İçindekiler
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 213. maddesinde düzenlenmiş olup kamu barışına karşı suçlar bölümünün ilk maddesidir; belirli bir kişiye değil doğrudan topluma yönelen aleni tehditleri cezalandırır ve temel şekli için iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. Suçun silahla işlenmesi halinde ise ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
Uygulamada bu madde, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan ve belirsiz sayıda kişiyi hedef alan saldırı, patlama ya da toplu şiddet içerikli paylaşımlar bakımından gündeme gelmektedir. Ancak maddenin kapsamı ilk bakışta göründüğünden dardır: kanun hem tehdidin konusunu sınırlı biçimde saymış hem de failin belirli bir amaçla hareket etmesini aramıştır.
Bu yazıda suçun unsurlarını, cezasını, benzer suçlardan farkını, Yargıtay uygulamasını ve yargılama sürecini ayrıntılı olarak ele alıyoruz. Maddenin tam metnine Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşabilirsiniz. Somut bir olayda suç vasfının ne şekilde belirleneceği dosyaya özgü olduğundan, aşağıdaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir ve kendi durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu Nedir?
TCK 213’e göre; halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkra ise suçun silahla işlenmesi halinde cezanın, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabileceğini öngörür.
Maddenin koruduğu hukuki değer kamu barışıdır. Burada korunan, belirli bir kişinin iç huzuru veya karar verme özgürlüğü değil, toplumun genelinin güven içinde yaşama duygusudur. Bir tehdidin toplumun geniş bir kesimini hedef alması ve alenen ortaya konması, tek tek bireylerin ötesinde toplumsal düzeni sarsma potansiyeli taşır. Kanun koyucu bu nedenle fiili, kişilere karşı suçlardan ayırarak kamu barışına karşı suçlar arasında düzenlemiştir.
Suç, bir tehlike suçu olarak kurgulanmıştır. Kanun, halkın gerçekten paniğe kapılmasını, bir kaçışma yaşanmasını veya somut bir zarar doğmasını aramaz. Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.09.2024 tarihli, 2021/15878 E., 2024/6650 K. sayılı kararında, sanığın Facebook hesabından elinde silahla çektirdiği bir fotoğrafın altına “başkanlık sistemine hayır diyenleri tıpkı 15 Temmuz gibi sokaklarda bekliyor olucaz” ibaresini yazması olayında, madde metninin ve gerekçesinin incelenmesinde kamu güvenliği yönünden “açık ve yakın tehlike”nin ortaya çıkmasının bu suçun unsuru olarak düzenlenmediğini açıkça belirtmiştir. Failin, kanunda sayılan konularda alenen tehditte bulunması ve bunu halkta endişe, korku ve panik yaratma amacıyla yapması yeterlidir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunun Oluşma Şartları
Yargıtay içtihatlarında, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun oluşabilmesi için birtakım kriterler ortaya konulmuştur. Buna göre suçun oluşması için:
- Tehdidin kanunda sınırlı olarak sayılan hayat, sağlık, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığı değerlerinden birine yönelmiş olması,
- Failin fiilini alenen, yani belirsiz sayıda kişinin görebileceği veya öğrenebileceği bir ortamda gerçekleştirmesi,
- Tehdidin muhatabının belirli bir kişi değil, toplumu oluşturan belirsiz sayıda kişi (halk) olması,
- Failin bu eylemi halkta endişe, korku ve panik yaratmak özel kastıyla (amacıyla) işlemesi,
- Eylemin, somut koşullar içinde halkta gerçekten korku ve panik yaratmaya elverişli olması
gerekmektedir. Bu beş unsurdan herhangi biri somut olayda gerçekleşmemişse, eylem TCK 213 kapsamında değerlendirilemez; koşullarına göre TCK 106, TCK 170 gibi başka hükümler gündeme gelebilir.
Tehdidin Konusu: Sınırlı Sayıda Sayılan Değerler
Kanun, tehdidin hangi değerlere yönelmesi gerektiğini sınırlı biçimde saymıştır: hayat, sağlık, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı. Bu sayım örnekleyici değil, tüketicidir. Dolayısıyla bu beş başlığın dışında kalan bir değere yönelen tehdit, ne kadar rahatsız edici olursa olsun TCK 213 kapsamına girmez. Örneğin toplumun bir kesimini itibarsızlaştıracağı ileri sürülen içerikler yayınlanacağına dair aleni bir beyan, hayat, sağlık, vücut, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığına yönelmediği için bu maddeye girmeyecek; koşulları varsa başka hükümler bakımından değerlendirilecektir.
Malvarlığına yönelik tehdidin de kapsamda olması maddeyi genişletir. Belirli bir bölgedeki iş yerlerinin veya araçların yakılacağına, toplu bir yağmanın gerçekleştirileceğine dair aleni beyanlar, diğer unsurlar da varsa bu madde kapsamında değerlendirilebilir.
Hareket: Alenen Tehditte Bulunmak
Suçun hareket unsuru “tehditte bulunmak”tır. Tehdit, gelecekte gerçekleştirileceği bildirilen bir kötülüğün muhataba duyurulmasıdır. Bu bildirim sözlü olabileceği gibi yazılı, görsel veya sembolik biçimde de yapılabilir. Kötülüğün failin kontrolünde olması, yani gerçekleştirilmesinin failin iradesine bağlı görünmesi gerekir; failin elinde olmayan bir felaketin geleceğini haber vermek tehdit değildir.
Tehdidin ciddi ve korkutmaya elverişli olması aranır. Uygulamada bu “elverişlilik” testi son derece önem taşımaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.10.2025 tarihli, 2025/1532 E., 2025/7806 K. sayılı yakın tarihli kararında, sanığın Instagram hesabından “düğünde silah sıkılır, şikâyet edenin evine el bombası atarım” içerikli bir yorum yapması olayında, suçun oluşması için failin eyleminin halk arasında korku ve panik yaratmaya elverişli olması gerektiğini vurgulamıştır.
Sanığın adli sicil kaydının bulunmaması, paylaşımı yaptığı için pişman olup sildiğini beyan etmesi, ifadenin soyut ve muğlak bir zamana ilişkin olması ile hakkında herhangi bir ihbar bulunmaması hususlarının birlikte değerlendirilerek eylemin elverişli olup olmadığının tartışılması gerektiğini belirtip, bu inceleme yapılmadan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur. Bu karar, sosyal medyada sarf edilen her ağır ifadenin otomatik olarak suç oluşturmayacağını, somut olayın koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Somut koşullar içinde hiç kimsenin ciddiye almayacağı, açıkça imkânsız ya da şaka niteliğinde olduğu anlaşılan beyanlar bu unsuru karşılamaz. Elverişlilik değerlendirmesi soyut olarak değil, beyanın yapıldığı ortam, muhatap kitlenin niteliği ve içeriğin somut ifade biçimi birlikte gözetilerek yapılır.
Aleniyet Unsuru
Madde açıkça “alenen” tehditte bulunmayı arar. Aleniyet, fiilin belirsiz sayıda ve önceden belirlenmemiş kişilerin görebileceği, duyabileceği veya öğrenebileceği bir biçimde gerçekleşmesini ifade eder. Meydan, cadde, toplu taşıma aracı, stadyum gibi kamuya açık alanlarda yapılan beyanlar ile herkese açık internet ortamlarındaki paylaşımlar kural olarak bu unsuru karşılar.
Buna karşılık kapalı bir toplantıda, sınırlı ve belirli bir kişi grubuna yönelik olarak yapılan beyanlar aleniyet unsurunu karşılamaz. Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir nokta, kapalı mesajlaşma gruplarının (örneğin sınırlı üyeli bir yazışma grubu) bu unsuru karşılayıp karşılamayacağıdır: bir paylaşımın herkese açık bir hesaptan mı yoksa belirli ve sınırlı sayıda kişinin erişebildiği kapalı bir ortamdan mı yapıldığı, aleniyetin varlığını doğrudan etkiler.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.05.2023 tarihli, 2021/8361 E., 2023/3314 K. sayılı kararında, sanığın 184 SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattını arayarak görevliye “hastaneye hekim atanmadığı takdirde hastaneyi yakacağım” şeklinde beyanda bulunması olayında, telefondaki bir görevliye söylenen ve kamuya açık şekilde yayınlanmayan, doğrudan halka ulaşmayan ifadelerin kamuoyunda kitlesel bir panik oluşturmaya elverişli bulunmadığını belirterek TCK 213 kapsamında suçun oluşmadığına hükmetmiştir. Bu karar, bireysel bir iletişim kanalında sarf edilen sözlerin aleniyet unsurunu karşılamadığını somutlaştırması bakımından önemlidir; aynı olayda beyanların belirli bir kişiyi de hedef almaması nedeniyle TCK 106’daki basit tehdit suçunun da oluşmadığı kabul edilmiştir.
İnternet ortamında yapılan paylaşımlarda aleniyetin bulunup bulunmadığı, ortamın gerçekten belirsiz sayıda kişiye açık olup olmadığına göre değerlendirilir; bildirim öncesinde içeriğin erişilebilirliğinin (herkese açık hesap, üye sayısı, gizlilik ayarları gibi) somut biçimde ortaya konması, uygulamada savunma ve iddia bakımından en önemli tartışma noktalarından biridir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunda Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun failde özel bir sıfat aramaz. Bu yönüyle TCK 213, aynı bölümde yer alan ve yalnızca dini görevi bulunanların işleyebileceği TCK 219 gibi özgü suçlardan ayrılır.
Mağdur ise halkın kendisidir; yani belirsiz sayıda kişiden oluşan bir topluluk. Kanundaki “halk” tabiri, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişileri ifade eder — bu tanım, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin birden fazla kararında (örneğin 16.09.2024 tarihli, 2021/15878 E., 2024/6650 K. sayılı ve 04.03.2024 tarihli, 2021/14175 E., 2024/2011 K. sayılı kararlarında) istikrarlı biçimde tekrarlanmıştır. Suçun bu özelliği, hem maddeyi TCK 106’daki tehditten ayıran temel ölçüt hem de uygulamada en çok tartışılan yönüdür. Tehdit, belirli bir kişiye ya da önceden belirlenmiş sınırlı bir gruba yöneltilmişse, aleni bir ortamda söylenmiş olsa dahi bu madde uygulanmaz.
Bu ayrımın uygulamada nasıl yapıldığını somutlaştıran iki karar dikkat çekicidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 26.09.2023 tarihli, 2020/14536 E., 2023/6589 K. sayılı kararında, sanığın bir sanatçının açık hava halk konseri sırasında sahneye çıkıp tabanca doğrultarak “şerefsiz senin yanına kalmayacak” diye bağırması olayında, eylemin maddi anlamda tek bir kişiye (sanatçıya) yönelik görünmesine rağmen, suçun işlendiği yerin muayyen olmayan sayıda kişinin bulunduğu bir konser alanı olması gözetildiğinde eylemin halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Buna karşılık aynı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 03.05.2023 tarihli, 2022/112 E., 2023/2756 K. sayılı kararında, sanığın bir kahvehanede bulunanlara yönelik “sizi yaşatmam, hepinizi vururum” diyerek silahla bağırması olayında, tehdidin gayrı muayyen kitlelere değil somut ve sınırlı sayıda belirlenebilir kişilere (kahvehanede bulunanlara) yönelik olduğunu belirterek, eylemin TCK 213 değil TCK 106’nın ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında birden fazla kişiye karşı silahla işlenen tehdit suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, ölçütün mekânın kalabalıklığından ziyade muhatap kitlenin önceden belirlenip belirlenemeyeceği olduğu görülmektedir: konser alanındaki kitle önceden sayılamaz ve tanımlanamaz durumdayken, kahvehanedeki kişiler somut ve sınırlı bir topluluktur.
Benzer bir ayrım, sosyal medya paylaşımları bakımından da karşımıza çıkar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.09.2024 tarihli, 2021/16905 E., 2024/6645 K. sayılı kararında, sanığın Instagram hesabından, kendisine yönelik bir saldırı fotoğrafına “yine kılpayı kurtardın paçayı, hepinize öğreticez bizimle uğraşılmayacağını” şeklinde yorum yapması olayında, paylaşımın belirsiz sayıda kişiye değil doğrudan katılanın kendisine ve vücut bütünlüğüne yönelik olduğunu belirterek, sanığın TCK 213 yerine TCK 106’nın birinci fıkrasındaki tehdit suçundan cezalandırılması gerektiğine hükmetmiş; ayrıca bu suçun uzlaştırma kapsamına alındığını vurgulayarak dosyanın uzlaştırma işlemi uygulanmak üzere yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunda Manevi Unsur: Özel Kast ve Amaç
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Ancak genel kast tek başına yeterli değildir. Madde, failin fiili “halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla” işlemesini arar. Bu, ceza hukukunda özel kast (amaç veya saik) olarak adlandırılan unsurdur ve suçun en belirleyici parçasıdır. Kast kavramının genel çerçevesi için kast ve taksir yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bunun pratik sonucu şudur: alenen yapılmış ve kanunda sayılan değerlere yönelmiş bir tehdit dahi, fail bu amacı taşımıyorsa TCK 213’e girmez.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 31.05.2023 tarihli, 2021/9947 E., 2023/4014 K. sayılı kararında, sanığın Periscope adlı canlı yayın platformunda “Yarın canlı bomba olcam son yayınım isteklerinizi alalım” şeklinde yayın yapması olayında, dosyadaki dijital inceleme tutanakları, el koyma raporları ve sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde paylaşımın toplumsal panik çıkarma amacı taşımadığı, dikkat çekme amaçlı ya da kastı aşan bir beyan niteliğinde kaldığı sonucuna varılarak manevi unsurun oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını onamıştır.
Bu karar, sosyal medyada sarf edilen ağır kelimelerin varlığının tek başına yeterli olmadığını, failin gerçek amacının dosya bütünlüğü içinde araştırılması gerektiğini göstermektedir.
Amacın varlığı doğrudan failin beyanıyla değil, fiilin işleniş biçimi, kullanılan ifadeler, seçilen zaman ve mecra gibi dış dünyaya yansıyan verilerden hareketle belirlenir. Bu unsur, savunma bakımından da merkezi öneme sahiptir: fiilin gerçekleştiği kabul edilse bile, failin amacının halkta panik yaratmak olmadığının somut verilerle ortaya konulması, suçun oluşmadığı sonucuna götürebilir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunun Cezası
Suçun temel şeklinin cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Maddede seçimlik olarak adli para cezası öngörülmemiştir; ancak hâkim, temel cezayı alt sınırdan belirlediği ve kanuni indirim sebepleri uygulandığı hallerde, sonuç cezanın adli para cezasına çevrilmesi genel hükümler çerçevesinde gündeme gelebilir.
İkinci fıkra, suçun silahla işlenmesi halinde cezanın kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabileceğini düzenler. Bu ifadenin iki ayrı özelliği vardır. Birincisi, artırım sabit değil takdiridir: hâkim artırım yapıp yapmamakta ve yaptığı takdirde oranını belirlemekte serbesttir. İkincisi, artırımın ölçüsü doğrudan silahın niteliğine bağlanmıştır; silahın toplum üzerinde yaratabileceği tehlike ne kadar büyükse artırım oranı da o ölçüde yükselebilir.
Bu takdiri yapı, aynı bölümdeki bazı hükümlerden farklıdır. Örneğin TCK 217/A’nın ikinci fıkrasında ve TCK 220’nin üçüncü ile sekizinci fıkralarında ceza “yarı oranında” artırılır; yani artırım zorunlu ve orandır. TCK 213/2’de ise “yarı oranına kadar” ifadesi kullanılmıştır. Nitelikli hallerin genel işleyişi için suçun nitelikli halleri yazımıza bakabilirsiniz.
| Hâl | Ceza | Niteliği |
|---|---|---|
| Temel şekil (f.1) | 2-4 yıl hapis | — |
| Silahla işlenmesi (f.2) | Yarı oranına kadar artırım | Takdiri artırım |
| Basın-yayın yoluyla işlenmesi (md. 218) | Yarı oranına kadar artırım | Takdiri artırım |
Silah Kavramına Nelerin Girdiği
Nitelikli halin uygulanabilmesi için “silah” kavramının doğru belirlenmesi gerekir. TCK’nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde silah; ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet ile saldırı ve savunma amacıyla kullanılmaya elverişli diğer araçlar olarak geniş biçimde tanımlanmıştır. Bu tanımın genişliği, sıradan görünen bazı maddelerin dahi somut olayda silah sayılabilmesine yol açar.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 04.03.2024 tarihli, 2021/14175 E., 2024/2011 K. sayılı kararında, sanığın iki adet yakıt tankının üzerine pet şişedeki benzinle çıkıp çevredekilere “yaklaşmayın yakarım” diye bağırarak bir miktar benzin dökmesi olayında, sanığın eylemini TCK’nın 6. maddesinde bahsedilen saldırı ve savunma amaçlı olan silahtan sayılan benzinle gerçekleştirdiğini kabul etmiş ve bu nedenle cezasında TCK 213/2 uyarınca artırım yapılması gerektiğini belirtmiştir (somut olayda aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır).
Bu karar, “silah” kavramının yalnızca ateşli silahlarla sınırlı olmadığını, yanıcı ve tehlikeli nitelikteki sıvı maddelerin de somut kullanım biçimine göre silah sayılabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi ve Eleştiri İstisnası (TCK 218)
TCK 218, kamu barışına karşı suçlar bölümündeki ortak hükümdür ve md. 213 ila 217/A arasındaki suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılmasını öngörür. Burada da artırım takdiridir. Hükmün gerekçesi, basın ve yayın araçlarının yaygın etkisi nedeniyle fiilin kamu barışı üzerindeki tehlikesinin artmasıdır.
Bu artırımın gözden kaçırılması, temyiz incelemesinde bozma nedeni oluşturabilmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 05.05.2025 tarihli, 2024/26167 E., 2025/3506 K. sayılı kararında, sanığın sosyal medya hesabından bir Cumhuriyet Başsavcılığına yönelik birden fazla tarihte tehdit içerikli paylaşımlar yapması olayında, basın yayın yoluyla işlendiği anlaşılan suç bakımından TCK 218 uyarınca artırım yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesini hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.
Aynı kararda Yargıtay, sanığın farklı tarihlerdeki paylaşımlarının zincirleme suç hükümleri kapsamında TCK 213’ü oluşturduğunu, bununla birlikte bazı paylaşımların ayrıca TCK 301’de düzenlenen “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu da oluşturduğunu, bu nedenle failin her iki suçtan da (301 için soruşturma izni alınmak kaydıyla) ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir.
Maddenin ikinci cümlesi ise uygulamada en az artırım kadar önemlidir: haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bu hüküm, bir olayın haber değeri taşıyan yönlerinin aktarılmasını, bu aktarım sırasında tehdit içerikli ifadelere yer verilmiş olsa dahi cezalandırma dışında bırakır. Örneğin toplumu hedef alan bir tehdidin gerçekleştiğini haber olarak duyuran bir yayın, tehdidi benimsemediği ve haber verme sınırlarını aşmadığı sürece bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Bu istisnanın sınırı, aktarımın haber verme amacını aşarak fiilin bizzat işlenmesine dönüşüp dönüşmediğidir. Değerlendirme, yayının bütünü, başlık ile içerik arasındaki uyum ve sunum biçimi birlikte gözetilerek yapılır.
TCK 106’daki Tehdit Suçu ile Farkı
Uygulamada en sık karışan iki hüküm TCK 213 ile TCK 106’daki tehdit suçudur. İkisi arasındaki temel fark mağdurun yapısındadır. TCK 106’da tehdit belirli bir bireye yöneltilir ve korunan hukuki değer o kişinin iç huzuru ile karar verme özgürlüğüdür. TCK 213’te ise tehdit belirsiz sayıda kişiden oluşan halka yöneltilir ve korunan değer kamu barışıdır.
Bu farkı somutlaştırmak gerekirse: bir kişiye, kalabalık bir ortamda dahi olsa doğrudan yöneltilen “sana zarar vereceğim” nitelikli bir beyan TCK 106 kapsamındadır; buna karşılık belirli bir hedef kişi göstermeksizin, herkese açık bir mecrada “falanca bölgedeki insanlara zarar verilecek” biçiminde ortaya konan ve toplumu korkutmayı amaçlayan beyan TCK 213 kapsamında değerlendirilir. Bu ayrımın önemi, tehdidin failin iletme kastıyla mağdura ulaştırılmış olmasını da gerektirmesindendir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.11.2017 tarihli, 2015/272 E., 2017/493 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, tehdit fiilinin oluşabilmesi için failin korkutucu içerikli beyanının mağdurun yüzüne karşı ya da ona ulaştırılması amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir; iletme kastı bulunmayan sözlerin başkaları tarafından mağdura aktarılması tehdit suçunu oluşturmaz. TCK 213 bakımından da fiilin alenen ortaya konması, “halkın” bir şekilde bundan haberdar olabilecek konuma getirilmesi anlamına geldiğinden, bu ilke kıyasen önem taşır.
İkinci önemli fark şikâyet bakımındandır. TCK 106’nın bazı hâlleri şikâyete tabiyken, TCK 213 kapsamındaki suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Üçüncü fark aleniyettedir: TCK 106 aleniyet aramazken, TCK 213’te aleniyet zorunlu bir unsurdur. Dördüncü fark ise özel kasttır; TCK 106 halkta panik yaratma amacı aramaz. Beşinci fark uzlaştırmadır: TCK 106’nın birinci fıkrasındaki basit tehdit suçu uzlaştırma kapsamındayken (yukarıda aktarılan 2021/16905 E. sayılı kararda da bu husus vurgulanmıştır), TCK 213 uzlaştırma kapsamı dışındadır.
| Ölçüt | TCK 106 (Tehdit) | TCK 213 |
|---|---|---|
| Mağdur | Belirli birey | Halk (belirsiz sayıda kişi) |
| Korunan değer | Kişi hürriyeti, iç huzur | Kamu barışı |
| Aleniyet | Aranmaz | Zorunlu unsur |
| Özel amaç | Aranmaz | Korku ve panik yaratma amacı |
| Şikâyet | Bazı hâllerde gerekir | Gerekmez (resen) |
| Uzlaştırma | Basit hâlde kapsamdadır | Kapsam dışıdır |
TCK 170 (Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması) ile Farkı
TCK 213, kişisel olmayan bir tehlikeyi düzenlemesi bakımından TCK 170’te yer alan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla da yakından ilişkilidir ve uygulamada zaman zaman karıştırılmaktadır. TCK 170/1-c, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan kişiyi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır.
Bu iki hüküm arasındaki temel ayrım, failin eyleminin bir “tehdit” niteliği taşıyıp taşımadığındadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.10.2021 tarihli, 2018/447 E., 2021/491 K. sayılı kararında bu ayrım ayrıntılı biçimde ortaya konmuştur. Kararda, sanığın husumetli olduğu mağdurun darbedilip baygın vaziyette bırakılmasından bir süre sonra, olay yerinden yaklaşık 120 metre uzaklıktaki iş yerinin önünde herhangi bir söz söylemeden ruhsatsız tabancasıyla havaya iki el ateş etmesi olayı değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, tehdit suçunun oluşabilmesi için failin korkutucu içerikli eylemini mağdurun yüzüne karşı veya ona ulaştırılması amacıyla gerçekleştirmesi gerektiğini, iletme kastı bulunmayan eylemlerin mağdura başkaları aracılığıyla ulaşmasının tehdit suçunu oluşturmayacağını vurgulamış; somut olayda sanığın herhangi bir söz söylemeden, mağdurun bulunmadığı bir yerde ateş etmesi nedeniyle iletme kastının bulunmadığını, bu nedenle tehdit suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığını, ancak kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda ateş edilmesi nedeniyle eylemin TCK 170/1-c kapsamında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.
Bu karardan çıkan sonuç şudur: TCK 213 bakımından da fail belirli bir kişiyi ya da halkı hedef alarak bir “kötülük bildirimi” yapmalıdır; buna karşılık failin, kimseyi hedef almaksızın yalnızca çevrede genel bir tedirginlik yaratacak şekilde silahla ateş etmesi gibi, muhataba yönelik bir bildirim niteliği taşımayan eylemler TCK 170 kapsamında kalabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ayrıca TCK 170/1. maddesindeki suçun, belli bir amaç ve hedef gözetilmeksizin işlenen kasıtlı bir suç olduğunu; belli bir amaç ve hedef güdüldüğü hallerde bu maddenin uygulanmayacağını belirtmiştir — bu ölçüt, TCK 213’teki özel kast (halkta panik yaratma amacı) ile TCK 170’in genel kastı arasındaki sınırı da açıklığa kavuşturmaktadır.
| Ölçüt | TCK 170/1-c | TCK 213 |
|---|---|---|
| Fiilin niteliği | Silahla ateş etme/patlayıcı kullanma (somut tehlike) | Alenen tehditte bulunma (bildirim) |
| Muhataba bildirim/iletme kastı | Aranmaz | Aranır (tehdidin halka ulaştırılması) |
| Özel amaç | Aranmaz (belli hedef varsa madde uygulanmaz) | Halkta korku/panik yaratma amacı zorunlu |
| Ceza | 6 ay – 3 yıl hapis | 2 – 4 yıl hapis |
Benzer Suçlarla İlişkisi: TCK 214 ve TCK 217/A
TCK 213, aynı bölümdeki iki maddeyle yakın ilişki içindedir. Bunlardan ilki halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) suçudur. İki madde arasındaki yapısal benzerlik dikkat çekicidir: her ikisi de failin halk arasında endişe, korku veya panik yaratma amacıyla (saikiyle) hareket etmesini arar ve her ikisinde de fiilin alenen işlenmesi gerekir. Ayrım, fiilin niteliğindedir. TCK 213’te ileriye dönük bir kötülük bildirilir; TCK 217/A’da ise gerçeğe aykırı bir bilgi yayılır. Ayrıca TCK 217/A, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını da açıkça arar; TCK 213’te böyle bir elverişlilik şartı metinde yer almaz.
İkinci ilişki suç işlemeye tahrik (TCK 214) suçuyladır. TCK 214’te fail, başkalarını suç işlemeye yöneltir; fiili bizzat gerçekleştireceğini bildirmez. TCK 213’te ise fail, kötülüğü kendisinin (veya kontrolündeki kişilerin) gerçekleştireceği izlenimini verir. Aynı beyan hem başkalarını harekete geçirme hem de toplumu korkutma niteliği taşıyorsa, hangi maddenin uygulanacağı beyanın bütünü ve failin amacı gözetilerek belirlenir; bu durumda suçların içtimaı kuralları da devreye girebilir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Suç, netice aranmayan bir tehlike suçu olduğu için teşebbüse elverişliliği öğretide tartışmalıdır. Tehdit içeren beyan aleni hale geldiği anda suç tamamlanır; halkın bundan haberdar olup olmaması veya paniğe kapılıp kapılmaması sonucu değiştirmez. Buna karşılık, hazırlanan bir içeriğin failin iradesi dışında yayımlanamaması gibi, hareketin bölünebildiği hallerde teşebbüsün mümkün olabileceği savunulmaktadır.
İştirak
Suça iştirak genel hükümlere tabidir. Tehdit içeren beyanı birlikte hazırlayan ve yayan kişiler müşterek fail; beyanı hazırlayan ancak yayma fiilinde bulunmayan ya da faile yardım eden kişiler ise duruma göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Ayrıntılar için şeriklik yazımıza bakabilirsiniz.
İçtima
Aynı amaç doğrultusunda farklı zamanlarda tekrarlanan tehdit paylaşımları, koşulları varsa zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilebilir; nitekim yukarıda aktarılan 05.05.2025 tarihli, 2024/26167 E., 2025/3506 K. sayılı kararda Yargıtay, farklı tarihlerdeki paylaşımları zincirleme suç kapsamında tek bir TCK 213 suçu olarak nitelendirmiştir.
Tehdit edilen fiilin ayrıca gerçekleştirilmesi halinde ise TCK 213 ile gerçekleştirilen suç arasında gerçek içtima kuralları uygulanır; her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Aynı fiille hem belirli bir kişinin hem de halkın tehdit edildiği hallerde farklı neviden fikri içtima gündeme gelebilir; aynı kararda sanığın bazı paylaşımlarının ayrıca TCK 301’i oluşturması nedeniyle gerçek içtima kuralları uyarınca her iki suçtan cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir.
Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar
Suçun temel cezasının üst sınırının dört yıl olması, sonuç ceza iki yıl veya altında kaldığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi kurumlarını gündeme getirebilir. Bu kurumların uygulanabilmesi için kanunda aranan diğer şartların da (sabıka durumu, kişilik özellikleri, zararın giderilmesi gibi) birlikte bulunması gerekir.
Ancak silahla veya basın-yayın yoluyla işlenme nedeniyle artırım uygulanması halinde sonuç ceza bu sınırların üzerine çıkabilir; uygulamada temel cezanın alt sınırdan (2 yıl) uzaklaştığı ve nitelikli hal artırımı yapılan dosyalarda bu kurumlar için elverişli bir alan kalmayabileceği gözden kaçırılmamalıdır.
Temel cezanın belirlenmesinde TCK 61 uyarınca fiilin işleniş biçimi, kullanılan araçlar, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve failin kastının yoğunluğu gözetilir. Failin geçmişte benzer bir suçtan mahkûm olması halinde tekerrür hükümleri uygulanabilir. Ayrıca somut olayın koşullarına göre ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler de değerlendirilir; bu bağlamda failin akıl sağlığına ilişkin savunmaların da somut tıbbi delillerle desteklenmesi gerekir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.09.2024 tarihli, 2021/16905 E., 2024/6645 K. sayılı kararında, sanığın hükümet konağı merdivenlerinde bıçak sallayıp küfürler ederek kolluğun uyarılarına rağmen eylemini sürdürmesi olayında, akıl hastalığı bulunduğuna dair herhangi bir aşamada savunma yapılmaması, temyiz dilekçesinde bu konuda rapor sunulmaması ve adli sicil kaydında akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen bir güvenlik tedbiri bulunmaması hususlarını birlikte değerlendirerek, soyut nitelikteki akıl sağlığı itirazını yerinde görmemiş ve mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Suç şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet Başsavcılığı fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Bu nedenle bir ihbardan veya şikâyetten vazgeçilmesi soruşturmayı sona erdirmez. Şikâyet kurumunun genel işleyişi için ilgili Şikâyet yazımıza bakabilirsiniz.
Cezanın üst sınırı dört yıl olduğundan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; internet üzerinden işlenen fiillerde yer bakımından yetki, paylaşımın yapıldığı ve erişildiği yer gibi ölçütlere göre belirlenir. Fail on sekiz yaşından küçükse yargılama çocuk mahkemesinde yapılır.
Dava zamanaşımı süresi, cezanın üst sınırı dikkate alınarak TCK 66 uyarınca sekiz yıldır. Mahkûmiyet halinde ceza zamanaşımı süreleri ise TCK 68’e göre belirlenir. Suçun tamamlanma anı, tehdit içeren beyanın aleni hale geldiği andır; zamanaşımı da bu andan itibaren işlemeye başlar.
Sürecin İşleyişi ve Savunma
Bu tür soruşturmalar çoğunlukla bir ihbar veya kolluğun resen tespiti üzerine başlar. İnternet üzerinden işlendiği ileri sürülen fiillerde, içeriğin tespiti, hesabın kime ait olduğunun belirlenmesi ve dijital materyal incelemesi soruşturmanın merkezinde yer alır; nitekim yukarıda aktarılan kararların büyük çoğunluğunda açık kaynak araştırma raporu ve dijital inceleme tutanakları hükme esas alınmıştır. Bu aşamada erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması gibi tedbirler de gündeme gelebilir.
Savunma bakımından üzerinde durulması gereken başlıklar genellikle şunlardır: beyanın gerçekten bir tehdit niteliği taşıyıp taşımadığı ve korkutmaya elverişli olup olmadığı; tehdidin kanunda sayılan beş değerden birine yönelip yönelmediği; fiilin aleni sayılıp sayılamayacağı; hedefin belirli bir kişi mi yoksa halk mı olduğu; ve en önemlisi, failin halkta endişe, korku ve panik yaratma amacını taşıyıp taşımadığı. İnternet dosyalarında ayrıca hesabın gerçekten şüpheliye ait olup olmadığı ve içeriğin bütünlüğü teknik yönden tartışılabilir.
Bu değerlendirmelerin tamamı somut dosyanın içeriğine bağlıdır. İfade işlemine çağrıldığınızda ya da hakkınızda böyle bir soruşturma başlatıldığını öğrendiğinizde, ilk ifadeden önce bir avukatla görüşmeniz sürecin doğru yönetilmesi bakımından önem taşır. İstanbul ceza avukatı olarak yürüttüğümüz çalışmalar hakkında bilgi alabilirsiniz. Yargılamanın genel işleyişi için ceza mahkemeleri ve ceza yargılamasında taraflar yazılarımız yol gösterici olabilir.
Bu Nitelikte Bir Tehditle Karşılaşanlar Ne Yapabilir?
Toplumu hedef alan bir tehdit paylaşımıyla karşılaşan kişiler, suç şikâyete tabi olmadığı için doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluğa ihbarda bulunabilir. İhbar için mağdur sıfatının bulunması gerekmez; fiili öğrenen herkes bildirimde bulunabilir.
İnternet ortamındaki içeriklerde, bildirimden önce içeriğin tarih ve bağlantı bilgisini de gösterecek biçimde kaydedilmesi delil bakımından yararlı olur. İçeriğin kısa sürede silinebileceği düşünüldüğünde bu adım önemlidir. Tehdidin aynı zamanda belirli bir kişiye de yöneldiği hallerde, o kişi bakımından ayrıca TCK 106 kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekebilir. Böyle bir durumda haklarınızın kapsamını bir avukatla birlikte belirlemeniz yerinde olacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun cezası nedir?
TCK 213/1 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun silahla işlenmesi halinde ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir; bu artırım zorunlu değil takdiridir. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde ise TCK 218 uyarınca ceza yine yarı oranına kadar artırılabilir.
Sosyal medyada yapılan bir paylaşım bu suçu oluşturur mu?
Herkese açık bir sosyal medya hesabından yapılan paylaşım aleniyet unsurunu kural olarak karşılar. Ancak suçun oluşması için bu yeterli değildir: paylaşımın hayat, sağlık, vücut, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığına yönelik ciddi bir tehdit içermesi, failin halkta endişe, korku ve panik yaratma amacıyla hareket etmiş olması ve eylemin somut koşullar içinde bu sonucu doğurmaya elverişli olması gerekir. Yargıtay, elverişlilik unsurunun her paylaşımda ayrıca tartışılması gerektiğini vurgulamaktadır.
TCK 213 ile TCK 106 arasındaki fark nedir?
Temel fark mağdurdadır. TCK 106’da tehdit belirli bir bireye yöneltilir ve o kişinin karar verme özgürlüğü korunur. TCK 213’te ise tehdit belirsiz sayıda kişiden oluşan halka yöneltilir ve kamu barışı korunur. Ayrıca TCK 213 aleniyet ile halkta panik yaratma amacını zorunlu unsur olarak arar, şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamı dışındadır.
TCK 213 ile TCK 170 (genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması) arasındaki fark nedir?
TCK 170, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde silahla ateş etmek veya patlayıcı kullanmak gibi somut tehlike doğuran fiilleri cezalandırır ve bir bildirim (tehdit) niteliği aramaz. TCK 213 ise failin, halka yönelik bir kötülüğü gerçekleştireceğini bildirmesini, yani tehdidin halka ulaştırılması amacıyla (iletme kastıyla) hareket etmesini gerektirir. Fail kimseyi hedef almadan yalnızca çevrede tedirginlik yaratacak şekilde hareket ederse, koşullarına göre TCK 170 gündeme gelebilir.
Bir kişiye yönelik gibi görünen bir tehdit, kalabalık bir ortamda söylenirse TCK 213 mi oluşur?
koşullarına bağlıdır. Yargıtay içtihadında, muhatap kitlenin önceden belirlenip belirlenemeyeceği ölçüt alınmaktadır. Konser gibi kimin bulunduğu önceden tanımlanamayan kalabalık bir alanda tek bir kişiye yönelik gibi görünen bir tehdit dahi TCK 213 kapsamında değerlendirilebilirken, kahvehane gibi sınırlı ve somut bir topluluğa yönelik tehdit TCK 106 kapsamında birden fazla kişiye karşı işlenmiş tehdit olarak nitelendirilebilir.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır. TCK 213 kapsamındaki suç şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Bu nedenle ihbardan vazgeçilmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.
Bu suç uzlaştırma kapsamında mıdır?
Hayır. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu uzlaştırma kapsamı dışındadır. Buna karşılık, aynı olayda eylemin TCK 106’nın birinci fıkrasındaki basit tehdide dönüşmesi halinde (örneğin mağdurun belirli bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda) o suç uzlaştırma kapsamına girebilir.
Halkta gerçekten panik oluşmazsa suç oluşmaz mı?
Suç bir tehlike suçudur; halkın gerçekten paniğe kapılması aranmaz. Kanun, failin bu amacı taşıyarak alenen tehditte bulunmasını yeterli görür. Ancak beyanın somut koşullar içinde korkutmaya elverişli olması gerekir; hiç kimsenin ciddiye almayacağı nitelikteki beyanlar bu unsuru karşılamaz.
Silahla işlenme her zaman cezayı artırır mı?
Hayır, artırım hâkimin takdirindedir ve zorunlu değildir. Ayrıca “silah” kavramı yalnızca ateşli silahlarla sınırlı değildir; Yargıtay içtihadında, somut olayın koşullarına göre benzin gibi yanıcı maddelerin de TCK’nın 6. maddesindeki geniş silah tanımı kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmiştir.
Kapalı bir mesajlaşma grubunda yapılan paylaşım aleniyet unsurunu karşılar mı?
Kural olarak hayır. Aleniyet, belirsiz sayıda ve önceden belirlenmemiş kişilerin içeriğe erişebilmesini gerektirir. Sınırlı üyeli, kapalı ve özel bir gruptaki paylaşım bu unsuru karşılamayabilir. Buna karşılık, herkese açık bir hesaptan yapılan veya sınırsız sayıda kişinin katılabildiği bir ortamdaki paylaşım aleniyet unsurunu kural olarak karşılar.
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün müdür?
Sonuç cezanın iki yıl veya altında kalması ve kanunda aranan diğer şartların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Suçun silahla veya basın-yayın yoluyla işlenmesi nedeniyle artırım uygulanırsa sonuç ceza bu sınırın üzerine çıkabilir. Somut olayınızdaki durumu avukatınızla değerlendirmenizi öneririz.
Zamanaşımı süresi ne kadardır ve ne zaman başlar?
Dava zamanaşımı süresi TCK 66 uyarınca sekiz yıldır. Süre, tehdit içeren beyanın aleni hale geldiği, yani suçun tamamlandığı andan itibaren işlemeye başlar. İnternet üzerindeki paylaşımlarda bu an, içeriğin ilk kez erişime açıldığı tarihtir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu Bakımından Sonuç
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu (TCK 213), kanunda sayılan değerlere yönelen aleni bir tehdidin, halkta endişe, korku ve panik yaratma amacıyla ortaya konmasını iki yıldan dört yıla kadar hapisle cezalandırır. Suçun sınırlarını belirleyen üç ölçüt öne çıkar: tehdit konusunun sınırlı sayıda sayılmış olması, aleniyet ve özel kast. Bu unsurlardan birinin dahi bulunmaması halinde fiil bu maddeye girmez.
Bölümdeki diğer suç tiplerine ilişkin genel bir bakış için kamu barışına karşı suçlar rehberimizi inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


3 Yorumlar