İçindekiler
Cinsel taciz suçu, 5237 sayılı TCK‘nın İkinci Kitabı’nın ‘Kişilere Karşı Suçlar’ başlıklı bölümünde, ‘Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar’ alt başlığı altında 105. maddede düzenlenmiştir. Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır; fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir. TCK m.105/2’deki nitelikli hallerin (kamu görevi/hizmet/aile içi ilişki, güven ilişkisi, işyeri, elektronik iletişim araçları, teşhir) varlığı hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Bu suçun koruduğu hukuki değer, kişinin cinsel özgürlüğü ve cinsel dokunulmazlığıdır. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğü ile 20. maddesinde korunan özel hayatın gizliliği bu suç tipiyle doğrudan bağlantılıdır.
Devlet, bireyin rızası olmaksızın cinsel amaçlı davranışlara maruz kalmamasını sağlamakla yükümlüdür. Cinsel taciz suçu, cinsel saldırı (TCK m. 102) ve çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103) suçlarından farklı olarak vücuda temas içermeyen ancak kişinin onurunu ve cinsel özgürlüğünü zedeleyen hareketleri kapsamaktadır. Bu yönüyle suç, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar arasında daha hafif bir şekli oluşturmaktadır.
I-Cinsel Taciz Suçunun Unsurları
A-Cinsel Taciz Suçunun Maddi Unsurları
1-Fail
Cinsel taciz suçu, özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Fail; kadın, erkek ya da hukuki cinsiyeti ne olursa olsun herhangi bir birey olabilir. Öte yandan, suçun nitelikli hâllerinde failin belirli sıfatlara sahip olması (kamu görevlisi, vasi, işveren vb.) daha ağır bir yaptırımın uygulanmasına yol açmaktadır. Ancak bu sıfatlar suçun temel unsurunun değil, nitelikli hâlinin koşuludur.
2-Mağdur
Suçun mağduru, cinsel amaçlı taciz eylemine maruz kalan kişidir. Mağdur, onbeş yaşını doldurmuş ya da doldurmamış her yaştan erkek veya kadın olabilir. Mağdurun cinsiyeti veya yaşı suçun oluşumu bakımından belirleyici değildir; ancak mağdurun çocuk olması (18 yaşından küçük) nitelikli hâli oluşturmaktadır. Yargıtay uygulamasında faile yakın kişilerin (eş, sevgili vb.) mağdur olup olamayacağı tartışılmış; ancak cinsel dokunulmazlığın herkes için geçerli olduğu kabul edilerek bu kişiler bakımından da suçun oluşabileceği benimsenmiştir.
3-Mağdurun Rızası
Cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için eylemin mağdurun rızası dışında gerçekleştirilmiş olması gerekir; rıza açıklama ehliyetine sahip bir kişinin TCK m. 26/2 kapsamında göstereceği geçerli rıza fiili suç olmaktan çıkarabilir. Mağdurun çocuk olması hâlinde rızanın hukuki değeri, çocuğun yaşına göre farklılık gösterir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2008/253 E., 2008/52 K. sayılı ve 11.03.2008 tarihli kararında, onbeş yaşını tamamlamamış çocukların kendi iradeleriyle serbestçe hareket etme hakkının üzerinde mutlak surette tasarruf edebilecekleri bir hak olmadığını, bu nedenle bu yaş grubundaki bir çocuğun cinsel içerikli bir söz veya davranışa gösterdiği rızanın cinsel taciz suçu bakımından hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağını; buna karşılık onbeş yaşını bitirmiş olup onsekiz yaşını doldurmamış bir çocuğun, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmişse gösterdiği rızanın TCK m. 26/2 uyarınca hukuka uygunluk nedeni oluşturabileceğini kabul etmiştir.
Bu ilke somut bir olayda da uygulama alanı bulmuştur: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/544 E., 2024/38 K. sayılı ve 24.01.2024 tarihli kararında, onbeş yaşını bitirmiş, olayları algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmiş olduğu tespit edilen bir mağdurenin, sanıkla girdiği cinsel içerikli telefon konuşmasına kendi rızasıyla katıldığının anlaşılması üzerine, hukuken geçerli bu rızanın fiili suç olmaktan çıkardığı gerekçesiyle sanığın cinsel taciz suçundan mahkûmiyetini bozmuştur.
Aynı kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK m. 105/2’deki nitelikli hâllerin gerçekleştiği durumlarda soruşturma ve kovuşturmanın mağdurun şikâyetine bağlı olmadığını da ayrıca teyit etmiştir.
4-Fiil (Hareket)
Suçun temel eylemi ‘cinsel amaçlı taciz’ hareketidir. Kanun, taciz eylemini ayrıca tanımlamamış; bu alanı öğreti ve içtihada bırakmıştır.
Yargıtay ve hukuk öğretisine göre ‘taciz’, kişinin rızası olmaksızın, cinsel amaçla gerçekleştirilen ve onun huzurunu kaçıran, rahatsızlık veren her türlü söz, jest, mimik, yazılı ya da elektronik mesaj, telefon görüşmesi veya benzeri davranıştır.
Fiilin temel unsurları şunlardır:
- Fiilin bedeni temas içermemesi (temas içerirse cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı suçları gündeme gelir)
- Cinsel amaç taşıması
- Mağdurun rızasının bulunmaması
- Mağdurun rahatsız edilmesi, huzurunun bozulması
Taciz eylemi tek bir hareketle gerçekleşebileceği gibi süregelen bir davranış biçiminde de tezahür edebilir. Yargıtay bazı kararlarında ‘süreklilik’ unsurunu ararken, doktrinin büyük çoğunluğu ve daha güncel içtihat tek bir hareketin de suçu oluşturabileceğini kabul etmektedir. Müstehcen mesaj atmak, ısrarcı telefon aramak, müstehcen fotoğraf göndermek, takip etmek, cinsel içerikli sözler söylemek bu suçun tipik görünümlerindendir. Ancak her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
5-Nedensellik Bağı
Failin eylemi ile mağdurun maruz kaldığı taciz arasında nedensellik bağının varlığı aranır. Bu suçta zarar suçu niteliği değil, tehlike suçu tartışması da söz konusu olmakla birlikte, uygulamada mağdur üzerindeki etkinin somutlaştırılması ispat kolaylığı sağlamaktadır.
B-Cinsel Taciz Suçunun Manevi Unsuru
Cinsel taciz suçu, ancak kasıtla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun manevi unsuru olası kasıt ile işlenmesinin mümkün olup olmadığı tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay çoğunlukla doğrudan kastın arandığı görüşündedir.
Kanun metninde ‘cinsel amaçlı’ ifadesine yer verilmesi, suçun özel kastla işlenebilen bir suç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle failin cinsel bir amaç gütmesi, başka bir ifadeyle cinsel arzu ve isteklerini tatmin maksadıyla hareket etmesi zorunludur; salt rahatsız etme, provokasyon veya şaka amacıyla yapılan eylemlerde bu kastın bulunmadığı savunulabilir.
Bir söz veya davranışın cinsel amaçla mı yoksa sosyal hayatın olağan bir parçası olarak mı gerçekleştirildiği, her somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı ve 26.11.2019 tarihli kararında, bu ayrımı yaparken sosyal hayatın gerekleri, failin sarf ettiği söz ve davranışların niteliği, gerçekleşme biçimi, tarafların konumları ve aralarındaki ilişkinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini; ahlaki kurallara uygun evlenme teklifi, tanışma isteği veya nazikane beğeni ifadelerinin -toplumun temelini oluşturan ailenin kurulmasına ya da saygın bir arkadaşlığın oluşmasına da vesile olabilen, cinsel özgürlüğü ihlal amacı taşımayan insani ilişkiler olduğundan- cinsel taciz suçunu oluşturmayacağını kabul etmiştir.
Aynı kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, buna karşılık evlenme veya arkadaşlık isteğinin kaba ve rahatsız edici bir üslupla dile getirilmesi, teklifin reddedilmesine rağmen ısrarla sürdürülmesi ya da mağdurun Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre evlenme imkânı bulunmayan bir çocuk olması veya taraflardan birinin evli olması gibi ilişkinin önünde kanuni veya ahlaki bir engelin bulunması hâllerinde, aynı türden sözlerin artık cinsel taciz suçunu oluşturacağını vurgulamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ilkeyi 2025/291 E., 2025/375 K. sayılı ve 01.10.2025 tarihli güncel bir kararında somutlaştırmıştır: sabah okuluna giden 11 yaşındaki bir çocuğa yolda ‘Çok güzelsin’ diyen 53 yaşındaki sanık hakkında açılan davada, sözün bizatihi cinsel bir muhteva taşımadığı ve cinsel amaçla söylendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraat etmesi gerektiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Kararın karşı oyunda ise altı üye, taraflar arasındaki elli iki yaşlık farkın, olayın sabahın erken saatinde kamusal alanda tanışıklık olmaksızın gerçekleşmesinin ve mağdurun sözün ardından korkarak kaçmasının, somut olayda cinsel amacın varlığını gösterdiğini savunmuştur.
Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/9648 E., 2024/10110 K. sayılı ve 26.11.2024 tarihli kararında, bir kapıya bırakılan ve doğrudan cinsel içerik taşımayan “Senden çok etkilendim, aramanı istiyorum” şeklindeki bir notun cinsel taciz suçunu oluşturmadığına, mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir; karara muhalif kalan üye ise sanığın evli, mağdurun ise boşanmış olması gibi ahlaki engellerin varlığı hâlinde bu tür ısrarlı iletişim girişimlerinin de cinsel taciz sayılabileceğini savunmuştur.
Saikın önemi bakımından ise failin güdüsü (romantik ilgi, intikam alma vb.) suçun oluşumunu tek başına etkilemez; önemli olan hareketin yukarıdaki ölçütler ışığında nesnel olarak cinsel bir anlam taşıyıp taşımadığıdır.
II-Cinsel Taciz Suçunda Nitelikli Haller
TCK m. 105/1’in son cümlesi fiilin çocuğa karşı işlenmesini ayrı bir ceza tayinine bağlarken, maddenin ikinci fıkrası cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerini düzenlemiştir. Fıkra 2’de sayılan hâllerde, ilgili tabana göre verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.
A. Kamu Görevi, Hizmet İlişkisi veya Aile İçi İlişkinin Sağladığı Kolaylık (TCK 105/2-a)
Bu nitelikli hâl, failin kamu görevinin, hizmet ilişkisinin (işveren-çalışan, öğretmen-öğrenci gibi) ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak taciz eylemini gerçekleştirmesini kapsamaktadır. Kolaylık gerçekten kullanılmalıdır; yani bu sıfat ve ilişki tacizi kolaylaştırmalı ya da mağdurun direncini kırmalıdır.
Kamu görevlisi kavramı TCK m. 6/1-c anlamında yorumlanmalıdır. Öğretmenin öğrencisine, askeri amirin astına, memurun vatandaşa, bir aile büyüğünün aynı hanede yaşadığı bir akrabasına yönelik taciz eylemleri bu bent kapsamındadır.
B. Aynı İşyerinde Çalışmanın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanma
Fail ve mağdurun aynı işyerinde çalışması, faillerin mağdura erişimini kolaylaştırmaktadır. Yasa koyucu, işyerinin bu kolaylığını suistimal eden tacizi daha ağır biçimde cezalandırmayı öngörmüştür. Failin ve mağdurun hiyerarşik olarak aynı ya da farklı konumlarda olması arasında fark bulunmamaktadır; önemli olan aynı işyerinde çalışmaktır. İş hayatında oldukça sık karşılaşılan bir nitelikli hâldir.
C. Posta veya Elektronik Haberleşme Araçlarından Yararlanma
Posta yoluyla (mektup, kart vb.) veya elektronik iletişim araçları (e-posta, SMS, WhatsApp, sosyal medya mesajları, telefon vb.) kullanılarak gerçekleştirilen taciz eylemleri bu bent kapsamındadır. Teknolojik gelişmeler gözetilerek konulmuş bu nitelikli hâl, özellikle dijital taciz vakalarında uygulama alanı bulmaktadır.
Yargıtay, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen müstehcen mesajlar ve ısrarcı iletişim girişimlerini bu bent kapsamında değerlendirmektedir. Nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/1955 E., 2016/25 K. sayılı ve 11.01.2016 tarihli kararında, eski kız arkadaşına Facebook üzerinden çok sayıda cinsel içerikli mesaj gönderen bir sanığın eyleminde, mağdureye fiziksel bir temas olmaksızın da cinsel taciz suçunun oluşabileceğini; failin cinsel amaç taşıması, eylemin mağdurun iradesine aykırı olması ve mağduru doğrudan hedef almasının suçun sübutu için yeterli olduğunu belirterek yerel mahkemenin beraat kararını bozmuştur.
Elektronik haberleşme araçları üzerinden gönderilen mesajların mağdurun çocuk olması hâlindeki durumu ayrıca önem taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/565 E., 2024/11 K. sayılı ve 17.01.2024 tarihli kararında, on beş yaşından küçük bir mağdureye Facebook üzerinden cinsel taciz içerikli mesajlar gönderilmesi olayında, mağdurenin annesinin soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçmiş olmasının sonuca etkili olmadığını; posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenen cinsel tacizin TCK m.105/2-d kapsamında nitelikli hâl olduğunu ve bu hâlin şikâyet aranmaksızın resen soruşturulacağını hükme bağlamıştır.
D. Fiilin Çocuğa Karşı İşlenmesi (TCK 105/1, Son Cümle)
TCK m. 105/1’in son cümlesine göre fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde, temel hâldeki “yarı oranında artırım” formülü değil, doğrudan farklı bir ceza aralığı uygulanır: altı aydan üç yıla kadar hapis cezası. Çocuk, 18 yaşını doldurmamış kişidir (TCK m. 6/1-b). Mağdurun 15 yaşından küçük olması ya da 15-18 yaş arasında olması bu hükmün uygulanması bakımından fark yaratmamaktadır; ancak yukarıda “Mağdurun Rızası” başlığında açıklandığı üzere, bu yaş aralığı rızanın hukuki geçerliliği bakımından belirleyicidir. Ayrıca fiilin niteliğine göre çocuğun cinsel istismarı (TCK m. 103) suçunun oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu hâlin şikâyet rejimi de temel halden farklıdır: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/58 E., 2024/81 K. sayılı ve 21.02.2024 tarihli kararında, TCK m. 105/1’in yalnızca ilk cümlesinin (yetişkine karşı işlenen basit hâl) açıkça şikâyete tabi kılındığını, çocuğa karşı işlenen hâl için maddede ayrıca bir şikâyet şartı öngörülmediğini belirterek, bu hâlin şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulacağına hükmetmiştir. Ayrıntı için bkz. aşağıdaki “IV. Şikâyet” bölümü.
E. Vasi, Eğitici, Öğretici, Bakıcı, Koruyucu Aile veya Sağlık Hizmeti Veren Kişiler Tarafından İşlenmesi (TCK 105/2-b)
Failin vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren sıfatını ya da mağdur üzerindeki koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğünü kullanarak taciz eylemini gerçekleştirmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Bu nitelikli hâl, mağdurun fail ile arasındaki güven ve bağımlılık ilişkisini kötüye kullanmasını cezalandırmaktadır; öğretmen-öğrenci, bakıcı-çocuk, hemşire-hasta gibi ilişkiler bu kapsamda değerlendirilebilir.
F. Teşhir Suretiyle İşlenmesi (TCK 105/2-e)
Failin cinsel organını veya vücudunun cinsel amaçla ilişkilendirilen bölümlerini mağdura karşı açığa çıkarması (teşhircilik) suretiyle taciz eylemini gerçekleştirmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Bu nitelikli hâl, kanunun genel taciz tanımından ayrı olarak, teşhirin kendine özgü ağırlığını gözeterek düzenlenmiştir.
TCK m. 105/2-e kapsamındaki teşhir suretiyle cinsel taciz, hayasızca hareketler suçunu (TCK m. 225) düzenleyen hükümden unsurları itibarıyla ayrılır. Kanun koyucunun 6545 sayılı Kanun’un 61. madde gerekçesinde açıkça belirttiği üzere, TCK m. 225’teki hayasızca hareketler suçunu oluşturan teşhirciliğin alenî nitelikte olması gerekir ve bu teşhirin belirli bir kişiye yönelik olması şart değildir; buna karşılık TCK m. 105/2-e kapsamındaki teşhir suretiyle cinsel tacizin oluşabilmesi için eylemin belirli bir kişiye yönelik olarak gerçekleştirilmesi gerekli olup, ayrıca alenî olmasına gerek bulunmamaktadır.
Diğer bir ifadeyle, kapalı bir ortamda tek bir kişiye yönelik gerçekleştirilen teşhircilik TCK m. 105/2-e kapsamında cinsel taciz suçunu oluştururken, herkese açık bir alanda belirli olmayan kişilere yönelik teşhircilik hayasızca hareketler suçu kapsamında değerlendirilebilir.
G. Mağdurun İşi, Okulu veya Ailesini Bırakmak Zorunda Kalması
TCK m. 105/2’nin son cümlesi ayrı bir alt sınır güvencesi getirmiştir: taciz fiili nedeniyle mağdur işini bırakmak, okulundan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa, verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Bu hüküm, tacizin mağdurun hayatında yarattığı somut ve ağır sonuçları cezalandırmaya yönelik bağımsız bir alt sınırdır; nitelikli hâllerdeki yarı oranında artırım kuralından ayrı olarak uygulanır.
Fiilin niteliğine ve şikâyet rejimine göre ceza aralıkları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza Aralığı | Şikâyet Rejimi |
|---|---|---|---|
| Temel hâl (yetişkin mağdur) | TCK 105/1, 1. cümle | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası | Şikâyete bağlı |
| Fiilin çocuğa karşı işlenmesi | TCK 105/1, son cümle | 6 aydan 3 yıla kadar hapis | Şikâyet aranmaksızın re’sen |
| TCK 105/2’deki nitelikli sebeplerle (a-e) işlenmesi | TCK 105/2 | İlgili taban ceza yarı oranında artırılır | Şikâyet aranmaksızın re’sen |
| Mağdurun işi/okulu/ailesini bırakmak zorunda kalması | TCK 105/2, son cümle | Ceza 1 yıldan az olamaz | Bağlı olduğu hâlin rejimine tabi |
III. Cinsel Taciz Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri
A. Teşebbüs
Cinsel taciz suçuna teşebbüs teorik olarak mümkündür; ancak uygulamada bu suçun icra hareketlerinin bölünebilir olduğu hâllerde gündeme gelebilir. Örneğin failin mağdura mesaj atmaya kalkışmasının dış müdahale nedeniyle engellenmesi teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir. Tek eylemle oluşan durumlarda fiilin suç teşkil edip etmediği tartışılır; suç teşkil etmiyorsa teşebbüs de söz konusu olmayacaktır.
B. İştirak
Cinsel taciz suçu iştirak hükümlerine (TCK m. 37-41) tabi olup birden fazla kişinin birlikte hareket ederek bu suçu işlemesi mümkündür. Azmettirme ve yardım etme biçimlerinde iştirak de gerçekleşebilir. Özellikle elektronik ortamda organize edilen grup taciz girişimlerinde iştirak hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
C. İçtima
Suçun birden fazla mağdura karşı ya da aynı mağdura farklı zamanlarda tekrarlanan eylemlerle işlenmesi zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerini doğurabilir. TCK m. 43/3’te zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar arasına basit cinsel taciz suçuna yer verilmediğinden, şartların bulunması hâlinde bu suç yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Cinsel taciz suçu ile çocuğun cinsel istismarı suçu arasındaki içtima ilişkisi uygulamada özellikle önem taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı ve 26.11.2019 tarihli kararında, failin değişik zamanlarda hem cinsel taciz hem de çocuğun basit cinsel istismarı suçlarını işlemesi hâlinde, kanunun iki ayrı normunun aynı suç işleme kararı kapsamında birleşemeyeceğini, bu nedenle bu iki farklı suç arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını, ancak her suç tipinin kendi içinde (değişik zamanlarda tekrarlanmışsa) ayrı ayrı zincirleme suç oluşturabileceğini belirtmiştir.
Aynı kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, cinsel taciz oluşturan söz veya davranışların çocuğun cinsel istismarı suçunun hemen öncesinde, sırasında veya hemen sonrasında gerçekleştirilmesi hâli için farklı bir çözüm benimsemiştir: bu durumda aynı hukuki değere yönelik daha ağır bir saldırı söz konusu olduğundan, cinsel taciz “cezalandırılamayan önceki fiil” kabul edilerek yalnızca çocuğun cinsel istismarı suçundan ceza verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Uygulamada bu ilke, istismar suçuna konu eylemle bütünleşik biçimde gerçekleşen tacizin ayrıca cezalandırılmamasını sağlamaktadır; nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/16499 E., 2023/3512 K. sayılı kararında, bir mağdura yönelik çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz eylemlerinin bütün hâlinde tek bir cinsel taciz suçu olarak değerlendirilmesine, başka bir mağdura yönelik cinsel taciz eyleminin ise doğrudan çocuğun cinsel istismarı suçunun unsuru kabul edilerek bu suçtan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermiştir.
Taciz eyleminin başka bir suçla birlikte işlenmesi (örneğin tehditle taciz) durumunda fikri içtima (TCK m. 44) ya da gerçek içtima söz konusu olabilir; bu husus somut olayın koşullarına göre belirlenir.
D. Etkin Pişmanlık
Cinsel taciz suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Genel hükümler çerçevesinde failin pişmanlığı, cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilecektir.
IV. Cinsel Taciz Suçunda Şikayet
TCK m. 105/1’in ilk cümlesi açık bir şekilde ‘mağdurun şikâyeti üzerine’ ifadesine yer vererek suçun takibini şikâyete bağlamıştır. Bu nedenle temel cinsel taciz suçu (yetişkin mağdura karşı işlenen basit hâl) şikâyete bağlı bir suçtur; mağdurun şikâyeti olmaksızın kamu davası açılamaz. Şikâyet hakkı, suçun ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m. 73/1). Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür.
Fiilin çocuğa karşı işlenmesi (m. 105/1, son cümle) ve TCK m. 105/2’deki nitelikli hâllerin tamamı ise şikâyete bağlı değildir; re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/58 E., 2024/81 K. sayılı ve 21.02.2024 tarihli kararında bu ayrımı açıkça karara bağlamıştır: madde metninde şikâyet şartı yalnızca fıkra 1’in ilk cümlesinde (temel/yetişkin hâli) öngörülmüş olup, çocuğa karşı işlenen hâl ile nitelikli hâller için ayrıca bir şikâyet şartı getirilmemiştir; bir suçun basit hâlinin şikâyete bağlı olması, nitelikli hâllerinin de şikâyete bağlı olduğu anlamına gelmez.
Uygulamada bu ayrımın gözden kaçırılması, mağdurun (özellikle çocuk mağdurun) şikâyetinden vazgeçmesi hâlinde davanın hatalı biçimde düşürülmesine yol açabilmektedir; kararda da tam olarak bu hata konu edilmiştir.
V. Cinsel Taciz Suçunda Zamanaşımı
Cinsel taciz suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. Suçun temel hâlinde, çocuğa karşı işlenen hâlinde ve nitelikli hâllerin (yarı oranında artırım sonrası) tamamında ceza üst sınırı 5 yılın altında kaldığından, dava zamanaşımı tüm hâllerde 8 yıldır. Zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
TCK m. 67/4 uyarınca sanığın sorgusu, iddianamenin kabulü gibi kanunda sayılan kesici bir nedenin gerçekleşmesi hâlinde, zamanaşımı süresi kesildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar ve öngörülen sürenin en fazla yarısı kadar uzayarak toplam 12 yıla kadar ulaşabilir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı ve 26.11.2019 tarihli kararında, zamanaşımını kesen son işlemden (sanığın sorgusu) sonra dosyanın yıllarca sürüncemede kalması üzerine, asli 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek cinsel tacize ilişkin kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.
VI. Cinsel Taciz Suçunun Benzer Suçlarla Karşılaştırılması
Cinsel taciz suçu, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen diğer suçlardan fiilin niteliği ve şikâyet rejimi bakımından ayrılır. Karşılaştırma aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Suç | Madde | Fiilin Niteliği | Şikâyet Rejimi (Temel Hâl) |
|---|---|---|---|
| Cinsel Taciz | TCK 105 | Bedensel temas içermeyen, cinsel amaçlı söz/davranış/mesaj | Şikâyete bağlı (nitelikli hâller ve çocuğa karşı işlenen hâl re’sen) |
| Cinsel Saldırı | TCK 102 | Cinsel davranışla vücut dokunulmazlığının ihlali (bedensel temas var) | Temel hâli şikâyete bağlı, nitelikli hâller re’sen |
| Çocuğun Cinsel İstismarı | TCK 103 | Çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış; 15 yaşından küçüklerde rıza dahi hukuka uygunluk nedeni sayılmaz | Re’sen (şikâyet aranmaz) |
| Hayasızca Hareketler | TCK 225 | Belirli olmayan kişilere yönelik alenî teşhircilik/cinsel davranış | Re’sen (şikâyet aranmaz) |
Uygulamada sıkça karıştırılan bir başka ayrım ise cinsel taciz ile sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı/istismar arasındadır. Sarkıntılık, TCK m. 102/2 ve m. 103/1’de düzenlenmiş olup mağdurun vücuduna kısa süreli, ani ve yüzeysel bir temasın bulunmasını gerektirir (örneğin mağdurun beline, kalçasına veya göğsüne dokunulması); bu hâlde bedensel temas bulunduğundan olay cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında değerlendirilir.
Cinsel taciz suçunda ise böyle bir bedensel temas hiç bulunmaz; failin eylemi söz, mesaj, bakış, takip veya teşhir gibi temas içermeyen davranışlarla sınırlıdır. Bir olayda hem temas içeren hem de temas içermeyen eylemler bir arada bulunuyorsa, temas içeren kısım cinsel saldırı/istismar suçunu, temastan önce veya sonra gerçekleşen sözlü taciz ise yukarıda “İçtima” başlığında açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilir.
VII. Cinsel Taciz Suçunun İş Hukuku Boyutu: Tazminat ve İş Sözleşmesinin Feshi
İşyerinde yaşanan cinsel taciz vakaları, ceza yargılamasının yanında iş hukuku bakımından da sonuç doğurur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca, işveren veya işveren vekilinin ya da başka bir işçinin kendisine cinsel tacizde bulunması hâlinde mağdur işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhâl feshedebilir; bu fesih işçiye kıdem tazminatı hakkı doğurur.
İşyerinde amirin astına yönelik cinsel tacizin TCK m.105/2-a kapsamında nitelikli hâl olarak cezalandırılmasının yanında, mağdur ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açabilir.
Ceza yargılamasındaki mahkûmiyet hukuk mahkemesindeki tazminat talebinin ispatını büyük ölçüde kolaylaştırırken, ceza davasında verilen bir beraat kararı tek başına tazminat davasının reddini gerektirmez; zira ceza ve hukuk yargılamalarındaki ispat standartları ve delil değerlendirme ölçütleri birbirinden farklıdır.
VIII. Cinsel Taciz Suçunda İspat ve Dijital Deliller
Cinsel taciz suçunun ispatı, çoğu zaman doğrudan tanığın bulunmadığı, mağdur ile failin baş başa kaldığı ortamlarda gerçekleşmesi nedeniyle güçlük arz eder. Uygulamada mağdurun aşamalarda tutarlı ve ayrıntılı beyanı, olayı öğrenir öğrenmez yakınlarına aktarmış olması ve taraflar arasında iftira atılmasını gerektirir bir husumetin bulunmaması, önemli bir ispat vasıtası olarak kabul edilmektedir.
Suçun posta veya elektronik haberleşme araçları (TCK m.105/2-d) yoluyla işlenmesi hâlinde ise WhatsApp yazışmaları, SMS kayıtları, e-posta ve sosyal medya mesajları en önemli maddi delildir. Bu tür dijital iletilerin ekran görüntüsü, gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle içeriğin ve gönderen kimliğinin teyit edilmesi şartıyla ve hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması kaydıyla delil olarak değerlendirilebilir; mesajların hukuka aykırı biçimde (örneğin failin özel hayatına müdahale edilerek) ele geçirilmiş olması, delilin mahkemece kabul edilebilirliğini etkileyebilir.
Mağdurun çocuk olduğu olaylarda ifade alma süreci de ayrı bir özen gerektirir; çocuğun beyanı, tekrar tekrar ifade alınmasının yaratacağı ikincil mağduriyeti önlemek amacıyla mümkün olduğunca uzman pedagog/psikolog eşliğinde ve adli görüşme odalarında, tek seferde alınmaya çalışılır. Cinsel taciz suçu bakımından ortaya atılan bir iddianın asılsız çıkması hâlinde, gerçeğe aykırı biçimde başkasını bu suçla itham eden kişi hakkında ayrıca iftira suçu (TCK m. 267) soruşturması başlatılabilir; bu nedenle şikâyet ve savunma dilekçelerinin somut olay ve delillerle desteklenmesi her iki taraf açısından da önem taşımaktadır.
IX. Cinsel Taciz Suçunda Özel Usul Hükümleri
A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
HAGB, CMK m. 231’de düzenlenmiş olup mahkumiyete rağmen sanığa belirli koşullar altında ikinci bir şans tanıyan bir kurumdur. 5271 sayılı CMK m. 231/5 uyarınca HAGB‘nin uygulanabilmesi için mahkûm olunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adlî para cezası olması gerekmektedir.
Cinsel taciz suçunun temel hâlinde (m. 105/1) öngörülen ceza üst sınırı iki yıl hapis ya da adli para cezası olduğundan ve yasa koyucu bu suç bakımından HAGB uygulanmasını açıkça yasaklamamış olduğundan, koşulların gerçekleşmesi hâlinde HAGB uygulanabilmektedir.
B. Uzlaşma
CMK m. 253 ve devamında düzenlenen uzlaşma kurumu, bazı suçlarda tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaları suretiyle yargılamanın sonlandırılmasına imkân tanımaktadır.
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, CMK m. 253/3 uyarınca uzlaşma kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle cinsel taciz suçu (TCK m. 105), uzlaşmaya tabi değildir ve bu suçlarda uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.
C. Cezanın Ertelenmesi
TCK m. 51 uyarınca işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Erteleme bir hak değil, hâkimin takdir yetkisine bırakılmış bir bireyselleştirme aracıdır.
Cinsel taciz suçunun temel hâlinde (m. 105/1) verilen hapis cezasının koşulların varlığı hâlinde ertelenebileceği kabul edilmektedir. Ancak hâkimin sanığın kişiliğini, pişmanlığını ve gelecekteki davranışları konusundaki değerlendirmesini yapması gerekmektedir. Nitelikli hâllerde artırımın ardından iki yılı geçen cezalarda erteleme mümkün olmayacaktır.
D. Adli Para Cezası
TCK m. 105/1, hâkime seçimlik ceza tanımış olup suçun temel hâlinde hem hapis hem de adlî para cezası öngörülmüştür. Dolayısıyla hâkim, hapis cezasına hükmedebileceği gibi doğrudan adlî para cezasına da hükmedebilir.
Nitelikli hâller bakımından ise kanun yarı oranında artırım öngörmekte; bu artırım hem hapis hem de adlî para cezası bakımından uygulanacaktır.
X. Cinsel Taciz Suçu Genel Değerlendirme
TCK m. 105’te düzenlenen cinsel taciz suçu; cinsel özgürlük ve dokunulmazlığın korunması amacıyla bedeni temasa gerek olmaksızın cinsel amaçlı taciz eylemlerini kapsamlı biçimde yaptırım altına almaktadır. Bu suç ayrıca Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında da düzenlenmiştir.
Suç, özgü fail gerektirmeyen, manevi unsur olarak özel kastı (cinsel amaç) zorunlu kılan bir suç tipidir. Yalnızca yetişkine karşı işlenen temel hâli şikâyete bağlıdır; çocuğa karşı işlenen hâl ve nitelikli hâllerin (güven ilişkisinin kötüye kullanılması, işyeri ortamı, elektronik iletişim araçları, teşhir vb.) tamamı Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadına göre şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.
Usul hukuku açısından değerlendirildiğinde cinsel taciz suçu uzlaşmaya tabi olmamakta, temel hâlde koşulların varlığı hâlinde HAGB ve cezanın ertelenmesi uygulanabilmekte, yargılama görevi ise Asliye Ceza Mahkemesi’nde bulunmaktadır.
Dava zamanaşımı süresinin sekiz yıl (kesintili hâllerde on iki yıla kadar uzayabilen) olması, bilhassa kanıt toplanmasında güçlük yaşanan mağdurlar açısından önem taşımaktadır. Suçun dijital platformlara taşınması ve elektronik delil değerlendirmesinin giderek ağırlık kazanması, bu suç tipinin uygulama alanının güncel gelişmeler ışığında sürekli olarak genişlediğine işaret etmektedir. Dosyanızın aşamalarını ve hak kayıplarını önlemenin yollarını bir cinsel suçlarda deneyimli bir İstanbul ceza davası avukatı desteğiyle ele almak mümkündür.
IX. Sık Sorulan Sorular
Cinsel taciz suçunun cezası nedir?
Yetişkin bir mağdura karşı işlenen temel hâlde 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. TCK m.105/2’deki nitelikli hallerin varlığı hâlinde ilgili ceza yarı oranında artırılır; mağdur tacizin sonucunda işini, okulunu veya ailesini bırakmak zorunda kalmışsa ceza 1 yıldan az olamaz.
Cinsel taciz suçu şikâyete tabi midir?
Sadece yetişkine karşı işlenen temel hâl şikâyete bağlıdır. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi ve TCK m.105/2’deki tüm nitelikli haller şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/58 E., 2024/81 K. sayılı kararında, madde metninde şikâyet şartının yalnızca temel hâl için öngörüldüğünü, bunun nitelikli hallere genişletilemeyeceğini karara bağlamıştır.
Cinsel taciz ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?
Cinsel saldırı (TCK 102) bedensel temas içerir; cinsel taciz ise bedensel temas olmaksızın, söz, mesaj, davranış veya teşhir yoluyla cinsel amaçlı rahatsız etmedir. Fiil bedensel temasa dönüşürse cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı hükümleri devreye girer.
Cinsel içerikli olmayan bir iltifat cinsel taciz sayılır mı?
Hayır, kural olarak sayılmaz. Yargıtay’a göre ahlaki kurallara uygun evlenme teklifi, tanışma isteği veya nazikane beğeni ifadeleri, cinsel özgürlüğü ihlal amacı taşımadığından cinsel taciz suçunu oluşturmaz; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/291 E., 2025/375 K. sayılı kararında, on bir yaşındaki bir mağdura ‘Çok güzelsin’ diyen sanığın cinsel amacının kesin delillerle ispatlanamadığı bir olayda beraat kararı vermiştir. Ancak aynı ifadelerin kaba bir üslupla ısrarla sürdürülmesi veya taraflardan birinin evli olması ya da mağdurun evlenme imkânı bulunmayan bir çocuk olması gibi kanuni/ahlaki bir engelin varlığı hâlinde, artık cinsel taciz suçunun oluşacağı kabul edilmektedir.
Sosyal medya üzerinden gönderilen cinsel içerikli mesajlar taciz sayılır mı?
Evet. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/1955 E., 2016/25 K. sayılı kararında, fiziksel temas olmaksızın sosyal medya veya elektronik iletişim araçları üzerinden gönderilen cinsel içerikli mesajların TCK m.105 kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir; bu durum aynı zamanda TCK m.105/2-d’deki ‘posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylık’ nitelikli hâlini de gündeme getirebilir.
Cinsel taciz suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m.66’daki genel kurallara göre, suçun temel hâli, çocuğa karşı işlenen hâli ve nitelikli hâllerinin tamamında ceza üst sınırı 5 yılın altında kaldığından, dava zamanaşımı asli olarak tüm hâllerde 8 yıldır. Sanığın sorgusu gibi kesici bir işlemin gerçekleşmesi hâlinde bu süre yeniden işlemeye başlayarak toplam 12 yıla kadar uzayabilir.
Cinsel taciz suçunda HAGB uygulanır mı?
Temel hâlde (yetişkine karşı işlenen basit taciz), hükmolunan ceza 2 yıl veya altında kalır ve diğer koşullar sağlanırsa HAGB mümkündür. Çocuğa karşı işlenen hâl ve nitelikli hâllerin re’sen soruşturulması, HAGB uygulanabilirliğini değil yalnızca kovuşturmanın başlama şeklini etkiler; somut olayda hükmolunan ceza 2 yılın altında kalırsa HAGB yine mümkün olabilir.
Cinsel taciz davası hangi mahkemede görülür?
Cinsel taciz suçunun tüm hâllerinde (temel, çocuğa karşı ve nitelikli hâller dahil) görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir; öngörülen ceza üst sınırları Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girecek düzeye ulaşmamaktadır.
İşyerinde amirin astına yönelik cinsel taciz nasıl cezalandırılır?
Bu durum TCK m.105/2-a’daki hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylık nitelikli hâli kapsamına girer ve temel cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Mağdur bu nedenle işi bırakmak zorunda kalmışsa, ceza ayrıca 1 yıldan az olamaz; ayrıca mağdur İş Kanunu m.24/II uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir ve TBK m.58 uyarınca ayrıca manevi tazminat talep edebilir.
Teşhircilik cinsel taciz suçunun bir türü müdür?
Evet, TCK m.105/2-e uyarınca teşhir suretiyle işlenen cinsel taciz ayrı bir nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir ve temel cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Bu hâl, teşhirin belirli bir kişiye yönelik olmasını arar ancak alenî olmasını şart koşmaz; buna karşılık aleni ancak belirli olmayan kişilere yönelik teşhircilik hayasızca hareketler (TCK m.225) suçu kapsamında değerlendirilebilir.
İşyerinde cinsel taciz suçu nedeniyle mağdur iş sözleşmesini feshedip tazminat alabilir mi?
Evet. 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II uyarınca işveren, işveren vekili veya bir başka işçinin cinsel tacizde bulunması hâlinde mağdur işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhâl feshedebilir ve kıdem tazminatına hak kazanır; ayrıca TBK m.58 uyarınca kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açabilir.
Cinsel taciz suçunda WhatsApp veya SMS mesajları tek başına yeterli delil sayılır mı?
Elektronik haberleşme araçları yoluyla işlenen cinsel tacizde (TCK m.105/2-d) WhatsApp, SMS ve sosyal medya mesajları en önemli maddi delildir; ancak bu mesajların içeriğinin ve gönderen kimliğinin gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle teyit edilmesi ve delilin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir.
Onbeş yaşını bitirmiş bir çocuğun cinsel içerikli konuşmaya rıza göstermesi cinsel taciz suçunu ortadan kaldırır mı?
Evet, koşullu olarak. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/544 E., 2024/38 K. sayılı kararında, on beş yaşını bitirmiş olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş bir çocuğun cinsel içerikli bir konuşmaya kendi rızasıyla katılmasının, TCK m.26/2 uyarınca hukuka uygunluk nedeni oluşturabileceğine ve bu hâlde suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağına hükmetmiştir. On beş yaşını tamamlamamış çocuklarda ise böyle bir rızanın hukuka uygunluk nedeni sayılması mümkün değildir.
Cinsel taciz suçu ile çocuğun cinsel istismarı suçu aynı olayda birlikte işlenirse ne olur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı kararına göre, cinsel taciz oluşturan söz veya davranışların çocuğun cinsel istismarı suçunun hemen öncesinde, sırasında veya hemen sonrasında gerçekleştirilmesi hâlinde, taciz “cezalandırılamayan önceki fiil” kabul edilerek yalnızca çocuğun cinsel istismarı suçundan ceza verilir; ayrıca cinsel taciz suçundan hüküm kurulmaz.
Sarkıntılık ile cinsel taciz suçu arasındaki fark nedir?
Sarkıntılık, mağdurun vücuduna kısa süreli, ani ve yüzeysel bir temasın bulunmasını gerektirir ve bu nedenle TCK m.102/2 veya m.103/1 kapsamında cinsel saldırı ya da çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Cinsel taciz suçunda ise bedensel temas hiçbir şekilde bulunmaz; eylem söz, mesaj, bakış, takip veya teşhir gibi temas içermeyen davranışlarla sınırlıdır.
Cinsel taciz suçlamasının asılsız çıkması hâlinde ne olur?
Gerçeğe aykırı biçimde bir kişiyi cinsel tacizle itham eden ve bu iddianın asılsız olduğu ortaya çıkan kişi hakkında, koşulların oluşması hâlinde ayrıca iftira suçundan (TCK m. 267) soruşturma başlatılabilir. Bu nedenle hem şikâyet hem de savunma aşamasında iddiaların somut delillerle desteklenmesi büyük önem taşır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


3 Yorumlar