar, tehlikeli ilaç iddiası taşıyan dosyalarda ilaç mevzuatına özgü idari süreçlerin (ruhsatlandırma, Sağlık Bakanlığı denetimi) ceza yargılamasıyla nasıl kesiştiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Bu bağlamda önemle vurgulanması gereken nokta, her sahte veya kaçak ilaç olayının otomatik olarak TCK 187 kapsamında değerlendirilemeyeceğidir. Suçun oluşması için, ilacın kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olması ve failin bu tehlikeyi bilerek hareket etmesi gerekir. İlacın niteliği, taşıdığı gerçek tehlike ve failin bilgisi somut olayda ayrıca incelenir. Bu değerlendirme, çoğu zaman teknik bir inceleme ve hukuki bir nitelendirme gerektirdiğinden, olayın bütününün bir avukatla birlikte ele alınması yerinde olur.

Bu yazı, belirli bir olay, ürün veya kişiye ilişkin yorum yapmaksızın yalnızca hukuki çerçeveyi açıklamaktadır; somut bir olayın hangi kapsama girdiği, ancak dosyanın bütünü incelenerek ve uzman görüşü alınarak belirlenebilir.

TCK 187 ile TCK 186 Arasındaki Fark

TCK 187 ile TCK 186, kapsam bakımından kısmen çakışabildiğinden uygulamada karıştırılabilir. Temel farklar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ÖlçütTCK 186TCK 187
KonuHem gıda hem ilaçYalnızca ilaç
FiilZaten bozulmuş/değiştirilmiş şeyin ticaretiTehlikeli ilaç üretme veya satma
Nitelikli halResmî izne dayalı meslekTabip/eczacı veya resmî izne dayalı meslek

Kısaca, TCK 186 gıda ve ilacı birlikte kapsayarak zaten bozulmuş veya değiştirilmiş olan şeyin ticaretini düzenlerken; TCK 187 yalnızca ilaçla sınırlıdır ve doğrudan tehlikeli ilaç üretimi ile satışına odaklanır. İki madde arasındaki kapsam çakışmasının somut olayda nasıl çözüleceği; fiilin bir üretim/satış mı yoksa yalnızca bir ticaret hareketi mi olduğuna, konunun ilaç mı yoksa gıda mı bulunduğuna ve olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Yukarıda Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2017/6174 E., 2018/188 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, bu ayrımın hatalı yapılması tek başına bozma nedenidir. Nitelikli hal bakımından da TCK 187’nin ayrıca “tabip veya eczacı”yı sayması, ilaçla ilgili olaylarda bu maddenin özel bir yeri olduğunu gösterir. Bu nedenle, bir olayın hangi madde kapsamında değerlendirileceği, uygulanacak ceza ve nitelikli hal bakımından doğrudan sonucu etkiler.

TCK 187 ile 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Arasındaki İlişki

Tehlikeli ilaç ticareti, çoğu zaman ilacın yurda kaçak yollarla sokulması ile birlikte gerçekleşir; bu durumda TCK 187 ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu arasındaki ilişkinin doğru kurulması, uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorundur.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/1423 E., 2021/9398 K. sayılı kararında, iddianamede sanığın eyleminin hem 5607 sayılı Kanun’un 3/5. maddesine hem de TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralı uygulanmak suretiyle TCK 187/1’e aykırılık oluşturduğu belirtilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemenin yalnızca 5607 sayılı Kanuna muhalefetten mahkûmiyet kurmasının, Adli Tıp Kurumu raporunda haplar risk grubundaki kişilerde sağlığı tehlikeye sokabilecek nitelikte bulunmasına rağmen TCK 187/1’in gözardı edilmesi nedeniyle hatalı olduğu vurgulanmıştır.

Aynı ilkeye, yine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/1410 E., 2021/9396 K. sayılı kararında da yer verilmiştir.

Bu içtihat çizgisi, kaçak yollarla temin edilip satılan bir ilacın hem gümrük/kaçakçılık mevzuatını hem de kamu sağlığını ilgilendiren TCK 187’yi aynı anda ihlal edebileceğini, bu durumda TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiğini göstermektedir.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/5749 E., 2023/4645 K. sayılı kararında da, cinsel gücü artırıcı hapların bir işyerinde satışa sunulduğu ve aynı zamanda yurda kaçak yollarla sokulduğu bir olayda, sanığın hem 5607 sayılı Kanuna muhalefet hem de TCK 187/1 uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, zira bu olayda TCK 187 suçunun 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçundan bağımsız bir sanık tarafından işlendiği kabul edilmiştir. Bu nedenle, kaçak ilaç olaylarında hangi kanun hükmünün uygulanacağı ya da fikri içtima kuralının mı yoksa gerçek içtimaın mı söz konusu olduğu, failler ve eylemler arasındaki ilişkiye göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

TCK 187 ile TCK 188 (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Etkisi Doğuran Maddeler) Arasındaki Ayrım

Tehlikeli ilaç iddiası taşıyan bazı olaylarda, ele geçirilen maddenin aslında TCK 188/6 kapsamında “uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran” bir madde olup olmadığının belirlenmesi, suç vasfını doğrudan değiştirir. TCK’nın 188/6. maddesi, üretimi resmî makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddeler bakımından, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını, ancak verilecek cezanın yarısına kadar indirilebileceğini öngörür.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/6170 E., 2023/4441 K. sayılı kararında, ele geçirilen tabletlerin içerdiği kafeinin niteliği hakkında Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, kafeinin uyarıcı madde etkisi doğuran ve üretimi resmî makamların iznine bağlı bir madde olduğunun, miktarı itibarıyla da kişisel kullanım dışında ticari amaçla bulundurulduğunun tespit edilmesi üzerine, sanığın eyleminin TCK 187/1 yerine TCK 188/3 ve 188/6 uyarınca değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Bu ayrım, TCK 187 ile TCK 188 arasındaki suç vasfı belirlemesinin, ele geçirilen maddenin kimyasal içeriğine ve bu içeriğin bilirkişi raporuyla nasıl nitelendirildiğine bağlı olduğunu göstermektedir. Aynı fiziksel görünüme sahip bir tablet, içerdiği etkin maddeye göre TCK 187 kapsamında “tehlikeli ilaç” olarak da, TCK 188 kapsamında “uyarıcı madde” olarak da nitelendirilebilir; bu iki suç tipi arasındaki ceza rejimi ve indirim imkânları farklı olduğundan, doğru nitelendirme savunma açısından belirleyici önem taşır.

Tehlike Suçu Niteliği

TCK 187, bir tehlike suçudur. Bu, suçun tamamlanması için somut bir zararın (bir kişinin ilacı kullanıp zarar görmesi) doğmasının gerekmediği anlamına gelir. Kanun, tehlikeli ilacın üretilmesi veya satışa sunulmasıyla ortaya çıkan tehlikeyi cezalandırır. Dolayısıyla, tehlikeli ilaç henüz hiç kimse tarafından kullanılmamış olsa bile, üretme veya satma fiili gerçekleştiğinde suç oluşabilir. Bu özellik, kanunun tehlikeli ilacın hastaya ulaşmasını beklemeden, üretim ve satış aşamasında müdahale etme amacını yansıtır.

Buna karşılık, tehlikeli ilacın kullanılması sonucunda gerçekten bir kişi yaralanır veya ölürse, durum farklıdır. Bu halde yalnızca TCK 187 değil, sonucun ağırlığına ve failin kastına göre kasten veya taksirle yaralama ya da öldürme suçları da gündeme gelebilir. Böyle bir durumda tek bir fiille birden fazla suçun oluşup oluşmadığı ve failin nasıl cezalandırılacağı, suçların içtimaı (özellikle fikri içtima) kurallarına göre değerlendirilir.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

TCK 187’de suça teşebbüsün (TCK 35) mümkün olup olmadığı, hangi seçimlik hareketin söz konusu olduğuna göre değişir. Örneğin satma fiiline yönelik icra hareketlerinin, failin elinde olmayan bir nedenle yarıda kalması halinde teşebbüs gündeme gelebilir. Üretim sürecinde de, ilacın tamamlanmadan icra hareketlerinin kesilmesi teşebbüs bakımından değerlendirilebilir. Teşebbüs halinde, meydana gelen tehlikenin derecesine göre cezada indirim yapılır; bu nedenle fiilin hangi aşamada kaldığının doğru saptanması önem taşır.

İştirak ve İçtima

Tehlikeli ilaç üretimi ve satışı çoğu zaman birden fazla kişinin katılımıyla, bir üretim ve dağıtım zinciri içinde gerçekleşir. Bu durumda şeriklik (iştirak) kuralları uygulanır ve üretimden satışa kadar farklı aşamalarda görev alan kişilerin (üretici, tedarikçi, satıcı) sorumluluğu, her birinin tehlikeyi bilip bilmediğine ve fiile katkısına göre ayrı ayrı belirlenir; herkesin aynı ölçüde sorumlu tutulması gerekmez.

İçtima bakımından üzerinde en çok durulması gereken konulardan biri, tehlikeli ilaç ticaretinin dolandırıcılık suçuyla ilişkisidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2015/5326 E., 2018/4809 K. sayılı kararına konu olayda, sanığın bilinen bir markanın cinsel amaçlı gıda takviyesi ürünlerinin sahtesini üreterek broşür, internet sitesi, radyo ve televizyon reklamları vasıtasıyla çok sayıda kişiye sattığı ve satılan ürünlerin içeriğinde insan sağlığını tehdit eden bir madde bulunduğu tespit edilmiştir.

Yerel mahkeme sanığı hem TCK 187/1’den hem de mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle 16 kez dolandırıcılıktan cezalandırmış; Yargıtay ise, sanığın eyleminin münhasıran TCK 187/1’de düzenlenen suçu oluşturduğunu, mağdurları aldatarak sahte ürün satması şeklindeki davranışın kamu sağlığını koruma amacı güden bu özel tehlike suçunun kapsamı içinde eridiğini belirterek, dolandırıcılıktan ayrıca mahkûmiyet kurulmasının kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir:

Sanığın, içeriğinde insan sağlığını tehdit eden ‘‘ maddesi bulunduğu tespit edilen ilaçları üretip satması şeklindeki eyleminin münhasıran TCK’nın 187/1. maddesinde düzenlenen kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçunu oluşturup, bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında, sanık hakkında dava açılan dolandırıcıık suçunun oluşmadığı gözetilerek beraati yerine…

Bu karar, ceza hukukunda özel normun genel norma önceliği ilkesinin somut bir uygulamasıdır: dolandırıcılık malvarlığına karşı işlenen bir suç iken, TCK 187 doğrudan doğruya kişinin yaşam ve sağlık hakkını koruduğundan, aynı fiilin malvarlığı boyutu ayrıca cezalandırılamaz.

Buna karşılık, sahtecilik unsuru taşıyan bağımsız fiiller ayrı suç oluşturmaya devam eder. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2013/3002 E., 2014/19568 K. sayılı kararında, hastalara muadili olmayan ilaçlar verilmesi eylemi TCK 187 kapsamında değerlendirilirken, aynı olayda reçetelere sonradan ilaç eklenmesi şeklindeki ayrı bir fiilin resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, bu suçun ayrıca ve bağımsız olarak cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Suça Konu İlacın Tehlikeli Niteliğinin İspatı: Adli Tıp Kurumu Raporu

TCK 187’nin uygulanmasında en kritik ispat sorunu, ele geçirilen ilacın gerçekten “kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak” nitelikte olup olmadığının nasıl belirleneceğidir. Yargıtay içtihadı bu konuda istikrarlı bir usul kuralı geliştirmiştir: ilacın içeriğinin analiz edilerek, kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak türden olup olmadığı hususunda mutlaka Adli Tıp Kurumundan veya bu konuda uzman bir kurum ya da kuruluştan rapor alınması gerekir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/5495 E., 2020/5463 K. sayılı kararında, adli emanete dahi alınmayan suça konu ürünler hakkında bu rapor alınmadan hüküm kurulmasının eksik araştırma teşkil ettiği belirtilmiştir. Aynı ilke, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2014/4926 E., 2019/4129 K. sayılı kararında ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/1410 E., 2021/9396 K. sayılı kararında da tekrarlanmış; her iki kararda da ilacın içeriğinin analiz edilmesi ve Adli Tıp Kurumu raporu alınmadan sanığın hukuki durumunun belirlenemeyeceği vurgulanmıştır.

Bu usul kuralının önemi, yalnızca ilacın izinsiz üretilmiş veya satılmış olmasının TCK 187’yi oluşturmaya yetmemesinden kaynaklanır; suçun oluşması için ilacın somut olarak tehlikeli nitelikte olduğunun teknik verilerle ortaya konması gerekir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2023/15881 E., 2023/11322 K. sayılı kararına konu olayda da, üretilen macun ürünlerinde sildenafil maddesi tespit edilmiş ve Adli Tıp Kurumu raporunda bu maddenin kişinin sağlık ve hayatını tehlikeye sokabileceği mütalaa edilmiştir; mahkûmiyet kararı, bu teknik tespite dayandırılmıştır.

Savunma açısından, numunenin usulüne uygun alınıp alınmadığı, analiz sonuçlarının ilacın gerçekten tehlikeli olduğunu kesin biçimde ortaya koyup koymadığı ve raporun “tehlikeye sokabilir” gibi olasılık bildiren ifadelerle mi yoksa kesin bir tespitle mi sonuçlandığı, üzerinde durulması gereken teknik başlıklardır.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçunda Yaptırım, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

TCK 187 suçunun cezası hapis ve adli para cezasıdır. Suça konu tehlikeli ilaçlar ile suçun işlenmesinde kullanılan eşya hakkında müsadere hükümleri uygulanabilir. Suçun temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirdiğinden, bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Soruşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Cezanın üst sınırı dikkate alınarak belirlenen dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır; mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer. Bu suçlarda soruşturma çoğu zaman ilaçtan numune alımı, laboratuvar analizi ve bilirkişi incelemesi gibi teknik adımlara dayanır. Soruşturma aşamasının yetersiz yürütülmesi de tek başına bir bozma nedenidir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2024/4232 E., 2025/10748 K. sayılı kanun yararına bozma kararında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın, yeterli araştırma yapılmadan reddedilmesinin kanuna aykırı olduğu, bu tür dosyalarda satıcının kimliğinin kargo ve ödeme kayıtları üzerinden tespiti ile ürünün ruhsata tabi olup olmadığı ve etken maddesinin sağlığa zararının Adli Tıp Kurumundan sorulması gerektiği belirtilmiştir.

Numunenin usulüne uygun alınıp alınmadığı, analiz sonuçlarının ilacın gerçekten sağlığı tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu ortaya koyup koymadığı ve zincirin hangi halkasında kusur bulunduğu gibi hususlar, savunmanın üzerinde durması gereken teknik başlıklardır. Bu tür bir süreçle karşı karşıyaysanız, en başından itibaren ceza hukuku alanında hukuki destek almanız yerinde olur.

Sık Sorulan Sorular

Sahte ilaç satmanın cezası nedir?

Kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç üretilmesi veya satılması (TCK 187) bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir. Sahte veya niteliği değiştirilmiş ilaçların satışı, taşıdığı tehlike bakımından bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Fiilin tabip, eczacı veya resmî izne dayalı bir meslek kapsamında işlenmesi halinde ceza üçte bir oranında artırılır.

Tehlikeli ilaç yapma veya satma suçunun cezası ne kadardır?

Suçun temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir (TCK 187/1). Suç, tabip veya eczacı tarafından ya da resmî izne dayalı bir meslek kapsamında işlenirse ceza üçte bir oranında artırılır (TCK 187/2).

Tabip veya eczacı işlerse ceza artar mı?

Evet. TCK 187/2’ye göre suçun tabip veya eczacı tarafından ya da resmî izne dayalı bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde ceza üçte bir oranında artırılır. Kanun, ilaçla en doğrudan ilgili olan tabip ve eczacıyı ayrıca ve özellikle saymıştır.

TCK 187 ile TCK 186 arasındaki fark nedir?

TCK 186 hem gıda hem ilacı kapsar ve zaten bozulmuş veya değiştirilmiş olan şeyin ticaretini düzenler. TCK 187 ise yalnızca ilaçla sınırlıdır ve doğrudan tehlikeli ilaç üretimi ile satışına odaklanır. Ayrıca TCK 187 nitelikli hal olarak tabip veya eczacıyı özellikle sayar.

İlacın gerçekten tehlikeli olması şart mı?

Evet. Suçun oluşması için ilacın, kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olması gerekir. İlacın bu nitelikte olup olmadığı, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporuyla belirlenen teknik bir konudur; yalnızca ilacın izinsiz üretilmiş veya satılmış olması tek başına yeterli değildir.

Bu suça hangi mahkeme bakar?

Suçun temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirdiğinden, bu suça kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür.

TCK 187 ile TCK 188 (uyuşturucu/uyarıcı madde) arasındaki fark nedir?

Ele geçirilen maddenin üretimi resmî makamların iznine veya satışı reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi doğuran bir madde olduğu tespit edilirse, TCK 187 yerine TCK 188/6 uygulanabilir. Bu ayrım, maddenin kimyasal içeriğine ilişkin bilirkişi raporuna göre yapılır.

Kaçak ilaç ticaretinde 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu ile TCK 187 birlikte mi uygulanır?

İlacın hem kaçak yollarla temin edilmiş olması hem de kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olması halinde, TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekir. Failler ve eylemler arasındaki ilişkiye göre bazı olaylarda iki suçtan ayrı ayrı da hüküm kurulabilir.

Tehlikeli ilaç satan kişi ayrıca dolandırıcılıktan da cezalandırılır mı?

Yargıtay içtihadına göre, sahte veya sağlığa zararlı bir ürünü mağdurları aldatarak satan failin eylemi, münhasıran TCK 187 kapsamında değerlendirilir; aynı fiil için ayrıca dolandırıcılıktan mahkûmiyet kurulamaz. Ancak reçeteye sonradan ilaç eklenmesi gibi bağımsız bir sahtecilik fiili varsa, bu ayrı bir suç olarak cezalandırılabilir.

Şikayetçi olmazsam soruşturma devam eder mi?

Evet. TCK 187, kamu sağlığını koruduğundan şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet savcılığı, suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçilmesi soruşturmayı sona erdirmez.

Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma Veya Satma Suçu Bakımından Değerlendirme

Tehlikeli veya sahte ilaç yapma ve satma (TCK 187), doğrudan ilaç güvenliğini koruyan ve kişilerin hayatını riske atan üretim ve satış fiillerini cezalandıran önemli bir suçtur. Suçun yalnızca ilaçla sınırlı olması, tabip ve eczacıların ayrıca sayıldığı nitelikli hali ve tehlike suçu niteliği, bu düzenlemeyi TCK 185 ve 186’dan ayıran temel özelliklerdir. Bir olayın hangi madde kapsamında değerlendirileceği ve failin mesleki sıfatı, hem uygulanacak ceza hem de nitelikli hal bakımından sonucu doğrudan etkiler.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir