İçindekiler
İnsan üzerinde deney suçu, TCK m.90/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren; izinsiz ve koşulsuz olarak hasta bir insan üzerinde tedavi amaçlı deneme yapılması hâlinde ise TCK m.90/4 uyarınca bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılan bir suç tipidir.
İnsan üzerinde deney fiili, eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmemiş; 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.90 ile ilk kez, “İnsan Üzerinde Deney” başlığı altında vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (TCK 86-91) bölümünde suç olarak kabul edilmiştir.
Bu yazıda TCK m.90 kapsamında düzenlenen insan üzerinde deney suçu; deney ile tedavi amaçlı deneme arasındaki fark, suçun unsurları (maddi ve manevi unsurlar, hukuka uygunluk sebepleri), nitelikli halleri, özgü suç niteliği, şikâyete tâbilik, HAGB, uzlaşma, ceza ertelemesi, adli para cezası uygulaması, zamanaşımı ve görevli mahkeme meseleleri yönünden Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır. Somut olayınıza ilişkin doğru hukuki değerlendirme için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.
TCK m.90/1: “İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” TCK m.90/4: “Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
I-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Korunan Hukuki Değer
TCK m.90, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer almakta olup, suçla korunan hukuki değer vücut bütünlüğü ve yaşam hakkıdır. Kanun koyucu bu maddeyle, bilimsel araştırma ve tıbbi gelişim ile bireyin vücut bütünlüğü üzerindeki mutlak tasarruf hakkı arasında bir denge kurmayı amaçlamıştır; deney veya deneme, ancak kanunun aradığı sıkı şartlar birlikte gerçekleştiğinde hukuka uygun sayılır.
İnsan denekler üzerinde yapılan araştırmaların etik ve hukuki sınırları, uluslararası düzeyde ilk kez İkinci Dünya Savaşı sonrasında, toplama kampı esirleri üzerinde rızasız tıbbi deneyler yapan doktorların yargılandığı davaların ardından 1947 tarihli Nürnberg Kodu ile somutlaştırılmış; ardından Dünya Tabipler Birliği’nin 1964 tarihli Helsinki Bildirgesi, aydınlatılmış onam ve önceden hayvan deneyi yapılması gibi ilkeleri tıp etiğinin temel taşı hâline getirmiştir. TCK m.90/2’de aranan yedi şart (yetkili kurul izni, önceden hayvan deneyi, yazılı ve menfaatsiz rıza gibi), büyük ölçüde bu uluslararası ilkelerin Türk hukukuna yansımasıdır.
II-Deney ile Tedavi Amaçlı Deneme Arasındaki Fark
TCK m.90’ın başlığı “İnsan Üzerinde Deney” olsa da, madde metninin incelenmesinde birinci fıkrada “insan üzerinde deney”, dördüncü fıkrada ise “insan üzerinde deneme” suçundan bahsedildiği ve maddede aslında iki ayrı suç tipinin düzenlendiği görülür.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/2038 Esas, 2022/9071 Karar sayılı ve 24.11.2022 tarihli kararında bu ayrım doğrudan açıklığa kavuşturulmuştur:
- Deney, bilimsel bir çalışmanın henüz tıp dünyasında standarda oturmamış, uygulanabilirliği kabul görmemiş ilk aşamalarına yönelik faaliyettir ve amacı tedavi değil araştırmadır; bu nedenle deney suçunun faili bilim insanı da hekim de olabilir ve failin hastalığı tedavi etme amacı taşıması aranmaz.
- Deneme ise, henüz kesinlik kazanmamış ama bilimsel deney sonuçlarının hastalığın tedavisi bakımından ulaştığı somut bazı faydalardan yola çıkarak, bu yöntemin hasta bir insana uygulanmasıdır.
Kanun metninde tedavinin bir hastane ortamında ve uzman hekim tarafından yapılması aranması nedeniyle deneme suçunun faili yalnızca hekim olabilir, mağduru ise hasta olan kişidir.
Bu ayrımın pratikte nasıl işlediği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2011/20105 Esas, 2012/10908 Karar sayılı ve 26.04.2012 tarihli kararında somutlaşmıştır. Kararda, trafik kazası sonucu belden aşağısı felç olan ve birden fazla üniversite hastanesinde bilinen tıbbi yöntemlerle tedavi edilmesine rağmen iyileşemeyen bir hasta, kök hücre yöntemiyle tedavi uygulayan sanığa başvurmuş; nakil sonrası şifa bulamayınca sanığın üzerinde bilimsel deney yaptığı iddiasıyla şikâyetçi olmuştur.
Yargıtay, bilinen tüm yöntemlerin sonuçsuz kaldığı, sanığın alanında bilimsel çalışma yürüten bir kişi olduğu ve imzalı, aydınlatılmış rıza belgelerinin dosyada bulunduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin beraat kararını onamış; sonucun (şifanın) elde edilememiş olmasının tek başına suç oluşturmayacağını, tedavi amaçlı denemenin cezasızlığının sonuca değil koşullara bağlı olduğunu vurgulamıştır.
Bu kararın tam karşı kutbunu ise Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/1045 Esas, 2015/19014 Karar sayılı ve 07.12.2015 tarihli kararı oluşturur. Bu olayda kimyager olan ve herhangi bir tıbbi müdahale uzmanlığı bulunmayan sanık, kendisine başvuran kişilerin yaralarını iyileştirebileceğini iddia ederek, yetkili kurul veya makamlardan izin almaksızın ve kanunun aradığı diğer koşulları yerine getirmeksizin üç yıl boyunca çeşitli ilaçları bu kişiler üzerinde tedavi amaçlı denemiştir.
Yargıtay, eylemin suç oluşturduğunu, ancak doğru vasfın TCK m.90/4’te düzenlenen “hasta üzerinde tedavi amaçlı deneme” suçu olduğunu belirtmiş; deneme uzman hekim tarafından ve hastane ortamında yapılmadığından, gerekli izinler alınmadığından cezasızlık istisnasından yararlanılamayacağına hükmetmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli, 2022/2038 Esas, 2022/9071 Karar sayılı kararda Yargıtay ayrıca usule ilişkin önemli bir noktaya da değinmiştir: bir sanığın insan üzerinde deney suçundan beraat etmesi gerektiği hâllerde, yerel mahkemenin bunu “yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmaması” (CMK m.223/2-e) yerine, atılı fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması (CMK m.223/2-a) gerekçesiyle vermesi gerektiğine işaret ederek, hatalı gerekçeyle verilen beraat kararını bu yönde düzelterek onamıştır; bu ayrım, beraatin hukuki niteliğini ve sonraki tazminat taleplerini doğrudan etkileyebilir.
İki kararın birlikte değerlendirilmesi, TCK m.90/4 uygulamasının hangi eksende şekillendiğini ortaya koyar:
| Ölçüt | 2012/10908 K. sayılı karar (suç yok) | 2015/19014 K. sayılı karar (suç var) |
|---|---|---|
| Mağdurun durumu | Bilinen yöntemlerle iyileşemeyen hasta | Yaralı/hasta kişiler |
| Uygulayan kişi | Alanında bilimsel çalışma yapan kişi | Tıbbi uzmanlığı olmayan kimyager |
| İzin/koşullar | Yöntem sonuçsuz kalmış + uygun süreç işletilmiş | İzinsiz, hastane ve uzman hekim koşulu yok |
| Yazılı rıza | Var (imzalı, aydınlatılmış rıza belgeleri) | Koşullar bütünüyle eksik |
| Sonuç | TCK m.90/4 kapsamında suç oluşmaz | TCK m.90/4 kapsamında suç oluşur |
Özetle, tedavi amaçlı denemenin cezasızlığı bir istisnadır ve sıkı koşullara bağlıdır: “hasta zaten iyileşemiyordu, rıza da vardı” savunması tek başına yeterli değildir; uygulayanın hekim olması, hastane ortamı, gerekli izinler ve yeterli bilgilendirmeye dayalı yazılı rızanın tamamının birlikte bulunması gerekir. Bu koşullardan biri dahi eksikse, iyi niyetli ve başarısızlıkla sonuçlanan bir tedavi girişimi dahi TCK m.90/4 kapsamında suç oluşturabilir.
III-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Suçun Unsurları
A-Maddi Unsurlar
1-Fail
TCK m.90’da fail bakımından açık bir sınırlama getirilmemiştir; kanun maddesinde “kamu görevlisi” veya “doktor” gibi özel bir statüye atıf yapılmamıştır. Bu nedenle deney suçunun (TCK m.90/1) faili herkes olabilir; özgü bir suç değildir. Buna karşılık tedavi amaçlı deneme suçunda (TCK m.90/4), kanun metninde tedavinin uzman hekim tarafından ve bir hastane ortamında yapılması açıkça arandığından, bu suçun faili ancak hekim olabilir — nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/1045 Esas, 2015/19014 Karar sayılı kararında, tıbbi uzmanlığı bulunmayan bir kimyagerin bu şartları taşımadan yaptığı uygulama TCK m.90/4 kapsamında suç sayılmıştır.
2-Mağdur
Deney suçunun mağduru, rızası dışında (veya kanunun aradığı geçerli bir rıza olmaksızın) üzerinde deney yapılan kişidir; herkes bu suçun mağduru olabilir. Deneme suçunun mağduru ise, tedavi amaçlı denemenin uygulandığı hasta olan kişidir.
3-Netice ve Nedensellik Bağı
İnsan üzerinde deney suçu soyut tehlike suçu niteliğini haiz olduğundan, mağdurun sağlığının bozulması ya da yaralanması/ölümü ayrıca aranmamaktadır; suçun icra hareketinin gerçekleştirilmesiyle birlikte netice de oluşmaktadır. Buna karşın deney veya deneme sırasında yaralama ya da ölüm meydana gelirse TCK m.90/5 hükmü devreye girer.
B-Manevi Unsur
1-Kast
Deney ve deneme suçlarının manevi unsuru kasttır.
2-Taksir
Taksirli hâl kanunda ayrıca düzenlenmediğinden, TCK m.90 kapsamındaki suçların taksirle işlenmesi mümkün değildir.
C-Hukuka Uygunluk Sebepleri
Hukuka uygunluk sebepleri, aynı kanun metni içinde (TCK m.90/2 ve m.90/3) düzenlenmiştir. Bu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi hâlinde fail cezalandırılmayacaktır.
TCK m.90/2 uyarınca, insan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için aşağıdaki yedi şart aranır:
| Bent | Rızaya Dayalı Bilimsel Deneyde Aranan Şart (TCK m.90/2) |
|---|---|
| a | Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması |
| b | Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması |
| c | İnsan dışı ortamda veya hayvanlar üzerinde elde edilen bilimsel verilerin, hedefe ulaşmak açısından insan üzerinde de deneyi gerekli kılması |
| d | Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması |
| e | Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması |
| f | Deneyle varılmak istenen amacın, kişiye yüklediği külfete ve sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması |
| g | Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması |
Çocuklar üzerinde yapılan bilimsel deneyde, yukarıdaki yedi şarta ek olarak TCK m.90/3 uyarınca üç şart daha aranır:
| Bent | Çocuklar Üzerinde Deneyde Ek Şart (TCK m.90/3) |
|---|---|
| a | Elde edilen bilimsel verilerin, hedefe ulaşmak açısından çocuklar üzerinde de deneyi gerekli kılması |
| b | Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması |
| c | Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması |
D-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri
1-Teşebbüs
Genel olarak insan üzerinde deney suçuna teşebbüsün mümkün olduğu kabul edilmektedir. İcrai harekete başlanılmasına rağmen dış etkenler sebebiyle hareketin tamamlanamaması hâlinde, teşebbüs hükümleri uygulanabilir.
2-İştirak
İnsan üzerinde deney suçu tek fail tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin iştirakiyle de işlenebilir.
E-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Nitelikli Haller
TCK m.90/5 uyarınca, birinci fıkrada tanımlanan deney suçunun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi ya da yaralanması hâlinde uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir; bu fıkra yalnızca TCK m.90/1’de tanımlanan deney suçunu kapsar:
- Mağdurun hayatını kaybetmesi hâlinde: kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler (TCK m.81 vd.) uygulanır.
- Mağdurun yaralanması hâlinde: kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler (TCK m.86 vd.) uygulanır.
Bu iki hüküm, TCK m.90’ın öngördüğü nitelikli halleri oluşturur ve failin cezası artık TCK m.90’daki hapis aralığına göre değil, uygulanan kasten öldürme veya kasten yaralama hükümlerine göre belirlenir.
IV-İnsan Üzerinde Deney Suçu Şikayete Tabi Midir?
TCK m.90’da düzenlenen insan üzerinde deney suçu bakımından şikâyet aranmamaktadır. Bu suç resen soruşturma ve kovuşturma ilkesine tâbidir; savcılık, suçu öğrendiği andan itibaren mağdurun şikâyetini beklemeksizin soruşturma başlatmak zorundadır.
V-İnsan Üzerinde Deney Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası
A-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
HAGB, hükmolunan cezanın iki yıl veya altında olması hâlinde uygulanabilmektedir. TCK m.90/1’de öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis, m.90/4’te ise bir yıla kadar hapis cezasıdır. Mahkeme iki yıl ve altında hapis cezasına hükmederse HAGB uygulanabilecektir.
B-Uzlaşma
CMK m.253 uyarınca uzlaşma sadece kanunda açıkça sayılan suçlar için mümkündür. TCK m.90’da düzenlenen insan üzerinde deney suçu, uzlaştırma kapsamına giren suçlar arasında yer almamaktadır.
C-Ceza Ertelemesi
TCK m.51 uyarınca hükmolunan iki yıl veya altındaki hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.
D-Adli Para Cezası
TCK m.50/3 uyarınca, hükmolunan cezanın kısa süreli hapis cezası olması hâlinde adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi mümkündür. Kısa süreli hapis cezası, TCK m.49/1 uyarınca bir yıl veya altındaki hapis cezasıdır. TCK m.90/4’te öngörülen bir yıla kadar hapis cezası, kısa süreli hapis cezası kapsamında değerlendirilerek adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilir.
VI-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Zamanaşımı
TCK m.66/1-e uyarınca, beş yıldan fazla olmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. TCK m.90/1’de öngörülen ceza üst sınırı 3 yıl, TCK m.90/4’te öngörülen ceza üst sınırı ise 1 yıl olduğundan, her iki fıkra bakımından da dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna karşılık TCK m.90/5 devreye girip mağdur hayatını kaybetmişse, uygulanacak kasten öldürme suçunun (TCK m.81) cezası müebbet hapis olduğundan, TCK m.66/1-b uyarınca dava zamanaşımı süresi 24 yıla çıkar. Mağdurun yaralanması hâlinde ise zamanaşımı süresi, uygulanacak kasten yaralama suçunun ilgili fıkrasındaki ceza miktarına göre değişkenlik gösterir.
VII-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Görevli Mahkeme
TCK m.90’da düzenlenen insan üzerinde deney ve tedavi amaçlı deneme suçlarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Bu suçlar için öngörülen ceza üst sınırı, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyecek şekilde belirlenmiştir.
Ancak TCK m.90/5 hükmünün devreye girmesi hâlinde, yani deney suçu nedeniyle mağdur ölmüş ya da yaralanmış ise, uygulanacak kasten öldürme veya kasten yaralama suçu hükümlerine göre görevli mahkeme değişebilecektir. Nitekim kasten öldürme (TCK m.81) ve kasten yaralama suçunun bazı nitelikli halleri (TCK m.87) bakımından ağır ceza mahkemesi görevlidir. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında sanık ya da müştekilerin ceza davalarında İstanbul vekilliği hizmeti alması önerilir.
Sık Sorulan Sorular
İnsan üzerinde deney suçunun cezası nedir?
TCK m.90/1 uyarınca insan üzerinde deney yapma suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. İzinsiz olarak tedavi amaçlı deneme hâlinde (TCK m.90/4) ceza bir yıla kadar hapistir.
İnsan üzerinde deney suçunun faili kim olabilir?
Kanunda failde özel bir nitelik aranmadığından deney suçu (TCK m.90/1) özgü suç değildir; faili herkes olabilir. Buna karşılık tedavi amaçlı deneme suçunun (TCK m.90/4) faili, kanunun aradığı hastane ve uzmanlık şartı nedeniyle ancak hekim olabilir.
Deney ile tedavi amaçlı deneme arasındaki fark nedir?
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/2038 Esas, 2022/9071 Karar sayılı kararına göre deney, henüz standarda oturmamış bir yöntemin araştırma amacıyla uygulanmasıdır ve sağlıklı ya da hasta herkes üzerinde yapılabilir; deneme ise, bilinen yöntemlerle iyileşemeyen bir hastaya, henüz kesinlik kazanmamış ama fayda umulan bir yöntemin tedavi amacıyla, uzman hekim tarafından ve hastane ortamında uygulanmasıdır.
Rızaya dayalı bilimsel deney hangi şartlarda suç oluşturmaz?
TCK m.90/2 uyarınca yetkili kuruldan izin alınması, önce hayvan deneyi yapılmış olması, insan üzerinde deneyin gerekli olması, öngörülebilir kalıcı zarar bırakmaması, insan onuruyla bağdaşmayan acı verilmemesi, amacın külfete göre ağır basması ve yeterli bilgilendirmeye dayalı yazılı, menfaatsiz rızanın bulunması gerekir.
Çocuklar üzerinde deney yapılabilir mi?
TCK m.90/3 uyarınca ikinci fıkradaki şartlara ek olarak, verilerin çocuklarda da elde edilmesinin gerekli olması, çocuğun kendi rızasıyla birlikte ana babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin alınması ve izin kurulunda çocuk sağlığı uzmanının bulunması aranır.
İnsan üzerinde deney suçuna teşebbüs ve iştirak mümkün müdür?
Evet. TCK m.35 uyarınca icra hareketine başlanıp dış etkenle tamamlanamaması hâlinde teşebbüs mümkündür; suç tek fail tarafından işlenebileceği gibi birden fazla kişinin iştirakiyle de işlenebilir.
Deney sırasında mağdur ölür veya yaralanırsa hangi hükümler uygulanır?
TCK m.90/5 uyarınca mağdurun hayatını kaybetmesi hâlinde kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler (TCK m.81 vd.), yaralanması hâlinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler (TCK m.86 vd.) uygulanır.
İnsan üzerinde deney suçu şikâyete veya uzlaşmaya tabi midir?
Hayır. Suç resen soruşturma ve kovuşturma ilkesine tabidir; CMK m.253 kapsamında sayılan suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma da uygulanmaz.
Uzman olmayan kişinin izinsiz tedavi denemesi hangi suçu oluşturur?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2015/1045 E. – 2015/19014 K. sayılı kararına göre uzman hekim olmayan ve hastane ortamı dışında, gerekli izinler alınmadan yapılan tedavi amaçlı deneme, TCK m.90/4 kapsamında suç oluşturur; cezasızlık istisnası uygulanmaz.
İnsan üzerinde deney suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Temel hâlde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Ancak TCK m.90/5 devreye girip mağdur ölür veya ağır yaralanırsa, kasten öldürme veya kasten yaralamanın nitelikli hâllerine göre ağır ceza mahkemesi görevli olabilir.
İnsan üzerinde deney suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m.90/1 ve m.90/4 kapsamında dava zamanaşımı, TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. TCK m.90/5 uyarınca mağdurun ölümü hâlinde, kasten öldürme suçunun cezası müebbet hapis olduğundan zamanaşımı süresi TCK m.66/1-b uyarınca 24 yıla çıkar.
İnsan üzerinde deney suçu ne zaman yürürlüğe girdi ve daha önce cezai bir düzenleme var mıydı?
İnsan üzerinde deney ve deneme fiilleri, eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak öngörülmemişti. Bu fiiller ilk kez, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 90. maddesiyle Türk hukukunda suç olarak düzenlenmiştir.
Beraat kararında “fiil suç değil” ile “fiil sanık tarafından işlenmedi” ayrımının önemi nedir?
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/2038 Esas, 2022/9071 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, bir eylem TCK m.90 kapsamında suç tanımına hiç girmiyorsa mahkemenin beraat gerekçesini CMK m.223/2-a (fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması) üzerine kurması gerekir; bunu “fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olmaması” (CMK m.223/2-e) gerekçesiyle karıştırmak hatalıdır ve bu ayrım, kararın hukuki sonuçlarını doğrudan etkiler.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


Bir Yorum