İçindekiler
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel yaşam alanına ait gizliliğin hukuka aykırı biçimde bozulmasını bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandıran; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde bu cezanın bir kat artırıldığı, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı biçimde ifşa edilmesi hâlinde ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, Türk Ceza Kanunu‘nun 134. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Birinin özel anlarının izinsiz fotoğraflanması veya görüntülenmesi, gizli kamerayla kaydedilmesi ya da kişiye ait özel görüntü ve seslerin rıza dışında paylaşılması gibi durumlar bu suç kapsamında değerlendirilir.
Sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleştiği, herkesin cebinde kamera taşıdığı günümüzde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, en sık karşılaşılan mahremiyet suçlarından biri hâline gelmiştir. Bu yazıda; özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tanımını, özel hayat kavramının kapsamını, suçun unsurlarını, cezasını, nitelikli hallerini, kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan farkını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve Yargıtay’ın güncel kararları ışığında merak edilen diğer hususları ele alacağız. Aşağıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin bir avukata danışmanız önerilir.
Özel Hayat Kavramı ve Korunan Hukuki Değer
Bu suçu anlamak için öncelikle “özel hayat” kavramının hukuki kapsamını netleştirmek gerekir. Özel hayat, kişinin yalnızca kendisine ait olan, başkalarının bilgisine ve müdahalesine kapalı tuttuğu yaşam alanını ifade eder. Burada korunan değer, kişinin bu alanının gizli kalması ve üçüncü kişilerce hukuka aykırı biçimde öğrenilmemesi, kaydedilmemesi ve yayılmamasıdır.
Özel hayatın gizliliği, Anayasa’nın 20. maddesinde açıkça güvence altına alınmış temel bir haktır. TCK 134 de bu anayasal güvencenin ceza hukuku alanındaki yansımasıdır.
Özel Hayat Neyi Kapsar?
Özel hayat alanı oldukça geniştir ve kişinin;
- aile yaşamını,
- sağlık durumunu,
- duygusal ve cinsel yaşamını,
- ev içindeki yaşantısını,
- ekonomik durumunu ve benzeri kişisel alanlarını
kapsar. Kişinin evinde, tatilde, hastanede ya da herhangi bir özel ortamda yaşadığı anlar bu kapsamdadır. Önemli olan, kişinin o alanı kamuya kapalı tutma yönünde makul bir beklentisinin bulunmasıdır.
Özel Hayat ile Kamuya Açık Alan Ayrımı
Her görüntü veya bilgi özel hayat kapsamında değildir. Bir kişinin halka açık bir mitingde, konserde ya da herkesin görebileceği bir ortamda kendi rızasıyla bulunması, o anların özel hayat kapsamında olmadığı anlamına gelebilir. Ancak burada da sınır incedir: kamuya açık bir yerde bulunmak, kişinin her görüntüsünün izinsiz kaydedilip yayılabileceği anlamına gelmez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 17.03.2014 tarihli, 2013/13545 E., 2014/6497 K. sayılı kararında özel hayat kavramını, kişinin sadece kapalı kapılar ardındaki mahremiyetiyle sınırlı görmeyip herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen tüm olay ve bilgileri kapsayacak biçimde geniş yorumlamış ve kamuya açık alanda bulunmanın, o alandaki her görüntü veya sesin dinlenmesine, izlenmesine ya da sürekli ve izinsiz kaydedilmesine rıza gösterildiği anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Karara göre, kamuya açık alanda bile “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” ilkesi geçerlidir; bir kişinin gün içinde nereye gittiği, kiminle, nasıl ve ne zaman görüştüğü gibi hususları belirlemek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması, kamuya açık alanda gerçekleşse dahi özel hayat kapsamına girer. Nitekim aynı kararda, seçim öncesinde bir seçmeni takip ederek onunla kimlerle görüştüğünü tespit etmeye çalışan sanıkların eylemi, görüntü kaydedilmediği için kayda alma suçunu değil, sürekli takip ve gözetim nedeniyle TCK 134/1’in ilk cümlesindeki temel ihlali oluşturmuştur.
Suçun Unsurları
Bir fiilin özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Maddi Unsur (Fiil)
Suçun maddi unsuru, kişinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesidir. Bu ihlal; gizlice izleme, fotoğraflama, görüntüleme, kaydetme veya özel hayata ait görüntü ve seslere hukuka aykırı biçimde ulaşma gibi farklı şekillerde gerçekleşebilir.
TCK 134’ün birinci ve ikinci fıkraları, tamamlanma anı bakımından birbirinden ayrılan iki bağımsız suçu düzenler. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 02.10.2012 tarihli, 2012/16906 E., 2012/20416 K. sayılı kararında bu ayrımı netleştirmiştir: birinci fıkradaki kayda alma suçunun oluşması için görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez, kayıt anıyla suç tamamlanır; ikinci fıkradaki ifşa suçunun oluşması için ise mağdurun en azından anlaşılabilir/tanınabilir olması ve kayıtların yetkisi bulunmayan kişilerce öğrenilmesi gerekir. Somut olayda sanığın, eski sevgilisine ait çıplak fotoğrafları hakaret içerikli bir yazıyla birlikte mağdurun komşusuna ve kayınvalidesine göndermesi, ifşa suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu şeklinde değerlendirilmiştir.
Manevi Unsur (Kast)
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yalnızca kasten işlenebilir. Failin, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinin bilincinde olarak ve bunu isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle, yani dikkatsizlik veya tedbirsizlikle bu suçun işlenmesi mümkün değildir.
Kastın ne zaman oluştuğu somut olaya göre değişebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 10.02.2026 tarihli, 2025/6485 E., 2026/1235 K. sayılı kararında, bir kaydın başlangıçta genel/masum bir amaçla (çevreyi çekmek gibi) başlatılmış olmasının failin kastını ortadan kaldırmadığına hükmetmiştir: mağdureyi elektrikli bisikletinin önündeki telefonla kaydetmeye devam eden sanığın, mağdureyle karşılaştıktan sonra kaydı durdurmayıp çekime devam etmesi, kastın sonradan somutlaştığının açık göstergesi sayılmıştır. Buna karşılık, kastın bulunmadığı durumlarda suç oluşmaz: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 20.01.2026 tarihli, 2025/6679 E., 2026/630 K. sayılı kararında, vekili tarafından mağdur edildiğini düşünen bir müvekkilin, aralarındaki sözlü anlaşmayı ilerideki bir uyuşmazlıkta delil olarak kullanmak amacıyla gizlice kaydetmesinde hukuka aykırılık bilinci ve iradesi bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararını onamıştır.
Fail ve Mağdur
Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise özel hayatının gizliliği ihlal edilen kişidir. Birden fazla kişinin mahremiyeti aynı fiille ihlal edilmişse, birden fazla mağdur söz konusu olabilir.
Hukuka Aykırılık ve Rıza
Suçun oluşabilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerekir. İlgili kişinin geçerli rızası ya da kanunun açıkça izin verdiği bir durum varsa, fiil hukuka uygun hale gelebilir. Rıza ve hukuka uygunluk meselesine aşağıda ayrıntılı değineceğiz.
Yargıtay Kararları Işığında Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
İçtihatlarla Yargıtay tarafından, bir fiilin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesinde şu kriterler ortaya konulmuştur:
- Görüntü ya da sesin, ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında elde edilmiş olması.
- Elde edilen görüntü veya sesin, kişinin gerçekten özel hayatına ilişkin, başkalarınca bilinmesini istemeyeceği bir alana dair olması.
- Kamuya açık alanda gerçekleşse bile, kişinin sürekli ve izinsiz denetim/gözetim altına alınmış olması (kalabalıkta “dikkat çekmezlik, tanınmazlık” beklentisinin ihlali).
- Kayda alma suçu bakımından, görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olmasının aranmaması — kayıt anıyla suçun tamamlanmış sayılması.
- İfşa suçu bakımından ise mağdurun en azından anlaşılabilir/tanınabilir olması ve içeriğin yetkisi bulunmayan üçüncü kişilerce öğrenilmiş olması.
- Failin, hukuka aykırı hareket ettiğini bilerek ve bu bilinçle davranmaya devam etmesi (genel kast).
- Fiilin, rıza, haber verme hakkı veya kanunda öngörülen başka bir hukuka uygunluk nedeni kapsamına girmemesi.
Suçun Şekilleri ve Cezaları
TCK 134, özel hayatın gizliliğine yönelik farklı fiilleri ayrı ayrı düzenlemiş ve her biri için farklı ceza öngörmüştür.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (Temel Hal)
Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu, suçun temel görünümüdür. Örneğin bir kişinin özel yaşamını gizlice izlemek veya mahrem alanına izinsiz girip bu alanı gözlemlemek bu kapsamda değerlendirilebilir.
Görüntü veya Ses Kaydı Suretiyle İhlal
Gizliliğin, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Yani özel hayatın yalnızca gözlemlenmesiyle yetinilmeyip fotoğraf, video veya ses kaydı yoluyla kayıt altına alınması, cezayı ağırlaştıran bir durumdur. Bunun nedeni, kaydın ihlali kalıcı hale getirmesi ve mağdur açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabilmesidir.
Bu ağırlaştırılmış hâlin birden fazla mağdura karşı işlenmesi de mümkündür. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 02.06.2020 tarihli, 2020/484 E., 2020/2852 K. sayılı kararında, çantasına yerleştirdiği kameralı telefonla otobüste yan yana bulunan birden fazla kişinin etek altı görüntüsünü kaydeden ve inen mağdurları takip ederek kayda devam eden sanığın eylemini, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla mağdura karşı işlenen zincirleme özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirmiştir.
Görüntü veya Seslerin İfşası
Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa, bu görüntü veya seslerin başkalarına açıklanması, gönderilmesi veya üçüncü kişilerin erişimine sunulması anlamına gelir.
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlardan biri, kişisel ilişkinin bitmesinin ardından mahrem görüntülerin intikam amacıyla üçüncü kişilere gönderilmesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18.04.2018 tarihli, 2017/7920 E., 2018/4602 K. sayılı kararında, birlikteyken çekilen cinsel içerikli görüntüleri ayrılıktan sonra mağdurun kocasına hakaret içerikli mesajlarla gönderen sanığın eylemini, ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve ayrıca hakaret suçlarını birlikte oluşturduğuna hükmederek, delil yetersizliği bulunan bir durumda “kastın yokluğu” gerekçesiyle beraat verilmesinin usulen hatalı olduğunu vurgulamıştır. Benzer biçimde Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.10.2014 tarihli, 2014/4283 E., 2014/19486 K. sayılı kararında, evlilik dışı ilişkisine ait samimi fotoğrafları eski sevgilisinin rızası olmaksızın Facebook profilinde paylaşarak mağdurun yakınlarının da görmesini sağlayan sanığın eylemini ifşa suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu şeklinde değerlendirmiş ve yerel mahkemenin beraat kararını bu gerekçeyle bozmuştur.
Basın ve Yayın Yoluyla Yayımlama
İfşa edilen görüntü veya seslerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı cezaya hükmolunur. Yani özel hayata ilişkin bir görüntünün gazete, televizyon, internet sitesi ya da sosyal medyada yayımlanması, ifşa fiilinden ayrı ve daha hafif bir muameleye tabi tutulmaz; aynı ağırlıkta cezalandırılır. Bu hâlin haber verme hakkı ile sınırına aşağıda ayrıca değinilmektedir.
Nitelikli Haller (TCK 137)
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK 137’de düzenlenen ortak nitelikli halerden birinin bulunması durumunda daha ağır cezayı gerektirir. Buna göre suç;
- bir kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, ya da
- belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle
işlenirse, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ile Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Farkı (TCK 134 – TCK 135)
Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK 134) ile kişisel verilerin kaydedilmesi suçu (TCK 135) arasındaki farktır. İki suç birbirine yakın görünse de korudukları değer ve kapsadıkları fiiller farklıdır.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişinin mahrem yaşam alanını korur; burada öne çıkan, kişinin özel ve gizli kalmasını istediği anlarına yönelik bir müdahaledir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ise kişiyi belirli veya belirlenebilir kılan her türlü veriyi (ad, kimlik bilgileri, adres vb.) korur ve bu verilerin hukuka aykırı kaydedilmesini cezalandırır.
Örneğin bir kişinin özel bir anının fotoğrafının izinsiz çekilmesi daha çok TCK 134 kapsamında değerlendirilirken, bir kişiye ait kimlik ve iletişim bilgilerinin hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi TCK 135 kapsamında ele alınır. Somut olayda her iki suç birlikte de gündeme gelebilir; bu durumda hangi hükümlerin uygulanacağı dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Rıza
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda en çok tartışılan konulardan biri, fiilin hangi durumlarda hukuka uygun sayılacağıdır.
Rıza
İlgili kişinin geçerli rızasının bulunması, fiili hukuka uygun hale getirebilir. Örneğin bir kişi, kendisine ait görüntülerin çekilmesine ve paylaşılmasına açıkça izin vermişse, ortada ihlal edilen bir gizlilikten söz edilemez. Ancak rızanın geçerli olabilmesi için özgür iradeyle ve açıkça verilmiş olması gerekir. Ayrıca rızanın kapsamı önemlidir: bir görüntünün çekilmesine izin vermek, onun paylaşılmasına da izin verildiği anlamına gelmez.
Rızanın istisnai biçimde hukuka uygunluk sağladığı bir diğer alan, hak arama amacıyla delil toplamadır. Yukarıda belirtildiği gibi Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2025/6679 E., 2026/630 K. sayılı kararı, bir uyuşmazlıkta gelecekte kullanılmak üzere delil oluşturma amacıyla yapılan gizli kaydın, somut olayın koşullarında suç kastını ve hukuka aykırılık bilincini dışlayabileceğini göstermektedir; ancak bu, her gizli kaydı otomatik olarak hukuka uygun kılan genel bir kural değildir, her olayda amaç ve kapsam ayrı ayrı değerlendirilir.
Haber Verme Hakkı ve Kamu Yararı
Basın yoluyla yapılan açıklamalarda, haber verme hakkının sınırları önem kazanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 01.12.2014 tarihli, 2014/3348 E., 2014/24195 K. sayılı kararında, haber verme hakkının hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirtmiştir:
- Haberin gerçek olması.
- Haberin güncel olması.
- Haberin bilinmesinde toplumsal ilgi ve kamu yararının bulunması.
- Haberin özle biçim arasında denge kurularak yayınlanması.
Kararda, bu şartlardan birinin dahi bulunmaması hâlinde haber verme hakkından yararlanılamayacağı; bir üst rütbeli subayın yasak ilişkisini deşifre eden görüntülere dayanan haberde açıklanmasında kamu yararı bulunmadığı ve hukuka aykırı bir haberin daha önce başka bir yayın organında çıkmış olmasının, sonraki yayını hukuka uygun hale getirmeyeceği vurgulanmıştır. Bu nedenle kişilerin özel hayatına ilişkin görüntülerin haber adı altında yayımlanması her zaman hukuka uygun kabul edilmez.
Sosyal Medya Paylaşımları
Günümüzde ihlallerin önemli bir kısmı sosyal medya üzerinden gerçekleşmektedir. Bir kişinin özel görüntülerinin onun rızası olmadan sosyal medyada paylaşılması, ifşa kapsamında değerlendirilebilir. Paylaşımın “herkese açık” ya da “sınırlı bir gruba” yapılmış olması, aleniyet değerlendirmesini etkileyebilir ancak çoğu durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Dava Zamanaşımı
Şikâyet Süresi
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, şikâyete bağlı bir suçtur (TCK 139). Soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun şikâyette bulunması gerekir. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre kaçırılırsa dava açma hakkı düşer. Şikâyetten vazgeçme ise davanın düşmesine yol açabilir.
Uzlaştırma
Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Bu suç da şikâyete bağlı olduğundan, kamu davası açılmadan önce taraflar arasında uzlaştırma sürecinin işletilmesi gündeme gelir. Uzlaştırmanın sağlanması hâlinde ceza davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.
Uzlaştırma yükümlülüğünün gözden kaçırılması, tek başına bozma sebebidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.03.2018 tarihli, 2017/3653 E., 2018/2962 K. sayılı kararında, TCK 134/1 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK 254. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamında bulunduğunu, karar tarihinden önce mağdurun uzlaşma teklifini reddetmiş olması nedeniyle dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderilmesinin bir fayda sağlamayacağını belirterek mahkûmiyet hükmünü onamıştır; bu kararda ayrıca, kadınlar tuvaletine kameralı telefonla girip yan kabindeki mağdurun görüntüsünü kaydetmeye çalışan ancak mağdurun fark etmesi üzerine kaydı tamamlayamayan sanığın eylemi, görüntü kaydı suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna teşebbüs olarak nitelendirilmiştir.
Dava Zamanaşımı
Bu suçta dava zamanaşımı, öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre TCK’nın 66. maddesi uyarınca belirlenir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 15.04.2024 tarihli, 2021/2006 E., 2024/1715 K. sayılı kararında, TCK 134/1’in birinci fıkrasındaki temel hâlin 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabi olduğunu tespit etmiş ve zamanaşımı süresi inceleme tarihinden önce dolduğu için kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Cezanın üst haddi daha yüksek olan ikinci fıkra (ifşa) suçları bakımından ise süre uzar:
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 06.09.2023 tarihli, 2021/2006 E., 2023/2658 K. sayılı kararında, TCK 134/2’nin öngördüğü ceza üst haddine göre 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin uygulandığını, uzlaştırma bürosuna ilk teklifin yapıldığı tarih ile uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığına dair raporun büroya verildiği tarih arasındaki sürenin zamanaşımını durdurduğunu ve bu süre hesabına göre zamanaşımının dolduğunu tespit ederek kamu davasının düşmesine hükmetmiştir. Aynı kararda, suç tarihinden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un TCK 134’te öngördüğü ceza miktarlarını artırdığı, bu nedenle TCK 7/2 uyarınca lehe kanunun bir bütün hâlinde uygulanması gerektiği de ayrıca vurgulanmıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarları ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemelerinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs, Etkin Pişmanlık ve İçtima
Teşebbüs
Fail, suçu işlemek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs hâlinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin yukarıda anılan 2013/13545 E., 2014/6497 K. sayılı kararı, teşebbüsün sınırlarını da netleştirmiştir: icra hareketlerinin bölünebildiği hâllerde teşebbüs hükümleri uygulanabilirse de, suçta kullanılan vasıtanın elverişsiz olması (ör. görüntü kaydetmeye elverişli olduğu ispatlanamayan bir cihaz) veya suçun maddi konusunun bulunmaması hâlinde “işlenemez suç” söz konusu olur ve teşebbüs hükümleri uygulanmaz; dosyada kullanıldığı iddia edilen cihaz ele geçirilemediği ve elverişliliği tespit edilemediği için bu olayda teşebbüs dahi kabul edilmemiştir. Buna karşılık, yukarıda uzlaştırma başlığında anılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.03.2018 tarihli, 2017/3653 E., 2018/2962 K. sayılı kararda, kadınlar tuvaletine kameralı telefon uzatıp kayda başlayan ancak mağdurun fark etmesi üzerine kaydı tamamlayamayan sanığın eylemi, elverişli bir aletle icra hareketlerine başlanmış ve netice failin elinde olmayan bir nedenle (mağdurun fark etmesi) gerçekleşmemiş olduğundan teşebbüs olarak kabul edilmiştir.
Etkin Pişmanlık
Kanun, bu suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörmemiştir. Bu nedenle bazı malvarlığı suçlarındaki gibi zararın giderilmesine bağlı özel bir indirim doğrudan uygulanmaz. Ancak failin pişmanlık göstermesi, takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmesinde rol oynayabilir.
Zincirleme Suç ve İçtima
Failin aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda veya birden fazla mağdura karşı özel hayatın gizliliğini ihlal etmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Ancak zincirleme suç kurumunun doğru uygulanması, tek bir fiilin yapay biçimde çoğaltılmasına da izin vermez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.12.2018 tarihli, 2018/4715 E., 2018/12017 K. sayılı kararında, işyerinin soyunma odasına yerleştirdiği tek bir gizli kamera ile birden fazla katılanın görüntüsünü çekip bu görüntüleri dağıtan sanık hakkında, aynı işyerinde çalışan katılan sayısı kadar (dörder kez) ayrı ayrı mahkûmiyet kurulmasının hatalı olduğuna, tek fiille işlenen bu eylemler için zincirleme şekilde görüntü kaydı ve zincirleme şekilde ifşa suçlarından birer mahkûmiyet kurulması gerektiğine hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Buna karşılık, yukarıda anılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 02.06.2020 tarihli, 2020/484 E., 2020/2852 K. sayılı otobüs kararında olduğu gibi, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla mağdura yönelik ayrı kayıt eylemleri de yine zincirleme suç olarak nitelendirilebilmektedir; ayırt edici ölçüt, eylemlerin aynı suç işleme kararı altında gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Ayrıca aynı fiille hem görüntü kaydetme hem de ifşa söz konusuysa, fiillerin ayrı ayrı değerlendirilip değerlendirilmeyeceği içtima kuralları çerçevesinde belirlenir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlarda deneyimli bir ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz.
Cezayı Etkileyen ve Hafifleten Kurumlar
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. HAGB hâlinde, sanık denetim süresini sorunsuz geçirirse hüküm hiçbir sonuç doğurmadan ortadan kalkar.
Adli Para Cezası
Bu suçun temel hâli için kanunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiş; hapis cezası düzenlenmiştir. Ancak koşulları oluştuğunda, sonuç olarak hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gündeme gelebilir.
Cezanın Ertelenmesi
İki yıl veya altındaki hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı hâlinde cezanın ertelenmesine karar verilebilir. Erteleme hâlinde mahkûm, hapse girmeden belirli bir denetim süresine tabi tutulur.
Ön Ödeme
Ön ödeme kurumu, uzlaştırma kapsamındaki suçlar bakımından uygulanmaz. Bu suç şikâyete bağlı ve uzlaştırma kapsamında olduğundan, ön ödeme bu suç için söz konusu olmaz.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Özel Durumlar
Aşağıdaki durumlar, uygulamada özel hayatın gizliliğini ihlal suçu bakımından sıkça sorulan ve her biri kendi içinde ayrı bir değerlendirme gerektiren somut senaryolardır.
- Boşanma davasında eşin gizlice kaydedilmesi: Eşler arasında geçen bir konuşmanın diğerinin bilgisi dışında kaydedilmesi kural olarak özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir; evlilik birliği tek başına hukuka uygunluk sağlamaz. Ancak yukarıda “Rıza” başlığında ele alınan 2025/6679 E., 2026/630 K. sayılı kararda olduğu gibi, kaydın münhasıran bir hakkın ispatı ve delil elde edilmesi amacıyla yapılması, somut olayın koşullarına göre kastı ve hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldırabilir. Bu nedenle boşanma sürecinde delil toplamadan önce mutlaka bir avukata danışılmalı, kaydın kapsamı yalnızca ispat amacına özgülenmelidir.
- İşyerinde ve apartmanda kamera kullanımı: İşveren, güvenlik amacıyla ortak kullanım alanlarına (giriş, koridor, otopark) kamera yerleştirebilir; ancak bu yetki sınırsız değildir. Tuvalet, soyunma odası, dinlenme alanı gibi çalışanın mahrem bir beklentisinin bulunduğu yerlere kamera yerleştirilmesi, yukarıda “Zincirleme Suç ve İçtima” başlığında anılan 2018/4715 E., 2018/12017 K. sayılı kararda görüldüğü gibi doğrudan suç oluşturur. Apartman ve site yönetimlerinin ortak alanlara koyduğu kameralar da benzer sınırlara tabidir; kamera açısının komşu konutların içini görecek şekilde ayarlanması ayrıca ihlal doğurabilir.
- WhatsApp ekran görüntüsü ve sosyal medya paylaşımı: Bir kişiye ait özel yazışmanın ekran görüntüsünün alınıp üçüncü kişilerle paylaşılması, içeriğin özel hayata ilişkin olması hâlinde ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Aynı şekilde, ilişkinin bitmesinin ardından eski partnere ait mahrem görüntülerin sosyal medyada veya kapalı gruplarda paylaşılması (kamuoyunda “rövanşist paylaşım” olarak da anılır), yukarıda anılan 2018/4602 K. ve 2014/19486 K. sayılı kararlardaki gibi ağır biçimde cezalandırılmaktadır.
- Görüntülü toplantı (Zoom/Google Meet) kayıtları: Çevrimiçi bir toplantının katılımcıların bilgisi ve rızası olmadan kaydedilmesi ve bu kaydın toplantı amacı dışında kullanılması veya paylaşılması da aynı ilkeler çerçevesinde değerlendirilir; toplantının iş amaçlı olması, katılımcıların mahremiyet beklentisini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
- Ebeveynin çocuğunun mesajlarını denetlemesi: Velayet hakkına sahip ebeveynin, reşit olmayan çocuğunun güvenliğini korumak amacıyla telefonunu makul ölçüde denetlemesi genellikle hukuka uygunluk kapsamında değerlendirilir; ancak bu yetkinin sınırı çocuğun yaşına, olgunluğuna ve denetimin amacına göre değişir ve reşit çocuklar bakımından aynı gerekçe geçerli değildir.
- Kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatı: Siyasetçi, sanatçı veya sporcu gibi kamuya mal olmuş kişilerin, görevleri veya kamusal rolleriyle ilgili bazı davranışları haber verme hakkı kapsamında değerlendirilebilirse de, bu kişilerin de yukarıda “Haber Verme Hakkı ve Kamu Yararı” başlığında anılan dört şartla sınırlı bir mahremiyet korumasından yararlandığı; sırf tanınmış olmanın, kişinin tüm özel yaşamını kamuya açık hâle getirmediği Yargıtay içtihadında istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Cinsel İçerikli Görüntülerin Mesajla Eşe Gönderilmesi Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Hakaret Suçunu Oluşturur
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2017/7920 E. – 2018/4602 K., 18.04.2018 T.
Kararın Özeti
Sanık hakkında hakaret, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından ilk derece mahkemesince beraat hükümleri kurulmuştur. Katılanlar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay, kayda alma suçu yönünden sanığın kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (delil yetersizliği) gerekçesiyle düzelterek onamıştır. Ancak sanığın, mağdur ile birlikteyken çekilen cinsel içerikli görüntüleri arkadaşlıkları bittikten sonra mağdurun kocasına hakaret içerikli mesajlarla göndermesi eylemini sabit görerek; ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından verilen beraat kararlarını bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, dosyadaki cep telefonu ve bilgisayar inceleme raporları, internet çıktıları, bilirkişi raporları ve mağdurların birbirleriyle uyumlu beyanları doğrultusunda sanığın cinsel içerikli görüntüleri mağdurun kocasına gönderdiğini net bir şekilde saptamıştır. Bu eylemin, mağdura yönelik “görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal” suçunu, kocasına yönelik olarak ise “zincirleme şekilde hakaret” suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir. Mağdurun kocasına gönderilen mesajlar nedeniyle mağdura yönelik gıyapta hakaret suçu bakımından ise en az üç kişi ile ihtilat öğesinin gerçekleşmediği belirtilmiştir. Sonuç olarak, delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen beraat kararları yasaya aykırı bulunmuştur.
“…sanık …’in, mağdur … ile birlikte olduğu esnada çektiği cinsel içerikli görüntüleri, mağdur … ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdur …’nun başka erkeklerle de cinsel yönden birlikte olduğuna dair mesajlarla birlikte mağdur …’nun kocası olan diğer mağdur …’ya gönderdiği anlaşılmakla, sanığın sübut bulan mağdur …’ya yönelik eyleminden dolayı görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve mağdur …’nun kocasına yönelik eylemlerinden dolayı zincirleme şekilde hakaret suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması…”
Değerlendirme
Bu karar, kişisel ilişkilerin sona ermesinin ardından intikam veya cezalandırma dürtüsüyle eski partnere ait mahrem verilerin yakın çevresine aktarılması eyleminin hukuki yaptırım boyutunu gözler önüne sermektedir. Yargıtay, cinsel nitelikteki mahrem görüntülerin mağdurun eşine gönderilmesini meşru bir haber verme veya paylaşım olarak değil, doğrudan özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve bireyin şerefini zedeleyen ağır bir saldırı olarak nitelendirmiştir. Kararda ayrıca, beraat kararı verilirken gerekçelerin hukuki niteliğine dikkat çekilmiş; delil yetersizliği bulunan bir durumda “kastın yokluğu” gerekçesine dayanılmasının usulen hatalı olduğu hatırlatılmıştır. Gıyapta hakaret suçu yönünden ise suçun kanuni unsuru olan “en az üç kişi ile ihtilat” şartının katı bir şekilde aranması, ceza hukukundaki tipiklik ilkesinin korunması açısından kritik bir yaklaşımı temsil etmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/7920 E. – 2018/4602 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hakaret, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : Beraat
Hakaret, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanlar vekili gerekçeli temyiz dilekçesinde, sanığın hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının yanı sıra şantaj, cinsel taciz ve iftira suçlarından da cezalandırılması gerekirken beraat kararı verildiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuş ise de, sanık hakkında şantaj, cinsel taciz ve iftira suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.08.2014 tarihli, 2013/93152 soruşturma, 2014/68356 karar numaralı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu karara yönelik itiraz üzerine mercii Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.11.2014 tarihli ve 2014/3830 değişik iş sayılı kararı ile sadece hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları açısından itirazın kabulüne karar verildiği, yerel makemece de sanığa iddianamede yüklenen hakaret, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından beraat kararı verildiği anlaşıldığından, şantaj, cinsel taciz ve iftira suçlarından temyiz incelemesi yapılamayacağı belirlenip, sanık hakkında hakaret, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde:
A) Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılan … vekilinin sanığa yüklenen suçtan dolayı mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve mahkemenin kabulü de bu yönde olduğu halde, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, sanığa yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 223/2-c madde, fıkra ve bendi uyarınca beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki, “Sanığın kendisine yüklenen tüm suçlardan gerekçe gözetilerek” ibarelerinin, “1- Sanık hakkında görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, sanığa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, sanığın CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine, hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından ise” olarak değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanık … tarafından mağdur …’nun eşinin kullanımındaki GSM hattına gönderilen mesaj içeriklerine, mağdur …’nun eşinin facebook hesabına gönderilen mesajların yazılı olduğu internet çıktılarına, sanığa ait bilgisayarlar ile cep telefonuna ilişkin inceleme raporlarına, soruşturma evresinde düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere, mağdur … ile mağdur …’nun eşinin birbirleriyle uyumlu beyanlarına ve dosya kapsamına göre; sanık …’in, mağdur … ile birlikte olduğu esnada çektiği cinsel içerikli görüntüleri, mağdur … ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdur …’nun başka erkeklerle de cinsel yönden birlikte olduğuna dair mesajlarla birlikte mağdur …’nun kocası olan diğer mağdur …’ya gönderdiği anlaşılmakla, sanığın sübut bulan mağdur …’ya yönelik eyleminden dolayı görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve mağdur …’nun kocasına yönelik eylemlerinden dolayı zincirleme şekilde hakaret suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması, mağdur …’nun kocasına gönderilen aynı mesajlardan dolayı mağdur …’ya yönelik gıyapta hakaret suçundan ise “en az üç kişi ile ihtilat” ögesinin gerçekleşmemesi nedeniyle beraat hükmü kurulması gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülüp, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle sanığın hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından CMK’nın 223/2-c madde, fıkra ve bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Vekil-Müvekkil İlişkisinde Hak İhlalini İspat Amacıyla Alınan Ses Kayıtları Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/6679 E. – 2026/630 K., 20.01.2026 T.
Kararın Özeti
Sanık, kendisini vekil sıfatıyla temsil eden avukatı (katılan) tarafından mağdur edildiğini düşünerek aralarındaki sözlü anlaşmaları ve konuşmaları gizlice kayıt altına almıştır. İlk derece mahkemesince meşru delil yaratma amacı taşıdığı gerekçesiyle verilen beraat kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılarak sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiştir. Yargıtay’ın, sanığın eyleminde suç kastı ve hukuka aykırılık bilinci bulunmadığı yönündeki bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesi, duruşmalı yargılama neticesinde sanık hakkında beraat kararı vermiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay, bu beraat hükmünü hukuka uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, sanık ile katılan arasındaki vekil-müvekkil ilişkisinin devam ettiği süreçte gerçekleşen eylemin, tamamen delil toplama amacına dayalı olduğunu saptamıştır. Sanığın, katılan avukatı tarafından haksızlığa uğratıldığı yönündeki iddialarını ilerde doğabilecek ihtilaflarda ve mahkemelerde ispatlayabilmek amacıyla bu ses kayıtlarını gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Sanığın eyleminde suç işleme kastının bulunmadığı, hukuka aykırı hareket etme bilinci ve iradesiyle davranmadığı anlaşıldığından, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle kurulan beraat hükmü yerinde görülmüştür.
“…sanığın eyleminde suç işleme kastı bulunmadığı ve hukuka aykırılık bilinci ve iradesiyle hareket etmediği gözetildiğinde, sanık hakkında unsurları oluşmayan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat hükmü kurulması gerekirken…”
Değerlendirme
Bu karar, güven ilişkisine dayanan profesyonel mesleki faaliyetlerde tarafların yaşadıkları uyuşmazlıklarda meşru savunma ve delil elde etme serbestisinin sınırlarını belirlemesi açısından dikkat çekicidir. Yargıtay, müvekkilin avukatı karşısında kendisini koruma refleksiyle hareket etmesini ve sözlü taahhütleri kayıt altına almasını suç olarak nitelendirmemiştir. Kararda, bir konuşmanın izinsiz kaydedilmesinin tipik bir ihlal oluşturabileceği yönündeki katı yorum esnetilmiş; eylemin ardındaki “meşru delil sunma ve hak arama” saiki, suçun manevi unsuru olan kastı ve hukuka aykırılık bilincini dışlayan bir unsur olarak kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, adalete erişimde ve taraflar arasındaki asimetrik ilişkilerde hak kaybına uğradığını düşünen bireyin, durumu başka türlü ispat edemeyeceği hallerde elde ettiği verileri yargı makamlarına sunabilmesine ceza muafiyeti tanıyarak adil yargılanma hakkına hizmet etmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/6679 E. – 2026/630 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/117 E., 2025/2684 K.
SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 134/1-2. cümle, 62/1, 53… . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, ilgili kararın temyizi üzerine Dairemizin, 26.11.2024 tarihli, 2022/3837 Esas, 2024/6748 Karar sayılı ilamıyla; sanığın eyleminde suç işleme kastı bulunmadığı ve hukuka aykırılık bilinci ve iradesiyle hareket etmediği gözetildiğinde, sanık hakkında unsurları oluşmayan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın ses kaydı alarak üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlali suçunu işlediğine, sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğine, suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ile avukatı olan katılanın vekil-müvekkil ilişkileri devam ederken, katılan tarafından mağdur edildiğini düşünen sanığın iddiasını ispatlamak amacıyla katılanla aralarındaki konuşmaları kayıt altına aldığı olayda, sanık ile katılan arasındaki şifai sözleşmenin kayıt altına alınmasının delil amaçlı olması nedeniyle hukuka uygun olduğu, sanığın bunu mahkemede ve ilerde aralarında doğabilecek ihtilaflarda delil amaçlı olarak kaydettiği, bunun hukuka uygunluk sebebi olduğunu bundan dolayı bu işlemde herhangi suç unsuru bulunmadığı ve meşru amaç ile yapıldığı anlaşıldığından sanığın 5237 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın katılan ile yaptığı görüşmeleri kaydettiği konusunda duraksama olmadığından, bu şekilde oluşan eylem 5237 sayılı Kanunun 134/1. maddesinde tanımı yapılan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmakla ilk derece mahkemesinin bu suçtan kurduğu beraat kararının kaldırılmasına, sanığın kişilerin özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Kanunun 134/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, gizliliğin seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi dikkate alınarak aynı Kanunun 134/1 maddesinin 2. cümlesi uyarınca cezanın bir kat arttırılmasına karar verilmiştir.
İlgili kararın temyizi üzerine Dairemizce “sanığın eyleminde suç işleme kastı bulunmadığı ve hukuka aykırılık bilinci ve iradesiyle hareket etmediği gözetildiğinde, sanık hakkında unsurları oluşmayan özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat hükmü kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5237 sayılı Kanunun 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Israrlı Şekilde Görüntü Kaydına Devam Edilmesi Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Kast Unsurunu Oluşturur
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025/6485 E. – 2026/1235 K., 10.02.2026 T.
Kararın Özeti
Elektrikli bisikletinin önüne yerleştirdiği cep telefonu ile kamera kaydı açarak mağdure çocuk ile yakınlarının ses ve görüntülerini rızaları dışında kaydeden sanık hakkında ilk derece mahkemesince özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, sanığın kaydı mağdure ile karşılaşmadan önce başlattığı ve doğrudan kastının olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiş; ancak bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesi sanığı zincirleme şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırmış, infazı ise ceza miktarı yönünden kazanılmış hak ilkesi gereği sabitlemiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay, katılan vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki eksikliği düzelterek mahkûmiyet kararını onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay bozma ilamında ve onama gerekçesinde, video kaydı mağdure ile karşılaşılmadan önce başlatılmış olsa dahi, sanığın mağdureyi gördükten sonra kaydı durdurmayıp çekime devam etmesini suç kastının somut bir göstergesi olarak kabul etmiştir. Mağdurenin okula gidiş saatini bilerek evinin etrafında tur atan ve red cevaplarına rağmen niyetinde ısrarcı olan sanığın, görüntü ve sesleri bilerek ve isteyerek kayıt altına aldığı saptanmıştır. Bu nedenle eylemin zincirleme şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Ayrıca, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilerek yerel mahkeme kararı bu yönden düzeltilerek onanmıştır.
“…video görüntüsünü mağdureyle karşılaşmadan önce başlattığından dolayı doğrudan kastı olmadığı düşünülmüş olsa dahi mağdureyle karşılaştıktan sonra video kaydını durdurmayarak devam etmesi sebebiyle kastı gerçekleştiğinden suçun unsurlarının meydana geldiği…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza hukukunda “doğrudan kast” ve “kastın sonradan yoğunlaşması” kavramlarının somut bir olay üzerinden nasıl tayin edilmesi gerektiğini gösteren önemli bir içtihattır. Yargıtay, bir teknik kaydın başlangıçta genel bir amaçla (çevreyi çekmek vb.) başlatılmış olmasını suçtan kurtulmaya yönelik meşru bir mazeret olarak görmemiştir. Mağdurla karşılaşıldığı, mağdurun rızasızlığının açıkça ortaya çıktığı andan itibaren kayda devam edilmesi, hukuka aykırılığın bilincinde olunduğunu ve iradi olarak bu ihlalin sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Karar aynı zamanda, mağdur çocukların ve yakınlarının rızasız ve ısrarlı şekilde dijital takibe alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamındaki cezai yaptırım sınırlarını korumakta, usul hukuku yönünden ise katılan vekilinin hak ettiği vekalet ücretinin karara yansıtılması ilkelerini hatırlatmaktadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/6485 E. – 2026/1235 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1842 E., 2025/915 K.
SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 134/1-2, 43/1-2, 62… . maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.09.2024 tarihli ve 2021/8766 Esas, 2024/4534 Karar sayılı ilamı ile; “…bisikletinin önüne takılı cep telefonu ile kamera kaydı açık bir şekilde olay yerine gelerek yine mağdureyi okula bırakma teklifinde bulunduğu, mağdurenin üç kere ‘gerek yok’ diyerek reddetmesine rağmen sanığın çekime devam ederek niyetinde ısrarcı olduğu, video görüntüsünü mağdureyle karşılaşmadan önce başlattığından dolayı doğrudan kastı olmadığı düşünülmüş olsa dahi mağdureyle karşılaştıktan sonra video kaydını durdurmayarak devam etmesi sebebiyle kastı gerçekleştiğinden suçun unsurlarının meydana geldiği, mağdurenin okula gideceği saati bilen ve evinin etrafında tur atarak mağdureyle karşılacağını öngören sanığın, cep telefonu marifetiyle görüntüleri bilerek ve isteyerek kayıt altına aldığı ve video kaydındaki çelişkili beyanları nazara alındığında, mağdure …’ya yönelik eylemleri itibarıyla aynı suç işleme kararlılığı ile hareket ettiği anlaşılan sanık yönünden suç kastı oluştuğu halde, kastının bulunmadığından bahisle yazılı biçimde beraat kararı verilmesi…”nin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle hüküm bozulmuştur.
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yürütülen yargılama neticesinde; sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Kanunun 134/1-2, 43/1-2, 62… . maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; karar aleyhine sadece sanığın istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından 5271 sayıl Kanunun 283. maddesi uyarınca hapis cezasının 1 yıl 13 ay hapis cezası üzerinden infazına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, Mahkeme hatalı inceleme ve değerlendirme yaparak karar verdiğine, cep telefonu ile yaptığı video kaydını suç işleme kastı ile yapmadığına, saldırıya uğraması nedeni ile video kaydını kapatamadığına, özel yaşama ilişkin bir kayıt bulunmadığına, kayıtların suç işleyen karşı tarafın suç teşkil eden eylemlerine ilişkin ve delil niteliğinde olduğuna, beraatına karar verilmesi gerektiğine,
Katılan vekilinin temyiz istemi, katılan lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın 02/06/2017 tarihinde mağdure çocuk …’nın evinin etrafında bir kaç defa elektrikli bisikletiyle tur attığı, …’nın evden çıkmasını beklediği, … evden çıkıp okuluna gitmek isterken şüphelinin …’nın yanına geldiği ve elinde bulunan cep telefon ile mağdurenin görüntü ve sesini hukuka aykırı bir şekilde kayıt etmeye başladığı, …’ya simit aldığını, poğaça aldığını beyan ederek okula bırakmak için ikna etmeye çalıştığı, bu sırada olay yerine …’nın annesi ve dayısı katılan … ile katılan sanık …’ın geldiği, sanık …’in bu sırada kayıt yapmakta olduğu telefonu cebine koyarak mağdure, katılan ve katılan sanık …’ın sesini bilgileri dışında hukuka aykırı bir şekilde kaydetmeye başladığı kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 134. maddesindeki görüntü ve seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine sanığın mağdure …’yı okula giderken 2 kez elektrikli bisikletine bindirerek okula bıraktığı, bu sırada mağdurenin görüntülerini kayda aldığı iddiası ile kamu davası açılmış olsa da sanığın kayıt işlemini mağdureyi elektrikli bisikletine almadan önce başlattığı, çevreyi çektiği, doğrudan mağdureye karşı eyleminin olmadığı, bu sebeple özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu kast unsurunun mevcut olayda gerçekleşmediği sonucuna varılmakla sanığın istinaf isteminin kabulüne, isnat olunan suçtan 5271 sayılı Kanunun 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.09.2024 tarihli ve 2021/8766 Esas, 2024/4534 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Dairemizce verilen bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde sanığın bisikletinin önüne taktığı cep telefonunun kamerası ile katılanları video kaydına aldığı ve video kaydını durdurmayarak eyleminde ısrarcı olarak kastının devam ettiği gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 134/1-2 ve 43. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen beraat hükmünün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 134/1-2 ve 43. maddesinde düzenlenen zincirleme şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen bozma kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünde sanık hakkında kazanılmış hakkın oluşmayacağının gözetilmemesi,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” başlıklı 14. maddesinin; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” hükmü gereği, sanık hakkında mahkumiyete karar verilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre katılan kurum lehine Bölge Adliye Mahkemesi duruşma vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin bu yönden temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-h maddesi gereği hükmün beşinci paragrafı hükümden çıkarılmasına ve hükmün yedinci fıkrasından sonra gelecek şekilde “Katılan … …’nın kendisini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince istinaf yoluyla görülen birden fazla duruşması olan kovuşturma için ödenmesi gereken 32.000,00 TL maktu vekalet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekalet ücretinin sanıktan alınıp Katılan …’ya verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Birinin iznim olmadan fotoğrafımı çekmesi suç mudur?
Kişinin özel hayatına ilişkin bir anının izinsiz fotoğraflanması veya görüntülenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Görüntünün kaydedilmesi cezayı bir kat artıran bir durumdur. Kamuya açık ve aleni bir ortamda yapılan her çekim ise tek başına bu suçu oluşturmayabilir; değerlendirme somut olaya göre yapılır.
Mahrem görüntülerimin paylaşılması durumunda ne yapabilirim?
Özel hayatınıza ilişkin görüntülerinizin rızanız dışında paylaşılması, TCK 134/2 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılan ifşa suçunu oluşturur. Bu durumda şikâyet hakkınızı altı aylık süre içinde kullanmanız ve içeriğin yayılmasını durdurmak için hızlı hareket etmeniz önemlidir. Bir an önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Eşimin telefonundaki özel görüntülerine bakmam suç mudur?
Bir kişinin, eşi dahil başka birinin özel hayatına ilişkin görüntü ve verilerine rızası olmadan ulaşması, koşullarına göre özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamında değerlendirilebilir. Evlilik birliği, otomatik bir hukuka uygunluk nedeni sağlamaz.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Evet. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlıdır (TCK 139). Fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmanız gerekir; bu süre geçtikten sonra dava açma hakkı düşer.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?
Süre, hangi fıkranın uygulandığına göre değişir. TCK 134/1’in temel hâli 8 yıllık olağan zamanaşımına tabidir. Öngörülen ceza üst haddi daha yüksek olan TCK 134/2 (ifşa) suçlarında ise Yargıtay uygulamasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi esas alınmaktadır. Uzlaştırma sürecinde geçen süre, zamanaşımını durdurur.
Gizli kamerayla çekilen görüntüler tanınmasa bile suç oluşur mu?
Evet. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, TCK 134/1’in ikinci cümlesindeki kayda alma suçunun oluşması için görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez; özel hayat kapsamına giren ses veya görüntülerin anlaşılmaz olsa dahi gizlice kaydedilmesi suçun oluşumu için yeterlidir.
İşyerinde veya soyunma odasında gizli kamera kullanılması nasıl cezalandırılır?
Bu tür eylemler hem görüntü/ses kaydı suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal (bir kat artırımlı ceza) hem de görüntülerin paylaşılması hâlinde ayrıca ifşa suçunu oluşturabilir. Birden fazla kişinin görüntüsü tek bir cihazla, tek bir eylemle kaydedilmişse, mağdur sayısı kadar değil zincirleme suç hükümlerine göre tek bir mahkûmiyet kurulur.
Boşanma davasında delil olarak kullanmak için eşimi gizlice kaydetmem suç mudur?
Kural olarak gizli kayıt yapmak suç oluşturabilir; ancak Yargıtay bazı somut olaylarda, hak arama ve delil elde etme amacının kastı ve hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldırabileceğini kabul etmiştir. Bu değerlendirme kaydın amacına, kapsamına ve kullanım biçimine göre değişir; boşanma sürecinde delil toplamadan önce mutlaka bir avukata danışılmalıdır.
Bir haberde başkasının özel hayatına ilişkin görüntü kullanmak her zaman suç mudur?
Hayır, ancak haber verme hakkından yararlanabilmek için haberin gerçek, güncel olması, kamu yararı taşıması ve öz ile biçim arasında denge kurulmuş olması gerekir. Bu şartlardan biri dahi eksikse haber verme hakkı hukuka uygunluk nedeni sayılmaz ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşabilir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda uzlaştırma zorunlu mudur?
Evet, bu suç uzlaştırma kapsamındadır. Kamu davası açılmadan önce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve uzlaştırma usulünün işletilmesi gerekir; bu usul atlanarak doğrudan hüküm kurulması bozma sebebidir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile hakaret suçu birlikte işlenebilir mi?
Evet. Uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere, mahrem görüntülerin küçük düşürücü bir ifadeyle birlikte üçüncü bir kişiye gönderilmesi, hem ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu hem de ayrıca hakaret suçunu oluşturabilir; bu durumda iki suçtan da ayrı ayrı sorumluluk doğar.
Eşimi/eski eşimi gizlice kaydetmek boşanma davasında delil olabilir mi?
Gizli kayıt kural olarak suç oluşturabilir, ancak Yargıtay bazı olaylarda kaydın münhasıran bir hakkın ispatı amacıyla yapılmasını hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul etmiştir. Bu değerlendirme kaydın kapsamına ve kullanım amacına göre değişir; delil toplamadan önce mutlaka bir avukata danışılmalıdır.
İşveren işyerine kamera koyabilir mi, hangi alanlara koyamaz?
İşveren güvenlik amacıyla ortak kullanım alanlarına (giriş, koridor, otopark) kamera yerleştirebilir. Ancak tuvalet, soyunma odası veya dinlenme alanı gibi çalışanın mahrem bir beklentisinin bulunduğu yerlere kamera yerleştirilmesi doğrudan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.
Sokakta veya kalabalık bir ortamda arka planda görünen kişinin fotoğrafı suç oluşturur mu?
Kural olarak hayır; bir olayın veya mekânın fotoğraflanması sırasında arka planda tesadüfen görünen kişiler, o kişiyi hedef alan bilinçli bir kayıt olmadığı sürece bu suç kapsamında değerlendirilmez. Ancak belirli bir kişiyi hedef alarak sürekli ve sistemli biçimde görüntü almak, kamuya açık alanda dahi özel hayatın gizliliğini ihlal edebilir.
Görüntülü toplantıyı (Zoom, Google Meet) izinsiz kaydetmek suç mudur?
Katılımcıların bilgisi ve rızası olmadan yapılan bir görüntülü toplantı kaydının, toplantı amacı dışında kullanılması veya üçüncü kişilerle paylaşılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Ebeveyn, reşit olmayan çocuğunun telefonunu veya mesajlarını denetleyebilir mi?
Velayet hakkına sahip ebeveynin, çocuğunun güvenliğini korumak amacıyla makul ölçüde denetim yapması genellikle hukuka uygun kabul edilir; ancak bu yetkinin sınırı çocuğun yaşına ve denetimin amacına göre değişir, reşit çocuklar bakımından aynı gerekçe geçerli değildir.
Rızayla çekilen bir görüntünün sonradan rızasız paylaşılması ayrıca suç mudur?
Evet. Bir görüntünün çekilmesine izin vermek, onun üçüncü kişilerle paylaşılmasına da izin verildiği anlamına gelmez. Rıza kapsamı aşılarak yapılan paylaşım, ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.
Değerlendirme ve Sonuç
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, dijitalleşen ve sosyal medyanın yaygınlaştığı günümüzde en sık karşılaşılan mahremiyet suçlarından biridir. İzinsiz çekilen bir fotoğraftan, mahrem görüntülerin rıza dışında paylaşılmasına kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu fiiller, ihlalin biçimine göre bir yıldan beş yıla kadar değişen hapis cezalarını gerektirebilir.
Bu suçla ilgili süreçte; özel hayat kapsamının doğru belirlenmesi, rıza ve hukuka uygunluk nedenlerinin dikkatli değerlendirilmesi, şikâyet süresinin kaçırılmaması ve uzlaştırma usulünün doğru işletilmesi büyük önem taşır. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.
Bu suç tipinin yer aldığı diğer mahremiyet suçları hakkında genel bilgi almak için Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


5 Yorumlar