İntihara Yönlendirme Suçu ve Cezası (TCK-84)

avukat sinan karabacak ntihara yönlendirme suçu

İçindekiler

İntihara yönlendirme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun hayata karşı suçlar başlığı altındaki 84’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Suçun cezası işleniş biçimine göre değişir: temel hâlde 2 yıldan 5 yıla kadar, mağdurun intihar etmesi hâlinde 4 yıldan 10 yıla kadar, alenen işlenmesi hâlinde ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Failin cebir veya tehditle mağduru intihara mecbur etmesi ya da mağdurun anlam ve sonuçları algılama yeteneğinden yoksun olması hâlinde ise fail, intihara yönlendirme değil doğrudan kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur.

A- Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 84’üncü Maddesi aşağıdaki şekildedir:

(1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/10 md.)

(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.

TCK m.84/1’de maddenin ilk fıkrasında; başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren, başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişilerin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşılacağı üzere failin bu fıkra kapsamında ceza alması için mağdurun intihar sonucu vefat etmesi şart değildir. Herhangi bir şekilde fail tarafından mağdurun yukarıda sayılan seçimlik hareketlerle intihara sevk edilmesi, suçun ilk fıkrada bahsi geçen suçun oluşumu için yeterlidir.

TCK m.84/2’de maddenin ikinci fıkrasında; intihar eyleminin gerçekleşmesi ve mağdurun ölmesi hâlinde mağduru intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren, mağdurun intihar etmesine yardım eden kişilerin dört yıldan on yıla kadar hapisle cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

TCK m.84/3’te maddenin üçüncü fıkrasında; failin alenen mağduru intihara teşvik etmesi hâlinde failin üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Madde gerekçesinde aleniyet için aranan temel ölçütün, fiilin gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olması olduğu ifade edilmiştir.

TCK m.84/4’te maddenin dördüncü fıkrasında; bu düzenleme uyarınca, işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk eden kişilerle cebir veya tehdit kullanarak kişileri intihara mecbur eden kişilerin, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

B- İntihara Yönlendirme Suçunun (TCK 84) Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer

İntihara yönlendirme suçunda korunan hukuki değer, bireylerin yaşam hakkıdır.

2- İntihara Yönlendirme Suçunun Maddi Unsurları

  1. Fail: İntihara yönlendirme suçunun faili herkes olabilir; bu suç ancak belli bir sıfata sahip kişiler tarafından işlenebilecek bir suç (özgü suç) değildir.
  2. Mağdur: İntihara yönlendirme suçunun mağduru da herkes olabilir. Ancak mağdurun; işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişilerden olması durumunda, 84’üncü maddenin 4’üncü fıkrasındaki atıfla TCK m.81-82’de düzenlenen kasten insan öldürme suçu oluşacaktır.
  3. Seçimlik hareketler: İntihara yönlendirme suçu bakımından kanuni tanımda yer alan hareket unsurları; azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etmek olarak sıralanmıştır.

3- İntihara Yönlendirme Suçunun Manevi Unsurları

İntihara yönlendirme suçunun manevi unsuru, suçun ancak kasten işlenebilmesidir. İntihara yönlendirme suçu taksirli hareketle işlenebilecek suçlardan değildir. Yargıtay’ın görüşü de bu suçun ancak kasıtla işlenebileceği yönündedir; failin intihara yardım ettiğinden söz edilebilmesi için mağdurun intihar edeceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi aranır, kastın bulunmadığı hâllerde beraat kararı verilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/374 Esas, 2022/77 Karar sayılı ilamına konu olayda, suça sürüklenen çocuk, bir grupla yaşadığı tartışma ve kavga ihtimali nedeniyle babasına ait ruhsatsız tabancayı tedbiren yanına almıştır. Parkta, ölen (maktul) çocuğun belindeki tabancayı görüp istemiş; çocuğun beyanına göre tabancayı zorla almış ve “havaya sıkacağım” demiştir.

Maktul kısa süre sonra uzaklaşıp tabancayla intihar etmiş ve hastanede ölmüştür. Maktulün geçmişte kendine zarar verdiği ve ayrılık nedeniyle “kendimi vuracağım” dediği biliniyordu; ancak bu bilgi çocuğa dolaylı biçimde (üçüncü bir kişi aracılığıyla) ulaşmıştı. Yerel mahkeme, çocuğun farik-mümeyyiz olmadığı gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, intihara yardımın da ancak kastla işlenebilen bir suç olduğunu; failin, mağdurun intihar edeceğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerektiğini esas almıştır. Somut olayda çocuğun tabancayı kavga ihtimaline karşı tedbiren bulundurduğu; maktulün intihar edeceğini bilerek ve kendi isteğiyle silahı verdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Silahın zorla alındığı ve çocuğun maktulün intihar kastını bilmediği gözetildiğinde suçun manevi unsuru (kast) oluşmamış; bu nedenle intihara yönlendirme suçunun unsurları itibarıyla gerçekleşmediği ve beraat gerektiği kabul edilmiştir:

“…suça sürüklenen çocuğun tabancayı ölenin intihar edeceğini bilerek ve kendi isteğiyle verdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında; … intihara yönlendirme suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.“

Pratik sonuç: İntihar eden kişiye silah vermek her hâlükârda intihara yönlendirme suçunu oluşturmaz. Suçun oluşması için failin, mağdurun intihar edeceğini bilerek ve isteyerek (kastla) yardım etmesi gerekir. Silahın başka bir amaçla bulundurulduğu, mağdurun intihar kastının bilinmediği veya silahın zorla alındığı hâllerde kast unsuru gerçekleşmez ve fail cezalandırılamaz.

4- İntihara Yönlendirme Suçunun Netice ve Nedensellik Bağı Bakımından İncelenmesi

84’üncü maddenin 1’inci fıkrasındaki düzenleme incelendiğinde, intihara yönlendirme suçunun sırf hareket suçu olarak düzenlendiği görülmektedir. Madde metninde sıralanan azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etmek fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi, suçun oluşumu için yeterli görülmektedir. Buna karşılık failin fiili ile mağdurun intiharı arasındaki bağ bakımından Yargıtay’ın aradığı asgari ölçüt, failin katkısının somut ve mağdurun iradesi üzerinde belirleyici bir etki taşıması, salt nasihat, ısrar veya aile içi tartışma düzeyinde kalmamasıdır. Aşağıdaki üç karar bu ayrımı somut olgularla ortaya koymaktadır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2023/9621 Esas, 2024/3967 Karar sayılı kararına konu olayda, maktul tabancayla başına ateş ederek hayatını kaybetmiş, babası olan sanık hakkında intihara yönlendirme suçundan dava açılmıştır. Baba-kız arasında ders çalışma ve ergenlikle ilgili konularda sanığın nasihatleri ve ısrarları bulunsa da, sanığın maktule kötü davrandığına veya intihara yönlendirme suçunu oluşturacak biçimde baskı yaptığına dair somut delil bulunmadığı anlaşılmış; Yargıtay 1. Ceza Dairesi, mahkumiyet için gereken her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını onamıştır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/5193 Esas, 2024/8268 Karar sayılı kararına konu olayda, eşler arasında sosyal medya üzerinden başka biriyle yazışma nedeniyle yaşanan tartışma sonrası, sanığın mağduru besihane olarak kullanılan bir yere götürüp darbettiği, mağdurun burada asılı hâlde bulunduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, intihara yönlendirme eyleminin gerçekleştiği iddia olunan yerin besihane olması nedeniyle ip bulunmasının olağan olduğunu, sanığın suçlamayı inkâr ettiğini ve mağdurun olayın oluşumuna ilişkin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğunu; sanığın tamamlanan eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğunu ve bu suçtan aldığı cezanın kesinleştiğini belirterek, intihara yönlendirme suçu bakımından mahkumiyete yeterli, şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünü bozmuştur.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/1558 Esas, 2025/4127 Karar sayılı kararına konu olayda;

Gönül ilişkisi bulunan sanık ile maktul, olay günü ayrı araçlarla aynı bölgeye gidip alkol ve uyuşturucu kullanmış, ardından maktulün oturduğu binaya girmiş; kısa süre sonra maktul 6. kattaki evinden düşerek ağır yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir.

Sanık, maktulle birlikte alkol aldıktan sonra maktulün isteğiyle evine gittiklerini, aralarında tartışma yaşanmadığını savunmuş; maktulün, sanığın evden çıkmasını engellemek için giriş kapısını kilitleyip anahtarı cebine koyduğuna ilişkin beyanın somut delillerle desteklendiği, ancak katılanların sanığın maktulü ilişki konusunda baskı altına aldığına ve tehdit ettiğine ilişkin beyanlarının soyut nitelikte kaldığı, olay yerindeki kırık cam parçalarının ve duvardaki darp izinin kesin delil oluşturmadığı, kavganın yaşandığının kabulü hâlinde dahi mağdurun bu kavganın oluşturduğu baskıyla intihar ettiğine dair şüpheden uzak yeterli somut delil bulunmadığı gerekçesiyle, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine karar verilmiştir.

Pratik sonuç: Aile içi nasihat ve ısrar, tartışma sonrası fiziksel iz veya kavganın varlığı, tek başına intihara yönlendirme suçunun mahkumiyete yeter delili sayılmaz. Yargıtay, failin mağduru intihara sevk eden somut, sistematik ve iradeyi baskı altına alan bir davranışının, tanık beyanı, mesaj kaydı, ses kaydı veya yazılı belge gibi objektif delillerle desteklenmesini aramaktadır.

5- İntihara Yönlendirme Suçunun Nitelikli Unsurları

İntihara yönlendirme suçunun nitelikli hâli TCK m.84/3’te düzenlenmiş olup, suçun alenen işlenmesi hâlinde temel cezanın artırıldığı nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

6- İntihara Yönlendirme Suçunun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hali

İntihara yönlendirme suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli ise TCK m.84/2’de düzenlenmiş olup, “İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi suçun temel hâli seçimlik hareketlerle (azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etmek) kişiyi intihara yönlendirmektir. Suçun temel hâlinde mağdurun intihar etmesi suçun oluşumu için şart değildir. Mağdurun intihar etmesi hâlinde TCK m.84/2’de düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç oluşacaktır.

7- Kasten Öldürme Suçundan Ayrımı

İntihara yönlendirme (TCK m.84) ile kasten öldürme suçundan sorumluluğu ayıran temel ölçüt, failin katkısının niteliği ve mağdur üzerindeki cebir/tehdidin yoğunluğudur. Aşağıdaki dört karar, bu sınırı dört ayrı somut olayda ele almaktadır.

Dövüp “İç, Öl” Demek: İntihara Mecbur Etme (TCK 84/4) mi, İntihara Azmettirme (84/1-2) mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/455 Esas, 2022/319 Karar sayılı ilamına konu olayda sanık eve geldiğinde, halasının eşi olan tanığın 17 yaşındaki kız kardeşini (maktul) zorla öpmeye çalıştığını görmüş; tanıkla kavga etmiş, ardından kız kardeşini dövmüştür. Maktulün hastanede verdiği ifadeye göre sanık ona tarım ilacı vererek “Bu ilacı iç, öl” demiş; maktul, sanığın bulunmadığı bir ortamda alt kata inerek ilaçtan içmiş ve insektisit zehirlenmesi sonucu ölmüştür. Maktulün vücudundaki yaralanmalar hafif niteliktedir.

Yerel mahkeme eylemi TCK m.84/4 yollamasıyla nitelikli kasten öldürme saymış, Özel Daire onamış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise eylemin intihara azmettirme (84/1-2) olduğu itirazıyla başvurmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, m.84/4’ün uygulanabilmesi için cebir veya tehdidin, mağdurun iradesini ortadan kaldırıp onu intihara mecbur edecek bir yoğunluğa ulaşması gerektiğini belirtmiştir.

Somut olayda yaralanmaların hafif olması, maktulün ilaç içmesi için ayrıca tehdit edildiğine dair kanıt bulunmaması ve maktulün, sanığın yokluğunda kendi iradesiyle ilacı içmesi karşısında; darbın intihara zorlayıcı (mecbur edici) seviyeye ulaştığı şüpheden uzak biçimde kanıtlanamamıştır. Bu nedenle eylem m.84/4 değil, m.84/1-2 intihara azmettirmedir ve nitelikli kasten öldürme hükmü bozulmuştur:

“…maktulün, sanığın olmadığı bir ortamda kendi iradesiyle tarım ilacı içtiğinin anlaşılması karşısında; … sanığın eyleminin TCK’nın 84/1-2. maddesi kapsamında intihara azmettirme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir…”

Pratik sonuç: Mağduru dövüp “öl” demek tek başına TCK m.84/4 (intihara mecbur etme → kasten öldürme) için yeterli değildir. Bu nitelendirme için cebir/tehdidin mağdurun iradesini ortadan kaldıracak yoğunlukta olduğu ve ölümcül fiilin bu zorlama altında gerçekleştiği kesin biçimde kanıtlanmalıdır. Mağdur, failin yokluğunda kendi iradesiyle hareket etmişse eylem m.84/1-2 azmettirme kapsamında kalır.

Birlikte İntihar Kararında Aracı Bizzat Süren Kişi: Kasten Öldürme mi, İntihara Yönlendirme mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/1323 Esas, 2021/314 Karar sayılı ilamına konu olayda, 15 yaşını yeni doldurmuş suça sürüklenen çocuk ile 18 yaşındaki maktul, ilişki sorunları nedeniyle birlikte intihar etmeye karar vermiştir. Çocuk, babasının aracını izinsiz alarak maktulle birlikte nehir kıyısına gitmiş; şoför koltuğuna kendisi, yolcu koltuğuna maktul oturmuştur. Çocuk aracı geri alıp hızla nehre sürmüş; maktulün son anda “Dur” demesine rağmen araç nehre girmiştir. Çocuk açık camdan çıkarak kurtulmuş, maktul ise boğularak ölmüştür.

Yerel mahkeme eylemi kasten öldürme saymış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemin intihara yönlendirme olduğu ve olası kasıt bulunduğu itirazıyla başvurmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, intihara yönlendirme suçunun oluşabilmesi için failin katkısının yalnızca azmettirme, teşvik veya yardım hareketleriyle sınırlı kalması ve ölümcül icra hareketinin müntehir tarafından bizzat gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Somut olayda çocuk, ortak intihar kararına karşın aracı bizzat kendisi sürerek ölümü doğuran icra hareketini gerçekleştirmiş; mağdurun ölme yönündeki rızası, üzerinde mutlak tasarruf edilemeyen yaşam hakkına ilişkin olduğundan hukuken geçersiz sayılmıştır. Bu nedenle eylem kasten öldürmedir:

“…İntihara azmettiren veya teşvik eden failin eylemleri, yalnızca bu hareketlerle sınırlı kalmalı, müntehir kendi yaşamına bizatihi kendi hareketiyle son vermelidir…”

Pratik sonuç: “İkili intihar”da hayatta kalan kişi, ölümü doğuran hareketi (örneğin aracı nehre sürme) bizzat gerçekleştirmişse eylem intihara yönlendirme değil kasten öldürmedir. Mağdurun ölme rızası hukuken geçerli sayılmaz; mutlak ölümle sonuçlanan bir yöntemin seçilmesi de doğrudan kastı gösterir.

“Git Kendini Öldür, Yoksa Seni Öldürürüm” Tehdidi ve Sürekli Şiddet: Fail Yanında Değilken Gerçekleşen İntihar

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/6835 Esas, 2025/1281 Karar sayılı kararına konu olayda;

Ölen ile sanık duygusal ve cinsel birliktelik yaşamış; ilişkiden rahatsız olan mağdur ilişkiyi sonlandırmaya çalışmış, ancak sanık bunu kabul etmeyip mağduru darp etmiş, sürekli takip etmiş, başkalarıyla görüşmesine izin vermeyerek baskı altına almış, tehdit etmiş ve şantaj yoluyla üzerinde tahakküm kurmuştur. Mağdur, bu baskıdan her türlü çabasına rağmen kurtulamamış ve birden fazla kez intihar girişiminde bulunmuştur.

Sanığın “git kendini öldür, yoksa ben seni öldüreceğim” şeklindeki son tehdidinin ardından, fiziksel ve ruhsal şiddete dayanamayan mağdur, ikametinin yakınındaki binanın 6. katına çıkarak merdiven boşluğu penceresinden atlamış ve hayatını kaybetmiştir. Tanık beyanları, mağdurun geçmiş tarihli ifadeleri ve dilekçesi, sanığa ait sahte hesaplardan gönderilen sesli ve yazılı mesajlar ile olay öncesi gönderilen ses kaydı ve whatsapp mesajı dosya kapsamında delil olarak değerlendirilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki itirazı, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve mahkumiyet hükmü, TCK m.84/4 uyarınca kasten öldürme olarak değil, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara yönlendirme suçu olarak korunmuştur.

Pratik sonuç: Sürekli fiziksel şiddet ve tehditle mağdur üzerinde tahakküm kurulmuş olsa dahi, mağdur son eylemi failin fiziken bulunmadığı bir anda kendi hareketiyle gerçekleştirmişse, bu karar Ceza Genel Kurulunun 2019/455 sayılı ilamındaki ilkeyle uyumlu olarak TCK m.84/4’ü değil, cebir/tehdit unsuru içeren intihara yönlendirmenin ağırlaşmış hâlini (TCK m.84/2) gündeme getirir.

“Senin Ölmen Gerekirdi” Sözü ve Silahın Mağdurun Yanına Bırakılması: Namus Baskısı Altında TCK 84/4 Örneği

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/1072 Esas, 2023/2264 Karar sayılı ilamına konu olayda;

Maktulün sanık …’in oğlu ile kaçtığı, ertesi gün ailesine teslim edildiği, teslim sırasında babası ve ağabeyinin maktule hitaben bağırıp darp etmeye çalıştıkları, babanın maktule “kendini kime siktirdin, senin ölmen gerekirdi, orospu” şeklinde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, ağabeyin de aynı minvalde sözler söylediği, akabinde maktulün eve alındığı ve kısa bir süre sonra, aynı zamanda korucu olan babasına ait silahla maktulün kendisine ateş ederek hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

Yerel mahkeme sanıklar hakkında TCK m.84/2 uyarınca intihara yönlendirme suçundan mahkumiyet kararı vermiş ve bu hükümde direnmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, sanıkların olay öncesinde maktule tehdit içeren ağır sözler söylemeleri, zorlayıcı nitelikte cebir uygulamaları, olayın gerçekleştiği yörede namus kavramına verilen değer gözetildiğinde babaya ait korucu silahının maktulün bulunduğu odaya bırakılması ve bu suretle maktul üzerinde tahakküm kurularak intihara mecbur edilmesi karşısında, eylemin TCK m.84/2 değil, m.84/4’ün yollamasıyla nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğuna karar vermiş ve direnme hükmünü bu gerekçeyle yerinde görmemiştir.

Pratik sonuç: Yukarıdaki “iç öl” kararının aksine, burada hem sözlü tehdit hem cebir hem de öldürücü aracın (silah) bilerek mağdurun erişimine bırakılması bir arada değerlendirilmiş ve mağdur üzerindeki baskının “mecbur etme” yoğunluğuna ulaştığı kabul edilmiştir. Bu kararlar birlikte okunduğunda Yargıtay’ın ayrımı şu şekilde özetlenebilir: darp + tek bir sözlü ifade + mağdurun failin yokluğunda kendi iradesiyle hareket etmesi → azmettirme (84/1-2); sistematik tehdit + cebir + öldürücü aracın bilerek mağdurun erişimine bırakılması → intihara mecbur etme (84/4, kasten öldürme).

C- İntihara Yönlendirme Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

1-İntihara Yönlendirme Suçu Bakımından Teşebbüs

İntihara yönlendirme suçunda teşebbüsün mümkün olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. İntihara yönlendirme suçu sırf hareket suçlardan olup, seçimlik hareketlerden birinin icrasıyla (azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etmek) suç tipinin gerçekleşmesi nedeniyle, somut olayda ancak icrai hareketlerin bölünebilmesi mümkün ise teşebbüsten bahsedilebilir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, teşebbüsün bölünebilir icra hareketleri karşısında nasıl uygulandığını somut bir olayda ortaya koymuştur. 2022/6442 Esas, 2023/7184 Karar sayılı kararına konu olayda sanıklar, mağdurun birlikte olduğu kişiyle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrenince önce darp etmiş, ardından “artık bunun ölmesi lazım, yoksa bu namus temizlenmez” diyerek mağdura ölmesi yönünde baskı yapmış, sonrasında fare zehiri aldırarak mağduru darbetmek suretiyle zorla zehir içirmeye çalışmıştır.

Mağdur, baskı altında zehri içmeye başlamış; ancak olay yerine gelen tanıklar kapıyı kırıp içeri girerek kalan zehiri içmesine engel olmuş ve mağdura süt içirerek zehrin etkisini azaltmaya çalışmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu olayda, mağdurun cebirle intihara mecbur bırakılması ve icra hareketlerinin üçüncü kişilerin müdahalesiyle tamamlanamaması karşısında, sanıkların eylemini TCK m.84/4’ün yollamasıyla m.82/1 ve m.35’e göre nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmiş; ancak dosyada mağdurdaki yaralanmanın niteliğine ve zehrin etkisine ilişkin eksik incelemeler bulunması nedeniyle kararı bozmuştur.

Bu karar, icra hareketi bölünebildiğinde (zehrin bir kısmının içirilip tamamının içirilememesi gibi) teşebbüs hükümlerinin somut olarak nasıl uygulanabildiğini göstermesi bakımından öğreticidir.

2- İntihara Yönlendirme Suçu Bakımından İştirak

Madde metninde esasında iştirak kavramı içinde yer alan suça azmettirme ve yardım etme, intihara yönlendirme suçunun seçimlik hareketi olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle her iki eylem seçimlik hareket olarak suçun unsuru hâlini almıştır. Bu nedenle intihara azmettiren veya yardım eden kişi hakkında uygulanacak cezai hükümde ayrıca TCK m. 38 ve 39’uncu maddeler uygulanmayacak, sadece TCK m. 84/1’e başvurulacak ve fail(ler) bu madde kapsamında cezalandırılacaktır.

3- Sosyal Medya ve Dijital İletişim Yoluyla İntihara Yönlendirme

Uygulamada intihara yönlendirme suçunun sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma uygulamaları veya sesli/görüntülü içerikler üzerinden işlendiği olaylara sıkça rastlanmaktadır. Belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilecek şekilde sosyal medyada yapılan bir paylaşım, TCK m.84/3 kapsamında alenen teşvik sayılabilirken; kişiye özel olarak gönderilen mesaj, ses kaydı veya görüntülü içerik ise madde metninde sayılan azmettirme, teşvik, kararı kuvvetlendirme veya yardım etme fiillerinden birine vasıta olabilir.

Yukarıda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/6835 Esas, 2025/1281 Karar sayılı kararında da görüleceği üzere, sesli mesaj, sahte hesaplar üzerinden gönderilen yazışmalar ve whatsapp üzerinden iletilen kayıtlar, failin mağdur üzerindeki baskısını ve suçun manevi unsurunu ispatlayan belirleyici delillerden sayılmıştır. Bu bakımdan dijital iletişim araçları yalnızca suçun işlenme biçimini değil, aynı zamanda soruşturma aşamasında failin kastını ortaya koyan en somut delil türünü oluşturmaktadır. Bu suç tipi ile alakalı olarak intihara yönlendirme suçunda deneyimli bir ceza avukatı ile iletişime geçilmesi ceza dava ve kovuşturma sürecinin sağlıklı yürütülmesi için önemlidir.

D- İntihara Yönlendirme Suçu Şikayete ve Uzlaşmaya Tabi Bir Suç Mudur?

İntihara yönlendirme suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan olmadığı gibi şikayete de bağlı bir suç değildir. Yani savcılık makamı tarafından resen soruşturulur. Ayrıca bu suç tipinde herhangi bir şikayet süresi yoktur.

E- Seçenek Yaptırımlar

Seçenek yaptırımlar genel olarak Adli Para Cezası, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Cezanın Ertelenmesidir. İntihara yönlendirme suçu bakımından seçenek yaptırımların söz konusu olmayacağı kabul edilmektedir.

F- İntihara Yönlendirme Suçunda Görevli Mahkeme

İntihara yönlendirme suçunda görevli mahkeme, asliye ceza mahkemesidir; ancak işlenen suçun TCK m.84/4 kapsamında nitelendirilmesi hâlinde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

Dava Zamanaşımı

Dava zamanaşımı süresi, suçun hangi fıkra kapsamında işlendiğine göre değişir; TCK m.66 uyarınca öngörülen cezanın üst sınırı esas alınır:

FıkraCeza AralığıDava Zamanaşımı
TCK m.84/1 (temel hâl)2-5 yıl hapis8 yıl
TCK m.84/2 (netice sebebiyle ağırlaşmış hâl)4-10 yıl hapis15 yıl
TCK m.84/3 (alenen işlenmesi)3-8 yıl hapis15 yıl
TCK m.84/4 (kasten öldürme sayılan hâl)Kasten öldürme hükümlerine göreKasten öldürmenin zamanaşımı uygulanır (25-30 yıl)

Sıkça Sorulan Sorular

İntihara yönlendirme suçunun cezası kaç yıldır?

TCK m.84/1 uyarınca temel hâlde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun intihar etmesi hâlinde (TCK m.84/2) ceza 4 yıldan 10 yıla, alenen işlenmesi hâlinde (TCK m.84/3) ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir.

İntihara yönlendirme suçunun dava zamanaşımı süresi kaç yıldır?

TCK m.66 uyarınca, temel hâlde (m.84/1) 8 yıl, netice sebebiyle ağırlaşmış hâlde (m.84/2) ve alenen işlenmesi hâlinde (m.84/3) 15 yıldır. TCK m.84/4 kapsamında kasten öldürme sayılan hâllerde ise kasten öldürmenin zamanaşımı uygulanır.

İntihara yönlendirme suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Savcılık tarafından resen soruşturulur; herhangi bir şikâyet süresi yoktur ve mağdur yakınlarının şikâyetçi olmaması soruşturmayı engellemez.

İntihara yönlendirme suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?

Hayır. İntihara yönlendirme suçu uzlaştırma kapsamında olan suçlardan değildir.

İntihara yönlendirme suçunda hangi mahkeme görevlidir?

Kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir; ancak fiilin TCK m.84/4 kapsamında kasten öldürme olarak nitelendirilmesi hâlinde görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

Mağdur intihar etmeye çalışıp ölmezse fail nasıl sorumlu tutulur?

Suçun temel hâlinde (TCK m.84/1) mağdurun intihar etmesi şart değildir; azmettirme, teşvik, intihar kararını kuvvetlendirme veya intihara yardım gibi seçimlik hareketlerin gerçekleşmesi suçun oluşumu için yeterlidir. İntiharın gerçekleşmemesi, ayrıca teşebbüs hükümlerinin tartışılmasını gerektirebilir.

İntihara yönlendirme ile kasten öldürme (TCK 84/4) arasındaki fark nedir?

İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş veya ortadan kalkmış kişileri intihara sevk edenler ile cebir veya tehditle kişileri intihara mecbur edenler, intihara yönlendirme değil doğrudan kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. Yargıtay içtihatlarına göre bu ayrımda belirleyici olan, cebir/tehdidin mağdurun iradesini ortadan kaldıracak yoğunlukta olup olmadığı ve öldürücü fiilin failin bizzat yarattığı bu baskı altında gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

İntihara yönlendirme suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Evet. Failin seçimlik hareketlerle mağduru intihara yönlendirmeye başlaması ancak elverişli sonucun elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması hâlinde teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Yargıtay, üçüncü kişilerin müdahalesiyle ölümcül fiilin tamamlanamadığı olaylarda icra hareketlerinin bölünebildiğini kabul ederek teşebbüs hükümlerini uygulamaktadır.

İntihara yönlendirme suçunda seçenek yaptırımlar (adli para cezası, erteleme, HAGB) uygulanır mı?

Hayır. İntihara yönlendirme suçu bakımından adli para cezası, cezanın ertelenmesi ve HAGB gibi seçenek yaptırımların uygulanmayacağı kabul edilmektedir.

Sosyal medyada veya mesajlaşma yoluyla intihara yönlendirme suç oluşturur mu?

Evet. Belirsiz sayıda kişinin erişebileceği bir sosyal medya paylaşımıyla başkalarını intihara teşvik etmek TCK m.84/3 kapsamında alenen teşvik sayılabilir. Kişiye özel gönderilen mesaj, ses kaydı veya görüntülü içerikler ise azmettirme, teşvik, kararı kuvvetlendirme veya yardım etme fiillerinden birine vasıta olabilir ve genellikle failin kastını ispatlayan en somut delillerdendir.

Tek bir söz veya şaka amaçlı ifade bu suçu oluşturur mu?

Yargıtay, failin katkısının somut ve mağdurun iradesi üzerinde belirleyici bir etki taşımasını aramaktadır. Tek başına söylenmiş, sistematik bir baskıya dönüşmemiş sözler veya aile içi nasihat/ısrar düzeyinde kalan ifadeler, mahkumiyete yeter delil sayılmamaktadır; bu husus yukarıdaki delil yetersizliği kararlarında somut olarak ortaya konulmuştur.

İntihar eden kişiye silah, ilaç veya zehir gibi bir araç sağlamak her zaman suç oluşturur mu?

Hayır. İntihara yardım fiilinin cezalandırılabilmesi için failin, mağdurun bu aracı intihar amacıyla kullanacağını bilerek ve isteyerek (kastla) hareket etmesi gerekir. Aracın başka bir amaçla bulundurulduğu, mağdurun intihar kastının failce bilinmediği veya aracın failden zorla alındığı hâllerde kast unsuru oluşmaz ve fail cezalandırılamaz.

Mağdurun intihar etmeye rıza göstermesi veya birlikte intihar kararı alması failin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Yaşam hakkı üzerinde mutlak tasarruf mümkün olmadığından, mağdurun ölme yönündeki rızası hukuken geçerli sayılmaz. Birlikte intihar kararı alınan olaylarda, ölümü doğuran icra hareketini bizzat gerçekleştiren kişi kasten öldürmeden, yalnızca azmettirme/teşvik/yardım düzeyinde kalan kişi ise intihara yönlendirmeden sorumlu tutulur.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir