İçindekiler
Türk Ceza Kanunu’nda insan hayatına yönelik en ağır suç tipi olarak düzenlenen kasten öldürme suçu, yalnızca icrai davranışlarla değil, belirli şartların varlığı halinde taksirli davranışla da işlenebilmektedir. Hayata karşı suçlar bölümü altında düzenlenen TCK. m.85 (Taksirle öldürme suçu), kişinin kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemesi sonucunda, yasaklanan öldürme neticesinin meydana gelmesi olarak tanımlanabilir. Taksirle öldürme ile kasten öldürme suçları, farklı yapıda suçlar olmakla birlikte, korunan hukuki değer en temel insan hakkı olan yaşam hakkıdır.
A-MADDE METNİNİN İNCELENMESİ
Taksirle öldürme suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85’inci maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85’inci Maddesi aşağıdaki şekildedir:
(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK m.85/1’de maddenin ilk fıkrasında; Failin taksirli bir davranış ile bir insanın ölümüne sebep olması halinde 2 ila 6 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. TCK 22/1’de taksir kavramı “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” Şeklinde tanımlanmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 22/1. maddesinde taksirle işlenen fiillerin ancak kanunda açıkça düzenlenmesi halinde cezalandırılacağı belirtilmiştir.
TCK m.83/2’de maddenin ikinci fıkrasında; Bu fıkrada özel bir içtima hükmü getirtilmiştir. Failin işlediği fiil ile birden fazla kişinin ölümüne neden olması ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüne neden olması ile bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olması halinde faile tek ceza verileceği hükme bağlanmıştır.
B- Taksirle Öldürme Suçunun (TCK m.85) Unsurları
1-Korunan Hukuki Değer
Taksirle öldürme suçunda korunan hukuki değer, yukarıda da ifade edildiği gibi bireylerin yaşam hakkıdır.
2- Taksirle Öldürme Suçunun Maddi Unsurları
2-a.) Fail
Taksirle öldürme suçunun faili herkes olabilir. TCK’nın 85/1’de “bir insanın taksirle ölümüne neden olan kişi” tabiri kullanılmıştır. Bu nedenle taksirle öldürme suçu özgü suç değildir.
2-b.) Mağdur
TCK m.85 kapsamında suçun mağduru bakımından da farklı nitelik öngörülemediğinden suçun mağduru herkes olabilir.
2-b.) Fiil (Hareket)
TCK’nın m.22 gerekçesinde “Taksirli suçların belirgin özelliği, icrai veya ihmali şekilde olabilen iradi hareketin varlığı ve kanunî tanımda yer alan unsurlardan birinin öngörülmemiş olmasıdır.” Şeklindeki ifade ile taksirli suçların icrai ya da ihmali şekilde işlenebileceğini hüküm altına almıştır. Örneğin; fail araç kullanırken dikkatli davranmamış bunun neticesinde kazaya meydana gelmiş ve başka birinin ölümüne neden olmuş olabilir. (İcrai Hareket) Ve yahut sorumlu kişi olan fail tarafından bir inşaat alanına bariyer koymaması sonucunda başka birinin ölümüne neden olmuş olabilir. (İhmali Hareket)
2-c.) Nedensellik Bağı
Taksirle öldürme suçu neticeli bir suç olduğundan, meydana gelen ölüm neticesi ile failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi arasında nedensellik bağının varlığı şarttır. Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile mağdurun ölümü arasında doğrudan, kesintisiz ve mantıksal bir bağ bulunmalıdır. Eğer ölüm neticesi, failin hareketinden değil de araya giren başka bir mücbir sebep veya mağdurun ağır kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, failin sorumluluğu ortadan kalkabilir.
2-d.) Netice
Taksirle öldürme suçu, bir netice suçudur. Suçun tamamlanması için mağdurun ölmesi gerekir. Eğer mağdur ölmemişse, taksirli suçlarda teşebbüs mümkün olmadığı için failin eylemi taksirle yaralama suçu (TCK m.89) kapsamında değerlendirilir.
3- Taksirle Öldürme Suçunun Manevi Unsurları
Taksir, TCK m.22’de tanımlanmıştır. Taksirle öldürme suçunun manevi unsuru kast değil, taksirdir. Taksirin iki türü bulunmaktadır.
3-a.) Bilinçsiz (Adi) Taksir
Failin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir neticeye sebebiyet vermesi, ancak bu neticeyi öngörmemiş olmasıdır. Öngörülebilir bir neticenin fail tarafından öngörülmemesi durumunda bilinçsiz (adi) taksir söz konusudur.
3-b.) Bilinçli Taksir (TCK m.22/3)
Failin neticeyi öngördüğü ancak şansına, kişisel yeteneklerine veya tecrübesine güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanması durumudur. Bilinçli taksirde, basit taksire oranla ceza 1/3’ten 1/2’ye kadar artırılır. Örneğin, kırmızı ışıkta geçerek bir yayaya çarpan sürücü, neticeyi (birine çarpabileceğini) öngörmüş ancak “nasılsa bir şey olmaz” diyerek hareketine devam etmiştir.
4- Taksirle Öldürme Suçunun Nitelikli Halleri
Taksirle öldürme suçunun düzenlendiği TCK m.85/1’de genel olarak suçun basit/temel halinin düzenlediği kabul edilmektedir. TCK m85/2’nin ise taksirle öldürme suçunun nitelikli hali olup olmadığı hususu tartışmalıdır. Ancak TCK m85/2’nin yukarıda bahsettiğimiz gibi suçun nitelikli halini düzenlediği değil özel bir içtima hükmü getirdiği kabul edilmektedir.
C- KASTEN ÖLDÜRMENİN İHMALİ DAVRANIŞ İLE İŞLENMESİ SUÇUNUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ
1- Kasten Öldürmenin İhmali Davranış ile İşlenmesi Suçu Bakımından Teşebbüs
Teşebbüs TCK m.35, “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun metninde de açıkça belirtildiği üzere, yalnızca kasten işlenen suçlara teşebbüs mümkündür. Taksirle işlenen suçlara teşebbüs mümkün değildir. Açıklanan nedenle taksirle öldürme suçuna teşebbüs mümkün değildir.
2- Taksirle Öldürme Suçu Bakımından İştirak
TCK m.22 gerekçesinde “Aynı şekilde birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir ameliyatın ölüm veya sakatlıkla sonuçlanması durumunda, ameliyata katılan kişiler müştereken hareket etmektedirler. Ancak tıbbın gereklerine aykırılık dolayısıyla ölüm veya sakatlıkla sonuçlanan bu ameliyatta işlenen taksirli suçun işlenişi açısından suça iştirak kuralları uygulanamaz.” Şeklindeki ifade ile taksirle suçlara iştirakin mümkün olmadığı her failin kendi fiilinden sorumlu olduğu hususu kabul edilmiştir. Yargıtay ve doktrin tarafından da taksirle suçlara iştirakin mümkün olmadığı kabul edilmektedir.
D- TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU ŞİKAYETE VE UZLAŞMAYA TABİ BİR SUÇ MUDUR?
Taksirle öldürme suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan olmadığı gibi şikayete de bağlı bir suç değildir. Yani savcılık makamı tarafından resen soruşturulur. Ayrıca bu suç tipinde herhangi bir şikayet süresi yoktur.
E- TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇUNDA SEÇENEK YAPTIRIMLAR
Seçenek yaptırımlar genel olarak Adli Para Cezası, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Cezanın Ertelenmesidir. Taksirle öldürme suçu bakımından mahkeme tarafından alt sınırdan ceza verildiği ve diğer şartların gerçekleştiği hallerde seçenek yaptırımlara hükmedilebilir.
F- TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇUNDA GÖREVLİ MAHKEME
Taksirle öldürme suçunun temel halinde yani tek kişinin öldüğü durumlarda (TCK m.85/1) görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Ancak (TCK m.85/2) kapsamında birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunan durumlarda ağır ceza mahkemesi görevlidir. Hak kayıplarının yaşanmaması için ceza avukatından yardım isteyin.
G- TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU İLE İGİLİ YARGITAY KARARLARI
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Ancak Kasten İşlenir; Taksirli Sürüş Bu Suçu Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2014/15163 E. – 2015/9970 K., 05.06.2015 T.
Kararın Özeti
Üç şeritli yolun orta şeridinde servis aracıyla seyreden sanık, önündeki araçları sollamak için sol şeride girince, arkasından gelen müşteki çarpmamak için direksiyonu kırarak orta refüje çarpmıştır. Sanık, trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m.179/2) suçundan mahkûm edilmiş; Yargıtay, suçun kasten işlenebilen bir suç olduğunu, somut olayda kast bulunmadığını belirterek hükmü beraat yönünde bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
TCK m.179/2, alkol/uyuşturucu etkisi olmaksızın, kasıtlı olarak kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığı bakımından tehlike yaratacak şekilde araç kullanmayı cezalandırır. Suçun oluşması için aracın kasıt ya da olası kasıtla tehlike yaratacak biçimde kullanılması gerekir. Şerit değiştirme sırasındaki dikkatsizlik kast içermediğinden suçun unsurları oluşmamıştır.
“…atılı suçun oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla … tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, somut olayda sanığın kastının bulunmaması nedeniyle…”
Değerlendirme
Bu karar, taksirli trafik fiilleri ile kasten işlenen trafik suçları arasındaki ayrımı netleştirir. Sıradan bir dikkatsizlik/özensizlik (şerit ihlali, hız, takip mesafesi) taksir kapsamındadır ve sonuç doğmuşsa taksirle yaralama/öldürme gündeme gelir; ancak kast unsuru taşımayan bu davranışlar TCK m.179/2 kapsamında değildir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu için, sürücünün bilerek ve isteyerek tehlike yaratması (örneğin makas atma, kasıtlı sıkıştırma) gerekir. Bu nedenle taksirli olaylarda m.179/2’den mahkûmiyet hukuka aykırıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/15163 E. – 2015/9970 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tek yönlü ve 3 şeritli yolun orta şeridinde sevk ve idaresindeki servis aracıyla seyir halinde olan sanığın, kırmızı ışığın yeşil ışığa dönmesi ile önündeki araçları sollamak için sol şeride girdiğinde arkasından gelen müştekinin, servis aracına çarpmamak için direksiyonu sola kırdığı ve orta refüje çarpması şeklinde gelişen olay nedeniyle, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179/2. maddesinde, alkol veya uyuşturucu madde etkisi olmaksızın kasıtlı olarak, kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak şekilde araç sevk ve idare edilmesi suçunun düzenlendiği, maddede düzenlenen suçun ancak kasten işlenebilen suçlardan olduğu, atılı suçun oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, somut olayda sanığın kastının bulunmaması nedeniyle atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesi ile beraat hükmü verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yaya Geçidinde Hız Ayarlamayıp Geçiş Hakkı Vermeyen Sürücü Asli Kusurludur
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/5053 E. – 2024/649 K., 15.02.2024 T.
Kararın Özeti
Sanık sürücü, bölünmüş yolda seyrederken yaya geçidi levhasına yaklaşmasına rağmen hızını yeterince azaltmamış ve görüş alanını kontrol altında bulundurmamış; yaya geçidinden çapraz şekilde karşıya geçen yayaya çarparak ölümüne sebep olmuştur. Yerel mahkeme sanığı asli kusurlu kabul edip TCK m.85/1’den mahkûm etmiş; Yargıtay hükmü onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Sürücü, yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltıp görüş alanını kontrol etmek ve yaya geçidinden geçen yayaya ilk geçiş hakkını vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklere uymayan ve mahal şartlarına göre hızını ayarlamayan sürücü asli kusurludur. Yayanın sol tarafını yeterince kontrol etmemiş olması ise yalnızca tali kusur oluşturur ve sürücünün asli kusurunu ortadan kaldırmaz.
Değerlendirme
Bu karar, yaya geçidi kazalarında kusur dağılımının nasıl belirlendiğini gösterir. Yaya geçidi, yayaya üstünlük tanıyan bir alandır; buraya yaklaşan sürücünün özen yükümlülüğü en üst düzeydedir. Yayanın dikkatsizliği (örneğin çapraz geçiş, gelen aracı kontrol etmeme) genellikle tali kusur olarak değerlendirilir ve sürücünün cezai sorumluluğunu kaldırmaz; yalnızca ceza miktarının takdirinde gözetilebilir. Sanık vekili açısından önemli nokta, kusur oranlarının bilirkişi raporuyla titizlikle tartışılması; ancak asli kusurun yaya geçidi gibi durumlarda kolaylıkla sürücüye yükleneceğinin bilinmesidir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/5053 E. , 2024/649 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 53/6 maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; sanığın kusuru olmadığına,eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz sebepleri ; yetersiz ceza tayin edildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü …’nın yönetimindeki otomobil ile bölünmüş yolda seyir sırasında seyir istikametine hitaben bulunan yaya geçidi levhası ile yaya geçitine yaklaştığını dikkate alarak hızını yeterince azaltıp görüş alanını kontrol altında bulundurması, seyir istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girerek çapraz şekilde yaya geçidinden geçmeye çalışan maktul yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmemesi sebebi ile ve mahal şartlarına göre hızını ayarlamadığından kontrolsüz şekilde seyrettiğinden dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları sebebi ile asli kusurlu olduğu, maktul …’nun ise bölünmüş yola girerek çapraz şekilde yaya geçidinden geçmeye çalıştığı sırada meydana gelen kazada geçiş istikametine göre sol tarafını yeterince kontrol etmediği, sol tarafından gelip yaklaşmakta olan otomobilin hız ve mesafesini yeterince gözetmediği anlaşılan olayda gerekli dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davrandığı için tali kusurlu olduğu yönünde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Ölü muayene tutanağı ve adli rapor tutanaklarından maktulün trafik kazasına bağlı genel beden travması ve komplikasyonları neticesinde 15/06/2014 tarihinde hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Sanığın kaçamak savunmaları, tanıklar Onur Keçeci ve Hasan Kardaşların duruşma ve hazırlık beyanları, teşhis tutanakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından suç tarihinde sanığın kullandığı 39 SF 677 plaka sayılı … ile düğün salonu önünde bulunan yaya geçidinden çapraz olarak karşıya geçmeye çalışan müteveffa …’na çarparak ölümüne sebebiyet verdiği olayda asli kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın TCK’nın 85/1 maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dolu Silahı Çocuğun Ulaşabileceği Yerde Önlemsiz Bulundurmak Taksirle Öldürme Sorumluluğu Doğurur
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/13754 E. – 2017/601 K., 31.01.2017 T.
Kararın Özeti
Terzi dükkânı işleten sanığın iş yerinde olmadığı bir sırada, 12 yaşından küçük oğlu, kapaksız rafta kumaşlar arasındaki ruhsatsız ve dolu tabancayı alarak arkadaşıyla oynarken silah ateş almış ve çıkan mermi bir kişinin ölümüne neden olmuştur. Yerel mahkeme sanığın beraatine karar vermiş; Yargıtay, taksirle öldürme suçunun oluştuğunu belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Sanık, küçük yaştaki çocuğunun sürekli gelip gittiği iş yerinde, silahın güvenli saklanmasını sağlayacak bir tertibat olmaksızın, kolayca ulaşılabilir bir yerde ve içinde mermi bulunacak şekilde tabancayı bulundurmuştur. Bu özensiz davranış ile ölüm arasında illiyet bağı mevcuttur; dolayısıyla taksirle öldürme suçu oluşmuştur.
“…suça konu silahı önlemsiz şekilde ve içerisinde mermi olacak şekilde bulundurmak suretiyle … taksirle öldürme suçunu işlediği, eylem ile ölüm olayı arasında illiyet bağının olduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, taksirin yalnızca “anlık dikkatsizlik” değil, tehlikeli bir nesneyi güvensiz biçimde bulundurmak gibi süregelen bir özensizlik biçiminde de gerçekleşebileceğini gösterir. Silah sahibinin özen yükümlülüğü, silahı boşaltılmış halde, kilitli ve çocukların erişemeyeceği bir yerde saklamayı içerir. Bu yükümlülüğün ihlali, zararı doğrudan failin eli yapmasa bile, öngörülebilir bir sonucun (çocuğun silahla oynaması) gerçekleşmesi nedeniyle illiyet bağını kurar. Karar, silah, ilaç, kimyasal gibi tehlikeli maddelerin güvensiz bulundurulmasından doğan ölümlerde taksir sorumluluğunun temel dayanağıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/13754 E. – 2017/601 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olayın meydana geldiği terzi dükkanını işleten sanığın, olay tarihinde, iş yerinde bulunmadığı bir sırada, sanığın oğlu olup 12 yaşından küçük olduğu için hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen …’ın kapaksız şekildeki rafta, kumaşlar arasında bulunan, babasına ait ruhsatsız tabancayı alarak iş yeri içerisinde bulunan arkadaşıyla şakalaşmak amacıyla oynamaya başladığı, bu sırada silahın ateş alması sonucu silahtan çıkan merminin ölene isabet ederek ölümüne sebebiyet verdiği olayda, sanığın savunmasında silahı dükkanında rafta bulundurduğunu beyan ettiği, sanık ile iş yeri komşusu olan ölenin amcası tanık …’in sanığın oğlu olan …’ın hemen hemen her gün dükkanda bulunduğu, hatta olay günü dükkanı… n açtığı, sanığın dükkana uğramadığı, suça konu silahı daha önceden de babasından habersiz olarak başka kişilere de doğrulttuğunu duyduğunu beyan etmesi, dosya arasında bulunan olay yeri görüntülerini içeren CD’nin izlenmesinde, silahın, olayın meydana geldiği terzi dükkanında güvenli şekilde saklanmasına olanak sağlayacak bir tertibatın bulunmaması, silahın kolaylıkla ulaşılabilecek bir yerde bulunması, içerisinde de mermi bulunması karşısında, sanığın küçük yaştaki çocuğunun gelip gittiği iş yerinde suça konu silahı önlemsiz şekilde ve içerisinde mermi olacak şekilde bulundurmak suretiyle üzerine atılı taksirle öldürme suçunu işlediği, eylem ile ölüm olayı arasında illiyet bağının olduğu gözetilmeden, müsnet suçtan mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 31/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Okul ve Konutlara Yakın Tehlikeli Gölette Güvenlik Tedbiri Almamak Taksirle Öldürme Sorumluluğu Doğurur
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2017/3923 E. – 2017/10262 K., 13.12.2017 T.
Kararın Özeti
Sanıklar adına tapuda kayıtlı taşınmazda bulunan, yaklaşık 4,80 metre derinliğinde su dolu gölete giren 2004 ve 2006 doğumlu iki çocuk boğularak hayatını kaybetmiştir. Gölet, bir liseye 135 metre, konutlara 280 metre uzaklıkta olup etrafında herhangi bir güvenlik tedbiri bulunmamaktadır. Yerel mahkeme sanıkların beraatine karar vermiş; Yargıtay, mahkûmiyet gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Okulların ve evlerin yakınında bulunan, çocukların kolayca ulaşabileceği tehlikeli bir su kütlesi söz konusudur. Taşınmaz malikleri olan sanıklar, gölete girilmesini engelleyecek tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çocukların boğulması sonucuyla illiyet bağı içindedir ve taksirle öldürme sorumluluğu doğurur.
Değerlendirme
Bu karar, taksir sorumluluğunun yalnızca aktif bir hareketten değil, tehlikeli bir durumu yaratan veya kontrol eden kişinin gerekli önlemi almaması (ihmali davranış) nedeniyle de doğabileceğini gösterir. Belirleyici unsurlar, tehlikenin niteliği (derin su), tehlikenin öngörülebilirliği (okul ve konutlara yakınlık, çocukların erişimi) ve malikin önlem alma imkânıdır. Mülk sahibi, tehlikeli bir unsuru (gölet, kuyu, çukur, inşaat alanı) çevreleyerek veya uyarı/engel koyarak güvenliği sağlamakla yükümlüdür; bu yükümlülüğün ihlali, öngörülebilir zararlardan cezai sorumluluğu beraberinde getirir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/3923 E. – 2017/10262 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Taksirle öldürme suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Dairemizin bozma kararı üzerine mahkemece bozmadan önce verilen kararda yer verilmeyen yeni gerekçeler gösterildiği ve bu itibarla mahkemenin verdiği kararın direnme kararı olmayıp bozmaya uyularak verilen bir karar olduğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay tarihinde, tapuda sanıklar adına kayıtlı olan taşınmazdaki 32×30 metre genişliğindeki 4 metre 80 santimetre yüksekliğinde su bulunan gölete giren 2006 doğumlu … ve 2004 doğumlu …’nin suda boğularak öldükleri, söz konusu göletin Toki İbni Sina Lisesine 135 metre, Giskon evlerine ise 280 metre uzaklıkta olduğu ve göletin etrafında herhangi bir güvenlik tedbirinin alınmadığı anlaşılmakla; okul ve evlerin yakınında bulunan gölete girilmesine engel olacak şekilde tedbir almayan sanıkların yüklenen suçtan mahkumiyetleri yerine, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraatlerine hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 13/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Avda Arkadaşını Av Hayvanı Sanıp Vurma: Kusur Yoğunluğuna Göre Temel Ceza Asgari Hadden Uzaklaşılarak Belirlenmelidir
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/1706 E. – 2015/19147 K., 10.12.2015 T.
Kararın Özeti
Birlikte ava çıkan sanık, dağlık ve yoğun çalılık bir alanda eğilerek ilerleyen arkadaşını av hayvanı zannederek ateş etmiş ve ölümüne neden olmuştur. Yerel mahkeme sanığı TCK m.85/1 ve m.22/3 (bilinçli taksir) uyarınca mahkûm etmiş; Yargıtay, temel cezanın belirlenmesindeki yetersizlik ve indirimdeki hesap hatası nedeniyle hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Temel ceza belirlenirken; kusur durumu, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu ve cezanın üst sınırı gözetilerek, adalet ve hakkaniyete uygun biçimde asgari hadden uzaklaşılması gerekirken bu yapılmamıştır. Ayrıca TCK m.62 indirimi uygulanırken hesap hatasıyla yanlış ceza süresi belirlenmiştir.
“…failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, maddede öngörülen cezanın üst sınırı nazara alınmak suretiyle … asgari hadden uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi…”
Değerlendirme
Bu karar, taksirli suçlarda temel cezanın gerekçeli ve kusur yoğunluğuyla orantılı belirlenmesi gerektiğini vurgular. Ateşli silahla ava çıkan kişinin, hedefini kesin olarak teşhis etmeden ateş etmesi ağır bir özen ihlalidir; nitekim mahkeme eylemi bilinçli taksir (m.22/3) kapsamında değerlendirmiştir. Bu derece yoğun kusur ve ölüm gibi ağır bir netice söz konusu olduğunda, cezanın alt sınırdan verilmesi yerinde değildir; mahkeme asgari hadden uzaklaşma gerekçesini somut olgularla ortaya koymalıdır. Karar ayrıca, indirim hesabındaki maddi/aritmetik hataların başlı başına bozma sebebi olduğunu da hatırlatır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/1706 E. – 2015/19147 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık ile ölen …ve tanık …’ın arkadaş oldukları, zaman zaman birlikte ava gittikleri, olay gününden bir gün önce de ertesi gün ava gitmeyi kararlaştırdıkları, olay tarihinde sabah saat 08:00 sıralarında birlikte ava çıktıkları,… mahallesi denilen dağlık kesimde çoğu zaman birbirlerinden uzaklaşarak 2 saat kadar dolaştıkları, saat 10:30 sıralarında sanık …’ın ayakta dik durarak geçişi mümkün olmayan, 1 metre kadar yüksekliği bulunan, bu sebeple eğilerek geçilmek zorunda olunan, yoğun ağaç ve çalılık bir alandan geçmekte olan arkadaşı …’ı av hayvanı zannederek ateş ederek ölümüne sebep olduğu olayda; kusur durumu, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınıp, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, maddede öngörülen cezanın üst sınırı nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun şekilde asgari hadden uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık hakkında TCK’nın 85/1. ve 22/3. maddeleri gereğince tayin edilen 2 yıl 8 ay hapis cezasından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılırken, 2 yıl 2 ay 20 gün yerine, hesap hatası sonucu 1 yıl 14 ay 20 gün hapis cezası belirlenmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

4 Yorumlar