İçindekiler
Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçu Nedir? (TCK 113)
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu, cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kamu faaliyetinin yürütülmesinin veya bir kişinin kamu hizmetlerinden yararlanmasının engellenmesidir. Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 113. maddesinde düzenlenen bu suç iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir, suçun konusu sağlık hizmeti ise bu ceza altıda biri oranına kadar ayrıca artırılır ve vatandaşın kamu hizmetlerine eşit ve kesintisiz biçimde erişebilmesini güvence altına alır.
Hastaneden okula, belediye hizmetlerinden çağrı merkezlerine, sınır kapılarından sulama tesislerine kadar geniş bir alanı kapsayan bu suçta, eylemin gerçekten TCK 113’ü mü yoksa başka bir suçu mu (örneğin görevi yaptırmamak için direnmeyi) oluşturduğu büyük önem taşır; zira Yargıtay uygulamasında pek çok mahkûmiyet kararı, kamu faaliyetinin fiilen kesintiye uğradığı somut olarak gösterilemediği için bozulmaktadır.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz.
Yasal Düzenleme ve Korunan Hukuki Değer
TCK 113’e göre, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; bir kamu faaliyetinin yürütülmesine ya da kamu kurumlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında verilen (yahut kamu izniyle sunulan) hizmetlerden yararlanılmasına engel olunması hâlinde fail iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2022 yılında 7406 sayılı Kanun’la maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, suçun konusunun sağlık hizmeti olması hâlinde verilecek ceza altıda biri oranına kadar artırılır. Bu ekleme, son yıllarda sağlık çalışanlarına ve hizmetine yönelik müdahalelerin artması karşısında getirilmiş özel bir koruma niteliğindedir. Suçla korunan değer, hem bireyin kamu hizmetlerinden yararlanma hakkı hem de kamu düzeni ve kamu faaliyetlerinin kesintisiz yürütülmesidir.
Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçunun Unsurları
Fail ve Mağdur
Bu suçun faili herkes olabilir; kanun fail bakımından özel bir nitelik aramaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise kamu hizmetlerinden yararlanması engellenen kişidir. Suç aynı zamanda kamu düzenini de koruduğundan, ilgili kamu kurumu da suçtan zarar gören sıfatıyla sürece katılabilir.
Ancak kurumun davaya katılan sıfatını kazanması otomatik değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/8348 Esas, 2023/21022 Karar sayılı ilamında, suça konu aracın sahibi olan büyükşehir belediyesine duruşma davetiyesi gönderilmediği için belediyenin yargılamadan yöntemince haberdar edilmediğini, buna karşılık doğrudan zarar görmeyen bir başka şikâyetçinin usule aykırı biçimde katılan kabul edilmesinin ona kanun yoluna başvurma hakkı kazandırmayacağını vurgulamıştır. Bu karar, kamu kurumunun sürece taraf olabilmesi için gerçekten doğrudan zarar görmüş olması ve usulüne uygun tebligat yapılması gerektiğini gösteren pratik bir örnektir.
Maddi Unsur (Fiil)
Suç, seçimlik (serbest) hareketli bir suçtur ve iki ayrı seçenek içerir: bir kamu faaliyetinin yürütülmesini engellemek ya da kamu hizmetinden yararlanmayı engellemek. Bu seçeneklerden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Ancak suçun oluşması için engellemenin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla yapılması şarttır; bu unsurlardan hiçbiri yoksa suç oluşmaz. Ayrıca Yargıtay’a göre eylem, kamu faaliyetini fiilen engellemeye ya da bir süreliğine de olsa ara verdirmeye elverişli olmalı ve bu amaçla yapılmalıdır. Örneğin acil serviste bulunan serumların kullanılamaz hâle getirilmesi, kamu faaliyetini engellemeye yönelik bir eylemdir.
Suçun tehditle işlendiği ve mahkûmiyetle sonuçlanan somut bir örnek, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/32673 Esas, 2023/11723 Karar sayılı ilamına konu olaydır. Bu olayda sanık, kendisine rapor yazılmasını kabul etmeyen doktora “Rapor yazmazsan muayeneden çıkmayacağım, gerekeni yaparım.” diyerek tehditte bulunmuş ve 45 dakika boyunca muayene odasından çıkmayarak sağlık kurumunun hizmetini fiilen aksatmıştır. Yargıtay, mahkemenin bu eylemi TCK 113 kapsamında değerlendirip mahkûmiyet kararı vermesinde hukuka aykırılık görmeyerek hükmü onamıştır. Bu karar, “elverişlilik” ve “fiilen engelleme” şartlarının somut olarak nasıl gerçekleştiğini gösteren nadir bir mahkûmiyet örneğidir.
Manevi Unsur (Kast)
Suç kasten işlenir; failin, kamu faaliyetini veya hizmetten yararlanmayı engelleme bilinç ve iradesiyle hareket etmesi gerekir. Başka bir amaçla yapılan her eylemde otomatik olarak bu suç oluşmaz; bu nedenle failin amacı (saiki) her olayda titizlikle değerlendirilir. Yargıtay içtihadında bu ayrımı somutlaştıran birden fazla örnek bulunmaktadır:
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/41496 Esas, 2024/16129 Karar sayılı kararında, sanığın kaymakamlık adına kendi köyünde çalışan bir iş makinesini işi bitince başka köye gitmesini engelleyerek üç saat kadar alıkoyması olayını incelemiştir. Sanığın amacı iş makinesinin hazır köydeyken kendi köyündeki başka bir yolu da yapmasını sağlamak olduğundan, Yargıtay kamu hizmetini sabote etme kastının bulunmadığı, aksine bir kamu hizmetinden faydalanma saikiyle hareket edildiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
- Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/831 Esas, 2023/17168 Karar sayılı kararında, tarlasının su basmasını önlemek için sulama kanaletinin priz kapağını kapatan ve bu suretle diğer çiftçilerin sulama suyundan yararlanmasını engelleyen sanık hakkındaki beraat kararını onamıştır; zira sanığın amacı kamu hizmetini engellemek değil kendi zararını önlemek olduğundan özel kast unsuru oluşmamıştır.
Amirin Talimatıyla Hareket Eden Kamu Görevlisi veya Şirket Çalışanının Durumu: Kamu hizmetini fiilen kesintiye uğratan kişi, bir üstünün talimatıyla hareket eden bir görevli veya çalışan olabilir; bu durumda kastın kimde arandığı ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/35424 Esas, 2024/11547 Karar sayılı kararında, dağıtım şirketi çalışanı sanıkların kendilerine iletilen hatalı bir liste doğrultusunda abonelerin elektriğini kestiği bir olayda, sanıkları görevlendiren ve talimat veren amirler hakkında ayrıca soruşturma başlatıldığını, bu soruşturmanın sonucu araştırılıp sanıkların hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Bu karar, hiyerarşik bir talimatla hareket eden kişinin kastının, talimatı veren kişinin sorumluluğundan bağımsız olarak ayrıca incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
Cezası ve Sağlık Hizmetine İlişkin Artırım (2026)
Suçun temel cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Suçun konusu sağlık hizmeti ise bu ceza altıda biri oranına kadar artırılır (TCK 113/2). Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez. Ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya hapis cezasının ertelenmesi gündeme gelebilir. Bu kurumların somut dosyanızda uygulanıp uygulanmayacağı cezanın miktarına ve diğer şartlara bağlıdır.
Mahkûmiyet kararlarında TCK 53 uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma da gündeme gelmektedir; nitekim incelenen içtihatların bir kısmında mahkûmiyet, TCK 62 (takdiri indirim) ve TCK 53 hükümleriyle birlikte kurulmuştur. Bu hak yoksunlukları, kamu görevinde bulunma, seçme-seçilme gibi hakları geçici olarak etkileyebildiğinden, kamu görevlisi veya memuriyet adayı olan kişiler bakımından cezanın miktarı kadar bu ek sonuçların da değerlendirilmesi önemlidir.
Sağlık hizmetine yönelik olaylarda dahi “fiilen engelleme” şartının aranacağını gösteren bir örnek, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/34596 Esas, 2023/16434 Karar sayılı ilamıdır. Bu olayda alkollü olan ve herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan sanık, 112 acil çağrı merkezinden ısrarla ambulans istemiş, kendisini hastaneye götürmek istemeyen sağlık personeline hakaret etmiştir.
Yargıtay, hakaret suçundan verilen mahkûmiyeti onarken, kamu hizmetinin engellenmesi suçu yönünden ambulans ekibinin faaliyetinin ne şekilde kesildiği veya durduğu açıklanıp tartışılmadan verilen mahkûmiyeti hukuka aykırı bularak bozmuştur. Bir başka deyişle, sağlık personeline yönelik saygısız veya yersiz bir talep tek başına TCK 113/2’yi tetiklemez; kurumun hizmetinin somut olarak aksadığının gösterilmesi gerekir.
Nitelikli Halleri (TCK 119 Ortak Hüküm)
TCK 113’ün kendi içinde sağlık hizmetine ilişkin artırım dışında ayrı bir nitelikli hâli yoktur; cezayı artıran diğer hâller ortak hüküm olan TCK 119’da düzenlenmiştir. Buna göre suçun; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle (imzasız mektup veya özel işaretlerle), birden fazla kişiyle birlikte, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Ayrıca TCK 119/2 uyarınca, suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
Eylemin belirli bir süre içinde farklı tarihlerde tekrarlanması hâlinde TCK 43’teki zincirleme suç hükümlerinin gündeme gelebileceği de gözden kaçırılmamalıdır. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/27507 Esas, 2020/1974 Karar sayılı kararında, sanığın iki yıl içinde farklı tarihlerde aynı aile sağlığı merkezine gelerek ilaç yazdırma meselesi yüzünden görevli personelle sorunlar yaşadığı bir olayda, ilgili kurumun faaliyetinin bu tekrarlanan eylemler karşısında ne şekilde kesildiği veya durduğu yeterince açıklanmadan verilen mahkûmiyeti bozmuştur; bu karar, tekrarlanan eylemlerde dahi her bir olayda “fiilen engelleme” neticesinin ayrı ayrı ortaya konması gerektiğini teyit etmektedir.
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Temel hâl | TCK 113/1 | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Suçun konusunun sağlık hizmeti olması | TCK 113/2 | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olan temel ceza altıda biri oranına kadar artırılır |
| Silahla, tanınmayacak hâle koyarak, birden fazla kişiyle, suç örgütü korkutuculuğundan yararlanarak veya kamu görevi nüfuzu kötüye kullanılarak işlenmesi | TCK 119 (ortak hüküm) | Ceza bir kat artırılır |
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (TCK 265) ile Farkı
Uygulamada en çok karıştırılan konu, bu suç ile “görevi yaptırmamak için direnme” suçu (TCK 265) arasındaki ayrımdır. Yargıtay’a göre temel fark şudur: TCK 265, doğrudan kamu görevlisinin icra ettiği göreve fiilen direnmeye odaklanırken; TCK 113, hizmetin yürütülmesini veya hizmetten yararlanmayı hedef alan engellemeyi kapsar.
Olayın merkezinde “görev icrası” mı yoksa “hizmet” mi olduğuna bakılır; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/6006 karar sayılı kararında bu ayrımı bu şekilde ortaya koymuştur. Tek bir eylemle her iki suçun da gündeme geldiği durumlarda ise fikri içtima kuralı (TCK 44) uygulanır ve en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur.
Bu ayrımın usule de yansıyan bir sonucu vardır: mahkeme, iddianamede yer almayan bir suçtan hüküm kuramaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/831 Esas, 2023/17168 Karar sayılı kararında, sulama kanaleti olayında katılan vekili sanığın tanığa yönelik sözleri nedeniyle TCK 265’teki görevi yaptırmamak için direnme suçunu da işlediğini ileri sürmüş, ancak Yargıtay, 5271 sayılı Kanun’un 225. maddesi gereğince iddianamede gösterilmeyen bir fiilden dolayı yargılama yapılamayacağını, dosyada bu suçtan açılmış bir dava bulunmadığını belirterek bu talebi reddetmiştir. Cebir ve tehdit kavramları için Cebir Suçu (TCK 108) ve Tehdit Suçu (TCK 106) yazılarımıza bakabilirsiniz.
Teşebbüs ve “Fiilen Engelleme” Şartı
Bu suça teşebbüs mümkündür; engelleme hedeflenen sonuç gerçekleşmeden eylem yarıda kalırsa teşebbüs hükümleri uygulanır. Burada kritik nokta, suçun tamamlanması için kamu faaliyetinin fiilen kesilmesi, durması veya belli bir süre ara verilmesinin gerekmesidir. Yargıtay içtihadıyla bu şartın somut olarak nasıl denetleneceğine ilişkin bazı kriterler ortaya konulmuştur:
- Failin cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışta bulunmuş olması gerekir; bu unsurlardan hiçbiri yoksa inceleme burada sona erer.
- Bu davranış sonucunda ilgili kamu kurum veya kuruluşunun faaliyetinin tamamen kesilmesi, durmuş olması veya belli bir süre ara verilmiş olması gerekir.
- Bu netice, kararda somut ve denetlenebilir gerekçeyle (kurumun hangi işleyişinin, ne kadar süreyle, nasıl aksadığı gösterilerek) ortaya konmalıdır; soyut “meşgul etti” veya “engelledi” tespiti yeterli değildir.
- Failin bu neticeyi isteyerek veya bilerek hareket etmiş olması, yani kastının doğrudan bu sonuca yönelik olması aranır.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2022/1670 Esas, 2024/15325 Karar sayılı ve 26.11.2024 tarihli kararında, ihtiyacı olmadığı hâlde 155 Acil Çağrı Merkezini arayarak meşgul eden sanık hakkında verilen mahkûmiyeti, çağrı merkezinin faaliyetinin fiilen nasıl durduğu veya kesintiye uğradığı açıklanıp tartışılmadığı gerekçesiyle bozmuştur; aynı kararda sanığın hakaret suçundan mahkûmiyeti ise onanmıştır.
Bir hattı meşgul etmek idari yaptırım (Kabahatler Kanunu m.40/A, asılsız ihbar) veya ayrı bir suç (hakaret gibi) doğurabilir, fakat sistemin tamamen çökertilmediği veya diğer vatandaşların hizmet alması fiilen engellenmediği sürece TCK 113’ten hapis cezası verilemez. Güncel Yargıtay kararları ile ceza davalarında savunma oluşturmak için ceza avukatından destek alabilirsiniz.
Toplumsal Olaylarda ve Gösterilerde Kamu Hizmetinin Engellenmesi
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu, bireysel eylemler kadar toplu gösteri, protesto veya eylem niteliğindeki olaylarda da gündeme gelebilmektedir. Bu tür dosyalarda Yargıtay, failin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı gibi anayasal bir hakkı kullanıp kullanmadığını, kamu faaliyetini engelleme kastının bulunup bulunmadığından ayırarak incelemektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/29238 Esas, 2024/9733 Karar sayılı ve 04.07.2024 tarihli kararında, sınır kapısı gümrük sahasının önüne araçlarını park ederek belli bir süre eylem yapan sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükmünü incelemiştir. Sanıkların, sınır kapısında yaşadıkları mağduriyetleri yetkililere duyurmak amacıyla belirli saatler arasında eylem yaptıkları ve yetkililerle görüşülerek eylemin sona erdirildiği anlaşılınca, Yargıtay bu eylemin temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kapsamında olduğunu, kamu kurumunun faaliyetini engelleme kastının bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyeti bozmuştur.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/8789 Esas, 2022/21945 Karar sayılı kararında, bir üniversite yerleşkesinde düzenlenen “Alternatif Nevruz Kutlaması” sırasında yaşanan olaylar nedeniyle eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi ile kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçlarından açılan davada, eylemlerin üzerinden sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin geçtiğini tespit ederek kamu davalarının düşürülmesine karar vermiştir.
Bu örnekte olduğu gibi, eylem doğrudan bir okul veya üniversitedeki eğitim faaliyetini hedef alıyorsa ayrıca TCK 112’de düzenlenen Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi Suçu (TCK-112) gündeme gelebilir; iki suç aynı olayda birlikte de değerlendirilebilmektedir.
Bu kararlar, bir protesto veya toplu eylem sırasında kamu hizmetinin fiilen aksaması hâlinde dahi, failin amacının kamu kurumuna zarar vermek mi yoksa anayasal bir hakkı (toplantı, ifade özgürlüğü, dilekçe hakkı) kullanmak mı olduğunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir; bu değerlendirme, TCK 113’ün aradığı özel kastın somut olayda bulunup bulunmadığını doğrudan etkilemektedir.
Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçunda Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Şikâyet: Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir.
Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Uygulamada bu süre pek çok dosyada fiilen tükenmektedir: Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/8348 Esas, 2023/21022 Karar sayılı kararında olay tarihinden temyiz incelemesine kadar sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek kamu davasının düşürülmesine karar vermiş; aynı şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/15365 Esas, 2024/1188 Karar sayılı kararında da sanığın savunma tarihinden itibaren sekiz yıllık sürenin geçtiğini belirleyerek davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmetmiştir. Bu örnekler, yargılama süreci uzadığında zamanaşımının maddi hukuktaki tartışmanın önüne geçebildiğini göstermektedir.
Görevli Mahkeme: Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Kanun yolu bakımından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir nokta, istinaf incelemesinden geçen bazı hükümlerin artık temyiz edilemeyecek olmasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/4048 Esas, 2024/17731 Karar sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesince kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi ve tehdit suçlarından verilen kararların, 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğunu ve temyiz incelemesine tabi bulunmadığını belirterek bu suçlara ilişkin temyiz istemini reddetmiştir; aynı dosyada yalnızca hakaret suçundan kurulan hüküm temyiz incelemesine konu edilebilmiştir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Yukarıdaki içtihatlar bir arada değerlendirildiğinde, yerel mahkeme kararlarının Yargıtay tarafından bozulmasına yol açan hatalar belirli kalıplara oturmaktadır:
- Netice unsurunun somutlaştırılmaması: Kararda yalnızca “hattı meşgul etti”, “engel oldu” gibi soyut ifadelerle yetinilip kurumun faaliyetinin ne kadar süreyle, hangi yönden aksadığının açıklanmaması — 155 hattı, 112 ambulans ve aile sağlığı merkezi kararlarında tekrar eden ortak hata budur.
- Saikin (amacın) araştırılmaması: Failin eylemi kamu hizmetini sabote etmek için mi yoksa başka bir kamu hizmetinden (veya kendi hakkından) faydalanmak için mi yaptığının incelenmemesi — iş makinesi ve sulama kanaleti kararlarında bu eksiklik bozma nedeni sayılmıştır.
- Anayasal hak kullanımının gözden kaçırılması: Toplu eylem, protesto veya dilekçe hakkı kapsamındaki davranışların doğrudan “engelleme” olarak nitelendirilmesi, failin amacının ayrıca sorgulanmaması.
- İddianame dışına çıkılması: Yalnızca TCK 113’ten açılmış bir davada, iddianamede yer almayan TCK 265 gibi başka bir suçtan değerlendirme yapılmaya çalışılması.
- Talimatla hareket eden görevlinin kastının ayrıca incelenmemesi: Bir üstün talimatıyla hareket eden kamu görevlisi veya şirket çalışanının kastının, talimatı verenin sorumluluğundan bağımsız olarak değerlendirilmemesi.
Savunma stratejisi kurulurken bu beş noktanın dosyada nasıl ele alındığının incelenmesi, hem sanık hem de mağdur/katılan tarafı için belirleyici olabilmektedir.
Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçu Bakımından Değerlendirme
Görüldüğü üzere kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu (TCK 113), özellikle görevi yaptırmamak için direnme suçuyla sınırı, “fiilen engelleme” şartı ve failin gerçek amacının (saikinin) tespiti bakımından teknik bir alandır.
Eylemin hangi suça gireceği, sağlık hizmetine ilişkin artırımın uygulanıp uygulanmayacağı ve fikri içtima kurallarının nasıl işleyeceği, karşılaşacağınız cezayı kökten değiştirebilir. İster şüpheli ya da sanık olun, ister mağdur; sürecin başında profesyonel hukuki destek almak hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. İstanbul’da yürütülen ceza davaları hakkında daha fazla bilgi için İstanbul Ceza Avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun cezası nedir?
Temel hâlde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Suçun konusu sağlık hizmeti ise ceza altıda biri oranına kadar artırılır (TCK 113/2); silahla, birden fazla kişiyle veya kamu görevi nüfuzu kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde (TCK 119) ceza bir kat artırılır.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır, şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu ile görevi yaptırmamak için direnme suçu arasındaki fark nedir?
TCK 265 (görevi yaptırmamak için direnme), doğrudan kamu görevlisinin icra ettiği göreve fiilen direnmeye odaklanır; TCK 113 ise hizmetin yürütülmesini veya hizmetten yararlanmayı hedef alan engellemeyi kapsar. Olayın merkezinde “görev icrası” mı yoksa “hizmet” mi olduğuna bakılır. Tek bir eylemle her iki suç da gündeme gelirse fikri içtima kuralı uygulanır ve en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur. Ayrıca mahkeme, iddianamede yer almayan bir suçtan (örneğin sadece TCK 113 davası açılmışken TCK 265’ten) hüküm kuramaz.
Sağlık hizmetine yönelik engelleme neden ayrıca artırılır?
2022 yılında 7406 sayılı Kanun’la eklenen TCK 113/2 uyarınca, suçun konusu sağlık hizmeti olduğunda ceza altıda biri oranına kadar artırılır. Bu ekleme, sağlık çalışanlarına ve hizmetine yönelik müdahalelere karşı özel bir koruma niteliği taşır. Ancak bu artırımın uygulanabilmesi için de kurumun faaliyetinin fiilen aksadığının gösterilmesi gerekir; salt sağlık personeline yönelik yersiz talep veya rahatsız edici davranış tek başına yeterli değildir.
Bu suça teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Engelleme hedeflenen sonuç gerçekleşmeden eylem yarıda kalırsa teşebbüs hükümleri uygulanır. Ancak suçun tamamlanması için kamu faaliyetinin fiilen kesilmesi, durması veya belli bir süre ara verilmesi gerekir; bu somut sonuç açıklanmadan verilen mahkûmiyet kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunda uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır, bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.
Bu suçta görevli mahkeme hangisidir?
Bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.
Hangi davranışlar bu suçu oluşturur?
Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla; bir kamu faaliyetinin yürütülmesine ya da kamu kurumlarında veya kamu izniyle sunulan hizmetlerden yararlanılmasına fiilen engel olunması bu suçu oluşturur. Örneğin acil serviste bulunan serumların kullanılamaz hâle getirilmesi ya da bir doktoru tehditle 45 dakika boyunca muayene odasından çıkmaya zorlamak, kamu faaliyetini fiilen engellemeye yönelik eylemlerdir. Buna karşılık salt bir çağrı merkezini meşgul etmek veya kamu hizmetinden faydalanma amacıyla hareket etmek, kurumun faaliyeti somut olarak kesintiye uğramadıkça bu suçu oluşturmaz.
Bu suçta HAGB veya cezanın ertelenmesi mümkün müdür?
Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez; ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya cezanın ertelenmesine karar verilebilir.
Bu suçta HAGB veya cezanın ertelenmesi mümkün müdür?
Cezanın alt sınırı iki yıl olduğundan hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilemez; ancak koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) veya cezanın ertelenmesine karar verilebilir.
Protesto veya toplu eylem sırasında kamu hizmetinin aksaması bu suçu oluşturur mu?
Her olayda ayrıca değerlendirilir. Yargıtay, bir toplu eylemin anayasal bir hakkın (toplantı, dilekçe hakkı gibi) kullanımı kapsamında kaldığı ve failin amacının kamu kurumuna zarar vermek değil bir talebi duyurmak olduğu durumlarda, TCK 113’ün aradığı özel kastın oluşmadığına hükmedebilmektedir. Buna karşılık eylem, kurumun faaliyetini gerçekten ve kasten durduracak nitelikteyse suç oluşabilir.
Amirin talimatıyla hareket eden bir kamu görevlisi veya şirket çalışanı bu suçtan sorumlu tutulabilir mi?
Bu durum ayrıca incelenir. Yargıtay, hatalı bir talimat doğrultusunda hareket eden çalışanların kastının, talimatı veren kişinin sorumluluğundan bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmekte; talimatı verenler hakkında ayrı bir soruşturma yürütülüyorsa bunun sonucunun beklenmesini de hukuka uygunluk denetiminin bir parçası saymaktadır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum