|

Şantaj Suçu Cezası Nedir? (TCK-107)

şantaj suçu

Şantaj Suçu Nedir? (TCK 107)

Şantaj suçu, bir kişiyi tehdit veya baskı yoluyla, yapmak zorunda olmadığı bir davranışa zorlamak ya da ondan haksız bir çıkar elde etmek olarak tanımlanır. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 107. maddesinde düzenlenen bu suç, son yıllarda özellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden çok daha sık karşımıza çıkar hâle gelmiştir. Hakkınızda şantaj iddiasıyla bir soruşturma başlatıldıysa veya siz bir mağdur olarak haklarınızı arıyorsanız, suçun unsurlarını ve sürecin nasıl işlediğini bilmek atacağınız adımları doğrudan etkiler. Bu yazıda şantaj suçunu, cezasını, tehdit suçundan farkını ve emsal Yargıtay kararlarını sade bir dille ele alıyoruz; ayrıntılı bir değerlendirme için bir ceza avukatından destek almanızın neden önemli olduğunu da açıklıyoruz.

Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümü altında yer alır. Kanun koyucunun burada korumak istediği temel değer, kişinin hiçbir baskı altında kalmadan özgürce karar verebilme iradesidir. Konunun bütününü görmek için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) başlıklı genel rehberimize de göz atabilirsiniz.

Şantaj Suçunun Yasal Düzenlemesi

TCK 107, şantaj suçunu iki ayrı fıkrada düzenler:

Birinci fıkra (TCK 107/1): Fail, hakkı olan veya yapmakla yükümlü olduğu bir şeyi “yapacağından ya da yapmayacağından” söz ederek mağduru, kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir davranışa zorlar ya da haksız bir çıkar sağlamaya çalışır.

İkinci fıkra (TCK 107/2): Fail, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidinde bulunur. Uygulamada en çok karşılaşılan örnek, kişinin özel fotoğraf veya videolarının ifşa edileceği tehdidiyle para veya başka bir menfaat istenmesidir.

Her iki hâlde de öngörülen ceza aynıdır.

Şantaj Suçunun Unsurları

Bir eylemin şantaj olarak kabul edilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik olması, eylemin başka bir suça dönüşmesine veya hiç suç oluşmamasına yol açabilir.

Tehdit / Baskı Unsuru

Şantajın temelinde bir tehdit veya baskı vardır. Ancak buradaki tehdit, tehdit suçundan (TCK 106) farklı olarak çoğu zaman hukuka uygun bir eylemin “koz” olarak kullanılmasıdır. Örneğin failin, mağdurun gerçekten yaptığı bir hatayı çevresine duyuracağını söyleyerek baskı kurması bu kapsama girebilir.

Haksız Yarar Sağlama Amacı (Özel Kast)

Özellikle TCK 107/2 bakımından, failin haksız bir çıkar elde etme amacıyla hareket etmesi şarttır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, bu yarar sağlama amacı yoksa şantaj suçu oluşmaz; eylem koşullara göre tehdit (TCK 106) veya hakaret suçu olarak değerlendirilebilir. Örneğin failin mağdura ait özel görüntüleri “herkese göstereceğini, onu rezil edeceğini” söylemekle yetinip herhangi bir menfaat talep etmediği olaylarda, yarar sağlama unsuru bulunmadığı için Yargıtay eylemi tehdit olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/26737 K.).

Hareketin Hukuka Uygun Olamayacağı Sınır

Failin baskı aracı olarak öne sürdüğü davranışın, hak arama sınırları içinde kalması durumunda şantaj oluşmaz. Yargıtay, alacağını tahsil edemeyen kişinin “vergi dairesine şikâyette bulunacağını” ya da “seni mahkemeye veririm” demesini, yasal bir hakkın kullanılması saymış ve bu tür eylemlerde şantaj suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2015/19036 E.). Bu nedenle her olayda, failin dayandığı hak veya yükümlülüğün somut biçimde ortaya konması gerekir.

Mağdur Yalnızca Gerçek Kişi Olabilir

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik görüşüne göre, şantaj suçunun mağduru ancak bir gerçek kişi olabilir; tüzel kişiler bu suçtan zarar görse de doğrudan mağdur sıfatını taşıyamaz.

Fail

Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Şantaj Suçunun Cezası (2026)

TCK 107 uyarınca şantaj suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Hapis cezasının yanında adli para cezasına da hükmedilmesi zorunludur. Yargıtay, yalnızca hapis cezası verilip adli para cezasının gözardı edilmesini bozma sebebi saymaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Sanığa verilen hapis cezasının iki yıl veya altında olması ve diğer koşulların da bulunması hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. HAGB kararlarına karşı başvuru yolları zaman içinde değişebildiğinden, somut dosyanızda hangi yolun açık olduğunu bir avukata danışarak öğrenmeniz yerinde olur.

Tutukluluk İhtimali

Şantaj suçu, üst sınırı iki yılı aşan bir suç olduğundan, somut kaçma veya delil karartma şüphesi gibi nedenlerin varlığında tutuklama tedbiri uygulanabilir. Ancak bu suç bir “katalog suç” olmadığından, tutuklama nedeni otomatik varsayılmaz; somut olgular aranır.

Şantajın Nitelikli Hâlleri ve Diğer Suçlarla İlişkisi

TCK 107’de “nitelikli hâl” başlığı altında ayrı bir ağırlaştırıcı düzenleme yer almaz. Buna karşılık uygulamada, eylemin işleniş biçimi cezayı veya suç sayısını etkileyebilir.

Özel Hayatın Gizliliğinin İhlaliyle Birlikte (TCK 134)

Failin, mağdura ait özel görüntü veya kayıtları ifşa etme tehdidiyle menfaat sağlamaya çalışması hâlinde, Yargıtay hem şantaj (TCK 107) hem de özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) suçlarından ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Önemli bir kararda, görüntülerin şantajın bir aracı sayılarak özel hayatın gizliliğinden ayrıca ceza verilmemesi bozma nedeni yapılmıştır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2018/5192 E., 2019/11361 K.). Ayrıca mağdurun rızasıyla çekilmiş olsa bile, cinsel içerikli görüntülerin sonradan rıza dışında ifşa edileceği tehdidi 107/2 kapsamında şantaj sayılmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2015/17575 K.).

Zincirleme Suç (TCK 43)

Failin, aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla kez şantajda bulunması hâlinde, eylem tek suç sayılmakla birlikte zincirleme suç hükümleri gereği ceza artırılır. Suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi de yine zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2013/18026 K.).

Yağma (TCK 148) ile Sınırı

Fail, mağduru malvarlığına yönelik bir teslime “doğrudan ve cebren” zorluyorsa, eylem şantaj değil yağma suçunu oluşturabilir. Bu ayrım cezayı kökten değiştirdiğinden, somut olayın niteliği titizlikle belirlenmelidir.

Şantaj ile Tehdit Suçu Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan konu, şantaj (TCK 107) ile tehdit (TCK 106) suçları arasındaki farktır. İkisini birbirinden ayıran temel ölçüt şudur:

  • Tehdit suçunda fail, hukuka aykırı bir kötülüğü (öldürme, yaralama gibi) gerçekleştireceğini bildirerek mağduru korkutur.
  • Şantaj suçunda ise fail çoğu zaman hukuka uygun veya hakkı olan bir şeyi “koz” olarak kullanır ve bunu mağdur üzerinde baskıya dönüştürerek haksız bir yarar elde etmeyi amaçlar.

Yarar sağlama amacının bulunup bulunmaması, suçun hangi maddeye gireceğini belirleyen en kritik noktadır. Nitekim Yargıtay, yarar sağlama unsurunun tartışılmadan verilen mahkûmiyet kararlarını sıklıkla bozmuştur (örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin yarar unsuru bulunmayan olayda eylemi tehdit sayan yaklaşımı). Tehdit suçunun ayrıntıları için Tehdit Suçu (TCK 106) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı

Şantaj suçuyla ilgili en sık sorulan sorulardan biri, suçun şikâyete bağlı olup olmadığıdır.

Şikâyete Bağlı Değildir

Şantaj suçu, şikâyete bağlı suçlardan değildir. Savcılık, suçu ihbar, şikâyet veya başka bir yolla öğrendiğinde resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Mağdurun şikâyetçi olmaması ya da sonradan şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez; yargılama kamu davası olarak sürer. Bu suç şikâyete tabi olmadığından, altı aylık şikâyet süresi de söz konusu değildir.

Uzlaştırma Kapsamında Değildir

Şantaj suçu, uzlaştırma kapsamındaki katalog suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle taraflar kendi aralarında anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz. (Buna karşılık tehdit suçunun bazı hâlleri uzlaştırmaya tabidir; bu fark, suç vasfının doğru belirlenmesini daha da önemli kılar.)

Dava Zamanaşımı

Şantaj suçunda dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Bu süre içinde dava açılmaz veya sonuçlanmazsa, zamanaşımı gündeme gelebilir.

Görevli Mahkeme

Şantaj suçunda yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; dijital ortamda işlenen şantaj suçlarında yetki konusu olayın özelliğine göre değerlendirilir.

İspat ve Delil: Mağdur Ne Yapmalı?

Şantaj davalarında deliller belirleyicidir. Şantaja maruz kaldığınızı düşünüyorsanız, dikkat etmeniz gereken noktalar genel olarak şunlardır: mesaj, e-posta ve aramalara ilişkin kayıtları silmeden saklamak; şantajcıya ödeme yapmaktan kaçınmak (ödeme çoğu zaman talebin büyümesine yol açar); en kısa sürede Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluğa başvurmak; gerekiyorsa mahkemeden yaklaşma yasağı gibi koruyucu tedbirler talep etmek. WhatsApp, Instagram veya e-posta yazışmalarının ekran görüntüleri ile telefon trafiği kayıtları (HTS) önemli delil niteliği taşır. Ancak delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir; hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller mahkemece dikkate alınmaz. Bu hassas dengeyi doğru kurmak için baştan bir ceza avukatıyla çalışmak büyük önem taşır.

Şantaj Suçu Hakkındaki Yargıtay Kararları ve Analizleri

Şantaj ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Ayrı Suçlardır; İfşa Edilen Hususun Özel Hayata İlişkin Olması Şantajın Şartı Değildir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/2321 E. – 2015/17572 K., 11.11.2015 T.

Kararın Özeti

Sanık, ilişkiyi sonlandırmak isteyen mağduru, talep ettiği parayı göndermediği takdirde şeref ve saygınlığına zarar verecek görüntülerini yayacağı tehdidiyle zorlamış; ayrıca mağdura ait özel görüntüleri sahte bir sosyal medya hesabından yayımlamıştır. Yerel mahkeme şantajdan mahkûmiyet, özel hayatın gizliliğini ihlalden ise (görüntü yayınını şantajın unsuru sayarak) beraat kararı vermiştir. Yargıtay, bu yaklaşımı hatalı bularak hükmü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Şantaj suçunun oluşması için, açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulan hususların özel hayat kapsamında kalması veya ifşa edilmesi zorunlu değildir. Somut olayda sanığın birbirinden bağımsız iki eylemi vardır: şantaj ve özel görüntülerin yayımlanması (özel hayatın gizliliğini ihlal). Gerçek içtima kuralı gereği bu iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmalıdır; görüntülerin yayımlanması şantajın unsuru sayılamaz. Karar ayrıca, mağdurun iki ayrı tarihte para vermesi nedeniyle zincirleme suç (TCK m.43/1) artırımı yapılmaması ve diğer uygulama hataları yönünden de bozulmuştur.

“…açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulan hususların, özel hayat kapsamında kalmasının ve ifşa edilmesinin zorunlu olmadığı…”

Değerlendirme

Bu karar, şantaj ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçları arasındaki ilişkiyi netleştirir. Şantajın konusu, “şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanması” tehdidi olabilir; ancak bu hususun mutlaka özel hayata ilişkin olması gerekmez. Fail hem bu tehditle mağduru zorluyor (şantaj) hem de özel görüntüleri fiilen ifşa ediyorsa, iki ayrı suç oluşur ve gerçek içtima gereği ayrı ayrı cezalandırılır. İfşa eyleminin şantajın içinde eridiğini varsaymak hatalıdır. Ayrıca, mağdurun birden fazla kez ödeme yapmasına yol açan tek bir suç kararı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/2321 E. – 2015/17572 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Şantaj suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında şantaj suçundan dolayı 1 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası hükmedilmiş olması karşısında, tebliğnamdeki; adli para cezalarında TCK 53/1. maddesindeki hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi nedeniyle hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle şantaj suçundan kurulan hükmün düzeltilerek onanması gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ceza miktarına ilişkin, mahalli Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık …, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdirmek istediğini söyleyen mağdur …’e, talep ettiği miktardaki parayı göndermediği takdirde şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki görüntülerini yayacağı tehditleriyle şantajda bulunduğu ve arkadaşlık ilişkilerinin devam ettiği dönemde mağdur tarafından kendisine gönderilen mağdura ait çıplak resimleri facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde açtığı sahte hesap üzerinden yayımladığı olayda,
TCK’ya hakim olan gerçek içtima kuralı gereğince, sanığın sübut bulan birbirinden bağımsız iki eyleminden dolayı şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, şantaj suçunun oluşması için, açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulan hususların, özel hayat kapsamında kalmasının ve ifşa edilmesinin zorunlu olmadığı gözetilmeden, “Sanığın, şantaj suçunu işlerken katılana ait özel görüntüleri kullandığı, dolayısı ile bu görüntülerin yayınlanmasının şantaj suçunun unsuru olduğu düşünüldüğünden ayrıca bu suç yönüyle ceza verilmemesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” şeklindeki, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle, sanık hakkında şantaj suçundan mahkumiyet, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise beraat kararı verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
b) Sanığın mağdura yönelik şantaj eylemleri sonucunda, mağdurun, 06.07.2013 tarihinde 500,00 TL ve 16.07.2013 tarihinde 10.000,00 TL tutarındaki parayı sanığa verdiğinin kabul edilmesi karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birbirine yakın zaman dilimi içerisindeki birden fazla eylemiyle mağdura şantajda bulunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, şantaj suçundan yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmesi,
c) Sanık hakkında şantaj suçundan dolayı TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
ç) Sanık hakkında şantaj suçundan dolayı 1 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası hükmedilmiş olup, sanık müdafii, hükümlerin tefhim edildiği 25.02.2014 tarihli duruşmada, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği halde, taksitlendirme talebini de içeren bu istek hakkında bir karar verilmemesi,
d) İddianamede suçta kullanıldığı belirtilerek müsaderesi talep edilen ve adli emanetin 2013/8169 sırasında kayıtlı bulunan sanığa ait 1 adet sim kartsız cep telefonu ve 1 adet hafıza kartı hakkında bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şeref ve Saygınlığa Zarar Tehdidiyle Para Almak Yağma Değil Şantajdır

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2014/7110 E. – 2014/23599 K., 24.11.2014 T.

Kararın Özeti

Sanık, ayrılmak isteyen mağduru, istediği parayı göndermemesi hâlinde özel görüntülerini ifşa edeceği tehdidiyle zorlamış ve bu görüntüleri mağdurun kardeşine göndermiştir. Yerel mahkeme şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet kurmuş; Yargıtay, suç niteliklerine ilişkin kabulü isabetli bularak (yalnızca ceza belirleme yönünden eleştiriyle) hükmü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yağma suçunun (TCK m.148) oluşması için failin, mağduru kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit etmesi veya cebir kullanması gerekir. Somut olayda sanık, mağduru şeref ve saygınlığına zarar verecek görüntülerin ifşası tehdidiyle zorlayarak para almıştır; bu eylem yağma değil şantaj suçunu oluşturur.

“…şantaj eyleminin TCK’nın 148. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturmayacağının anlaşılması…”

Değerlendirme

Bu karar, uygulamada karıştırılabilen şantaj/yağma ayrımını net bir ölçüte bağlar. Her iki suçta da bir tehditle çıkar elde etme vardır; ayrım, tehdidin niteliğindedir. Tehdit, mağdurun veya yakınının can güvenliğine, vücut/cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına yönelik ağır bir zarara ilişkinse eylem yağmadır. Buna karşılık tehdit, şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanmasına ilişkinse eylem şantajdır. Görüntü ifşası, kişisel sırların açıklanması gibi onur/itibar odaklı tehditler şantaj kapsamındadır. Bu ayrım, suçun cezasını ve niteliğini doğrudan etkilediğinden, vasıf tayininde tehdidin yöneldiği hukuki değerin doğru saptanması esastır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/7110 E. – 2014/23599 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : Şantaj suçundan; TCK’nın 107/2. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 107/1, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: TCK’nın 134/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve kabule göre, sanık …’in, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdirmek isteyen mağdur …’ten ayrılmak istemeyip, mağdura, talep ettiği miktardaki parayı göndermediği takdirde çıplak resimlerini ifşa edeceği tehdidiyle şantajda bulunduğu ve arkadaşlık ilişkilerinin devam ettiği dönemde mağdur tarafından kendisine gönderilen mağdurun çıplak resimlerini, mağdurun kardeşi olan tanık …’ın cep telefonuna gönderdiği olayda,
Sanığın, mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle mağduru tehdit ederek veya ona cebir kullanarak mağdurdan para alması söz konusu olmadığından, sanığa isnat edilen şantaj eyleminin TCK’nın 148. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturmayacağının anlaşılması ve mağdurun fiziksel mahremiyetine ilişkin görüntülerinin ifşa edilmesi karşısında, yerel mahkemece, sanığın üzerine atılı şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; ancak, TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun’un 3/1. maddesi gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi; ayrıca, sanığın mağdura yönelik şantaj eylemleri sonucunda, mağdurun, 27.07.2012 tarihinde 200 TL ve 14.11.2012 tarihinde 250 TL olmak üzere toplam 450 TL tutarındaki parayı sanığa gönderdiğinin kabul edilmesi karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birbirine yakın zaman dilimi içerisindeki birden fazla eylemiyle mağdura şantajda bulunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, şantaj suçundan yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştirilen hususlar dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Şeref ve Saygınlığa Zarar Verecek Hususların Açıklanması Tehdidiyle Bir Şeye Zorlamak Tehdit Değil Şantajdır

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2013/4844 E. – 2013/27598 K., 02.12.2013 T.

Kararın Özeti

Mağdurla bir süre arkadaşlık ilişkisi yaşayan sanık, mağdurun ilişkiyi sonlandırıp başka bir ile gitmesi üzerine, kendisine ve yakınlarına gönderdiği mesajlarla “elinde mağdura ait özel görüntüler bulunduğunu ve dönmediği takdirde mağduru rezil edeceğini” bildirmiştir. Yerel mahkeme şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkûmiyet kurmuş; Yargıtay, eylemin şantaj suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulü isabetli bularak (tebliğnamedeki “eylem tehdit suçunu oluşturur” görüşüne katılmayarak) hükmü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.107/2 uyarınca, bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidiyle kişiyi bir şeye zorlamak şantajdır. Madde gerekçesine göre suçun oluşması için mağdurun zorlanması yeterlidir; mağdurun isteneni yapması gerekmez. Somut olayda sanık, özel görüntülerin ifşası tehdidiyle mağduru ilişkiye dönmeye zorladığından, eylem basit tehdit (TCK m.106) değil, şantaj suçunu oluşturur.

“…şantaj suçunun oluşabilmesi için, mağdurun zorlanması yeterlidir. Bu zorlama karşısında, mağdurun isteneni yapması suçun oluşması için gerekli değildir.”

Değerlendirme

Bu karar, şantaj ile tehdit suçları arasındaki ayrımı belirginleştirir. Tehdit (TCK m.106), mağdurda salt korku/kaygı yaratmaya yönelik bir kötülük bildirimidir. Şantaj (TCK m.107) ise, bir tehdidi araç olarak kullanıp mağduru belirli bir davranışa (bir şeyi yapmaya/yapmamaya) veya haksız çıkar sağlamaya zorlama unsurunu içerir; burada tehdit, bir amacın (geri dönme, para verme vb.) aracıdır. İki kritik nokta öne çıkar: birincisi, “şeref/saygınlığa zarar verecek hususların açıklanması” tehdidi şantajın tipik biçimidir; ikincisi, suç zorlama anında tamamlanır, mağdurun talebe boyun eğmesi şart değildir. Bu nedenle, mağdur isteneni yapmasa dahi şantaj suçu oluşmuştur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/4844 E. – 2013/27598 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal etme, Şantaj
Hüküm : 1- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 134/2-1. cümle, 62, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2- Şantaj suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 107/1-2, 62/2, 52/1-4, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve şantaj suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 107. maddesinin birinci fıkrasında; “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, … cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı; maddeye, 29/06/2005 tarih ve 5377 sayılı Kanun ile, eklenen ikinci fıkrasında ise, “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” şeklinde düzenleme getirilerek “Şantaj” suçunun düzenlendiği, maddenin gerekçesinde de, “şantaj suçunun oluşabilmesi için, mağdurun zorlanması yeterlidir. Bu zorlama karşısında, mağdurun isteneni yapması suçun oluşması için gerekli değildir. Şantaj suçunun arz ettiği özellik, kişinin hak veya yükümlülüklerini kötüye kullanarak haksız bir çıkar sağlamaya çalışması ya da başkasını bir şeyi yapmaya veya yapmamaya mecbur etmesidir.” denildiği, bu açıklamalar ışığında, katılanın iddiaları, tanıkların kollukta ve duruşmada verdiği ayrıntılı ifadeler, mesaj döküm tutanakları ve incelenen tüm dosya içeriğine göre; evli ve üç çocuk babası olup katılandan yaşça da çok büyük olan sanık ile katılanın uzun süre duygusal boyutta ve cinsel anlamda arkadaşlık ilişkisi içerisinde oldukları, katılanın üniversiteyi kazanarak … iline gidip arkadaşlıklarına son vermesine sinirlenen sanığın, katılanın tekrar kendisine dönmesini ve arkadaşlıklarına devam etmelerini sağlamak amacıyla, kendisine ve yakınlarına gönderdiği mesajlarla, elinde katılana ait çıplak resimlerin bulunduğu ve dönmediği takdirde katılanı rezil edeceği şeklindeki beyanlarda bulunmak suretiyle gerçekleşen eyleminde, şantaj suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki, şantaj suçunun kanıtlanamadığı ve sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağından bahisle, bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, sanık müdafiinin, sanığın atılı suçları işlemediğine, bilirkişi raporlarının doğru olmadığına, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, fazla ceza verildiğine ilişkin bütün temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme kısmen uygun kısmen aykırı olarak ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Şantajdan beraat mümkün müdür?

Evet. Suçun unsurlarının oluşmadığının ortaya konması, eylemin şantaj değil tehdit kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gösterilmesi ya da delillerin hukuka aykırı elde edildiğinin ispatı hâlinde beraat kararı verilebilir.

Şantaj yüz kızartıcı bir suç mudur?

Hayır. Şantaj, kanunda sayılan yüz kızartıcı suçlar arasında yer almaz.

Şantaj suçu uzlaşmaya tabi midir?

Hayır, uzlaştırma kapsamında değildir.

Şantaj Suçu Bakımından Genel Değerlendirme

Görüldüğü üzere şantaj suçu (TCK 107), ilk bakışta basit görünse de “yarar sağlama amacı”, tehditle sınırı ve diğer suçlarla ilişkisi bakımından son derece teknik bir alandır. Suç vasfının 107/1 mi yoksa 107/2 mi olduğu, hatta eylemin şantaj mı yoksa tehdit mi sayılacağı, karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirebilir. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; doğru bir savunma veya hak arama stratejisi için sürecin başında profesyonel destek almak büyük fark yaratır. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında ve ceza hukuku ile ilgili süreçlerinizde hukuki destek almak için Av. Sinan Karabacak ile ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir