Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu (TCK-220)

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu

İçindekiler

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde kamu barışına karşı suçlar arasında düzenlenen; kurucu ve yöneticileri beş yıldan on yıla kadar, üyeleri ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılan, somut bir suç işlenmesini beklemeden örgütlü yapının varlığını cezalandıran bir tehlike suçudur. Madde; örgüt kurma ve yönetmeyi, örgüte üye olmayı, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeyi ve örgüt propagandası yapmayı ayrı ayrı düzenler ve son olarak 24.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7571 sayılı Kanun ile hem ceza miktarları artırılmış hem de çocukların örgüt faaliyetinde araç olarak kullanılmasına ilişkin yeni bir fıkra eklenmiştir.

Bu yazıda TCK 220’nin tüm fıkraları, örgütün Yargıtay içtihadıyla belirlenen unsurları, TCK 314 (silahlı terör örgütü) ile arasındaki fark, örgüt suçlarına özgü etkin pişmanlık rejimi (TCK 221) ve ispat standardı ayrıntılı olarak, güncel ve gerçek Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.

TCK 220/1: “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Nedir?

TCK 220, herhangi bir suçu işlemeye elverişli, hiyerarşik yapıya sahip ve süreklilik arz eden bir yapının kurulmasını, bizzat o suçların işlenmesini beklemeden cezalandırır. Korunan hukuki değer kamu barışıdır; madde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Topluma Karşı Suçlar” kitabının “Kamu Barışına Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Suç, soyut değil somut tehlike suçu olarak kabul edilir — yani örgütün, amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece fiilen sahip olması aranır; salt kâğıt üzerinde bir birlikteliğin varlığı yeterli değildir.

TCK 220’nin amacı, örgütlü suçluluğun tek başına hareket eden faillere göre yarattığı ek toplumsal tehlikeyi önlemektir: örgüt, üyelerinin kişisel iradesinin ötesinde bir “kurumsal” suç işleme kapasitesi oluşturur ve bu kapasite, suç henüz işlenmeden de cezalandırılabilir hale getirilmiştir.

Yargıtay Kararları Işığında Suç Örgütünün Unsurları

Bir yapının TCK 220 anlamında suç örgütü sayılabilmesi için gereken şartlar, Yargıtay içtihadında yıllardır aynı istikrarlı formülle tekrarlanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/350 E., 2023/619 K. sayılı ve 22.11.2023 tarihli kararında, “istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere” ifadesiyle bu unsurları şöyle sıralamıştır:

  1. Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekir.
  2. Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır.
  3. Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suçun fiilen işlenmesine gerek yoktur.
  4. Örgüt, niteliği itibarıyla devamlılık gerektirir; belli bir suçu işlemek için bir araya gelinmesi halinde örgütten değil iştirak iradesinden söz edilir.
  5. Amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece sahip olunması gerekir.

Aynı unsurlar Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1503 E., 2023/2591 K. sayılı ve 03.05.2023 tarihli kararında da bire bir aynı sırayla tekrarlanmış ve bu kararda ayrıca örgüt üyeliğinin sübutu için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren somut eylemlerin aranması gerektiği vurgulanmıştır (bkz. aşağıda “Örgüt Üyeliği” başlığı). Bu beş unsurdan herhangi biri eksikse — örneğin hiyerarşik bağ ispatlanamıyorsa — TCK 220 anlamında bir örgütten söz edilemez ve ceza sorumluluğu ancak varsa iştirak hükümleri (TCK 37-41) üzerinden kurulabilir.

TCK 220/1: Örgüt Kurma ve Yönetme Suçu ve Cezası

TCK 220/1 uyarınca kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yöneten kişi, örgütün yapısı, üye sayısı, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması koşuluyla beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (7571 sayılı Kanun’la 24.12.2025 tarihinde artırılan güncel ceza aralığı). Örgüt kurmak ve yönetmek aynı fıkrada, aynı ceza aralığıyla düzenlenmiştir; kurucu olmak tek başına yeterlidir, ayrıca yönetici sıfatı aranmaz.

Örgüt kurma fiili, doktrinde ani suç (bir defada tamamlanan suç) olarak kabul edilir; buna karşılık örgütü yönetmek ve örgüte üye olmak, örgütün varlığını sürdürdüğü süre boyunca devam eden kesintisiz (mütemadi) suç niteliğindedir. Bu ayrım, dava ve ceza zamanaşımının başlangıç anının tespiti bakımından önem taşır: mütemadi suçlarda zamanaşımı, örgütsel faaliyetin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

TCK 220/2: Örgüt Üyeliği Suçu — Sempati ile Üyelik Arasındaki Sınır

TCK 220/2’ye göre örgüte üye olan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak Yargıtay, bir kişinin salt örgütle “sempati” kurmuş olmasını üyelik için yeterli görmemekte, üyeliğin sübutu için örgütle organik bağ kurulmuş olmasını aramaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1503 E., 2023/2591 K. sayılı kararında bu ölçütü şöyle açıklamıştır: örgüt üyeliğinin oluşabilmesi için failin örgütle organik bağ kurması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler içinde bulunması gerekir; örgüte sadece sempati duymak, örgütün amaçlarını ve ideolojisini benimsemek, örgütle ilgili yayınları okumak veya bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi davranışlar tek başına örgüt üyeliği için yeterli değildir. Aynı ilke Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/1223 E., 2020/5020 K. sayılı ve 24.09.2020 tarihli kararında da uygulanmış; sanığın elektronik yazışma ve kayıtlarındaki paylaşımların sempati düzeyini aşmadığı, üyelik suçunun oluşması için somut olguya dayanan ek delil gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet kararı bozulmuştur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/10125 E., 2022/862 K. sayılı ve 22.02.2022 tarihli kararında da örgüt üyesinin, “örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişi” olduğu, üyeliğin en önemli unsurunun “canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan” organik bağ olduğu vurgulanmıştır.

Suç Örgütü ile İştirak (Suça Katılma) Arasındaki Fark

Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, birden çok kişinin bir suça birlikte katılmasıyla (iştirak, TCK 37-41) suç örgütü kurulması arasındaki farktır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2015/14637 E., 2015/4627 K. sayılı ve 10.11.2015 tarihli kararında bu ayrımı net biçimde ortaya koymuştur: soyut olarak sanık sayısının üçten fazla olması, tek başına örgütün varlığının kabulü için yeterli değildir; hiyerarşik ilişki ve devamlılık ispatlanamıyorsa bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/9660 E., 2022/20849 K. sayılı ve 21.12.2022 tarihli kararında ise örgütü, benzer bir kavram olan “çete”den de ayırmıştır: çete, “nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan, bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen ancak profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, devlet içinde devlet olmaya yönelmeyen, mahalli suçlar işleyen yapılanmalar” için kullanılan bir tabirdir ve bağımsız bir suç tipi değildir. Aynı kararda, sahte kimlikle banka kredisi dolandırıcılığı yapan sanıklar arasında hiyerarşi ve emir-komuta zinciri kanıtlanamadığından örgüt suçundan verilen mahkûmiyet bozulmuştur.

Kısacası: iştirak, belirli bir somut suç için failler arasında geçici bir işbirliğidir ve suç tamamlanınca sona erer. Örgüt ise belirli bir suçtan bağımsız, süreklilik arz eden, hiyerarşik bir yapıdır ve amaçlanan suç hiç işlenmese dahi yapının varlığı cezalandırılır.

TCK 220/3: Örgütün Silahlı Olması

TCK 220/3 uyarınca örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Silah, örgütün amaç suçlarını işlemeye elverişliliğini artıran ve toplumsal tehlikeyi büyüten bir unsur olarak ayrı bir ağırlaştırıcı neden şeklinde düzenlenmiştir; silahlı olmak örgütün kurucu unsuru değil, cezayı artıran bir niteliktir.

TCK 220/4: Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenen Suçlar

TCK 220/4’e göre örgütün faaliyeti çerçevesinde bir suç işlendiğinde, örgüt kurma/yönetme veya üyelik suçuna ek olarak, işlenen o suçtan da ayrıca cezaya hükmolunur. Bu düzenleme, örgüt suçunun amaç suçlarla içtima ilişkisini düzenler: örgüt suçu ile amaç suç arasında fikri içtima kurulmaz, gerçek içtima uygulanır ve fail hem örgüt suçundan hem de işlediği somut suçtan (örneğin uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, yağma) ayrı ayrı cezalandırılır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2015/5518 E., 2016/532 K. sayılı ve 24.02.2016 tarihli kararında, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapıldığı iddia edilen bir dosyada, sanıklar arasında hiyerarşik ilişkinin somut delille ortaya konulamadığı, bu durumda örgüt suçlarından beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulmasının bozma nedeni olduğuna hükmedilmiştir; kararda ayrıca içtima kurallarının yanlış uygulanması ve müsadereye ilişkin gerekçe eksikliği de bozma nedenleri arasında sayılmıştır.

TCK 220/5: Örgüt Yöneticisinin Sorumluluğu ve Çocukların Araç Olarak Kullanılması

TCK 220/5, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan fail sıfatıyla sorumlu tutulmasını düzenler. Bu, ceza hukukunda “fiil üzerinde müşterek hâkimiyet” ilkesinin bir istisnasıdır: yönetici, somut suça bizzat katılmasa veya o suç için ayrıca talimat vermese dahi, örgüt üzerindeki hiyerarşi, kontrol ve emir-komuta ilişkisinin doğal bir sonucu olarak sorumlu tutulur.

Bu ilke, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun “Narmanlar” suç örgütü davasına ilişkin 2022/350 E., 2023/619 K. sayılı ve 22.11.2023 tarihli kararında somut olarak uygulanmıştır: emlak ofisleri üzerinden borçlandırma, silahla yaralama ve tehditle mal varlığı ele geçirme iddialarıyla yargılanan örgüt yöneticisinin, olaya bizzat katılmış veya ayrıca talimat vermiş olması aranmaksızın TCK 220/5 uyarınca fail sıfatıyla sorumlu tutulabileceğine oy çokluğuyla hükmedilmiştir.

Örgüt yöneticiliğinin ne anlama geldiği en ayrıntılı biçimde Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2024/5564 E., 2025/6324 K. sayılı ve 23.09.2025 tarihli kararında tanımlanmıştır: fail, “hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda ve icrasında harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise” yönetici olarak kabul edilir. Aynı kararda Yargıtay, bazı sanıkların örgüt yöneticisi olarak işlenen suçlardan “azmettiren” sıfatıyla değil, TCK 220/5 gereği doğrudan fail sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine hükmederek, ilk derece mahkemesinin azmettirme hükümlerini uygulamasını hatalı bulmuştur — bu, örgüt yöneticiliği ile azmettirmenin (TCK 38) birbirinden farklı sorumluluk rejimlerine tabi olduğunu gösteren önemli bir ayrımdır.

7571 sayılı Kanun’la 24.12.2025 tarihinde maddeye eklenen cümle uyarınca, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Bu düzenleme, örgütlerin cezai sorumluluğu düşük çocukları suça alet etme pratiğine karşı özel olarak getirilmiştir.

TCK 220/6: İki Kez İptal Edilen “Örgüt Adına Suç İşleme” Hükmü

TCK 220/6, örgüt üyesi olmayan bir kişinin örgüt adına suç işlemesini ayrıca cezalandıran bir hükümdü. Bu fıkra, Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez iptal edilmiştir: ilk olarak 26.10.2023, ardından yeniden düzenlenen hâli 05.11.2024 tarihli kararlarla Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş ve bugün itibarıyla yürürlükte değildir. Bu nedenle örgüt üyesi olmayan bir kişinin örgüt adına suç işlemesi hâlinde, TCK 220/6 üzerinden ayrıca bir ceza uygulanamaz; fail ancak işlediği somut suçtan (ve varsa örgüte yardım hükümlerinden) sorumlu tutulabilir.

TCK 220/7: Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçu

TCK 220/7 uyarınca örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi gibi cezalandırılır; ancak yardımın niteliği ve içeriğine göre verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/10125 E., 2022/862 K. sayılı ve 22.02.2022 tarihli kararında, TCK 220/7’nin ancak doğrudan kastla işlenebileceği, olası kastla işlenemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı kararda, yardımın örgüte fiilen ulaşmasının veya sonuç doğurmasının şart olmadığına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/1234 E., 2012/1825 K. sayılı ve 31.10.2012 tarihli kararına atıf yapılmış; somut olayda sanığın hesabını örgütsel talimat döneminde kapatmış olması ve başkaca örgütsel bir faaliyetinin saptanamaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Silahlı bir örgüte silah sağlamak da (TCK 315) aynı doğrudan kast standardına tabi tutulan, TCK 220/7’ye yakın ayrı bir suç tipidir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bir başka kararında (2022/5629 E., 2022/6682 K., 24.10.2022 tarihli), örgüte yardım suçunun sübutu için failin yardım eyleminin örgütün amacına hizmet ettiğini bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin somut delille ortaya konması gerektiği, aksi hâlde salt şüpheye dayalı mahkûmiyet kurulamayacağı yinelenmiştir.

TCK 220/8: Örgüt Propagandası Suçu

TCK 220/8 uyarınca örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

Bu suçun tipikliği iki unsurdan oluşur: birincisi propaganda niteliğinde bir fiilin varlığı, ikincisi bu fiilin cebir/şiddet/tehdit yöntemlerini meşru gösterme, övme veya teşvik etme niteliği taşımasıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/22017 E., 2024/4873 K. sayılı ve 02.04.2024 tarihli kararında, sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör örgütü propagandası isnadıyla yargılanan bir sanığın beraatini onamış; paylaşımların cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterme, övme veya teşvik etme niteliği taşımadığını, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirtmiştir. Bu karar, propaganda suçunun sınırının ifade özgürlüğüyle nerede kesiştiğini gösteren güncel bir örnektir.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu ile Silahlı Terör Örgütü (TCK 314) Arasındaki Fark

TCK 220 ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında uygulanan TCK 314 (silahlı terör örgütü kurma, yönetme, üye olma), sık karıştırılan ama farklı unsurlara sahip iki ayrı suç tipidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1503 E., 2023/2591 K. sayılı kararı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/1223 E., 2020/5020 K. sayılı kararında, TCK 314’ün oluşması için üç ayrı boyutun bir arada bulunması gerektiği belirtilmiştir:

  1. Örgütsel boyut: TCK 220’deki gibi en az üç kişi, gevşek de olsa hiyerarşik ilişki ve amaç suçları işlemeye elverişlilik.
  2. İdeolojik boyut: Anayasal düzeni, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya Devlet otoritesini değiştirme, bozma, ele geçirme gibi Terörle Mücadele Kanunu’nda sayılan amaçlardan birinin güdülmesi.
  3. Yöntem boyutu: Cebir, şiddet, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birinin kullanılması.
ÖlçütTCK 220 (Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma)TCK 314 (Silahlı Terör Örgütü)
Amaç suçlarKanunda yazılı herhangi bir suçAnayasal düzeni/Devlet otoritesini hedefleyen belirli amaçlar
Yöntem şartıAranmazCebir/şiddet/tehdit yöntemi şart
SilahCeza artırım nedeni (TCK 220/3)Suçun kurucu unsuru (silahsızsa TCK 220 uygulanır)
Kurucu/yönetici cezası5-10 yıl hapisDaha ağır, TMK ile birlikte uygulanır
Üyelik cezası2-5 yıl hapisDaha ağır, TMK ile birlikte uygulanır
Uygulanan mevzuatSadece TCKTCK 314 + 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu

Aynı Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında, e-posta ve elektronik ortam kayıtlarındaki paylaşımların “sempati düzeyini aşmadığı” ve emniyet bilgi notunun somut olgu göstermeden örgütün TCK 314 kapsamında silahlı terör örgütü sayılamayacağı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir — bu, ideolojik yakınlığın tek başına terör örgütü üyeliği için yeterli olmadığını gösteren önemli bir sınırdır.

Ceza Aralıkları Karşılaştırma Tablosu

FıkraFiilCeza
TCK 220/1Örgüt kurma / yönetme5-10 yıl hapis
TCK 220/2Örgüte üye olma2-5 yıl hapis
TCK 220/3Örgütün silahlı olmasıYukarıdaki cezalar yarı oranında artırılır
TCK 220/4Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesiAyrıca o suçtan da cezaya hükmolunur (gerçek içtima)
TCK 220/5Yönetici sorumluluğu; çocuğun araç olarak kullanılmasıYönetici, işlenen suçlardan fail sayılır; çocuk kullanılmışsa ceza yarısından bir katına kadar artırılır
TCK 220/6Örgüt adına suç işlemeİptal edildi, yürürlükte değil
TCK 220/7Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeÜye gibi cezalandırılır; üçte birine kadar indirim mümkündür
TCK 220/8Örgüt propagandası1-3 yıl hapis; basın-yayın yoluyla işlenirse yarı oranında artırım

Örgüt Suçlarında İspat ve Delil Değerlendirmesi

TCK 220 soyut bir isnatla değil, somut delille ispatlanması gereken bir suçtur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2018/3794 E., 2020/2852 K. sayılı ve 21.09.2020 tarihli kararında bu standardı açıkça ortaya koymuştur: sadece kanun maddesinin gerekçesinin tekrarıyla örgütün varlığı kabul edilemez; emir-komuta zincirini gösteren somut delil — tanık ve sanık beyanları, HTS (baz istasyonu) kayıtları, iletişimin dinlenmesi tutanakları gibi — aranmalı ve eksik incelemeyle hüküm kurulmamalıdır.

Akrabalık veya arkadaşlık ilişkisi de tek başına hiyerarşik bağın yerine geçmez. (Kapatılan) Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2021/1557 E., 2021/6855 K. sayılı ve 09.06.2021 tarihli kararında, aralarında eş-kardeş ilişkisi ve aynı işyerinde çalışma bağı bulunan sanıklar arasında “akrabalık ve arkadaşlık ilişkisi dışında hiyerarşik ve sürekli bir ilişki içinde bulunduklarına dair delil bulunmadığı” gerekçesiyle örgüt kurma/üye olma suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığına hükmedilmiştir.

Silahlı örgüt üyeliğinin ispatında ikrar da tek başına yeterli sayılmayabilir; ikrarın diğer delillerle desteklenip desteklenmediği, ikrarın hangi koşullarda alındığı ve içeriğinin somut olgularla örtüşüp örtüşmediği ayrıca değerlendirilmelidir — bu husus, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2022/1710 E., 2023/1129 K. sayılı ve 06.03.2023 tarihli kararında da vurgulanmıştır.

TCK 221: Örgüt Suçlarında Etkin Pişmanlık

TCK 221, sadece örgüt suçlarına özgü, dört ayrı senaryoyu kapsayan bir etkin pişmanlık rejimi öngörür:

SenaryoKoşulSonuç
1Örgütü kuran/yöneten kişi, hiçbir suç işlenmeden önce örgütü dağıtır veya soruşturma başlamadan önce durumu yetkili makamlara haber verir ve örgütü meydana çıkarırCezaya hükmolunmaz
2Örgüt üyesi, suç işlenmesine katılmadan yakalanmadan önce gönüllü olarak örgütten ayrılıp durumu yetkili makamlara haber verirCezaya hükmolunmaz
3Örgüt üyesi, suç işlenmesine katılmadan yakalandıktan sonra örgüt hakkında bilgi verirCezaya hükmolunmaz
4Örgüt üyesi gönüllü olarak teslim olur ve örgütün yapısı ile faaliyetleri hakkında bilgi verir; yakalandıktan sonra bilgi verirseCezaya hükmolunmaz / üçte birden dörtte üçe kadar indirim

Bu rejim, silahlı terör örgütü davalarında da uygulama alanı bulmaktadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/25513 E., 2023/2208 K. sayılı ve 13.04.2023 tarihli kararında, silahlı terör örgütü yöneticisi sıfatıyla yargılanan bir sanığın etkin pişmanlık koşullarını taşıyıp taşımadığının, yakalanma öncesi ve sonrası verdiği bilgilerin içeriğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/17751 E., 2023/2955 K. sayılı ve 08.05.2023 tarihli kararında ise, gönüllü olarak ifade veren ve örgütün yapısı hakkında somut bilgi aktaran sanık bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığının, ifadenin yakalanmadan önce mi sonra mı verildiğine göre belirlenmesi gerektiğine hükmedilmiştir — bu ayrım, üçüncü ile dördüncü senaryo arasındaki indirim oranı farkının pratikte nasıl uygulandığını göstermektedir.

Soruşturma, Görevli Mahkeme, Şikayet ve Zamanaşımı

TCK 220 kamu barışına karşı işlenen bir suç olduğundan şikayete tabi değildir; mağdurun şikayetinden vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez ve uzlaştırma kapsamı dışındadır. Suç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturulur.

Görevli mahkeme, öngörülen ceza üst sınırına göre değişir: TCK 220/1 (5-10 yıl) ve TCK 220/2 (2-5 yıl) kapsamındaki yargılamalar ağır ceza mahkemesinde, ceza üst sınırı daha düşük olan TCK 220/8 (propaganda) gibi fiiller ise asliye ceza mahkemesinde görülür. Fail 18 yaşından küçükse yargılama çocuk mahkemesinde yapılır. Yargılamaya hâkim olan usul ve ceza yargılamasında tarafların konumu, genel hükümlere tabidir; TCK 220 dosyaları da diğer ağır ceza davaları gibi ceza mahkemeleri sistemi içinde yürütülür.

TCK 220, kamu barışına karşı suçlar bölümünde yer alan tek suç tipi değildir; aynı bölümde düzenlenen TCK 213/2 halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit ve TCK 214 suç işlemeye tahrik suçları da örgütlü olmayan bireysel fiilleri cezalandırır; bu suçlar TCK 220’den farklı olarak örgütsel yapı unsuru aramaz.

Dava zamanaşımı süreleri fıkraya göre farklılaşır: TCK 220/1 kapsamındaki kurma/yönetme suçunda üst sınır (10 yıl) TCK 66 uyarınca 15 yıllık dava zamanaşımını gerektirirken, TCK 220/2 kapsamındaki üyelik suçunda üst sınır (5 yıl) 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Örgütü yönetmek ve örgüte üye olmak mütemadi suç niteliğinde olduğundan, zamanaşımı süresi örgütsel faaliyetin fiilen sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar; örgüt kurmak ise ani suç olduğundan zamanaşımı kuruluş anından itibaren hesaplanır. Ceza zamanaşımı ise kesinleşen mahkumiyet kararının infazına ilişkin ayrı bir süreyi ifade eder.

Sürecin İşleyişi ve Savunma Stratejisi

TCK 220 soruşturmaları, genellikle uzun süreli iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi veya teknik takip gibi özel soruşturma tedbirleriyle yürütülür ve arama-el koyma işlemleri örgütün tüm üyelerini kapsayacak şekilde geniş tutulabilir. Bu nedenle savunmanın ilk aşaması, toplanan delillerin (HTS kayıtları, dinleme tutanakları, tanık beyanları, dijital materyaller) hukuka uygun elde edilip edilmediğinin denetlenmesidir.

Savunma stratejisinde öncelikle örgütün beş unsurunun (en az üç kişi, hiyerarşik bağ, süreklilik, elverişlilik, suç işleme amacı) somut delille ispatlanıp ispatlanmadığı incelenmelidir — yukarıda görüldüğü gibi Yargıtay, akrabalık/arkadaşlık ilişkisini veya sanık sayısının fazlalığını tek başına yeterli görmemektedir. Failin eyleminin örgüt üyeliği mi yoksa örgüte yardım (TCK 220/7) mi, sempati mi yoksa organik bağ mı olduğunun ayrımı, uygulanacak ceza aralığını doğrudan etkiler. Ayrıca teşebbüsiçtima ve etkin pişmanlık hükümlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı da temyiz/istinaf aşamasında sıkça bozma nedeni olmaktadır. Mahkûmiyet hâlinde ayrıca güvenlik tedbirleri ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma gibi ek yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağı da değerlendirilmelidir. Bu suçla ilgili olarak sürecin en başından itibaren örgütlü suçlarda deneyimli bir ceza avukatı ile sürecin yürütümü önemlidir.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Hakkında Yargıtay Karar Analizleri

Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Suçunda Doğrudan Kast, Özel Saik ve Sempati/İltisak Sınırı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2022/5629 E. – 2022/6682 K., 24.10.2022 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi üzerine temyiz incelemesi yapılmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi; sanığın dernek üyeliklerine dair eylemlerinin ve kişisel konumunun sempati ile iltisak boyutunu aşmadığını, eylemlerin örgüte yardım kastıyla hareket edildiğini ispatlamadığını belirtmiştir. Örgüte yardım suçunun ancak doğrudan kast ve özel saikle işlenebileceğini vurgulayan Daire, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bularak hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında, örgüte yardım etme suçunun (TCK m. 220/7, 314/3) manevi unsurunu öğretideki görüşler ve yerleşik yargısal kriterler ışığında ayrıntılı olarak incelemiştir. Kararda, kanun metninde geçen “bilerek” ifadesinin doğrudan kastı işaret ettiği, bu suçun olası kastla işlenemeyeceği ve genel kastın yeterli olmayıp özel kastın aranması gerektiği belirtilmiştir. Failin, yardım ettiği yapının bir terör örgütü olduğunu bilmesi ve sağladığı yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi amacını taşıması gerekmektedir. İnsani mülahazalarla yapılan veya sempati/iltisak derecesinde kalan eylemlerin yardım suçunu oluşturmayacağı kabul edilmiştir.

“…sanığın, dernek üyeliklerine dair eylemleri ile konum ve kişisel özellikleri nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan ve örgüte yardım etme kastıyla hareket ettiğini ispat eden faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanığın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi…”

Değerlendirme

Bu karar, örgüte yardım suçunun manevi unsurunun sınırlarını net çizmesi ve sempati/iltisak boyutundaki eylemleri cezai sorumluluktan ayırması bakımından son derece önemlidir.

Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan kusur ilkesi uyarınca, kişinin bir suç örgütüne yardım ettiğinden bahsedebilmek için sadece organ veya dernek üyeliği gibi yüzeysel ilişkilerin mevcudiyeti yeterli değildir. Eylemin; örgütün nihai amacına hizmet etme bilinci, doğrudan kastı ve özel saiki içermesi şarttır. Yargıtay bu kararıyla; şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmeyen, yalnızca iltisak düzeyinde kalan sosyal veya kurumsal temasların örgüte yardım suçunun kast unsurunu oluşturmayacağını açıkça teyit etmiştir.

Silahlı Terör Örgütü Yöneticiliği ile Üyeliği Arasındaki Suç Vasfı Ayrımı ve Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanma Koşulları

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2022/25513 E. – 2023/2208 K., 13.04.2023 T.

Kararın Özeti

Çatışma bölgelerinde askeri eğitim alan, silahlı çatışmalara katılan ve üst düzey unsurlara bağlı olarak faaliyet gösteren sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçundan verilen mahkûmiyet ve etkin pişmanlık indirimine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı temyiz edilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi; sanığın hiyerarşik yapı içinde emir-talimat verme ve organizasyonu idare etme yetkilerine sahip olduğuna dair yeterli delil bulunmadığını, eylemlerinin “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Ayrıca kovuşturma aşamasında beyanlarını samimiyetle sürdürmeyen sanık hakkında etkin pişmanlık uygulanmasını ve hüküm fıkrasındaki sevk maddesi çelişkisini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında, terör örgütünü yönetme suçunun (TCK m. 314/1, TCK m. 220/1, 5, TMK m. 7/1) hukuki niteliğini ve örgüt üyeliği (TCK m. 314/2) ile arasındaki ayrım kriterlerini ayrıntılı olarak ele almıştır. Yönetici sayılabilmek için failin örgüt hiyerarşisinde emir ve direktif verme, organizasyonu sevk ve idare etme, karar alma ve inisiyatif kullanma gücüne fiilen sahip olması gerekir. Belli bir hiyerarşik üst kademeyi veya geniș bir alanda sevk ve idare yetkisini ifade eden bu statü, sadece çatışma gruplarında komutan düzeyinde bulunmak veya üst düzey sorumlulara bağlı çalışmakla kendiliğinden oluşmaz.

Ayrıca TCK m. 221/4 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanılabilmesi için verilen bilgilerin kovuşturma aşamasında da arkasında durulması ve faydalı bilginin varlığının korunması gerektiği vurgulanmıştır.

“…dosya kapsamındaki yerel mahkemenin kabulüne göre örgüt içerisindeki konum ve faaliyetleri itibariyle örgüt üyelerine talimat verme, inisiyatif kullanma gibi yöneticilik faaliyetlerinde bulunduğuna dair delil olmadığından sanığın eyleminin TCK’nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden… Yakalandıktan sonra soruşturma aşamasında… faydalı bilgiler veren ancak kovuşturma aşamasında bu beyanları tutuklanmamak amacıyla verdiğini söyleyerek reddeden sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı görülmüştür.”

Değerlendirme

Bu karar, terör örgütü yapılanmalarında “yöneticilik” ve “üyelik” sıfatlarının sınırlarının belirlenmesi ile etkin pişmanlık kurumunun uygulanma şartları bakımından son derece kilit bir nitelik taşımaktadır.

Ceza hukukunda fiilin doğru vasıflandırılması, suç ve cezada kanunilik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Örgüt içinde askeri veya operasyonel seviyede yoğun faaliyet göstermek, tek başına faili “yönetici” konumuna getirmemektedir. Yöneticilik sıfatı; örgütün stratejisini belirleme, alt birimlere emir-talimat verme ve hiyerarşide yönlendirici karar gücüne sahip olma gibi idari ve organizasyonel fonksiyonların varlığını zorunlu kılar. Öte yandan, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında soruşturma aşamasındaki samimi anlatımların kovuşturma safhasında inkar edilmesi durumunda bu müessesenin uygulanamayacağının belirtilmesi, ceza adaletinde duruşma aşamasındaki iradenin esas alınması ilkesini pekiştirmektedir.

Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçunda İkrarın Delil Niteliği ve Etkin Pişmanlık İndirim Oranının Belirlenmesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2022/1710 E. – 2023/1129 K., 06.03.2023 T.

Kararın Özeti

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilen ve hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak cezasından indirim yapılan sanığın temyiz başvurusu incelenmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi; ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmasa dahi sanığın özgür iradesiyle gerçekleşen ikrarının örgütle bağlantısını gösteren yeterli bir delil olduğunu onaylamıştır. Buna karşın, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında konumuna uygun şekilde, faydalı ve kapsamlı bilgiler veren sanık hakkında TCK m. 221/4-2 maddesi uyarınca yapılan etkin pişmanlık indiriminin üst hadde yakın veya üst hadden uygulanması gerekirken düşük oranda tutulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, kararında öncelikle ByLock kullanımına ilişkin teknik değerlendirmelerin ikrar ile tamamlanması durumunu ele almış; tespit tutanağı temin edilemese dahi sanığın programı kullandığına yönelik açık ve istikrarlı beyanlarının delil niteliğini koruduğunu kabul etmiştir.

Kararın temel bozma gerekçesini ise Etkin Pişmanlık (TCK m. 221) uygulamasındaki indirim oranının takdiri oluşturmaktadır. Etkin pişmanlık müessesesinin amacı, örgütlü suçlarla mücadelede samimi bilgi akışını teşvik etmek ve pişmanlık duyan failleri topluma kazandırmaktır. Yakalandıktan sonra örgütün yapısı, hiyerarşisi ve diğer mensupları hakkında kendi konumuna uygun şekilde bilgi veren, teşhislerde bulunan ve bu beyanlarını her aşamada sürdüren sanıklar bakımından verilecek ceza indirimi belirlenirken hakkaniyet ilkeleri gözetilmelidir. Sanığın sağladığı bilginin niteliği, samimiyeti ve faydalılık derecesi göz önüne alındığında indirimin üst sınıra yakın yapılması gerekirken oranının yetersiz tutulması bozmayı gerektirmiştir.

“…soruşturma ve yargılama aşamasında örgüte ne şekilde katıldığı da dahil olmak üzere örgütsel faaliyetler ve diğer örgüt üyeleri hakkında konumuna uygun kendisinden beklenilecek şekilde bilgiler veren sanık hakkında verdiği bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetildiğinde, belirlenen ceza üzerinden dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bir şekilde üst hadden indirim yapılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.”

Değerlendirme

Bu karar, ceza yargılamasında sanık ikrarının sübuta etkisi ve etkin pişmanlık indirim oranlarının belirlenmesindeki yargısal takdir yetkisinin sınırlarını göstermesi açısından önemlidir.

Yargıtay, sanığın kendi beyanlarıyla örgüt içi iletişimi kabul etmesini mahkûmiyet için yeterli bir delil alanı olarak değerlendirirken; diğer taraftan devletle iş birliği yapan ve ceza adaletine katkı sağlayan sanık lehine orantılılık ve hakkaniyet esasını vurgulamaktadır. Verilen bilginin derecesine ve samimiyetine paralel olarak indirim oranının üst sınırdan veya üst sınırı zorlayacak şekilde belirlenmesi, etkin pişmanlık kurumunun uygulanabilirliğini ve teşvik edici amacını koruyan bir yaklaşımdır.

Soruşturma Başlamadan Gönüllü İfade Veren Sanık Hakkında Şahsi Cezasızlık Sebebi Olarak Etkin Pişmanlık Uygulanması

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2021/17751 E. – 2023/2955 K., 08.05.2023 T.

Kararın Özeti

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan eski bir hakim hakkında, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma bulunmaksızın yetkili makamlara kendiliğinden başvurarak örgüt içi faaliyetlerine dair samimi, ayrıntılı ve istikrarlı bilgiler vermesi nedeniyle TCK m. 221/4-1 ve CMK m. 223/4-a uyarınca verilen “ceza verilmesine yer olmadığı” kararına karşı yapılan temyiz başvurusu incelenmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi; sanığın soruşturma olmaksızın kendi hür iradesiyle gelerek pişmanlık göstermesini şahsi cezasızlık nedeni saymış ve verilen kararı usul ile yasaya uygun bularak onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay kararında, TCK m. 221 bünyesindeki etkin pişmanlık müessesesinde ceza indirimine bağlanan haller ile şahsi cezasızlık halleri arasındaki farklar derinlemesine ele alınmıştır. Şahsi cezasızlık sebeplerinden biri olan TCK m. 221/4 ilk cümlesi kapsamında; hakkında henüz bir soruşturma başlatılmamış olan failin, herhangi bir dış zorlama, yakalanma riski veya idari baskı olmadan kendi hür iradesiyle (gönüllü olarak) resmi makamlara başvurarak örgüt yapısı ve faaliyetleri hakkında samimi, faydalı bilgi vermesi hedeflenmektedir.

Somut olayda, hakkında idari veya adli bir soruşturma açılmamışken yetkili kuruma tanık sıfatıyla dahi olsa kendiliğinden başvuran, çalışma evleri ve örgüt içi sürece dair tutarlı anlatımlarda bulunan sanığın iradesinin “legaliteye dönme” düşüncesine dayandığı kabul edilmiştir. Yakalanma müzekkeresi sonrasındaki bildirimler yalnızca indirim nedeni teşkil ederken, resmi takip öncesi hür iradeyle gerçekleşen bildirimin cezayı tamamen ortadan kaldırdığı vurgulanmıştır.

“…sanığın hakkında herhangi bir adli ve idari soruşturma bulunmadığı halde tanık olarak ifade vermek için HSK Müfettişliğine gelerek… samimi ve ayrıntılı beyanlarda bulunduğu ve devamında da tüm bildiklerini anlatıp bu beyanlarında istikrarlı ve tutarlı davrandığı… örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunan, samimi şekilde pişmanlık duyan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/4-1 inci cümlesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık saptanmamıştır.”

Değerlendirme

Bu karar, örgütlü suçlarda etkin pişmanlığın “cezada indirim sebebi” ile “şahsi cezasızlık sebebi” arasındaki ince ayrımı kesin hatlarıyla ortaya koyması bakımından oldukça değerlidir.

Ceza hukukunda gönüllülük esası; failin üzerindeki hukuki ve idari çember daralmadan, tamamen kendi içsel iradesiyle hukuk düzenine geri dönme iradesini ölçer. Yargıtay; soruşturma başladıktan ya da yakalama emri çıkarıldıktan sonra verilen bilgileri indirim kapsamında değerlendirirken, henüz hiçbir adli/idari süreç başlatılmamışken yetkili makamlara müracaat edilerek sunulan samimi beyanları tam cezasızlık sebebi saymıştır. Bu durum, örgüt mensuplarının henüz soruşturmaya uğramadan hukuk sistemine entegrasyonunu teşvik eden suç politikası amacına tam uyum sağlamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun cezası nedir?

TCK 220/1 uyarınca örgüt kuranlar veya yönetenler beş yıldan on yıla kadar, TCK 220/2 uyarınca örgüt üyeleri iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Örgüt silahlıysa bu cezalar yarı oranında artırılır (TCK 220/3).

Bir suç örgütünün varlığı için kaç kişi gerekir?

Hayır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1503 E., 2023/2591 K. sayılı kararına göre örgüte sempati duymak, ideolojisini benimsemek veya ilgili yayınları bulundurmak tek başına yeterli değildir; üyelik için süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren somut eylem ve organik bağ aranır.

TCK 220/6 hâlâ yürürlükte mi?

Hayır. “Örgüt adına suç işleme” fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından önce 26.10.2023, yeniden düzenlenen hâli ise 05.11.2024 tarihinde olmak üzere iki kez iptal edilmiş ve bugün itibarıyla uygulanmamaktadır.

7571 sayılı Kanun TCK 220’de neyi değiştirdi?

24.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun, örgüt kurma/yönetme ve üyelik cezalarını artırmış; ayrıca örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar artırılacağına ilişkin yeni bir hüküm eklemiştir.

Örgüt üyesi olmadan yardım etmek suç mudur?

Evet. TCK 220/7 uyarınca örgüte üye olmadan bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi gibi cezalandırılır; ancak bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir ve yardımın niteliğine göre ceza üçte birine kadar indirilebilir.

Örgüt yöneticisi, üyelerin işlediği her suçtan sorumlu mudur?

Evet, TCK 220/5 uyarınca örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan fail sıfatıyla sorumludur; bu sorumluluk için yöneticinin somut suça bizzat katılmış veya ayrıca talimat vermiş olması aranmaz — Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/350 E., 2023/619 K. sayılı kararında bu ilkeyi teyit etmiştir.

Etkin pişmanlıktan kimler yararlanabilir?

TCK 221 uyarınca soruşturma başlamadan önce örgütü dağıtan kurucu/yöneticiler, suça katılmadan gönüllü ayrılan veya yakalanan üyeler ile gönüllü teslim olup örgüt hakkında bilgi veren üyeler, koşullarına göre cezasızlık veya üçte birden dörtte üçe kadar ceza indiriminden yararlanabilir.

TCK 220 ile TCK 314 arasındaki fark nedir?

 TCK 220 herhangi bir suçu işlemek amacıyla kurulan örgütleri düzenlerken, TCK 314 Anayasal düzeni veya Devlet otoritesini hedefleyen, cebir/şiddet/tehdit yöntemi kullanan silahlı terör örgütlerini kapsar ve Terörle Mücadele Kanunu ile birlikte uygulanır; TCK 314’ün cezası TCK 220’ye göre daha ağırdır.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca ceza verilir mi?

vet. TCK 220/4 uyarınca örgüt kurma/üyelik suçuna ek olarak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen somut suçtan da gerçek içtima kuralı gereği ayrıca cezaya hükmolunur.

Suç örgütü ile iştirak arasındaki fark nedir?

İştirakte failler belirli bir suç için geçici olarak bir araya gelir ve suç tamamlanınca birliktelik sona erer; örgütte ise hiyerarşik yapı ve süreklilik esastır, amaçlanan suç hiç işlenmese bile örgütün varlığı cezalandırılır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2015/14637 E., 2015/4627 K. sayılı kararına göre salt sanık sayısının üçten fazla olması tek başına örgüt kabulü için yeterli değildir.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunda hangi mahkeme görevlidir?

TCK 220/1 ve TCK 220/2 kapsamındaki yargılamalar ağır ceza mahkemesinde görülür; ceza üst sınırı daha düşük olan propaganda (TCK 220/8) gibi fiiller asliye ceza mahkemesinde, fail 18 yaşından küçükse çocuk mahkemesinde görülür.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu Bakımından Sonuç

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK 220), kamu barışına karşı suçlar bölümünün hem ceza ağırlığı hem de uygulama yoğunluğu bakımından en önemli maddesidir. Bir yapının hukuken örgüt sayılabilmesi için en az üç kişi, hiyerarşi, süreklilik ve amaç suçları işlemeye elverişlilik unsurlarının birlikte bulunması gerekir; bu unsurlardan birinin eksikliği, olayın örgüt değil iştirak ilişkisi olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurabilir.

Bölümdeki diğer suç tiplerine genel bir bakış için kamu barışına karşı suçlar rehberimizi inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

6 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Fuhuş Suçu (TCK-227)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir